Bakara Suresi 85. ayeti kerim:
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Yani ellerindeki kitap Allahu Teâlâ'nın söylediklerine şahitlik ediyor. Ve sizin de elinizde olduğuna göre bu kitap siz de buna şahitsiniz diyor. Evet, ne güzel söylüyor. Siz de buna şahitsiniz. 85. ayet-i kerime bu ondan daha uzun. Bu misakı kabul eden sizler. Şimdi hepten saçmaladı.
Açılışı ama. Ayet değil haşa. Ayet bize yol gösterir. Bunlar ilim olmadığı için burada yanlış yamalak anladıkları şekilde açıyorlar. Yani Allahu Teâlâ'yı kendi akıllarına sığdırarak bu şekilde mana vermeye çalışıyorlar. Nasıl oluyor da böyle mana veriyor? Çünkü bunların batıni bir ilmi yok. Zahiri alimler batını kabul etmezler. Batıni ilim yoktur der. Halbuki ilim ikidir. Hem zahiri hem batıni. Eğer batına ilim yoksa peygamberlerin de ilimleri yok demektir. Peygamberler kendilerinden uydurdu demektir. Çünkü peygamberleri bizzat Allah vahiy yoluyla öğretir. Ayetleri gönderir. Alimlere de nefsini ıslah etmiş, nefs-i raziyeye çıkmış, ilmel yakîn olan insanlara da ayetlerin meallerini o insanlara nakşetmek suretiyle, anlatmak suretiyle onları yetiştirir.
Evet, dünyada hocası yok. Ne oldu şimdi? Bu ilmi buldu. Nasıl buldu? Batıni olarak buldu. İşte zahirci mürekkep yaladım ben. Yirmi sene, otuz sene ilim yaptım ben. Ben sıralarda dirsek çürüttüm. Mürekkep yaladım ben diye benlikle batınî ilmi kabul etmez. (?) Allahu Teâlâ'nın insanlara hakkı göndermesine rağmen aklıyla hitap edip batıl yolları kabullenir. batılı hakkın üzerine atmaya çalışır. Hak geldi, batıl zail oldu ayet-i kerimesinin manasını idrak edemez. Evet. O hak geldi, batıl zail oldu ayet-i kerimesini kendi aklına göre ayeti şümüllendirir. Aklına göre bir hüküm verir. O hükme göre hükmü ayete uydurur.
Karşısındaki insanın fikrini seninki bu batıldır, buna uymuyor der. Evet. Halbuki kendisi de ayet-i kerimeyi bilmiyor. Manasını bilmiyor. Eğer bilseydi burada bak bunu böyle açmazdı. Ne diyor burada? Bu misakı kabul eden sizler. Burada ne oluyor biliyor musun? Bu kadar kelamıyla Misakı nerede bağladı? Elestü bi-Rabbiküm hitabında misak bağlandı. Biz onlardan ahit aldık diyor. Nefislerine karşı şahit tuttuk ve sizin Rabbiniziz dedik diyor. Bu durumda bu ahdi hiçbir kimse bozamayacağına göre Allahu Teâlâ bunlardan da misakı bağladığına göre Allah kuvvetle misakı bağlayamadı ve Allah'ın bağlamış olduğu o kuvvetli sandığı misakı insan aklı Allah'ın aklının üstüne çıktı ve o misakı bozdu.
Mana bu. Ben uydurmuyorum bunu. O manaya geliyor. Bu misakı kabul eden sizler verdiğiniz sözü tersine birbirinizi öldürüyorsunuz diyor. Öyle. Verdi fakat ben tanımıyorum onu diyor. Ben öldürürüm bunu diyor. Adamları öldürmeyeceklerdi ya. O ahdi bozdu. Halbuki onun ahdinde bu efendim Allah'a isyan yatıyor ve o ahdinin karşılığında senaryosunu Elestü bi Rabbiküm hitabında yazdırdı. Artist olarak dünyaya geldi. Yazdırmış olduğu senaryonun artistliğini yapıyor dünyada. Allahu Teâlâ da ona fiili icraatlarla yapacağı işin karşılığında arzu ve isteğine göre sebepler halk ediyor. O kişi de fiili icraatlerle işlemiş olduğu, efendim fiili icraatlerle kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlıyor.
Bu ayet-i kerimeye göre ya şöyle söyleyelim, şu açılışa göre açılışı bir daha okuyalım size. Bu misakı kabul eden sizler verdiğiniz sözün tersine birbirinizi öldürüyor. aranızda bir zümreyi yurdundan çıkarmayı kötülük ve düşmanlıkla onlara karşı birleştiriyorsunuz diyor. Bunlar misakı bozuyorlar. Ahdamıştı ya. E şimdi burada ahdin bozulmayacağını Allahu (?) Teâlâ şu ayet-i kerimesiyle de bize bildiriyor. Taha suresinin 134. ayet-i kerimesini çok güzel idrak etmek lazım. İnsan sinesine sindirmesi lazım. Onları diyor bir bir azapla helak etseydik. Ama ne diyor? Kur'an'dan önce Kur'an'dan önce onları biz bir azapla helak etseydik.
Kim bunlar? Kur'an'dan önce ne demek? İnsanlar dünyaya gelmeden biz onlarla ahitleştiğimiz zaman onların ahdine, isteğine arzusuna göre muratlarını yazdığımız zaman bunların ne olduğunu biliyoruz. Biz sizi bu arzu ve isteğinize göre sizi nar-ı cehenneme atsaydık, bize şöyle söylerdiniz diyor: Bize peygamberler ve kitaplar gönderseydin, şu aşağılık rüsvaylığa düşmeyecek olmasaydınız diyor Bu alemleri size (?) göndermezdim. Şimdi bu nedir? Allahu Teâlâ'ya hiçbir kimse sorgu sual soramayacak. Allah'ın Allah'lık sıfatı. Bu ayet-i kerimenin asıl öz manası Allahu Teâlâ Elestü bi-Rabbiküm hitabında insan suretinde o üç bölük insana yaratmış olduğu tüm insanlara hitap ediyor ve insanların karşısında insan suretinde tıpatıp insan suretinde görünüşünden dolayı Belki beni bu şekilde görüp benim yarattığıma, yani insan şeklinde görüp yarattığıma inanamadılar.
Ben bunlara ayrıyeten bir dünya yaratayım, ben bunları o dünyaya göndereyim. Zatımın görünmediği bir alemde bunlara ben peygamberlere de kitaplar göndereyim. Yine bunlar bu işi işleyecekler ama bana hiçbir eksiklik atfedemeyecekler. İşte Allah'ın büyüklüğü de bu zaten. (?) Sırf bu kelam için bu alemleri yarattı. Evet.
Ne diyor? Onları yurtlarından çıkararak sizlere haram olduğu halde hem çıkarıyor hem de size esirler olarak geldiklerinde fidye verip onları kurtarıyor kurtarıyorsanız kurtarıyorsunuz diyor. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inkar mı ediyorsunuz? Sanki Allah bilmiyor bunu. Sizden öyle davrananların cezası kıyamet gününde de, kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yaptıklarınızdan asla gafil değildir. Doğru bunlar çok yerleri doğru ama o kısımlar yanlış. Şimdi burayı bakıp ben size doğrusunu açayım şimdi burada. Sonra sizler o kimselersiniz ki içinizden bir cümleyi yurtlarından çıkarıp aleyhinde zulüm ve düşmanlıkla birleşerek yardımlaşıyorsunuz.
Eğer onlar esir olup size gelirlerse fidye karşılığında esir muamelesi yaparsınız da yine onları yurtlarında kalmasına müsaade etmezsiniz.
Halbuki onların yurtlarından çıkarılması size haram kılınmıştı. Bu durumda siz Tevrat'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar ediyorsunuz. Allahu Teâlâ biliyor, onlara hitap ediyor. Şimdi sizden ahdimi dinlemeyenlerin cezası ancak dünyada rüsvaylık ve bayağılık. Dünyada rüsvaylık ve bayağılık. Kıyamette en şiddetli azabı azaba atılmaktır. Allah yaptıklarınızdan asla gafil değildir diyor. Şimdi burada güzel de bir kelam var.
Dünyada diyor yaptıklarınıza karşılık rüsvaylık ve bayağılık var diyor. Şimdi size burada bu ayetin karşılığında bir ayet söyleyeceğim.
Ne diyor bir yerde? Yanlış açılan ayeti söyleyeceğim. Biz sizi yani İsrailoğullarını alemler üzerine şerefli yarattık. Bunu noktalamışlar. Onun için İsraililer kendilerini insanların efendisi kabul ederler.
Peki, sen bunu böyle açıyorsun.
İsrailoğullarını alemler üzerine şerefli yarattı.
O şerefli yaratılma demek, bu insanlar hiçbir şekilde Allah'ın emirlerinin dışına çıkmazlar. Her ne kadar eksik yaratılmışlarsa da Ufak tefek hatalarla beraber Allah'a asi olmadıkları için Allah'ın güzide kulları manasına gelir. Zaten kendilerinde böyle kabulleniyorlar. E peki eğer bu ayetin manası yani İsrailoğulları alemler üzerine şerefliyse, biz onları lanetledik dediği zaman Allahu Teala'nın bir kelamı bir kelamına ters düşmez mi? Halbuki Allahu Teâlâ ezelde ve evvelde ne dediyse ebedde de odur. Allah bir kelamını diğer bir kelamla tekzip etmez. Burada da ne güzel söylüyor. Ne diyor? İşte buradan çıkıyor zaten.
Şimdi sizden ahdimi dinleyemeyenlerin cezası ancak dünyada rüsvaylık ve bayağılık. Peki şerefli yaratılana rüsvaylık ve bayağılık olur mu? Şerefli yaratılmış. Onun da bir makamı var. Bugün milletvekili, efendime söyleyeyim, hakaret ediyor. Bilmem, küfür ediyor. Kimse bir şey söyleyemiyor. Milletvekilliği var. Kırk bin kişi, elli bin kişi onu vekil seçmiş. Evvela onu, efendim, Tezdeke veriyorlar. (?) Efendim eğer haksız görüyorlarsa üstünden vekilliğini kaldırıyorlar. Ondan sonra onu hesaba çekiyorlar. E peki alemler üzerine şerefli yaratılmışsa Allahu Teâlâ Benî İsrail kavminin (?) şerefini üzerinden kaldırdı ama lanetledi.
Böyle bir ayet var mı?
Allahu Teâlâ'nın ayetleri birbirini tekzip eder. (?) Fakat öküzün altında buzağı arayan insanlar veyahut da ben alimim deyip de dünya hevasına kapılıp madde karşılığında para kazanmak için yalan yanlış ayetleri açan insanlar akıllarına göre böyle fetva verirlerse İslam'ı hurafeye çevirmeye çalışırlar. Ama İslamiyet her iki yüz senede beş tane hal değiştirir. İslamiyet ve bu beş hal içerisinde insanlar kendilerinin nasıl bir insan olduklarını çok güzel ispatlarlar. Birinci de kırk yılda batılın girmesi, ikinci kırk yılda batılın temizlenmesi, üçüncü kırk yılda İslam'ın zirvede kalması, dördüncü kırk yılda İslam'ın gerilemesi, beşinci kırk yılda tekrar batılın girmesi.
Evet. İki yüz sene. Bu Allahu Teâlâ bunlar oyun oynar. Kendilerini ispatlar. Allahu Teâlâ da ayet-i kerimesine göre onlar ağızlarını fırmayalarıyla Allah'ın nurunu söndüreceklerini mi zannettiler? (?) Allah nurunu kıyamete kadar devam ettirecek. Burada yanlış bir ayet daha var. Açılan bir ayet daha var. Allah nurunu kıyamete kadar tamamlayacak diyor. Şimdi kıyamete kadar tamamlayacak dediğimiz zaman kelamlara çok dikkat etmek lazım. Tamamlayacak dediği zaman din eksiktir. Kıyamete kadar dinini tamamlayacak. Manasına da gelir. Ama kıyamete kadar devam ettirecek dediği zaman inned dine (?) indallahil İslam, indim dediğin İslam'dır. (?) Ve en tekamül bir şekilde hiçbir şekilde daha ne buna bir eksiklikle de bir ilave yapılmayacağı bir şekilde Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'i dini İslam üzere efendim dünyaya Resulullah Efendimiz'e bütün alemlere göndermiştir.
Bu durumda ayetler kelimeler içerisinde mana değiştiriyor. Bu manalara çok dikkat etmek lazım.