Nahl Suresi 37. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 21 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Nahl Suresi 37. ayeti kerime; (Yanlış açılmış şekli)- (Rasul’üm) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki, Allah, saptırdığı kimseyi (dilemezse) hidayete erdirmez. Onların yardımcıları da yoktur. (Doğru açılış şekli)- (Rasul’üm) Sen, onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki, Allah’tan sapan kimse (o hal üzere) hidayete eremez. Onların yardımcıları da yoktur

Videonun metni

ayet-i kerime.

Nahl Suresinin otuz yedinci ayet-i kerimesi yanlış açılan bir ayet. Resulüm diyor, sen onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Peygamber Efendimiz hakikaten insanları hidayete erdirmek için çok çalışırdı. Bil ki diyor, Allah saptırdığı kimseyi dilemezse hidayete erdirmez. Şimdi Allah'ı kulları arasında adaletsizlikle suçluyorlar.

Allahu Teâlâ kulları arasında katiyen adaletsizlik yapmaz. Bizi dünyaya gönderdiğinde Müslüman olanı da biliyor, kafir olanı da biliyor. putperest olanı da biliyor. Öyleyse niye gönderdi? Yani niye gönderdi? Her zaman bunu söylüyoruz. Taha Suresinin 134. ayet-i kerimesi çok net ve açık. (?)

Onları biz Kur'an'dan önce diyor helak etseydik. Yani insanları dünyaya göndermeden evvela helak etseydik. Hocam Kur'an sonradan geldi. Tevrat, Zebur ve İncil Kur'an'da. Öyle mi? Madem ki Tevrat, Zebur ve İncil Kur'an'da Allah'ın kelamı da Hz. Adem'le beraber dünyaya geldiğine göre biz diyor Kur'an'dan önce bunları bir azap ile helak etseydik. Nerede? Elestü bi-rabbiküm hitabında onların ne mal olduklarını biliyor. (?) Her insanın ne ahit verdiğini de biliyor. Ne derlerdi diyor. Bizi kayıp bir aleme gönderseydin yahut da kayıp bir (?) alem demiyor da bize peygamberlerle kitaplar gönderseydin işte kayıp bir alem.

Orada diyor bu aşağılık rüsveyle düşmeseydik diyor. (?) İşte şimdi Allahu Teâlâ eksik sıfatlardan münezzeh. Hiçbir kimse ona sorgu sual soramayacak. Bunun Allah'lık sıfatı tecelli ediyor Allahu Teâlâ'nın. Bütün insanların soracağı soruları Allahu Teâlâ'ya zuhur ettiriyor ve insanlar Allahu Teâlâ'ya karşı soracak sorulardan kesiliyorlar. Bu Rabbimizin Allah'ın ispatı. Şimdi bu durumda Allahu Teâlâ bunların ne olduğunu bilmesine rağmen kendilerini kayıp bir alemde kendilerinin ispatı için, yani bizleri kendimizi ispatı için bize bir beden kisvesi giydirmiş. Zahiri bir beden kisvesi giydiriyor. Bizi zahiri görünümüzü sağlıyor.

Ve bizi yemek içmekle kaim kılıyor. Ayrıca bize sorumluluk yüklüyor. Aile oluyoruz, çoluk çocuk oluyoruz. Bize ayetleriyle yol gösteriyor. Bu durumda biz Allah'ın kelamına uyarsak Allah'ın rahmetine nail oluruz. (?) Allah'ın rahmetinin kelamının dışına çıkarsak kendi nefsimize eza etmiş oluruz. Şimdi açılan yanlış ayetlerle bunlar hep birbirini destekliyor. Yanlış ayetlerle. Allah diyor nefislerden intikam aldı diyor. Allah hiçbir kimsenin nefsinden intikam almaz. İnsan kendi nefsinden intikam alır. Bu bir. Nasıl alır intikamı? Bak şimdi nasıl alır? Hep size açıyoruz bunları. Hep birbirine bağlı bunlar.

İrade iki. Bir külli irade bir de cüz'i irade. Külli irade Allahu Teâlâ ne isterse yapar, yaratır. Cüz'i irade insanı yaratıyor, iradeyi kendi eline veriyor, ona hiçbir şekilde karışmadan Allahu Teâlâ'dan ne murad ettiyse onun muradını ona veriyor. İşte senaryoyu orada yazdıran insan, artist olarak dünyada senaryosunu oynuyor, yazdırdığı senaryoyu oynuyor. Bu durumda arzu ve isteklerine karşılık Allahu Teâlâ sebepler halk ediyor bu kadar kainatta. Kişi o sebepleri fiili icraatlerle işlediğinde sevap ve günah alıyor. Bu durumda insan kendini hem kendine hem etrafa hem de Allahu Teâlâ'ya karşı şahit tutuyor.

Şimdi burada nerede Allah insanı saptırdı?

Ya Allah insanı saptırırmış da efendim kimseyi dilemezse diye hidayete erdiremez. Bir de ne diyor? Bak şimdi bir de kabahat üstüne kabahat. Bak şimdi kabahata bak. Allah saptırdığı kimseyi dilemezse hidayete erdirmez. Demek ki hani dileyeni cennete, dileyeni de cehenneme diyor ya.

Burada dilemezse diyor hidayete erdirmez. Yani eğer yarattığı biraz da güzel, hoşuna gidiyorsa hadi sana bu tarafa diyecek. Halbuki bak şimdi. Resulüm sen onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah'tan sapan kimse irade kendisinde insanın sapan kimse o hal üzere hidayete eremez. O hal üzere hidayete eremez. Ne diyor? Allah kafirler topluluğunu hidayete erdirmez. Yanlış ayet bu. Yanlış açılan. Halbuki kafirlerin içerisinde hidayete eren yok mu? Var. Müslüman olan yok mu? Var. Allahu Teâlâ'nın kelamını şimdi sen birbiriyle tekzip ettirdin. E bu ayetin karşılığı ne? Kafirler topluluğu o hal üzere devam ettiği müddetçe Allah'ın hidayetine eremez.

Bak hep irade insanda. Hep kendi yaptığıyla insan hesaba çekilecek. Fe men ya'mel miskâle zerretin hayran yerah. Miskal zerre hayrını yazacağım diyor. Fe men ya'mel miskâle zerretin şerran yerah. Miskal zerre şerrini yazacak. Burada Allah'ın dilemesi benim üzerimde varsa, niçin Allah boştan konuşsun. Dile miskal zerre hayrımı yazsın, miskal zerre şerrimi yazsın. (?) Ne lüzum var? Dilediğini cennete, dilediğini cehenneme sokacak.

Bu durumda Allahu Teâlâ'yı kelamlarıyla bunlar çelişkiye düşürüyorlar. Kendi kafalarına göre tabii. Kendileri de çelişkiler içerisinde zaten.

Evet. Ne diyoruz burada? Resulüm sen onların hidayete ermelerine çok düşkünlük göstersen de bil ki Allah'tan sapan kimse o hal üzere hidayete eremez. Onların yardımcıları da yoktur. Ahiret alemine gayrimüslim olarak gidenden Allahu Teâlâ rahmetini kaldıracak. Bir kimsenin çok sevdiği annesi babası da olsa hanımı çocuğu da olsa Allahu Teâlâ'nın rahmetini kaldırdığı insanlara eğer onun sulbünden gelen şefaat makamında da olsa o da ona arkasına dönüp gidecek. Ve onlar orada kimsesiz ve yalnız kalacaklar. Evet.