Araf Suresi 100. ayeti kerime;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Suresi'nin 162. ayet-i kerimesi sayfasında 100. (?) ayet-i kerimeye geldik. 100. ayet-i kerime şöyle. Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki diyor. Burada biraz hem eksiğini bulalım hem de manaları biraz açalım. Ne diyor önceki sahiplerinden sonra? Önceki sahipleri kim? Allahu Teâlâ Yeryüzündeki bazı azan yahut da Allah'a isyan eden, Allah'ın sınırlarını aşan (?) kavimleri helak etmiştir. Önceki sahipler bu. O helaktan sonra diyor. Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki? Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık.
Nasıl ki evvelki kavimleri helak ettiği gibi Allahu Teâlâ bu zamanda da insanları yapmış oldukları günahlarından dolayı musibetlere tabii ki uğratacak. Uğratırdık diyor. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar gerçekleri işitmezler diyor. Şimdi bu günahkarların hepsini çünkü küllüsünü içine alıyor. Ne diyor? Biz o günahkarların biz onların kalplerini mühürleriz de onlar gerçekleri işitmezler. E bu durumda birçok günah işleyenler var. Kalpleri mühürlemiş olsaydı onların da tekrar hakka dönmezlerdi. Bu ayet-i kerime sonu yanlış açılmış. Tabii kafalarına göre açmışlar. Ne diyoruz orada?
Doğrusunu okuyoruz şimdi. Önceki sahiplerden sonra yeryüzüne varis olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki? Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık. Buraya kadar zaten doğru. Gerçekleri duymamak için onlar bize kalplerini mühürlettirirler de işitmek istemezler. Yani gerçekleri duymamak için onlar kalplerini bizlere, bize kalplerini mühürletirler de işitmek istemezler. Yani bu Elestü bi-Rabbiküm hitabında insanlar Allahu Teâlâ'nın zatını görmesine rağmen kendi hayalindeki Rabb'i beklediği için Allahu Teâlâ'yı inkar etmişlerdir ve Allah'ın kanunlarını dinlemezler kendi hayallerindeki Rabb'i beklerler.
Öyle de bir Rab çıkmadığına göre öyle bir yaratıcı da çıkmadığına göre kendi akıllarına göre şu mühendisliği gibi yaşarlar. (?) Evet. Allahu Teâlâ da onlara belli bir zamana kadar ömür vermiştir. O ömrün hitamında insanlar ahirete intikal ettiklerinde, yevm-i kıyamette hesaba çekildiklerinde karşılarında kendilerini yaratan Rabbi gördüklerinde hâlâ daha inanmayacaklar ya, işte o zaman onlar ebedi saadet yurdu yerine ebedi azap yolunu satın almış olacaklar. (?)