Kasas Suresi 56. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 22 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Kasas Suresi 56. ayeti kerime; (Yanlış açılış şekli)- (Rasul’üm) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; Bilakis Allah dilediğine hidayet verir. Hidayete girecek olanları en iyi O bilir. (Doğru Açılış şekli)- (Rasul’üm) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin; Bilakis Allah’tan dileyen hidayet bulur. Hidayete girecek olanları en iyi O bilir.

Videonun metni

Kasas suresi 56. ayet-i kerime, 56. ayet-i kerimede yanlış okuyoruz. Resulüm, sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Doğru, hidayete erdirseydi Hz. İbrahim aleyhisselam babasına, Azer'e ne diyor? Senin için dua edeceğim diyor. Bu durumda Allahu Teâlâ Hz. İbrahim'e cahillerden olma o senden değildi diyor. O zaman Allahu Teâlâ'nın kelamıyla ayırıyor. Selam olsun sana diyor. Ayrılıp gidiyor babasından. O da sevmesine rağmen ahiret aleminde de Allahu Teâlâ rahmetini kestiği (?) kimseden hiçbir peygamber hiçbir kavmine şefaatte bulunmayacak. İşte onlar yalnız ve kimsesizdir diyor Allahu Teâlâ. onlar için. Evet, şimdi yanlış okuyoruz: Resulüm, sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Doğru bunlar. (?) Bilakis Allah dilediğine hidayet verir. Burada (?) Allah kulları arasında ayrım yapmış oluyor dilediğine dediğine göre Şimdi bunu şöyle anlıyorlar insanlar: bu adam namaz kılıyor oruç tutuyor.

Bunu cennete sokacak. Bu da da kafir cehennemlik. Dilediği Müslümanlar. Müslüman içerisinde kafir olan yok mu? Var. Dolu. Bugün aydınım diyen insanların içerisinde Allah düşmanı yok mu? Başta sana şeyi göstereyim. Yaşar Nuri'ye. Öldü gitti. Biz Allah'a inanmıyoruz ama diyor. Şöyle diyor işte. Öyle öğrendik, öyle anlatıyorduk.

Kimden birisiyle oturup da sohbet ederken birisiyle. Müjdat Gezen'le. Müjdat Gezen'le. Oturup konuştuğu zaman söylediği kelam bu. O da Müslüman. Kur'an'ı öğrenmiş. Hafız'ın kelamı. İnsanlara ders veren sapık. Evet.

Bilakis Allah dilediğine hidayet verir. Hidayete girecek olanlar en iyi en iyi o bilir. Bak burası güzel. Bir de burada ne diyor şimdi bak. Bak bu kelam birbirine ters düşmüyor mu? Ben mi yanlış anlıyorum acaba? Ne diyor? Bilakis Allah dilediğine hidayet verir. Dilediğine. Bu sefer de hidayete girecek olanları en iyi o bilir diyor. Hidayete girecek olanları elbet ki Allah bilir hidayete girecek olanları. Bu doğru nereden biliyor? Elestü bi-Rabbiküm hitabında sizin Rabbinizin dediği zaman onlarla ahitleşti. (?) Ahdi neticesinde herkesin kendi kaderini kendi muradını kendisine kader olarak yazdı.

Bu durumda biz kendi kaderimizi, kendi arzu ve isteğimizi, muradımızı kendimize kader olarak yazdırmamıza rağmen bir an sonra ne yapacağımızı bilmiyoruz. İşte o bizim yaşantımızın bütün künhünü bize karakterler olarak vermiş. Bu karakterler içerisinde zaman biriminde o zaman biriminde ulaştığımız zaman zaman zaman saniye saniye böyle olacak olanları Allah-u Teala zuhur ettirir önümüzde. Biz de o işlemleri, fiili icraatları işleyerek sıhhat ve günah alırız. (?) Bunu yalnız Ahmet ve Mehmet için yapmıyor. Bütün kainattaki varlıklar için. Yarattığı canlılar için. Onların rızkını veren Allahu Teâlâ'ya rızk-ı Teala'ya. (?) Bu bizim aklımızın dışı.

Şimdi bu durumda bunu bilmesine rağmen bilakis Allah dilediğini hidayete erdirir diyor. E peki burada şöyle bir mana da çıkar: Allahu Teâlâ benim ibadetimi bildiği için yani en iyisini o bilir diyor. Bildiğine göre benden de hoşlanmaz, beni de efendim hidayete erdirmez yahut da cehenneme atar. Sen istediğin kadar yap, ben seni kabul etmiyorum dersin. Öyle ya. Onun kelamı iki dudağın arasında. İstediğini yapar. Kimsinin dudağına karşı çıkamaz. (?) Bu durumda kelam dilediği değil. Ne diyoruz burada? Bilakis Allah'tan dileyen hidayeti bulur. Allah'tan dileyen hidayeti bulur. Allahu Teâlâ da adalet sıfatıyla kişinin yapmış olduğu fiili icatları asla boş çıkartmaz.

Ne diyor? Bugün benim huzuruma geldiğiniz zaman hiçbir kimseye zulüm edilmemek için yapmış olduğunuz fiil ve icatlarla tastamam sizin diyor hakkınız kendinize verilecektir diyor. (?) Tastamam. Burada dilediği nereden çıkıyor bu ayet-i kerimeye göre? (?)

İşte bu dilediği, seçtiği gibi kelimeler Kur'an'da böyle bir kelam Allah'ı sıfatlar. Allah kimseyi seçmez. Kimseye de dilediğini cennete yahut cehenneme sokmaz. Kimseyi de dilediğini hidayete erdirmez. Hep dileyenler. İrade insanda. Zaman geliyor. Diyoruz ki irade iki. Herkes bunu biliyor. Ne diyor? Külli irade. Nedir bu? Allahu Teâlâ. O istediğini yaratır. Bak istediğini yaratır. İstediğini yapar. Bir de cüzi irade var. Zatından ayırmış irade sahibi. O da ruhta. Ruhunda bir cüzi. Onun için insan eşrefil mahluktur. Bu durumda bu irade kendisine mahsus insanın. Onu serbest bırakmış. Ne istersen sana vereceğim diyor.

İstersen inkar et. İstersen beni bil. Ne istersen vereceğim sana diyor. Çünkü ona büyük bir değer veriyor. Kimisi inkar ediyor. Kimisi de biliyor. İşte üçe ayrılıyor ya. (?) Vakıa suresinin yedinci ayet-i kerimesinde bütün nezveç birbirinden gelme, hepsi (?) diyor, sınıf diyor. Bu durumda bilenler, bilmeyenler ve mukarrebin sınıfı. Bunlarla tek tek ahitleşiyor. Onların kalplerinden geçen en hücre sırlarını bilebiliyor. (?) Hocam, orada kalp mi var? Ruhunda ne var?

Ruhunun beden tıpa tıp aynısı.

Orada beynin yok mu? Seni yeniden bir yükleme yapacak. Şimdi bu durumda Allahu Teâlâ insanı şerefli yarattıysa insanın kendi elinde hakkı bulup bulmama inkar edip hakka yönelme. Seçeneği kendi elinde. Hiçbir kimse Allah'ı suçlayamaz. (?) Niçin o zaman bizi buraya gönderdi? Ahiret aleminde, lahut aleminde yaratıldığımızda Allahu Teâlâ ben sizin Rabbiniz dediği zaman hepsi Allahu Teâlâ'yı görüyor. Allah görünmeyen bir şekilde insanlara ben sizin Rabbiniz mi diyor? Aklın alıyor mu? Görünmeyen birisi ben senin Rabbim dese nereye döneceğim nereye bakacağım? Nereye bakacağım? Kimi göreceğim karşımda?

Kim söylüyor bunu?

Huzur Efendi sen fazla ileri gidiyorsun. (?) Nereden biliyorsun bunu? Ayetten ve gördüğümden biliyorum.

Ayet neydi?

O Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz için gördüğü diyor kalbiyle gördüğü, gözüyle gördüğü kalbi onu yanıltmadı diyor. O bir kere daha hakiki şekil üzere doğruldu diyor. Nerede? Sidre-i Münteha. (?) Allah kuluna diyor vahyetti vahyedeceğini. Hakiki şekli ne? Elestü bi-Rabbiküm hitabındaki sureti, zat sureti. (?)

Evet. Hepsi ayetler tarih burada. (?) Ama insan aklı bunu tabi oraları görmediği için bilemiyor ancak okuduğu zahiri kelamlarla bir şeyler çıkartmaya çalışıyor. Biz de böyle derinden anlattığımız zaman kişinin aklı ermediğinden bu da sapık diye belirmiş. (?)

Azıcık biraz düşünse bana sapık diyen insan ayeti inkar eder. Ve küfre doğru gider. Küfre doğru gider. Bilmediği için söylediğinden dolayı günahkârdır.

Evet.

Ne kadar derine gidiyor değil mi?

Bunları görmezsen anlatamazsın. Bu ayetlerin yanlışlıklarını da bulamazsın. Ayette değil. İnsanların yanlış açtıkları ayetleri de yanlış açtıkları için. Nerede bulamazsın kolay kolay.