Maide Suresi 89. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 17 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Maide Suresi 89. ayeti kerime; (Yanlış açılış şekli)- Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bununda keffareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz taktirde yeminlerinizin keffareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. (onlara riayet edin) Allah size ayetlerini açıklıyor. Umulur ki şükredersiniz. (Doğru Açılış şekli)- Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bununda kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz taktirde yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. (onlara riayet edin) Allah size ayetlerini açıklıyor. Ta ki (içinizden doğruya gelecekler) şükrederler.

Videonun metni

Dersimize devam ediyoruz.

Maide Suresi'nin 121. ayet-i kerimesinde (?) Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor. Yanlışını okuyoruz. Yanlışı okumadan evvela epey zaman geçti. Doğruyu okuyalım. Çünkü yanlışı sonuna kadar hep doğru. Sonunda bir kelime onu bozduğu için biz ona yanlış dedik. Ne diyor? Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinden dolayı sizin sorumlu tutmaz. Kasıtsız olarak ağzınızdan nasıl yemin çıkar? Ya vallahi şu şöyleydi dersin. Hani yemin kasıtsız şimdi ağzından çıktı bu. Ama vallahi de şunu şöyle yapacağım dediğin zaman şimdi bu kasıtlı oldu. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar.

Bunun da kefareti ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek. Mesela bugün benim bir aile bir günlük yemeğe ne kadar? Otuz lira, kırk lira. Bunu durumun biraz daha iyiyse elli lira der. On fakire yedirirsen ne yapar? Beş yüz lira.

Durumu biraz daha düşük olanlar mesela yirmi liraya da bir öğün yemek yerler. On fakire iki yüz lira. Bu arada bir bedel öderler.

Yahut onları giydirmek. Ya bugün iki yüz lirayla beş yüz lira arasında bir insanı giydirirsin. Efendim, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir diyor. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Durumu müsait değil. Yeminimi de bozacağım. Ne yapacağım? Allahu Teâlâ'nın emri. Param da yok. Üç gün oruç tutacağım. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin kefareti işte budur diyor Allahu Teâlâ. Ne güzel söylüyor. Yani ben yemin ettim. Yeminim bozulmaz. Ben ne yapacağım? Allahu Teâlâ insanlara zorluk murad etmez. Devam ediyoruz. Yeminlerinizi koruyun. Evet. Yemin ettiyse yeminlerinizi koruyun.

Buradaki yeminlerinizi koruyun manası nedir? Yemini sakın bozma. Yemin üzerinde sadakat et manası değil. Yeminlerinizi yaptığınız zaman onu koruyun dediği zaman Allah'ın sizin üzerinizdeki yeminlerinizi bozacağınız zaman ona riayet edecek şekilde fakirleri yedirin, ya giydirin, ya köle azat edin. Bu şekilde yemininizi yerine getirin. Yapmış olduğunuz yeminlerinizin kefaretini yerine getirin. Yeminlerinizi koruyun. Allah'ın sizin üstünüzdeki emrine sadakat gösterin diyor. Evet. Onlara riayet edin manasında. Allah size ayetlerini açıklıyor. Ne güzel. Bizi zorluklardan bertaraf edip karanlıklardan aydınlığa çıkartıyor.

Şimdi burada yanlışında diyor ki umulur ki şükredersiniz diyor. Halbuki burada umulur ki kelimesi her zaman dediğimiz gibi Allahu Teâlâ'yı sıfatlar. Çünkü Allahu Teâlâ kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmeyelim ayet-i kerimesine göre. Buradaki la'alle kelimesinde ta ki işaret zamiri olarak içerisinde İslam'a dönecek olanları işaret ederek geliyor. Ta ki içinizden doğruya gelecekler şükrederler diyor. Ne güzel. Şimdi içinizden doğruya gelecekler şükrederler ayrı. Umulur ki şükredersiniz ayrı. Allahu Teâlâ bütün eksik sıfatlardan münezzehtir. Evet.