Zümer Suresi 37. ayeti kerime

A. Metin Saruhan · 22 Şubat 2022 · Yanlış Çevrilen Ayetler

Açıklama

Zümer Suresi 37. ayeti kerime: (Yanlış açılmış şekli)- Allah kime de hidayet ederse, artık onu saptıracak da yoktur. Allah, mutlak güç sahibi ve intikam alıcı değil midir? (Doğru açılış şekli)- Kim de Allah’tan hidayet dilerse, artık onu saptıracak da yoktur. Allah, mutlak güç sahibidir. (İnsan kendi nefsinden) İntikam alıcı değil midir?

Videonun metni

37. ayeti kerimeyi de yanlış açmışlar. Allah kime de hidayet ederse artık onu saptıracak da yoktur. Allah mutlak güç sahibi ve intikam alıcı değil midir? Bak. Allah'ı insanlardan insan seviyesine düşürdü, intikam aldırdı. Evet. Allah kimseden intikam almaz. İntikam ancak insanlar kinlenirler. Onlar birbirlerinden intikam alırlar. Allah'ın intikam almaya ihtiyacı yok. Onun gücü her şeye yeter. İnsle cin birleşse Allah'a siz zarar veremezsiniz diyor. Evet. Doğrusunu okuyoruz. Kim de Allah'tan hidayet dilerse artık onu saptıracak da yoktur. Allah mutlak güç sahibidir. İnsan kendi nefsinden intikam alıcı değil midir?

Evet, Allahu Teâlâ'ya karşı gelmesiyle beraber, yani onun dediklerini yapmamakta, İslam'ın dışına çıkmakta kendi nefsinden intikam alıcı değil midir? Ben şimdi bir suç işlesem, bir adam öldürsem, Allah muhafaza, teşbihte hata olmaz. Beni devletimin kanunu yakalar. Yakalar değil mi? Yakalar. Doğru kimin huzuruna götürür? Hakimin huzuruna götürür. Hakim benim yaptığım suça göre bana ceza keser. Beni hakim mi cezalandırdı, benden intikam aldı? Ben mi suç işledim, kendi nefsimden intikam aldım. Böyle Allah da hakimlerin hakimi. İnsan ne yaptıysa kendi nefsinden kendisi intikam alacak. Ama sevabı fazlaysa Allah onu affedecek, gene cennetine sokacak. Eğer günahı fazlaysa o cehenneme girecek.

Cezasını çekip çıkacak. Eğer tamamen inkarcıysa ebedi cehennemde kendi nefsinden intikam alacak. Evet. Yalan yanlış yazmışlar.

Bunlar kim biliyor musun? Kendilerini alim diyen doktora yapmış insanlar. Evet. Ve hala da bu hal üzere devam edenler.

Hala daha. Hiç olmazsa bundan sonra doğruları söyleseler. Hiç olmazsa. Evet. Şunu da söylüyorum.

Sen bize suç isnat ediyorsun ama senin söylediklerin yanlış. Bana ayetler söyle benim niye söylediğim yanlışsa beni yola getir. Ben öyle söylüyorum. Ben yanlış söylüyorsam beni yola getir. Şimdi birisi çıkmış geçen gün ne diyor? Ölümden bahsediyor. Ruh diye bir arı kadardır, bir arı kadar. (?) Bir gram, iki gram.

Dinledin mi sen onu?

Evet. Bir gram iki gram diyor. Adam hemen insan ölür ölmez diye hemen Allah'ın huzuruna gider diyor.

Orada diyor Allahu Teâlâ onu müjdeler diyor. Sen cennetliksin diye diyor. Tekrar diye döner gelir diyor. Ne gibi diyor? Işık gibi diyor. Işık geldi mi diyor. Cereyan geldi diyor. Etraf aydınlandı yani. (?) Işık gitti mi diyor. Öldü diyor. Hemen diyor. Ruhu diyor. Mezar başına gelir diyor.

Bunu neye göre söylüyorsun? Hangi ayete göre söylüyorsun? Hiçbir vicdanın yok senin. Hiçbir ayetleri okumuyorsun. Namert. Namert diyorum ona.

Lahut aleminde Allah ruhlarımızı yarattı. Lahut aleminde. Aynen otuz üç yaş şeklinde. Allah ruhları alaca karanlıkta yarattı. Onlara nurundan bir şeyler saçtı. O nurdan alan yolunu buldu. O nurdan alamayan yolunu şaşırdı azıcık hadis-i şerifini. (?) Nereye attın?

Bizim asli görünümüz ruhumuzdur.

Bedensek bizim ruhumuzun kisvesi, görünümü, zahiri görünümü. Nereden (?) çıkarttın bir iki gram arıyı? Sonra Allahu Teâlâ ayeti kerimesinde sana ruhlardan soranlar de ki o Rabbimin bir emridir. Size onun hakkında az bir bilgi verilmiştir. Nedir az bir bilgi? Bizi lahut aleminde yarattı, lahut aleminde. Az bir bilgi de orayı görenler anlatıyor. Ben gördüm anlatıyorum. Gördüğüm için anlatıyorum zaten. Efendim asli şeklimiz orada. Ondan sonra ahdimiz var Allahu Teâlâ'yla ama muradımız var ama ne zaman ne olacak onu da bilmiyoruz kaderimiz içerisinde. Ama arzu ettiğimizi olduğu gibi işlemiş. Nereden anlıyorum? Yaşantımdan, muradımdan, arzuludan, arzuladığımdan.

Olduğu gibi işlemiş. Ne istiyorsa, Allah insanları ne istiyorsa, Allah'ın bu Allah'lık sıfatı, onun gücü, bütün bu kainatta, herkesin rızkını veren, arzu ve isteklere göre sebepler halkeden ve sebeplere göre fiili icraatlarını işleyenler, sevap ve günah alırlar. Sevap ve günah olayı böyle. Herkesin kendi iradesiyle. Ne arzuluyorsan sebep halkediyor. Olay ama kaderin içerisinde.

Senin gücün yeter mi bunları anlatmaya? Ne ama? Cübbeli Ahmet yapıyor bunu.

Evet. Sen kimsin bunu söylüyorsun?

İnsanlara anlatacaksan okuduğun hurafe kitaplarına başka şeyleri anlat.

Elhamdülillah.