29.11.2025 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 30 Kasım 2025 · 2025

Videonun metni

Bu açmayacak herhalde.

Evet, evet, ne diyor burada? Evet, hayır, bir şeyler geldi burada.

Hayır diyelim hocam ona. Tamam. Açın bunu hocam.

Evet, geldi ya. Maşallah.

Benim sorum var hocam. Meryem Suresi 57. Ayet-i kerimeyi açıklar mısınız? Nereden başlıyoruz buna? Hocam, bugün 29 yazanlar var hocam. Misafir hocam, 171'den inkar eden kişinin halinin çobana benzetilmesini anlamadım. Anlattım onu, o biliyor. Allah kabul eylesin hocam, sizleri severek izliyorum diyor. Hocam, onun altında ilahi nefes var? Benim sorum var hocam. Meryem Suresi 57. ayet-i kerime. Onu soruyor herhalde. Herhalde anlattım mı ben bunu?

Geçen hafta anlatmışım o zaman. Anlatmadım.

Haa. Bak şimdi şöyle olanlar anlatılmış. Evet hocam. O yeşil olanlar anlatır hocam. İlahi nefes hocam. Şu Bak. Şöyle yapalım. Şunu anlatacağız bir kere. 57. ver bakayım bana. Kur'an-ı Kerim nerede?

Kur'an-ı Kerim'i almışlar burada.

Dur bakayım burada olur mu? Dur. Bu mu acaba? Burada herhalde, burada dur. Evet, burada, burada gel.

Meryem Suresi mi diyor? Evet, Meryem Suresi. Kaçıncı sayfada oluyor? Meryem. Meryem Suresi 304'te başlıyor hocam. Bir dakika.

Maide. Meryem. (?) 304 mü? Evet hocam. 304'te başlıyor. 57. ayet. 308. sayfada hocam. 313. 308'de hocam. 308'de. Meryem Suresi 71 değil mi? 57. ayet hocam. 57. ayet mi? Evet hocam. 57. ayet, 42, 50, 51, 52, 57.

Onu üstün bir makama yücelttik diyor. Bu geriden okuyacak olursak halkına namazı ve zekatı emrederdi. Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimseydi.

Bunu Harun aleyhisselam'ı söylüyor burada. Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun'u ve bir (?) peygamber olarak armağan ettik. Resulüm, kitapta İsmail'i de an. Gerçekten o sözüne sadık, resul ve nebiydi. (?)

Halkına namazı ve zekatı emrederdi. Rabb'i nezdinde hoşnutluk kazanmış bir kimseydi. Burada da Hazreti İsmail'den bahsediyor. Hazreti İbrahim'in oğlu. Hazreti İsmail. Bir peygamber. Efendim.

Onu üstün bir makama yücelttik diyor. Burada Allahu Teâlâ herkesin anlayacağı bir lisanda bir peygamberi efendim insanlara Rabbimizin emrini yerine getirmek suretiyle anlatmasından dolayı üstün bir makama yüceltiyor. Allah kimseyi kendi emriyle yüceltmez. İnsanların yaptığı hareketlerle yükseltir. Şimdi senin burada sormak istediğin şu herhalde peygamberler hep aynı değil midir? Değildir. Dereceleri hep aynı değildir. Onlar da birbirinden üstündürler diyor Allahu Teâlâ. Peygamberler de birbirinden üstündürler. Ancak hiçbir peygamberi inkar edemeyiz. Bir peygamberi inkar edersen kafir olursun.

Burada peygamberler de derecelerle üstün olduğu için burada şöyle söylüyor. Ona üstün bir makama yücelttik diyor. yaptığı işle Allahu Teâlâ onu üstün bir makama yüceltti. Yani bunu Rabbimiz haklı olan bir makamının yerini vermiş oldu. Yani burada şunu da sormak istiyor herhalde. Allahu Teâlâ yani bunu sevdiği için mi buna çok büyük makam verdi demek istiyor. Bunun yapmış olduğu işi zaten anlatıyor. Allah'ın emrini yerine getirir onlara namazı emrederdi diyor. Ve kendisini Allah'a teslim etmiş bir peygamber. Peygamberler aralarında üstünlük varsa ki bunu da ancak Allah bilir. Allah da peygamberler arasında bir adaletsizlik yapmayacağına göre ona makamını yükseltti.

Peygamberler her ne kadar ahirete intikal etse de onlar diridirler. Evet.

Misafir, misafir der ki hocam, Papa'nın ülkemize gelip karşılanması ülkemizde ayin düzenlenmesiyle ilgili görüşleriniz nelerdir? Bir büyüğümüz, hocamız olarak bizlere bu konuda neler söylersiniz? Teşekkür ederim diyor.

Hiçbir insanın ibadetini engelleyemeyiz. Çünkü Allahu Teâlâ bizi yeryüzünde kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlamamız için gönderdi.

Taha suresinin 134. ayet-i kerimesi de bunu ispatlar. Der ki onları yani kafirleri biz bir azap ile helak etseydik. Ne diyeceklerdi bunlar? Bize peygamberler de kitaplar gönderseydin şu aşağıdaki rüsveyle düşmeseydik. (?) Şimdi Allahu Teâlâ kıyamete kadar kimin müslüm, kimin kafir gideceğini biliyor. Bu aramlar programlı. Herkes gelecek bu dünyada kendi (?) yaptığının karşılığını kendisine ispat edip siz nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz ayet-i kerimesine göre? Ahirete intikal edecek. Öyleyse burada Hazreti Fatih de bir çığır açan bir komutan İstanbul'u aldığı zaman bir mahalle Hristiyan bir mahalle Müslüman bir ada Hristiyan bir ada Müslüman olarak koydu. Herkesin kendisini bu dünyada nasıl bir insan olduğunu ispatlaması için yapmış olduğu fiili icraatlerle onları aşağılayamazsın.

Dışlayamazsın. Niçin aşağılayamayız? Niçin dışlayamayız? Çünkü Allahu Teâlâ siz hiçbir kimseyle istihza etmeyin. Yani alay etmeyin. Ola ki o insan sizden daha hayırlı bir insandır. Yani bugün hafaz görüyorsun, yarın Müslüman olur. (?) Bunların içerisinde diyor, İslam olup da kendilerini ispat edemeyenler, yani saklayanlar vardır diyor. Bu papa da olur, papaz da olur, Hristiyan da olur. Biz bunları bilemeyiz ama görünüşte kendi dinini sanki insanlara dinmiş diye ispat etmeye çalışıyor. Biz de diyoruz ki, inne'd-dîne indallâhi'l-İslâm. İslam'dan başka hiçbir din yoktur.

Çünkü din arıyorsan dört kitap Kur'an-ı Kerim'dedir. Tevrat'ta, Zebur'da, İncil'de dört kitap Kur'an'dır. Kur'an'dan bir ayet inkar eden kafirdir. Öyleyse sen Kur'an'a arkanı dönersen kafirlikle suçlanırsın. Allah indinde de kafir damgasını yersin eğer İslam olarak gitmezsen. Evet. Onun için herkes kendisini bu dünyada nasıl bir insan olduğunu ispatlaması için Allahu Teâlâ bizi bu dünyaya gönderdiyse öyleyse onların yaptıklarına karışamayız. Eğer karışacak birisi varsa o da Peygamber Efendimiz zamanında Yahudilere karışırdı. Ancak bizden bir emr-i bi'l-maruf var.

O da İslam dinini biliyor zaten. Öyleyse kendisinin nasıl bir insan olduğunu burada ispatlaması için kilisede gider. Hazreti efendim İsa'nın oraya gelip de dört İncil'den bir tanesi herhalde oradaymış. Oranın yeri. Orada ziyaret etmesi. Bunların kendi inançlarına göre yaptığı ibadetler. Bunlar yapmış olduğu tüm hoş iş diyor, kafir olarak giderse yapmış olduğu tüm hoş iş boşa gitmiştir. Bir peygamberin yerini biz de ziyaret ederiz. Ama biz onu peygamber olarak biliriz, Allah'ın oğlu olarak değil. Bu durumda biz şer'i hükümde, hükümlendiğimiz müddetçe kiliseye de gider bakarız ne yapıyorlar diye.

Efendim tarihi eserleri de gider görürüz. Nasıl bir insan, nasıl yaşadılar diye. Ama hiçbir zaman dinimizden taviz vermeyiz.

Evet misafir, sorabilecek başka sorun varsa sorursun. Aşağıda bir daha soruyorsun, aynı sorudan bir tane daha var. Dur bakalım. Zaman gitgide daralıyor, dünya giderek kötüleşiyor. Olur da bir gün sizi burada bulamazsak o günler için şimdiden bize söylemek istedikleriniz nelerdir? Ellerinizden öperim, sağ olun diyor. Bizden bir tavsiye istiyor.

Şimdi sana tavsiyeyi Hazreti Yakup aleyhisselam'ın oğullarına yaptığı tavsiyeyi tavsiye ederim.

Hazreti Yakup oğullarına vefat ederken diyor ki benden sonra kime ibadet edeceksiniz? Onlar da söylüyorlar. Atalarımız falancı falancı falancının ve tek olan Allah'a ibadet edeceğiz diyorlar. Bunun üzerine oğullarına Allah'ın ona bildirdiğini o da onlara bildirip vazifesini tamamlıyor. (?) Ben de size yerime birisi çıkar da ben de ona konuşma salahiyeti verir de o da İslamiyet'i yani hakkı tam size anlatacak bir durum hasıl olacak şekilde gelirse size diyeceğim ki şu evladımızı dinleyin. Dinleyin. Eğer öyle birisi çıkmazsa diyeceğiz ki siz Allah'ın kitabından taviz vermeyin. Şer'i hükümden ayrılmayın.

Namazı terk etmeyin. Gözlerinizle harama bakmayın. Kimseyi dolandırmayın. Haram yemeyin. Az olsun, temiz olsun, helal lokma yiyin. Ve takvaya yönelin.

tavsiyem bu.

Evet. Allah razı olsun. Güzel bir soru soruyor.

Ergün misafir der ki Selamün aleyküm hocam. Bir sorum olacaktı. Sorabilir miyim? Tabi soracaksın. Hiç bana sormana lüzum yok. Sorunuzu sorun. İstediğinizi sorun.

Yayın başlayınca diyor tek kez yazacağım. Yaz. Ne istersen yaz. Bir değil, üç değil, beş değil. Ben size ayetlerle cevap vereceğim. Bak şimdi misafirin söylediğinde ayetle cevap verdim. Hazreti Yakup'un oğullarına.

Hocam benim sorum reenkarnasyon ile ilgili. İkinci sorum ise şu, dine güncelleme gelmeli, dine güncelleme gelmeli mi diye düşünenler var. Bu konuda ne dersiniz diyor.

Bu, reenkarnasyon ne demek o ya? Yeniden doğuş hocam, reenkarnasyon. Yeniden doğuş. Ama Ayzemir'e güzel soru soruyor burada.

Şimdi Ayzemir evladımıza deriz ki bu renk renk rasyon dilimde dahi dönmüyor. Renkarnasyon denen insanların kendi uydurdukları bir kelamdır. Ben hiçbir zaman aklımdan söylemem. Sana ayet söyleyeceğim. Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde şöyle söyler.

Ruhlar öldükten sonra yani ruhlar ölmez de ruhlar ahirete intikal ettikten sonra bir daha geri gelişi yoktur. Biz sizi bir kez değil birkaç kez daha göndersek siz yine aynı işi işlersiniz diyor. Çünkü niye böyle söylüyor? Şimdi bunu biraz açalım. Her birimiz Kalu Bela'da A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde ahitleştik. Bu ahdimizi kendimize kader olarak yazdırdık. Ve kaderimize göre Allahu Teâlâ bize karakterler yerleştirdi. Bu karakterlerle dünyaya geldiğimiz zaman zamanı geldiğinde biz arzu ve istekte bulunuruz karakterlerimize göre bazı şeylere arzu istekte bulunuruz. Bizde iki tane akıl var.

Birisi akl-ı maad, bedenimizi idare eden akıl. Birisi de akl-ı maaş. Şey akl-ı maad, ruhumuzu idare eden akıl. Akl-ı maaş da bedenimizi idare eden akıl. Şimdi burayı ben sana biraz açayım. Anlayamadım buraları. Allahu Teâlâ bizi, lahut aleminde yaratınca ruh, nefis ve can olarak yarattı. Bu durumda sizin Rabbiniz benim dediği zaman orada üç bölüğe ayrıldık. Bak, ilk yaratılış. Orada aklımız var. Ruh, nefis ve canda akıl var. Buna akl-ı maad diyoruz. Ve konuşmaları Rabbimizin konuşmasını biliyoruz, yerleştirmiş bize. Nasıl ki yapay zekayı konuşturuyorsun o şekilde yerleştirmiş bize. aklı. Hazreti İsa'nın doğuşta aklı açık olup da konuştuğu gibi.

Bu durumda orada üç bölüğe ayrıldık. Akl-ı maaş da Mü'minun Suresinin 14. ayet-i kerimesinde bizi etle kemiğe bürüyüp zahiri görünümüzle dünyada yapacağımız işlerle Rabbimizi görmediğimiz bir alem içerisinde bizim yapacağımız fiili icraatlerle kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlayacağız. Bunun için Taha suresinin 134. ayet-i kerimesinde size anlattım. Ve dünyaya geldik. Şimdi akl-ı maaş, kendi görüşüne göre bir şeyler ister, arzu eder. Akl-ı maad, (?) o senin imanın, senin karakterine göre, senin yazılan kaderine göre. İsteğin bu aklın, karakterin içerisinde, kaderin içerisindeyse ona adım adım yaklaşırsın.

Kaderinin dışındaysa dua da etsen olmaz. Kaderinin dışındaysa. Ama hocam şöyle bir ayet var. Sizin dualarınız olmasa biz sizi ne yapalım? Kabul olmayan dua yoktur. Ayet-i kerimesinde. Şimdi senin kaderinin dışındaysa Allahu Teâlâ senin kaderinin dışına çıkacak bir şeyi sana verip de kendi fıtratının dışında sana bir hayat sağlamaz. Ne yapar? Senin o duanı ahiret alemine kaldırır. Ahiret aleminde sorgu suala çekildiğin zaman senin karşına birçok sorular, sevaplar çıkar. Sen de şaşırırsın, Allah'ım ben bunları yapmadım, bu nedir dediği zaman Allahu Teâlâ da sana sen dünyadayken bunları istedin fakat senin kaderinin dışında olduğu için yahut seni kötüye bir yönlendireceği için biz sana bunu vermedik, senin buna sabrınla bu duanı burada derece olarak sana fazladan veriyoruz diyecek.

Bak, kabul olmayan dua yok. Duan kabul oldu. Ama ahirette. Dünyada da kaderin içerisindeyse, o kaderine yakın bir zamanda sana duygular gelir. O duygularla dua edersin ve senin de karşına kaderin içerisinde olduğu için kaderini yaşarsın. Sen de ne dersin? Dua ettim de bak Rabbim bana verdi dersin. Dua etmesen de verecek, etsen de verecek. Ama dua edersen derecen yükselecek. Niçin duayı istiyor Allahu Teâlâ? Zatının bilinmesi için insanı yarattı. Bu durumda insanı kendi iradesinde serbest bıraktı. İnsanın Allah'tan istemesi, aczini bilmesidir. Allahu Teâlâ'nın zaten yaratma gayesi oydu. Ne diyor? Beni bil diyor.

E biz de onu bilirsek, Allah dersek ve Allah'a sığınırsak derdimizi, kederimizi isteğimizi Allah'tan istersek sen Allah'a lebbeyk dediğin zaman Allah da buyur kulum diyor. Ne istersin?

Sırtını insana dayayıp da ondan alacağın üç beş kuruşluk menfaati sen ben menfaatlendim dediğin zaman Allahu Teâlâ'ya karşı senin yapmış olduğun o iş senin bir de ameline göre günaha yazılır. Niye? O adamın vicdanından istifade ettin, o adamın merhametinden istifade ettin ve o adamı dolandırdın ondan üç kuruş almak için. Benden isteseydin ya diyor. Ya. Ne güzel.

Reaksiyon yok. Bir de dine güncelleme gelmeli mi diye düşünenler var. Bu konuda ne dersiniz? Güncellemek, insan aklının kendi arzu ve isteğine göre dini yönlendirmek demektir. Allahu Teâlâ dini yönlendirmiş, şer'i hükmünü insanlara bildirmiş ve mührünü de vurmuş. Bunun tek bir ayetini inkar edemezsin. tek bir ayetini ben güncelliyorum diye kendi aklına göre yönlendiremezsin. Zaten kendi aklına göre yönlendirilmiş olan bu ayetler, ayetin sahihi değil, mealleri, siyonizmin esasına göre güncellenmiş. Ve siyonizmin esasına göre yazılmış. Bizde o suç işleyen insanların bütün suçlarını Allah'a yükleyen insanlar, siyonizmin ağlama duvarına gidip de ağladığı, Allah'ı suçladığı gibi ayetin manalarını bu şekilde açan insanlar onların güncellemesidir bu.

Kur'an'ın güncellemesi olmaz. Kur'an'ın esası Kur'an'ın hak olarak ayetlerin karşılığı olandır. Yoksa Ahmet'in Mehmet'in güncelleyip aklına gelip de bu ayeti de böyle yazalım dediği zaman işte o güncellemesi Siyonizm'e yahut kendi aklına göre olan yazısıdır. Allah'ın kelamı değildir. Çünkü Allah bizim aklımızı eksik yaratmıştır. Külli akıl bize yolumuzu göstermiş. Karanlıklardan bizi kurtarmış. Ve Allahu Teâlâ Bakara suresinin 257. ayet-i kerimesinde Allah sizin dostunuzdur diyor. Sizi karanlıklardan alır, aydınlığa götürür. Tağut da sizin diyor düşmanınızdır. Sizi aydınlıktan alır karanlığa götürür diyor.

İşte o güncellemeler Tağut'un ta kendisidir.

Kur'an'ı güncelleyecekmiş. Nasıl güncelleyeceksin sen bunu? Allah'tan daha fazla bir akla mı sahipsin? Sana hayat verecek ayetlerini koymuş buraya. İşte Allah'ın ayetlerinin dışına çıkan insanlar medeni kanun deyip de Medeniyeti çırılçıplaklıkta arayanlar, aslında şeytanın ona vermiş olduğu gurur ve kibirler, şan ve şöhretle, bir kişinin ona kendi tatlı diliyle onu çarçur edip elindeki paçavra gibi kullanıp bir sabun köpüğü gibi söndürecek bir durumda, ona tatlı dille konuşup da onu perişan eden insanlar. E şimdi bu kadınlar, bu çırılçıplak olmasa, o insanların bu tatlı diline aldanıp da kendisini onlara paçavra gibi kullandırmasa, o mu şerefli yoksa kapalı olup da hakkın kelamıyla hareket edenler mi şerefli? Öyleyse sana bir ayet.

İzzet ve şeref arıyorsan, izzet ve şeref Allah'ın yanındadır. Sen bunu güncelleyemezsin.

Aydanur tekrar söylüyor.

Reenkarnasyon hakkında bir kitapta şöyle bir şey gördüm. Âl-i İmran Suresi 7. ayet, Sad Suresi 87 ve 88. ayetler, Bakara Suresi 28. ayet ile bir kısım insanlar reenkarnasyonla yani şimdiden başka bir bedenle yaşayıp sonra ölüp tekrar dirilip bir dünya başka bir bedenle gönderildiklerini bu ayetlerle ispatlıyorlar. Bu ayeti nasıl anlamalıyız? Allah razı olsun. Şimdi ben sana yedinci ayetten başlayacağım. Âl-i İmran'dan senin bütün ayetlerinin cevabını vereceğim. İnsanlar, Kur'an'ı dejenere etmek, İslamiyet'i ortadan kaldırmak için kendi akıllarına göre tevilde bulunuyorlar. Tevil, gediği açar. Ve insan küfre gider.

Bu tevildir. Ben şimdi sana Âl-i İmran 7. ayet-i kerimesini söyleyeceğim ki o ayette Allahu Teâlâ bak ne söylüyor şimdi.

Yok yok biliyorum. Şimdi ben şeye geleceğim 7. ayet-i kerimeye. Âl-i İmran'da. Hadi bakalım. 49 Bak şimdi ne diyor? Bunu zaten yedinci ayet-i kerimeyi yanlış açmışlar. Açlanır evladım. Bak şimdi ümmi olan Resule ben sana kelime (?) kelime açacağım bunu. Ümmi demek bizzat hiç dünyada hocası olmayıp da bizzat Allahu Teâlâ tarafından yetiştirilen, öğretilen kişiye ümmi denir. Dünyada hocası yoktur onun. Onun tek hocası Allah'tır. Ümmi olan Resul'e kitabı indiren yani Kur'an'ı onun kalbine veren Allah ki muhkem olarak kitabı hiçbir değişikliğe uğratmadan indiren odur. Kitabı hiçbir değişikliğe uğratmadan.

İndimizde bir kitap var ki levh-i mahfuzda mahfuzdur. Ona sonra da ne bir ilave ne bir eksiklik yapılır. Efendim bunun bir kısmı ayetleri Kur'an'ın esası olarak açık ve kesindir diyor. İşte şer'i hüküm bunlar. Kur'an'ın hükmüdür bu. Bir kısım ayetler de müteşabihtirler. Yani bunlara mana verilmez müteşabih ayetler. Mesela Allahu Teâlâ Kur'an'da Elif, Lam, Mim. Nedir bu? Yasin, nedir bu? Taha, nedir bu? Buna mana veremezsin. Buna niye mana veremezsin? Allah'ın kelamı harfler üzerinedir. Bu harfler bir araya geldiği zaman bir cümle meydana gelir. Bu cümle sana bir yol gösterir. Yani bir ayet meydana gelir.

Bu ayet sana bir yol gösterir. Ve şimdi burada sana niçin bunlara mana veremeyeceğini de burada açıkça o efendim rengarasyona kafasına vurursun böyle. Kafasına balyoz gibi vurursun. Niye burada böyle bir rengarasyon olmadığını. Bir kısım ayetlerde müteşabihtirler. Kalplerinde şüpheleri bulunanlar fitne çıkartmak için akıllarınca mana verip müteşabih ayetlerin teviline uyarlar diyor. İşte bu yer. Ne diyor? Kalplerinde maraz bulunanlar, hastalıklı olanlar, Allah'a inanmayanlar, dinden uzak olanlar. Ne yapıyormuş? Bunlar bu ayetlere mana vermeye kalkarlar diyor.

Halbuki o müteşabihin tevilini ancak Allah bilir. Hangi ayette yedinci ayette bu var? Yedinci ayette bu zavallı insan bunu yazan insan kendi aşağılığını ortaya koymuş. Kendi bilgisizliğini ve dinsizliğini ortaya koymuş. Ayet meydanda.

İlminde yüksek payeye erişenler ise, ilminde yüksek payeye erişenler, kim bunlar? Ahmet'ten, Mehmet'ten öğrenenler değil. Ya bizzat Allahu Teâlâ'nın yetiştirdiği insanlar,

müminler,

nefs-i raziyede tecelliyete, ilmelyakin durumuna gelenler, nefs-i marziyede kutbul azam olanlar, nefs-i safiyede sırrın sırrına vakıf olanlar, dinden batılları çıkaranlar. Bunlar ilminde yüksek payeye efendim maalesef şey olanlar ilminde yüksek payeye erişenler ise ona inandık. Hepsi Rabbimiz tarafındandır derler. Bunlar bu söyledikleri. Burada bir sonunda yanlış bir ayet açıyor. Ne diyor burada?

Bu inceliği ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar diyor. Halbuki akl-ı selim herkestir. Çok da insan akl-ı selimdir. Pek de düşünüp anlayanlar pek de nadirdir. Ama bunu kim anlar? Bunları ancak aklını çalıştıranlar ve o ilmin kapısından içeri girenler bilir diyor. O ilmin kapısından içeri girenler kimler? Nefs-i marziyede. Nefs-i raziye, nefs-i marziye. O ilmin içerisinde nefs-i raziyedir. Nefs-i marziye kutbul azam, nefs-i safiyede kutbul aktab. Senin hangi üçkağıtçın bunu yapıyor, bunu söylüyor? Ne diyor burada? Ak dilim de dönmüyor zaten. (?) Renkarenasyon. Ondan sonra Sad suresi 87 kaç?

457 hocam. 400? 457. 457. Şimdi Sad suresinin 457. ayet-i kerimesini açalım.

Arzu evladım. Bu üçkağıtçılara inanmayın. (?)

459. 457. 87-88. ayetler hocam. 87-88. Bakalım. Evet. Bu Kur'an ancak alemler için bir öğüttür diyor. Bak Kur'an. Nerede bunun dünyaya gelip de tekrar başka yere gireceğini. sizin gibi yahut insanları böyle ayetleri bilmedikleri için yok şu ayetin karşılığı derler. Seni sanki ayete bağlayıp da o senin reaksiyon dediği tekrar ruhların dünyaya geleceğini, başka kısmiye gireceğini sana sözde olmayan bir (?) ayet söylüyor. Ne diyor bu? Kur'an ancak alemler için bir öğüttür. Yani biz sizi karanlıklar içerisine gönderdik. Dünyada karanlıklar içerisindeydiniz siz. Biz size kitaplar ve peygamberler gönderdik önünüzü aydınlatmak için.

Ve size Allah ayetlerimizi gönderiyoruz. Eğer bu öğütümü tutarsanız hakkı bulur. Ben de sizin önünüzü aydınlatır. yapmış olduğunuz fiili icraatlarla yani insani davranışlarla yahut da Allah'ın emirleriyle davranışlarla cennete sahip olursunuz diyor. Şimdi 88'e geliyoruz. Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz diyor. Kimin haberini ölüp de birilerinin değil bir zaman sonra öğreneceksiniz dediği zaman buradan biz ahirete gittiğimiz zaman kıyamet kopup da mahkeme-i kübrada Allahu Teâlâ'nın hesabına çekildiğimiz zaman o zaman biz diyeceğiz ki ha bu doğruymuş Rabbimiz bize doğru yolu göstermiş meğerse biz de yanlış yola gitmişiz diyenler cehenneme doğru yolu bulup da Allah'ın emrini yerine getirenler de cennete.

İşte o zaman bulacaksınız diyor. Bir zaman sonra demesi. Bak ne diyor şimdi burada? Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra. Ne demek bu? Kısa bir zaman yani. Buranın bin yılı, ahiretin bir günü gibi. Burada bin yıl yaşayacak insan şey bin yıl zaman geçecek, orada bir gün zaman. İşte onun için kısa bir zaman sonra, az bir zaman sonra, dünya ahiri kıyamet kopup Allahu Teâlâ'nın huzurunda hesap verdiğimiz zaman, senin o koca kafa, o dinsizler, bunları böyle açıp senin aklını bulandırıyorsa, Bir tane göster bana, Hindistanlıların farelere taptığı gibi, fareleri yıkayıp da sularını içtikleri gibi.

Ya insan olan insan, o fareye inanır mı ya? Ölmüş de ruhu fareye girmiş. Peki, madem ki başka bir ceset de geliyorsa, dikkat et şimdi. Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde Ben insanı en güzel surette yarattım diyor. Bu adam öldüyse, bir daha dünyaya geldiyse, en güzel suret Allah'ın kelamı ortadan kalkıyor. Fare ya! Hayvan, hayvan! Bu mu şimdi en güzel suret? En güzel suret nedir? Süleyman Çelebi Hazretlerinin dediği gibi, zatımı zatına mir'at edindim dedi. Zat suretleriyle donanan Allahu Teâlâ insanları zat suretleriyle beraber yarattı. Hangi mahlukatına girmiş? Ölüp de insan suretinde, o şerefli surette gelen var mı?

Göstersene bir tane. Ya. İşte zavallı insanları böyle kandırıyorlar. Böyle. Çünkü dilinden, imanından, Kur'an'dan haberi yok. Diyanete de sesleniyorum yani bunu. Bu gibi insanlara cevap da vermiyor.

Böyle İslamiyet olur mu?

Bugün bir yerde Diyanet İmamı'nın diyor, şeyi var, fetvası var. Orada yapılanları burada anlatıyor. (?) Bak ne diyor burada. Bak. Bugün, bugün, bugün boşuna bu da hesaba çekilmemiş. Bak. Buyur. Ben sana burada göstereyim. Bugün bu yazı var. Yazıyı okuyorum şimdi. Diyanet imamı her şeyi itiraf ediyor diyor. Çok itiraf diyor. Biz niye İslamiyet'i anlatamadık diyor. İnsanlara İslamiyet'i öğretmedik diyor. İnsanlardan korktuk, Allah'tan korkmadık diyor. Ya bunu söyle, ben söylemiyorum. Ha adam burada. Bunu konuştur. Doğruyu söylüyor adam. Yakalama bunu. Doğruyu söylüyor. Ha? Başka hangi sure söyle bakayım bana burada.

Bakara suresi dördüncü sayfa hocam. Bakara suresi yirmi sekizinci ayet hocam. Bakara yirmi sekizinci ayet. Dördüncü sayfa. Şimdi orayı getireceğiz.

Yirmi sekiz. Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz diyor ki bak siz ölüyordunuz sizi diriltti. Siz ölüyordunuz, buraya geldiğimiz zaman kalbimiz bizim ikinci yaşamımızın simgesi, ikinci görünüşümüz bedenimizin simgesi. Siz diyor ölüydünüz, sizi diriltti. Sen öldükten sonra diyor, bak seni başka bir şeyde soktum demiyor. Bunun manası şu, sen dünyaya geldiğin zaman karanlıklar içerisindeydin, ne yapacağını bilmiyordun. Yolunu bile bulamazdın. Ben sana peygamberler ve kitaplar gönderdim, senin yolunu aydınlattım diyor. Dirilme, sana hakkı bildirdim. Seni kim yarattı, bu alemleri kim yarattı, sana zatımı tanıttım diyor.

Bak şimdi diyor.

Siz ölüyordunuz sizi diriltti. Sonra yine öldürecek diyor. Burada biz iki kez dirilir iki kez ölürüz. İyi dinle. Erzak evladım. (?) İki kez dirileceğiz. İki kez öleceğiz. Birinci diriliş beden üzerine burada. Birinci ölüş beden üzerine burada. İkinci diriliş ahiret aleminde yer başka bir yer diyor. Gökte başka bir yer olduğu zaman dünya dümdüz ortaya getirildiği zaman biz tekrar dirileceğiz. Sizi bir suyla sulayacağız diyor. O su altıncı katta sır denizi. İnsanda bir hücre var. Ölmez, çürümez, yanmaz. Dünyada dümdüz ortaya getirildiği zaman o filizi Allahu Teâlâ diriltecek insan (?) bedeni. Olduğu gibi çıkacak parmak uçlarına kadar.

Ruhla birleşecek. Yani karşılıklı gelecek. Siz bir sürücüyle benim huzuruma geldiğiniz zaman ayet-i kerimesine göre. Orada beden ruhun aleyhinde yahut lehinde şahitlik yapacak. Ruh da diyecek ki bedene niçin diyor benim aleyhimde şahitlik yapıyorsun. O da diyor ki beni konuşturan Allah konuşturuyor diyor. Ve şehadet bittikten sonra beden diyor ki ruha siz ilk yaratana döndürüyorsunuz ve orada ikinci kez ediyor. (?) İkinci kez. Allahu Teâlâ da ruhumuza dönüyor. Diyor ki siz ilk ölümden başka ölüm acısı tatmazsınız diyor. Nerede burada ikinci defa dirilmenin? Sen ölüyorsun da geliyor buraya diriltiyor burada.

Allah bunları ıslah eylesin. Ayetlerden anladıkları yok. Gaye insanları bu gibi olayları görüp insanlara yolunu şaşırttırma. Ama bilmiyorlar ki Allah her münafığın karşısına Rabbim onun karşısına birbirini diker. Evet. Devam edelim, okuyalım mı? Sizler tekrar dirilecek, diriltecek, sonra ona döndürüleceksiniz diyor. İşte ahirette tekrar dirileceğiz, ruh ve nefis karşılıklı gelecek ve sonra Allahu Teâlâ mahkeme-i kübrada hesabımızı görüp cehennem, cehennem, cennet, cennet. Evet. Bu ayetin manası bu.

Arzu evladım inanma bunlara. Kanma bunlara.

Sen ne kadar zor sorun varsa ne kadar şüphen varsa bana sor. Ayetle cevap vereceğim herkese. Bak zaten ayetle cevap veriyor.

Şuraya tekrar bakalım var mı bu soru.

ne diyor başka ayetler de eklemişler Duhan suresi 8. ayet, Rum suresi 27. ayet, Bakara suresi (?) 56. ayet, Efendim ayet bu sapık düşünceyle desteklemeye çalışıyorlar ne diyor başka ayetler de eklemişler diyor evet. Kim söylüyor bunu? Acize evladımız herhalde. Evet. Acize evladımız. Bunları da açalım mı? Açalım. Bunları da açalım. Evladım. Hocam Duhan suresi 495. sayfada. 495'te ne var? Duhan suresi Duhan suresi 8. ayet. Duhan suresi 8. ayet hocam. 495. 495.

489. 495, 8. ayet. Ondan başka ilah yoktur. Ondan başka ilah yoktur. La ilahe illallah. O diriltir ve öldürür. Öyle ya. Bizi diriltiyor ve öldüren. Şimdi, dirilme de ikidir. İki. Bir dünyaya geldik diril, bizi diriltti. Bir de ruhun dirilmesi. Eğer Allah'a yönelir, zikirle uğraşır, namazını, niyazını kılmaya başlarsan kalbin neşvünema bulur diyor. (?) Bak kalp hayat bulur. Ayet-i kerimede ne diyor o siz hiç tefekkür etmeyin. Kalbiniz tefekkür etmez. O hangi ayette? Kalbinizde diyor. Tefekkür etmez misiniz? Aşağıda okudum onu ben. Hiç tefekkür olmaz. Evet. Kalbinizde kalp tefekkürü olur. Bak. Şurada bir bakayım, bakayım şimdi onu bulabilecek misin?

Hac suresi 46. Tamam. Hac suresi 46. Doğru. Hac suresi 46. Şimdi Hac suresine bakalım. Bak şimdi Hac suresinde ne diyor? Efendim 331. sayfa.

344. 328 331 Hac suresi 46. şey Bak ne diyor Sana karşı çıkanlar Hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı Zira dolaşsalardı Elbette düşünecek kalpleri kalpte akıl mı var? Hak ayet ne güzel söylüyor. Düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu diyor. İşte biz iç içe yaratılmış iki şeklin birbirinin kucaklamasıyla yaşıyoruz. Kalpte ruhumuz dirilir Allah'a dönersen. Ve beden de senin yaptığın fiili icraatlarla senin filmini çeker ve seni Allahu Teâlâ'ya olduğu gibi şahit tutar. Sana karşı çıkanlar hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki gözler kör olmaz.

Lakin göğüs içindeki kalpler kör olur. He. Demek ki bu gözler kör değil. Bakıyor ama göğüs içindeki kalpler kör olursa hakkı inkar edersin. Bu namertler gibi. Evet. Bu dinsizler gibi diyeceğim. Bu kadar ayet gösteriyorsa buna demek ki Kur'an'dan uğraşıyorlar. Evet. İnşallah akıllanır da döner.

Duhan Suresi 8. Ayet. Nerede o?

495 hocam. 495 bakalım.

Duhan Suresi 8. Ayet. Bak ne diyor. Ondan başka ilah yoktur. La ilahe illallah. O diriltir ve öldürür. İşte böyle. Hem bu dünyada hem de ahirette diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınız da Rabbidir diyor.

Dünyada yaşayan ebedi yaşayan var mı? Bana gösterebilir misin? Hazreti Nuh kavmi arasında 960 sene yaşadı. Nuh tufanından sonra da 240 sene yaşadı. 1200 sene. Ahirete gitti. Yine dirilecek mi? Dirilecek. Nerede? Kıyamet koptuktan sonra. Yoksa Secde suresinin kaçıncı ayet? Bak on ikinci ayetini yazsana. On ikinci ayet-i kerimeyi. Secde suresi.

Dört yüz on üçte mi?

Neml suresi. (?) Ankebut. Dört yüz on beş hocam. Dört yüz? On beş. On beş. Evet. Dört yüz on dört dört yüz on beş. Bak ne diyor? O günahkarların Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri kıyamette kopmuş. Mahkeme-i kübra şimdi bu. O günahkarların Rableri huzurunda başlarını öne eğerek Rabbimiz gördük duyduk. Şimdi bizi dünyaya geri gönder diye iyi işler yaparım yapalım. Artık kesin olarak inandık diyecek zamanları bir gör sen diyor. İşte biz sizi bir kez değil birkaç kez daha göndersek siz yine aynı işi işlersiniz. Çünkü bana verdiğiniz ahdi değiştiremezsiniz. Size bu kader olarak yazılmış. Sen elma çekirdeğisen seni ben on defa bin defa dünyaya gönderip de toprağa diksem gene elma vereceksin. Armut çekirdeğisen armut vereceksin.

Sen gene bu alemi unutacaksın gene sen karakterlerinden aynı işi işleyeceksin. Biz sizi bir kez değil diye bak bin kez daha birkaç kez daha göndersek aynı işi işlersiniz. Tamam. Nereden çıkıyor reaksiyonlar bilmem neler falan.

Bakara suresi elli altı. Bakalım şimdi Bakara suresi elli altı ya. Hemen dedim. Elli altı.

Yanlış açılan bir ayet zaten. Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki şükredersiniz. Bu ayetler, bu salakların, Allah'ın ayetlerini okumadan, Kur'an'ı çok güzel okumuş, nerede bu ikinci defa dirilme var, onları söylüyor. Halbuki Yahudiler, İsrailliler, Hz. Musa'ya diyor ki, biz Allah'ı görmeden inanmayız diyorlar. Öyleyse bu gözlerle Allah'ı kimse göremeyeceği için yıldırımla öldürüyor onları. Yıldırımla. Ondan sonra tekrar diriltiyor. Kendi kavminde. Peki bu ayetleri sana gösteren adam bu diğer bu ayetlerin nasıl meydana geldiğini bilmiyorsa bu adamın peşine takılır mı? Bu sapın peşine takılınır mı? (?)

Başka neresi var? Rum yirmi yedinci ayet hocam. Kaç? Dört yüz altıncı sayfa. Rum? Rum yirmi yedinci ayet. İki yüz kırk altı. Dört yüz altıncı sayfa hocam. Dört yüz altıncı sayfa. Dört yüz altıncı sayfa. Kaçıncı ayet? Yirmi yedinci ayet hocam. Yirmi bir. Yirmi yedi.

İlkin mahlukatını yaratıp ölümden sonra bunu yaratmaya tekrarlayan odur ki bak hep tekrarlamayı diyor. O onun için pek kolaydır diyor. İlkin yaratma mı zor yoksa öldürdükten sonra daha kolay yaratmak mı daha zor. Şimdi bir buğday tohumunu kabul et. Bunu ilk yoktan yaratmak mı zordur yoksa bu tohumu yarattıktan sonra bundan üretmek mi daha zordur. İlk yaratmak elbet ki zordur. Sonra sizi diriltmek daha kolaydır diyor. Çünkü buna o buğdayın özünü koyuyor buna. Evet.

İlk mahlukatını yaratıp ölümden sonra bunu yaratmayı tekrarlayan odur ki bu onun için pek kolaydır diyor. Peki niçin yaratacak? İnsanları dünyaya zahir bedene bürüyüp zatının görünmediği bir alemde imtihan edecek. Niye? Aklınız yaramaz ama söyleyeceğim burayı. Lahut aleminde ruhlar yaratıldığı zaman Allahu Teâlâ sizin Rabbiniz benim dediği zaman aynen insan suretinde işte insan suretinde gördüğü için gurur ve kibirlerinden Allah'a iman etmediler. Üç kısma ayrıldılar. Üç kısma. Vakıa suresinin yedinci ayet-i kerimesinde Bütün ezbaç birbirinden gelmeyiz (?) sınıf.

Bu sapıklar bunu biliyor mu? Orada üç bölüğe ayrıldık. Beni burada insan suretinde gördünüz, inanamadınız. Şimdi gaybi bir aleme göndereceğim sizi diyor. (?) İşte bu alemleri yarattı. İkinci bir bedene soktu bizi. Zahir bedene bürüdü bizi. Dünyaya gönderdi. Şimdi siz diyor nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz diyor. Hadi bana burada gördünüz. İnanmadınız. Şimdi hodri meydan diyor. Geldim buraya. Bu sapıklar buna da inanmazlar. Evet. Sonra ikinci bir dirilişle, hayvanları bile diriltecek Allahu Teâlâ ikinci bir dirilişle. Çünkü onlar da birbirlerinden haklarını alıp yok olacaklar.

İşte adalet arıyorsan Allah'ın adaleti. Evet. Göklerde ve yerde tecelli eden en yüce sıfat O'nundur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir diyor. Başka ne hangi ayet? Hocam Âl-i İmran Suresi 27. ayet sayfa 52. Evet. Sayfa 52.

Kırk dört Kırk sekiz Elli bir Kaçıncı ayet? Yirmi yedi hocam Yirmi yedi mi? Yanlış açılan ayet. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarırsın, dilediğine de sayısız rızık verirsin diyor. Dileyene. Dilediği değil de burada yalnız atmayı şey yapalım, bırakalım. (?) Ne diyor şimdi? Geceyi gündüze katar. Yani dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü, güneşin. Efendim karşısında kendi ekseni etrafında döndüğünü. Güneşin tarafına gelen aydınlık döndüğü zaman gece, karanlık oluyor. Dünyanın 24 saatte 40 bin kilometre yol aldığını ve saatte 1666 kilometreyle beraber güneşin etrafında dönerken elif şeklinde olan dünya (?) bazen kutbun, güney kutbun şeye yaklaşması güneşe yaklaşması bazen de kuzey kutbunun güneşe yaklaşmasıyla hem mevsimler meydana geliyor hem de geceyle gündüzü meydana getiriyor.

Kısalması yahut uzaması. Şimdi geceyle gündüzü katar, gündüzü geceye katar. Ölüden diriyi çıkarır. Ölü biz ölüydük. Mesela kalbimiz ölü, diriyi çıkartır. Yani Allah'ın kelamıyla diridiriz. Veyahut diriyi yaratır, diriyi yaratır, öldürdükten sonra tekrar onu tekrar yaratır. Çünkü onda bir hücre var. O hücreler kendi cinsinin hücresidir. Parmak uçlarına kadar insanlar veyahut da diğer nebatat hücreler, tohumlar dökülüyor, aynısı oluyor. Maydanozunki maydanoz, Efendime söyleyeyim. Rokanınki roka. Hepsi kendi tohumlarıyla beraber kendileri oluyor. Efendim bitkiler kuruyor. Onun tohumu onu toprağa düştüğü zaman diriliyor.

İşte ölüden diri. Diriden ölü. Allahu Teâlâ ilmiyle yaratmış bunları. Ölüden diriyi çıkartır, diriden de ölü çıkartır. Dileyene de kaderleri içerisinde sayısız rızık verir diyor. Dileyene o ahiret aleminde Allahu Teâlâ'dan ne dilediyse bu durumda hem öldürür hem diriltir. Bu demek değildir ki öldükten sonra insan tekrar dünyaya gelir. Bu başıboş değildir. Bak ben sana söyleyeyim. İnsan ölünce, ölünce, ölmeden ne söyleyeyim evvela? İnsan lahut aleminde Allahu Teâlâ'ya ya evet dedi ya hayır dedi. Oradan alınır, berzaha konur. Berzahtan Allahu Teâlâ bunu alır, A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesinde ahitleşir.

Ahidini verdikten sonra hangi zamanda ne istediyse onu ayarlar, tekrar berzaha koyar. Berzahta zamanı geldiği zaman onu hangi anaya, hangi babaya verip de daha güzel onlar birbirlerini dünyada geçinip de kendilerini bana ispat ederler diye onu Allah biliyor. O aileye evlat olarak verir. Burada onlar kendilerini ispat ettikten sonra ki dirildi, bedene soktu, birinci diriliş beden üzerine. Efendim, kendisini ispat ettikten sonra ahirete intikal eder, yani ölür. Öldükten sonra kıyamet kopacak. Kıyametten sonra Allahu Teâlâ tekrar bizi diriltecek. Dirilttiğimiz zaman ruhla beden karşılıklı gelecek ve mahkeme-i kübrada hesap vereceğiz. Ondan sonra beden ikinci kez ölecek.

Ruhlar üzerine ölüm olmadığı için ruhlar cennette ve cehennemde ebedi kalacaklar. Evet. Başka var mı? Vakıa suresi 61. ayet var hocam. Kim? Vakıa suresi 61. ayet. Sayfa 535 hocam. 535. sayfa. Vakıa suresi şöyle.

61. ayet-i kerime mi? Evet hocam 61. böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var edelim diye. Bak ne diyor şimdi. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve biz önüne geçirebileceklerden değiliz diyor. Ölümü takdir eden biziz. Biz önüne geçilecek birisi değiliz. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim. Kim bunlar? İnkar edenler için. Onları helak ediyor ve yerine yeni bir nesil getiriyor. Yeni bir nesil de onların atalarının izini takip edince ayette şöyle söylüyor. Atalarının diyor, üzerinden diyor az bir zaman geçmesine rağmen, yani helak edilip de üzerlerinden az bir zaman geçmesine rağmen nasıl da diyor atalarına benzediler.

Aynen. Şimdi böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var edelim diye. Yani onlar dünya alemini bilmiyor. Tekrar onları helak edip ahiret aleminde zamanı geleni dünyaya getirecek. Bilmediği bir alem. Ona da Kur'an'ı önüne gönderecek, peygamberler gönderecek, alimler gönderecek, onun da önüne ışık tutacak. Daha yukarıdan okursak bunu. Şöyle söylüyor. Bak ne diyor. Sizi biz yarattık, tasdik tasdik etmeniz gerekmez mi diyor. Bak şimdi. Bunlar hep yarım yamalak insanları aldatmışlar. Tasdik etmeniz gerekmez mi? Söyleyin öyleyse. Rahimlere döktüğünüz meni nedir diyor.

Mikroskop altında bin defa büyütülüp de onun o rahimde bir (?) fotoğraf makinesinin enstantanesinin açılıp kapandığı kısa bir zaman için o rahim onu bir tane o şeyi insan şeyini menisinde o hücreyi kapıp kapanması. Bazen geç kapanırsa iki tane üç tane alıyor. Efendim ikizler üçüzler oluyor. E bu durumda Allahu Teâlâ'nın ilmiyle yarattığı bunları meni nedir? Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz diyor. Burada. Aranızda ölümü takdir eden biziz diyor. Buyur. Ve biz önüne geçilebilecek yerden değiliz diyor. Yani sizin sahibiniz benim. Sizin dönüşünüz de bana. Bütün nefisler ölümü tadacak.

Dönüşünüz banadır diyor. Allahu Teâlâ. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir alemde tekrar var edelim diye. Yani biz sizi, beni tanımazsanız sizi helak ederim. Yerine benzerlerinizi getiririm ve hepinizi de bilinmeyen bir alemde tekrar diriltirim. Nerede? ahiret alemi. Ant olsun. İlk yaratılışı bildiniz diyor. Bak şimdi buraya söylemiyorum. İlk yaratılışı bildik. Anamdan doğdum diyorum. Anamdan doğdum. Düşünüp iletilmez mi? Almanız gerekmez mi diyor. (?) İlk yaratılışını bildin. Sonun ne olacak diyor. Şimdi bana ektiğinizi haber verin. Onu siz mi bitiriyorsunuz?

Yoksa biz mi bitirelim? Bitiren biz miyiz diyor. O sebzeleri nebatatı yaratan Allah. Bu durumda insanlar ayetleri parça parça bölerse böyle Kur'an'ı güncellemeye kalkarlar. Buraya göre. Güncelleyecek bak Kur'an'ı.

Bunlar aciz evladım. Bunlar dinsizin kendisi. Bir. Dini İslam'ı parçalamak için insanların fikirlerini değiştirip altında birçok oyunlar var.

Bu siyasete ulaşır. Bu devlete karşı senin itikatını sarsar. Çünkü benim bildiğim solcular başa gelecek olursa ne kadın tanır ne namus tanır. Eğer namus tanısaydı, kadınların başlarını açmazdı.

Bir tanesi zamanın birinde, ben hacca gittim dedi. Allah'ı çok seviyorum. Beni de yemeğe davet etti. Kocası da yanımda. Benim de hatun yanımda.

Ben de dedim ki, sen Allah'ı çok sevmiyorsun dedim.

Bozuldu kadıncağız biraz.

Niye dedi? Nereden biliyorsun sevmediğimi? Sen Allah'ı sevseydin başını örterdin dedim. Kıpkırmızı oldu.

Hacca da gittim dedim. Allah'ı sevseydin başını örterdin. Çünkü Allahu Teâlâ mümin kadınlara söylüyor. Başınızı örtün. Yakasını ziynetlerinizin üzerine koyun. Ben kadınlara süs deyince Allah süs olarak yaratmış. Ziynet nedir? Ziynetin üzerine koy diyor. elbiselerinin topuklarına kadar uzat diyor. Kollarını efendime söyleyeyim incik bileklerine kadar diyor. Örtün. Hatlarınızı belli etmeyecek şekilde giyinin. Bu giyiniş sizin incinmemenize daha uygun diyor. (?) Bugün bak dışarıda kadınları öldürüyorlar. Onların giyimlerine bir bakın kim bunlar.

Onca yestim der ki efendim dine giren batılları ayıklamanız, yanlış açılan (?) ayetleri düzeltmeniz ve Kur'an'ın tekrar aslına uygun açılışıyla insanların anlayışına uygun şekilde yazdığınız meal ve tefsiriyle İslam'ın anlaşılmasında çok güzel bir güncelleme yaptınız. Allah sizden razı olsun diyor. Allah sizden de razı olsun. Bu Kur'an Siyonizmin kökenine göre yazılmış. Bir tane suç insanda yok. Hep Allah'ı suçlamışlar. Ya Allah insandan ahitleşmiş, arzu ve isteğini kendisine vermiş. Sen onu bilirsen o sana yaklaşır. Bir baba milyon evladı olsa milyon aralarında ayrım yapar mı? Ki Allah bu adaleti şaşmaz bir adalet.

Ve insanları sevdiği kadar hiçbir şeyi sevmez. Rahmetinin yüzde birini dünyaya göndermiş, yüzde doksan dokuzunu kendime sakladım, Kullarımı yargılayacağım diyor onunla. Böyle bir Rabbimiz varken bu dinsiz imansızlar Allah'a karşı çıkanlar Allah'ın ayetlerini güncellemek isteyip de insanları dininden yapmak isteyenler üç (?) beş kuruş menfaat karşılığında ebedi saadet yurdunu zindana çevirenler akıllarını kullanmayıp kendi akıllarını başkalarının akıllarına ipotek eden insanlar. Bunların lafları dinlenmez. Çünkü kendinde değil, bir başka uydunun kelamını ortaya getirmek için öne sürülen palyaçolar bunlar, piyonlar bunlar.

Evet.

Veler, vaktimiz geldi. Burada başka ders, soru var mı? (?) Bakalım. Varsa anlatalım, ondan sonra da gidelim. Evet. Şurada ne diyor. Yeniden şükrediyorum ki sizi tanımışım, Allah nasip etmiş ve varlığınızın nedenini bir kez daha ispatladın ki Kur'an-ı Kerim'in bu bilerek yanlış açılan ayetlerine karşı yazdığınız kitapları kitaplar bizi bir kez daha şanslı hissettirdi. Allah razı olsun. Burada selamün aleyküm efendim. 87. A'la suresi 7 ayet-i kerimeyi okursanız bir okuduğunu bir daha unutmazsınız diyorlar. Ayet-i kerimeyi nasıl anlamalıyız? Mübarek ellerinizden hürmetle öperim. Sana orayı okumadan şöyle baştan bir söyleyeyim sana.

Şöyle söyleyeyim.

Ben senin kalbine Peygamber Efendimiz'e söylüyor. Kur'an'ı yerleştireceğim. Sen hiç unutmayacaksın diyor. Bak. Peygamber Efendimiz hariç bunu unutmayan yoktur. Ayet sarih. (?) Kur'an'ı senin kalbine yerleştireceğim. Sen hiç unutmayacaksın diyor. Başka da bunu söylemek, söylemeye lüzum var mı acaba? Ne diye? A'la Suresi aç bakalım. 87. A'la Suresi. 7 ayet-i kerime. Kaç? 591. 591. Okuyalım bakalım. 585. 500.

91 Sana Kur'an'ı okutacağız. Artık Allah'ın dilediği hariç sen hiç unutmayacaksın diyor. Allah'ın dilediği değil. Bak şimdi. Sana Kur'an'ı okutacağız. Allah'tan dileyen hariç sen hiç unutmayacaksın diyor. Allah'tan dileyen hariç. Demek ki burada sen gayet de açık söylüyor. Kur'an'ı okutacağız. Allah'tan dileyen hariç sen hiç unutmayacaksın diyor. Demek ki bir ayette olsa, iki ayette olsa unutan olacak yani. Ama Peygamber Efendimiz hiç unutmayacak. Bu onu tasdikliyor. Hiç unutmayanlar da olacak ama arada şaşıranlar olacak diyor mesela. Var öyle şaşıranlar olmuyor mu? Hoca o namaz kıldırırken Mekke'de, Medine'de bazen şaşırıyor.

Arkadaki ona ayeti okuyor. İşte peygamber hiç böyle bir şey olmayacak. Evet. Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun. Hocam hacla ilgili bir şey var. Hacla ilgili bir soru vardı hocam. Var mı? Ergün gelmiş hocam misafir. Ergün misafir almış. Hadi bakalım.

Evet. A'la suresi. Sana Kur'an. (?) Yok başka gelmedi. Azıcık orada hocam. Biraz daha yukarıda. Şurada hocam. Bu mu? Evet hocam. Hocam sorum şöyle. Bu yıl babama hac çıktı. Artık gidecek gücü kalmadı. 85 yaşında. Hem bedenen hem malen gücüm yok diyor. Vekaleti veriyor. Fakat maddiyatı olmadığı için ben veriyorum. Hac için. Ama kabul etmiyor. Hac çıkmış. 16 sene sonunda bana hiç görevin görevini ben ödeyeceğim için hacca sen kendi adına yap diyor. Ben hac hakkımı sana veriyorum dedi. Feragat edebilir mi? Lütfen bilgi verir misiniz? Bak şimdi. Baba ne diyorsa babanın sözünü yerine getir. Sana verebilir. Hak, hac hakkını verebilir.

Eğer parası varsa bak kendi gidemiyorsa yerine bir adam gönderebilir. Ha on altı sene evvela durum iyiydi de yol bulup gidemedi. Bu sefer efendim parası kalmadı da gücü de yetmiyor. Allah gücünün yetmediği bir kimseye yük yüklemez. Bu durumda. Ve de diyor ki ben sana veriyorum bunu. Sen git diyor. Paran da varsa gidebilirsin. Babanın yerine de umre yapar ona dua edersin. Onun da kaderinde olsaydı çoktan giderdi. Evet. Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun. olan. Lillahi Teâle'l-Fatiha.

Bunları koysunlar şeye. Tesvika şuraya, buraya, internete imzal okumalar okusunlar. (?)

Yanlış yere bastık.

Şunu

yayına başlasın da onu şeyde kapatayım efendim böyle düzgün kapatırsam güzel açıyor geldi

Evet, şimdi şuradan şunu çıkartayım bitir ve çık diye buradan gireceğiz.