Meryem Suresi 50. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 21 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Meryem Suresi 50. ayeti kerime; (Yanlış açılış şekli)-Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik. (Doğru açılış şekli)- Onlar rahmetimize nail oldular. Kendileri haklı ve yüksek bir şöhrete erdiler.

Videonun metni

Demişim. Meryem Suresine bakıyoruz. Bakalım nerede yanlışlıklar var. Meryem Suresinin 50. ayet-i kerimesinde. Açılışta bir yanlışlık var. 50. ayet-i kerimesinde. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik diyor. Bak. Şimdi burada onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Evet. Rahmetinden bağışta bulundu. Biz para da rahmetinden bağışta bulunsa ben de kim bilir ne kadar yükseklere giderim. (?) Allahu Teâlâ'ya belki bir şehirde solucan gibi sürümlere şükrü meyde etmeye (?) kalkarım. Halbuki her insanın kendi arzusuna göre bu işler yürüyor. Ne diyor? Yanlış bir bide okuyoruz.

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Kendilerine hak ve yüksek bir şöhret nasip ettik diyor. Halbuki onlar rahmetimize nail oldular. Neyle? Yaptıklarıyla. Fiilî icraatlarıyla. Allah'a yakınlıklarıyla. Efendim onlar rahmetimizden nail oldular. Kendileri haklı ve yüksek bir şöhrete erdiler. Allahu Teâlâ bizleri yarattı. Bizlerden ahitleşti. Burayı güzel bilmek lazım. Bizlerden ahitleştikten sonra bizim Allahu Teâlâ'ya karşı şevkimiz, efendim iman, gücümüz, iman derecemiz ve hatta Allah'a inkar edişimiz Allah muhafaza. Allah'tan uzaklaştığımız, bizim ona karşı duygularımızın bütün kalplerimizin esrarını bildiği için bize ona göre duygular verdi ve bize ona göre efendim bu duygularla senaryomuzu yazdı.

Bu yazılan senaryoya kaderler olarak işledi ve bizim bedenlerimize yahut da ruhumuza bu şeyleri kaderimize uygun olarak efendim fiiliyatlarımızı işledi ve bizim nerede, ne zaman, hangi zamanda, hangi saatte ne yapacağımızı Allahu Teâlâ biliyor. Bak ne diyor bir de bize? Size lazım olup da katlarınızın en hücresinde olup sizin haberiniz olmadan yani (?) bilmediğiniz o isteklerinizi, arzularınızı biz biliriz diyor. Şimdi bu durumda Allahu Teâlâ yarattığı insanların kendi zatına karşı olan duygularını bildikleri için karakterleri ona göre işledi. Karakterleri. O karakterlere göre insanlar arzu ve isteklerine göre Allahu Teâlâ'ya karşı derecelerini ispat ederler.

Evet.

Onlar rahmetimize nail oldular diyor.

Yoksa onları rahmetimizden efendim bağışta bulunduk diyor. Kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik diyor. zaten bak kendileri burada kendi kelamlarını kendileri tekzip ediyorlar. Ne diyor? Kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik. Haklı. Yani o kişilerin Allahu Teâlâ'ya karşı zekularının haklı olduğunu ve ona (?) göre şöhret nasip ettiğini söylüyor. Burada da onlara rahmetimizden bağışta bulunduk diyor. Hem bağışta bulunduk hem de kişinin buna hak etmesi diyor. Şimdi bağışta bulunması ayrı hak etmesi ayrı. Yani çok yanlış. Yalnız çok birbirini tekzip eden kelimeler var. Mesela onlara rahmetimizden bağışta bulunduk.

Kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik. Bu sefer de bağışı bırakıyor bir tarafa. Haklı ve yüksek bir şöhret. Halbuki bak burada ne güzel açıyoruz onu biz. Onlar rahmetimize nail oldular. Ne güzel rahmetine nail oldular. Kendileri haklı ve yüksek bir şöhrete erdiler. Evet, insanlara kendi iyiliği icraatlarını ver.