15.11.2025 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 15 Kasım 2025 · 2025

Videonun metni

Tamamdır efendim.

Kapatıyor mu onu burada? Onu kapatırsana bakalım. Kapatmıyor.

Evvela şunlara bir cevap vereyim.

Nereden başlıyor bunlar? Sen biliyor musun? Bakayım hocam. He.

Griler cevaplanmış efendim.

Aşağılarda.

Buradan mı başlıyor? Buradan mı? Evet oradan hocam. Çağlasan'ın çavuzlarından. (?) Bir sürü. bu mu dost misafir Rabbimiz (?) aklımıza eksik zatını birinci yarattı bu akıl dünyalık ya (?) da ahiret aklı mı? Bu akıl senin iman derecenin aklı imanın ne kadarsa aklın da o kadar. Şöyle bir soru sorabilirsin.

İmansızların o zaman akılsız olması lazım.

Değil mi?

Şimdi imansız da olsa Allahu Teâlâ'ya o da küfrün içerisinde aklı derecesinde kendi karakteri içerisinde ne yapacağını Allahu Teâlâ bildiği için ona da ona göre akıl veriyor. Müslümanın da imanı derecesinde ona da o şekilde akıl veriyor. Eğer aklı eksik verse insan bunalıma girer. Aklı fazla verse gücü yetmez. Onun için Allah biz insanın gücünün yetmeyeceğini kendisine yüklemeyiz diyor.

Çağlasan (?) der ki selamün aleyküm efendim bazı ayetlerle ilgili sorularım olacaktır çay getir bana, limonunu da koy getir. Nahl suresi (?) 28. ayet-i kerime Efendim Efendim Nahl (?) Suresi Bir dakika 266-269 255-269 yirmi altıncı ayet-i kerime yirmi sekizinci ayet-i kerime burada yalnız o mana değil Çağlasan evladım bak ne diyor kendilerine haksızlık ederlerken meleklerin (?) canlarını aldıkları kimseler kendilerine haksızlık ederlerken yani kim bu insanlar meleklerin canlarını aldıkları kimseler meleklerin canlarını insan alamaz ki. Bir kere bu da bir yanlış var. Fakat senin anlattığın kısım daha ayrı.

Şimdi burada iki tane yanlış var. Yanlışın bir tanesi böyle kelimeyi duraklatırsan kendilerine haksızlık ederlerken meleklerin canlarını aldıkları kimseler. Bu meleklerin canlarını aldıkları kimseler. Yani insanlar meleklerin canlarını almışlar. Sen haksızlık etmene rağmen yahut melek haksızlık etmesine rağmen haksızlığı olmaz. Böylece canını almışsın. Şimdi burada kendilerine haksızlık ederlerken yani insanlar kendilerine haksızlık ediyorlar. Bu haksızlık, sen şimdi buradaki haksızlığı soruyorsun. Sana buradaki haksızlığı anlatayım.

Ayetteki bu cümleyi biraz çevirmeyiz diyor. (?) Kendilerine nasıl haksızlık ediyorlar ve yaptıkları hangi kötülüğü inkar ediyorlar. Yaptığı kötülüğü sen burada söyleyemezsin. Haram da yapar, adam da öldürür, zina da eder. Bunu yaptığı kötülük değil. Allah'ın adaletinin dışına çıktı mı? Çıktı. Bir insan kendisine haksızlık yapmış olur. Bu da neyle ispatlarsın? En ufak bir günah işlemen kendi nefsine haksızlıktır. Bak. En ufak bir kelamla günah işlesen bu insan nefsine haksızlıktır. En ufak bir sevap da işlesen bu da senin sevabındır. Onun için bu haksızlığı sen kısımları ayıramazsın. Bu haksızlığın küçüğü de var, büyüğü de var.

Mesela en büyük günah şunu söyleyemezsin. Halbuki Allah'ın en büyük günahları en küçüklerde saklıdır diyor. Hangisinde olduğunu bilemezsin. Bu durumda bunu aynen geçeceksin. Kendilerine haksızlık ederlerken dedikleri zaman insanların kendilerine haksızlık ederlerken açarsın parantezi, parantezi, yapmış oldukları günahlarla, günahlarla, meleklerin değil, melekler canlarını aldıkları kimseler. Bak, meleklerin demeyeceksin. Meleklerin canlarını aldıkları oldu mu? Olmaz bu. Melekler, canlarını aldıkları kimseler. Yani kendilerine haksızlık ederlerken, günah işlerlerken diyeceksin. Günah işlediklerinde. Meleklerin değil, melekler canlarını aldıkları kimseler.

Biz hiçbir kötülük yapmadık diyerek teslim olurlar kafirler. Onların kaçacak yerleri olmadığı için teslim olurlar. Allahu Teâlâ Vakıa suresinde şöyle söyler.

Onların canlarını melekler alırken yüzlerine ve gözlerine sırtlarına vurarak canlarını alırlar diyor. Yoksa teslim oldu deyip de hemen melek onu almaz. Melekler onlara şöyle der. Hayır. Allah sizin yaptıklarınız elbette çok iyi bilendir. Bunlar doğru. Baştakiler yanlış. Tekrar ediyorum. Yazarken onları kendilerine haksızlık edenler yani parantez içerisinde yazıyı güzel yaz. Yandan not tut. Kendilerine haksızlık edenler parantez içerisinde Allah'ın kanunlarının dışına çıkıp günah işleyenler. Meleklerin değil, melekler. Canlarını aldıkları kimseler. Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk diyerek teslim olurlar.

Evet. Melekler onlara şöyle söyler. Bak bu da parantez içerisinde zaten. Hayır Allah sizin yaptıklarınız elbette çok iyi bilendir. Bu parantez içerisinde olanlar ayetin karşılıkları değil de ayetin manalarının devamını ispat eden kelimeler. Çünkü kendilerine haksızlık ederlerken meleklerin canlarını aldıkları kimseler, meleklerin canını kim alacak? Bir de burada haksızlık var. İşte bunu düzeltirsek burada ne diyeceğiz? Kendilerine haksızlık edenler, yani parantez içerisinde Allah'ın kanunlarının dışına çıkıp günah işleyenler, Melekler, meleklerin de değil, melekler canlarını aldıkları zaman, aldıkları kimseler, ne güzel, biz hiçbir kötülük yapmıyorduk diyerek teslim olurlar.

Bana doğrusunu yazdığına dair bir sonunda şunu şunu şunu anlayamadım diyeceksin. Burayı anladıysan geçiyorum şimdi. Nahl Suresi 39. ayet, hakkında ihtilaf ettikleri şeyi onlara (?) açıklaması ve kafir olanların da kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için Allah onları diriltecek diyor. Burada kendi kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri, ayetteki bu cümle ne anlama geliyor? Onlar yalancı olduklarını bilmiyorlar mı? Şimdi onlar yalancı olduklarını çok güzel biliyorlar. Çünkü lahut aleminde yaratıldık. Bak iyi dinle. Lahut aleminde yaratıldık ve orada Allahu Teâlâ sizin Rabbiniz benim dediği zaman orada üç bölüğe ayrıldı.

Üç bölüğe. Ve Vakıa suresinde sağcılar solcular ve mukarrebin sınıfı diyor. Bu üç bölüğün içerisinde sağcılar Allah'ı bilenler. Solcular kendi hayallerindeki Rabb'i bilip de karşısındaki Rabb'ini inkar edenler. Ve onların kalpleri huzursuz ve dağınıkları ayet-i kerimesine göre de onlar yalancı olduklarını bilmiyorlar mıydı diyor. Biliyorlar. Şimdi kendilerine soru, kafir olanların diyor kendi kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri. Ayetteki bu cümle ne anlama geliyor diyor. İşte o lahut aleminde Allah'ı inkar eden ahit derken de aynı ahdini Allahu Teala'ya inkarcı olarak verenler. Ne diyoruz burada? Hakkında itiraf ettikleri şeyi neymiş o itiraf ettikleri şey (?) Allah'ı bilip bilmemede Allah'ı inkar edenler parantez içerisinde hakkında itiraf ettikleri şeyleri onlara açıklaması ve kafir olanlardan da kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için Allah onları diriltecek.

Bunlar Allahu Teâlâ'nın çoluklu çocuklu olduğunu ve karşısındaki Allah'ı inkar ettiklerini söylüyor burada.

şimdi burada diriltme diyor burada ayette bu cümle yani kendi kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri ayette bu cümle ne anlama gelir bu ayette bu cümle dünyada Allahu Teâlâ'yı inkar edenler Allahu Teâlâ'yı çoluklu çocuklu bilenler ahiret aleminde dirildiği zaman burayı da anlatabilmem için biraz genel lahut alemine gitmek lazım orada Allahu Teâlâ'yı görüp de inkar edenler dünyaya geldiği zaman da aynı şekilde Allahu Teâlâ'yı çoluklu çocuklu veyahut da putperestleri inkar edenler tekrar dirildiği zaman Allahu Teâlâ'yı gene tek olarak görecekler. Tek. Tek bir ilah olarak görecekler. Ve orada kendi kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri bilmeleri ama bilemeyecekler. Ne diyor?

Keşke beni burada bilselerdi. Eğer Allahu Teâlâ'yı bunlar ahiret alemine gidip de Allah'ım hakikaten biz yanıldık. Biz tövbe ettik. Bizi affet dediği zaman cehennem ortadan kalkardı. Allahu Teâlâ'nın affetmeyeceği bir günah yoktu. Onlar orada o duygular içerisinde yaşayacaklar.

Bunun bir misalini şu şekilde veriyoruz. Bir çekirdek elma çekirdeği, bir armut çekirdeği toprağa dikersen armut olur. Elma çekirdeğini diksen elma olur. Hangi çekirdeği nasıl dikersen kendi meyvesini verir. Bunlar da inkarlarının Allahu Teâlâ ile ahitleştikleri zaman inkarlarının karşılığını kendilerine verdiler. Bak şimdi Secde suresinin 12. ayet-i kerimesinde ne diyor? Secde suresinin 12. ayet-i kerimesi.

Efendim şuradan bakalım şimdi. Secde.

414. sayfada Secde'yi bulacağız şimdi. 12. ayet-i kerimesi. O gün günahkârların Rableri huzurunda başlarını öne (?) eğecekleri Rabbimiz gördük, duyduk. Şimdi bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Artık kesin olarak inandık diyecekleri zamanı bir görsen diyor. Allahu Teâlâ da biz dilese elbette herkes hidayetine verirdik diyor. (?) Yani artık benden çıktınız. İladiye 2 idi. Ben sizi kendimden ayırdım. (?) sizin kendi iradeniz içerisinde, sizin arzu ve isteklerinize göre biz sizin muradınızı (?) kendinize kader olarak yazdık diyor. Fakat cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan bir kısmıyla dolduracağım diye benden kesin bir söz çıkmıştır diyor.

İndimde bir kitap var ki, mahfuzda mahfuzdur, ondan sonra da ne bir ilave ne bir eksiklik yapılır. Öyleyse ahitleşmişsin de, dünyaya bir defa değil bin defada gelse gene o alemleri unutulacak, gene kişi kendi fıtratını yaşayacak. Onun için ahirete gidenler bir daha geri dönüşü yoktur. İşte onlar burada da ayet kendi kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri. Yani Allah'tan başka bir ilahın daha olmadığını bilmeleri. Ama bilemeyecekler. Burada yanlış açılan yerler var. Kafir olanların da kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri için Allah onları diriltecek. Şimdi bu ayet de yanlış. Kafir olanlar da Allah'tan başka bir ilahın daha olmadığını Allah'tan zaten söylüyor. Bilmeleri için Allah onları diriltecek.

Allah bütün insanları diriltecek. Nerede? Bunlar kıyamet kopup da mahşerde. Tekrar dirileceğiz. Sur'a üfürüldüğü zaman efendim, İsrafil'le yan (?) çizmek yok diyor. Bütün ölüler topraktan kalkacak. İnsanda bir hücre var ki ne çürür, ne ölür, ne yanar, ne kaybolur. Yer başka bir yer, gök de başka bir yer olduğu zaman, dünya da dümdüz ortaya getirildiği zaman Allahu Teâlâ bizim bedenlerimizi bir suyla sulayacak. Bu su altıncı katta, sırt denizi denen yer. (?) Bu sırt denizinin sebebi yalnızca bu hücreyi oradaki o suyun içerisindeki maddeler diriltecek ve eski halimizde bedenin kalkacak ayağı. (?) Ve aynı zamanda ruhlarla beraber buluşup siz bir sürücüyle huzuruma geldiğiniz zaman ayet-i kerimesini orayı anlatıyor burası.

efendim kendilerinin yalancı olduklarını bilmeleri için bütün insanlar dirilecek mahşerde Allahu Teâlâ mahkeme-i kübrada bunlar gene kendilerinin yalancı olduklarını bilmeyecekler niye bilmeyecekler? Cehenneme girdikleri zaman Malik'e diyor ki Malik Rabbine söyle de üstümüzden azabı biraz hafifleşsin yani Rabbimize söyle diyemiyor nefis mutmain olmamış hala orada da inkarcılar orada bunlar yandıkça isyanları artıyor. Azabı çektikçe Allah'a karşı isyanları artıyor. Sebebi hayallerindeki Rabb'i gelecek efendim bunları oradan kurtaracak Allah'tan intikam alacaklar bunlar. Ben böyle birisine de rastladım.

Mardin'de şeytana tapıyor. (?) Biz Allah'tan intikam alacağız diyor. Ben rastladım. Kendi şahsen konuştuk bile. Baktım ki adam değişik yani. Biraz daha üstüne gitsen senin üstüne çıkacak. Böyle artık sapıtmışlar bunlar.

Burayı da anladıysan, anlamadığın yerleri güzel söyle. Bak sana izah ediyorum buraları. Ona göre yaz.

Nahl suresi 44. Apaçık mucizeler ve kitaplarla gönderildiler. (?) İnsanlara kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik.

şimdi apaçık mucizeler ve kitaplarla gönderildiler kimler bunlar peygamberler peygamberler böyle gönderildiler kitaplarla buraya parantez içerisinde almış zaten bunu insanlara kendilerine indirileni açıklamak için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur'an'ı indirdik yani bütün kavimlere burada mesela Beni İsrail kavmine Hazreti Musa'yı indirmiş Firavun zamanında ondan sonra Hazreti Süleyman'ın zamanında Hazreti Davud'a (?) Zebur'u indirmiş. Hazreti İsa zamanında İncil'i indirmiş. Burada da ne diyor? Kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da Kur'an'ı indirdik diyor.

Ve o Kur'an Tevrat, Zebur ve İncil Kur'an-ı Kerim'de. Dört kitap Kur'an'dadır. Ve seni bütün kitaplarla beraber topladım diyor. Topladım. Ve kıyamete kadar artık bir daha ömrümü göndermeyeceğim. (?) Kur'an-ı Kerim'de sana gönderdim. Kıyamete kadar geçerli olan kanun Kur'an-ı Kerim'in fiili icraatlarıdır diyor. Evet.

Soru. İnsanlara kendilerine indirileni açıklaman için sana da bu kitabı Kur'an-ı Kerim'i indirdik. Ayette burada kastedilen, indirilen kelimesiyle acaba önceki kitapları mı kastediliyor? Bunu da açık olarak belirtebilir miyiz? (?) Yani o kitaplar olduğu gibi belirtemezsiniz. Olduğu gibi Kur'an'ın içerisindedir. Dört kitap Kur'an'dır. Ayrıca onları da belirtmene lüzum yok. Kur'an dört kitabın kendisidir. Evet.

Eğer burada kitapları açıklayacak olursan o der ki bana bunu gönderdi. Öbürü der ki bana da bunu gönderdi. Burada kargaşanız çıkar. Hepsi Kur'an-ı Kerim'in içerisindedir ve Allahu Teâlâ kulları arasında ayrım yapmaz. Gönderdiği hangi kitapsa bütün insanları ona davet eder. İşte en son Peygamber alemlere rahmet gönderdiyse, öyleyse kıyamete kadar da devam edecek olan Kur'an-ı Kerim'i gönderdi. Artık diğer kitapların hükmü kalmadı. Evet. diğer kitapların hükmü kalmadı dediğimiz zaman o kitapların ayetleri içerisinde Kur'an'ın ayetleri içerisinde yani bu Kur'an'ın içerisindeki o ayetlerin hükmü de kalmadığı manasında değil çünkü papazların ve hahamların onların kitaplarına sokma kelamlar koymuşlardır Allahu Teâlâ onun doğrularını, asıllarını Kur'an-ı Kerim'in içerisinde göndermiştir

Nahl suresi 48, Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? (?) Onun gölgeleri küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola dönerler diyor. Soru diyor, bu ayette kast edilen şey nedir? Neyin gölgelerinden bahsediliyor, her şey mi? Allahu Teâlâ'nın bu kainatı nasıl yarattığını, dünyayı nasıl yarattığını, güneşin, dünyanın ve ayın bir kamer sistemi gökyüzüne yerleştirdiğini Ve burada da güneşin 24 saatte dünyanın kendi ekseni etrafında 40 bin kilometre yol alıp saatte 1666 küsur kilometreyle kendi ekseni etrafında dönerken güneşin bir cisme vurduğu zaman gölgenin uzadığını ve tam tepeye geldiği zaman gölgenin tam dip noktası olduğunu ve tekrar güneş, Güneş, efendim, dünya dönerken batıya doğru gittiği zaman gölgenin bu sefer tersine uzadığını ve bu şekilde de güneşin tam dip noktaya geldiği zaman öğleyin oluşu, günü bir çubuğun iki misli uzadığı zaman da güneş batıya giderken ikindinin olduğunu, gökyüzünde kızarıklık meydana geldiği zaman akşamın olduğunu, akşamdan sonra gökyüzünde bir aydınlık gördüğün zaman yatsının olduğunu hepsini Allahu Teâlâ yazmış, dökmüş. Bak ne güzel söylüyor.

Allah'ın yarattığı herhangi bir şeyi görmediler mi? Herhangi bir şey. Ne olursa olsun. Onun gölgeleri küçülerek ve Allah'a secde ederek sağa sola döner. Kanun ilmi karşısında herkes tabi ki secde edecek. Allah'ın ilmi karşısında. Bu ayette kastedilen şey neydi diyor. Neyin gölgelerinden bahsediliyor? Her şey mi? Her şey tabi. Her şeyin gölgesinden bahsediliyor. Yani Allahu Teâlâ dünyayı kendi ekseninin etrafında çevirip kırk bin kilometre yirmi dört saatte alması saatte bin altı yüz altmış altı kilometre dönmesini kastediyor burada. (?) Evet. Fakat asmiyalizm yok. Bunları bu şekilde yazacaksın. (?)

Her ayeti anlayamazsın. Anlayabilmen için bir ilme sahip olman lazım. Nahl suresi yetmiş bir. Verdikleri ahitlere göre kiminiz kiminize karşı daha bol (?) rızıklıdır. Bol rızık verilenlere, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar. Durum böyleyken Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar? Sizin soru, bu ayette bol rızık verilenlere, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar cümlesini tam olarak anlayamadım. Ne konuda eşit kılınma açabilir misiniz? Şimdi burada eşitlik Allahu Teâlâ ile ahitleşildiği zaman kimisi az bir rızık istiyor. Yani ben diyor geleyim gideyim böyle diyor.

Kimse diyor ki bana ver diyor şöyle idare edeyim. Şunları yapayım bunları yapayım. Çünkü alemler gösteriliyor. O gösterilere göre kişinin kendi fıtratında ne gibi bir haslet var bunu Allahu Teala biliyor. Çünkü kalbimizin yani ruhumuzun en derin noktalarını bilen Allahu Teâlâ insanın arzu ve isteğini, duygularını orada biliyor. O duygulara göre rızkı bol isteyenlere bol, o kadar ne kadar istiyorsa. Öyle de geleyim gideyim diyene yahut da ben falan çalışayım deyip de o şekilde isteyene herkesin kendi karakterlerinde kendi yapacağı işe göre karakterlerini veriyor. Ona göre de kaderlerini yazıyor.

Bu durumda bu şekilde elinin altında insanlara kendi malını ona verip de efendim kendisini onunla beraber tutup kendisini onun idare etmesini istemez. Burada ayet bunu söylüyor. O çünkü karakter kendisini insanları idare edecek durumdaki bir karakter. Bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar. Tabii. Çünkü onlar o şekilde istemez. Kendi emrin altında o onlara verecek. Allahu Teâlâ rızkı verdiği zaman bir başkasının elinden onlara rızkını verdirir.

Eğer bunları anlayarak yazacak olursan, iş bitti. Bu ayette bol rızık verilenlere, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerine onlara eşit kılmazlar. E sen şimdi diyelim ki bir fabrikayı çalıştırıyorsun. Fabrikayı elinin altındakilere verip de onlarla beraber olmak ister misin? Yahut onlar o fabrikayı idare edebilirler mi? Herkesin bir karakteri ve yapacağı bir işi var.

Herkes kendi fıtratına göre iş tutar.

Nahl Suresi 92 Bir toplum, diğer toplumdan sayıca ve malca daha (?) çok olduğu için yeminlerinizi aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet günde mutlaka size açıklayacaktır. Sonra diyor bu ayette ipliğini sağlamca büktükten sonra çözüp bozan kadın ne anlama geliyor? Büyüden mi bahsediyor?

Senin anladığın gibi değil. Yani siz yeminlerinize sadakat gösterin. Ve yeminlerinizi sağlam bağlayın. Mesela bir düğümü sıkça atarsan çözemezsin bunu. İşte yeminlerinize bu şekilde sadakat gösterin diyor. Sadakat. Yoksa mesela kadın gibi olmayın dediği zaman, Allah erkeğe tam kadını yarım yaratmıştır. Kadınlar sözlerinden dönebilirler. Onlar ne söylediklerini bazen bilmezler. Bazen bazı şeylere kapılırlar. Bazı hareketlerde de bulunurlar. Ama erkekler öyle değil. Erkekler iradeli olması lazım. Ve siz bir işle bağladığınız zaman, bir yemin ettiğiniz zaman, onu kuvvetli yapın. Kuvvetli bağlayın. Mesela düşmanlarımız şimdi bizim hadde. (?) Yeneceğimiz zaman hemen bizi masaya davet ederler.

Masada da yenilirler. Mübarekler. İşte onun için Allahu Teâlâ diyor ki masada da yenilme. İpini sağlam tut diyor. Sağlam bağla. Öyle değil mi? Sağlam olacak.

Yoksa kadından alakası yok senin anladığın gibi.

Kadınları bir sayı veriyor. Kadınlar zaten erkeğe nazaran eksiktir. Eksik oldukları için erkekte yedi nefis, kadında yedide bir nefis vardır. Bu durumda kadın yedide bir nefse bile kolay kolay hakim olamıyor.

Nahl Suresi 123. Sonra da sana vahyettik ki İbrahim'in milletine uy. O müşriklerden değildi diyor. İbrahim'in milleti dediği zaman burada sorusunda ne diyor bakayım? Vahyettik ki İbrahim'in milletinde sonra da sana vahyettik ki İbrahim'in milletine uy. O müşriklerden değildi. Burada İbrahim Aleyhisselam'ın milletine uyma emrini anlayamadım. İbrahim aleyhisselam milletin içerisinde yanlış yola sapanlar da olmadı mı? Şimdi Hazreti Muhammed'in ümmeti dediği zaman, milleti dediği zaman bunların içerisinde kötü yola sapanlar yok mu? Hazreti İbrahim çocukluğundan beri Allah'ı tek bilen bir peygamberdir. Küçüklüğünden beri o hiçbir şekilde şirk koşmamıştır.

Bu bakımdan o Hanif'tir. Hanif'in manası hiçbir şekilde Allah'a ortak koşmayandır.

İşte sana sorarlarsa kimin milletindensin? Hazreti İbrahim'in milletindenim. Hangi ümmettensin? Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ümmetindenim. Yani burada İbrahim aleyhisselam'ın milletine uyma emrini anlayamadım. Evet. Hazreti İbrahim Allahu Teâlâ'ya dua etmiştir. Ya Rabbi benim neslimi imam eyle. Allahu Teâlâ da ona ben müşrikleri efendim inkarcıları imam etmem dedi. Yani duasını kabul etti. Onun dışında Hakk'a uyan kimseleri imam. Bütün imamlar Hz. İbrahim'in soyundan yani Resulullah Efendimiz'in ümmetindendir. Seyyidlerdendir ümmetler. Yani imamlar. Hiçbir imam seyyid olmadan imam olamaz. Yani o mertebeyi bulamaz.

O bir silsiledir. O silsile devam eder. Kıyamete kadar.

İsra 60 Hani sana Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır demiştik. Sana gösterdiğimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lanetlenen ağacı ancak insanların kendilerini nasıl bir insan olduklarını kendilerine şahit tutmak için meydana getirdik. Biz onları korkuturuz da bu onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamaz. Bu cümlede parantez içinde hangi görüntülerden bahsediliyor yazabilir açabilir misin diyor. Şimdi bak ne diyor burada iyi dikkat et. Hani sana Rabbin insanları çepeçevre kuşatmıştır demiştik. Bütün insanlar Allahu Teâlâ'nın Allahu Teâlâ'ya verdiği ahitleri içerisinde kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmeyelim diyor.

Bütün insanlar çepeçevre kuşatılmış. Zamana göre Allahu Teâlâ onların ne yapacağını biliyor. Sana gösterdiğimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lanetlenen ağacı, lanetlenen ağaç milletler, millet Müslüman olduktan sonra o ağaca gidip tel bağlıyorlardı. Yani ağaçtan ümit istiyorlardı. Yani bir nevi putperestliğe gidiyordu. Hazreti Ömer de onu kesti. Kesti, attı. İnsanlar putperestliğe gitmesin diye. Onu söylüyor. Ağacı ancak insanların kendileri nasıl bir insan olduklarını kendilerine çağırtmak için meydana getirdik. Biz onları korkuturuz da bu onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamaz. Burada hangi görüntülerden bahsediliyor.

Bir tane ağaçtan bahsediyor. Hangi görüntü olacak? Bir ağaç. Kim bu? Lanetli bir ağaç. Allah yarattığını lanetlemez. İnsanlar o ağaca tapınmaya başladılar. Oraya gelip bez bağlıyorlardı. İplik bağlıyorlardı. Niyetlerini ona söylüyorlardı. E bu şirk artık. Şirke gidiyorlar. Hala daha bunu yapıyorlar. Hala daha var. Şeylere gidiyorlar. Yatırlara gidiyorlar. Niyetlerimizi kabul olsun diye oralara bir şeyler götürüyorlar, bir şeyler alıyorlar. Bunlar şirktir. Onlara gidip hiçbir şey bağlamaz. İnsan bütün duygularını Allah'a söyler.

O yatır Allah'ın emrini yerine getirdiği için manevi bir hale mazhar olmuş. Allah'ın padişahları arasına girmiş. Ve bunlar kıyamete kadar manevi padişahlardır. Yani insanlar onlara dua edecekler. Dua. Her bir yatırın bile duaya ihtiyacı var. Yatır da olsa. Ondan bir şey isteyemezsin. Çünkü o artık ahirete gitmiş. Dünyada işini bitirmiş.

Biz diyoruz ki dünyada güzel bir iş yaptığımız zaman arkadan bize boyuna bir dua gelsin. Aynı işte. Onlar da öyle. Yoksa ondan sen bir şey bekleyemezsin. O Allah'a güzel ibadetten dolayı o hale gelmiş. Sen ona imren, sen de Allah'a güzel bir durumda itaat et, sen de o hale gel.

Evet. Söylediği manaları anlayamadıklarını not tut, tekrar söyle. Ona göre İngilizce'ye çevir.

Kehf bir. Hamdolsun Allah'a ki kulunun üzerine kitabı indirdi ve onun için bir (?) ihtilaf ve bir eğiklik yapmadı. (?) Soru, biraz açabilir misin diyor. En son Allahu Teâlâ Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'i alemlere rahmet gönderince en sonunda Kur'an-ı Kerim'i Peygamber Efendimiz'e kalbine vahyetti. Kitabı. İşte hamdolsun Allah'a ki yani kullarını aydınlığa, karanlıklardan aydınlığa çıkarttı. Kulunun üzerine kitabı indirmeyle. Çünkü İbrahim Suresinde de öyle söylüyor. İnsanlar karanlıklar içerisindeydi. Allah onlara peygamberler ve kitaplar gönderdi diyor önlerini aydınlatmak için.

Ve onun için bir ihtilaf ve bir eğiklik yapmadı. (?) Yani onlara ne bir kötü bir yol gösterdi ne de onları zora yükledi. Ve onları hep doğruya iletti. Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde ben doğru söylerim diyor. İkinci bir ayet-i kerimesinde de zaten hep doğru söylerim diyor. İki ayet. Evet.

Kehf elli birinci ayet. Ben onları İblis ve soyunu ne göklerin (?) ve yerin ve yaratılışına ne de bizzat kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Ben yoldan çıkanlara yardımcı edinecek değilim. Soru burada Allahu Teâlâ yardımcı edinmesini tam anlayamadım. Açabilir misin? diyor. Şimdi ben bu ayetlerin karşılığında yaşamış bir insanım.

Şimdi Allahu Teâlâ inkar edenleri, lanete uğrayanları veyahut derecesi düşük olanları ben kendime şahit tutmadım diyor. Şahit tutmadım. Ben şahit olanlardanım diyorum. Bu nefsi safiyedir. Sırrın sırrıdır bu. Sırrın sırrında Allahu Teâlâ'yı nasıl olduğunu, yalnız kendi sırrı içerisinde sırrını sırrına saklamadı. Sırrını insanlara büyük bir hazineydi. İnsanı yaratıp zatının bilinmesini istedi. Bu durumda da böyle bir sırrı, sırrı saklayacak ve o dereceye mağluk olacak insanlara kendisinin bazı sırlarını (?) gösterdi. Ben de o sırrın bir tanesine şahit olanlardanım diyorum. Hatta bir ayette de melekler ve alimler Allah'tan başka bir ilahın daha olmadığına şahitlik ederler.

Ben de şahitlik edenlerdenim. Hem Lahut'ta, hem Arap'ta, hem yaptığı işlerde. (?) Şahit olanlardanım.

Meryem altmış iki, orada boş söz değil, hoş söz diyorlar. (?) Yani, nerede? Cennette. Selamun Aleyküm yok. Selamun Aleyküm demek, Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun demek. Orada selam der dururlar. Allah'ın rahmetine ermişsin. Orada yalnızca bir selam var. O aleyküm selam Allah'ın rahmetine efendim kelamı fazla oluyor. İşte orada boş söz yok diyor. Bak orada boş söz değil. Boş söz diyorlar. Selam diyor. Sen bugün burada selimsin. Çünkü sen Allah'ın yolunda gittin ve Allah'ın rahmetine erdin. Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun. Kelamı orada boş oluyor artık daha. Çünkü rahmetine gelmiş orada o cennete nail olmuşsun.

orada boş söz değil hoş söz diyorlar ve orada sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır diyor. Hepsi nurdandır rızıklar. İnsanlar da böyle ruhtan yaratılmıştır. Etraf hep nuranidir. O nurani olan yerlerde ağaçlar da nuranidir. Ne istersen alırsın yerine yenisi biter ve yediğin zaman tadını alır lezzetini alırsın. Kendinden kaybolur. Dışkılık yok çünkü. Burada birbirine sadece selam derler, ibaresi olmalı değil miydi diyor. Zaten öyle. Orada boş söz değil, hoş söz duyarlar. Ve orada sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır. Hoş sözü o işte. Selim, selam. Senin dediğin gibi. Sadece selam der, ibaresi olmalı değil miydi?

Şimdi selam. Allah'ın selamına uygun. Selim daha güzel cennete girmişsin burada Selim'sin yani emin bir beldedesin artık daha Selim selam dediği zaman birisine selam veriyorsa o selam değil oraya girmişsin zaten mesela bir düşman birliği kabul et bir düşman birliği içerisinde bir bakıyorsun ki bir tanesi koca komutanlardan birisi hemen tanıyor seni. Sen burada ne arıyorsun? Gel bakayım benim yanıma diyor. Onun yanına girmişsin. Sen artık orada selam diye değil, selimsin artık. O komutan, o birliğin başında sana kimse bir şey yapmaz daha. Seni kurtardı demektir. İşte sen de bu kafirlerin içerisinden cennete girmişsin.

Başında Allahu Teâlâ onun himayesi altında cennettesin. Orada selimsin. Sana kimse bir şey yapamaz daha.

Taha üç. Ancak korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik diyor. Ancak niye korkanlara bir öğüt olsun diye burada ne diyor? Korkanlara ve neden sadece korkanlara açabilir miyiz diyor. Korkan nedir? Allah'tan korkanlara yoksa Ahmet'ten Mehmet'ten korkanlara değil. Ne diyor? Ancak korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik. Yani Allah'tan başka bir ilahın daha olmadığını ve sonunda bütün nefisler ölümü tadacak dönüşünüz banadır dediği ayet-i kerimesinin karşılığındaki insanlara söylüyor bunu. Ve Allah'tan korktukları için. Ve Kur'an'ı sana bir öğüt olsun diye, bir zikir olsun diye gönderdik diyor.

Enbiya 29 Onlardan her kim Tanrı o değil. Onlardan her kim Tanrı o değil. Benim derse biz onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz zalimlere böyle ceza veririz diyor. Soru burada onlardan diye bahsedilenler melekler midir? Önceki iki ayetin devamı nedeniyle böyle bir anlam çıkıyor gibi. Şimdi onlardan her kim Tanrı o değil benim derse diyor. Firavun gibi. Efendim bir de Hz. İbrahim'i ateşe atan Nemrut gibi. Bunlar Tanrılık iddiası yaptılar. Onlardan her kim tanrı o değil benim derse kim bu onlardan kafirlerden insanlardan yani burada onlardan dediği zaman hayvanları kastetmiyor Allahu Teâlâ'nın yarattığı insanları kastediyor onlardan dediği zaman bu insanlar içerisinde anlayamayacak bir şey yok ki çok basit burası onlardan yani insanlardan her kim o değil yani Allah değil ben derse yani ilah benim derse onu ceza cehenneme cezalandırırız İşte biz zalimlere böyle ceza veririz diyor.

Allah'tan başka bir ilah yok ki. Sen kendini ona denk tutup da alem mi yaratıyorsun? Şimdi bu ayetin karşılığında da Allahu Teâlâ insanlara şöyle söylüyor. Yoksa siz dünyanızdan bir zerre yaratmaya mı mutlu edersiniz? (?) Eğer siz dünyada bir zerre yaratmayı söyleseydiniz, bizim gibi filizin çekildiğine kadar size hiçbir şey verilmezdi. Bu ne demektir? Yoktan sen elinde, kendi ilminle bir şey mi yarattın? Yoktan yaratacaksın bunu. Eğer öyle olsaydı kendi ihtiyaçlarını da kendin görür, biz de sana bir şey vermezdik diyor. Öyleyse insanların fiili icraatlarla, Allah'ın yarattıklarıyla yapmış olduğu şekilleri kendileri yaratmadı.

Ancak Allah'ın yaptıklarından bir eser meydana çıkarttı. Yarattık kelimesi yalnızca Allah'a mahsustur. Kimse yarattık kelimesini Allah'tan başka konuşamaz. O tek yaratma kelimesi. Arapçada mesela vahid birdir. Birçok bir var. Mesela bir kalem diyorsun ama kalemin çeşitleri var. Ama ehad dediği zaman onun karşılığı olmayan bir birdir. O da ilahtır. Kul huvallahu ehad diye bak. Ondan başka bir bir daha olmayan Allah'tır bu. Hani bunun gibi.

Evet.

Herhalde onun soruları bitti. Misafir misafir der ki selamün aleyküm hocam. İstihare namazı kılıp rüya görülmemesinin bir sebebi var mıdır? (?) Mübarek ellerinizden öperim hocam. Hiçbir sebebi yoktur. Resul Efendimiz'in buyurduğu gibi istihareye devam edin diyor. İstihareye devam edin.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ashabına da istihareye devam (?) ettirirdi. İlla herhangi bir iş için değil. İstiharede bir sır vardır.

O sırra vakıf olmak için. Görsen de görmesen de istihareye devam et.

Selamün aleyküm hocam. Bir abim var. Engelli. Psikolojik sorunları var. Ağır şizofreni olduğu için raporlu. Devlet tarafından da karşı baktığında ona ayda yüz elli bin TL bakım masrafı veriyor. Kira ödemiyor. Ama hiçbir yan geliri de yok. Yüz elli bin lira, şey on beş bin lira, on beş bin lira TL bakım masrafı veriliyor diyor. Kira ödemiyor ama hiçbir yan geliri de yok. Çalışamıyor da. Ama karısının ziynet altını var. Beş yüz bin TL kadar bunu bankaya attı. Altın hesabı olarak yatırıp oradan geçimini sağlayabilir mi? Ya da faiz alabilir mi? Allah razı olsun hocam. İnşallah aydınlatırsınız. Şimdi bir insanın çalışamayacak bir durumu varsa şu ayet-i kerimeye göre şu ayet-i kerimeyi söyleyeceğim ona göre yol tutarsın.

Yetimin diyor malını çalıştırın zekat yiyip bitirmesin diyor. Ne güzel söylüyor. Ve yetimin malından da diyor, ihtiyacı olan kimse bir miktar ihtiyacı kadar yiyebilir diyor. Bu ayet-i kerimeye göre parasını bir fabrikaya verebilir, bir fabrikada çalıştırıp onun karıyla geçinebilir. Ama buna muktedir olamayan, çok naçar olup ona yardım edemeyen bir (?) kimse ona bankanın artık ihtiyacı olduğu için, geçinemediği için, namus ve şerefinin nifesini (?) koruyabilmesi için en mecbur çare oradan faizini alabilir. Bu da şunun karşılığındaki bir sorunun karşılığıdır. Siz bir içki müessesesinde çalışıyorsanız, bir fabrikada çalışıyorsanız, çoluk çocuğunuzun geçimini oradan sağlıyorsanız, bir iş yeri bulun, şerefli bir iş yeri bulana kadar orada çalışabilirsin.

Hemen o güzel geçinebilecek bir helal iş yeri bulduğun zaman orayı terk et diyor. Ne güzel. bu ayet-i kerimelere göre onun hiç kimsesi olmadığına göre başka da bir yardım edeni olmadığına göre oradan faizini alabilir.

Bu zamanda da kimseye güvenip paranı kimseye veremiyorsun. O yüzden benim babam şans oyunlarından kazandığı haram parayı araba almıştı. Birkaç gün önce yüklü miktarda dolandırılmış. Şimdi arabayı satıp üstesinde biriktirdiği paradan katıp bankadan dolandırıldığı için o borcu kapatacak. Bu durumda haram para ondan çıkmış oldu diyebilir miyiz? Evinde yemek yiyip su içemiyorduk, içmiyorduk. Yine aynı şekilde devam etmeli miyiz? Yoksa o para çıktı diye rahatlayabilir miyiz? şimdi Allahu Teâlâ bir insana ceza verecekse hem dünyevi hem de uhrevi verir onun günahı var ailetten dolandırıldı çünkü o faiz (?) yedi şans oyunları oynadı şans yoktur niye yoktur size izah edeyim bir rüyamda peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden bir odada bir şey arıyoruz peygamber efendimize diyorum ki ya Resulallah ben ne kadar şanslı bir insanım deyince bana kızıyor ne demek şans şans yok dedi ne demek şans dedi çok kızınca ya Resulallah şunu söylemek istedim dedim senin zamanında seninle olmak herkese nasip olur mu manasında söyledim dedim uyandığım zaman nerede olduğumu bilmiyordum bir müddet aklım başıma gelsin diye tavana baktım gözlerimi diktim tavana duruyordum şans yoktur çünkü Allahu Teâlâ ile ahitleştik kaderimiz yazıldı milim milim saniye saniye kaderimizi yaşarız evet babanın yine haram kazandığını biliyorsan onun evinde su da içemezsin babanın haram kazanıyorsa bunu da biliyorsan evet sorumuz bitmiştir. Çağlasan Efendi Amerika'da bunları soruyor.

Kur'an-ı Kerim'i İngilizceye çeviriyor. Çevirildi. Orada bazı çıkmazları sordu bize. Çağlasan Efendi duyuyorsa beni, hocam anladım de anlayamadıklarını hocam tekrar yazarsan bana daha güzel olur dersen onu da yaparım.

Kaç sağlayacaklar? (?) Başka soru var mı? Bakalım burada şimdi soru olanları var mı? Geldi.

Ömer Sefa. Ömer Sefa söylüyor. Selamün aleyküm efendim. Arapça millet kelimesi takip edilen yol din ve inanç gibi manalara gelmektedir. Türkiye'deki gibi kavim veya ırk anlamında değildir. Ellerinden öperim diyor. Arapçada millet kelimesi takip edilen yol ve din, inanç gibi manalara gelir. İnanç olur da yol olmaz.

Burada birçok manalara gelen millet bir kavmin milletidir.

Mesela Türk milleti diyorsun değil mi? Alman milleti. Alman devleti, Alman milleti. Türk milleti, Türk devleti, Türk milleti. Buna o kavmin, o milletin durumudur. Şimdi burada millet kelimesi takip edilen yol. Bu olmadı. O olabilir. Orada birçok manalara gelebilir. Takip edilen yol. Ha şöyle olabilir. O milletin yolunu takip ediyorsun. O milletin yolunu takip ediyorsun. Din ve inanç gibi manalara gelmektedir diyor. Milletin içerisinde Fransız var. (?) Putperest de var. Var da var. Lealle kelimesinde şöyle de ki de olur, böyle de ki de olur. (?) Efendim ta ki de olur. E orada şöyle de kini, böyle de kini, umulur kini koyar mısın? (?) Orada lealle kelimesi geçiyor. (?) Ta ki'yi koyacaksın.

Bu da aynı. Ömer Sefa. Evet.

Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun. Lillahi Teala'l-Fatiha. Amin.

Ne yazdı?

Dur bakayım.

Allah razı olsun. Daha iyi anlaşıldı efendim. Şunları da teyit etmek isterim. Müsaadenizle. Nahl Suresi 39. Hakkında itiraf ettikleri şeyi onlara açıklaması ve kafir olanların (?) da kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için Allah onları diriltecek. İşte bunu bu ayette parantez içerisinde bir açıklama yazalım mı? Anlayamadım diyor. Bak şimdi hakkında itiraf ettikleri şeyi. Neyi itiraf etti? Dini inkar ettiler. Dini inkar etmeleri. Onları açıklaması ve kafir olanlardan da kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için Allah onları diriltecek diyor. Evet. Allah ayetlerini inkar edenler, hakkında ihtilafa düşenler.

Zaten burası açık. İhtilaf ettikleri şeyi. Yani Allah'ın ayetlerini onları açıklaması. Oraya bir parantez içerisinde ihtilaf ettikleri, parantez içerisinde ayetleri, şeyden sonra ayetleri onları açıklaması ve kafir olanların da kendilerine yalancılar olduklarını bilmeleri için ahiret aleminde Allahu Teala insanları dirilttiği zaman Allah onları orada diriltecek. Bilmeleri için. İşte burayı güzel bir nisanla koyacaksın. Olduklarını bilmeleri, yalancı olduklarını bilmeleri için Allahu Teâlâ insanları ahiret aleminde diriltecektir diyeceksin. İnsanları ahiret aleminde onları diriltecek. Zaten burada da Allah onları diriltecek diye parantez içerisinde var.

Burayı daha güzel olarak ahiret aleminde Allah onları diriltecek diye dünyada da dirilme manasına da gelebilir. İnsanlar böyle de anlayabilir. Ahiret aleminde. Oraya. Koyacaksın oraya. Kehf elli bir. Ben onları İblis ve soyunu ne göklerin, yerin yaratılışına ne de (?) bizzat kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Ben yoldan çıkanları yardımcı edinecek değilim. Yani benim öyle bir kullarım var ki bana gönlünü vermiş ve ben de insanları tek bir ilah olduğunu kendime şahit tutmak için bana o zaten. Onları kendime şahit tutarım diyor. Yani insanları. Ben de diyorum ki ben şahidim. Bak ne diyor? Melekler ve alimler Allah'tan başka bir ilahın daha olmadığına şehadet ederler. Yani burada Allahu Teâlâ'nın insanları kendisine şahit tutup insanlara evet Rabbimden başka bir ilah yoktur dedirttirecek Peygamber Efendimiz gibi Allah'a itaat edin.

Ne diyor ey insanlar hepiniz Allah'ın kullarısınız hepiniz kardeşsiniz kardeş olun ayrılığa düşmeyin bak ne güzel söylüyor ayrılığa düşmeyin Burada da bildir diyorum ki hepimiz Allah'ın kullarıyız. Çünkü ondan başka bir ilah yok. Bunu bağırttıracak Allah. Zatını gösteren o kimselere. Peygamberine bağırttırdığı gibi. Çağırttırdığı gibi.

Evet.

Onların da kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için. Bunu da ahiret aleminde dirilttiği zaman Allahu Teâlâ ahirette insanları dirilttiği zaman Allah'tan başka bir ilahın daha olmadığını görecekler ve kendilerinin yalancı olduklarını bile anlayamayacaklar. Hala Allahu Teâlâ'yı kendi akıllarında Allah olarak tanımayacak, kendi hayallerindeki Allah'ı tanıyacaklar.

Yalancılar olduklarını bilmeleri için diyor. Allah onları diriltecek. Onlar yalancı olduklarını bilemeyecekler. Burasını kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için Allah onları diriltecek diyor ama aslında bunlar cehennemde bile Allahu Teâlâ'nın Allah olduğunu bilemiyor. Malik'e diyor ki Rabbine söyle biraz üzerimizden azabı hafiflesin. Buraya güzel bir kelam koymak lazım. Kendilerinin yalancılar olduklarını bilmeleri için. Yani Allah'tan başlayın. (?) Burası da doğru oluyor. Başka türlü kelam bulamıyorsun buna. Arapça kelamına kelam bulamıyorsun. Yalancılar olduklarını bilmeleri için Allah onları diriltecek.

Yani insanları diriltecek. Bakacak insanlar. Ama onlar hala anlayamayacaklar. Burası doğru. Hani Allah insanları ahiret aleminde dirilttiği zaman Allah onları diriltecek. Yalancıların olmalarını bilmeleri için. Ahirette Allah onları diriltecek diyeceksin buraya. Burada dünyada da dirilme gibi bir mana çıkıyor. Ahirette, ahiret aleminde Allah onları diriltecek diyorsun. şu içinden sonra bilmeleri için ahiret aleminde Allah onları diriltecek bu parantezi geri alacaksın ahiret alemini bu Allah'ın başına koyacaksın ben ona iblis ve soyunu göklerin ve yerin yaratılışında ve bizzat kendilerinin yaratılışına şahit tutmadım ben yoldan çıkanlara yardım edinecek değilim yeni soru diyor yardımcı edinecek değilim yerine şahit olacak değilim diye değiştirebilir miyim efendim şimdi Allah'ın dinine yardım edin diyor ayette şahit değil şahitlik ayrı kişilerin kendi benliği içerisinde kendine mahsus olan kelimeleri ama yardım dediğin zaman diğerlerine karşı bir kişiye çağırıyorsun, yardım ediyorsun.

Bir kişi olmaz, üç kişi olmaz, beş kişi olmaz. Bir millet olur. Yardımdır bu.

Şimdi Allah'ın ipine sıkı sıkı sarılın diyor. Ne güzel söylüyor. Yani Allah'ın ayetlerine sıkı sıkı sıkı sıkıya sarılın. Onların dışına çıkmayın. Öyleyse Allah'ın dinine yardım edin. Ne yapacaksın? Sen bir insanı hak yoluna çevirdiğin zaman büyük bir yardım yapmış oluyorsun. Hem insana hem Rabbinin dinine. İnsanı kurtarıyorsun. O da burada yazıldığı gibi.

Başka varsa sorun. Söyle.

Sen bak bakalım. Başka var mı?

Evet. Saat de sekizi geçti. Yazmış mı? Tamam. Kapatıyorum bunu.