Bakara Suresi 179. ayeti kerim;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Bakara suresinin 26. sayfasında 179. ayet-i kerime Yanlışını hep ilk başta zaten devamlı yanlışını okuyoruz. Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınasınız diyor. Olaya bak burada, muhakkak kelimesi geçiyor. 179. (?) ayet-i kerimesi. Evet, diyor Umulur ki. Halbuki lealle kelimesinin manasını idrak (?) edebilselerdi Allahu Teâlâ'yı böyle sıfatlamazlardı. Ne diyor? Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız. Allah kişinin geleceğini bilmiyor. Eğer sen kısas olursan kişiler de kısas olacağını bilir. (?) Ola ki insanlar kısastan yani bu suç işlemekten vazgeçerler.
Halbuki ta ki ta ki suç işlemekten sakınmasına sakınasınız. Suç işlemekten sakınasınız. Yani o yaşayanlar içerisinde, alemde kim suç işleyecek, kim zina edecek, kim bu zinaya açık olmasına rağmen ondan kendini koruyacak. Yıldırıcı bir ceza çünkü. Ölüm cezası. Medeni kanunda, nasıl medeni bir kanunsa, eğer medeniyet hayvanlar gibi birbirleriyle çiftleşeceklerse, hayvanlar gibi, medeniyet eğer hayvanlar gibi edep yerlerine açıp saçacaksa, böyle bir insanın yaşantısına medeniyet denecekse Allahu Teâlâ böyle bir medeniyete, insanın bu gibi medeniyetine onlar yeryüzünde gezen dört ayaklılar gibidir dediği ayet-i kerimesinin karşılığındaki insan durumuna düşer.
Evet.
Ey akıl sahipleri kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız diyor. Allah'ı aldı. Kendi kafasına denk getirdi. Allah kendi kafasına göre konuştu. Ona göre mana verdi burada.
Ey akıl sahipleri! Niye akla hitap ediyor Allahu Teâlâ? Niye akla hitap ediyor? Efendim, neredeydi o? Burada.
Evet, niye Allahu Teâlâ akla hitap ediyor? Aklı insanın eğriyi ve doğruyu anlayabilecek şekilde yarattı, insana verdi. Eğer insan aklı eğriyi ve doğruyu ayırt edemeyecek bir kapasiteye mazhar katsaydı Allahu Teâlâ sıfatlanırdı. (?) Beni ayırt edecek bir durum yoktu ki diyebiliriz. Lakin lakin eğriyi doğru anlayabiliriz aklımızla.
Fakat doğruyu anladığımız takdirde doğruyu işittiğimiz takdirde kıyas yaptığımız zaman hakikaten ben bunu böyle biliyormuşum ya bu yanlışmış deyip doğruya dönmüyor muyuz? Dönüyoruz. İşte her akıl doğruyu bilici. Bilici yani doğru anlatıldığı zaman yanlıştan hükümlenmiş olsam bile hemen doğruya dönmen icap eder. Şimdi bu ayetler yanlış açılmış. Biz de bunların doğrularını anlatıyoruz. Biz de diyoruz ki bu kitabı yazanlar 84 milyon insana hitap edenler gelin bu yanlıştan vazgeçin bunları doğrularıyla bu insanlara anlatın Allah'ın rahmetine nail olun böyle devam ettiğiniz müddetçe Allah'ın gazabı sizin üzerinizde olacaktır yarın mahkeme-i kübrada hesabı ağır olacaktır.
Doğruyu bilmiyor musunuz? Biliyorsunuz. Nereden biliyorsunuz? Benim anlattıklarımdan. Peki ben yanlışsam niçin beni doğruya davet etmiyorsunuz?
Sen vazifeliysen, din-i İslam'ı anlatmakla vazifeliysen ben de yanlış anlatıyorsam senin vazifen beni ikna etmen değil mi?
Bak bu adam çok güzel Allah'a müştakım hep yanlış yanlış anlatıyor. (?) İslamiyet bu mu? Niye demiyorsun bana? Niçin beni hakka davet etmiyorsun? Niçin ayetleri doğru olarak bana anlatmıyorsun da doğruyu bilmene rağmen ki biliyorum idrak ediyorsun. Çünkü Allah size güzel bir akıl vermiş. Belli bir mevkiye gelmişsiniz. Hakkı anlatılınca evvelden öğrenmiş olduğunuz hurafelerden imtina ettiğinizden de farkındayım. Yani imtina ettiğinizi de biliyorum. Yanlışlarla hükümlenmediğinizi, onlarla da uzakta kalacağınızı biliyorum. Lakin bununla doğru anlattıklarından hükümlenemiyorsunuz. Çünkü birbirinizle sıkı sıkı bağlısınız, birbirinizle ihtilafa düşmek istemiyorsunuz ve bu doğruların hakiki membanı onlara karşındakini anlatacak bir ilme sahip değilsiniz.
Bu durumda da böyle gelmiş, böyle gider deyip bu şekilde devam ederseniz büyük bir sorumluluk içerisinde bulunursunuz.
Ey akıl sahipleri kısasta sizin için hayat vardır ta ki suç işlemekten sakınasınız diyoruz.