01.11.2025 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 1 Kasım 2025 · 2025

Videonun metni

Ne diyor bu? Güvenlik paketinin birbirini sağlamak için şimdi biz bak bunu getiriyor. Bunu kapatayım mı? Kabul ettiğini söyleyeceğim. Bunu da kapatayım. Buradan mı?

Lütfü ona Bunu da kapatayım. Burada mı kapatıyorsun? Onu da kapatın. Ben başla dedim ne oldu? Şimdi bir daha deneyelim. Tamam.

Evet.

Efendim Acaba Uyar misafir Nereden başlıyoruz buna Burası mı Orta namazın anlamını bizlere anlattınız Bu mu misafir İsra suresinde daha önce girdikleri (?) gibi mescide girsinler buyuruyor Allah için hocam bu mescide aşağıya daha önce giren kavim müslüman olan bir kavim miydi ilk girenler kim hocam anlayamadım Allah razı olsun 7. ayet efendim İsra suresi 14 (?) 382 mi? Tükran 1 369 381, 382 (?) 282 Evet.

7. ayet-i kerime.

Burada Yahudilere bir şey var. Bunu geriden okuyacak olursak şöyle. Biz kitapta İsrailoğullarına sizler yeryüzünde azgınlık derecesinde bir kibre kapılarak iki defa fesat çıkaracaksınız diyor. Birinci fesadında başlarına diyor güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. fesat çıkacaksınız. Bunlardan ilkinin zamanı gelince üzerinize güçlü kuvvetli kullarımız geldi. Bunlar evlerin arasında dolaşarak sizi aradılar. Azgınlığınız karşılığında bu yerine getirilecek bir vaat ediliyor.

Şimdi gene aynı azgınlıkları yapıyorlar. Herhalde başlarına aynı şey gelecek herhalde. Döneriz ama ona zaman gösterecek. Bunlar yeryüzünün fitnesi. (?) Aynı zamanda lanetli bir kavim. Kendi akıllarına göre bir Müslüman, bin tane Müslüman, bir Yahudi gibiymiş. Yani bir Yahudi bir Müslüman'a bedelmiş. Bir Yahudi ölürse bin tane Müslüman'ı öldüreceklermiş. Halbuki bin tane Müslüman değil bir Yahudi, bir Müslümanın sakalının kılı olamaz.

Niye? Sakalının kılı olamaz. Çünkü Müslümanın cehenneme girmesi olsa bile ateş ona haramdır. Ama o ebedi cehennemliktir. Öyleyse ebedi cehennemlik ve ateşe mazhar kalan bir Yahudinin bir Müslümanla kıyası mümkün değil. Sakalının kılı bile orada bir Müslümanın ateşte yanması mümkün değildir. İşte onun için söyledim.

Bir Yahudi bir Müslümanın sakalının kılı bile olamaz. Çünkü yeryüzünün hem lanetli hem de fitnesidir. Bakın yeryüzünde rahat duruyor mu?

Ne edep tanır, ne adat tanır, ne insanlık tanır, ne bir itaat tanır, ne söz dinler, ne de yapılan anlaşmaya riayet gösterir.

Bu durumda buna insan diyebilir misin? Evet.

Şimdi altıncı ayette de sonra onlara karşı size tekrar galibiyetle zafer verdik. İşte devlet kuruldu. Servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık sayınızı daha da çoğalttık. Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş. Kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Herkes kendi iradesinin icazesinde serbest. (?) insan Allahu Teâlâ'ya ahiret aleminde ne ahit verdiyse onu yerine (?) getirecek. Dünyada kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlamak için geldi. İyiliği ve kötülüğü insanın kendisine demiyor. Sen illa şöyle yapacaksın diye. Şöyle olacaksın diye. Ama arkasından şöyle söylüyor. Geleceğe söylüyor. Sizi iki defa diyor.

Yüzünüz kara olsun. Efendim güçlü kuvvetli kullarımız gelip sizin yapacak aynı şeyi yapacaklar diyor. Yüzünüzü kara edecekler diyor. Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı gelince yani ikincisi gelince yüzünüzü kara etsinler. Yani onları perişan edecekler. O gururları, kibirleri kırılacak. Yine Hitler'in yaptığı gibi efendim ya gaz çabalarında veyahut da denizin ortasında helak olacaklar. (?)

Daha önce girdikleri gibi yine Mescid-i Süleyman mabedine girecekler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip edecekler. Başınıza musallat olacaklar diyor. Şimdi bunlar kim? Bu ayet-i kerimeye göre Mescid-i Aksa'ya girenler Yahudileri ortadan kaldırıp da Mescid-i Aksa'yı harap edecek Müslümanlar değil. Herhalde. Yine Babil kralları girmiş efendim. He? Babil kralları.

O zaman o zaman Babil kralı girmiş zaten. Evet. Hani gelecekte biz bahsediyoruz şimdi. Ama eskiden Babil kralı. Onlar ateşe tapınıyorlardı herhalde. Bana öyle geliyor. Babil Kralı ateşe tapınıyor herhalde. Evet.

İşte Mescid-i Aksa'ya girecek olanlar da yine herhalde öte bir deli gibi geliyor (?) bana. Burada. Çünkü yedinci ayette Mescid-i Süleyman mabedine girecekler ve ellerine geçirdikleri her şeyi bütün harap edecekler. Buraya Müslüman girmez. Müslümanlar da Mescid'i harap etmez. Buna, buraya herhalde daha bunların zamanı var gibi geliyor. Bu harabın, harap etmenin zamanı var gibi geliyor. Daha İslamiyet ayakta. Yani Mescid-i Aksa korunur. Ki başta Türkiye bizim kırmızı çizgimizdir diyor mesela.

Zaten gittikçe insanlar İslamiyet'ten uzaklaşıyorlar. İslamiyet'ten uzaklaşan insanlar da her türlü kötülüğü yaparlar. Bu durumda da oraya girdikleri zaman da orayı da tarumar ederler. Ama bu da dünyanın sonuna yakın olacak inşallah. Daha var bunlara.

bak 8. ayet bize ne diyor belki Rabbiniz size merhamet eder burada belki değil burada belki olmaz Rabbiniz diyor burada belki kelamı yok var mı orada belki kelamı yok Allah belki iyi kullanmasın (?) işte işte onlara o şekilde size merhamet eder yani içinizdeki bazı kişilere merhamet eder fakat siz yine fesatçılığa dönerseniz biz de sizi yine cezalandırırız neyle bu sefer cehennemle çünkü iki defası bitti üçüncüsü cehennem biz cehennemi kafirler için bir hapishane yaptık evet misafir öyle oraya girenler müslümanlar değiller müslüman kılığında girecekler ama yahut da müslümanların azıttığı bir zamanda yağmaya mı girecekler artık eskiden sayıda harabeye çevirecekler. (?)

Enfal suresi 66. ayetin tefsirinde 100 Müslümanın 200 kafire gelip geleceğinden galip geleceğinden bahsediyor. Bu duruma göre şu an yaşanan hadiseler bu da bu kadar. Hadiseler de bu kadar. Ne demek bu? Şu an yaşanan hadiseler de bu kadar. Filistinli ve Müslüman neden sayıca az olan İsrail'e galip gelemiyor. Bu ayete göre bu konuyu aydınlatabilir misiniz hocam? Teşekkür ederim diyor. Şimdi Enfal suresi 66. ayet-i kerime. 184. sayfa. 66. Bak şimdi. Evet. 184. 163. 176.

Şimdi Allah yükünüzü hafifletti. Sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı 100 kişi bulunursa onlardan 200 kişiye galip gelir ve eğer sizden 1000 kişi olursa Allah'ın izniyle onlardan 2000 kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir diyor. Şimdi evladımızın sorduğu diyor ki niye diyor mesela Filistinli ve Müslüman neden sayıca az olan İsrail'e galip gelemiyor. Bu ayete göre bu konuyu aydınlatabilir misiniz? Bu sayıca galip gelme belki kafirin öyle insanları var ki tuttu mu üçünü birden, dördünü birden havaya kaldırır Müslümanlardan. Bu güç ve kuvveti kastetmiyor Allahu Teâlâ.

Aklı kastediyor. Aklı.

Bir Müslüman evvela 10 kişiydi. Sonra 3 kişiye düştü. Sonra 2 kişiye düştü. Burada 2 kişi diyor. Yani aklıyla karşı birliği helak eder. Bunun misalini verelim. Mute Harbi'nde Halid bin Velid 1000 kişilik ordusuyla 3000 kişiyi dağıttı gitti. Oradan çıktı. Şimdi burada da aklı devreye sokuyor Allahu Teâlâ. Gücü kuvveti değil. Bu durumda İslam'ın bu şekilde yenilgiye uğraması tembelliğinden. Biri çalışır, yükselir, biri de yatar, hazır yerse Allah'ın adaleti var.

çalışanın hakkını zayi etmez.

Bu durumda biz de gayrimüslimlerin oyuncağıydık. Bir manda devleti bir de cunta devletiydik. Bunu kimse inkar edemez.

Bu devlet gelince AK Partisi gelince mandadan da kurtulduk cuntadan da kurtulduk ve hürriyetimize kavuştuk eğer biz aynı durumda bu şekilde bu parti bu devlet başımızda olmasaydı da aynı hükümle gitseydik senin 80 milyon insanını İsrail Çin yavrusu gibi (?) dağıtırdı Çünkü elinde füzeleri de var, topu da var, tüfeği de var ve kubbesi de var. Ama şimdi Türkiye'nin füzesi de var, uçağı da var, çelik kubbesi de var.

Teknoloji var, savaşı var. Kim çalışır, üstün olursa o kazanır. Eskisi gibi kılıçla at üzerinde yaya ile karşı karşıya gelme devri geçti. Şimdi binlerce kilometre ileride vuruyorsun, dağıtıyorsun giriyorsun içeriye. Evet. Onun için Allah çalışanın hakkını zayi etmez. Bak, dünyada hiçbir alim yok. Hiçbir duası kabul olan yok. İki senedir Filistin'e dua ediyorlar. Değil mi? Peki Allah sağır mı? Haşa. Allah görmüyor mu? Haşa.

Her şeyden haberdar.

O kullarını bizim kadar acır mı? Ya bizden daha fazla acır. Ama bir şey gösteriyor gözlerimize. Allah neyi gösteriyor ey iman edenler düşmanlarınıza karşı besili atlar besleyin (?) silahlar yapın güçlenin söylüyor adam atomunu (?) dahi yapıyor sen de burada yatarsan senin kafana vurur tabi onun için öyle senin misafir misafirinin adı gibi yüz kişiyi iki kişiye kaybetti. (?) Şimdi yüz kişi değil on bin kişi olsa da bir tane Yahudi olsa on binde halde (?) kadar. O ayetin karşılığı değil.

Hak'ta eşit olan insanlar eşit yüz kişi olsa iki yüz kişiye galip gelir. Şimdi, silahı fazla olan, yahut da silahı üstün olan, diğerine galip gelir. Bugün, sen bu ayeti, dünyanın lideri olan, liderlik yapmaya kalkan Amerika ile kıyaslayamazsın. Çin ile şu anda kıyaslayamazsın. Çin, düne kadar çok geri kalmış bir devletti. başlarındakiler boyuna rüşvet yemişlerdi bu adamlar geldiler onları idam ettiler o insanları başlarındakileri idam ettiler ve kendileri Çin'i Çin yaptılar demek ki akla hitap ediyor akla aklınla vur onları evet misafir misafir böyle senin kızım çöllerdenim arkadan selamün aleyküm efendim (?) sabır ve nefis arasında bu aralar gidip geliyorum sabredeyim diyorum nefsim çok ağır geliyor nefis mücadele edeyim diyorum sabrım yetmiyor benim dünyamda sabır hepsi haksızlık karşısında susmaktan geçiyor ben sustukça nefsim bana sen hakkını bile savunmayan aciz bir kulsun diyor.

Hangisi daha kolaysa ondan başlayayım diyorum. İkisi de bedenime ağır bir yük geliyor. Kur'an'ımızda çokça geçen bu iki kelime bu kadar ağırsa bunu kolaylaştıran bir şeyler olmalı. Ya zikir, ya dua, ya da ibadet. Ben bunları sizden yıllarca dinledim. Ama insan yaşadıklarıyla sınanınca başka oluyor sanırım. Ellerinizden öpüyorum diyor.

Bir insan ne kadar zulme uğrarsa uğrasın, ne kadar bir felakete uğrarsa uğrasın, gönlünü Allah'a teslim ederse, Onun o görmüş olduğu işkenceler kendine bayram havası gibi gelir.

Seni ben çok güzel anlıyorum.

İnsan evlenirdi, boşanırdı.

Boşandığı zaman illa o boşayana sana haksızlık da yapmış olsa kendisine Allah'a hesabı o verecek.

Çünkü ayette de ne kadar kadınlar erkeğe emanetse o emanete hıyaneti Allah'a hesap vermekle hüküm hükümlü olarak kendisi hesaba çekilecek.

Bu durumda sana düşen vazife devamlı sabretmek. Sabır insanın derecesini yükseltir.

Sen hakkını kimden alacaksın?

Kanunla ne yaparsan yap. Birisi kuzeyde, birisi güneyde. Kime derdini anlatacaksın?

Sana ağır gelen şeytanın iğvasının nefisten bir olup sana düşmanlık yapması. Sen gönlünü Allah'a bağla. Gene eski haline devam et. Artık benim sana tavsiyem var. Kimseyle istişare yapma. Bir evlilik daha yapma. Benim sana tavsiyem. Onun için sabrına devam et. Her şeyi gönlünden sil, yok bil, yeniden başla.

Huzuru ancak o şekilde bulursun. Dünyada hiçbir kimse ebedi değil. Allahu Teâlâ da çekemeyecek yükü insanın sırtına vurmaz. Şeytanın iğvası insana bu şekilde çektiği olayları ağır gösterir ve aklına geldiğin gibi onların sana söylediği kelamlarla seni efendim bir huzursuzluğa sürükler. Kendini bilmeyen insanlar eğer güçlü kuvvetli de gider karşısındaki insanı öldürür. Evet. Onun için biz imanlı insanlar karşımızdaki insanlara kendisi ne kadar haksızlık yaptıysa onun cezasını öbür alemde o kendisi verecek. Sen bu dünyada senden ayrı olanla hesaplaşamazsın. Ama tavsiyemi tutarsan rahat edersin. Kimseyle bundan sonra evlilik yapmayacaksın.

Aklından sil. Aynen bir uzlete çekilmiş insan gibi dünyada bütün vazifelerini yapacaksın. Çoluğundan çocuğundan yaşayacaksın. Ama evlilik yapmayacaksın. Evlilik yaparsan devamlı tokat yersin.

Ben işin sonunda Allah biliyor benim kalbimi. Onun seni bırakıp tekrar gideceğini biliyordum. Çünkü bir insan burada fabrikasını bırakıp da oraya gelmez. Orada o menfaat uğruna geldi. Orada eğer işi doğru olsaydı seni de bırakacaktı. Orada istediği yeri de bulamadı. Gerisin geriye döndü. Bırak yakasını. Kal sağlıcakla Allah'a emanet ol. Başka soru var mı? Bakalım. Bakalım.

Bakara Suresi 38. Ayet-i Kerime Açar mısınız diyor Bakara Suresi 38. Ayet-i Kerime Açalım biz onları hepiniz cennetten inin dedik onlara hepiniz cennetten inin dedik biliniz ki benden size bir hidayet gelince kim benim hidayetime tabi olursa asla onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar şimdi burada senin bana sorduğun herhalde sual şu hepiniz dediği zaman kimi kastetti burada hepiniz diye bir ayet yok burada Hazreti Adem'in cennetten çıkışını söylüyor oradan in hanımıyla beraber yoksa cennete bir İdris peygamber girmiştir. Cennette bir o vardır.

Onun da hikayesini anlatayım da ondan sonra devam edelim. İdris peygambere ilk İdris peygamber meleklerin çok hoşuna gidiyor. Azrail aleyhisselam diyor ki Cebrail aleyhisselam diyor ki Allahu Teâlâ'ya Ya Rabbim Bu kulun ne kadar güzel bir kul. Bunu diyor efendim şeyleri ahvali bizim çok hoşumuza gidiyor diyor. Bu da diyor cenneti görmek istiyor diyor.

Allahu Teâlâ Cibril'e emir veriyor. (?) Git diyor onu al cenneti gezdir.

Hep cenneti geziyor İdris Aleyhisselam. Azrail aleyhisselam geliyor. emri hak vakti olacak bunun üzerine Cibril-i Emin diyor ki bak diyor bizde yalan (?) olmaz biz hanımına söyledik diyor sana gerisini geriye teslim edeceğim bırak diyor hanımına götüreyim diyor orada diyor ne yaparsan yap diyor olmaz diyor emir öyle diyor bizde de diyor böyle yalan olmaz. Öyle olur derken Azrail aleyhisselam İdris aleyhisselamın canını alırken İdris aleyhisselam da dizlerinin önüne çökerken Allahu Teâlâ Azrail'e emir veriyor. Canını geri ver diyor. Canı geri gidince yine ayakların üzerinde kalkıyor. Hadi diyor şimdi ben seni götüreceğim diyor.

Hanımına teslim edeceğim diyor. Sözümüz yerine gelsin. ben cennetten çıkmam ölümse ölümü tattım diyor cennetse cennete geldim diyor ben daha buradan gitmem diyor Cebrail Aleyhisselam ne yaptıysa mümkün değil aramıyor Allahu Teâlâ bırak diyor o cennette diyor hülleb (?) için yani terzilerin piriymiş İdris Aleyhisselam hala orada oradaki insanlara (?) elbise biçermiş yani buradan gidecekler şimdi burada da Allahu Teâlâ Hazreti Adem'i cennete sokuyor. Diyor ki şu ağaca yaklaşma. O ağaca yaklaşınca şeytan kandırıyor bunları. Edep yerleri açılınca şimdi hepiniz değil de oradan inin aşağıya. (?) Kime?

Hazreti Adem'le Havva Ananıza. Şimdi burada hepiniz inin oradan aşağıya dediği zaman ona yakın bir kelime var. Yani hepiniz dediniz mi? Orada sanki insanlar yaratılmış cennet ehli dünyaya gelecek de bir kere cehennem ehline cennet haram. Ona hepiniz diyemezsin. İnsanlar cennet ehli de olsa oraya girecek de olsa Hazreti Adem'in sulbünden geleceği için orada daha güzel bir kelam kullanılması lazım. Ama Türkçe kelam Arapçaya uymuyor. İşte orada hepiniz belki diyebilir. Yani onun sulbünden gelecek olanlar bütün dünyada imtihan olacak. Ondan sonra cennetlik cennete, cehennemlik cehenneme. Evet.

hepiniz cennetten in dedik diyor. Hepiniz dediği zaman ona daha usturuplu bir kelam kullanmak lazım oraya ama bizim Türkçe kelamımız kafi değil oraya. Biz de diyoruz ki hepiniz inin. Yani dünyaya gelmeden insan cennete giremez. Çünkü dünya imtihan yeri. Ve kafire de cehennem cennet haram olduğu için onun için Allahu Teâlâ onun sulbünden gelecek olan nesile hitap etmiş oluyor bu durumda da. Mesela A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde ne diyor?

Allah Adem'le diye ahitleşti. (?) Yani Adem'in zürriyetinden zürri edeceklerle ahitleşti. Bak ne güzel söylüyor. Adem'in zürriyetinden zürri edeceklerle ahitleşti. Ve eşhedehüm şahit nefsine karşı elestü birabbiküm Rabbenizm dedi diyor. (?) Şimdi burada bütün insanlar Hz. Adem'in sulbünden geleceği için burada hepiniz manası ama burada sanki cennetteymiş de oradan hepsi aşağı inmiş manasına geliyor. Halbuki bu yalnızca Hz. Adem'in sulbünden geleceğiyle beraber hepsi dünyada bir imtihan geçirecek. İşte bunu güzel bir kelamdan konuşmak lazım ama o kelamın karşılığı yok. Ancak bu kadar açılıyor işte.

Anlaşıldı şimdi herhalde. Evet.

Bakara suresi 41. ayet-i kerimeyi açar mısınız diye efendim mübarek ellerinizden hürmetle öperim ve beraberinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimiz Kur'an'a iman edin az paraya benim ayetlerimi satmayın ona inanmayanların ilki olmayın benden korkun bütün bu yaratılanlar Allahu Teâlâ'nın kelamı karşısında az bir para durumunda olduğundan Allahu Teâlâ'nın kelamı dünya nimetleri karşısında az bir menfaat durumundadır. Zaten karşılığını burada vermişim ama ben buradan okuyayım onu. Bakara Suresi 41. Ayet-i Kerime Efendim Ve beraberindeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimiz Kur'an'a iman ediniz. Az paraya benim ayetlerimi satmayın.

Buna inanmayanların ilki olmayın. Benden korkun. Ben karşılığını yazmışım burada. Azıcık bir açıklama yapmışım. Efendim, buradan Allahu Teâlâ Kur'an'da Tevrat, Zebur ve İncil Kur'an-ı Kerim'dedir.

Tevrat zamanında yahut da diğer kitapları indirdiği zaman Allahu Teâlâ, hahamlar Tevrat'taki bazı kelimeleri değiştirdiler. Şimdi, Hazreti Yahya zamanın kralı Hazreti Yahya'yı çağırıyor. Hazreti Yahya'nın kız kardeşi, kralın kız kardeşi kızını Yahya'ya vermek istiyor, krala vermek istiyor. Yani dayısı kızıyla ablasının kızıyla evlenecek. Ablasının kızı yeğeniyle evlenecek kral. Hazreti Yahya'yı çağırıyor. Hazreti Yahya buna olmaz diyor.

Ama diyor Hazreti Musa buna diyor cevaz verdi diyor. Ben diyor Musa'nın dininden değilim diyor. (?)

Musa'nın. Bu da peygamber ya. Buna hapse atıyor. Şimdi Hazreti Musa'nın dininde diyor efendim buna cevaz veriyor diyor. Ben onun dininden değilim dediği zaman öyle bir din yok. Hazreti Musa'da öyle bir din yok. Bunlar elleriyle kitapta değişik yapmışlar. Yani de ona verdirecek. Efendim para karşılığında. Bu durumda ablası, kralın ablası Zekeriya Aleyhisselam oğlunu kurtarmaya gelince Yahya'yı öldürttürüyor içeride. Hazreti Zekeriya'yı da oğlunu kurtarmaya giderken Yahudiler bunlar. Bu lanetliler. Takip ediyorlar onu. O da takip edildiğine anlayınca bir kütüğün içerisine giriyor. İki taraftan kütüğü kapatıp testereyle kesiyorlar.

Hazreti Zekeriya Aleyhisselam'ı.

Hazreti Yahya'nın hapisteyken bir kelamı daha var. Diyorlar ki senin konuştuğun gibi birisi geldi diyor. Hazreti İsa için. Diyorlar ki elhamdülillah adasım geldi diyor. (?) Ne güzel. Şimdi burada da 41. ayet değil mi? Ve beraberinizdeki tevratı tasdik edici olarak indirdiğimiz Kur'an'a iman ediniz. Çünkü beraberindeki tasdik edici olduğu Kur'an hakikisi Kur'an'da. Bütün ayetlerin, hakiki yani kitapların hakiki ayetleri Kur'an'da, Kur'an-ı Kerim'de. Onun için Kur'an-ı Kerim dört kitaptır. Tevrat, Zebur, İncil açlığıyla Kur'an'dır. (?) Onun için ellerindeki kitapların hükmü kalmamıştır. Eğer ellerindeki kitapların hükmü kalmış olsaydı bugün yeryüzünde Hurafe, hurafe dinler meydana çıkardı.

Benim bilim de böyle, onun kitabın böyle çünkü hep elleriyle yazmışlar. (?) İşte Allahu Teâlâ bunu bildiği için bir peygamber gönderdiği zaman hangi kavime gönderirse o kavime hitap ediyor. Ama Kur'an alemlere hitap ediyor. Alemlere hitap ettiği için gönderdiği kitapların aslını Kur'an-ı Kerim'de topluyor ve dört kitap Kur'an oluyor. Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an. Bu bakımdan bütün dünya alemindeki insanlar Kur'an'la hükümlenmek mecburiyetindedirler. Bunun da karşılığı inned dîne indallâhil İslâm. Din olarak İslam'dan başka din yoktur. Allah'tan başka da bir ilah yoktur.

Kesin emir bu. Öyleyse diğer dinler hurafedir. Her zaman söylüyorum.

O zaman onlar dinleri yoksa nedir? Dinsizdirler.

Dinsizdirler.

Çünkü hurafeye uymuşlar.

Şimdi geçen hafta da söyledim. Allahu Teâlâ bir peygamber gönderdiği zaman bir kavime o peygambere uyanlar İslam fıtratı üzerinedir. İslam fıtratı üzerine. Uymayanlar dinsizlerdir. Arkasını dönüp gidiyorlar ya, peygamberleri dışlıyorlar ya, inananlar Allah'a iman etmiş olanlar. Çünkü peygamber, hiçbir peygamber insanı kendine çağırmaz diyor. Ayet bu. Bu durumda Allahu Teâlâ göndermiş olduğu peygamberini insanlara zatını bildirmesi için gönderiyor. Bu durumda Peygamberine iman eden Allah'a iman etmiş oluyor. Peygamber'e arkasını dönüp giden de kafir olup gidiyor. Bu durumda alemlere rahmet gelen Hz.

Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i peygamber olarak kabul etmeyen dinsizdir. Diğer peygamberlere aynı misal verecek olursak aynı dinsizdir. Uyanlar Müslümandır. Yani dört kitabı da kabul edendir. Bir peygamberi kasıtlı inkar eden kafirdir.

Bu durumda niye en son bu kelamı söyledim? Bir peygamberi inkar eden kafirdir diye.

İncili Hz. İsa indirdi. Tevrat'ı Hz. Musa indirdi. Zebur'u Hz. Davut'a verildi. Biz onlara iman ettik. Onlara o zamana iman edenler İslam fıtratı üzerine. Bak İslam fıtratı üzerine. Bu zamanda da dört kitabı Allah üç kitabı toplayıp Kur'an'la gönderdiyse onların hükmü kalmadı. Asıl onlarla beraber hükümleneceksen aslı o kitapların aslı Kur'an'dadır. Allah'ın emri de sana gönderdiği alemlere rahmet olarak peygamberine iman etmezsen senin yeryüzündeki dinin geçerli değil ve Allahu Teâlâ kafirler dediği ayet-i kerimesinin karşılığındaki insanlar durumuna düşersin evet bu benim açıkça söylediğim gibi hiçbir kimse de söylemez.

Ama ben hakkı söylüyorum.

Evet.

Ben insanlardan çekinmem. Ben hakkı söylerim. Allah'tan çekinirim. Eğer yalan söylüyorsam söylediğimin tersini ispat etsinler ben de ellerini öpeyim onların diline döneyim. İspat etsinler ama. Bu Kur'an-ı Kerim alemlere rahmet gelmiş. Buna inanmayan kafirdir. Bu kadar basit. Allah'tan gelmediğini ispat etsinler.

Ben bir ayetle bir sureyle bir ayetle Kur'an'ın Allah tarafından indirildiğini ve hiçbir kimsenin Kur'an'a söyleyecek tek bir kelimesinin kalmayacağını ispat ederim. Tek bir ayet.

İns ve cin toplansa bu surenin bir karşılığını meydana getiremezler. Ayet-i kerimesi var. Ya buyur.

Demek ki Allah kelamı, alemlerin sahibi.

Evet. Başka var mı? Yok mu? evet misafir herhalde anladın sorunun karşılığını az bir paraya dünyanın malına göz dikip de Allah'ın kelamını dünya malına değişen insanlar şimdi niye az bir karşılık diyor bunu da karşılığını söyleyelim Niye az bir karşılık? Allahu Teâlâ dünyayı da bir zaman içerisinde yarattı. Bunun da bir değeri var. Dünyanın da bir değeri var. Allah'ın her yarattığının bir değeri var. Onun için. Ama Allah'ın kelamı karşısında az bir para.

Değersiz.

soru sorarsanız anlatacağım benim kızım der ki anladım efendim hem de çok iyi anladım Allah razı olsun ellerinizden öpüyorum diyor evet benim tavsiyelerimi tutun biz Allah'ın ayetleriyle önünüze ışık tutan insanlarız. Allahu Teâlâ Bakara suresinin 257. ayet-i kerimesinde Allah insanları karanlıklardan alır onu nuruna kavuşturur. Yolunu aydınlatır. Bak İki yüz elli yedinci ayet-i kerime. Efendim.

İki yüz elli üç.

Allah insanların dostudur. Onları karanlıklardan alır, aydınlığa çıkarır. İnkar edenlere gelince onların dostları da tağuttur. e buyur şimdi deminki söylediğimi de ispat ediyor mu Kur'an'dan başka bir dinin olmadığını İslam'dan başka bir dinin olmadığını buna inanmayanların kafir olduklarını ben söylemeyeyim ki Allah söylüyor bunu Allah inananların dostudur onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır inkar edenlere gelince onların dostları da tağuttur onları aydınlıktan alır karanlığa götürür işte bunlar cehennemliktirler onlar orada devamlı kalırlar şimdi gelelim 17. ayet-i kerimeye bak şimdi ben de dinliyim diye Kur'an'ın esasını siyonizme göre açanlar sanki İslam'dan başka din varmış gibi Kur'an'ın esasını esasından çıkartıp siyonizmin esasına göre yazanlar ve bunu Kur'an'ın esası diye kabul edenler bak ne diyor onların münafıkların durumu karanlık gecede yakan bir ateş misalidir bunlar ateş yakamazlar Rabbimizin mecazi manadaki kelamı bu ne diyor Allah nurunu indirdi nedir bu nur, bu ışık Kur'an-ı Kerim insanlar karanlıklar içerisindeydi onların önünü aydınlattı peygamberler de kitap gönderdi Bakara suresinin İbrahim suresinin birinci ayet-i kerimesi yani neyi de okuyalım kaçıncı sayfa o iki yüz on on birinci sayfa iki yüz elli beşinci sayfa bak şimdi 209 225 252 55 Bak ne diyor İbrahim Suresi Rablerimizin izniyle insanları karanlıklardan aydınla yani her şeye galip ve övgüye layık olan Allah'ın yoluna çıkartmak için sana indirdiğimiz bir kitaptır öylece karanlıkta yanan bir ışık bu kitap insanların önüne ışık tutuyor senin münafığın efendim karanlıkta ışık yakamaz aydınlık yapamaz sonra devam ediyor karanlıkta yakan bir ateş misalidir ateş etrafını aydınlattığı anda Allah hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içerisinde bırakır ya böyle Allah olur mu hani dön gel diyordu dön sonra onlar bir kitap mı yazdılar kendi önlerine aydınlatacak delilleri nerede doğrusunu okuyorum size.

Kur'an'ın esasını okuyorum şimdi size. Bu siyonizmin esası. Hep Allah'ı suçlarlar. Allah suçlu. Haşa. Allah muhafaza.

Onların münafıkların durumu karanlık gecede yanan bir ateş misali. Karanlık gecede. Biz insanlar karanlıklar içerisindeydik. Allah peygamberler kitaplar gönderdi. İşte o karanlıklar içerisinde Allah'ın indirdiği Kur'an-ı Kerim önümüze ışık. Ateş misalidir. Ateş etrafını aydınlattığında, ateşi ateşe arkalarını dönenler kendilerini karanlıklar içerisinde bırakırlar. İşte Kur'an'ın esası bu.

Kur'an'ın metnini basalım diyoruz da Kur'an'ın esasına aykırı diyoruz. Niye aykırı diyoruz? Çünkü siyonizmin esasını kabul etmiş. Siyonizme göre Kur'an'ın esası aykırıdır tabii. Hep Allah'ı suçlamışlar. Ya Allah rızası için şu Kur'an'ı bir okuyun. Hiçbir tane suç Allah'a bulamazsınız. Hep Allah'a yüklemişler. İşte siyonizmin ağlama duvarına geçip de ağlayıp Allah'ı suçladıkları gibi. (?) Evet.

Evet.

başka soru yok sizden var mı soru soracak kimsede soru yok evet nasıl olsa hepsi biliyor maşallah. Sen mi soracaksın Hamdullah? (?) Yok.

Öyleyse şöyle bir yeri açtım. A'raf suresinin 168. ayet-i kerimesi geldi. Yanlış açılan bir ayet var burada. Onları, Yahudileri grup grup bir yeryüzüne dağıttık diyor.

Allahu Teâlâ Yahudileri grup grup yeryüzüne dağıttı. İyi dinleyin şimdi ayeti. Onlardan iyi kimseler de vardır yine onlardan bundan aşağı olanlar da vardır. Kötülüklerden belli ki belki dönerler diye. Onları iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik diyor. Allah ne olacağını bilmiyor. Bak alemleri yaratan Allah bunların ne olacağını bilmiyor. Bakın onlar, onları Yahudiler grup grup yeryüzüne (?) dağıldılar. Allah dağıtmadı.

Hep Allah'ı suçluyorlar. Sen beni falan yere dağıtmasaydın, göndermeseydin ben sana şöyle yapardım diyemeyecek. Dağıldılar kendileri. Ama dağıttı verdiği zaman onu söyleyecek kelam buluyor. Allah dünyaya gönderdiği insanın hiçbir şeyine karışmaz. Bak iki senedir Filistinlileri öldürüyorlar. Karışıyor mu? Hadi size söyleyeyim. Karışıyor mu?

Kaçıncı ayetli ya? 168 efendim. 168 A'raf suresinde değil mi? (?) Evet.

Onları Yahudileri grup grup yeryüzüne dağıttık diyor.

Allah kimseyi yeryüzünde dağıtmadı. Herkes kendi iradesiyle istediği yere gidiyor. Yaptığıyla ne? Kendisi hesap verecek Allah'a. Ama iyi yönde ama kötü yönde. Onlardan, bundan aşağı olanlar da vardır. Kötülüklerden belki de dönerler diye. Bilmiyor Allah. Belki dönerler diye. Onları iyilik ve kötülüklerden imtihan ettik diyor. Hep Allah'ı suçluyorlar böyle. Ve Allah da bir şeyden haberi yok. İnsanlar onun için Allah'a yön vermeye kalkıyorlar. Yahudiler.

Tabii ki onları Yahudiler grup grup yeryüzüne dağıldılar. Onlardan iyi kimseler de vardır, var. İçlerinde namaz kılıp da kendisini belli edemeyen saklı olanlar var. Yine onlardan bundan aşağı olanlar da var. Suretli insan, sirette hayvan olanlar da var. (?) Kendilerinin nasıl bir insan olduklarını kendilerine şahit tutmak için onları iyilik ve kötülüklerle denendiler. iyilik ve kötülüklerle denendiler. İmtihan oldular yani. Burası da imtihan oldular denilecek. Evet. Burada da yanlışlıklar var. Bir şeylerde. Şimdi 169. ayet-i kerimesine orayı yazarken oradan doğruları yazılıyor ya. Onları doğrula.

Tamam mı? 169. ayet-i kerime de yanlış açılan bir ayet. Onların ardından da ayetleri tahrif karşılığında şu değersiz dünya malını nasıl olsa bağışlanacağız diyerek kitaba varis olan bir takım kötü kimseler geldi. Onlara ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Peki kitapta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söylemeyeceklerine dair onlardan söz almamış mıydı? Ve onlar kitaptaki kitaptakini okumamışlar mıydı? Ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınız ermiyor mu? Burada ince bir yere parmak basmış.

Okuyup geçiyorsunuz. O ince yeri anlayamıyorsunuz. Çünkü hep Allah'ı suçlamışlar da hep Allah haklı, haklı Allah yapar diye öyle imanınızdan geçiyorsunuz. Orası neresi?

Peki diye kitapta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söyleyemeyeceklerine dair onlardan söz almamış mıydı diyor.

Almamış. miydi? Kitap hakkında söz almış Allahu Teâlâ. Kitaptan başka bir şey söylemeyeceklerdi. Ve Allahu Teâlâ onlardan aldığı sözü sağlam bağlayamadı. Bunlar da kitabın dışına çıkmıyor. Yok, Allah kimseden söz almaz. Herkes Allah'tan ister. Allah onun iyiliğine yol gösterir. Fakat o arzu ve isteğini Allah'tan tam istediği zaman ona göre ona karakterler (?) yerleştirir. O da onun kaderi olur. Ve o kaderini yaşar. Hey gidi gaflet. Gafil insanlar.

Onların ardından da ayetleri tahrif karşılığında şu dediği değersiz dünyayı, dünya malını alıp nasıl da bağışlanacağınız diyerek kitaba varis olan bir takım kötü kimseler geldi. onlar ona benzer bir menfaat daha gelse onu da alırlar. Allah kitapta sizlere söylememiş miydi? Hak'tan gayrı konuşmamanızı konuşmamanızı içinizdeki Resul'ün hak olduğunu onlara okumamışlar mıydı? Aha bu oldu. Allah söyler. Sana ben hak'tan gayrı söyleme demedim mi? Ben sana haram yeme demedim mi? Ben sana haksız yere adam öldürme demedim mi? Allah söyler bunu. Çünkü Allah hakkı söylüyor. Doğruyu söylüyor.

Ama burada ne diyor? Bak şimdi.

Peki kitapta Allah hakkında gerçekten başka bir şey söyleyemeyeceklerine dair onlardan söz almamış mıydı? Sözü almış da kitapta. Allah söz almış. Halbuki Allah kimseden söz almadı. Allah hiçbir kimseden söz almadı. Ancak kişi ahitleşirken Allah'tan istediğini Allah-u Teala ona verdi. Kişi kendisinin tam bir insan olduğunu nasıl bir insan olduğunu ispatlaması için Allah ona doğru yolu da göstermesine rağmen ahitleşmede o ne münat işlediyse onu yaptı. (?) Öyleyse burada kişi Allah'a söz verdi de sen bana tam söz sözünü tutamadın. Ben de bunun dışına çıktım diye bir Allah'ın suçlama durumu var. Halbuki burada ne diyor?

Kitapta size söylememiş miydi diyor. Söylememiş kitapta. Yol gösteriyor Allahu Teâlâ. Söylememiş miydi? Haktan gayrı konuşmamanızı. Efendim içinizdeki Resul'ün hak olduğunu Allah size söylemedi mi kitapta diyor. Kur'an indi. Hz. Muhammed alemlere rahmet olarak geldi demedi mi? Kur'an bütün kitaplar içerisinde hak din olarak din inlettiğine indi Allah'ın İslam (?) demedi mi? Dedi. İnanan inanır. İnanmayan da yoluna gider. Kimse Allah'ı suçlayamaz. İşte siyonizmin esası.

Biz Kur'an'ı esasına çevirmeye çalışıyoruz. Kur'an'ın esasına dönecek Kur'an. Allah'ı kimse suçlayamaz.

Evet.

Bir soru var burada.

Senin kızım sormuş ya, dediğimi. Hocam şimdi ben bu sınavı Geçemedim. İki kere isyan eden sözlerim oldu. Sonra üzüldüm. Kur'an okumaya başladım ve her ayeti sonunda Allah'ım sen beni bağışla, salih kullarının arasına ilhak eyle diye okumaya başladım. Bakara suresinin yarısına geldiğinde kalbime gelen ses öyle deme de dedi. Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine'z-zâlimîn de dedi. doğru söyledin kızım Hazreti Yunus'un duasıdır bu balıkların karnında rahatsızlanınca Allah'ım ben nefsime zulmettim beni bağışla deyince Peygamber Efendimiz'in de bu dua hakkında hadis-i şerif var kişi günahkar olduğu zaman bunu söylerse Rabbimiz diyor onu Hazreti Yunus'un hatırına da affeder diyor evet güzel söylemişsin ben senin güzel bir evladım olduğunu biliyorum böyle daha güzel dedi şimdi başa döndüm tekrar okuyorum umarım hatamı telafi edebilirim gerçekten bu şekilde hatim etmem daha güzel olur mu çok da güzel olur Allah sana yardım etsin Allah senin kalbine huzur ihsan eylesin evet Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun Lillâhi teâlâ el-Fâtiha Hakkı nasıl söyleyeceğiz insanlara İlahi İlahi