Rum Suresi 56. ayeti kerime;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Rum Suresinin 56. Ayet-i Kerimesinde de yanlışlıklar var. Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler. Andolsun ki siz Allah'ın kitabında yazılı gün kadar kaldınız. Doğru. Herkesin bir ömrü var. O ömür Allah'ın kitabında yazılı.
Ta Adem babamızdan kıyamete kadar geleceklerde yazılı mı? Evet. Bana zamanın birinde iki tane kişi rütbelerini söylemeyeceğim. Daha evvelden söylemiştim zaten.
Beni çağırdılar, dediler ki, ben de o zaman vazifedeyim, sana bir soru soracağız dediler. Sor dedi.
Kur'an'da diyorlar her şey, bütün ilimler var diyorlar diyor. Evet. Ben de ilave ettim. Yaş ve kuru ne varsa Kur'an'dadır dedim. Yaş ve kuru. O zaman dedi, bir meslek dalında bir doktora kitabı dedi, ciltler dolu, sekizler sayfa, biner (?) sayfa, fizik kitabı öyle, kimya kitabı öyle, bunların hepsi Kur'an'da mı yazılı dedi.
Onlara dedim ki bak Allah'ın kelamı harfler üzerine. Bir harf elif neyi kasteder bilemeyiz dedim. Bu dedim mana mana açılır. Bunu dedim harfleri toplar bir ayet meydana gelir dedim. O ayette belki 70 tane 80 tane 90 tane harf var. Bu harfler ayrı ayrı manalara gelir dedim. Bu harflerin birleşiminde bize ancak bir yol gösterir dedim. Ve bunlar açıldığı zaman da Resulullah Efendimiz'in hadis-i şerifini hatırlattım. Düşüklüğüme bir yetmiş defa tövbe ederdim. Neye göre düşük? Altmışıncı ayet-i kerimenin manasını aldığı zaman altmış birinci elli dokuzuncuya göre eksik ve hatalı. Yetmişinci ayetini aldığı zaman altmış dokuzuncuya göre eksik ve hatalı.
Biz senelerce dedim bir tanesinin karşılığını bulamayız dedim. Ya dedi kim dedi sen dedi bu söylediğinden bizi ikna mı etmiş olacaksın dedi. İkna etmeyeceğim de dedim. Size benim bir çift lafım var dedim. Eğer bu söylediklerime inanmıyorsun dedim. Kişi şöyle söylüyor dedim. Kur'an ile hadise inanmazsa bir kişi ona hiç cevap verme konuşma bitir işi diyordum. Hadi bana eyvallah. Çıktım gittim. Çeneni mi yoracaksın? Evet. Ne diyor burada? Kendilerine ilim ve iman verenler şöyle derler. Aslında bu da yanlış da hani imana ve ilme sahip olanlar dese hani şeylerine göre durumlarına göre güzel bir manayla açılması lazım buranın.
Yani böyle bizim hemen bu şekilde geçiştirmemiz doğru değil. Onun için Diyanet'e diyorduk ki biz de gelelim sizin Arapçanızla beraber bunları daha güzel, daha teferruatlı güzel bir şekilde açalım diyordu. Efendim ant olsun ki siz Allah'ın kitabında yazılı gün kadar kaldınız. Tabi hepimizin ne kadar yaşayacağımız belli. Onun için Allahu Teâlâ sizin düğümünüz dolduğu zaman ne bir saat ileri ne bir saat (?) geri kalır diyor. İşte bugün yeniden dirilme günüdür. Fakat siz onu tanımıyorsunuz diyor. Şimdi burada bir yanlışlık var. siz onu tanımıyorsunuz diyor. Burada ilim ve iman sahipleri şöyle derler.
Andolsun ki siz Allah'ın kitabında yazılı gün kadar kaldınız. İşte bugün yeniden dirilme günüdür. O sonunda fakat siz onu tanıyamıyorsunuz. Şimdi burada tanımıyorsunuz dediği zaman umuma şümul ediyor. Umuma. Tanımıyorsunuz. Hepinizi itham ediyor. Tanıyamıyorsunuz dediği zaman burada bir yumuşaklık var. İçlerinden bazıları tanıyamıyor. Yani İslam alanlar var çünkü içlerinde. Ne diyor baştan? İlim ve iman sahipleri şöyle dediler. Ant olsun ki siz Allah'ın kitabında yazılı gün kadar kaldınız. Nerede söylüyor bunu? Ahiret aleminde. İşte bugün yeniden dirilme günüdür. Diriliyorlar. Fakat siz onu tanımıyorsunuz.
şimdi hangi ayet-i kerimede bunu destekliyor Allahu Teâlâ onlar dünyada kör ve âmâ var ahirette de kör ve âmâdır dünyada da sağır ve âmâdır ahirette de sağır ve âmâdır ayet-i kerimede bu ayet-i kerimenin devamı ama burayı daha da güzel açmak lazım oturup şöyle güzel açılması lazım. Biz bu kadarını aldık buraya. Sen de not tutarsın bunları. Güzel güzel oraları. Fakat o şey fakat siz siz demeyelim de fakat bazılarınız onu tanıyamıyor. Evet. Manası da bu. Fakat bazılarınız onu tanıyamıyor.
İşte bunun da manası onlar dünyada sağır ve âmâdırlar. Ahirette de sağır ve âmâdırlar. Kör ve âmâdır. Ve onlar hakikaten hakkı duyanlar ahirette de Allah'ı karşılarında görürler. Görmezler. Çünkü niye görmezler? Önlerinde perde var. İnanmıyorlar. Şimdi ben burada Elçin'i görüyorum. Çağlasan'ı görüyorum. Ama Çağlasan olduğunu bildiğim için Çağlasan karşımda diyorum. Peki Çağlasan'ın Çağlasan olduğuna inanmasam, o Çağlasan değil desem onu görmüş olur muyum? Ona karşı âmâyım. İşte onlar da yarattıklarını görmelerine rağmen inanmıyorlar. Kendi hayallerindeki Rabb'i bekliyorlar. Bu durumda da kör ve âmâlar.
Körler ve sağırlar. Hakkı görmesine, duymasına rağmen anlamak istemiyorlar.