Al-i İmran Suresi 187. ayeti kerime;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Bakalım nerede ne var? 74. Al-i İmran, 74. sayfada 187. ayet-i kerime
Allah kendilerine kitap verilenlerden onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız. Onu gizlemeyeceksiniz.
Şimdi şurayı ben kendimle kıyaslıyorum. Hocam sen peygamber misin? Bak şimdi dinle.
Peygamberlik sona ermiştir. Öküzün altında buzağı arayanlar bu kelimeyi söyler. Evet. Allah kendilerine kitap verilenlerden onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz diyor. Ben burayı kendimden kıyaslıyorum diyorum. O zaman ne anlamda kıyaslıyorsun hocam?
Kitap verildiyse bu kitap Kur'an-ı Kerim bu Kur'an-ı Kerim peygambere verildiyse peygamber ümmetine bunu hediye etmiştir. Bu bana da verildi. Öyle mi? Hepimize verildi mi? Verildi. Peki buna verilmesine rağmen Allahu Teâlâ da bana bir ilim verdi mi? Benim dünyada hocam yok. Ben bu ilmi kimseden almadım Allah'tan başka. Bana bunu Rabbim öğretti. Öyleyse ben bu ilmi insanlara açıklamak mecburiyetindeyim. Ben hakkı anlattıkça batılla hükümlü olanlar batılla batılı hakkın üzerine örtmeye çalışıyorlar. Biz de insanlara diyoruz ki, hani o batılı hakkın üzerine örtmeye çalışanlara diyoruz ki eğer biz yanlış bir yoldaysak sen ayet-i kerimelerle beni hakka davet et ben hakka dönerim diyorum ben seni tasdik ederim ayetlerle beni ikna edersen böyle birisi karşıma çıkamıyor böyle birisi de karşıma çıkmadığına göre ben yanlış yolda olmuş olsam benim vebalimi yükleniyor mu yüklenmiyor mu?
Yükleniyor. Öyleyse bana ses çıkartmayıp da hala batıl yolda devam ediyorsa bu günahkar oluyor mu olmuyor mu?
Bu kadar açık.
Bana verilen ilmi sizin doktora yapmış olduğunuz insanların yazmış olduğu bu yanlışlıkları bu adam dünyada hocası olmadığı halde nasıl buldu? Evet. Ne diyor burada? Allah kendilerine kitap verilenlerden onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizleyemeyeceksiniz. (?) Ben de açıyorum, gizlemiyorum. Diyerek söz almıştı diyor. Kimden? Peygamberlerinden. Peki Allah senden de söz mü aldı? Alimler peygamber varisleridir. Eğer Allahu Teâlâ bir kulunu yetiştiriyorsa onu kendisinde sakla diye vermiyor o ilmi ona. Kullarıma anlat diyor bunu. Öyleyse aşağı yukarı bizden de söz almış durumda. Biz de bunu anlatmak mecburiyetindeyiz.
Yaptıkları alışveriş ne kadar kötüdür diyor. Onlar ise buna kulak ardı ettiler diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler. Onu az bir dünyalığa değiştirdiler. Kim bu? Hahamlar, papazlar ne yaptılar? Allah'ın vermiş olduğu o kitabın ayetlerini dünyalık karşılığında değiştirdiler. Onların menfaatlerine uygun fetva verdiler. işte yaptıkları alışveriş ne kadar kötüdür diyor burada bir yerde bir yanlışlık var Allah kendilerine kitap verilenlere onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız onu gizlemeyeceksiniz demişti onlar ise buna kulak ardı ettiler onu az bir dünyalığa değiştiler yaptıkları alışveriş ne kadar da kötüdür diyor evet burada söz almış diyor burada burada söz almış kelimesi yanlış burada söz aldı kelimesi yok yani yanlışını okuyorum zaten açıklayarak açıklayacaksınız onu gizlemeyeceksiniz diyerek söz almıştı halbuki ne diyoruz mutlaka insanlara açıklayacaksınız onu gizlemeyeceksiniz demişti söz almadı söz almadıysa onu o şekilde Allahu Teâlâ ahdini bağladıysa onu değiştirmesi mümkün değil zaten evet demişti söz almıştı başka demişti başka Allahu Teâlâ Kur'an'ı gönderiyor buna (?) inanırsanız sizi cennete inanmazsanız cehenneme demişti diyor zaten demişti manası ama söz almıştı dediği zaman onu değiştirmesi mümkün değil ahdini öyle vermiş olacaktır evet onu bir daha kulak ardı etmesi mümkün değil peki hocam sen de kulak ardı yapmak yapmaz mısın ne inanalım sana dersen benim kulak ardı yapmam da mümkün değil niye mümkün değil çünkü karakterin müsait değil neye bağladın karakterini hocam ben ahdimi biliyorum ahdimi bildiğim için karakterimi de biliyorum ben Allah'a güvendiğim için Allah'ın kelamına da güvendiğim için benim değişmem de mümkün değil.
Neye dayandın hocam? Ahdime dayandım. E senin ahdini nereden biliyorsun? Ha ben ahdimi Rabbimle ahdimi biliyorum.
Benimle ahitleştiği zaman Allahu Teâlâ işte o A'raf Suresi'nin 172. ayet-i kerimesi zamanları gösterdi. Bu zamandan hoşlandığım için beni ben bu zamanı seçtim. Ben bu zamanda geleyim dedim. Zamanı da insanın kendi emrine veriyor. Hiç karışmıyor insana.
Allahu Teâlâ kullarını rahmetiyle koruduğu için sen diyor bu zamanda gelirsen kayarsın. Gel sen şu zamanda bir avam gibi gel git diyor. Avam gibi. Ben de diyorum ki bu halde bu ortamda kendini koruyabilecek bir durumdaki insan derecesi avama göre çok daha yüksek olacağı için Allah'ım diyorum ben bu alemde geleyim o zaman bana şöyle söylüyor ama kayarsın kayacak olursam rahmetinle beni koru kaymadan da canımı al dedim işte karakter belli bizim caymamız da mümkün değil ayetleri yanlış açmamız da mümkün değil bu dünya dolusu bir cevher bir daha dolusu ver milyonlarca dolusu cevher ver değişecek de diyelim (?) çünkü bu alemin bütün zerreden küreye kadar varlığı (?) Allah'ın. Bütün nefisler ölümü tadacak göklerin ve yerin mirası Allah'a kalacak (?) hangisi senin olacak birkaç saatlik dünya hayatı için bu cevhere aldanıp da ahiret hayatını mı zindan edeceksin?
Ya. Onun için karakterler yerleşmiş. Sen ayetleri yanlış açamazsın.
Allah kendilerine kitap verilenlere onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız. Onu gizlemeyeceksiniz.
gizlemeyeceksiniz demişti. Onlar ise buna bunu kulak ardı ettiler. Onu az bir dünyalığa değiştirdiler. (?) Yaptıkları alışveriş ne kadar da kötüdür diyor. Evet.