18.10.2025 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
İzin verildi diyor. İyi. Bu ne? Mikrofon izleme. Böyle bir şey yok. Elim çıktı bir de. Efendim.
Tamam. Bu yenisi.
Şuradan alayım. Şuraya bırakayım.
Bir dakika bakayım.
Burada bak bu okumuş.
Misafir der ki selamün aleyküm hocam. Sen olmazsan alemleri yaratmazdın. Hadis doğru mudur? Doğru değildir.
Bu hadis değil ki. Allah'a şirktir.
Şimdi millet şaşırdı. Burada Allah'a şirk nerede?
Sen olmasaydın ne demek? Seni ben yaratmadım da bir başkası tarafından yaratılmış bana gelmiş demek.
Alemleri yaratmadım. Seni bir başkası yarattı. Ben de senden bu alemleri yarattım. Sen olmasaydın. Seni yaratmasaydım bu alemleri yaratmazdım. Onun hikmeti bu. Seni yaratmasaydım. Çünkü onu alemlere rahmet gönderdi. Alemlere. O Allah bu adını nail eyledi onu yaratmakla. (?) Bunu siyonizm kafiri melun din düşmanları kendilerini yani Allah'ı yermek için sen olmasaydın. Yani Allah onu yaratamadı. Bir başkası yaratmış onu da. Ondan da Allah alemleri yaratmış. Bakarız. Ve kelime oyunlarıyla insanları kandırmışlar.
Evet. Misafir.
Bu hadisin ayetleri var mıdır? Selamün aleyküm hocam. Sen olmasaydın alemleri yaratmazdın. (?) Hadis doğru mudur? Bu doğru değildir. Demin anlattığım gibi seni yaratmasaydım alemleri yaratmazdım. Demek ki alemler bundan yaratılmış ki aşağıdaki soruyu soruyor şimdi. Bu hadisin ayetleri var mıdır? Varsa hangi ayette geçiyordur? Bir de alemler, yer gök onun nurundan mı yaratıldı? Bununla ilgili ayet var mıdır? Mübarek ellerinden öperim diyor.
Demek ki bu söylediğin hadis değil. Hadisi ben söyledim sana. Çünkü bir kelime yanlış olursa hadisten çıkar. Seni yaratmasaydı. Öyleyse Allahu Teâlâ ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil-âlemîn ayet-i kerimesini hangi surede, Enbiya Suresi Enbiya Suresi 107'de, Enbiya Suresi 107'de ne diyor bakalım Enbiya Suresi evet zaman geçti Enbiya 321. sayfadır 315 319, 21 17. ayet 3146 Resulüm biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik diyor.
Ne diyormuş? Misafir, Enbiya Suresinin 107. (?) ayet-i kerimesinde biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik. Niye öyle söylüyor? Çünkü onun nurundan bu alemleri yarattı. Bu alemleri ruhundan da insanları yarattı. Onun için insanlar da alemler üzerine şerefli oldu. Evet.
Ne diyor? Bak gök onun nurundan mı yaratıldı? Allahu Teâlâ Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i yarattığı zaman evvela nurunu yarattı. Nurunu.
Onu yetmiş sekiz bin yıl ibadete tabi tuttu.
Ondan sonra ben kimim diye sormaya başladı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz nur halindeyken Allahu Teâlâ'nın sorularına cevap vermeye başladı.
Bu durumda nuru terledi. Terleyince bir gevher yarattı. Gevher demek Allahu Teâlâ onun olduğunu anlayınca yani tam itaatkar zatına ibadet eden istediği şekilde onu (?) yetiştirdiğini anlayınca onun doğrudan o gevher dediği o doğruda dört parçaya verdi. (?) Birinden yeri, birinden gökleri, birinden aralarındakilerini, birinden de suyu yarattı. Ve su üstünde karar kıl dedi. Ne demek bu? Bütün canlıları sudan yarattı. Sudan.
Demek ki nurundan bu alemler insanlar da ruhundan yaratıldı. Çünkü Allahu Teâlâ Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e ruhundan bir cüz'i verdi. ruhundan bir cüz'i verdiği Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i alemlere rahmet göndermesi için evvela onun ruhundan peygamberleri yarattı.
Peygamberlerin ruhlarından kavimlerinin ruhlarını yarattı.
Kavimlerinin ruhlarından alemlerde üstün olan en şerefli insan yaratıldı. Şimdi bak ne diyor 81. ayet-i kerimede Efendim Hani Allah peygamberlerden ben size kitap ve hikmet verdikten sonra nezdindekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka yardımda bulunacaksınız. Bunu ikrar ettiniz mi? Bu ahdimi ikrar ettiniz mi? dediğinde kabul ettik cevabını verdiler. Bunun üzerine Allah o halde şahit olun ben de sizinle birlikte şahit edenlerdenim buyurdu. Şahitlik edenlerdenim diye buyurdu. Yani Allahu Teâlâ Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ruhundan ne kadar dünya peygamber gelecekse onların ruhlarını yarattı. Onların ruhlarından da kavimlerinin ruhlarını yarattı ve bu durumda her peygamber ben İslam'ın ilkiyim der.
Dolaylı bütün insanlar peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin ruhundan yaratılmış oldular. Dolaylı bütün insanlar ve bunlar lahut aleminde ne kadar dünyaya insan gelecekse Allah-u Teala lahut alemde ruhlarımızı yarattı. Orada üç bölüğe ayırdı onları. Sağcılar, solcular, mukarrebin sınıfı. Onları birden ayırınca ben sizin Rabbinizim dedi. Orada işte üçe ayrıldılar. Sağcı, solcu ve mukarrebin sınıfı.
Demek ki alemler Peygamber Efendimiz'in nurundan insanlar dolaylı peygamber efendimizin ruhundan olmalar. Bu durumda dinler diye ortada zamanımızda herhangi bir İslam'dan başka din yoktur.
Eski kavimlere gelen peygamberler İslam fıtratı üzerine gelmiştir. Kitaplarda Kur'an-ı Kerim'de mevcuttur. Tevrat'ta, Zebur'da, İncil'de Kur'an-ı Kerim'dedir. Dört kitap Kur'andır. Bu durumda dinler diye bir şey yoktur. Kur'an'ın dışında olanlar dinsizlerdir. Bu kadar basit. Öyle ya. İnne'd-dîne indallâhi'l-İslâm ne demek? İslam'dan başka bir din yoktur diyor. Öyleyse ben şu dindenim, bu dindenim diyenler dinsizlerdir, İslamiyet'i kabul etmeyenlerdir. Kendilerini İncil'e tabi, öbürü İbrani'ye tabi, öbürü efendim Tevrat'a tabi diye bir şey yoktur. Peki Tevrat gelmeden evvelkiler kime tabi? o gelen peygamberler kavmine anlattığı zaman ona tabi olanlar İslam fıtratı üzerine çünkü Allah'ın emrini bildiriyor.
Allah'ın emrine itaat edenler İslam fıtratı üzerine etmeyenler dinsizler. Basitli böyle değil mi? Allah'ın dinini kabul etmezse. Sonra kitap gönderiyor. Kitaba tabi olanlar İslam fıtratı üzerine. Kitabı olmayanlar yani inkar edenler gene dinsizler.
Allahu Teâlâ Zebur'u gönderiyor. Zebur'a tabi olanlar İslam fıtratı üzerine olmayanlar, Allah'ın emrini inkar edenler gene dinsizler. İncil'i gönderiyor. İncil'de İslam fıtratı üzerine, Allah'ın emri, Allah'ın peygamberi, ona tabi olanlar İslam fıtratı üzerine. Ona tabi olmayanlar, dinsizler. Sonra Kur'an'ı gönderiyor. Hepsi Kur'an'ın içerisinde olduğu için bütün alemi ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil-âlemîn olan peygamber efendimize Kur'an'ı alemlere gönderiyor. Hadi buyur. Senin bütün kitapların bunda. Buna itaat et diyor. İnne'd-dîne indallâhi'l-İslâm. Buna uyanlar İslam fıtratı üzerine. Uymayanlar yine dinsizler.
Ben şu dinim, öbürü bu dinim, dinim dediği zaman kulağımın arkasını anlat. (?) Ayetler meydanda sarih. Bu durumda insan aklını çalıştırırsa hakkı bulur. Ahirete iki yol var. Birisi azap yolu. Birisi ferah yolu. Hangisine uyarsan uy. İster azabına ister ferahına. Yani buradan şu çıkıyor. İster dinli ol, ister dinsiz ol. Dinin başka bir dini yok. (?) Din demek Allah'ın kanunları demek. Allah'tan başka bir ilah da olmadığına göre Allah'ın kanununun dışına çıkıp da benim kanunum da bu dediğin zaman sen yaratanını inkar eden kendi aklına göre din uyduran insan durumuna düşersin.
Bugün bir iş yerinde bir patron yahut bir müdür sana bir vazife verir. O vazifeyi yerine getirirsen orada kalırsın. Senin ailelerini bağlar, seni yedirir içirir bakar yani.
O fabrikada o patrona itiraz eden yok mudur? vardır. Ama o patron o kişinin ona acıdığı için, çoluğu çocuğu olup da onu döşlediği için onu fabrikadan (?) çıkartmaz. Ona da bir aylık bağlar. Bu durumda orada iki kişi yani orada kişiler ikiye ayrılır. Birisi patrondan yana, birisi de patronun karşısındakiler asiler. Dünya da bu. Birisi dinli, birisi dinsiz. İki yol.
Birisi alemlerin sahibine itaat etmiş, biri de alemlerin sahibini inkar etmiş. Şimdi, bazı din sahipleri insanlar diyecekler ki, hani, sözde din sahibi bunlar. Bizim de kitabımız Allah'tan gelme. Senin kitabının çoğunda hahamların ve papazların değiştirdiği kelamlar var. Bir, Senin kitapların aslı Kur'an-ı Kerim'in içindedir. Bu iyi ki sen Allah'ın son peygamberine inanmazsan, alemleri (?) yoktan var eden Allah'ın Habibini yaratıp, nurdan alemleri, ruhundan da en şerefli olan, dinli ve dinsiz insanları yaratan Allah'ı sen terk eder de,
Peygamber Efendimiz'in dolaylı ruhundan yaratılan insan olman sıfatıyla aslını inkar edersen hangi milletin durumuna düşersin? Çingene. Kendi milletini inkar eder.
Ve Hz. İbrahim'in ateşi açılırken Çingen'e ile Çingani (?) aslında bu birisi erkek kızda gane iki kardeşle de zina ederse (?) Hazreti İbrahim'i yakarlar dedi. Bunlar iki kardeşin zina etmesinden dolayı çingene diye çıkmış bunlar. Bu durumda aslını inkar ettiğin durumuna düşersin. Çünkü alemlerin sahibinden başka bir sahip daha yok. La ilahe illallah. Allah'tan başka bir ilah yok. Ama sen ne diyorsun? La İlahe İllallah İsa Resulullah Hazreti Meryem'e hanımı bu zehri oğlu diyorsun. (?) Böyle bir Allah yok ya. Böyle bir Allah yok. Allah İhlas Suresi Kul hüvallâhü ehad, Allâhüssamed, lem yelid ve lem yûled, ve lem yekün lehû küfüven ehad. Onun ne çoluğu ne çocuğu vardır diyor.
Nereden uydurdun sen bunları? Hazreti Adem'in yaratılışını bildin. Allahu Teâlâ ona ruhundan üfledi ve melekleri secde ettirdi şeytan da secde etmedi lanetlendi ve buna inandın buna inandıysan Allah Kur'an-ı Kerim'de Hz. İsa'nın yaratılışı Hz. Adem'in yaratılışı gibidir diyor ve bu durumda sen şimdi bunu Hz. Adem Allah'ın olmadığına göre ki ruhundan üfledi bir çamını medene getirdi onu zahiri beden alemine soktu. Hazreti İsa'nın da yaratılışı, Hazreti Adem gibiyse sen bunu nereden çıkardın (?) Hazreti'nin oğlu diye, Şeyh Allah'ın oğlu diye? (?) Ya Allah söylüyor, Hazreti Adem'in yaratılışı gibidir diyor.
Öyleyse aklını başına topla, din diye, uydurma dinlere veyahut da insanlara insanların akıllarına kendi aklını ifade ederek onlara uyarsan o ebedi azap yeri oran ve ona dönüş bir döşek yeridir dediği olan cehenneme talibi olursun. Bu alem geçici. Buranın bin yılı ahiretin bir günü gibi. Burada eline bir ufak bir nikah bassa dayanamazsın. (?) Bir mum ışığına elini tutamazsın. Orada o azaba nasıl dayanacaksın? Burada nefsin, şeytanın, dünyanın güzelliği hoşuna gidip geçici bir zaman için birkaç dakika için birkaç saat için kendi ebedi ömrünü ebedi azap yerine mazhar bırakırsan senin aklın akıl mı?
senin tuttuğun yol yol mu?
evet Allah'tan başka bir ilah daha göster ha de ki bu da bunun dinidir ben buna uydum o zaman leküm dînüküm veliye dîn senin dinin sana benim ki bana senin taptığın sana benim ki bana ama Allah'tan başka bir ilah yok ki Allah aynı Allah hepimizin Allah'ı hepimizi yaratan ondan başka bir ilah olmayan Rabbimiz sen kalkar yok ben onun kitabına şuna inanırım yok ben buna inanırım dersen insanlar arasında ayırım yaparsan ve kendini insanların üstünde görürsen, işte o zaman Allah'ın adaletine ters düşer ve o adaleti içerisinde kendini ziyana sokarsın. Evet. Ne diyor misafir?
Herhalde misafir, senin ayetleri çok da anlattık herhalde, değil mi? Sorusunu anlattık. Evet. Başka bakayım soru var mı?
Sedat 44 İyâ Selamün aleyküm efendim Bizleri kabir (?) azabı hakkında aydınlatır mısınız? İnsanlar hadislere tutunarak kabir azabı vardır. Sen de ehli sünnetsen bunu inkar edersin. (?) Edersin diyorlar. Allah razı olsun. Ellerinden öperim. Kabir azabı vardır. Yunus Suresinin kaçıncı ayet-i kerimesi? 40-20 mi? Bak bakayım. Orada söylüyor. Firavun'un azapta oluşu. Bak onu. Firavun'un şu anda diyor bir azaptadır. Bak. Ne diyor? Firavun şu anda bir azaptadır. Azabın diyor çetini ahirettedir diyor. İşte bu Firavun şu anda bir azaptadır dediği zaman kabir azabıdır bu. Nasıl ki rüya görürüz. Rüyamızda biz hani bazen peşimize adamlar düşer, kaçarız, korkarız falan. Veyahut da bir uçurumdan aşağı düşersin falan.
Düşerken öyle uyanırsın korkuyla falan. Bu bir azap. Ama orada kabir azabı buna mı benzer? Veyahut da başka türlü bir azap mıdır? Onu da bilmiyoruz. Yalnız herhalde gene bir ateş içerisinde, gene bir yahut da bir yanma içerisinde ama hafiften azabın şiddetlisi ahirettedir diyor.
Yunus suresi 92, Yunus suresinde olduğunu (?) biliyoruz da bunu kaçıncı sefer bakalım Yunus Suresi 218 218'de evet 98.
kaçıncı ayet dedin 98 mi 92 bak ey Firavun senden sonra geleceklere ibret olman için bugün senin bedenini cansız olarak kurtaracağız işte insanlardan bir çoğu hakikaten ayetlerimizden gafildirler bu da ayrıdır o bir azap içerisindedir diyor Firavun bir azap içerisinde 90'dan başlayıp 90'dan devam edecek. Biz İsrailoğullarını denizden geçirdik ama Firavun ve askerleri zulmetmekle saldırmak üzere onları takip etti. Nihayet denizde boğulma haline gelince Firavun gerçekten İsrailoğullarının inandığı tanrıdan başka tanrı olmadığına ben de iman ettim. ben de Müslümanlardanım dedi. Şimdi mi iman ettin? Sen inkarcılardansın.
Halbuki daha önce de isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Andolsun biz İsrailoğullarını güzel bir yurda yerleştirdik diyor. İbret olman için bugün senin bedenini cansız olarak kurtaracağız. İşte insanlardan bir çoğu hakkında. Bu da değil. Bu da bir azap içerisindedir diyor. O azap, o azabın şiddetlisi ahiret alemindedir diyor.
şöyle bir bakalım şu anda onu aramakla vakit geçirmeyelim hangi surenin ayetinde onu oraya şey yapalım kabir azabı vardır kabir azabı da çok böyle günahkarlar için Allahu Teâlâ o kıyamete kadar böyle bir azap içerisinde. İnsan hani kötü bir rüya görürdü uyandığı zaman oh be rüyaymış der ya. Onun gibi.
O şimdi bir azap içerisindedir. Ahirette azabın şiddetlisidir diyor. Onu o şekilde bir bakın bulursunuz onu.
Gel bakayım.
İşte bak.
İşte bak o. Kaçıncı sure?
Bak Mümin 45-46. İşte. Mümin 45-46. Bakalım burada. Bakalım burada.
Müminin ne mümin mi? Müminin. Gafir yani. 446. Bak şimdi. 466. Kaçıncı ayet? 466. Evet.
Onlar Nihayet Allah onların kurdukları tuzaklarının kötülüklerinden bu zatı korudu. Firavun'un kavmini ise kötü azap kuşatıverdi diyor. Bu kuşatma hem manevi yani kabir azabı hem de denizde boğulmaları. Onlar sabah akşam ateşe sokulurlar diyor. Bak bu kabir azabı. Kıyametin kopacağı günde. Bak daha kıyamet kopmadı. Sabah akşam ateşe sokulurlar. Azap bu. Bu kabir azabı. Firavun'un ailesinin azabın en kesinliğine sokun denilecek diyor. (?) Bu kabir azabı öbür tarafta hakiki kendisinin azaba girişi. Evet.
Bayramı yeri der ki Selamün aleyküm efendim. (?) Mübareklerden öperim. Benim sorum sayfa 429 19. ayeti açabilir misiniz diyor. 419 429 429 burada. Kaçıncı ayet? 19 19. ayet. Yanlış açılan bir ayet.
Yanlışı, öyle yanlışını bakalım. Yanlış nerede burada? Bunun üzerine ey Rabbimiz aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır. Bu Mekke ile şehir arasında yahut Medine ile Suriye arası yakınmış. Bunlar arasında aralarında ihtilaf ediyorlar. Ondan sonra Allah'a böyle dua ediyorlar. Allah da aralarını açtı. Oralara uzattı aralarını. Aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır dediler. Ve kendilerine yazık ettiler. Biz de onları ibret kıssaları haline getirdik ve onları büsbütün parçaladık. Şüphesiz bunda çok sabreden ve çok şükreden herkes için ibretler vardır diyor.
Şimdi, burada yanın soran bak nedir? (?) Doğrusunu okuyoruz. Bunun üzerine ey Rabbimiz aralarında yolculuk yaptığımız şehirlerin arasını uzaklaştır dediler ve kendilerine yazık ettiler. Bu durumda onlar ibret kıssaları haline geldiler. Ve onlar büsbütün parçalandılar. Allah parçalamadı. Kendilerinin yapmış olduğu fiili icraatlarla kendileri istedi, kendileri parçalandı. Evet. Yoksa dedim ya siyonizme göre yazılmış hep Allah'ı suçlamışlar.
Şimdi söyleyebilirim. Allah'ım sen bana aklı kısıtlı verdin mi? Verdi. Sen beni hatalı yarattın mı? Yarattın. Ben bu akışık aklımla, bu hatalı şeyimle, efendim (?) halimle, ben senden böyle istediysem, sen niye beni efendim buzla parçaladın? (?) Demez mi? Ve affetseydin. Ama sen kendi kendini parçaladıysan ve Allah da senin kaderini o şekilde yazmışsa, ben de senin yapacaklarına karışmayacağım demişse, yaptığım fiili icraatlarla seni hesaba çekeceğim dediyse, Allah'ın burada suçu ne?
Kimse Allah'ı suçlayamaz. Böyle de ayet açılmaz. İşte her zaman söylüyoruz. Siyonizmin kökenine göre yazılmış bir kitap. Evet. Bizim Allah'ımız böyle bir Allah değil. Bizim Allah'ımız tam adalet sahibi. Merhamet sahibi. Kulları arasında asla ayrım yapmayan bir Allah. Herkesin kendi muradını kendisine eksiksiz veren Allah. Evet.
Başka var mı bakayım? Var efendim. Bir bakayım. Sayfayı nereden şuradan yenileyin bakayım.
Selamün aleyküm efendim Taha Suresi 100. Ayeti açar mısınız? Efendim Allah'a emanet olun Kaçıncı sayfa?
Taha Suresi 312'de başlıyor Bakalım Evet 312, 38, 38 Taha Suresi Evet Kaçıncı ayet diyor 100. Ayet kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki kıyamet gününde o ağır bir günah yükünü yüklenecektir diyor bak ne diyor Resulüm işte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz şüphesiz ki tarafımızdan sana bir rızık verdik diyor bir zikir verdik diyor yani Kur'an'ı verdik kim ondan yüz çevirirse yani Kur'an'dan çevirirse şüphesiz kıyamet günde o ağır bir günah yükünü yüklenecektir. (?) Niye? Ağır bir günah yükü Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde şöyle söyler. Kafirler için yapmış oldukları tüm hoş işler boşa gitmiştir diyor.
Öyleyse onların yaptığı tüm hoş iş boşa gittiyse ne kaldı geriye? Günah yükü kaldı. Ağır bir yük.
Ağır bir yük oluşunun sebebi cennet yedi katsa, cehennemde yedi tabaka. Tabaka tabaka suçuna göre cezası var.
Ateşte yanma var.
Kamçı altında, çelik kamçılarla kamçılanma var.
Zemheri soğuk yerler var. Çırılçıplak. İnsanın donma gibi bir halleri. Yani çeşitli azap yerleri var.
Bu günah yükü değil mi? Ve orada bunlar ebedi olduklarına göre cezalarını ne kadarsa orada söylediği kadarıyla Allahu Teâlâ şöyle söylüyor. Nice bin yıl orada azap çektikten sonra ateş kütükleri olarak kalacak. Nice bin yıl. Buranın bin yılı oranın bir günü ise nice bin yıl ne demek yalan? Düşünebiliyor musun?
Evet. Allah muhafaza. Evet.
Kim ondan yüz çevirirse Kur'an'dan kıyamet gününde o ağır bir günah yükünü yüklenecektir. Kur'an'dan yüz çevirmek demek İslam'dan işaret çıkmak demek. (?) Kelime-i şehadet getiren her bir kimse Müslümandır. İsterse boyundan büyük günaha girsin. İslam olarak ahirete giderse Âl-i İmran Suresinin 131. ayet-i kerimesinin karşılığına gelir. Bak ne diyor Âl-i İmran Suresi. Efendim ne diyor 131'de?
Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının diyor. kim için hazırlanmış ateş, kafirler için. Eğer dinini değiştirir kafir olursan işte bu ateşe hasar kalırsın diyor kafirler (?) için hazırlanmış olan ateşten sakının Bakara Suresinin 27. ayet-i kerimesi de öyle söylüyor 24. ayet-i kerimesi de öyle söylüyor bak ne diyor 24. ayet-i kerime Efendim Şurada Bunlar Baştan okuyun bir sayfa geriden okuyun da Bir ayet oradan daha güzel anlaşılır Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur'an'dan şüphe ediyorsanız hadi siz de onun benzerinden bir sure getirin ve Allah'tan başka şahitlerinizle yardıma çağırın diyor. Yani bunun benzeri bir sure kimse getiremez.
Çünkü Allah'ın kelamı harfler denedir. (?) Bu harflerle hangi manalarla hangi ayeti, hangi şekilde, hangi manada bize söylüyor. Ve o mana hangi manalara geliyor ayetleri, harfleri içerisinde. Şayet sözünüze sadık kimselerseniz bunu yapamazsınız. Elbette yapamayacaksınız. Artık o ateşten sakının ki tutuşturucusu insanlar ve taşlardır. (?) O kafirler için hazırlanmıştır. Buyur.
Evet, taha misafir, bir de üye misafir var şimdi.
Selamün aleyküm hocam, bütün Müslümanlar cennete girene kadar Peygamber Efendimiz cennete girmeyecekmiş. Tüm ümmetinin cehennemden çıkmasını isteyerek Allah'a duada bulunacakmış diye hadis rivayet okuyorlar. Bu doğru mudur? Öyle söylerler. Fakat bu hadis ayetlere göre hadislikten uzaktır. Niye uzaktır? Çünkü şefaat edecek. Şefaat edecek ama Allah'ın rahmetini kaldırdığı insanlardan hiçbir kimse kimseye şefaat edemeyecek. neymiş ayet şefaat makamı var insanlarda peygamberlerde cehenneme girecek insanın üzerinden rahmetini kaldırdığı an peygamber de olsa ona şefaatte bulunmayacak işte bu da Allah'ın adaleti hükmediyor cehenneme gidecekse her ne kadar peygamberin ümmeti ise de Allah cehennemdeki azabını onun için hatır şey affetmiyor rahmeti kaldırmış rahmetinin kaldırılması Allah'ın adalet sıfatının tasdiki cehenneme gidecek o cehenneme gidecek olanı peygamber efendimiz şefaatte bulunamıyor kimse de şefaatte bulunamıyor o gidecek orada cezasını çekecek niye cezasını çekecek çünkü onun nefsi kemal bulmamış o nefis cehennemde kemal bulacak cehennemde kemal bulduktan sonra kafirler diyecek ki müslümana sen niye geldin buraya sen müslümandın o da diyecek ki ben senden daha kötü işler yaptım ben müslümanım ama bu ceza bana az bile dediği zaman Allahu Teâlâ bu konuşmaları duyuyor.
Benim ümmetim, şey kulum sen diyor imanın kemal buldu çık oradan diyor. Alıyor onu oradan.
Şimdi bu hadise göre bu uydurma doğru mu yalan mı?
Uydur, uydur söyle. Uydur, uydur söyle. Cehenneme gidecek olanları Allahu Teâlâ adalet sıfatıyla sıfatlandıracak. Evet.
Bilgi misafir der ki Selamün aleyküm hocam. Yedi bin alemi açar mısınız? Yedi bin alem değil. On yedi bin alem. Bir rivayette de on sekiz bin alem. Bu alemler nedir biliyor musun? Kedi bir alem, köpek bir alem, kurt bir alem, karınca bir alem, yarattığı bu hayvanat bir alem. Niye bunlar bir alem? Dünyayı yaratmış, dünyanın temizliğini de Allah yapıyor. Yine, hayvanları üretmek suretiyle hayvanlar,
mesela, aslan bir hayvanı öldürüyor, yiyor etini, kemiği kalıyor. Kemiğinin bir çoğunu sırtlanlar yiyor. Diğer taraftan kartallar geliyor, kemikleri havaya kaldırıyor, parçalıyor, yutuyor kemikleri. Geyiğin kemikleri, boynuzları karda ölüyor, kalıyor karda. Onu bir kış, karıncası, kurdu, kuşları kemiği yalayarak kışı geçiriyorlar. Her şeyi bir nizam, intizam içerisinde yaratmış. Ve dünyayı bu şekilde de birbirlerinin pisliğiyle temizlettiriyor Allahu Teâlâ. Onun için 17 bin alem, bu 17 bin alemde öyle söylerler, birisi de 18 bin alemdir. Efendim, dünyanın temizliği içindir. ve insana hizmet içindir.
İnsana da hizmet. Kimisi solucanları toprağa kaldırır, kabartır. Efendim öbürü mesela hayvanlar pisliğini bırakır, gübre olur. İnsana da hizmet.
Sen hiç bir sorun vardı söyle şimdi. Gel bakalım. Hocam anneannene süt düştükten sonra kırkıncı gün anneannene (?) süt düştü. Süt mü? Süt düştü. (?) Kırkıncı gün berbat halinde bir göreveceği var. (?) Evet. Biz hangi anneden babadan geleceğiz nasıl olacak? O senin annenin babanın senin isteğinden değil. Annenin babanın da isteği değil. Otur. Evet. Herkes birbirinin isteğiyle olsaydı bu halen de bir düzen bulamazdı. herkes birbirini yerdi hangi kafa yapısına hangi anne babaya hangi kafa yapısı içerisinde bu çocuk kız mı erkek mi hangisinde daha güzel imtihan olur bu göndereceğinde hangi anne babayla daha güzel imtihan olur bunu Allah biliyor yoksa anne baba o orada seçmiş de gelmiş öyle bir şey yok senin kafa yapına, anlamına senin imtihanına onun imtihanına en güzel şekilde hem yaşayacaksınız hem yaptıklarınızla imtihan olacaksınız eğer biz kendimiz orada la ilahe illallah Ahmet'i Mehmet'i bana ver deseydik yahut da şu hatunu şu hatunu şu adını (?) bize ver deseydik onun alemi başka, senin alemin başka birbirlerine geldi dünyada huzur bulamazsın.
Ya Allah'ın bu büyüklüğü.
Evet.
Bakalım.
Misafir der ki Selamün aleyküm. Bakara Suresi 28. ayet-i kerime'yi açar mısın? Efendimiz. Mübarek ellerinizden hürmetle öperim. Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz ki siz ölüydünüz, sizi o diriltti. Sonra yine öldürecek. Sizleri tekrar diriltecek. Sonra ona döndürüleceksiniz diyor. Doğru söylüyor. Ayette doğru. Şimdi 28. ayet. Bak ne diyor şimdi.
Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz ki siz ölüyordunuz. Sizi o diriltti. Sonra yine öldürecek. Sizleri tekrar diriltecek. Sonra döndürüleceksiniz. Bu hem zahir hem de batın manayı işaret eder. Zahir alem biz berzah aleminde kaldırıldık. Bedenen daha dünyada yokuz. Zahir alemde değiliz. Allahu Teâlâ bizi zahir aleme göndermek için Hazreti Adem'i bedenini çamurdan yaratıp ruhundan üfleyince Havva Anamızı da eş olarak yaratınca ilk insan fabrikasını kurdu. Bu insan fabrikası. Ondan sonra oradan gelecekleri zamana göre dünyaya gönderiyor. Bu, zahiri dirilme. Oradan zahiri dirilme.
Sonra tekrar dünyada birinci kez öleceğiz. Tekrar bizi ahiret halinde ikinci kez diriltecek. Hesaptan sonra ikinci kez öldürecek. İşte bu.
Siz ölüyordunuz. Sizi diriltti. Yani buradaki ölü batıni manaya geçiyoruz şimdi. Kalbi nefile bağ bulmamış insan. (?) Hac Suresinin 46. ayetine bak bakalım ne diyor orada. Hac Suresi 46. ayet-i kerimesi. Kaçıncı sayfa bak bakayım.
Efendim Hac Suresi 331. sayfada 331 efendim 46. ayet ne diyor şimdi Hac Suresi sana karşı çıkanlar hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu ne diyormuş burada bak ne diyor iyi dikkat et okuyup geçme öyle hemen aklına aklınla düşün yine dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu işitecek kulak kalpte kalp ruhun menba tecelli kalptedir bunun birçok yanlış etkileri var burada şimdi anlatsak günler geçer.
Ama gerçek şu ki gözler kör olmaz. Tabi gözler. Lakin göğüs içindeki kalpler kör olur diyor.
İşte ölüydünüz orada size hayat verdik, dirilttik sizi. (?) İslam oldunuz. İslam'a geldiniz, dirildiniz.
Ölenler kim? Hala İslam'a gelmeyenler. Bu da batına açılışı. Bak burada ne diyor?
Sana şimdi şurada okuyalım ona. Şu Neml Suresini aç (?) bakalım. Şurada açalım Neml Suresini. Şuradan bakalım. Efendim. Dur.
Şuradan oraya gireyim mi? Neml Suresi. Sure. Biraz zaman geçir bakalım ne olacak. Bir ki
sen ölüleri işittiremezsin, arkalarını dönüp giderlerken, Sağırlara da daveti duyuramazsın.
Kim bu ölü? Kalbi nefşi levha bulmamış, İslam'la müşerref olmamış ölüler. (?) İslam'ın dışında gezen, yaşayan ölüler aynı zamanda.
Şimdi, başka bir yerde de yine aynı şekilde söylüyor. Çok ayetler var bunun hakkında kalbin ölü oluşu yani İslamiyet'i bilmeme işi ve demin anlattığım gibi İslam'dan başka bir din olmayanın kendilerine uydurdukları dinlerle efendim kendilerini azaba sürükleyenler işte bunlar ölüler yaşayan ölüler çünkü İslam'dan başka bir din yok, İnneddîne indallâhil-İslâm.
misafir anladın mı anlamadıysan başka türlü de anlatırım hocam namazda rukuya gittiğimizde kafamız aşağıda kendi ayaklarımıza mı bakmalıyız yoksa kafamız biraz kaldırarak gözümüzün ucuyla secde ettiğimiz yere mi bakmalıyız secde ettiğin yere bakacaksın ama bu göz senin ayağını da görür ama umumiyetle secdeye bakacaksın eğer ayağına bakacak olursan yumuk olursun böyle yumuk. Ama ileri doğru bakarsan ileri doğru eğilirsen tam böyle 90 dereceye falan gelebilirsen kasların gerilir. Tam bir antrenman yapmış olursun. Zaten bir namaz antrenman. Senin şeye gidip de doktora gidip de sana verdiği o hareketler var ya ne diyorlar ona?
Sana hareket yaptırıyor. Egzersizleri. O egzersizler namazın tümünde var. Ve seni rahatlattırıyor. Sağ ayağının baş parmağının ucunu böyle yere bastırmakla senin bütün kaslarını gerdiriyor, yorgunluğunu alıyor.
Seni yaratan Allah senin dinlenmen için ne varsa hepsini koymuş sana. Ama sen Allah'ın yarattıklarına karşı gelirsen böyle doktordan çıkamazsın. Doktorun verdiği ilaçlarla da kendini perişan edersin. Evet. Bakayım başka var mı?
Var. Var çok var ya. Var var gelmiş de. Sorular gelmiş.
Hocam ayet-i kerimede Hazreti İsa'nın yaratılışı, Hazreti Adem'in yaratılışı gibidir buyuruyor. Diğer ayetlerde de Rabbimizin Hazreti Adem'e ruhundan üflediğini biliyoruz. Diğer tüm insanların da ana rahminde ruhun bedene girmesi aynı şekilde bizzat Rabbimizin ruh üflemesi şeklinde midir? Ruhlarımızın getirilip benden bedene sokulmasını (?) bizzat Rabbimiz mi yoksa görevli melek mi yapıyor görevli bir melek yok bu direkt Rabbimizin emriyle gelir yalnız diğer insanlar şunu şöyle koyayım da
Hz. Meryem'e bizzat Allahu Teâlâ gelmiştir. Ruh, küllü ruh Allahu Teâlâ'dır. Bütün peygamberlere Allahu Teâlâ melekleri göndermiştir. Onlara çocukları müjdelemek için veyahut da bir kavmi yok etmek için. Melekler gelmiştir. Ama Hazreti Meryem'e ruhumu gönderdim diyor.
Allahu Teâlâ ruhundan bir cüz'i Hz. Adem'e verdiğine göre ruh bu.
Ama bazı kendini bilmeyen insanlar bazı hurafelerin peşinde Cebrail'e ruh derlerse onlara göre tabi bütün ayetler zaten saçmaya döner. Küllü ruh Allahu Teâlâ'dır. Rabbim isterse cüz'isini istediği yere gönderir. Her yerde hazır ve nazır olduğuna göre bu kainatta, bu dünyada her yerde hazırsa demek ki her yerde her yere de bir cüz'isini gönderir. Zatıyla irtibatlı. Buna bizim aklımız ermez nasıl olur diye. Ancak şu kadarını söyleyebiliriz. Büyük bir hafıza olsa, büyük bir hafıza, bilgisayar hafızası, her yana bir tane bu hafızaya bağlı bilgisayar koysan oradaki tüm işlemleri bu bilgisayar görür.
Görür mü? Görür. Onun gibi. Her yerde hazır ve nazır. Bu durumda ruhunu ona göndermiştir. Bana bir insan eli dokunmadan nasıl olur diyor. Hazreti İsa'nın ruhu yahut bütün dünyaya gelecek insanların ruhları lahut aleminde yaratıldı. Hazır. bütün insanlar lahut aleminde yaratıldı hazır. Orada Allahu Teâlâ zatını bildirince üç bölüğe ayrıldı berzaha kaldırıldı. Sonra berzahtan A'raf Suresinin 172. ayet-i kerimesinde bütün insanlarla ahitleşildiği tekrardan berzaha kaldırıldı. Ondan sonra Allah bu alemleri bunlara göre programladı. Bu programın dışına kimse çıkamaz. Hazreti Meryem'e geldiği zaman Hz.
Meryem de bana bir insanın eli dokunmadan bu nasıl olur dediği zaman Allah'a bu zor gelmez dedi. Ve ruhu üfledi. Buna melek diyor. Melek. Melek kadına gelmez. Hiçbir bilgin yok. Ne diyecekti? Cebrail. Ya Cebrail gelmez.
Niye gelmez? Ya Cebrail'in oğlu olurdu bu sefer. onun teması olurdu Allah muhafaza onun için Allahu Teâlâ Hz. İsa'nın yaratılışı Hz. Adem'in yaratılışı gibidir dediği zaman onu benden başka ona kimse üflemedi ben getirdim ben alemlerin sahibiyim benim için edep adab yok çünkü insanların en edep yerlerine varıncaya kadar yaratan benim diyor ya onun için öyle üfledi de geçti manası değil bunun derinlikleri var. Onun için bir de zahirde bu şekilde söylüyor. Onun yaratılışı gibi. Yani ben üfledim diyor.
Ama insanlara geldi anlat buna.
Evet. üye misafir diyor ki hocam orta namazının anlamını bizlere anlattınız sizden öğrendik ayetlerin bazen derece derece farklı manaları olabiliyor bazen batıni manası bazen zahiri manası oluyor bu ayet-i kerimedeki orta namazını anlattığınız dışında zahiri bir manası da var mıdır acaba o zaten zahiri manasını atladın batını manasına geldin. Zahiri batının basamağıdır. Zahiri yapmazsan batınıya geçemezsin. Ne yaptın? Takvayla süslendin. Ve namazda bütün kainatı sildin. Allah'la karşı karşıya geldin. Bir Allah bir de sen. Ve Rabbinle namazı kılarken başlıyorsun konuşmaya. Hem dua okuyorsun, ayet okuyorsun, hem de konuşuyorsun.
Bu konuşma dil konuşması değil. İlham konuşması. Ruhun kendi lisanıyla Allahu Teâlâ'dan konuşması. Ama dilinde ayet okur. Bu durumda namazını bu şekilde kılarsan orta namazını kılmış olursun. İşte onun için orta namazına dikkat edin diyor. Bazı zavallılar da orta namazını ikindi namazı der. Bazısı öyle der. Bazısı yatsı der. Yani namazları dolandırırlar. Ne olduğunu bilmiyor ya. Millet de Ahmet'in Mehmet'in söylediğine inanıyor. Bazı kişiler de ben orta namazımı kıldım namaz kılmam der.
Halbuki Peygamber Efendimiz de orta namazı kılardı. Allahu Teâlâ'yla beraber ömrünün sonuna kadar da namaz kıldı. Onun için esnaf dedi ki, Ya Resulallah senin yanına (?) alak, kılmış olduğun iki rekat namaza, bütün hayatımdaki namazımı veririm, derdi. (?)
Evet.
Anladım efendim, diyor. Allah'ını da hürmetle öperim, diyor. (?) Başka var mı? Bakayım. Bakalım. Geldi.
Hocam, orta namazının anlamını bizlere anlattınız. Okuduk onu. Elmetli Efe emrediyor. (?)
Efendim, benim ümmetimin velisi Benî İsrail kavminin peygamberi gibidir hadis-i şerifi. (?) Ümmetinin ve diğer peygamberlerin doğrudan, peygamber efendimizin Ruhundan yaratıldığı için mi böyledir? Mübarek ellerinizden öperim diyor.
Hazreti Musa Peygamber Efendimiz'e der ki senin ümmetinin velisi Benî İsrail kavminin peygamberi gibidir der. (?) Nasıl oluyor bu der.
Peygamber Efendimiz İmam-ı Gazali'yi Hazreti Musa'ya gönderir. Hazreti Ebu Ezel sen kimsin der. (?) Cenab-ı Gazali ben falan şehirde, falancıdan anam şudur, babam şudur. Ben şurada okudum, şurada yaptım. Konuşmaya başlayınca diyor ki ben sana sen kimsin dedim. Sen uzattın da uzattın diyor. Ne iş diyor yani kendini tanıtmadın diyor. Kendini tanıttıktan sonra sen diyor elindeki Allahu Teâlâ sana elindeki ağaçlar nedir dedi diyor. Sen de dedin ki direkt ağaçlar demedin dedi. (?) Niye ağaçlar demedin dedi. Ben dedi bir onun huzurunda fazla kalmak için dedi uzattım dedi. Bundan kendimi korurum hayvanlara yön veririm.
Şöyle yaparım böyle yaparım. E sen de bir peygambersin ben senin huzurunda fazla kalmak için böyle söyledim diyor. O zaman diyor ki Sadakte ya Resulallah. Şimdi (?) bütün peygamberler Allah'ın gözü (?) güzide insanları. Biz onların bildiği kaderini bilemeyiz. Fakat bu zamanın velisi dört kitabın içerisinde olanlarla hükümlenir. Onlar bir kitabın içerisinde yahut iki kitabın yahut üç kitabın içindekilerle hükümlendirdiler.
Peygamber Efendimiz'in ümmetinin velisi Dört Kitab'ın hükmüyle yani Allah'ın tüm kanununu kemale ermiş kanununu kıyamete kadar devam edecek kanununu hükmüyle hükümlendirir kendisi de öyle hükümlenir. Onun için onların durumu gibidir.
Onların durumu gibidir.
Başka var mı bakayım? Yok. Biz de dersimizi burada sonlandıralım. Misafirimiz de var zaten. Onunla da biraz konuşuruz. Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun. Yatsı doldu herhalde. Yatsı namazını da kılalım. Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun. Lillahi Teala'l-Fatiha.
Amin.
Ben de sana bakıyorum neredesin diye.