Nur Suresi 40. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 22 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Nur Suresi 40. ayeti kerime; (Yanlış açılmış şekli)- Yahut (o kafirlerin duygu düşünce ve davranışları) engin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir; (Öyle bir deniz) ki onu dalga üstüne dalga kaplıyor. Üstünde de bulut. Birbiri üstüne karanlıklar, insan elini çıkarıp uzatsa neredeyse onu dahi göremez. Bir kimseye Allah nur vermemişse artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur. (Doğru açılış şekli)- Yahut (o kafirlerin duygu düşünce ve davranışları) engin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir; (Öyle bir deniz) ki onu dalga üstüne dalga kaplıyor. Üstünde de bulut. Birbiri üstüne karanlıklar, insan elini çıkarıp uzatsa neredeyse onu dahi göremez. Bir kimse Allah’ın nurundan almamışsa artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur.

Videonun metni

Dersimize geçiyoruz. Evet.

Nur Suresi'nin kırkıncı ayet-i kerimesinde kalmışız.

Şimdi yanlış açılan ayet-i kerimeyi okuyorum. Yahut o kafirlerin duygu, düşünce ve davranışları engin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir diyor kafirlerin duygu, düşünce ve davranışları engin denizdeki karanlıklar gibidir ayet hakikaten kafirlerin karanlıklar içerisinde olduğunu aydınlığa hasret kaldıkları için kendilerine aydın zümre olarak yakıştırmasını ne güzel izah ediyor burada. Bir. İkincisi Bakara Suresi'nin 17. ayet-i kerimesi yanlış açmışlar ya, ne diyorlar? Karanlık gecede yakan bir ateş misali. Karanlık gecede kafirler ateş yakıp da etrafını aydınlatamaz. Mecazi manada Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'i alemlere rahmet olarak göndermesi ve alemleri nura, aydınlığa kavuşturması için Kur'an-ı Kerim'i Nebi Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e son kitap ve son peygambere göndermek suretiyle kıyamete kadar Allahu Teâlâ dinini devam ettirecek ve aydınlığını sürdürecek. Aydınlığını.

Buna arkasını dönenler kendilerini karanlıklar içerisinde bırakırlar. İşte ne güzel de söylüyor Allahu Teâlâ burada. Duygu, düşünce ve davranışları engin bir denizdeki yoğun karanlıklar gibidir. Öyle bir deniz ki onu dalga üstüne dalga kaplıyor üstünde de bulut.

Ne demek bu? Şuraya kadar bunu izah edeyim. Ben diyor Allahu Teâlâ bu alemleri yarattım. Yedi kat semavatı, gökteki yıldızları, efendim bütün bu gezegenleri, güneş ve ay efendim kamer sistemini gökyüzüne yerleştirdim. Gece ve gündüzü dünyaya getirdim. Bunları gözleri görmesine rağmen hala inat edip karanlıklar içerisinde sürünen insanlardır. Evet. Orayı bir daha okuyalım. Yoğun karanlıklar gibidir. Öyle bir deniz ki onu dalga üstüne dalga kaplıyor. Üstünde de bulut. Birbiri üstünde karanlıklar. İnsan elini çıkarıp uzatsa neredeyse onu dahi göremez. İşte bu kadar alenen zahiren mezahir Allahu Teâlâ varlığını insanların gözüne iğneyi sokar gibi yaratmış.

Fakat hala da arkasını dönüp karanlıklar içerisinde aydınlığı alıyan zavallı (?) insanlar. Evet.

Bir kimseye Allah nur vermemişse... İşte burayı sapıttırdı burada, yanlış açıyor burayı. Bir kimseye Allah nur vermemişse artık o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur diyor. Halbuki Allah'ın nurundan alamamışsa yani bu kadar varlıklardan gözüne sokulmuş gibi efendim kakılmış gibi bu aydınlıktan hissesini alamamış da gözünü kapatmış karanlıklarda yaşamayı tercih etmişse, o kimsenin aydınlıktan nasibi yoktur demişiz. Evet, işte bu karanlık ve aydınlık, İbrahim Suresi'nin de birinci ayet-i kerimesinde öyle söylüyor. Allahu Teâlâ ne diyor efendim? İbrahim

Suresi. Şuradan bakalım. Kaçıncı? Şeyde 211 254. (?) sayfadan bakalım ona. Birinci ayet-i kerimede ne diyor?

bu Kur'an Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip ve övgüye layık olan Allah'ın yoluna çıkartmak için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Bakara Suresi'nde ne diyor? Burayı yanlış açıyor, 17. ayet-i kerimede burada diyor ki onların, münafıkların durumu karanlık gecede yakan bir ateş misali. Şimdi bak burada ayetlere ters düşüyor. Halbuki onların, münafıkların durumu karanlık gecede yanan bir ateş misalidir. Karanlık gecede yanan bir ateş misali, çünkü onlar karanlıklar içerisinde ateş şiddetini aydınladığında ateşe sırtını dönenler kendilerini karanlıklar (?) içerisinde bırakırlar, artık görmezler. İşte artık görmezler dediği karanlıklar içerisinde o dalga üstüne dalga üstünde de karanlık bir bulut elini çekse çıkarsa dahi göremez bir hal. İşte kafirlerin durumu da budur. Bunlar anlamazlar. Duvara anlattığın duvara iz yapar, ona iz yapmaz. Evet.