Tevbe Suresi 27. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 21 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Tevbe Suresi 27. ayeti kerime; (Yanlış açılış şekli)- Sonra Allah bunun ardından yine dilediğinin tevbesini kabul eder. Zira Allah bağışlayan, esirgeyendir. (Doğru açılış şekli)- Sonra Allah bunun ardından yine dileyenin tevbesini kabul eder. Zira Allah bağışlayan, esirgeyendir.

Videonun metni

Hak bozuklukları var, onları düzeltiriz sonra. (?)

27. ayet-i kerimede yanlış. Sonra Allah bunun ardından yine dilediğinin tevbesini kabul eder. Burada yanlış. Dilediğinin tevbesini kabul eder. Zira Allah bağışlayan esirgeyendir diyor. Şimdi, yanlış burada nerede? Ne diyor bak? Ne kadar bir nezrit kelam var burada. (?) Sonra Allah bunun ardından yine dilediğinin tevbesini kabul eder. Bak dilediğini sen geleceksin, tevbe edeceksin seninkini kabul etmeyecek. Sen geleceksin, seninkini kabul edecek. Şimdi dilediğini kabul eder. Zira Allah bağışlayan esirgeyendir. Niye bağışlamadın? O da geldi diledi. Niye bağışlamadın? Niye esirgemedin? Bu kadar birbirine zıt kelamlar açıyorlar.

Evet. Bu defa ve bunları Diyanet'in kitabı, Elmalılı'nın kitabı, Fikri Yavuz'un kitabı, bilmem kimin kitabı, hepsi aynı. Hepsi aynı. Bunları biz düzeltiyoruz. Bu ayetleri biz düzeltiyoruz. Abimiz diyor ki hepsi nasıl birbirine aynı olduğunu diyor. Hepsi aynı hataları yapıyor diyor. Ne diyor? Bütün o meallerin hepsini aynı hataları yapıyor diyor. Aynı hata. Hepsinde aynı. Biri ne diyor, biliyor musun? Ahmet Efendi buraya geldi. Biri diyor ki buraya geldi Ahmet diyor. Öbürü diyor ki falan yerden diyor Ahmet Efendi buraya geldi diyor. Hepsinin manası aynı. Ahmet buraya geldi. Ama o değişik söylüyor, değişik söylüyor, değişik söylüyor.

Ama mana aynı. Manayı değiştiren yok. Aslını bulan yok. Çünkü aslı hakikati A'raf Suresi'nin 172. ayet-i kerimesi.

Ve iz ehaze Rabbüke min benî Âdeme min zuhûrihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm alâ enfüsihim elestü bi (?) Rabbiküm. Biz Adem oğullarının zürriyetinden zuhur edeceklerle ahitleştik. Ne diyor? Adem oğullarının bellerinden zürriyetini çıkarttı onlardan ahitleşti. Hepsi aynı. Hepsi aynı.

Onları nefislerine karşı şahit tuttuk. Ve sizin Rabbiniziz dedik. Orada ne diyor? Rabbiniz değil miyiz? Kelimelerin hatalarına bak. Kelimelerde burada. Rabbiniz değil miyiz? Dediği zaman seni milim milim milim milim milim milim yaratacak. Sen şahit olacaksın yaratıldığına. Sana karşındakini inkar ettiğin zaman ya seni ben yaratmadım mı? Diyecek. Diyeceksin sen bunu. İnkar edeceksin. Öyle değil. Birdenbire bir yaratılış var. Görmemiş tabii. Ayetlerde öyle aklı öyle eriyor, öyle açıyor. Birdenbire bir oluşumun var. Allahu Teâlâ da seni ben yarattım diyor. Hadi bakıyorsun ki insan gibi. Şimdi sen bana desen ki seni ben yarattım.

Sana inanır mıyım kolay kolay? Ama başka da yaratıcı yok, çıkmıyor. Diyelim ki karşındaki, yanındaki de evet. Rabbimiz budur. Bizi bu yarattı dediği zaman ee evvelimiz yok. Ya biz yaratıldık. Aklımız var.

Bu durumda Allah'ı inkar etmek mümkün değil. Niye? Çünkü yoktan bir varoluşun var. Allah'ı inkar eden Darwin bile Allah'ın olduğunu biliyor. (?) O hırsından ona kininden Allah'ın yokluğunu ispata kalkmaya çalışıyor. İşte bu durumda bütün ruhlar ruhlarımız, bütün insanlar lahut aleminde hepsi yaratıldığını biliyor. Orada ayeti de yanlış açıyorlar. Evet dedi diyorlar. Evet. Evet dedi. Kim dedi? Kafirler evet demedi. E kim evet dedi? Allahu Teâlâ evet dedi.

Niçin evet dedi? İnsanların yerine niçin o Allahu Teâlâ inkar edenlerin yerine evet dedi? Çünkü Allahu Teâlâ onların yalan söyleyeceğini biliyor. Onlar yalancı kafirlerdir diyor. Yalancı kafirler. Onlar yaratıldığını biliyorlar. Fakat beni kendileri gibi görüp de bana inanmadıkları için beni inkar ettiler. Ama yaratıldıklarını bildiği için başka da bir ilah çıkmadığından dolayı kendi nefislerine uydular. (?) Ve bana sırtlarını döndüler. İşte onlar yalancı kafirlerdir diyor. İşte onlar kendi varlıklarında, kendi vicdanlarında yaratıldıklarını bildiği için Allahu Teâlâ orada evet manasını kullanıyor.

Bunu da insanlar şöyle idrak ediyor. Orada evet dedi de burada yanıldı. O zaman ortaya ne çıkıyor biliyor musun? Allahu Teâlâ bunların kaderlerini yazdığı zaman onlara güzel karakterler yerleştiremedi. Hatalı. Ve insan o zaman orada evet dedi de burada hata dediyse, burada hatalı orada evet dediyse, burada da kaybolup şey yaptıysa, inkar ettiyse, Allahu Teâlâ insanları güzel bir programlayamadı demek ki. Bu da Allah'ın eksikliğini meydana çıkartır. Allah muhafaza. Evet.

Vakit gelmiş ya. Bunu da yapalım da öbür hayatta kalırız. (?) Zaten bu az bu. Sonra Allah bunun ardından yine dilediğinin tevbesini kabul eder. Okuduk ya bunu. Zira Allah bağışlayan esirgeyendir diyor. Kelim kelimeler zaten burada birbirine zıt düşen kelimeler var. Açtık onu. Allah kullar arasında ayrım yapmaz. Allah insanları eksik ve hatalı yarattı. İnsanlar acziyet içerisinde tövbe ettiği zaman Allahu Teâlâ'nın tövbeleri kabul etmemesi mümkün değil. Tekrar söylüyorum, Allahu Teâlâ tövbeleri kabul etmemesi mümkün değil. Niye? Çünkü bir, Allah'tan başka gidecek bir kapı yok. İki, bütün kullar, kulları Allah yarattığına göre Allah'a Allah diye sarılanı Allah dışlamaz. Bu iki. Bir yerde Allah tövbeleri kabul etmiyor.

İzâ beleğatil hulkûm. Can boğaza dayandığı zaman diyor. (?) Hîneizin tenzurûn. Hadi geri çevirseniz de diyor. (?) Ve nahnü akrabü ileyhi minküm ve lâkin lâ tübsirûn. (?) Akrabalar diyor toplamış canının çıkmasını beklerler. Siz mi ona kuvvetinizle yakınsınız yoksa biz mi daha diyor. İşte bir rivayete göre şurası, bu oylu yer, bir rivayete bu horoz kemiğine kadar (?) tövbe ettiyse tövbesini kabul ediyor. Ondan sonra niye kabul etmiyor? Ona alemler gösteriliyor. Gösterildikten sonra iş kapanıyor artık. Bitti. Öyleyse can boğaza dayanana kadar Allahu Teâlâ tövbeleri kabul ediyor. Kabul olmayan tövbe yoktur.

Ne güzel ayetler tarih ya. (?)