Al-i İmran Suresi 152. ayeti kerime;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Arkasından 152. ayet-i kerime. Bakalım burada da ne yanlışlar yapmışlar? Allahu Teâlâ eksik sıfatlardan münezzehtir. Hiçbir kimse Allahu Teâlâ'ya eksiklik atfedemez. Onun her bir kelamı, her bir harfi birbirini teyit eder. Siz Allah'ın izniyle düşmanlarınızı öldürürken Allah size olan vaadini yerine getirmiştir. Şimdi ben yanlış olan ayeti okuyorum. Pardon. Yanlış ayet yok. Yanlış açılan ayeti okuyorum. Yanlış ayet deyince haşa Allah muhafaza. Allahu Teâlâ ayetleri yanlış yazmaz. Onun bekçisi Allahu Teâlâ'dır. Onun tek bir harfinde ne tahrifat ne de tahribat yapılır. (?) Evet. Allah size olan vaadini yerine getirmiştir.
Nihayet öyle bir an geldi ki Allah arzuladığınızı, galibiyeti size gösterdikten sonra zaafa düştünüz. Peygamberin verdiği emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve asi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı. Ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah denemek için sizi onlardan onları mağlup etmekten alıkoydu diyor. Şimdi Allahu Teâlâ, bak burada bir kelime Allahu Teâlâ'yı nasıl sıfatlıyor? Ne diyor burada? Sizi denemek için diyor, bak. Halbuki Allahu Teâlâ bizlerden ahitleşti. Nerede? Lahut aleminde, bizi yarattığı zaman. O, Elestü bi Rabbiküm hitabında bizlerden ahitleşti. Oradaki arzu ve isteğimiz, muradımız kendimize kader oldu.
Ve kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki, onun ne yapacağını bilmeyelim dediği ayet-i kerimesine sizi deneyelim manası ters düşer. Anlaşılıyor herhalde şimdi burada. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah müminlere karşı çok lütufkardır diyor. Şimdi doğrusunu okuyoruz. Bakalım doğrusu aynı yer mi? Siz Allah'ın izniyle düşmanlarınızı öldürürken Allah size olan vaadini yerine getirmiştir. Nihayet öyle bir an geldi ki Allah arzuladığınızı, galebiyeti size gösterdikten sonra zaafa düştünüz, peygamberin verdiği emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve asi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı.
Sonra Allah sizin nasıl kimseler olduğunu kendinize şahit tutması için, sizin nasıl kimseler olduğunuzu kendinize şahit tutmanız için, Hocam, ya sen bunu uyduruyorsan, ben bunu uyduruyorsam şu ayet-i kerime var. Siz nasıl bir insan olduğunuzu ispat etmeden öleceğinizi mi zannettiniz diyor. Güzel bak ayetler. Biz kendimizi bu alemde nasıl bir insan olduğumuzu ispatlayacağız. Demek ki Allahu Teâlâ bizim ne olduğumuzu biliyor. Taha Suresi'nin 134. ayet-i kerimesinde de. Biz onları bir azap ile helak etseydik. (?) Onlar şöyle diyeceklerdi diyor. Bize peygamberlerle kitaplar gönderseydiniz, şu aşağılık rüsveyle düşmeyecek (?) olsaydınız diyor, sizi bu gayb aleme olan, bu dünya alemini yaratmazdım.
Evet, o manaya geliyor, sonu ben açıyorum. Sizi bu aleme göndermezdim. Siz eksik sıfattan münezzehli, Allah'ın Allah'lık sıfatını zuhur ettirmesi için bu alemleri yarattı. Evet, hiçbir kimse ona eksik kelam atfedemez. Sonra Allah sizi nasıl kimseler olduğunuzu kendinize şahit tutmak için onları mağlup etmekten alıkoydu ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah müminlere karşı çok lütufkardır. Fecr Suresi'nin 27 ile 30. (?) ayet-i kerimesi arasındaki ayetler ne diyor Allahu Teâlâ?
Müminler için hatırlayamadım şimdi onun şeyini.
Allah sizden razı siz de Allah'tan razı olarak ey mutmain olmuş nefis ey mutmain olmuş nefis Rabbin senden senden Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına gir cennetine dediği müminler bunlar. Çünkü Allah müminleri söylüyor burada. Çok bağışlayıcı diyor. Çünkü mümin nefsi mutmainliğe çıkmış, Allahu Teâlâ'nın tecelliyatına vakıf olmuş insan, mümin. Müslüman, nefsiyle mücadele ederek mümin sıfatına nail olmuş. Evet. Şimdi bu durumda Allahu Teâlâ ne diyor? İslam için diyor. İslam için söylemiyor. (?) Bak, onları mağlup etmekten alıkoydu ve andolsun sizi bağışladı. (?) Zaten Allah müminlere karşı çok lütufkardır diyor.
Niye? Allahu Teâlâ, İslam'a karşı çok lütufkardır deniyor da burada alel mü'minin geçiyor. (?)
Allah mü'minlere karşı çok lütufkardır. Çünkü tecelliyete vakıf olmuş. İnsanları da hatadan ari yaratmadığı için bazı yeis halleri olabilir bu durumda. Fakat onu çok çabuk Allahu Teâlâ karşısında kendini toparlar ve yine yoluna devam eder. Yine