Bakara Suresi 260. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 15 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Bakara Suresi 260. ayeti kerime; (Yanlış açılmış şekli)- İbrahim Rab’bine Ey Rab’bim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rab’bi ona. Yoksa inanmadın mı? dedi. İbrahim; Hayır inandım, kalbimin mutmain olması için görmek istedim dedi. Öyle ise dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra da onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah Aziz’dir, Hakîm’dir. (Doğru Açılmış Şekli)- İbrahim Rab’bine Ey Rab’bim! Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster, demişti. Rab’bi ona. Dirilmenin nasıl gerçekleştiğini görmeni arzuladığını biliyorum dedi. İbrahim; kalbimin mutmain olması için (görmek istedim) dedi. Öyle ise dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra (kesip parçala), her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonrada onları kendine çağır; koşarak sana gelirler. Bil ki Allah Aziz’dir, Hakîm’dir.

Videonun metni

Anlattık herhalde onları. Dersimize geçiyoruz. 43. sayfada 260. ayet-i kerime yanlış açılmış. 61'de yanlış açılmış ya. Burayı bir anlatalım. Yanlışı nerede? Ben size sorayım. Ben size sorayım. Yanlış nerede?

İbrahim Rabbine ey Rabbim Ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster diyor. Bu yanlış açılan ayeti okuyorum. İyi dinleyin. Bakalım yanlışı bulabilecek misiniz?

İbrahim Rabbine ey Rabbim ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster demişti. Rabbi ona yoksa inanmadın mı dedi. İbrahim hayır inandım. Kalbimin mutmain olması için görmek istedim dedi.

Öyleyse dört tane kuş yakala onları yanına al sonra kesip parçala. Her dağın başına onlardan bir parça koy sonra da onları kendine çağır. Koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azizdir, hakimdir.

Şimdi, elinizde belki bizim yazmış olduğumuz mealler vardır. Burada size sormayalım. Ben açayım burayı, iyi dinleyin.

Der ki, ölüyü nasıl dirilttiğini bana göster. Doğru. Rabbi ona yoksa inanmadın mı dedi. Burası hurafe. Niye hurafe?

Karşısına Allahu Teâlâ'yı karşısına insan gibi alıyor. Allahu Teâlâ da onun inanıp inanmadığını bilmiyor. Ona soruyor yoksa inanmadın mı?

İbrahim hayır inandım. Bak. Yani Allahu Teâlâ'nın bir peygamberinin neye inanıp inanmadığını, kalbinden nelerin geçtiğini bilmeyecek kadar efendim Allahu Teâlâ'yı böyle gaflet içerisinde sıfatlayarak burada bunu bu şekilde açıyorlar. Yoksa inanmadın mı? Yok, inandım. Karşılıklı senden benden konuşur gibi. Halbuki bak orası nasıl? Ben size okuyayım burada. Ölünün nasıl dirildiğini bana göster demişti. Rabbi de ona dirilmenin nasıl gerçekleştiğini görmeni arzuladığını biliyorum diyor. Bak ne güzel. Ne diyor? Dirilmenin nasıl gerçekleştiğini görmeni arzuladığını biliyorum diyor. Peki burada ne diyor? Burada senle ben karşılıklı oturmuşuz.

Bir an sonrasında ne olacağını bilmiyoruz. İnsanın ne duygular içerisinde olduğunu bilmiyoruz. Beraber Allah'la kulu bu şekilde konuşuyor. Nasıl konuşuyor? Yoksa inanmadın mı dedi. İbrahim hayır inandım. Kalbimin mutmain olması için görmek istedim dedi. Şimdi yoksa inanmadın mı? Hayır inandım. Benim birisine bir şey sorup diye. Ya bunu böyle yapmadın mı? Hayır yaptım. Yahut yapacağım gibi. Efendim birbirlerine böyle insan şekline sokup aynı kapasiteye, insanın aklı kapasitesine getirip o şekilde konuşturuyor. Halbuki bu alemlerin sahibi. Kıyamete kadar gelecek tek canlı yok ki onun ne yapacağını bilmeyelim ayet-i kerimesine dikkat edin.

Ne demiş İbrahim Aleyhisselam?

Dirilmenin nasıl gerçekleştiğini görmeni arzuladığını biliyorum dedi Allahu Teâlâ Hazreti İbrahim Aleyhisselam'a. İbrahim kalbimin mutmain olması için görmek istedim dedi. Mahcubiyetini söylüyor bu sefer. O Allahu Teâlâ'nın bildiğini, onun kalbinlerine geçtiğini biliyor da. (?) Orada mahcubiyetiyle ne diyor Hz. İbrahim Aleyhisselam? Efendim, İbrahim kalbimin mutmain olması için görmek istedim dedi. Öyleyse dört tane kuş yakala, onları yanına al, sonra kesip parçala, her dağın başına onlardan birer parça koy, sonra da onları kendine çağır. Koşarak sana gelirler. Bil ki Allah azizdir, hakimdir.

Evet. Allah yaratıcıdır. Neyi nasıl bildiğini bilir, nasıl yapacağını bilir.

Geçen gün televizyonda açmam ya televizyonu böyle canım sıkıldığı zaman Diyanet'in, Diyanet'ten mi artık? Başka bir yerden mi? Bilemiyorum. Herhalde Diyanet olsa gerek herhalde.

Şeyden anlatıyor. Hikmetten. Hikmeti anlatıyor. Herhalde Diyanet değildi.

Hikmeti kendi kafasına sığdırmış. Ayeti doğru söylüyor. Biz kime hikmet verirsek ona hayır veririz diyor. Neymiş bu? Ayete dikkat edin. Biz kime hikmet verirsek ona hayır veririz. Tutuyor hikmeti. Biz diyor hikmeti diye insanlara anlatmamız lazım diyor. Hikmeti. Emr-i bi'l-maruf var diyor. Emr-i bi'l-marufu hikmetle bağdaştırıyor. Allahu Teâlâ'nın hikmeti kime verirse ben ona hayır veririm diyor. Emr-i bi'l-marufla hikmeti bağdaştırıyor. Hikmet nedir bilir misin sen hikmeti? Bilmediğin şeye niye parmak basarsın? Hikmet Allahu Teâlâ'nın belli bir seviyeye gelmiş o insanın Allah indinde belli bir seviyeye gelmiş olan insanın arzusunun karşılığındaki olacak olayı ona anlatması onun hikmeti.

Hikmeti ve cibesi ne diyor? (?) Adam anlatıyor mesela şu şu şöyle olursa böyle olur diyor. İşte Allahu Teâlâ'ya bilemediği bir şeyin arzusunu efendim Rabbimize bildirmesi Rabbimizin de ona o hikmeti yani o işin iç yüzünü anlatması. Buna hikmet denir. Sen hikmeti emr-i bi'l-marufla karıştıracak kadar efendim bilgisizsen oraya çıkıp ne anlatıyorsun sen orada?

İşte hep böyle yanıldık hep. Hep böyle bizi karıştırdılar. Önüne gelen çıktı anlattı. Önüne gelen çıktı anlattı. Kimse neyin ne olduğunu bilmiyor. Dini hurafelere çevirdiler. Evet.