Zümer Suresi 36. ayeti kerime;

A. Metin Saruhan · 22 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Zümer Suresi 36. ayeti kerime; (Yanlış açılmış şekli)-Allah kuluna kafi değil midir? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur. (Doğru açılış şekli)- Allah kuluna kafi değil midir? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Kim Allah’tan saparsa (o hal üzere oldukça) artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur.

Videonun metni

Onlar. Evet.

Otuz altıncı ayeti kerimede yanlışlık var. Yani hep ağzıma alışmış da ayeti kerimede yanlışlık var diyorum ya. Ayeti kerimede yanlışlık yok. Ayeti kerimeyi yanlış açmışlar. Otuz altıncı ayeti kerimeyi de yanlış açmışlar. Dilimi de böyle alıştırayım bari.

Evet. Hani heyecanlanıyoruz ya heyecandan söylüyoruz onu. Allahu Teâlâ'yı sıfatlamışlar. Biz de tabii gönülden insan kızınca bazı tekerlemeler yapıyor. İnşallah Hacivat'la Karagöz'ün dediği gibi efendim kusurumuza bakmaya diyor.

Allah kuluna kâfi değil midir? Diyor. Kafidir tabii. Seni ondan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık onun yolunu doğrultacak biri yok diyor. Hep aynı kelimeler üzerine uydurmuşlar. Allah kimseyi saptırmaz. Kim Allah'tan saparsa, kişi kendi iradesiyle. Allah doğru yolu gösteriyor. Kur'an-ı Kerim'i gönderiyor. Peygamberleri gönderiyor. Alimleri gönderiyor. Ey insanlar! Biz sizi hatadan arı yaratmadık diyor. Eğer hatadan arı yaratmış olsaydık sizi helak eder, hata işleyen kulları yaratırdık. Öyleyse siz hata işlediğiniz zaman işlediğiniz hatadan dolayı tövbe ettiğiniz zaman biz Tevvab'ız, yani çokça tövbeleri kabul ederiz diyor. Bir daha işlememek üzere tövbenizi buyurun diyor, tövbe edin kabul edelim diyor. Şimdi burada Allah kimi saptıracak ki? Doğrusunu okuyoruz.

ne alin Allah kuluna kâfi değil midir? (?) Seni ondan başkalarıyla seni ondan başkalarıyla korkutuyorlar. Kim Allah'tan saparsa o hal üzere oldukça artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur. O hal üzere olduysa.

Ben memlekette bir işçi lazım oldu bana. Rus pazarına gittim. Oradan dediler ki bu işçiler. Romenler vardı orada, Ruslar vardı. Ruslar da var. Üç kişi aldım geldim.

Çalıştılar, yoruldular, oturuyorlar. Bunların adını bir hakkı tebliğ edeyim. (?) Daha çalışacaklar zaten. Anlatmaya başladım.

Dinliyorlar ama şöyle baktım ki aramızda duvar var, duvar. Böyle gözler yukarıya çıktı. Sağır oldular. Bunlar hakikaten sağırdırlar diyor ya. Orada onu yaşadım ben. O ayeti orada yaşadım. O insanlar üzerinde. Hatemallâhü alâ kulûbihim ve alâ sem'ihim ve alâ ebsârihim ğışâvetün ve lehüm azâbün azîm. (?) Onların gözleri perde çekildi. Evet böyle. Kapaklar yukarıda böyle bakıyor. (?) Kulakları tıkaçlı ve kalpleri de mühürlü. (?) Böyle olunca ben oradan durumu değiştirdim.

Onların yemekleri hoşunuza gitti mi dedim. Yemek getirmiştim onlara. Oo yemek güzel falan falan. İşe başladılar. Evet.