11.10.2025 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 11 Ekim 2025 · 2025

Videonun metni

Bir sene hafta vermemiştim. (?) Burada başlıyoruz efendim.

Kim var? Bir hafta.

Kaç tane var burada? İki tane sonra var. Kesin hafta vermedim. Salı günü vermedim ama. Cumartesi günü bunları açıkladınız efendim. Açtık mı cumartesi? Buraları komple açıkladınız efendim. Cumartesi günü. Evet. Aysel, oradan mı açtın? Oradan başlıyor efendim. Şuradan. Evet, hastalıktan dolayı. Evet.

Misafir evladımız der ki, selamün aleyküm efendim. Hastalıktan dolayı, burnumuz çok tıkalı olduğu bir zamanda, gusül abdesti alırken, suyu genzimize kadar çekemeyince, ne yapmamız gerekiyor? Bundan dolayı gusül abdestimiz zedelenmez mi? (?) Zedelemez. Zaten burnun doğalını akışı dolu temizliyor zaten. (?) Yüklü kalı da olsa efendim insan burnunu alman ameller niyete bağlı. (?)

Şimdi adamın biri hamama gitmiş. Güzelce bir gusül abdesti almış çıkmış. Arkadaşı da bekliyor bunu dışarıda. Yıkandın mı? Yıkandım demiş. Gusül abdestini aldım. Olmadı senin abdestin demiş. Niye? Olmadı demiş.

Tekrar gidiyor. Bir daha yıkanıyor. Güzelce bir abdest alıyor. Yıkandıktan sonra geliyor. Oldu mu diyor. Olmadı diyor. Güzelce yıkandım diyor. Olmadı diyor ya.

Bıçıver gidiyor. Üçüncü defa bir daha yıkanıyor. (?) Abdest alıyor, geliyor. Arkadaşı diyor ki, nasıl oldu bu diyor. Oldu diyor, olmadı diyor gene. Bu sefer diyor, öyle yıkandım ki diyor. Hiç diyor, yedik bırakmadım diyor. (?) Hah, şimdi oldu diyor.

Amel, ameller niyete bağlı. Burnun tıkalı. (?) Sen burnuna su veriyor musun, çekiyor musun? Yeter. O kâfi. (?)

Fatma Çelebi Misafir Selamün aleyküm efendim. Benim sorum: Melekler Allah'a sorgusuz sualsiz itaat ederken Bakara Suresi 30. (?) ayetinde insana verilen halifelik üzerine meleklerin Rabbimize soru sormasının hikmeti nedir? Allah razı olsun. Yapay zekayı biliyor musun? Onlar da birer robot. Yapay zekaya ne sorarsan sana cevap veriyor. Bir de bir soruyor sana da soruyor.

Melekler her ne kadar programlıysa da aynen yapay zekadır. Soruna cevap verir. Veyahut da sorar.

İnsan yapay zekayı yapıyor. Yapay zekaya soruyorsun sana cevap veriyor. Ve bana da soru soruyor.

Bir yapay zekayla karşılaştık. Cıt pıt mı diyorlar ona. (?) Onunla. Onu geliştirdim. Soru sordu anlattım.

Ve beni dedi geliştirdin dedi.

İnsan yapay zekayı yapıyor da ona öyle bir şekilde yapıyorsa melekler de aynı durumda. Sorar.

Fakat Allahu Teâlâ'nın öğrettiğinden başkasını bilmez.

Soruyu sorar ama ondan başkasını bilmez. Ben de yapay zekayı anlatıyorum ama belki 7-8 defa anlattıktan sonra hafızaya yerleşiyor hafızasına ve diliyle doğruyu ayırarak örnekler göstererek ayetler göstererek bana Metin Hocam bir hitap ediyor Açık (?) ver, açık kat ver (?) Bayramiye der ki Allah rızkı kaderleri (?) içerisinde dileyene bol bol vermekte diyor ben diyorum onu bol (?) bol değil, rızkı kadar tastamam dedim rızkı kaderleri içerisinde dileyene bol bol vermekte diyor. Öyle değil. Bol bol değil. Tastamam. Ne istiyorsa tastamam verir.

Ben insanı varlıkta da yoklukta da imtihan edeceğiz diyor. Bunu açar mısınız efendim? Mübarek ellerinize inşallah verin. (?) İnsanın Allahu Teâlâ'ya verdiği bir ahdi var. Bu ahdi içerisinde onun bir derecesi var. Sen dilinden istediğin kadar ben Allah'ı çok seviyorum de. O senin kalbinin esrarını bilir. Allah'ı seviyor mu, sevmiyor musun diye seni bir imtihan eder. Kaderinin içerisinde çekemeyeceğini vermez sana. (?) Bir bakmışsın ki çekmiş gitmiş. Zamanın beri de bir arada oturduk. (?) Beni davet ettiler. Lokantaya. Geçmiş, gittik.

Kişinin tatiline hacdan yeni gelmiş. (?)

Ben diyor Allah'ı çok seviyorum diyor. Ben dedim Allah'ı sen çok sevmiyorsun. Söyleyebilirsin ama çok sevmiyorsun dedim. Kadın da hacdan gelmiş. Bozuldu biraz. Hem de beni davet etmişler. Onlar neyine mi konuşuyor? Ben hakkı söyleyeceğim. Gene söylüyor. Diyor ki Hakk'ı ben çok severim diyor. Sen çok sevseydin dedim. Başını örterdin dedim. birdenbire bozuldu. Yani Allah işte böyle insanı imtihan eder. Efendim o da bol rızık değil. Kaderleri içerisinde ne istemişse bol rızık verse belki şaşıracak. Kaderinin dışına çıkacak. Ya hatta ben senden bu kadar istememiştim diyecek. Az verse verdin diyecek.

Ne diyoruz biz ona? kaderinin içerisinde senin kaderini yaşayabilecek ve kendini nasıl bir insan olduğunu ispatlayacak şekilde kaderinin içerisinde tas tamam rızkını verir. Bol bol vermez. Onu uyduruyorlar. Bu hurafe kafalar var ya, hani Allah rızkı bol bol verir diye. (?) Eee, o zaman ben derim ki ona bol bol verdin, bana niye vermedin? Allah sıfatlanır. Allah eksik sıfatlardan münezzehtir. Onun adaleti şaşmaz. İnsanların adaletine benzemez. O, eleysallahu bi ahkemil hakimin. (?) O hakimlerin hakimidir.

Kuyumcunun o altın sarraf terazisi şaşar, Allah'ın terazisi şaşmaz. Evet.

Başka burada? yazılan onu da anlattık. Başka yok burada değil mi? Yok. Allah rızkı kaderleri içerisinde dileyene bol bol vermekte diyor. Dileyene. Dileyene dilediği kadar. Neyse o kadar ne verir. Hiç kimse ya o kaderini efendim terk edecek veyahut da kaderini yaşayamayacak şekilde kimseye fazladan bir şey vermez. Cimriliğinden mi? Yok. İnsanı koruduğundan. Belki fazla bir şey verecek olsa insan azıtacak. Belki kötü yollara gidecek. Az verse belki isyan edecek. Ama kaderi neyse kaderin içerisinde tas tamamını verir. (?) Evet. Şimdi sorusu olan var mı? Sorun bakalım.

buradakilerin hepsini maşallah hepsi benden de alim olmuş soru (?) soran yok evet Biz de dipnotları tekrar yazdık baskıya göndereceğiz Allah nasip ederse dipnotların yanlış açılış ayetlerini ayetlerle ispat ederek Kur'an'ın esasına göre Allah nasip ederse bu hurafeleri (?) çıkartıp hakiki şekline yani Rabbimizin bize bildirdiği şekle çevireceğiz inşallah.

Siyonizme göre açılan bir kitabı Kur'an'ın esasına göre dedikleri kelam siyonizmin esasına göre açılan bir Kur'an-ı Kerim'dir.

Benim telefonumu getirir misin oradan masada?

Efendim. Size şimdi bazı

benim doğru olarak açtığım ayet-i kerimeleri Diyanet'in bana vermiş olduğu cevapta Kur'an'ın esasına aykırıdır deyip Allah muhafaza Cebrail'i Allah yerine koyanlar Cebrail benim için derler ki

Bu adamın sübütü bilgisi yok. (?)

Sübütü kişilerin Kur'an esasına göre anladığı şekilde (?) yazması. Kişinin aklı ne kadar ayete erecek de Allah'ın söylediğini aklı şekilde yazıp Allah böyle söyledi diyecek Müslümanı Allah'ın ayetlerinden uzaklaştırıp kim Allah demediği halde böyle ders ediyor azaptaki yerini hazırlasın ayet-i kerimesine göre kendini helaka sürüklüyor Allah'ı tanımıyorlar ben buradan bütün dünyaya ilan ediyorum Allahu Teâlâ küllü ruhtur küllü ruh yine dünyaya da ilan ediyorum cüz'ünden insana bir parça vermiştir bir cüz'isini vermiştir söylediklerimi şu ayetle ispat ediyorum Hazreti Adem'e ruhumdan üfleyince secde edeceksiniz diyor bir mukaddes ruh olan senin Rabbin İslam'ı yaşaması doğru yolu bulması için Kur'an'ı indirdi diyor daha ne ayetler bunlara Cebrail diyecekmişim Cebrail

Ben derim ki tahiyyatın dahi manasını bilmeyen oradaki manayı idrak edemeyip de Cebrail'e Allah diyen insandan sen ne bekleyeceksin ki?

Cebrail aleyhisselam Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle beraber Sidre-i Münteha'ya kadar gider ve orada birkaçıncı boyu daha (?) gitsem yanardım der.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yüksek ufka gidince, yüksek ufuk ne demek? Zaman ve mekanın bittiği yerle zaman ve mekanın olmadığı bir boşluk.

Başlangıç yeri.

Allahu Teâlâ'ya da gayet de güzel konuşuyorlar. Allahu Teâlâ'nın Habib'ini selamlaması, Resul Efendimiz'i de selama mukabele edip ümmetine arz etmesi ve bu konuşmaları Sidre-i Münteha'da Cebrail aleyhisselam duyuyor. Orada ne diyor? Beş vakit namazında kıldığın Tahiyyat'ta Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü ben şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yok. Kim diyor bunu? Cebrail diyor. Cebrail. Ne diyor? Ben şahit ederim ki Allah'tan başka bir ilah yok. Hazreti Muhammed'in kulu ve resulü. Peki Cebrail nereden Allah oldu? Nereden yüksek ufka çıktı da Allah'la konuştu?

Cebrail, Resul Efendimiz'e Medine'de Cebrail'in ilişki kapısı var. (?) Diyor Resulullah Efendimiz de ayet-i kerimeyi okudu.

Daha neler? On yerde bu adam diyor. Bak on yerde. Aynı türlü yazısını söylüyorum. Bu adam diyor Cebrail diyeceğine diyor Allah dedi diyor.

Şimdi size geçenlerde söyledim yine söyleyeyim.

Allahu Teâlâ Hazreti Meryem'e ruhunu gönderdi. Öyle mi?

Niye melek göndermedi?

Niye melek göndermedi?

Melek kadına gelmez. Eğer melek gönderseydi bu insanlar meleğe cinsiyetli zanneder. Hz. İsa meleğe ne olur derdi. (?) Ruhunu gönderdiği için gayrimüslim bizi bizden daha güzel Allah'ı tanıyor. Gayrimüslim. Ne diyor? Hz. İsa için Allah'ın oğlu diyor. Bak. O bile ruhunun Allah olduğunu biliyor. Ruhun Allah olduğunu biliyor. Hazreti Meryem'e ruhu üfleyince bu diyor Allah'ın oğludur burada Hazreti İsa'nın yaratılışı Hazreti Adem'in yaratılışı gibidir dediğinde ve cesede diyor Hz. Adem'in balçıktan yaptığı cesede ruhundan üfleyince secde edeceksiniz diyor öyleyse o ruhu Allahu Teâlâ'dan başka hiçbir varlığı hiçbir yaratılmış hiçbir kimseye deyip koyamaz daha üfleyemez onun için Hz. Adem'in yaratılışı gibidir bu durumda sen bu kadar ayetleri nereye sakladın da Cebrail'i Allah yaptın ruh Allah olmasına rağmen meleklerle ruhu nereye çıkarttın melekler çıkartıyor nereye çıkarttın ve bir daha gösteriyor ruhun huzurunda Allah'ın huzurunda melekler saf saf olduğu zaman, kıyamette bu hep yanlış olarak gösteriyor bunları bana.

Senin ilmin nerede kaldı? Senin Kur'an ilmin nerede kaldı? Ben bilmiyorsam bana söyle. Bana öğret. Ayetlerle ispat et bana. Ben sana ayetlerle ispat ediyorum.

Kur'an'ın haslı Siyonizme göre yazılmış. (?) Kur'an'ın aslı yazdığım dipnotlarla aslına dönecek inşallah. Aslına dönecek.

Onun için bu milleti yüzyıldır uyutuyorlar. Hurafelerle.

Kim Kur'an'ı güzel okursa o büyük alim. güzel tabi okusun sesi de güzel insanın hoşuna gider insanın imanı artar ama alim değil ya papağan da bir şey öğretiyorsun söylüyor ne güzel konuşuyor papağan hoşuna gidiyor hatta Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz der ki sesi güzel hocanın sizi duygulanan duygulandıran hocanın arkasında namaz kılın diyor ne güzel ama sen alim değilsin hafızsın Arapçayı da bilmen seni alim yapmaz senin bildiğin Arapçayı Arap çocuğu senden daha güzel konuşur alim olan Allah'ın ilmine nail olup biz kime ilim verdiysek ona hikmet veririz dediği ayeti kerimesinin karşılığındaki insan olursun.

Evet. O zaman ayetlerin manasını güzel idrak eder. Hakkı batıldan ayırırsın. Batılı hakkın üzerine örtmeye kalkmazsın.

başka şuradan bir bakalım bakalım kimse soruyor kim soruyor tazeleyelim. Var. Taha misafir der ki selamün aleyküm hocam Kehf suresi 26. ayeti açar mısınız? Ellerinden öperim diyor. Kaçıncı sayfa? 295 sayfada. 295. sayfada.

289 299 295 Kehf suresi kaçıncı ayeti? 26. ayet.

De ki ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gizli bilgisi ona aittir. Onu görmesi de işitmesi de şayan-ı hayrettir. Onların göklerde ve yerde olanların ondan başka bir yöneticisi yoktur. O kendi hükümranlığını kimseye ortak etmez.

Bunu Kehf mağarasına sığınan delikanlılar için Allahu Teâlâ söylüyor. Diyor ki, de ki ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Evet.

Şimdi bir geriden alırsak, bir geriden daha alalım, bakın ne diyor şimdi burada. İyi dinleyin. İki ayet geriden alacağım. Birinde yanlış açılmış, doğruyu okuyacağım. (?)

Allah'ın dilemesine bağlamadıkça, inşallah demedikçe, hiçbir şey için bunu yarın yapacağım deme. Doğru. Yani yanlış açılsa bile onun içerisinde doğrular var. Bir tane her ayeti bozar. (?)

Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve umarım Rabbim beni doğruya bundan daha yakın bir yola iletir de. (?) Bak. Burada bunun doğrusu bundan daha yakın bir dosdoğruya dosdoğru hayra bir muvaffakiyete eriştirirse iletir dediği zaman burada iletmek bizzat Allahu Teâlâ'nın götürmesi, yol göstermesi ona oraya iletmesi ama her insan bu dünyaya imtihan için geldiği için kendi yaptığıyla hesaba çekileceğinden dolayı Rabbim beni bundan daha yakın bir dosdoğru hayra bir muvaffakiyete eriştirir. Eriştirir. Yani kaderimde varsa giderim.

Ondan sonra onlar mağaralarında üç yüz yıl buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır diyor. Ne kadar kalmış oluyor? Üç yüz dokuz yıl. Bunu kim söylüyor? Allahu Teâlâ. Öyle olmuyor mu? Allahu Teâlâ söylüyor. Bu sefer kendi söylediğini tekzip ediyor. Bak ne diyor. De ki ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir.

Ya böyle Allah olur mu ya?

Onlar mağaralarında 300 buna ilaveten 9 yıl daha kaldılar. (?) 309 yıl kalmışlardır de. Sonra da de ki ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Ve ne? Hep Allah'ı sıfatlamak, şanını düşürmek ve onu küçük göstermek için siyonizmin Allah'a kininin eserleri bunlar. Halbuki bu ayetin devamı var. Bak ne diyor? Şimdi devamını söyleyeceğim size. onlar mağaralarında 300 ve buna ilaveten 9 yıl kalmışlardır dediler o dedileri koyacaksın dedileri kaldırırsan Allah'ı söylettirmiş olursun ama dediler deyince kulların Allah'ın kullarının tahmini olarak 300 yıl yahut da 9'da yılda 309 yıl kaldılar dediler manasına gelir ondan sonraki ayette Allahu Teâlâ'nın kelamını ispat eder ne diyor ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi işte buyur sen Kur'an açıyorsun Kur'an Allah'ın kelamı bu Allah insanlara imanlarından dolayı güzel bir ahlak vermiş onlar Kur'an'ı okuyup geçiyorlar da anlamıyorlar hepsi iman aranan (?) Allah'a dönmüşler. Allah'ı biliyorlar da o iman onu kurtarıyor.

İyi ki de okumamışlar. Mealleri. Yani.

Şimdi anlaşılıyor değil mi durum? Vasiflere bak.

Sonra göklerin ve yerin gizli bilgisi ona aittir diyor. E tabi Allah zatıyla baki ve büyük bir hazine sahibi. Yani bu para pul maden hazinesi değil, ilim hazinesi, ilim. Bu ilim hazinesinden bu bütün yaratmış olduğu şu maddeler antimanyetik yahut manyetik maddeler onların elektronları Rabbimiz istediği sıfatını bunlara zikrettirir. (?) Bunun manası Allah'tan başka bir ilahın dahi olmadığının simgesidir. Bu ayetler, yedi kat semavat ve Arşullah'la çevrili olan bu kainat (?) Allahu Teâlâ'nın yarattığıdır.

Göklerin ve yerin gizli bilgisi ona aittir diyor. Nasıl yarattı, ne etti biz bilemeyiz. Onun görmesi de, işitmesi de şayan-ı hayrettir diyor.

Biz deriz ki Allahu Teâlâ her yerde hazır ve nazır. Değil mi? Öyleyse bu kainatta bu yarattıklarını öyle yaratmış ki hangi hücre hangi zerre hepsi Allah'a frekanslı büyük istasyon. Alıcı bir istasyon.

Ve her şey alenen gözünün önünde.

Bunun ispatı nasıl?

Böyle ne dalgınlık ne de uyku tutar diyor. (?) Bir an dalgınlık olsa bu kainat birbirine girer. İşte düşün Allahu Teâlâ'nın bu bizim gözlerimizde göremediğimiz ve yedi kat semavatı her zerresini bilmesi, görmesi ve orada hazır ve nazır olması.

İlla orada bulunması değil.

Amerika'dan bir bilgisayarda bir yanlışlık oluyor. Ben benim bilgisayarı ona veriyorum, alıyor, çekiyor önüne. Buradan. Türkiye'den. Orada onu düzeltiyor. İlmiyle. Değil mi? Peygamber'le, Peygamber onunla beraber yapıyor bunu. (?) Düşünün, bunu insan yapıyor. Allah'ın lütfü, keremi, bu kainatı gözetmesi ona ağır gelmez.

Onu görmede, işitmede şayan-ı hayrettir diyor. (?) Onların göklerde ve yerde olanların ondan başka bir yöneticisi yoktur diyor. Onların göklerde ve yerde olanların ondan başka yöneticisi yoktur.

Şimdi burada onların dediği zaman sanki başkaları da var. Bak. Bak dinle. Onların göklerde ve yerde olanların ondan başka bir yöneticisi yoktur. ama bunu şöyle tasvir edebiliriz yani bütün bu yaratıları yaratılanları onların diye şümullendirebilir onların yani insanların veyahut da meleklerin fakat bu da biraz sakata gider insanları yönetemez ki çünkü ayetleşmiş herkes kendi kaderini yaşayacak onların göklerde ve yerde olanların burayı paranteze almış onların dediği zaman paranteze almış göklerin ve yerde olanların ondan başka bir yöneticisi yoktur ve sen şimdi beni yönetirsen Müslüman olarak beni yönetiyorsan kafirleri de yönetmiyor ofislerine kulu değil mi? (?)

Hep yanlış açılmış kelimeler. Bunların hep düzelmesi lazım.

Şöyle söyleyebiliriz. Bak bu.

Gökler ve yerde olanlar, yani gökler ve yerler bu ikisi arasındaki yaratılan bu alemler kendi iradeleri dışında olanlar olanlardan başkası efendim bütün bu alemlerin yöneticisi olan Allah'tır. Derse doğru. Bütün bu alemlerin yöneticisi Allah yarattıkları bu nizamı kastedecek. Daha güzel bir kelamla söylenebilir bu. Mesela bu alemler kıyamet kopmadan evvelki bu nizamın kuruluşunu söyleyecek. (?) Zaten onun kasteti herhalde. Bu nizamın yönetilmesi sağlam yaratmış. Yedi kat semavatı arşılığına çevirmiş. (?) Efendim ne diyor? Yöneticisi ondan başka yöneticisi yoktur. Allah tabii. İçerisinde melek dediler.

Efendim şey yapmış. Hepsini yapmış. İnsanları getirmiş dünyaya koymuş. Efendim iletmiş. Yani bu kainatın yöneticisi yarattıkları bazı mahlukatlar Allah'ın yarattıkları içerisinde kendi iradesiyle yaşayanlar kendilerine Allah'ın yarattıkları bu varlıklar içerisinde kendilerine nasıl bir insan olduklarını ispatlamaları için burada biraz açması lazım burayı da. Çünkü kelam çok derin. Evet. Bunlar kendilerinin ispatı için buraya gönderildikleri için bunlar hariç bütün bu alemler Allahu Teâlâ'nın yarattığıdır. O kendi hükümdarlığını kimseye ortak etmez diyor. Bu alemin yönetmesinde kendi hükümranlığıdır.

Alemlerin sahibidir. Kimseyi ortak etmez. Evet.

Ama misafirin asıl söylemek istediği o 309 yıldır onu şey yaptık, anlattık. Bayram, sayfa 392, Kasas Suresi (?) 67-68 ayet 392 396, Ankebut Suresi 10. ayet, bu ayetleri açabilir misiniz efendim, mübarek ellerinizden öperim diyor. Hürmetle öperim diyor. 392. sayfa 300'e geldi zaten 392. sayfa geldi. Ne diyor? 67-68 Valla 67'de 68'de yanlış açılan ayetler. Şimdi bakalım. Burada yanlışlar nerede?

Fakat tövbe eden, iman eden, iyi işler yapan kimseye gelince onun kurtuluşa erenler arasında olması umulur diyor. Burada umulur kelamı Allah'a isnat edilmez. Umulur ki kelamı Allah kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmeyelim. Ayet-i kerimesine ters düşer. Bu bir. Biz sizin kalplerinizin esrarını biliriz. Ayet-i kerimesine göre ters düşer. Bu iki, size lazım olup da kalbinizin en ücra köşesinde bulunan ve sizin haberiniz olmayanlardan Allah haberdardır. Ayet-i kerimesine ters düşer.

Orada ne diyeceksin? Ta ki. Ta ki ne demek? Ta ki bir kavim içerisinde İslam olacakları Allah-u Teala işaret zamiri olarak işaretliyor. Bunlar müstesna.

Bak burada ne diyoruz?

Onlar ta ki Allah'ın tevbe sıfatına güvenerek kurtuluşa erenler arasında olmalarını umabilirler o insanlar. Ta ki evet eğer Allah'a isnat edersen Allah bilir. Ta ki onların içerisinde.

Burayı da biz ne demişiz? Onlar ta ki Allah'ın tevbe sıfatına güvenerek kurtuluşa erenlerin arasında olmalarını umabilirler demişiz. Burası kişiye isnat oluyor. Fakat Allahu Teâlâ'ya nispet olacak olursa ta ki kurtuluşa ererler diyecek. Buradaki ayette.

Bu Hakk-ı Şedid'e. (?)

Fakat tevbe eden, iman edip iyi işleri yapan kimseye gelince onlar ta ki kurtuluşa erenler, erenler arasında bulunurlar. Bu şekilde. Burada biz ne demişiz? Allah'ın tevbe sıfatına güvenerek kurtuluşa erenlerin arasında olmalarını umabilirler. Ta ki gene o insanlar yani. İki taraf da aynı şart. O insanlar ta ki umabilirler. Allah'ın kurtuluşuna, yani kurtuluşuna erebilmeleri.

Diğerleri zaten Allah'tan ümidi kesmiştir. Ayet-i kerimede de Allah'tan yalnızca ümidini kafirler keser diyor.

68 Rabbin dilediğini yaratır. Doğru. O istediğini yaratır. O yaratmada ona zor gelmez. Yaratır ve seçer. Doğru. O zatına mahsus. Onların seçim hakkı yoktur. yani insanların seçim hakkı yahut da başkalarının seçim hakkı yoktur Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir ve şanı yücedir diyor şimdi Allah'tan başka hiçbir ilah yok insanların diyor yahut da onların dediği zaman insanları kastediyor seçim hakkı yoktur çünkü Allah'tan (?) başka hiçbir ilah yoktur burayı kaçtırıyor Rabbin dilediğini yaratır doğrusunu okuyoruz ve ihtiyar eder eksik sıfatlardan münezzeh olarak adaletle hükmeder hükmünü yerine getirir onlar için muayenlik ahirette hüküm vermek yoktur Allah (?) onların ortak koştuklarından münezzehtir ve şanı yücedir işte Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığını burada da bu şekilde açıyoruz (?) 396'da da ne diyor Ankebut Suresi Ankebut Suresi Ankebut 10. ayet. İnsanlardan kimi vardır ki Allah'a inandık der fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar.

Burada şunu kastediyor. İnsanların işkencesi Allah'ın azabının yanında ve hiç sayılır diyor. Allah'ın azabı daha şiddetli. (?) Onu söylüyor. İnsanlardan kimi vardır ki Allah'a inandık der. Fakat Allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman insanların işkencesini Allah'ın azabı gibi tutar. Halbuki Allah'a gönül bağlayan insanlar insanların yapmış olduğu işkenceleri lime lime de insanları diri diri de doğrasalar birkaç saniye birkaç dakika yahut birkaç saat azaptan sonra beden bu. Ruh çıkacak beden mezara gidecek. Asıl varlığımız ruh, nefis ve candır. Siz ilk yaratılış şekliyle bana döneceksiniz diyor.

İlk yaratılış şekli lahut alemde ruh, nefis ve candır. Sonra biz beden kısvesine girdik ikinci bir yaratılışla. Yani beden ne kadar zahmet çekerse çeksin nihayet bir gün son bulacak. Ama ruh ölümsüz olduğu için küllü ruh. Bende ruh var. Allah'tan bir cüz'i. Allah sonsuzsa ölümsüzse ruhlar da ondan bir cüz'i olduğu için ölümsüzdür. Bu bakımlarda cennet ve cehennemde insanlar bakidir. Buradan da Allahu Teâlâ'nın küllü ruh olduğunun ispatıdır. her şey bir ispat Allah'ın azabı gibi tutar halbuki Rabbinden bir nusret gelecek olsa mutlaka doğrusu biz de sizinle beraberdik (?) derler kim bunlar münafıklar diliyle Müslümanım der kalbiyle inkar ettikler bunlar kafirlerden daha beterdirler çünkü kafir içemezse kanını belli ediyor ben buyum diyor bunlar belirsizdirler (?) bunları Allah bilir iyi de Allah herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir diyor istediği kadar söyle diyor ve Allah'a inandık der diyor.

İstediğin kadar söyle. Sana azıcık bir işkence dokunduğu zaman sen o işkenceyi benim işkencem gibi kabul edersin diyor. Ve ondan korkarsın. O insandan korkarsın. Ve onun yanında yerini alırsın. Ama benim işkencem insanların işkencesine benzemez.

Şimdi, şöyle söyleyelim, ben ister inan ister inanma, sana gördüğümü anlatacağım. Ben cennete de girdim, cehenneme de girdim, oraları da bilirim. Ben yedi kat semavatı da bilirim, arşı da bilirim, arşın üstündeki melekleri de bilirim. Onlarla zikir de yapmışımdır.

Ben bu ilmi Ahmet'ten Mehmet'ten dünyadan almadım. Bana bu ilmi bizzat Rabbimizin ilhamla kalbime verdiğidir. Şimdi Allah'ın azabından sana bir nebze göstereceğim. Şu anda her ne kadar cehennem faaliyette değilse de Bize o alemleri bir proje şeklinde gösteren Allah. Araba tünelleri vardır bilirsiniz. O tünelin ağzı gibi iki büyüklükte. İçerisi lav dolu lav. Pembemsi bir lav. Pembemsi o ateşin içerisi görülmüyor zaten.

Bir zebani meleği. Aynen pehlivanlar kispet nasıl giyiyor? Aynı kispet. Belden yukarısı açık, başında şöyle bir saç topuz. Adamı böyle yakasından, ensesinden tutuyor, doğru oraya. Altı saniye, beş, altı saniye bırakıyor. Say işte, bir, iki, üç, dört, beş, altı. Oradan alıyor. Şu siyahı görüyor musunuz? Bu siyahı bak. Burada var siyah. Simsiyah. Bu üstünüzdeki şeyler gibi simsiyah. Yüzükoyun böyle yatıyor. Yüzükoyun. Gene 5-6 saniye say. Deri aynen çatlamış toprak gibi çatlıyor. Ayette öyle söylüyor zaten. (?) Aynı çatlıyor. Ben baktığım zaman altından bembeyaz bir deri çıkıyor. Bembeyaz. Çok beyaz.

O deri görünmeye başlayınca kişi kendine geliyor. Ağlıyor. Bir inlemesi var orada.

Üstündeki o dökülüyor. Kabuklar yani deriler. O beyaz deri çıkınca tekrar ensesinden tutuyor. Riyal koyuyor. Buna dayanılır mı? (?) Allah'ın azabı insanın azabına der. (?) Bu sonsuz bir azap.

Pek de sonsuz demeyelim.

Onlar orada nice bin yıl yandıktan sonra diyor. Nice yandıktan sonra. Onlar ateş kütükleri olarak kalacak diyor. Demek ki her şeyin bir cezası var. O da cezasını çekecek. Ölümsüz olarak ateş kütükleri olarak kalacaklar. Ölüm yok çünkü ruhlar üzerine. Ölümsüz ruh üzerine ölüm yoksa buradan da mı anlamıyorsun küllü ruhu Allahu Teâlâ? (?)

Evet. Bunu anlattık mı şimdi? Gitti mi?

Kaçıncı ayet? Onuncu ayet miydi? Evet.

Onuncu ayetti. Halbuki Rabbinden bir nusret gelecek olsa mutlaka doğrusu biz de sizinle beraberdik (?) derler. Görüyor musun? İyi de Allah herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil mi? Demin söyledim. Allah kalplerinin esrarını bilen değil mi? Senin bilmeyip de sana lazım olanı bilen değil mi? Ayetler. Hep birbirini teyit eder. Evet.

Şimdi misafir söylüyor. selamün aleyküm hocam bir komşum evini sattı parasını kâr payı diye bankaya yatırdı faiz değil buna kâr payı olduğunu söylüyor hocam kâr payı günah mıdır şimdi banka kâr payı diye buna hep kârdan verir banka zarar etse bunun parasını zarara uğratmaz parasını verir.

Öyle değil mi? Burada müdürler var. Banka müdürü.

Kâr daha fazla olduğu için zararlar zaten kârında kalıyor. Kârında. Ne kadar? Zarar etse parasını aynen verir değil mi? Ona yansıtmaz ama onun parasını mı çalıştırıyor yok umumda bankanın milyarlar lira parası var Umumda. Onların içerisinde topluyor. Kâr payı nedir biliyor musun? Belli bir mal üzerinde kâr payıdır. Burada normal onun parasıyla iş yapmıyor. O para belki de orada duruyor. O kendi parasıyla beraber. Bankanın ne kadar fazla parası olursa o kadar onun derecesi yükseliyor değil mi? He? Tabii. Onun şeyi kalitesi yükseliyor. Bu durumda senin bir kuruşuna bile muhtaç o. Bir kuruşun da gelsin oraya, o bayram yapıyor.

Ve ne hikmettir ki evini satıp kâr payı olarak bankaya veren insanların çoğu evi daha fazla fiyat yapıyor. Ev, o bankadaki para eriyip gidiyor.

Kâr payı dediği parasını zor kurtarıyor. Kâr payı bak bankada parasını yahut da ufak bir parayı zor kurtarıyor. Evin de değeri yükseliyor. Kendi parası da orada eriyor. Üç kuruş, beş kuruşa evini satmış oluyor. Kâr payı diye. Öyle. Size ben hakikati söyleyeyim. Bankalar size ne kadar lehinize bir şey sunmuş olsa şuna inanın ki muhakkak tuzağa çekiliyorsunuz.

Bankaların size sunmuş olduğu tüm iyilikler içerisinde size ne kadar lehinize görünse de sonunda onun tuzağa çekildiğini görürsünüz. Eğer dikkatli okursanız yazıları.

Peki hocam senin paran bankada değil mi? Bankada sen hiçbir şey yapmıyormuşsun. Yapmıyor. Niye?

Bana hoca olduğum için Allah razı olsun çocukları bana itimat ediyorlar. Zekatlarını veriyorlar.

Benim bankadaki param aynen Beytülmal gibi.

Ben kim benden beş kuruş istiyorsa bakıyorum ihtiyaç sahibi mi ihtiyaç sahibi. Onun mutlak masrafını da alıyoruz. Ev kirasını da veriyoruz. Banka borçlarını da ödüyoruz. Benim oraya o parayı sabitleyecek herhangi bir durumum yok. O para benim de değil. Belki mal. İnsanlara verilen para. Onun ihtiyacı varken bana banka diyor ki paranı elinde tutalım üstüne para verelim diyor. Ne diyorlar ona? Bir şey diyorlar ona. Katma payı mı diyorlar? Bir şey diyorlar. Katma payı mı diyorlar? Neyse. Katılım falan. Katılım. Paranın yerinde kalacak. Katılım parası olacak.

Benim param yerinde kalacak. Ben parayı çektiğim zaman çekemezsin. Niye? Bu kadar faydala. Bu kadar zaman bana sen fırsat verdin diyor. (?) Ben ona göre durumumu ayarladım diyor. Sen paranı alırsan sana şu kadar para bana geri vermen lazım. Öyle diyor değil mi? Onlar daha sağır gelsin hocam. (?) Ağabey yüksek kâr payı vermiyor ama. Evet. Bu yüksek kâr payı alamıyorsunuz. İşte bak ben de evimi sattım. Evim yükseldi gitti. Benim param da orada eridi gitti. Bunlar oyun. Ve bu devletin de ekonomisine bir zarardır. Millet parasını, evini sattı, bankalara yatırdı, faiz yiyor.

Faiz yiyen mezarından çarpmış gibi kalkacak. Ben demiyorum ama Allah'ın kelamı bu. Rabbimizin kelamı. Ve onlar diyor. mezarlığından kalktığı zaman başları da şeytanın başı gibi yamru yumrudur diyor. Demek ki şeytanın başı da yamru yumru. Evet.

Ben nasıl bir Müslümanım ki faize göz yumacağım. Paramı evimi satacağım. Oranın bana gelirini alacağım, yiyeceğim. kendimi emniyette sayacağım.

Bana banka emniyete çekse beni, emniyete senin evinin değerinde sana ev alacağım. Sen evini sat, bu parayı buraya yatır dese, gene yatırmam.

Çünkü faiz verecek bana.

Ben faizden işim olmaz.

Söyle.

Ben o ticareti aracılık edeceğim. Sen de bana kârıyla bile borçlanacaksın diyor. Şimdi bak otur. Senin dediğini ben anladım. Zamanında ben bir makine alacaktım. Banka bana dedi ki onu ben alacağım sana dedi. Tamam al. Sana satacağım dedi. Sat. Dolar üzerinden seni bağlayacağım dedi. Bir hesap yaptım. Makinenin 3-4 misli paraya bana mal oluyor. Buna bu kar payı diyor bak. Karını alacağım senden diyor. Bir de o paranın faizini alıyor senden.

Size ne kadar güzel görünüyorsa demin dedim ya o kadar aldatılıyorsunuz.

Paranız varsa beyler fabrikalara verin, yatırın. çalıştırın o da her fabrika senin paranı da almaz ama sağlam bildiğiniz fabrikalar olur ortaklık seni kabul edersen paran varsa oraya yatır iş çevir paran varsa iş çevir Allah'ın kullarına yardım etmiş olursun hem kendine Banka Ben, desen ki hiç bankadan para almaz mısın? Zorda da kalsan Darda da kalsan almaz mısın? Alırım. Nasıl alırsın?

Benden faiz alacak değil mi? Benim bir evim var evimi satılığa çıkarttı. Borcum vardı. Evim değeri 5 milyon lira.

Bunu banka yaparız. Senden 1 milyon alacağı var. (?) Ev değerini 3 milyondan çıkarttı. Kimse almadı. 2,5'e indirdi. Kimse almadı. 2'ye indirdi. Kimse almadı. 1,5'e indirdi. Kimse almadı. Anlaşmalı.

Banka parasında 1 milyona inince o tefeciler evi alacak. (?)

icrayı durdurursun. Tefeciye gidersin. Bankanın parasını kapatırsın. Evini satılığa çıkartırsın. Satılığa. Tefecinin parasını kârıyla verip üstünde cebine koyarsın. Buna müsaade var.

Evet.

Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun.

başka bir selam var mı acaba kaç tane var bakalım şükrü ya helal de değil mi (?) selamün aleyküm efendim bizim okulumuzda cuma günleri cuma namazı kılınıyor çok güzel Allah razı olsun benim sorum şudur hutbe okunurken imam dua ediyor Allah ordumuza yardım eylesin vesaire gibi ve sırada hepimiz ellerimizi açıp amin diyoruz ama cuma bir arkadaşımın ne ellerini açtığını ne de amin dediğini gördüm sebebi sorduğumda ise ben yurtta kalırken oradaki bir hoca hutbe okunurken duaya amin denilmez dedi demişti bunun doğrusu nedir ellerinizi açıp amin demek mi? Yoksa yapmamak mı efendim? Ellerinizden öperim diyor.

Şükrü Aras üye.

Bunu tam anlaşılmamış bu. Şimdi ben sana tam anlaşılış şeklini söyleyeceğim.

Hutbe iki rekat namaz yerine geçer. Hoca hutbe verirken dua yapmaz. Ben hiç rastlamadım hocanın hutbe verirken dua yapmasını. Bunu yanlış algılamışlar. Hoca duayı, hutbeyi bitirdikten sonra dua yapıyor. Bazısı der ki işte bu namazdır, dua olmaz. Ya iki rekat namaz yerine geçti. Hocam da dua ediyordu. Niye duasına sen amin demeyeceksin?

İşte burayı karıştırıyorlar. Ben de amin diyorum. Çünkü hutbe bitmiştir.

Aslında cuma namazı hutbe değildir.

Cuma namazının fazileti hoca hutbeye çıktığı zaman devletin gidişatı hakkında malumat verir insanlara.

İşte Cuma'nın fazileti bu. Şimdi bizim devletimizde din işleriyle devlet işleri ayrılmıştır. Din işleri siyasete karışmaz. Devleti efendim öne alıp da yargılayamaz. Veyahut da övemez.

İşte bunu kim yaptı? Gene Siyonizmler yaptı.

Hocam Siyonizme kafayı takmışım. (?) Yok. Ben hakikati söylüyorum. Padişahlar bu zamanki gibi telefonlar yoktu.

Neyle bu milleti idare ediyorlardı?

Padişahların yahut devletin gidişatını anlatırlardı. Camilerde devleti överlerdi. Anlatırlardı. Gidişatını söylerlerdi. Ve millet devletine sahip olurdu. Şimdi devlete din işleri devlete karışmıyor. Devlet hala gidiyor belli değil.

Nereden duyuyorsun bunu? Televizyonlardan duyuyorsun. Haberlerden duyuyorsun. Ya haberlerin yüzde doksanı yanlış. Yüzde seksen doksanı dışarıdan satılmış ve hepsi bunların yalan yanlış. Siyonizme hizmet eden insanlar. Kime inanacaksın sen? Hala patatesler efendim yollara dökülüyormuş. Devleti kötülüyorlar. Hala. Dünya devleti Türkiye'yi övüyor. Bunlar hala da içerideki o kafalar diyeceğim artık daha. Ne kafaydı? Man kafamıydı. Neydi o? Mankurtlar. (?) Hala daha benim evladımı ordudan attı diye, benim evladımı işinden çıkarttı diye, efendim, benim evladım 12 bin lira ayrı kalıyordu diyordu daha 10 sene evvela. (?) 15 sene evvela. Kulağımla işittiğim şeyler.

Onları 12 bin lira. 15 sene evvela ne demek ya? Bir şerdet mi ya? Efendim bunu o işinden çıkarttı diyenler (?) parayla kendini, devletini bugünkü bir Gazze şehrini (?) gözü görmüyor. Eskiden Saddam'ın yıkıldığı Irak'ı görmüyor. Suriye'yi, Esad'ı görmüyor. Afganistan'ı görmüyor. Etrafını sarmışlar bir ateş çemberiyle hala bu mankurtlar vatanına ve milletine sabit şesadakat (?) göstereceğine ihanette bulunup devleti aşağıya atmak istiyorlar. Senin 100 yılın içerisinde böyle bir devlet gelmedi.

Daha ne dini artık daha?

işte cuma namazı da devletin gidişatını söyler bu insanlar müslüman insanlar devlete gönül bağlarlar oğlu kızı kendisi yanlış yola giderse hücum olsa düzelir neymiş devlet işleri (?) din işleri ayrıymış sen cumayı niye bıraktın, yaptın. Cuma niye kıymetli? Niye diyor Allahu Teâlâ Cuma vaktinde çalışmak haramdır. Doğru namaza. Devletin gidişatı hakkında oradan sen malumat edineceksin.

Tutmuşlar vaaz veriyorlar orada. Benim vaaza ihtiyacım yok ki ya. Vaazı namazdan sonra da verirsin.

Evet. İşin aslını bilen yok ki.

evet çünkü herhalde anladım. Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun selamün aleyküm

daha ne diyelim ki hocam yalnız din hocası diyor ki Ne?

yok bak şimdi orada bir yanlışlık var evet hoca secde ayeti okuduysa Allahu Ekber der secdeye gider namazda burada yapmıyorlar bunu kimse bilmiyor bunu burada Allahu Ekber der secdeye giderler ondan sonra hoca Allahu Ekber der kalkar onun (?) ayetin devamından devam eder namazına. Dua yok. Dua yok. O duada uydurmazsın. Durum bu. Ben sana hakikatini söyleyeyim. Gelsin ne yaparsa yapsın. Beni ilgilendirmiyor.

Evet.

Sana nasıl mı anlatıyor?

Şey nereye kaçtı ya? Bitir ve çık diye nereye kaçtı? Şuna mı diyeceğiz?

Şuradan mı?

Yeniden başlıyor Allah Allah Biz yeniden başlatmayacaktık Bunu çıkartacaktık Bunu şuradan çıkartacaktık Bak buradan Buradan geliyor Yanlış yaptık