Al-i İmran Suresi 32. ayeti kerime;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
32. ayet-i kerime. De ki, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirliği sevmez diyor. (?) Bu yanlış okunan, bir yanlış meal verilen bir ayet. Ne diyor şimdi burada? De ki, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirleri sevmez. Peki kafirler içerisinde Müslüman olan olduğu zaman Allahu Teâlâ o Müslüman kafirlikten kurtulduğu zaman onu sevecekse kafirlikte de sever. Bu sefer Allah sıfatlandı. Onun Müslüman olacağını bilmedi. Onu sevmedi. Sevmediği bir insana da efendim zaten sevgi besleyemez insan. Sen beni sen Allahu Teâlâ'yı senin benim gibi kafamıza mı sığdırdın da bunu böyle söyledin?
Halbuki de ki, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kafirliği sevmez. Kafirliği. Kafirleri sevmez değil, kafirliği sevmez. Evet, e İslam içerisinde kafir gibi yaşayan yok mu? Çok. Ama da Müslüman kafire taş çıkartacak şekilde de yaşantısı var, ama La ilahe illallah Muhammedün Resulullah diyor ama kafirlik durumunda. (?) Bunların da nasıl gideceği belli değil ama. Son, son nefes. Nasıl gideceği belli değil. Allah kafirliği sevmez. Evet. Ne yaparsın? Sevmediği için Müslümansa, İslam'a da yanaşmadıysa, İslam'dan da taviz vermediyse, kafire taş çıkartacak şekilde yaşadıysa ve İslam olarak da gittiyse ne olacak?
Cehennem ateşi de haram ama cehenneme sokacak (?) Allahu Teâlâ onu. Onun cehennemde nefsi mutmain olduktan sonra cehennemden (?) çıkacak. Kafir diyecek ki o Müslümana cehennemde: Hani sen Müslümandın, niye geldin buraya? Müslüman da ne diyecek kafire: Biliyor musun, ben Müslümandım, Müslümanlığından taviz vermedim ama senin yaptığın pisliğinden de aşağı kalmadın. Rabbimin bana vermiş olduğu bu ceza az bile diyecek. (?) Rahmetinden diyecek beni buraya attı. Bu konuşmaları duyan Allahu Teâlâ: Ey benim kulum, senin nefsin orada kemal buldu, çık oradan dışarı diyor. Alıyor onu cennetine gönderiyor.
Evet. Eee kafir de günah işledi. Hadi sen de bir Müslüman gibi orada de ki babana bana bu azdı de, diyemezsin çünkü inkarın var. Sen hayalindeki (?) Rabb'i bekliyorsun ve Allahu Teâlâ'dan, seni yaratandan intikam almayı düşünüyorsun. Ya o hisselle ebedi orada kalıyorsun. Ne diyorlar? Yandıkça yandıkça hala (?) yandıkça Malik'e diyorlar ki: Malik, Rabbine söyle de biraz üstümüzden bu azabı hafifletsin. Rabbimize diyemiyor, bak, Rabbine söyle de. Evet. Ne kadar yanlış açılmış görüyor musun? Kitaplar. Kitaplar değil, Kur'an-ı Kerim'imiz. Allah nasip ederse Diyanet de şimdi, zaten kitabımızı verdik onlara Allah'ın lütfu keremiyle.
İnşallah doğruları yazacaklar. İnşallah altından kalkarlarsa. Aslında Diyanetin bizi çağırıp beraber bir kitap yazmamız lazım. Beraber. Çünkü daha bu yazmış olduklarımın içerisinde iki manaya gelen de var. Yani insan şöyle sorabilir: Bunda ne var ya, bu manada da diyebilir. Bunları daha yazmadık, almadık yani. Ama oralara çok güzel kelamlar konulur. Çok güzel kelamlarla Allahu Teâlâ'yı tümüyle sıfatlamadan kurtarmış oluruz. Ama maalesef biz arıyoruz, telefonlarımıza cevap vermiyorlar. Canları sağ olsun.