Şura Suresi 13. ayeti kerime;
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Rızkı bol verir, dileyenden de kısar. (?) O her şeyi bilendir diyor.
13. ayet-i kerime. Dini ayakta tutun ve ondan, onda ayrılığa düşmeyin. Dini ayakta tutun. Niye? Hocalar, niye? Alimler hep dini pekiştirmek için size iyi davranın, iyi olun. Efendim dini namazınızı kılın. Orucunuzu tutun, zekatınızı verin, hayra yönelin diyor. İnsanların kalplerini yumuşatıp kardeşlerine, İslam kardeşlerine yardım için birbirlerini desteklemek için söylüyorlar. İşte Allahu Teâlâ da dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Şimdi ayrılığa düşen yok mu? Sen sensin ben benim diyor. Sen kimsin diyor. Kimsin? Ben falan yeri müdürüyüm diyor.
Veya şimdi telefon ederim seni yakalattırırım buradan diyor.
veya parasına güveniyor seni itip kakıyor. Böyle değil.
Ne şöhret ne makam ne şan ne de gurur ve kibir ne dünya malı insanın gözünde değil. Eğer insansa o insanı alemlerin üstünde görür. Çünkü Allah insanı kıymetli yarattı. Ruhundan verdi. Evet. Dini ayakta tutun da onda ayrılığa düşmeyin diye Nuh'a tavsiye ettiğini sana vahyettiğimizi İbrahim'e ve Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı.
Bak ne güzel söylüyor. Bir daha bakayım burayı. Bak burada neler çıkıyor şimdi. Neler çıkıyor.
Dini ayakta tutun da onda ayrılığa düşmeyin diyelim. Nuh'a tavsiye ettiğini. Nuh'u 960 sene kavmi arasında dışlamalarına (?) rağmen yine Allah dedi. Allah'tan başka yok. Yine ayakta tuttu. Yılmadı yani. Hazreti Yunus kavminden kaçınca yılgınlık meydana getirdi. Attı denize. Tövbe ettikten sonra çıkarttı dışarıya. Öyleyse dini ayakta tutacağız. Dik olacağız, dik. (?) Dik olacağız dinde. Kişinin parasına, kişinin makamına, kişinin efendim kuvvetine, gücüne, kuvvetine bakıp da onun himayesinde boyun eğmeyeceğiz. Ne diyor şimdi? Nuh'a tavsiye ettiğini, sana, yani Peygamber Efendimiz'e vahyettiğini vahyettiğimizi İbrahim'e ve Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Musa'da Tevrat İsa'da İncil dört kitap Kur'an'da.
Bak ne güzel. Burada ne çıkıyor? Biz evvelde ne söylediysek ebedde de odur diyor. (?) Bizim söylediğimizde bir değişiklik yoktur diyor Allahu Teâlâ.
Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı fakat kendilerini çağırdığın bu din Allah'a ortaklar koşanlara ağır geldi evet çünkü işlerine gelmedi kendilerini de onların kendilerine bir fayda veremeyeceğini bilmelerine rağmen birbirlerinin yanında kuvvet aldıklarından dolayı onlardan ayrılamadılar.
Onlar evvelde Allah'ı inkar ettiklerinde yalancı kafirler olduğu için kalpleri huzursuz ve dağınık olduğundan dolayı birbirleri yanında şenlenmeye çalışırlar. huzursuzluklarını gidermeye çalışırlar. Bu durumda da birbirlerinden ayrılamazlar.
Halbuki Bismillahirrahmanirrahim Herkes
diyor bir tarafta olsa, seni diyor terk etseler, yalnız da olsan de ki göklerin ve yerin büyük arşın (?) sahibi olan Allah bana yeter de diyor.
Yalnızlık insanlarla bir arada olmamaktan değildir.
İnsanlarla nice insanlar beraberdir ama yalnızdır. Yalnızlık Allah'tan ayrı kalmakla olur.
İki dükkan sahibi birisi bakıyor ki bir tanesi devamlı dükkanını açmıyor. Sabah böyle düşünüyor.
Karşıdaki dükkanda diyor ki adam herhalde bir sıkıntısı var. Yalnızlıktan canı da sıkılmıştır. Gideyim onunla bir yarenlik yapayım diyor. Geliyor arkadaşı karşıdan selamün aleyküm diyor. Adam kafayı kaldırıyor ve aleyküm selam diyor. Seni gördüm diyor. Burada yalnız düşünüyorsun diyor. Dedim ki, yalnızdır, gideyim bir yarenlik yapayım. Belki bir sıkıntısı vardır, dedim. Ben yalnız değilim de, sen yanıma gelince yalnız kaldım, diyor.
Baştan okuyarak gelelim gene. Anlattıklarımı bir daha anlatmayayım. Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Diye Nuh'a tavsiye ettiğini sana vahyettiğimizi İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu din Allah'a ortak koşanlara ağır geldi.
Ne dedik? Onlar birbirleri yanında huzur bulmaya çalışırlar. Halbuki Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde şöyle söyler. Şan ve şöhret arıyorsanız şan ve şöhret Allah'ın yanında diyor. Ne güzel söylüyor. Evet.
Allah dilediğini kendisine peygamber seçer. Şimdi bak burada dilediği.
İnsanın dilemesi yok burada. Burada Allah'ın dilemesi var. Allah dilediğini kendisine peygamber seçer. Çünkü peygamberler bir zamanında şu ayet-i kerimeye göre Resulullah Efendimiz'in ruhundan yarattı. Tek tek yarattı. Kendisi yarattı. Hepsini yarattı ve onlarla ahitleşti. Ben sizi kavminize bir büyük bir baba olarak göndereceğim. Kabul ettiniz mi? Ve size sizden sonra gönderdiğim peygambere yardım edeceğinize şahitlik ettiniz mi diyor. Kabul ettiniz mi? Onlar da ettik diyorlar. Ben de sizlerle beraber şahit olanlardanım. İşte o seçilenleri bizzat Allah zamanı kendi zaman kendisi gönderir. Buradaki mana bu. Fakat dileme manasının Türkçe kelamı az kalıyor.
Bu şekilde yazdık. Az kalıyor. Çok açmak lazım bunu. Buradaki gibi konuşmak lazım ama buraya sığmaz o. İşte açıyoruz. Merak edenler gelir videoları dinlerler. Evet. Ne diyoruz? Allah dilediğini kendisine peygamber seçer. Yani hangi kavme gönderecekse onu gönderir. O kendi muradı içerisinde. O öyle yaratmış, öyle programlamış onu.
Allah'a yönelen de hidayete erer. Ne güzel. Allah'a yönelen de hidayete erer. Evet.
Kendisine yöneleni de diyor, doğru yola iletir diyor. Değil. Allah'a yönelen de hidayete erer. (?) Evet.