Al-i İmran Suresi 7. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 15 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Al-i İmran Suresi 7. ayeti kerime; (Yanlış açılmış şekli)- Ümmî olana (Rasul’e) Kitab’ı indiren o Allah ki, muhkem olarak (Kitab’ı hiçbir değişikliğe uğratmadan) indiren O’dur. Bunun bir kısım ayetleri Kur’an’ın esasları olarak açık ve kesindir. Bir kısım ayetleri de müteşabihtirler. Kalblerinde şüpheleri bulunanlar, fitne çıkarmak için akıllarınca mana verip, müteşabih ayetlerin teviline uyarlar. Halbuki o müteşebihin tevilini ancak Allah bilir. ilimde yüksek payeye erişenler ise, ona inandık hepsi Rab’bimiz tarafındandır derler. (Bu inceliği) ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar. (Doğru Açılmış Şekli) - Ümmî olana (Rasul’e) Kitab’ı indiren o Allah ki, muhkem olarak (Kitab’ı hiçbir değişikliğe uğratmadan) indiren O’dur. Bunun bir kısım ayetleri Kur’an’ın esasları olarak açık ve kesindir. Bir kısım ayetleri de müteşabihtirler. Kalplerinde şüpheleri bulunanlar, fitne çıkarmak için akıllarınca mana verip, müteşabih ayetlerin teviline uyarlar. Halbuki o müteşebihin tevilini yalnızca Allah bilir. Bizim ilmimizle yoğrulmuş kimseler ise, biz ona inandık, açık ve kapalı bütün ayetler, Rab’bimiz tarafındandır derler. Bunları ancak aklını çalıştıranlar ve o ilmin kapısından girenler bilir.

Videonun metni

Bu da Al-i İmran Suresi herhalde, yedinci ayet-i kerimede bir yanlışlık var. Ümmi olan Resul'e kitabı indiren o Allah ki, muhkem olarak kitabı hiçbir değişikliğe uğratmadan indirdi. İndiren odur. Evet, hiçbir değişikliğe uğratmadan indiren odur.

Bunun bir kısım ayetleri Kur'an'ın esasları olarak açık ve kesindir. Bir kısım ayetleri de müteşabihtirler.

Kalplerinde şüpheleri bulunanlar, fitne çıkartmak için akıllarınca mana verip müteşabih ayetlerin teviline uyarlar. Halbuki o müteşabihin tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise, ona inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır derler. Bu inceliği ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar diyor. Bu inceliği ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar diyor. Şimdi buradaki yanlış olan yer bunları ancak aklını çalıştıranlar ve o ilmin kapısından girenler bilir.

O ilmin kapısından içeri giremezsen bunu ne kadar aklını çalıştırırsan çalıştır, ne kadar da Arapça bilirsen bil, işte böyle yanlışlıklar yaparsın. Yukarıda açtığımız gibi efendim ne diyor? Ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar. Akl-ı selim sahibi ama ilimden habersiz efendim hangi manaya geldiğini bilmeyen efendim hurafe hurafe kelimelerle ayetleri açanlar şimdi

burada ümmi olan Resul'e kitabı indiren o Allah ki diyor. O Allah ki. Muhkem olarak kitabı hiçbir değişikliğe uğratmadan indiren odur. Buraya kadar biz bunu açalım. Ne demek bu? Ümmi olan Resul'e Kur'an'ı indiren o Allah ki. Muhkem olarak yani hiçbir değişikliğe uğramadan kitabı indiren odur. Niye? Hiçbir değişikliğe uğratmadan diyor kitabı indiren odur. Buradan başka bir mana çıkıyor. Eğer kitabı değiştirerek indirseydi Allahu Teâlâ da eksikliklerini görmüş, kitabı yenileyerek bizlere göndermiş olacaktı. Bir başka mana biz insanlar medeniyet ilerledikçe yapmış olduğumuz hal ve hareketlerle Allahu Teâlâ'nın programlamış olduğu o ilmin dışına çıkmış olurduk ki bu durumda Allahu Teâlâ bizim durumumuza göre kitapta değişiklik yaparak bize göndermiş olurdu.

Çok manalar çıkıyor burada. İşte onun için Allahu Teâlâ insan akıllarına gelecek soruları kesiyor burada. Hiçbir değişikliğe uğratmadan diyor. Yani Allah evvelde neyse ebedde de odur. O çünkü tam ve kamildir, çok bütün her şeylerden noksan sıfatlardan münezzehtir. Evet. (?) Bunun bir kısım ayetleri efendim Kur'an'ın esasları olarak açık ve kesindir. Bir kısım ayetleri de müteşabihtirler. Yani burada bir kısım ayetler Kur'an'ın esasları dediği zaman Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şer'i hükmünü bildirmiş insanlara ve insanların neler yapacağını nasıl davranacaklarını efendim neyin sevap neyin günah olacağını neyin efendim helal neyin haram olduğunu bizlere açıklamış.

Ve Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de bir de müteşabih ayetler ismi geçerek bize bildiriyor. Bunlar nedir müteşabih ayetler? Elif Lam Mim, Taha, Yasin gibi ayetler. Allahu Teâlâ'nın kelamı harfe üzerleridir. (?) Harflerin birleşmesiyle bir ayet meydana geliyor. Ayet de bize bir yol gösteriyor. Fakat ayet mana mana açılıyor tabii. Bu durumda müteşabih ayetler, harfler yan yana gelince erip neyi (?) kastediyor? Lam lam birleşince ne oluyor? Mimlende yan yana gelince hangi sırrı meydana getiriyor? (?) Veyahut hangi yaratma sırrı meydana geliyor? Bunun ilmi Allah'a mahsustur. Kim bu mukattaa ayetlere, yani müteşabih ayetlere mana vermeye kalkarsa, bunlar kendi nefsani duygularıyla kalplerinde maraz olanlar, insanlara kendilerini bir ilim sahibi olarak bildirmesi için, bilinmesi için, onlara karşı bak ben bunu biliyorum, manasını veriyorum deyip nefsani duygularını okşatan kişiler ki, Bunların diyor Allah kalplerinde maraz olanlar.

Yani bunlar günaha meyilli olan Allah'ın emirlerinin dışına çıkan sınırlarını zorlayan insanlar diyor. Evet. Bir kısım ayetleri de müteşabihtirler. Kalplerinde şüpheleri bulunanlar fitne çıkartmak için akıllarınca mana verip müteşabih ayetlerin teviline uyarlar diyor. Evet. Dünyada fitne çıkartacak yok mu? Şu şu şu manaya geliyor. Diyor Allahu Teâlâ diyor bunu böyle yaptı diyor ama bunun manası bu diyor. Ortalığı karıştırmak için. Halbuki o müteşabihin tevilini yalnızca Allah bilir diyor. Öyleyse burada müteşabih ayetlerin tevilini yalnızca Allah biliyorsa peygamberlerine bile bildirmemiş.

Evet.

Bizim ilmimizle yoğrulmuş kimseler ise diyor. Bu ilimle nasıl yoğrulacak insan? Bizim ilmimizle bak. Dikkat edin şimdi. Bizim ilmimizle yoğrulmuş kimseler ise diyor. Bak.

Evet. Bizim ilmimizle yoğrulmuş kimseler ise. Yukarıda ne diyor?

Halbuki o müteşabihin tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise diyor Bak burada ilimde yüksek payeye erişenler diyor. Burada ne diyor? Bizim ilmimizle yoğrulmuş kimseler ise. Bizim ilmimizle aşağı yukarı aynı manaya geliyor ama burada biraz daha açık mana. Yani bizzat insan nefs-i emmareden geçecek, nefs-i mülhimeden, levvameden geçecek, nefs-i mülhimeden geçecek, nefs-i mutmainneye çıkacak, tecelliye vakıf olacak. Orada da ilim yok. Nefs-i râziye ilim kapısı. Nefs-i râziye. Bizzat Allahu Teâlâ insanı yetiştirir. İşte buna da ümmi denir. Ümmi bir meslek dalında hiçbir kimseden ders almadan yalnızca Allah'ın onu yetiştirmesiyle o ilim sahibi olan insana ümmi denir.

Evet. Ümminin manası budur.

Demek ki nefs-i râziyeye çıkacak. Tecelliyata geçecek. Ne diyor? Fecr Suresinin 27-28 29-30. ayet-i kerimelerinde Ey mutmain olmuş nefis! Rabbin senden, senden Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına, gir cennetime dediği insan, buradan da yukarıya çıkacak nefs-i râziye, orada ilme'l-yakîn durumuna gelecek. Nereye gelecekmiş? İlme'l-yakîn durumu. Ne demek bu? İlmin yakını ancak hocaların hocası olan Allah'tır. İlmin yakını O'ndadır. İlmin küllüsü O'ndadır. İşte ilme'l-yakîn dediği yerde bizzat kişiye Allahu Teâlâ ilmi ilhamla öğretir. İlhamla öğretir. Kalbine verir.

Benim de dünyada hocam yok. Ve bizzat bu ilmi Rabbimden Rabbimin beni yetiştirmesinden aldım. Bu bir anda da olur, uzun senelerde de olur. Uzun senelerde insan kendini nefsini ebele istah edecek o nefisten (?) beraber o edebe o ilme maruz kalacak şekilde mazhar olacak şekilde o seviyeye geldiği zaman Allahu Teâlâ onu bâtınen yetiştirir yani ne demek bâtınen, öz alemlerden ayetlerin karşılıklarını göstererek yetiştirir. Herkes hepsini değil, onun kaldıracağı şekilde. Zamanına göre bazı ayetler. Evet.

Ne diyormuş bunlar? Bizim ilmimizle yoğrulmuş kimseler. Yani Allahu Teâlâ ile ilmi alan insanlar. Yoğrulmuş bu zaten. Efendim, biz ona inandık. Açık ve kapalı bütün ayetler Rabbimiz tarafındandır derler. Tabii o kadar ilim sahibi olup da o kadar alemleri bilfiil karşılığını gösterirse ondan başka ilah olmayan Allahu Teâlâ elbette ki efendim bu

kişi Allahu Teâlâ'ya olduğu gibi inanacak.

Rabbimiz tarafındandır derler. Bunları ancak aklını çalıştıranlar aklını çalıştıranlar ve o ilmin kapısından girenler bilir. Aklını çalıştırıyor ve o ilmin kapısından giriyor. Efendim ne diyor burada? Yedinci ayet-i kerimede illâ ulu'l-elbâb. Rabbenâ ve mâ yedrik (?) illâ ulu'l-elbâb burada ve mâ yedrik ve mâ yedrik illâ ulu'l-elbâb. Burada karıştırmış (?) yazıları efendim bu durumda bab zaten kapıdır. Ne diyor? O ilmin kapısından içeri girenler bilir.

Evet. Rabbena ve mâ yezzekkeru illâ ulü'l (?) elbâb. Ancak aklını çalıştırıp o aklı ve o ilmin kapısından içeri girenler Allahu Teâlâ'nın ilmine vakıf olur ve o kişiyi nasıl yetiştirdiğini bunlar bilir. Ve Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde de böyle yetiştirdiği insanları kast ederek dikkat edin, böyle yetiştirdiği insanları kast ederek onların ahirete intikali güneşin gidip karanlığın geldiği gibidir diyor Evet.