Nur Suresi 35. ayeti kerime;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Nur Suresi'nin 35. ayet-i kerimesinde yanlışlık var. Nedir? Allah göklerin ve yerin nurudur.
Onun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir. O fanus da sanki inciye benzer. Bir yıldız gibidir ki ona doğunun ve batının gölgesi düşmez. Burayı ben size biraz açayım. Hiçim ilaç etmiyorum. (?)
Böyle insan yazı alemine (?) daldığı zaman, o gönlünde çocukların oynadığı cam bilya var ya, o cam bilya büyüklüğünde içinde cıvıl cıvıl rengârenk ışınlar cıvıldaşır böyle. Ve bir ışın içerisinde cıvıldaşır. Onu bahsediyor. Bak ne diyor? Allah göklerin ve yerin nurudur. Şimdi bunu nasıl açıyorlar biliyor musun? Biraz daha açarak gidelim yani. Bunların açılmaya ihtiyacı var. Gerçi tefsirde açıyoruz ama burada hem yanlışlıklar daha güzel anlaşılsın diye açalım. Allah diyor güneşlen diyor. Etrafı aydınlatıyor diyor. Yerlerine gökün nurudur diyor. (?) Evet güneş gülüyor. Akşam gece karanlık oluyor. (?) Ay çıkıyor. Bulutlar geliyor.
Zifiri karanlığa bulunuyor. (?)
Allah göklerin ve yerin nuru dediği zaman yedi kat semavatı birbirine ahenkli yaratmış ve her yarattığı nesne kendi ekseni etrafında döner durur. (?) Ne birbirine yaklaşır ne de uzaklaşır. İşte Allah göklerin ve yerin direğidir. Direği yaptığı ilimle Allah yarattıklarını muhkem yaratır. Ama siz kendi ellerinizden bozacaksınız. Biz bozuyoruz zaten. Şimdi göklerin ve yerin nurudur. (?) Onun nurunun temsili diyor şimdi. Temsili. İçinde lamba bulunan bir kandillik gibidir.
Bu nurun temsilini yapıyor. İnsanı o keşfaliyle o nura erdirirse, o nurla alemleri (?) seyrediyor. Alemleri seyreden insan da kainatı karşısında seyrediyor, kâinatı. Dünya mı? Dünya da onun ayağının altında bir bilya gibi. Ayağının altında. Evet.
O lamba kristal bir fanus içindedir. Çocukların bilyası cam bilya ya. Fanus içindedir.
O fanus da sanki inciye benzer.
O bilya. bir yıldız gibidir ki buradan baktığınız zaman yıldızları böyle görmüyor musun? Bazen cıvıl cıvıl yapıyor ya işte o da içerisinde cıvıl cıvıl milyonlarca hücre o kadar bir bilyenin içerisinde cıvıl cıvıl dolaşıyor.
O fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki ona doğunun ve batının gölgesi düşmez. Biz diyor kalbine bu şekilde nurumuzu koyduğumuz insanlara doğuyu güneşin doğuşuna benzetiyor. Batıni bir ilim. Kalbine sevdiğimiz, o bize yaklaşan insanların kalbine (?) vermiş olduğumuz bir ilim diyor. Güneşin batışını da batıla benzetiyor. Ona diyor ne doğunun güneşi ne de batının güneşi gölge düşürür. Yani güneşin doğuşunu zahiri ilme, güneşin batışını da batıla benzetiyor. Ne batıl diyor ne de zahir onun kalbine vermiş olduğumuz ilme gölge düşürür diyor. Şimdi şahit değil misiniz? Zahiri ilim bizim ilmimize gölge düşürebiliyor mu?
Ayette şahit değil mi? Varsa gölge, sen de hocam yanlış konuşuyorsun. Aklınıza sakın hoca kendini övüyor diye bir şey gelmesin. Size ağzınıza