30.09.2025 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 1 Ekim 2025 · 2025

Videonun metni

Akşam namazından sonra başlayacak demiş.

Tamam.

Bu sonunu gönderdin değil mi? En son gönderdin. İmzasız, imzasız hani bir cihat gönderdin. (?) Evet, evet. Sağ olasın. Üç tane vardı, üçünü de gönderdim. Tamam. Şurada bir alalım bakalım onu da. Nereye gelmiş onu oraya alalım. Bu da gelmiş başçapta.

Bu birincisi mi? Üst yazı efendim. Verdiğim biletçiye cevap. Yaptığınız alakalılarda diğer iki dosyalı efendim.

Evet efendim. Evet, o da üçüncüsü. Onu biz nereye göndereceğiz? Şuraya şöyle basalım. Şöyle üstüne basalım. Kemal nerede? Kemal'e bak, öyle bir şeye gidiyor, ondan sonra kaybediyor.

WhatsApp buraya geldi, buraya gitti, Kemal'e. EFÖS'te oluşturuluyor. (?) Metin Saruhan mı diyeceğim?

Bir de Arıcı.

Metin Saruhan. Tamam. Ne varsa zaman getir efendim. Üçgen. Bu. Üçgen.

Değil mi acaba? Gönderilenler ibaresinin içerisinde yer alır efendim. (?) Gmail'de gönderilenler kısmında yer alır. Geri kendinize geldiği olarak da gözükür. Gelenler de doğmuş. (?) Doğru gitti mi şimdi? Bir bakalım.

Şöyle yani. Yani gelmiş. Bu değil mi? Evet efendim. Şimdi öbürlerine de geldi. Evet. Şunu da gönderelim. üstekine basıyoruz değil mi? evet efendim üçgene basacağız gönderelim bir tane aldım şimdi üçünü de gönderelim alttaki göndereceğiz yok efendim biraz bekleyeceğiz dosyanın yüklenmesini bekliyoruz 16 sayfa olduğu için biraz daha uzun

Bu akşam namazımızı kıldıktan sonra dersimize başlayacağız. Saat 7.15 gibi olabilir.

Şimdi, geldi mi?

Tamam. Mekke dosya uzundu. (?) Evet. Şimdi buraya girelim bakalım. Gmail'lerde 3 tane var. Gmail'lerde 6. 6. 6. Şuraya bir girelim. Şuraya çıkmadığımız zaman nasıl olacak? Kaçacak? Bu daha güzel.

Bu şimdi burada hep Allah Cebrail dediği zaman Allah dedi diyor değil mi? Evet. Elimizde bunlar kuz bizim. (?) Amaçlı. Peki, ikinci ikincisi nerede? Bir de bu mu var? Üç tane efendim, bir, iki. Ama iki tane daha var. Bak, iki tane daha var. Buna bak efendim, şunu açacağız. Bu mu? Evet. Bu da aynısı yani. Başlıkları değişiyor efendim. bir tane kaldı nasıl alıyor açtığımız şeyler koyu renk açık gri yazıyor, açılmayanlarsa siyah yazıyor, renk tonlaması farklı. Bunları açtık. Açtığımız için okunduğu ibaresini verince renk griye dönüyor yazı. Bu siyah. Açılmadı. Açılmadı. Şimdi açıldı.

Bakalım. Bu da griye döndü. Evet griye döndü. Bu reklam şey efendim o. Başarılarınızla sezahat ediyor. (?) Şöyle çöp çöp atın ya da böyle. Efendim sürükleyerek atıyorsunuz böyle çöpe. Ha gitti zaten. Ama aşırı iyi ya burada. Belli bir süre kaldıktan sonra kendini otomatiksel yaparlar her (?) şeyden. Ha bu da böyle bak. o da var bu neyse bu tema beni yakaladı yok sana bu şey geldi yok bu düzgün geldi yok sana hediye veriyor internet satış sitesi evet bu ne bu Silinmiyor. Gmail'in kendi bulut sistemiyle alakalı reklama. 3 tane meyve de var ya meyve de mi gitti Yok, Kuveyt Türk bilgilendirme, bunları sileriz.

buradan bu bilgileri Cemil'e aktarırız hadi bir şey (?) çocuklar hadi akşam namazı oldu mu Hadi bakalım.

Allah'a (?) emanet (?) olun. (?)

Allah'a (?) emanet (?) olun. (?)

Burada yeni sorular var mı burada? Nereden başlıyor bu?

Efendim, Kehf Suresi 21. Ayeti açıklamışsınız elinizden. (?) Okudun mu burayı? Kehf Suresi 21. Ayet-i kerimeyi? Yok. Okumadık değil mi? Bakalım bakalım. Kehf Suresi 21. Ayet-i kerime. 242 273 241 241 21. Ayet-i kerime 21. Ayet-i kerime. Böylece insanları onlardan haberdar ettik ki Allah'ın vaadinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler Hani onlar aralarında Ashab-ı Kehf'in durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir. Onların durumuna vakıf olanlar ise bizler kesinlikle onların yanı başlarına bir mescid yapacağız dediler.

Burada Ashab-ı Kehf'in bahsini anlatıyor Allahu (?) Teâlâ. Bunlar kimisi 6 kişi der kimisi 7 kişi der 8. köpekleridir der tam olarak sayısı belli değildir Allahu Teâlâ bunların sayısının tam olduğunu kimseye bildirmemiştir ve onlar da tahminde insanlar da tahminde bulunurlar belki doğru söylüyorlar ama tahmindir mesela Sebe (?) suresinin 20. ayet-i kerimesinde Allahu Teâlâ şeytan diyor tahmininde yanılmadı doğru söyledi diyor tahmin ama sana gelen kulların önüne oturacağım sana gelenlere engel olacağım Allahu Teâlâ onun bu kelamına karşı tahmininde yanılmadı yani tahmin etti diyor bu insanlar da Ashab-ı Kehf hakkında 6 ise 6, 7 ise 7 2008 yılı tahmin ediyorlar. (?) Kimse bunun ne kadar, kaç kişi olduğunu bilmiyor.

Evet. Şimdi kimisi buranın (?) mağaranın kapatılmasını istiyor. Onları sevenler de diyorlar ki yanı başlarına bir cami yapalım diyorlar. Efendim ayet-i kerimede Allahu Teâlâ Peygamber Efendimiz'e bunlar hakkında kimseye bir şey sorma diyor. Ayet o.

Efendim.

Bak ne diyeyim en sonunda da burada.

Peki onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir. Onlar hakkında bilgisi olan çok azdır. Öyleyse Ashab-ı Kehf hakkında delillerin açık olması haricinde bir münakaşaya girişme ve onlar hakkında ileri geri konuşma. Kimselerin hiçbirinden malumat isteme ve bir şey hakkında ben bunu elbette ki yarın yapacağım da deme diyor. Ne güzel söylüyor. Üstümüze vazife değil. Biz hayattayla hükümlü insanlarız. (?) Kaç kişi olursa olsun ama bu hakikat var. Bunlar da zaman gelecek, uyanacaklar. Zaten 300 sene sonra bunları uyandırmışlar. Allahu Teâlâ bunları uyandırdı. Ve bu durumda şehre git de bize biraz ekmek al dediler ve bunu fark ettiler.

Takip ettiler.

Mağarayı buldular. Fakat içeri giremediler, korktular. Allahu Teâlâ da bunları güneşin sabah bunları vurup akşama kadar burada dolaştığını ve bunları görende bir heybete kapılacağını ve hala daha uyuduklarını söylüyor. Onun için bunun hakkında ayet de var. Bunun hakkında ne dersin, ne düşünürsün, ne konuşursun dediği zaman ayet-i şerif. (?) Hakkında konuşmayın. Ancak delilin varsa elinde deliller hariç. O söyleyebilir. Ona da biz karışmıyoruz. Benim elimde delil de yok. Bu şekilde sizlere bundan bir malumat verecek de diyelim. Çünkü Allahu Teâlâ'nın üstümüzde olmayan bir vazifeye karışma diyor.

Öyle.

Evet. Daha misafir. Sana da benim cevabım böyle şeylerle uğraşma.

Efendim, hocam aşağıda misafir kardeşimizin sorduğu üç kez boşanma ile ilgili ayetleri, ayetler aynen anlattığınız gibi şu şekilde. Bakara suresi 229 boşanma iki defadır. Bundan sonra ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Eğer erkek kadını üçüncü defa boşarsa ondan sonra kadın bir başka erkeğiyle evlendikçe onu alması kendisine helal olmaz. Eğer bu kişi de ona boşarsa eğer bu kişi de onu boşarsa her iki tarafta Allah'ın sınırlarını muhafaza edebileceklerine inandıkları takdirde yeniden o üç defa boşayan insanlar bunlardan evlenebilirliğine bir beis yoktur diyor. (?) Bunlar Allah'ın sınırlarıdır.

Allah bunları bilmek öğrenmek isteyenler için açıklar diyor. Evet. Biz de, Allah razı olsun üye misafir, biz de ayetleri anlatıyoruz zaten. Ayetler. Sen de tasdik ettin ayetleri.

Kadir'in altı ya. (?)

Hocam, neler kaçırdın, ne yeni geldin diyor. Biz de yeni geldik. Bir şey kaçırmadın. Bir Kehf suresini sordular 21. ayet-i kerimesini. Oradan bizim üstümüzde vazife olmayan şeye karışmıyoruz dedik. Geçen hafta birisine bir ayet-i kerimenin meallerinden anlattık. O da tasdik ettiriyor. O kadar. Şimdi sen eğer neler kaçırdın yeni gelmedin. O kadar. Başka bir şey kaçırmadın. Biz de namazı kıldık geldik. hocam ben de gencim yaşıttayım bir insanın içinde nefis olması normal midir diyor gencim yaşıttayım (?) yani akıl hari bir insanım (?) içinde nefis olması normal midir diyor Allahu Teâlâ bizi lahut aleminde ruhundan verdiği ruhta nus ve ruh, nefis ve can birdir. (?) Nefis insan, nefiste insan olmasa o insan ne yer, ne içer, ne tat alır, ne bir arzu eder.

Nefis aynı zamanda da insanın düşmanıdır. Hep bencil, bencil davranır. nefsin yer içer gezer yer değiştirir cima yapar ürer fakat Allah yolunda tek bir hayır işlemene mani olur eğer bu nefsin olmasa ne evlenirsin ne yersin içersin yani ot gibi bir varlık olursun bu durumda nefis senin hayatını renklendirir Lakin sendeki ruh irade nefse hakim olması lazım. Ruhun kendi iradenle Allahu Teâlâ'nın emirlerine sadakat göstererek nefsini hükmünün altına alman lazım. Eğer nefsinin peşine takılırsan şeytan da senin düşmanın dünyada sana cazibeli görünür ve seni bir bataklığa çeker. Onun için hep aklını kullanacaksın.

Hep Allah'ın dediği yolundan gideceksin. Sana nefsin ona ağır gelir ama sen devam edeceksin. Ve bir müddet sonra Rabbinin manevi alemine ulaştığın zaman sana hayatın başka renkli olarak görünür. Onu da kazanabilmen için dürüst olman lazım. Mehmet'im dedikodudan, yalandan, riyadan kesilmen lazım. (?) Takvaya yönelmen lazım. Onun için nefissiz hiçbir varlık yoktur. Yani canlı varlık. Hepsi yer içer, cima yapar, yürür. Bu nefsin hasletlerindendir.

Siz ne diyorsunuz? Bir insanın içinde nefis olmazsa normal midir diyor. O nefis ölüden başka bir şey olmaz. Nefis insanı arzu ve istekleriyle sana dirilik verir. Yani yapacağın işlere koşturur. Bu arada da sana gurur, kibir, benlik, azamet, dünya sevgisi, Çok şeyler ima ile seni kendine mal eder, çeker, kötülüğe çeker. Sen de aklınla Allah'ın yolunda devam edeceksin. Allahu Teâlâ da sana ne diyor? İmanın karşılığında, nefse karşı iman var. Efendim, Allah'ın sana vaat ettikleri var. Ne diyor? Sen doğru sırat-ı müstakim üzere gidersen, cehenneme değil cennete gidersin. ben seni zatımı bilinmesin için yarattım. (?) Bana bir kez Allah desen toprak altında bin yatmaktan efdaldir diyor. (?) Bu şekilde dininin recibelerini öğrenirsen vecibelerini öğrenirsen güzel bir hayat yaşarsın. Nefsin senin kumandan altında olur.

Rahat bir hayat yaşarsın. Nefsine aldanırsan, ondan olursan seni perişanlığa sürükler. Onun için nefis şart.

Bazı insanlar nefsini ıslah eder. Fakat nefis ölmez. Nefsin ıslahı imanın lezzetini almakla olur.

Evet.

Kadir-i Uy'a afiyet olsun hocam diyor. Biz ne yedik ki? Afiyet olsun.

Yazdıklarım gözükmüyor mu diyor.

Yazdıkları nerede görünüyor?

Yazdığı nerede ona?

Benim okuduklarım var.

Bir on bir misafir diyor. Selamün aleyküm efendim. Ağustos'ta gelen bir akıl hastalığım var.

Ağustos'tan değil. Doğuştan. Doğuştan gelen bir akıl hastalığım var. Şizoafektif bozukluk var. (?) Yani hem bipolar hem de şizofreni hastalığı var. Bir de muaf mıyım? (?) Hastalığımdan dolayı bir videoda denk geldim. Şans oyunları hakkında aslında şans diye bir şey yoktur demiştiniz. Doğru söyledim. Doğru söyledim. O halde spor müsabaka oyunları iftihar oyuna (?) oynamamda günah yazılır mı? E şimdi madem ki hastasın senin ona o kumara oynayacak gücün yetiyorsa namaz kılmaya gücün yetmez mi? Yeter. Evet. Her zaman bu hastalığın yoksa kendin akıl baliğsen ve kendine de hakimsen burada da bu yazıları bu şekilde yazdıysan tabii ki namaz kılacaksın.

Namaz senin üzerine borç olur. Ancak namaz kendine malik olamayan, aklını hiç kullanamayan, yani deli diyorlar bir şekilde. Yani ne yaptığını bilmeyen insanlardan sakıttır. Efendim, çünkü ne ödediğini bilmiyor. (?) Bu neye benziyor? Aklını kullanamayan insan durumudur. İçki içip de ne söylediğini bilene kadar Allahu Teâlâ onu namaza (?) yaklaştırmıyor. Çünkü içkilidir. Aklı başında değildir. Ne söylediğini bilmez. Bu bakımdan Allahu Teâlâ nem diye namaza yaklaşma. (?) Bu nedir? Bu da Allahu Teâlâ'nın hani insanın cehalet devresinde içki içip de sonunda pişman olup namaza kalkarsa ben onun namazını kabul etmiyorum manasına gelmesin diye Allahu Teâlâ bu şekilde insana da bir yol gösteriyor.

Sen de Allahu Teâlâ'yı, buradaki bu yazıyı da böyle güzel güzel yazdığına göre her an aklını kullandığın müddetçe namazını kılacaksın. Ömer Sefa, dersimiz neye başlayacak? Şimdi Mustafa'nın soruları var. Hocam o soruyu bir yana yana yapabilir miyim? (?) Söyle. Ama orada namazı kılacak.

derler ki ama kıbleyi görmediği için onun namazı kabul olmaz derler. Ama ama için. Fakat bir kişi onu (?) kıbleye yönlendirirse bir kişi namazını kılmak mecburiyetinde ancak imam olamaz. Namaz kıldıramaz.

Onu öğrenmesi lazım. Sen bana bak duasını bilen bir körü söylüyorsun. Duası da bilmiyorsa ona öğrettirecekler. Yahut ezber ettirecekler. Sen bana baştan sorunu güzel söyle. Evet. Hiç dua bilmeyen bir kör ne yapar dersen sorun ayrı. Bir körün namaz kılıp kılmamasını söylersin sorun ayrı. Evet. Söyle bakayım sorunu.

Enbiya Suresi kaçıncı sayfa?

323. sayfa Enbiya Suresi Evet 323 Kaçıncı sayfa? 35 Yanlış açılan ayet bu Orada bak Yanlış açılmış ayet Ne diyor burada? Her canlı ölümü tadar. Doğru. Şimdi yanlış açılmıştır ama burada yanlış açılanların hepsi yanlış değildir. Bir kelime ayeti değiştirir. Şimdi bak. Her canlı ölümü tadar. Doğru. Doğru da da enişte mi yazıyor zaten? (?)

Bir deneme olarak sizi hayırla da şerle de imtihan ederiz. Allah'ın denemeye ihtiyacı yok. İşte bu yanlış. Allah kimseyi denemez. Denemek nedir? Ben Ahmet'i yahut Mehmet'i deneyeceğim. Nasıl bir insan? Şimdi bak denemeye bak. İşte bu Siyonizme göre yazılan bir kitabın damarları.

Ahmet'i Mehmet'i nasıl deneyeceğim?

Ona sorular soracağım. Nasıl olduğunu anlayacağım.

İyiyse iyi diyeceğim. Kötüyse kötü diyeceğim. Bu sıfatı Allah'a yakıştıramazsın.

Böyle bir sıfat Allah'ı Allah'lık sıfatından uzak tutar.

Allah'ın Allah'lık sıfatı hiçbir kimse ona sorgu soramayacak. Sebebi tüm yaptığı işlerle kendi kendini ispat edecek ve Allah'a şahit olacak. Öyleyse Allahu Teâlâ'yla ahitleştiğine göre bu insan kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmeyelim. Ayet-i kerimesi. Bir, biz sizin kalplerinizin esrarını biliriz. Ayet-i kerimesi. İki, size lazım olursa kalbinizin en ücra köşesinde bulunandan biz haberdarız. Üç, Bu ayetler nereye saklandı da onu deneyecek. Yanlış bu. Yanlış açılan bir ayet. Doğrusu nasıldır? Bak sana söyleyeyim. Her canlı ölümü tadar. Kendinizi nasıl bir insan olduğunuzu kendinize sahip tutmanız için sizler hayırla da şerle de imtihan olunursunuz. (?) Senin kelamın ben Allah'ı çok seviyorum kelamın kalbinde olsa seni imtihan edecek.

Niye? Seni kendi kendine şahit tutacak ve seni başkalarına gösterecek. Senin nasıl olduğunu biliyor Allahu Teâlâ. Ama hayır ve şerle de bunu mühürlüyorsun. Ben buyum diye. Sabredersen. Eğer sabretmezsen ben Allah'ı çok seviyorum demen kendini nasıl bir insan olduğunu ispatlıyorsun gene. Yani ağızdan söyledin ama sen azıcık bir hayır yahut şer geldiği zaman kendi kendine bu benim hayrımdır efendim bu bana efendim çalışmamın karşılığıydı dersin. Şerde geldiği zaman ben buna layık mıydım dersin.

Ama her ikisine de ben Rabbimden bir imtihandayım der. Rabbim çekemeyeceğimiz yükü sırtımıza vurmaz der. (?) En tane kazanır. Sabırlar. (?) Başka sorun var mı?

Bak şimdi. Sorunun devamını istiyorsun değil mi? E bana okuma. Sorunun devamını oku. Benim kulaklarımda kulaklık var. Bak. Evet. Resulüm kafirler seni gördükleri zaman sizin ilahlarınızı diline dolayan bu mu diyerek seni hep alaya alırlar. Halbuki onlar çok esirgeyen Allah'ın kitabını inkar edenlerin ta kendilerini bu değil. (?)

35. ayetin son cümlesini söylüyor.

Aynı sorunun cevabını değil mi istiyorsun? Tamam işte. Oğlum sen sormasını bilmiyorsun. Bak. Demin ne dedin? Bir sonraki ayet. Bir sonraki ayet değil. Aynı ayetin devamını söyleyeceksin. Sana söyleyeceğim. Sen hangi ayeti söylersen ben sana onu söyleyeceğim. Şimdi ayetin devamında sizler ayeti de şerlerinizi de imtihan olursunuz. (?) Ve sizler ancak bize döndürüleceksiniz diyor. E şimdi her canlı ölümü tadacak dediğine göre kime döneceksin? Allah'a döneceksin. E burada kime döndürülecek diye bize döndürülecek dediği zaman sen kime anlıyorsun?

İlk halimiz değil ki ona döndürüleceğiz diyor efendim. İlk halimiz. İlk halimiz. Nerede? Burada yazıyor mu onu? Dur bakayım bir daha. Her canlı ölümü tadar kendinizin nasıl bir insan olduğunuzu kendinize şahit çıkmanız için sizler hayırla da şerle de imtihan olursunuz ve sizler ancak bize döndürüleceksiniz diyor. Şimdi sen burada sor onu bana. Güzel. Sor. Ben anlayayım. Sor. İç alemi midir? Yoksa biz nasıl döndürüleceğiz?

Sen ruhun senin bedenden çıktıktan sonra ruhun bedeni toprağa, mezara, ruhun da berzaha gidecek. Bana şimdi burada şunu şöyle sorarsın. Soracaksın. Biz sizi ilk yaratılış şekliyle bana döndünüz diyor. Bak. İlk yaratılış şekliyle bana döndünüz. İlk yaratılış şekli nedir? Ruh nefis ve candır. İlk yaratılış budur. ilk yaratılış şekliyle bize döndünüz diyor. Yani evet. Sen her canlı ölümü tadacak dediği zaman ruhun da efendim öldüğünü mü zannediyorsun? İlk yaratılış şekli dediği zaman yahut da öldüğü dediği zaman bedenle mi beraber gitti zannediyorsun? Açık her şey. İlk yaratılış şekliyle. O da başka bir hayat ama burada da her canlı ölümü tadacak diyor.

gözlerimizin önünde insanların ölüp cesetlerin mezara gittiğini görüyoruz. Ruhun da ölmeyeceğini biliyoruz. Bugün her Müslüman bunu biliyor. Ölenler var. Ama ruhun da çıkıp gittiğini de biliyor. Ha dersen ki ruh nereye gidiyor? Bilmeyebilir. Ruhun da bekleme yeri berzah alemidir. (?) Orada bekliyor.

Sor bakalım. Başka sorularını. Sayfa 474 Bakalım Efendim 474 Mü'min 77 onun için Resulüm sen sabret şüphesiz Allah'ın vaadi gelecektir onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya sana gösteririz yahut seni daha önce vefat ettiririz nasıl olursa onlar bize döneceklerdir diyor şimdi burada çocuk olsa bunu anlar sen bunun nesini anlamıyorsun bak onun için Resulüm sen sabret diyor kafirlere karşı söylüyor İnkar ediyorlar, onu inkar ettikleri için sen sabırlı ol diyor. şüphesiz Allah'ın vaadi gelecektir diyor Allah'ın vaadi nedir bütün nefisler ölümü tadacak dönüşünüz banadır diyor bütün nefisler ölümü tadacak onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz. Ne demek bu?

Azap hem dünyada hem ahirette var.

Eğer sen hayattayken, onların da kaderleri içerisinde sen hayattayken o azaba uğradığını sana gösterirsek ne ala diyor. Eğer gösteremezsek sen evvel gidersen yahut orada bulunmazsan ne diyor? Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz. Yahut seni daha önce vefat ettiririz. Daha önce vefat ettirdiğimiz zaman nasıl olsa onlar bize döneceklerdir diyor. Ne demek bu? Hepsinin hesabı mahkeme-i kübrada görülecek ve sen ahiret aleminde sana karşı gelenlerin ne azaba düçar kalacağını göreceksin diyor. Şimdi burada asıl sorulacak bir soru var. Başka bir soru kimsenin de aklına gelmiyor. Burada sorulacak soruyu bana sorun.

Kim söyleyecek bunu?

Sen asıl sorulacak soruyu sormuyorsun da sorulmayacağını soruyorsun. Asıl sorulacak soru bu.

Yok. Yok. Bak. Siz bulamayacaksınız. Ben anlatayım size.

Yahut seni daha önce vefat ettiririz diyor. Tamam. Vefat etmiş ama diri. Diriyse görmesi lazım. Diri değil mi? Ben seni diri kıldım diyor.

Buradaki soruyu niye sormuyor? Buradaki mana ne diye. Şimdi buradaki mana her ne kadar ben seni diri kıldıysam da beden içerideyken, bedenin içindeyken sana onu gösteremedim, gösteremedim. Ama o azabı vefat ettikten sonra yani seni diri kıldıktan sonra o başka bir beldeye gider yahut başka bir beldededir. Seni inkar edenler mesela kimseyi görmüyorsun ama seni inkar edenlerin tümünü ben ahirette toplayacağım ve sana orada göstereceğim o azapları diyor. Nasıl bu? Şimdi burada senin sorun şöyle olacak diyor. Hocam Peygamber Efendimiz ölü ve diri burada vefat ettirdim diyor. Buradaki manayı anlayamadım dersen işte sana anlattığım gibi.

Başka?

Ne suresi? Nur suresi. 355'te miydi? 353 mi? Evet. 389.

353'te ne var?

Bu da yanlış açılan bir ayet. Önce yanlış doğruyu okuyun. Yanlış da doğruyu okuyun. Sonra da açıklamasını yapın. Ne soruyorsun orada sen bana? Sor bakayım.

Kandil gibidir diyor. Nasıl? Kandil gibidir.

Kandil gibidir diyor. Kandil gibidir. dinle evvela yanlışını okuyayım sonra doğruyu okuyayım doğrudan açıklama yapalım tamam mı dinliyor musun bak Allah göklerin ve yerin nurudur onun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. o lamba kristal bir fanus içindedir. O fanus da sanki inciye benzer. Bir yıldız gibidir ki ona doğunun ve batının gölgesi düşmez. Sanki zeytinden çıkan yağdan tutuşturulur. Onun yağı neredeyse kendisine ateş değmese de ışık (?) verir. Bu nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir diyor. İşte yalnız burada. Dileyen, dileyen olur. Dilediği kimse oldu mu kulları arasında adaletsizlikle davranmış olur.

Ben de Allah'ın kuluyum, sen de Allah'ın kulusun.

Beni alsa, alemlere gösterse, sen demez misin ki bana da gösterseydi, beni de dileseydi, demez misin? Dersin. İşte burada her insanın kendi iradesiyle Allahu Teâlâ insanları kendi yaptığı iyiliği icraatlarla, iyilik ve kötülüklerle onların hesabını, cezasını yahut mükafatını verir. Allah'ı kimse suçlayamaz. Burada dilediği değil, dileyen insana. Evet. Böyle temsiller getirir. Allah her şeyi bilir diyor. Doğru. Şimdi bunu açalım. Allah göklerin ve yerin nurudur diyor.

Şimdi bunu açarlarken derler ki göklerde güneş var, yıldızlar var, ay var. Peki yerde ne var?

Hadi gökte nur var diyelim. Buradaki göklerin ve yerin nuru dediği zaman Allahu Teâlâ'nın bu kainatı ilmiyle yaratıp ilmiyle ve bu ilminin neticesi gökler ve yer bu ikisi arasındakiler Rabbinin de zikrini bildirdiğine göre bütün bu kainat kıyamete kadar Allahu Teâlâ'nın yarattığı olan ilminin nurudur. İlmi.

Allah insanları karanlıklardan nura çıkarır. Ne demek bu? Onlara peygamberler ve kitap gönderir. Onlarla yolunu aydınlatır. Öyleyse Allah göklerin ve yerin nuru dediği zaman yıldızlara bir bak, onlarla gece yollarını bulanlar var diyor. İnsana yol gösterdi, onun nuru. Yani biz yarattığımızı muhkem yaratırız diyor, muhkem. Ve o muhkem içerisinde Allahu Teâlâ tüm yarattığını hayat bulacak şekilde, bütün varlıkların hayat bulacak şekilde yaratması o yerin ve göklerin nuru anlamında. Geliyoruz şimdi.

Onun nurunun temsili içinde lamba bulunan bir kandil gibidir.

Bu sefer nefsini ıslah etmiş Allah dostu olan (?) insanın kalbinde çocukların cam bilyesi var ya cam bilye onun içerisinde de bazı böyle şeyler var. Cicili bicili şeyler var. Bunun gibi bir nur. Bir camdan zaten söylüyor bir fanustan içerisinde zeytinyağdan tutuşturulmuş gibi diyor. Bu maneviyata eren insanın şöyle gözünü yumduğu zaman kalbinde cehennem eden bir fanus. (?) Cıvıl cıvıl oynar bu. Cıvıl cıvıl görür onu, o nuru görür. O ışığı görür. O, o seviyeye geldiğine işaret eder. Bunu gören insana Allah bak ne diyor şimdi. O nuruna kavuşan, Allah'ın o nuruna kavuşan insana bak ne diyor şimdi.

Onun yağı neredeyse kendisine ateş değmese de dahi ışık verir. Bu insanın yapmış olduğu ibadetlerin karşılığında ve nefsine karşı hakimliğinden dolayı Allahu Teâlâ'nın ikinci bir buna bahşi nur, onu sevindirmesi onu daha çok yaptığı (?) işlerden dolayı kendine yaklaştırması için Allahu Teâlâ'nın ayet-i kerimedeki bu ayetiyle onu şereflendirmesi.

Allah sizlerden dileyene nuruna eriştirir. İşte o nura sen de sahip oldun dileyen, dilediği değil sen kendi nefsinle boğuşa boğuşa, helala harama dikkat ettin, gıybetten uzaklaştın yalan söylemedin, kimseyi dolandırmadın, faizle uğraşmadın yani bütün (?) o hak olan kelamları tek tek kendi sinende kemale erdirdin bu nur üstünde nurdur diyor. Allah sizlerden dileyene nuruna eriştirir. Allah insanlara işte böyle temsiller getirir. O daha yukarıda da şöyle söylüyor. Ona doğunun ve batının gölgesi düşmez diyor. Bak doğudan güneş doğar. Batıdan da güneş batar. Zahiri ilmi zahiri ilmi doğudan doğan güneşe benzetmiş.

O ilmi. Batıdan da batan hurafeye benzetmiş. İşte böyle bir alime, böyle bir nuruna, Allah'ın nuruna kavuşmuş olan bir insana ne diyor? Zahir ilmin diyor, gölgesi düşer ne de batılın gölgesi düşer diyor. O hakikatte Kur'an ayetlerinin esasıyla Kur'an'ın esasına göre ayetlere hüküm verir. İşte biz de Kur'an'ın esasına göre hüküm verdiğimiz için bize diyorlar ki Kur'an'ın esasına aykırıdır. Asıl Kur'an'ın esasına aykırı olan Kur'an'ın ayetlerini yanlış açıp Siyonizmin itikadına göre Kur'an'ı yazanlar Kur'an'ın esasına aykırı düşmüşlerdir. Burada birçok ayetleri yanlış açmışlardır. Birçok ayetler.

Beş yüz küsurdan fazla ayet Allah'ı sıfatlamıştır. Bu durumda Allahu Teâlâ burada bile dileyen, dileme demesi. Allah'ı sıfatlar. Kişilerin yapmış oldukları suçları, fiili icraatların suçunu Allah'a yükleyemezsin. Çünkü Allahu Teâlâ A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde insanlarla ahitleşti. Allahu Teâlâ ruhundan bir cüz'i verdiği için insana, insanın kendi iradesini serbest bıraktı. Allah'tan ne istediyse o insan kendi iradesi içerisinde Allahu Teâlâ onun istediğini tam tamam verdi ve kaderini yazdı. Bu durumda insanın işlemiş olduğu fiili icraatlarla Allah onun kalbini mühürledi, kulağına perde çekti diyemezsin.

onlar kalplerini mühürletti diyeceksin onun yapmış olduğu fiili icraati Allah'a yükleyemezsin kalbini mühürledi gözlerine perde çekip kulağına dertli kaç vurdu bunlar bir daha (?) dönmezler dediği zaman sen bütün zalimleri yahut kafirleri Allah'ın dilemesiyle bu hale getirdin. Halbuki onlar o hal üzereyken tövbe ettikleri zaman Allah çokça tövbeleri kabul ederse tekrar dönerse senin bu açmış (?) olduğun yanlış ayet Allah'ı sıfatlamaz mı? Hadi ona da bir bahane bul. De ki bu efendim Allah bunu biliyordu da yaptı. Biliyordu da yaptıysa o zaman de ki o insan ahitleşmede Allahu Teâlâ'ya isyan ettiği için kendi isyanından dolayı kalbini mühürletti gözüne perde çekti kulağına da tıkattı bunu da böyle söyler İşte Siyonizmin esasına göre yazılan Kur'an'ın kökeni Kur'an'ın kökenini söyleyene aykırı düşüyor Siyonizmin kelamına göre yazılanlar Kur'an'ın esası oluyor.

Peygamber Efendimiz Miraca çıktığı zaman Allahu Teâlâ ile konuşmasına bu adam diyor ki diyor Miraçta Allah ile konuştu. Cebrail ile konuşması lazım diyor.

Sen alimsin.

Gözüm görmedi, seni hüsnüzan olarak namaz kılıyor diyorum. Namaz kılarsın. Tahiyyatı da mı okumuyorsun? Her namazda oturduğun zaman tahiyyatı okuduğun zaman Cebrail aleyhisselam tahiyyattan bir karınca boyu daha gitsem yanardım dediğinde Resulullah (?) Efendimiz Miraç'ta Allah'la konuştuğu zaman Cebrail aleyhisselam bunun konuşmasını duyar. (?) Ben inandım ki diyor. İnandım ki Hz. Muhammed onun kulu Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur diyor. Kelime-i şehadet getiriyor. Kelime-i şehadet getiren Cebrail aleyhisselam. Biz tahiyyatta kelime-i şehadeti bunun için getiriyoruz. Hiçbir burada okumadım. Bu adam diyor Cebrail diyeceğine diyor Allah dedi diyor.

Ya çok yerde bu böyle. Çok yerde. On yerde diyor Allah diyeceğine diyor Cebrail dedi. Bu on yerde bunların hakikaten Kur'an ayetleri anlamadıklarını ve Siyonizmin esasına göre yazıldığını burada ispatlıyor. Kendisi ispatlıyor.

Evet.

Söyle başka sorun varsa.

Kaçıncı sayfada? Kaç? 361. kaçıncı 29. ayet-i kerime çünkü zikir, Kur'an bana gelmişken o hakikatten beni ondan saptırdı şeytan insanı uçuruma sürükleyip sonra yüzüstü bırakıp rezil rüsva eder diyor.

Bu cehenneme girenlerin şeyinden söylüyor. Biraz daha yukarıdan alalım. O gün zalim kimse pişmanlıktan ellerini ısırıp şöyle der. Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım. Yani cehenneme girmişler. O da pişmanlıklarını anlatıyor burada. Evet. Yazık bana. Keşke falancayı batıl yolcusunu dost edinmeseydim diyor. Orada pişmanlığını getiriyor burada. Çünkü zikir, Kur'an bana gelmişken o hakikatten beni onlar saptırdı. Halbuki kimse kimseyi saptırmaz. Oradaki pişmanlığını başkalarına atmaya çalışıyor. Herkes tek tek Allahu Teâlâ ile ahitleşti. Herkes kendi arzu ve işlerini kendisine Allah'a yazdırdı.

Bu durumda kaderine kimsenin yazılın kadere kimsenin kimse karışmadı. Ama burada bir onun kendi pişmanlığını dile getirdiğini, nasıl insanlara iftira edeceğini de söylüyor. Ve bu durumda insanların da bu şekilde iftira edeceğini, birbirlerine iftira edeceklerini etmeden dünyada hakka dönmeleri için bize bir misal olarak gösteriliyor burada. Evet.

Peygamber der ki ey Rabbim bu Kur'an'ı biz bütün (?) terk etti. Evet. Bak şimdi ne diyor? Burada yani Allah'a yakışmayan bir ifade var şimdi burada. Bunlar Siyonizme göre diyoruz da bar bar bağırıyoruz da hala hakkı görmek istemiyorlar. Bak ne diyor? Resulüm işte biz böylece Her peygamber için suçlulardan düşmanlar peydah ettik diyor. Tüh be! Hayret bir şey be! Her peygambere suçlulardan düşmanlar peydah etmiş. Ya insan içi sızlıyor ya!

Çünkü Siyonizm peygamberi inkar eder. O peygambere sözde suçlular peydah ediyorlar. Ona ki artık ne manaya gelecek o işçi önünde sen düşün. (?) Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter diyor. Kime? Hadi diyelim peygambere. Peki hidayet verici Rabbin yeterse niye suçlulardan ona düşmanlar peydah ediyorsun? Doğrusu nedir? Böylece her peygamberin suçlulardan düşmanları vardır. Suçlulardan. Çünkü önünü kesmeye çalışırlar. Peygamberlerin. Efendim, hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter diyor. Bu durumda da Allahu Teâlâ peygamberine yardım eder. Ne kadar karşılığına çıksınlar, çıkarsa çıksın.

O vazifesini ifa eder. Evet.

Aşağıda mı? Yenileyelim bakalım sayfayı.

Ramazan kutbuna da var. (?)

Aydanur var. Bunlar var. Gelmişler. Burada mı? Selamün aleyküm efendim. Nefsin halleri ve hangi halde zikir çekilir ve nefsin hallerini aşarız diyor.

Hangi halde hangi zikir çekilir diyor. Zikrin nefsin haline ihtiyacı yok. Her nefis halinde zikrini çekersin. İçki içen de zikir eder. Kumar oynayan da zikir eder. Zikir Allah'ı anmaktır. Müslümansa Allah Allah der. O da diyor. Zikir nedir? Bir şeyi iki defa üç defa tekrarlarsan zikirdir. Kur'an da devamlı okunduğu için bir zikirdir. İlla nefsin hali olması şart değil ki.

Evvela sen nefsini hissedeceksin. Sonra nefs-i emmareden nefs-i levvameye çıkacaksın. Orada namazına, niyazına başlarken aklına hangi Allah'ın sıfatı geliyorsa onu zikredeceksin. Mesela Allah'ın Allah'lık sıfatı var Allah diyeceksin. Allah Allah zikredersin. La ilahe illallah dersin. Yani bunlar hay diye dersin. Hay sıfatı var. Hu sıfatı var. Yani hangi sıfatını zikredersen zikret. Serbest. O illa belli bir makama çıkıp da ben zikirlenir. O makamları açacağım diye bir şey yok. Makamları açmak istiyorsan nefsini ıslah edeceksin. Şeytana düşman bileceksin. Dünyayı bir bataklık olarak göreceksin. Nefsinin hevası dünyaya değil Allah'a olacak.

Şevki, zevki sefası.

Evvela birimizin vecibesi olan doğruluk, (?) adalet bunları bileceksin. Allah diye namazını kılacaksın. Allah'ın dediklerini yapacaksın. Buralardan başlar yükselmek. Evet, ta misafir.

Büyük misafirdeyken, selamün aleyküm hocam. Cinlilerin de insanlar gibi kendi ibadetleri ve nefisleri var. Bunlardan şeytan ve ordusu insanlara ibadet veriyorlar. (?) Bazıları da büyülere veya şifrelerin çözülmesiyle insanlara musallat oluyorlar. Bunlar bizim dilimiz örneğin. Türkçe nasıl anlıyorlar? Dünyada yüzlerce farklı ülke ve dil var. Hepsi mi biliyorlar? Biliyorlar. Sen kendi kavmin içerisinde kendi kavmin içerisinde kendi dilinden konuşuyorsun. Bunların da kısım kısım kabileleri var. Onların da Türkiye'de yaşayanları var. Dışarıda yaşayanları var. Nasıl ki Türkiye'de birkaç dil bilen varsa, onların içerisinde de birkaç dil bilen var. Bunlar birkaç adımda, üç dört adımda dünyayı dolaşırlar.

Ömürleri kısadır, süratli oldukları için uzun yaşarlar. (?)

Sana verdiği ibadet, şeytanın (?) kendi orduları var. Onun ordusuyla, çoluğuyla, çocuğuyla, atlısıyla hangi insanın üzerine gidecekse o insana vereceği ibalar seçilir. (?) Şeytan ser şunlara, o onlara, bu onlara hepsi taksimdir. (?) Şeytanın girmediği yer yok ki, cinlinin girmediği yer yok. Girerler. İnsanların kan damarlarında dolaşırlar. Ama senin sorduğun insana nasıl iba veriyor, dilleri nasıl biliyorlar? (?) Senin sorun o. İşte onlarda da mesela bir İngiliz gelse, İngiliz'den konuşmak için bir İngilizce bilmem ne diyor? Bir İngilizce bilen birisini getirip konuşturuyoruz. Tercüme ettiriyoruz.

Evet. Biz de hangi şeytan hangi yere gidecekse o dili bilen cinliler onlara musallat olur. Bire bir ima verir.

Aydanur der ki hocam selamün aleyküm, ellerinizden öperim. Ben Kur'an-ı Kerim'in mealini bilirken bugün aklıma bir şey geldi. (?) Birçok yerlerde biz kelimesi geçiyor. Misal bu yapmak bize zor değildir. Biz biliriz gibi. Burada biz derken Allah'tan başka kimleri de dahil ediyor. Allah razı olsun diyor. Allahu Teâlâ ben derse kainattan kendisini ayrı tutmuş olur. Bu kainatın tümünü Allahu Teâlâ yarattığına göre buradaki ben değil biz kelamı hem kibarcası, kibar bir dil hem de kainattan ayrı olmadığını ve bu kainatın tümü Allah'a muhtaç olduğunu gösterir. Bizim manası bu. Evet. Yoksa ayrı ayrı insanlarla yarenlik yapıp, dostluk yapıp da bu alemleri yarattı manasına gelmez.

Selamün aleyküm efendim benim sorum hiç önceden tanımadığımız bir insanla karşılaştığımız zaman kimi zaman o insana karşı çok güzel bir duygusal sevgi besliyoruz kimisine de karşı kalbin kalben o kişiyi istemem ve hoşlanmama durumu yaşıyoruz bu duygu hali nefsimizden dolayı kibir gurur ve kötü hislerimizden mi kaynaklanıyor? Anlatır mısınız? Allah razı olsun. Hürmetle ellerinizden öperim diyor. Şimdi bir insan tanımadığı bir insanın hakkında katiyen bir karar vermemesi lazım. Bir insanın bir insana iyi demesi için evvela ona iyilik de demesi için onu beş vakit namazında İslam'ın şartlar içerisinde yaşadığını bileceksin ki buna iyi diyesin.

Şimdi birisi bana komşu dedi ki bak falanca kadın dedi çok namuslu çok güzel bir komşu dedi. Yani Müslüman birisi dedi. Dedim ki güzel olabilir ama çok güzel değil dedim. Tanımıyordu. Ne demek dedi o? Bak dedim çok güzel dediğim zaman dedim Allahu Teâlâ'nın ayetleri karşılığında olması lazım dedim. Tesettürlü olması lazım dedim. Bak bunun başı açık dedim. Sen ona nasıl çok güzel diyorsun dedim. Sesini kes. Evet. İnsanlara karar verebilmen için deneyeceksin insanı. Yolculukta bir, alışverişte iki, yemekte üç. Buralarda deneyeceksin. Bu denemelerin neticesinde ona iyi insan yahut da araya mesafe koyarsın. Hani bizde İslam'da birbirimizden dargınlık yoktur.

Ama araya perde çekersin. Mesafeli olursun.

Vaktimiz doldu. Allah'a emanet olun. Kalın sağlıcakla.

Lillahi Teâlâ. El-Fatiha.