Bakara Suresi 272. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 15 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Bakara Suresi 272. ayeti kerime; (Yanlış açılmış şekli)- Onları hidayete erdirmen senin üzerine borç değildir, lakin Allah dilediğini doğru yola iletir. Hayırdan her ne tasadduk ederseniz kendi nefsiniz için vermiş olursunuz. Zaten siz Allah’ın rızası için verirsiniz. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa, karşılığı size tam olarak verilir ve siz zulme uğratılmayacaksınız. (Doğru Açılmış Şekli)- Onları hidayete erdirmen senin üzerine borç değildir, lakin Allah’tan dileyene hidayet nasip olur. Hayırdan her ne tasadduk ederseniz kendi nefsiniz için vermiş olursunuz. Zaten siz Allah’ın rızası için verirsiniz. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa, karşılığı size tam olarak verilir ve siz zulme uğratılmayacaksınız.

Videonun metni

diyoruz. Onları hidayete erdirmen senin üzerine borç değildir. Diyor Allahu Teâlâ. Evet. Yanlış olan ayeti okuyorum ama. Yanlış olan ayeti okuyacağım.

Sonra bunu sizlere açacağım. Yanlışında nerede olduğunu bildireceğim.

Onları hidayete erdirmen senin üzerine borç değildir. Lakin Allah dilediğini doğru yola iletir deyince burada dilediği, Allah'ın dilediği insanlar üzerinde efendim iradeyi kaldırıp da kendisi bir daha insan üzerinde iradeyi kullanmaz. Allahu Teâlâ niçin kullanmaz? Çünkü Elestü bi-Rabbiküm hitabında insanlarla ahitleşti. Onların arzu ve muratlarını kendilerine kader olarak yazdı. Bu durumda insanları dünyaya kendilerini nasıl bir insan olduklarını ispatlamak için etle kemiğe bürüdü. Zahiren bedenle görünümünü sağladı. Bu durumda dünya aleminde yapmış olduğumuz tüm arzu ve isteklerimizle, kendi irademiz içerisinde vermiş olduğumuz hükümlerle biz sevap ve günah alırız.

Bu durumda bizim üstümüzde Allahu Teâlâ'nın dilemesi yoktur. Eğer şayet olmuş olsaydı Allahu Teâlâ sıfatlanırdı, kimisini kafir, kimisini Müslüman yaratmış olurdu. Evet, hayırdan her ne tasadduk ederseniz kendi nefsiniz için vermiş olursunuz, bu da doğru. Şu baştaki bir cümleyi daha açalım. 45. sayfa, 272. ayet-i kerime. Açığa açığa gidelim bunları. Onları hidayete erdirmen senin üzerine borç değildir. Niye? Borç değildir. Çünkü her insan lahut aleminde Allahu Teâlâ ruhlarımızı yarattığı zaman onlarla ayrı ayrı A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde bizlerle ahitleşti. Her birimizin Allahu Teâlâ'ya vermiş olduğumuz ahdin senaryosunu bize kader olarak yazdı. O kaderleri bir daha hiçbir kimse değiştiremeyeceğine göre hiçbir kimse kimsenin üzerinde peygamber de olsa onun kaderini değiştiremeyeceğine göre efendim onları hidayete erdirme hiçbir kimseye farz değildir.

Zaten Allahu Teâlâ da onları hidayete erdirme senin üzerine borç değildir diyor. Lakin Allah dilediğini doğru yola iletir diyor. Burada yanlış. Eğer Allahu Teâlâ dilediğini doğru yola iletmiş olsaydı Allahu Teâlâ sıfatlanırdı. Bugün gayrimüslimleri niye o şekilde. (?) Efendim gayrimüslim olarak yarattı. Niye Müslümanı? Müslüman olarak yarattı. Halbuki burada lakin Allah'tan dileyene hidayet nasip olur burada. Şunu bir yanlışını okuyalım. Sonra doğruyu okuyarak doğrusu üzerinden açıklama yapalım. Onlara hidayet erdirmen senin üzerine borç değildir. Lakin Allah dilediğini doğru yola iletir. Hayırdan ne tasadduk ederseniz kendi nefsiniz için vermiş olursunuz.

Zaten siz Allah'ın rızası için verirsiniz. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa karşılığı size tam olarak verilir ve siz zulme uğratılmayacaksınız diyor Allahu Teâlâ. Evet. Doğrusunu okuyoruz şimdi burada. Onları hidayete erdirmen senin üzerine borç değildir. Burayı biraz evvel sizlere açtık. Allahu Teâlâ ile Elestü bi-Rabbiküm hitabında ahdleştiğimizde her birimizin ahdini (?) kendi bize senaryo olarak orada yazdı ve bu kader olarak bize işledi. Lakin Allah'tan dileyene hidayet nasip olur. Hayırdan her ne tasadduk ederseniz kendi nefsiniz için vermiş olursunuz. Öyle ya. Ne hayırdan diyor. Hayrını için yaparız. Allahu Teâlâ'nın rızasını kazanmak için yaparız. (?) Efendim bu durumda ne oluyor?

Kim Allah için bir hayır işlerse kendi nefsimiz için hayır işlemiş oluruz. Ne demek bu? Ahiret aleminde Allahu Teâlâ'nın hoşuna gidecek şekilde kendimize sevap yazdırmışız ve Rabbimiz de bu sevaplara karşılık bize orada derecemizi yükseltecek. Zaten siz Allah'ın rızası için verirsiniz. Zaten burada da öyle söylüyor. Hayır olarak verdiğiniz ne varsa karşılığı size tam olarak verilir. Nerede? Ahiret aleminde. Ve siz zulme uğratılmayacaksınız diyor. Evet. Allahu Teâlâ ne güzel söylüyor. Müslüman insan Allah için dünyada hayır hasanelerde bulunursa Allahu Teâlâ ahiret aleminde onu güler yüzle karşılar. Sevabı günahından fazla olduğu için onu derecesine göre Cennet-i Ala'da yerine yerleştirttirir.