Araf Suresi 172. ayeti kerime;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
172. ayet-i kerime, Araf Suresi. Bu yanlış açılan bir ayet-i kerime. Şimdi size yanlışıyla beraber devam edeceğim. Yanlışını okuyorum. Kıyamet günde biz bundan habersiz demeyesiniz diye. Rabbin Ademoğlu'nun onların sulbünden onların bellerinden zürriyetini çıkardı. Şimdi ben size bir soru soruyorum. Samimiyetle cevap edelim. Ademoğlunun sulbünden geliyoruz. Onun bellerinden çıktık. Biz Rabbimizi gördük mü? Şimdi soruyorum size.
Burada ne diyor? Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden zürriyetini çıkarttı. Zürriyetini çıktı. Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma neyse bellerinden zürriyeti çıktı. Onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki ben sizin Rabbiniz değil miyim? (?) Böyle bir şey gördünüz mü? Böyle bir şey var mı? Allahu Teâlâ bizde babadan anadan çıktıktan sonra bizler ahitleşti mi? Dünyada. Şimdi ayet-i kerimede de Allahu Teâlâ kayıp bir aleme bizi (?) gönderdiğine göre burada bu ayet-i kerimeye göre sen nasıl söylüyorsun ki Ademoğulların önlerinden zürriyetini çıkarttı da onlarla ahitleşti. (?) Bazen de kişiler ne diyor?
Ana rahminde mi? Ahirette mi? Dünyada mı? Belli değil diyor. Ya dünyada sen ahitleştin mi? Allah'ı gördün mü? Ayet-i kerime sarih. Bizi kayıp bir aleme göndermiş. (?) E şimdi burada bu ayet-i kerimeyi sen inkar edip de ne diyorsun? Ana rahminde mi? E bu sefer ana rahminde ki Allahu Teâlâ'ya o kadar mı sen? Hakir görüyorsun da aklı ermeyen bir çocukla ana rahminde bunu ahitleştiriyorsun. (?) Şimdi bilmediği yerde ayetleri yanlış yapmışlar ve diyor ki ben sizin Rabbiniz değil miyim onlar da evet buna şahit olduk dediler külli yalan çünkü bilmedikleri bir yere parmak basmışlar zaten burası bilinseydi burası ana dal Kur'an'da insanların yani kökende Allah'la ahitleşmenin ana dalı burası.
Ana dal. Burası bu ayetlerin kendiliğiyle böyle Arapça da bilmeyle açılmaz. Ben şimdi size burayı anlatacağım.
Gördüğüm için anlatacağım zaten. Rabbim bana nasip ettiği için anlatacağım. Zaten biz de ayetlerdeki eksiklikleri tamamlamak üzere Rabbimizin bize göstermiş olduğu ayetleri vermiş olduğu ilmin içerisinde anlatacağız zaten.
Lâhut alemindeyiz. Birdenbire bir var oluşum var, bak. (?) birdenbire bir var oluş var. Genç, 30-33 yaş. Karşıda 3 tane bölük, 3 bölük insanlar, hafif alaca karanlık. Alaca. En önündeki kişi görülüyor, en arkalardaki de kişiler de görülüyor ama tanınmıyorlar. Ben bir taraftayım. Karşımda üç tane peygamber omuz omuza vermiş böyle, böyle koltukların altından bana bakıp gülüyorlar. Birisi Hazreti Musa, birisi Hazreti Davut, birisi Hazreti İsa aleyhisselam, üç peygamber karşımızda. Allahu Teâlâ ve Habib-i Kibriya, Temenni Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem (?) Efendimiz yanında. Allahu Teâlâ, sizi ben yarattım. Sizin Rabbiniz benim diyor.
Hitap ediyor. Ve Resulullah Efendimiz'in yanında böyle sağa sola gidip geliyor. (?) Başı da yerde. Resulullah Efendimiz de insanlara tasliye çalışıyor. (?) Evet Rabbimiz budur. Tasdik edin diye. Yani bütün şeyle, azametiyle insanlara haykırıyor. Rabbimiz budur diye.
Ben de bakıyorum şaşkınlık içerisindeyim. Hakikaten şaşkınlık. Yani şimdi orayı anlatıyorum. Ben şaşkınlık içerisindeyim. Nasıl şaşkınlık? Evvelim yok. Birdenbire varoluşum var. Birdenbire varoluşum içerisinde. Biri de çıkmış, senin Rabbin benim diyor. Seni ben yarattım diyor. Evet. Yaratıldım. Çünkü evvelim yok. Beni biri yarattı. Ama kim yarattı? O da insan şeklinde Allahu Teâlâ. Ve bu şaşkınlık içerisinde diyorum ki, biraz sabredeyim. Eğer bizi karşımızdaki yaratmadıysa, sizi ben yarattım diyen zat yaratmadıysa, bizi yaratan kendisini tecelli ettirir. Onu ve ona uyanları helak eder. Sizin Rabbiniz benim, ben ortaya çıkar. (?) Ben zaman kazanayım diyorum.
Onun için Allahu Teâlâ da siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız diyor. Siz hiç tefekkür etmez misiniz diyor. Bu durumda öyle birisi çıkmıyor. E ben de diyorum ki bu kadar insanları eğer bizi karşımızdaki zat yaratmamış olsaydı efendim ne yapak ki meydana çıkar ben yarattım derdi. (?) Böyle birisi de çıkmıyor. O sırada Resulullah Efendimiz de bana dönüyor. Ben de o şaşkınlık içerisinde ne yapacağımdan habersiz bir kurtaracağım yani daha doğrusu. (?) Nereye gideceğim? Ne yapacağım? Ne bileceğim? Hiçbir şey yok. Efendim bu arada Resulullah Efendimiz de bana dönüyor. Rabbimiz budur tasdik et diye de Allahu Teâlâ'nın orada kelamını duyuyorum.
Habibim o bizden ona elleme dedi ve (?) benim gönlümden Allahu Teâlâ'ya karşı bir sahip buldum diye bir aşk bir sevgi bir muhabbet attı ama öyle bir aşk-ı muhabbet. Evet. İşte Allahu Teâlâ sizin Rabbiniz benim dediği zaman orada hepsi evet demedi. E hocam sen şimdi burada sapıttın. Çünkü Allahu Teâlâ evet dediler diyor. Bu evetin manasını size anlatacağım şimdi. Allahu Teâlâ'yı inkar edenlere Allahu Teâlâ ne diyor ayet-i kerimesinde? Onlar yalancı kafirlerdir diyor. Diyor mu ayette böyle? Diyor. Onlar yalancı kafirlerdir diyor. Niçin söylüyor? Allah'ı inkar ettikleri için. Allah'ı kendileri gibi insan şeklinde gördüğü için kendi hayallerindeki Rabb'i beklediği için onu inkar ettiler.
İşte Allahu Teâlâ kendisini bu yalancı kafirler dediği inkarcılar efendim inkar edeceği için Allahu Teâlâ onların yerine onlar da biliyorlar ki kendilerini bir Rab yarattı. Evet diyor. Onları ben yarattım. Yani onların anladığı şekilde kendisinin yaratıldığını idrak eden insanlar bütün hepsi. Hepsinin yaratıldığını biliyor. Yok da var olmuş çünkü. İşte onları inkarına mahal bırakmadan onlar da biliyorlar ki ben yaratıldım. İşte evet'in manası bu. Buradaki evet bu. Yoksa orada inkar eden yok. Hayır diyen yok. Orada hayır demiş de burada inkar etmiş de yahut da orada evet demiş de, burada inkar etmiş de, böyle bir şey yok.
Hepsi orada yaratıldığını biliyor. Bunların yerine Allahu Teâlâ kendisini efendim, bu inkarcılar inkar edeceği için, ki onun için zaten yalancı kafirler diyor, kendisini inkar ettiği için. Bunların hepsi yalancı kafirler. Ben derdim ki bu kafirlerden hiçbir doğru söyleyen yok. Neyse, Elestü birabbiküm hitabında Allah'ı inkar ettikleri için efendim, Allahu (?) Teâlâ bunlara yalancı kafirler diyor. Bu bakımdan evet'in manası onlar da biliyorlar ki ben yaratıldım. İşte o yaratan da Allah zatı olduğu için onlar evet dediler diyor. Yaratıldım yani. Yaratıldım. Onların ondan sonraki hayal ile şümullendirdikleri Rab olmadığına göre Allahu Teâlâ hakkı söylüyor burada.
Evet. Ne diyoruz? Kıyamet günü. Doğrusunu okuyoruz şimdi. Kıyamet günü, biz bundan habersiziz demeyesiniz diye. Adem onlarından zuhur edecek zürriyetini. (?) Zuhur edecek zürriyetini. Böyle bir şey var mı hocam? Bak ne diyor şimdi? Ne diyor? Burada bunu okuyalım. Ve iz ehaze rabbüke min benî âdeme. (?) Ehaze, ahitleşti Rabbin Adem'le. (?) Min zuhurihim. Ne diyor? Adem'den zuhur edecek zürriyetehim diyor. Bak Adem'den zuhur edecek zürriyetim diyor. Ve Adem'den zuhur etti mi de onların neslinden çıkarttı da bizi dünyada ahitleşti. Bu kadar basit ayeti bak ne şekilde açmışlar. Ne diyor? Ve iz ehaze Rabbüke min benî Âdeme min zuhûrihim zürriyetehüm (?) Allahu Teâlâ Adem'den zuhur edilecek zürriyetiyle ahitleşti.
Ve eşhedehüm, şahit tuttu. Alâ enfüsihim, nefsine karşı, elestü birabbiküm, sizin (?) Rabbinizim dedi. Bu kadar basit ya. Bu kadar. İşte görülen de bu. Allahu Teâlâ da insanlar karşısında onlara sizin Rabbiniz benim diyor. Yoksa Ademoğlunun belli de zürriyetini çıkartmış da onlarla ahitleşmiş de acaba (?) dünyada mı ana rahminde mi ahirette mi belli değil diyor. Ya belli olmayan bir ayeti Allahu Teâlâ buraya yazar mı? Evet.
Ne diyor? Kendilerine şahit tuttu ve dedi ki ben sizin Rabbinizdim. Rabbinizim. Yoksa Rabbiniz değil miyim de değil. Çünkü Rabbiniz değil miyim de Rabbinizin de manası bak ne kadar farklı. Rabbiniz değil miyim dediği zaman ben yaratılışımı milim milim milim göreceğim ve karşındaki beni yarattığını göreceğim. Sonra da onu inkar edeceğim. İşte o zaman da Allahu Teâlâ bana ben sizi yaratmadım mı diyecek. Halbuki böyle bir yer bir şey yok. Birdenbire yaratılışımız var. Ve o şaşkınlık içerisinde Allahu Teâlâ kendimiz gibi gördüğümüz için zat suretiyle bize tecelli ediyor. Zaten ruhundan vermiş. Küllü ruh Allahu Teâlâ cüzünden Resulullah Efendimiz'e vermiş.
Onun ruhundan da biz de aynı insan suretinde yaratılan sütlerimizden gelen insanlar (?) da ruhundan da gelen aynen Allahu Teâlâ'nın suretleriyle Efendim, insanlar zaten Mevlid-i Nebi'de demiyor mu? Zatımı zatına mir'at edindim diyor. Yani ben zatımı sende görmek için yarattım. Mir'at aynadır. İnsan aynaya baktığı zaman zatını görmez mi? Kendisini görmez mi? İşte zatımı zatına mir'at edindim diyor. Seni zatımda görmek için yarattım diyor Allahu Teâlâ. Evet. Ben sizin Rabbinizim. Onlar da evet, buna şahit olduk dediler. Nasıl? Kendilerinin yaratıldığını bildikleri için. Fakat ahitleşmeye geldiği zaman kendi hayallerindeki Rabb'i beklediği için inkar ettiler. İşte Allahu Teâlâ onlara yalancı kafirler dedi.
Şimdi evet manasına yalancı kafirlerin manası burada çok güzel anlaşıldı inşallah. Evet.
Burayı geçiyoruz şimdi bu durumda.