22.11.2025 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Bu da kamera, benim mikrofonum bir kameraydı. Kapatayım. Heh geldi.
Evet.
Selamün aleyküm. Selamün aleyküm.
Burada misafir, misafir hocam.
Şimdi
Buradan başlıyoruz herhalde. Hocam selamün aleyküm. Kutuplarda altı ay altı gündüz görüyoruz. Namaz altı ay kıştır herhalde. (?) Altı ayda gündüz, gece gündüz görüyoruz. Namaz vakitleri nasıl ayarlanmalı? Yüce kitabımızda bununla ilgili bir çözüm beyan etmişim etmiş midir? Diyor. Saygılar diyor. Bu çok basit. Kutupta en yakın beldeye göre namaz kılacaksın. En yakın yer neresiyse, oranın da gündüzü var, gecesi var. O gündüz ve geceye göre vakitlerini ayarlayacaksın. Orucun da yine en yakın yere göre ayarlayacaksın. 24 saat içerisinde en yakın saat kaçta gündüz, kaçta gece, yahut imsak veyahut iftar ona göre orucun da tutacaksın.
Hocam Allah'ın şer'i hükümleri nelerdir? Bunlara nasıl uymalıyız? Mübarek ellerinizden öperim diyor. Allah'ın şer'i hükmü kanundur. Kanunun hangisinden bahsedeyim sana? Şer'i hüküm demek kanun demek, adaleti demek. Adaletinde her türlü hüküm var Hırsızın hükmü var katilin hükmü var Yan kesicinin hükmü var dolandırıcının hükmü var Bunlar hep şer'i hükme girer şer'i kanun bunlar hüküm kanundur zaten kanun şeriattır şeriat kanundur mesela evli kadının zinası ile evli erkeğin zinası ikisinde recm efendim, iki bekârın evlendiği zaman, zina yaptığı zaman birbirlerine verme, yoksa yüz sopa. (?) hangisini anlatayım sana şer'i hüküm şer'i kanun şimdi medeni kanun evet eğer başka bir şey söylemek istiyorsan yaz evet ben öyle anladım başka var mı evet Selamün aleyküm hocam, ben bazı kişilerden namazın resim olan yerde veya odada kılınacağı kılınmayacağını söylüyor ama ben bir ben okul hocamdan böyle bir şey yok namaz her yerde kılınır diye bir şey duydum. Sorum şudur hocam resim olan yerde namaz kılınabilir mi?
Hocam ellerinizden öperim diyor.
Bazı resimler putlaşma resimleridir. (?) Mesela heykellerin hafif söküzlerinin bulunduğu yerlerde duvarlarda (?) asılı olan resimlerde o odada namaz kılamazsın ama o resmi örtersen üstünü kılarsın. Mesela insan sureti olan bir yerde kılamazsın. Ama o resmin üstüne örtersen kılarsın. Yerin bir suçu yok. İnsanların daha evvel tapındıkları bazı mahluklar var. Onların karşısında namaz kılamazsın. Onlara tapınmış gibi, secde etmiş gibi olursun. Onun için böyle yerlerde, bu şekildeki odalarda resim bulunursa, suretlerde bulunursa, onların üstünü kaparsan bir bezle beraber namazını kılabilirsin. Mesela evde öyle halılar var ki bir kişi yarıla işlenmiş insan suretleri (?) var. Onun üstünde resim namaz kılıyorsun.
Sonra fark ettiğin zaman halıyı da kaldıracak değilsin ya üstüne bir namazlık atıyorsun. Namazını kılıyorsun. Evet.
Selamün aleyküm hocam. Rum suresi 20. (?) 7. ayet-i kerimede geçen, göklerde ve yerde tecelli eden en yüce sıfat O'nundur. (?) Ne demektir bu? Ayeti okurken aklıma Haşr Suresi 24 geldi. Bu iki ayet arasında bir yakınlık var mıdır diyor. Bakalım bakalım şimdi senin söylediklerine. Rum suresi 27. ayet-i kerime. Rum suresi
200 Efendim (?) Şuradan bakayım.
347 430 suresinin 27. ayet-i kerimesi. (?) 22-24 efendim 27 İlkin mahlukatını yaratıp ölümden sonra bunları yaratmayı tekrarlayan odur ki bu onun için pek kolaydır diyor. Şimdi ben sana yazdığın ayeti harf harf açalım bunu buradan. Rum suresinin 20. 27. ayet-i kerimesi. İlkin mahlukatını, mahlukunu yaratıp ölümden sonra bunu yaratmayı tekrarlayan odur. Allahu Teâlâ ne murad etmişse onu yarattı. Canlıyı yarattı. Yarattıktan sonra da onu tekrar aynı şekilde yaratabilmesi için Ona ölmeyecek, toprakta çürümeyecek ki toprağa biz vahyettik diyor. Neyi yiyip bitireceğini, neyi yiyip bitiremeyeceğini. İşte bir hücre, onu hangi maddeyle yaratıyorsa o madde, o varlığın kendi öz simgesi, yani projesi. O mesela bir elma çekirdeği, nasıl onun fıtratında ne varsa bittiği yerde elma çıkacak.
yahut da armut çekirdeği, bittiği yerde armut çıkacak. Şimdi insanlarda, mahlukatta hepsinde böyle bir hücre var. Bu hücre toprakta çürümez. Allahu Teâlâ kainattaki bu insanları ölümlü kılmış yahut mahlukatları ölümlü kılmış. Sonra bunları tekrar diriltecek. Mahlukatın ne lüzum var diriltmeye? (?) Allah'ın adaleti, mahlukat birbirine eziyet yaptıysa o hayvanlar topladığı zamanki ayet-i kerimesine göre onlar birbirlerinden haklarını alıp kaybolacaklar. Bu da Allah'ın adaleti. Hayvanken hayvanın hayvanda hakkını bırakmıyor. Bu durumda efendim ayet ayet açalım onu Ölümden sonra bunu yaratmayı tekrarlayan odur.
İşte birbirlerinden haklarını aldıracak ki bu onun için pek kolaydır. Demin dediğim gibi bir buğday tohumunu kabul et ekip biçiyoruz mesela. Allah şimdi bu buğday tohumunu bize vermiş. Biz onu ekince boyuna tohumlar alıyoruz. Ve artık ekmek kolay bize. Allahu Teâlâ da bunun gibi tekrar bizi parmak uçlarımızdaki sinyallere kadar çıkarsa şey yapacağız, yaratacağız. Göklerde ve yerde tecelli eden en yüce sıfat onundur. Şimdi burada göklerde ve yerde tecelli eden dediği Allahu Teâlâ'nın ilmi. Yedi kat semavat hiçbir şeyi kendi direksiz bu kainatı ayakta tutar. (?) Bu varlıkları birbirleri ekseni etrafında çevirip de ne yaklaştırıp ne de uzaklaştırır. Bunu kim yarattı?
Allah yarattı. Birinci katı, ikinci katı kim yarattı? Allah yarattı. Yedi katı kim yarattı? Allah yarattı. Bunu neyle kuşattı? Arşullahla kuşattı. Kim kuşattı? Allah kuşattı. Bunun sahibi kim? Allah. Her yerde tecellisi var. Her yerde sureti var. (?) Çünkü ondan başka bir yaratıcı yok. Nereye baksan, bu kimin binası? Ahmet'in binası. Bu kimin binası? Ahmet'in binası. Bu kimin fabrikası? Ahmet'in fabrikası. Bu kimin denizi? Ahmet'in denizi. Ahmet her yerde var.
Yani kainatın sahibi manasında tecellisi var. Bir ayrıyetten de insanlarda tecellisi var. (?) Yedi kat semavatta ve melekleri yaratan, o her katta kendine has varlıklar yaratan Allah. Evet. O mutlak güç ve hikmet sahibidir diyor. Yani hikmet sahibi demek, ne için yarattığını bilen. Hiçbir şeyi boş yaratmayan demek. Şimdi burada şunu söylüyor, diyor ki efendim Haşr Suresinin 24. ayet-i kerimesi aklıma geliyor diyor. Bakalım Haşr Suresinde ne diyor? Efendim Haşr Suresi 24. ayet-i kerime. O yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. Demin dedik ya aynısı işte bu da. Yaratan Allah kat kat ve yaratmışsa bütün varlıkları hepsini kainatta gözden görünmeyen bir zerre de olsa Allah'ın yarattığıdır.
Çünkü bu kainat boşken hiçbir şey yokken kainatı yoktan var eden Allah. Bu bakımdan. Onun içerisinde bu kainatın içerisinde yedi kat semavatın içerisinde ne varsa hepsi Allah'ındır. Onu söylüyor zaten. Şimdi 24. ayet-i kerimeydi. O yaratan, var eden, işte yoktan yani, yoktan var eden, şekil veren, neyi istediyse onu o şekle, insanı bu şekle, kaplanı o şekle, aslanı öbür şekle, şekil veren, yarattıklarını şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur.
99 ismi ondan sonra İsm-i Azam'ın en güzel isimler. Bunun içerisinde bazısı bin bir ismi var der. (?) Ama 99 ismi var. İsm-i Azam'ı da yalnızca Allah'a mahsus olan bir isim. Onu hiçbir kimse kullanamaz. Kullananlar da şirkçiler. (?) Evet. En güzel isimler onundur. Şimdi ne diyor? Hüvallahüllezi la ilahe illa hu, zatıyla kaim olan Allah illa o Allah. El-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü'min, el- Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Hâlik, el-Bâri. İsimleri 99 Kuzi ismini seyar Allahu Teâlâ. (?) En güzel isimler onun. Bize de sıfatlarından vermiştir.
Ahmet, Mehmet, Hasan, Hüseyin böyle. Bizler insanların tuhafına gider ama aklını çalıştırırsa hakikat budur. Biz Rabbimizin cüz'i bir aynasıyız.
çünkü bizi bazı sıfatlarıyla donattı ariyetten (?) Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm. Ben insanı en güzel surette yarattım diyor en güzel suretlerde benimdir diyor. Sıfatlar da benimdir diyor. Şimdi bazı kendini alim bilenler, lekad halaknel insane fi ahseni takvim. Ben insanı en güzel surette yarattım diyor ya. Buraya dikkat edin. Suretlere dikkat edin burada. Lehül esmaül hüsna. En güzel sıfatlar da benim deyince, seninki diyor suret, onunki sıfat. Ya suret bir sıfat değil mi? Senin suretin bir sıfatın değil mi? Ne demek bu?
Allahu Teâlâ ruhundan bir cüz'i vermedi mi? Onu da bilmez ya. Yahut bilir de akıl edemez. Kime verdi diyecek? Hazreti Adem'e vermedi mi?
Hazreti İsa'ya ruhundan üflemedi mi Hazreti Meryem'e?
Ve Hazreti Meryem'de şey İsa'da diyor aynen Hazreti Adem'in yaratılışı gibidir değil mi diyor. Bunlar derine gittiği için buranın burayı anlayabilmen için aşağıdan talim görmen lazım. İlk mektebe gitmen lazım. İlk mektebin sorusunu üniversitenin ameliyat yapacak o doktorun sınıfında doktorluğu öğrenen insanın durumuna seni getirir koyarlarsa adamı yanlış yere ameliyat eder öldürürsün. sen daha ilk mektebi okuyacaksın kendini tanıyamadın kendini tanıyacaksın evvela ondan sonra buralara gireceksin evet buralar derin yollar. Ha, zahirci diyelim ki sana zahirden ayetin karşılığı olmayan ona benzeyen bazı sıfatlar söyler geri geçerim sen de onu öyle bilirsin zaten hep hurafeler bu şekilde kafaya yerleşti.
Hakikatten millet ayrıldı, gitti. Siyonizmin esasına göre yazılan kitabı Kur'an'ın esası zannetti.
Evet. Kur'an'ın esası değil.
Yazılanlar Kur'an'ın esası. Ayetler. Ayetler değişmez. Çünkü onun bekçisi Allah kıyama kadar da, kıyamete kadar da bekçisi benimdi. Onun tek bir harfinde ne tahribat ne de tahribat olur diyor. Tahribat olur. Ama kelamlarını uydur da uydur. Siyonizmin ağlama duvarının karşısına geçip de Allah'a suçladığı gibi.
Evet.
Evet misafir güzel söylüyorsun. Bizde güzel anlatıyoruz inşallah.
Anlayamadığın yeri olsa söyle.
Misafir der ki Bakara suresinin 171. ayet-i kerimesi diyor. Bakayım ne diyor orada.
171. ayet-i kerime.
Evet.
Hakka çağıran kişiyi inkar edenin hali, hayvanlara bağıran çobana benzetilmiş. Buradaki benzetmeye bakabilir ve bize anlatır mısınız hocam? Ellerinizden öperim diyor. Anlatalım.
Dilimizin döndüğü kadar anlatalım. Hakka çağıran kimseyi inkar edenin hali, hayvanlara haykıran çobanın hali gibidir. Çünkü sözünü anlamazlar. Ancak bağırıp çağrısını işitirler. Bu durumda onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. İşitip anlamazlar. Bunun son söyleyeceğini ben sana söyleyecektim. Bunları söylüyor Allahu Teâlâ. Yani A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde Allahu Teâlâ bizlerle ahitleştiği zaman Rabbini inkar eden insanlar gözlerinde perde kulaklarında tıkaç kalbi de mühürlüdür bunların. Bunlara sen ne kadar hakkı anlatırsan anlat. Ne görür ne işitir ne de sana döner bakarlar. Kalbinde dünya sevgisi ve nefsani duygularla yaşayan insanlar Allah'ın nurunu gördükçe aynen Allahu Teâlâ ile ahitleşirken Allah'a ihsan edenler gibi dünyada da insanlardan kaçarlar. (?)
Onun için bunlar hakkın bulunduğu yerde uzaklaşırlar. Hem de anlamazlar. Sesi duyarlar. Fakat onu idrak edemezler. Yani hakka dönemezler. Akıllarını dahi çalıştıramazlar. Çünkü Allahu Teâlâ siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız? Siz hiç tefekkür etmez misiniz? diyor. Aklı da idrakten yoksun. İnsanlar. Evet.
burada başka soru var mı bakalım selamün aleyküm efendim, ellerinize hümet veririm. Kaza (?) namazlarıyla ilgili Kur'an-ı Kerim'de geçen bir ayet var mıdır? Geçmişte kılmadığımız namazları hangi hükme göre kaza olarak kılmalıyız? Kur'an'da olmayan hiçbir şey yok akıl baliğ olduktan itibaren kelime-i şehadet getirdiysen akıl baliğ olduğundan beri namaz sana farzdır İlla sana bu şekilde söylemeyecek ki. Nasıl söylüyor? Akıl baliğ olduktan sonra günahlarını yazarım diyor. Akıl baliğ olana kadar sevap ve günah olayın yok kız çocukları 7 yaşında kendilerini tanırlar bazısı 9 yaşında tanır erkek çocukları 13 yaşında 15 yaş arasında tanırlar bu zamanlara kadar kendini tanıyana kadar sevap ve günah yok kendini tanıdıktan sonra sen Müslümansan kelime-i şehadet getirdiysen beş tane olaydan bir tanesi kelime-i şehadet sonra namaz sonra hac sonra oruç sonra nedir?
Zekât. Bu durumda sen bunların bunlara borçlusun.
Kim demiş ki Kur'an'da kaza namazının yeri neresi diye. Kelime-i şehadetten sen bunları üstlendin. Şimdi soruyorsun, diyorsun ki şimdi var olduğunu öğrendin. Geçmişte kılmadığımız namazları hangi hükme göre kaza olarak kılmalıyız? Yalnızca farzlarını kılarsın hükme nazaran. Kaç sene kılmadın? 10 sene kılmadın. Günde 5 vakitten sabah namazı ne kadar yapar ayda? 10'u kılacaksın. 2 rekattan başlayacaksın. Efendim, evvela sabah namazını kılarsın. Kaç rekatsa. Her gün bütün yettiği kadar sabah namazı. Sabah namazını ödedikten sonra, bu kolay tarafı. Öğle yine dört rekat. Onu da bitirdikten sonra, ikindiye dört rekat, akşam üç rekat, yatsı dört rekat.
Vacipler kılınmayabilir. Kılınırsa daha güzel olur. Onu kılmayabilirsin. Vacip çünkü. Ama kuvvetli olduğu için kılmayabilirsin. Niçin kuvvetli?
Sana has olarak gece namazı veriyor Allahu Teâlâ Peygamber Efendimiz'e. Sana has olarak diyor. Biz ona has olarak onun ümmeti olmamız sıfatıyla biz de onun yolundayız diye gece namazlarını teheccüdleri kılıyoruz. İşte benim ümmetim teheccüde kalkamaz, biz vitri vaciple onun namazlarını bağlayalım gece namazı yerine geçsin diyor. İşte vitri vacip namazı, hem namazları bağlar, yani beş paket namaz bitti ve gece namazında kıldın yat aşağıya.
Eğer ben gece namazı da kılacağım dersen, vitri vacibi kılacaksın, bir miktar uyuyacaksın. Uyandıktan sonra imsak vaktine kadar kılacağın namaz gece namazıdır. Yani imsak vaktine kadar namaz mı kılacağım? Mesela ilk imsak vaktine var. Beş saat mesela. Ya onu demek istemedim. Yani bu vakit içerisinde kaç rekat namaz kılarsan o teheccüd namazı yerine geçer. Ama illa ben teheccüd namazına devam edeceğim dersen kendi durumuna bakacaksın. Ben şöyle yapıyorum. İmsaka bir saat kala kalkıyorum.
Abdest alıyorum, tazeliyorum, tuvalete gidiyorum, abdestimi alıyorum. On dakika geçiyor. Geriye kalıyor elli dakika.
Sekiz rekat, ikişer rekattan sekiz rekat teheccüd namazı kılıyorum.
Benim imde diye ibadetlerin az olup devamlı olanı diyor. (?) On beş, on altı rekat, yirmi rekat kılıp da, hani insanlar sonra yırgınlık gelip (?) kaçanlardan değiliz.
Dört rekatta, ikişer rekattan dört rekatta nafile namazı kılıyor. Ne yaptı? On iki rekat. Sonra bunları bırakıyorum. Bakın ki daha yirmi dakika var. Bu sefer tesbihatım var. Tesbihatımı çekiyorum. İki yüz tane bir tesbihatım var. Yüz tane bir tesbihatım var. Yüz tane bir tesbihatım var. Onları çekiyorum. İmsak vakti giriyor. İmsaktan sonra yapacağım derslerim var. Onları da yapıyorum. Aradan on beş dakika falan geçiyor. E tamam. Sabah namazını kılıp yatıyorum.
Bunu da kaçırmamak için başucumda devamlı bir saatim var. O ayarlıdır. Zamana göre günlerin kısalıp uzamasına göre ayarlıdır. Hep bir saatte kalkarım.
Evet. Bazen gönlüme şöyle bir şey gelir.
Gurur değil ama aşağı. (?) Ve başıma bir şey gelir muhakkak diyorum benim. Ben uzun seneler hiç kaçırmadım bunu. Rabbime dua ediyorum ki Allah'ım beni hiç kaçırmadan bana yardım et. Bunu devam ettireyim. Bir de bakarım ki bir hafta içerisinde bir sabah namazı, teheccüd namazı gider. Sabah namazı gitmeyelim. Bir teheccüd namazı gider. İçim yanar ama. Bir yandan da bizi Allah yanılgı üzerine yarattı. Onun tekerrürü diyorum. Allah'a sığınıyorum. Evet. Hristiyanların yaptığı gibi ruhani mezhebini yahut da itikadını yapıp da sonra terk ettiği gibi olanlardan (?) olmayın diyor. Bir şeye başladığın zaman devam et, bitirme.
Ben sana verdiğimi kesiyor mu diyor. Sen de diyor bana yapacağın ibadeti benden bir kötülük mü gördün de arkanı döndün gidiyorsun diyor.
Bunlar insana utanç veriyor. Bu gibi haller.
Misafir, misafir, güzel sorular soruyorsun. Sen de sormazsan kimse soru sormayacak yani. Allah senden razı olsun. Sor ya. En derin soruları sor. Ayetlerden sor. En derinlerini sor.
Bakayım başka var mı?
Var. Nisa suresi yüz üçüncü ayet-i kerimede Rabbimiz çünkü namaz müminler üzerine (?) vakitleri belli bir farzdır diyor, buyuruyor. Burada müminler diye geçmesi namazı terk eden Müslümanların dinden çıkmaları için Rabbimizin rahmeti midir diyor. Nisa suresi 103. ayet-i kerime bakalım alimlerinden sana geliyor Nisa suresi 156'ya gelmişiz
efendim namazı bitirince de ayakta otururken ve yanınız üzerinde yatarken daima Allah'ı anın.
Huzura kavuşunca da namazı doğru kılın. Çünkü namaz, müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır diyor.
Şimdi 103. ayeti kerimesi müminler üzerine onlar müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır niye müslümanların demedi de müminlerin diye soruyor herhalde müslümanlara namaz farz değil mi diyor mesela müslümana da namaz farz, mümine de namaz farz. Müslümanla mümin, Allah'ın emirlerinin dışında değildir.
Şimdi, mümin Fecr suresinde 27 ile 30. ayetlerin karşılığında nefsi emmareden, nefsi levvameden, nefsi mülhimeden geçmiş, nefsi mutmainliğe çıkmış. Ey mutmain olmuş nefis, Rabbin senden, senden Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına, gir cennetine dediği insanlar. Bunlar tecelliyata vakıf olmuş insanlar bunların kafasını kessen namazdan ayrılmazlar namazı kılarlar ama Müslüman bir müddet kılar sonra da terk eder sonra tekrar döner tekrar gelir tekrar gider onların pek devamlılığı yoktur namazı kaçırsa bile umursamaz kaza yapar ama bir mümin namazı kaçırmaz, kaçsa da ciğeri yanar (?) ya onun için mü'min diyor mü'min ayrı müslümanla mü'mini bir tutamaz
Müslümanların diyor dinden çıkmaları değil de namazları bırakanlar çok mu çok dolu namazı kılıyorsan (?) kılarım ya daha diyor ben gencim ömür var halbuki ölüm ne gence ne yaşlı ne ihtiyara bakıyor Ölüm bilmediğin bir yerde seni yakalar. İnsanların elinde şu kadar zaman yaşayacağım diye herhangi bir delili yok. Aynı zamanda uzun emel de şirktir. Allah'ın yerine karar vermektir.
Evet. Başka bir soru yok.
Sizden var mı soru? Söyle bakalım.
Hüseyin soru mu bakıyorsun?
Kimsede soru yok.
Ama Alparslan bana soru sorar. Nerede Alparslan'ın? Gel bakayım. Abdestte hocam. Abdestte mi? Evet. Ben de size bekliyorum burada. Soru sorun anlatayım.
Size hocam biraz da sen kendinden bize anlat desen valla benim size anlattığımı her zaman anlatıyorum ama gene de içim yanarak anlatacağım. Biz de hepimiz Müslümanlığa gelince kimseye kelam bırakmıyoruz. Mangalda da kül bırakmıyoruz. Ben Müslümanım diyorsun. Müslümanlık dilden olmaz.
Dil ustadır. İnsanı kandırır.
Hal insanı aldatır.
İlla bu kalp var ya, illa bu kalp. İşte hakikat odur. Öyleyse Müslümanlıkla iş yürümüyor. Müslümanız dedik, aile mefhumumuz bozuldu. Çocuklar anne babayı dinlemez oldu. Ama o anne babalara bu müstahak. Hiç acımıyorum.
Niçin acımıyorsun hocam? Senin merhametin yok mu? Benim merhametim onların üzerinde. Onlar da merhamet olsaydı çocuklarına Allah aşkını İslam'ın nurunu aşılardı. Çocuğunu ateşe atmazdı. Çocuğumun dediğini yapacağım diye kendini parçalayıp ne Allah kelamı ne de peygamberin ismini öğrettiler.
Meyvesiz bir ağaç gibi büyüttüler. Sen bundan ne bekliyorsun? Bu çocuktan ne bekliyorsun? Evvela aile de, aile bozuldu, aile.
Evet, bunun geri dönüşü de çok zor. Çocuklar evlenmiyorlar, niye evlensin? Dışarısı karı kız dolu.
Evlenenler de, efendim benim dediğimi yaparsa, istediklerimi alırsa, hep dünya, bu çöplük dünya. Ben ondan kalırım. Eğer kalmazsa kendime göre bir eş daha bulurum.
Sen Müslümanlığı yaşasaydın, bizim anladığımız Müslümanlık bir kız kocaya gittiği zaman annesi ve babası çocuğun annesi ve babasına bir de çocuğa bir de kızına eti sizin kemiği bizim derdi. Kızlar dul olarak anne babanın evine gelmeye hicap ederdi. Ölüm onlara bin defa gelsin diye dua ederlerdi. Onlar kocalarının evinde namuslarıyla yaşar ve orada namuslarıyla ölürlerdi. İşte İslamiyet bu.
Sen kimsin? Müslümanım diyeceksin. zaten Müslüman da. Dilden söylüyorsun, kalben değil ya. Ben bakıyorum. Anne baba namaz kılıyor. Çocukları çırılçıplak. Bu nasıl Müslümanlık ya? O çocuktan sen ne bekliyorsun sana? Çocuğunu başkası öldürüyor. Ya ölüyor. Hakikaten vuruyorlar, öldürüyorlar.
Türlü bahanelerle ortadan kaldırıyorlar. Adamın diğer kalbinde iman var. (?) Bu iman nuruyla kültürü, onunla konuşan bir kızı bir başkasıyla konuşurken (?) kıskanıyor. Bu sefer ona tuzak hazırlıyor, öldürüyor. Kız da çırılçıplak. Annesi, babası, millet de bunun taşında öldürdü diye. (?) Ya öldürdüğüne hak görmüyorum ama o çocuk da bağrına taşı basacaktı. Öyle biriyle istişare yapmayacaktı. O çocuğun bir kere kabahati burada. İslam ise, İslam erkeği namahreme dokunamaz. Bir kadına dokunamaz. Bir kıza dokunamaz erkek. Müslüman erkek. Namahremdir. E sen onları katlatmışsın, atlamışsın, böyle birisinden evlenmişsin, sözleşmişsin, (?) dışarıda hayat yaşıyorsun.
Ana baba bunu da biliyor. Çocuğu ölünce de yahut da öldürülünce de var yansın gidiyor.
Ya evvela çocuğuna sahip ol. Çocuğunun böyle olacağını sen bilmiyor muydun? Eğer biliyorsan her sonuca razı olman lazım. Bu çocuğu İslam üzerine yetiştirdin mi? Yok. Namaz var mı? Yok. Kelime-i şehadet var mı? Yok. Bilmiyor ya. Çocuk bir şey bilmiyor. Cünüp geziyor. Nasıl yıkanacak onu da bilmiyor.
Sen bundan ne bekliyorsun?
İslam'ı temsil eden hiç olmazsa diyanetten çıksınlar da bunları anlatsınlar insanlara aile mefhumunun bozulduğunu söylesinler gençlik yetiştireceğiz istediğin kadar gençlik yetiştir işte gençlik yetiştirdiğin gençlikleri de elinden alıyorlar 9 yaşında 14 yaşında 15 yaşında mafyalar veriyorlar çocukların eline silahla vurdurtturuyorlar. Böyle bir çete de var. Çocuğa sahip olamazsan her işi yapar Çocuk bir şey bilmiyor ki O çocuğun günahı ne Çocuk ortalığı görüyor Güllük gülistanlık Karşı tarafta para var Giyim var elbise var Tabanca var silah var benlik var Gurur var Çocuğa sahip olacaksın O anne baba Allah indinde de mesul evvela büyükler kendilerini düzeltecekler eğer o aile kendini düzeltmezse o çocuktan bir şey bekleme ve bu gittikçe daha da kötü olacak hocam söylüyorsun söylediğin tesir etmeyecek mi söylediğim tesir etmeyecek Çünkü insanların girişi kader değiştirmeyecek. Onların kaderlerini yaşayacaklar.
Daha kötü bir devre gelecek.
Evet. Ben ahirete intikal ettiğim zaman görürsünüz. Sözümü dinleyenler ah hocam nerede kaldın diyecek. Ya onu söyleyecekler.
Evet.
Evet, soru geldi mi bakalım? Soru var mı?
Var. Aynur Üyemiz söylüyor, der ki ellerinden öperim. Ben Asr-ı Saadet aplikasyonu indirdim. Bir sene kadar oluyor. Ben hem Kur'an'ı hem de ardından Türkçesini dinliyorum. Fakat başım açık, evde örtmek zor geliyor. Bu yanlış mı? Allah razı olsun. Evde örtmek zor geliyorsa, başın namahremin yanında örtük olduktan sonra, evinde de namahrem yoksa, annenin yanında, babanın yanında, kardeşlerinin yanında, amcanın yanında, dayının yanında, bunların kardeşleri (?) kardeşlerinin yanında başını açabilirsin. Ama dışarı çıktığın zaman kapanacaksın. Evet. Evet acizler. Evet.
Hazara selamün aleyküm hocam. (?) Ve aleyküm selam. Hadis kitabı yedinci, Resulullah Efendimizin duası. Rabbim beni mağfiret et. Bana rahmet buyur. Kırıklarımı iyileştir. Bana rızık ver. Derecemi yükselt diye dua ederdi. Bu duanın hikmeti nedir? 7. cilt 2619 hadis kitabı. Ver bakayım bana çocuklar onu. Bir peygamber böyle dua etmez. Bakalım. Ver.
2619
7. ciltte 6.225'den başlar.
Sen herhalde başka bir şey buldun. Getir bakayım bana. Sayfayı sorayım. Sayfa 2.619. 2.619.
İbn-i Abbas radıyallahu anh anlatıyor. (?) Resulullah aleyhisselam gece namazında iki secde arasında (?) Rabbim Rabbim
beni mağfiret et bana rahmet buyur kırıklarımı iyileştir bana rızık ver, derecemi yükselt diye dua ederdi şimdi burada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, peygamberler kolay kolay bunu söylemezler. Hiçbir peygamber de böyle bir dua yapmamıştır. Burada biz bunu hadistir dedik. Niye bunu hadistir dedik? Ama peygamber efendimiz bütün peygamberler bunun ruhundan yaratılmıştır. Peygamberlere has bir dua değildir bu. Peygamber Efendimiz'e mahsustur. Ona bazı şeyler has olursa diğerlerinden sakit olur. Hazreti Yunus kadar da bir cefa çeken var mı balığın sırtında? O bile Allah'ım beni kurtar demedi.
Hazreti Eyüp aleyhisselam kırk yıl yattı. Rabbim bana şifa ver demedi.
Hazreti Yusuf aleyhisselam kuyuda kaldı. Rabbim beni buradan kurtar demedi. Hapishanede kaldı. Beni buradan al demedi.
Ama Peygamber Efendimiz ümmeti üzerine dua eder. O alemlere rahmet gelmiştir.
Onun ayrıcalığı vardır.
Evet.
O rızık verenlerin en hayırlısıdır. (?) Hep ayetlerin karşılığı zaten bu.
Peygamberin diyor duası ümmetine duasıdır diyor. Zaten oradan dua ederdi. O kendine istemezdi bunu. Onun ne kırığı vardı ne de rızktan bir işi vardı.
Allah Allah yaparsan Türkçe'yi yanlış çevirirsen Artık çevir Çevirsin Şöyle diyor hocam Evet İşte öyle bir şey söylemez peygamber Aynısını söylüyor Burası da öyle söylüyor Bu fark etmez. Fark etmez. Yatsınlar. (?)
Aynısını söylüyor. Yanlış bir şey göstermiyor. Farklı söylemiyor. Bir tek bu beni güçlendir demiş. Orada bir kırıkları var. Neyse. Fark etmez. Yani bir peygamber böyle söylemez. Baştan söyledim zaten. Ama peygamber efendimiz ümmetine duasıdır bu. O kendine dua etmiyor zaten burada. Ha. Derecemi yükselt diyor ya. (?) Ezandan sonra okuduğumuz o ayet, sen sözünde durursun, Allah'ın peygamberin derecesine aliyet demiyor muyuz? (?) Makam-ı Mahmud onun değil mi? Allahu Teâlâ'ya verdiği sözden geri dönmez ki. Biz de ne diyoruz? Allah sözünde durmaz. (?) Vaat ettiğini Allah yerine getirir diyoruz. Değil mi? Ezandan sonra.
Resulullah Efendimiz'e dua ediyoruz. O da aynı şeyi söylüyor zaten. Bir şey demiyor ki onun içine çıkmıyor. Evet.
Hazar ayıya öyle. (?)
Diğer peygamberlere atfedemezsin bunu.
Biz hadisli diyoruz. Onun söylemesi bu. O ümmetine dua etmiştir.
Hiçbir peygamber ümmetine kolay kolay dua etmedi. Hepsi zorluklarla karşılaştı.
Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e bazen ona yakışmayan kelimeler söylüyorlar.
Şimdi burada başka ayet var mı bakayım?
Başka ayet var mı? Veyahut başka hadis var mı? Alparslan söylüyor efendim toplumun giderek nankör olduğu bir zamanda toplumun başına gelecek büyük bir beladan korunmak için ne yapmalıyız arz ederim diyor selamete çıkmak istiyorsan toplumun başına gelen beladan kurtulmak istiyorsan birinci şartın onlara uymamak. Birinci şart bu. İkinci şartın dilinin döndüğü kadar onlara hakkı anlatmak.
Üçüncü şartın: Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim, salaten tüncina biha min cemi'il ehvali vel afat, ve takdi lena biha cemi'al hacat, ve tutahhiruna biha min cemi'is seyyiat, ve terfauna biha indeke a'led derecat, ve tübelliguna biha aksal gayat min cemi'il hayrati fil hayati ve ba'del memat, bi rahmetike ya erhamer rahimin. Hasbunallahu ve ni'mel vekil, hasbunallahu ve ni'mel vekil, hasbunallahu ve ni'mel vekil, ni'mel mevla ve ni'men nasir, gufraneke rabbena ve ileykel masir. Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim. Rabbenağfirli ve li vâlideyye vel mü'minîne vel mü'minât yevme yekûmül hisâb. (?) Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun, ve selamun alel murselin, velhamdülillahi rabbil alemin. El-Fatiha.
Bunu okuyacaksın. Bu felaketlerden korunma duasıdır. Bunu her namazın başında her namazın sonunda okumak lazım. Her namazın başında her namazın sonunda okumak lazım. Ama sonunda da okusan olur. Ben sonunda okuyorum. Her namazın sonunda bunu okurum. Bazen sizlere de okurum. Bazen de okumam. Kendim okurum. Çünkü dua ben içinizden geçenleri biliyorum. Ne kadar hocam dua ediyor böyle. Hani fazla dua ettirmek istemezdi diyor. Aslında bu duayı okuyorum. Her namazın sonunda. Hepinize selamet diliyorum. ama sizin kalbinizden başka şeyler geçiyordu. Şimdi öğrendiniz. Artık daha geçmez kalbinizden inşallah.
Onu da söylettiniz yavrum.
Evet.
Başka? Başka var mı sorular? Bir tane daha var. Bakalım var mı?
Hocam bir sorum daha vardı. Bir arkadaşımın eşinin erkek kardeşi vefat ediyor ve kocası 'yeğenlerime bakacağım' bahanesiyle yengesiyle yakınlaşıyor. Şimdi de karısını boşadı, ölen kardeşinin eşiyle evlendi. Herkesin psikolojisini bozdu. Eski eşinin üç çocuğunun tamamen (?) dünyasını etkiledi. Normalleştirilebilir mi? Bu normal başlı bu bir şey değil değil mi hocam? Bu normal bir şey değil değil mi hocam diyor.
Senin arkadaşının eşinin erkek kardeşi öldüyse bu erkek kardeşi ölenden küçük mü büyük mü? Eğer ölen küçük de evlenen büyükse bu vebale girdi. O baba yerindeydi. Ama kardeşi büyük yani abisi öldü kendisi küçükse eşinden evlenebilir. Buna müsaade var.
Onun için İslâmiyette eşinin küçük kardeşi namahremdir. (?)
Ama büyüğü baba durumundadır.
Evet.
İşte bizde tek evlilik var ya insanlar mağdur olsun diye zaten Allahu Teâlâ da gücünüzün yettiği kadar evlenin diyor. E şimdi bu ayet-i kerimeye göre kişi gücünün yettiği kadar evlenmiş olsa o karısını boşar mı? Boşamaz. Onun ikinciyi alır. Üçüncüyü de alır. Dışarıda fahişelik kalmaz. (?)
İslam'ı terk ettik. Ondan sonra rebel arıyoruz. (?) Ya rebel kendimizde. Kanunlarımızı Allah'ın kanunlarından kanunlarını kendi (?) aklımıza göre kanun yaptık.
Başka var mı? Bir tane daha var herhalde. Efendim toplumun giderek nankör olduğu burasını yazdık, okuduk.
Yenileyim mi? Yenileyelim.
Hocam, Bakara Suresi 171'de inkar eden kişinin halini çobana benzetmesini anlamadım diyor. Sana o zaman daha azdan, daha düşükten anlatayım biraz.
Hayvan çobanın bağırdığını duyar değil mi? Duymamazlık yapmaz çünkü bağırıyor, kaçıyor sağa sola yattığı şey yapıyor, peşine geliyor çağırıyor. Ama ne dediğini anlar mı? Yok. İşte İslam'ın dışındaki insanlar da böyledir. Sen istediğin kadar İslam'a onu anlat onun kulağı sağır gözlerinde perde vardır, görmez, kalbi de mühürlüdür, İslam'a dönmez. Aynen çobanın bağırıp da İslam'ı ona telkin ettiğin gibi ne dediğini anlamaz. Ben bunu yaşadım. Ordu'dayım. Bahçede duvar yaptıracağım.
Rus pazarı vardır Ordu'da. Üç tane Rus şeyi var. Delikanlısı. Aldım geldim. Güzel de çalışıyorlar. Ben bunlara güzel yemek ikram ettim. Oturdular yiyorlar. Dedim ki hakkı tebliğ edeyim. Anlatmaya başladım. Vallahi duvar anlıyor, onlar anlamıyor. Bunu yaşadım ben. Duvar duvar. Duvara çözüp vurur. Onlar anlamıyor. İşte çobanın bağırması gibi. Söylemesi gibi. İşte onlar yer üstünde gezen hayvanlar gibidir dediği ayet-i kerimesinin karşılıkları. Ya.
şimdi anladın mı misafir misafir anladın mı yavrum evet anlamadıysan bir daha sor sor yoksa dersimi kapatıyorum. Kalın sağlıcakla, Allah'a emanet olun. Lillahi Teâlâ'l-Fatiha.
amin Ya Rabbel alemin.