13.12.2025 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Soru yok beyler.
soru tahtasında soru yok sizin sorularınız var mı
Sorularınız yoksa ayetlerin yanlış açılan ayetlerin niçin yanlış açıldığını niye yanlış, neresi yanlış olduğunu sizlerle ayetlerin hakkında paylaşalım. İstişare yapalım.
Gelişi güzel. Kur'an'ı açalım bakalım neresi çıkacak. Hangi yanlış ayet çıkacak. Ne biser bismillahirrahmanirrahim. (?)
Tevbe suresinin 30. ayet-i kerimesi geldi.
Yahudiler Üzeyir Allah'ın oğludur dediler. O ne güzel.
La ilahe illallah kalktı Allah'ın oğlu meydana çıktı.
Hristiyanlar da Mesih İsa Allah'ın oğlu dediler getir (?) bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir diyor doğru sözlerini daha önce kafir olmuş kimselerden sözlerine benzetiyorlar Allah onları kahretsin diyor nasıl da haktan batıla döndürülüyorlar yanlış yeri bana kim söyleyecek söyle nasıl olur da haktan batıla döndürülüyorlar diyor hocam tamam da burada yalnız orası değil bir yer daha var bir de Allahu Teâlâ'nın beddua etmesi var hocam. Maşallah. Evet. Güzel.
Allah kimseye beddua etmez. Ne diyor? Bak. Allah onları kahretsin diyor. Halbuki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e alemlere rahmet göndermiş. Kur'an'ı da alemlere rahmet gönderiyor. Her ne olursa olsun yine gel. Allah'ın kapısı açık. Allah yarattığı kullarında ayrım yapmıyor. Bizim nasıl bir insan olduğunu bilmemize rağmen, biz gayrimüslim miyiz, müslüman mıyız, cennetlik miyiz, cehennemlik miyiz bilmesine rağmen bizi dünyaya gönderdi.
Allahu Teâlâ eksik sıfatlardan münezzehtir. Kimse onu eksiklikle yargılayamaz.
Ona eksiklik atfedemez.
Lahut aleminde yarattı. Rabbiniz benim dedi. Orada üç bölüğe ayrıldı. İnsanlar. Ayrıyetten tek tek onlarla ahitleşti. A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesi. (?)
Hepimizin ne olduğunu bilmesine rağmen dünyaya niye gönderdi?
Şimdi burası
birazcık insanların kendi akıl kapasitelerinin üzerinde ama aklını kullanırsa hakkı görür.
Allahu Teâlâ İrat Suresinin yok İrat değil ne (?) hangi sureydi o ya? Talak. Talak. (?)
Ne? Taha Suresi değil mi? 134. ayet-i kerime. Doğru. Taha Suresi. Bak. 311. sayfa.
Evet.
Taha Suresi 134. ayet-i kerime. Orayı size şimdi okuyunca daha güzel anlayacaksınız. Eğer biz bundan Kur'an'dan önce onları bir azapla helak etseydik diyor. Kur'an'dan öncesi ne demek? Tevrat, Zebur, İncil Kur'an'dadır. Kur'an'dan önce dediği zaman Allahu Teâlâ biz evvelde ne dediysek ahirette de odur ve her söylediğimiz Kur'an'dadır. Yani Hz. Adem'den beri Kur'an-ı Kerim'den anlatıyor Allahu Teâlâ.
Bu durumda Kur'an'dan önce dediği zaman biz insanları dünyaya göndermeden önce diyor. İnsanları dünyaya göndermeden önce onları bir azap ile helak etseydik yani A'raf (?) suresinin 172. ayet-i kerimesinde biz sizlerden ahitleştik diyor. Ahitleştik. Bak ne diyor. Kıyamet günü biz bundan habersiz demeyesiniz diye Ademoğullarından zuhur edecek zürriyetlerini kendilerine şahit tuttu ve dedi ki ben sizin Rabbinizim. Onlar da diyor burası yanlış. Onlar demiyor. Allahu Teâlâ evet Rabbinizim dedi. Oraları hep yanlış açılmış. Şimdi kelam kelama açıyor. ama mecburuz yanlışları düzeltmeye niçin Allahu Teâlâ evet Rabbinizim dedi burada onlar da evet buna şahit olduk dediler diyor bu Allahu Teâlâ'yı sıfatlar eksik sıfatlarla sıfatlar Allahu Teâlâ insanları yarattığı ruhundan bir cüz'ü verdi insan kendi yaratılışını kendi verdiği kararla iradesiyle Rabbini bilip bilmeme de serbest bırakıldı burada evet sizin Rabbinizin dediği lahut aleminde Allahu Teâlâ bütün ruhları yarattığı zaman sizin Rabbinizin benim dediği zaman orada üç bölüğe ayrıldık.
Vakıa suresinde de öyle söyler. Biraz geniş açıyorum ki daha güzel anlaşılsın. Yoksa asıl bunun cevabını size anlattıktan sonra cevap vereceğim. Yok buraları bilmedikten sonra anlaşılmaz.
Orada üç bölüğe ayrıldık. Vakıa suresinde de yedinci ayet-i kerimede: Ve küntüm ezvacen selase. Bütün ezvaç birbirinden gelme. Üç sınıf. Ve ashabül (?) meymeneti ma ashabül meymeneh. Ey sağcılar size müjdeler olsun. Ve ashabül meş'emeti mâ ashâbül meş'emeh Ey solcular size yazıklar olsun Vessâbikûnes (?) sâbikûn Ülâikel mukarrabûn fî cennâtin naîm Dediği ayet-i kerimede de (?) Mukarrebin sınıfı. Bunlar Evliyalar, Enbiyalar, Şehitler, Şehadeler, Zümresel. (?) Şimdi ilk yaratılmış insanlar ne kadar dünyaya gelecekse artık kaç milyarsa Allahu Teâlâ Peygamber Efendimiz onun yanında Rabbimiz sizi ben yarattım diyor.
ve düşünme payı bırakıyor. Orada üç bölüğe ayrıldık. (?) Şimdi eğer onlar şahit olduk sen Rabbimizsin dediği zaman Allahu Teâlâ onların kendilerini Rab olarak kabul etmedi. Onlara kızdı kafir yaptı. Manası çıkar. Halbuki orada inkar edecekler solcular sen bizim Rabbimizsin fırsatını vermedi sen bizim Rabbimizsin demesine fırsat vermedi Allahu Teâlâ evet sizi ben yarattım Rabbinizim dedi çünkü orada herkes bir gözünü açmış birdenbire bir varoluşu var ebeli yok evvel olmadığı için oradan birisi bir yanlış bir (?) kelam söylese millet ona inanacak. Acaba dese ki sen benim Rabbim değilsin orada bölük ayrılmış demek ki bunların ayrı bir Rabb'i var.
Acaba o Rabb daha mı iyi ona mı uyusam gibi bir düşünceler meydana gelir. Ayrıcalıklar meydana gelir. Buna Allahu Teâlâ fırsat vermiyor. Evet diyor sizin Rabbiniz benim. Çünkü o yaratmış. Başka ilah yok. Bunu tasdikliyor. Eğer onların dediği gibi şahit olduk. Evet Rabbimizsin dedi diye ayet açılacak olursa Allahu Teâlâ onlar Allah'ı bilmesine ve şahit olmasına rağmen onları kafir yaptığı manası gelir. Bu Allah'a yakışmaz. Allah'a bir zulümdür. İftiradır. Ayetleri çok güzel anlamak lazım. Onun için bu siyonizme göre yazılmış bir kitaptır.
Hakiki ayetler değildir. Ayetin Arapça yazılışı hakikidir. Onu kimse değiştiremez. Çünkü Allahu Teâlâ Kur'an'ı biz indirdik. Kıyamete kadar bekçisi biziz diyor.
Yanlış açılan ayetlerin kişilerin kendi akıllarına göre (?) açtıkları kelamlardır. Ben de bir profesörün, bir müessesenin bana yazmış olduğu yazının esası var. Saklıyorum onu. Ayetler diyor, ayetler. Kur'an yazanlar bunlar, dikkat edin. Ayetler her müfessirin zevk-i selimine göre açılır diyor.
Şahit bende yazılı imzalı şeyi var. kağıdı. Telefonumda hazır. Her müfessir kendi aklına, zevk-i selimine göre diyor. (?) Bunu da söylüyor. Zevk-i selimine göre diye açar diyor. Ondan sonra sen gel Allah'ın bize söylemiş olduğu emirlerini kişinin yalan yanlış yahut da siyonizm fikrine göre açtı. Zevk-i selimine göre bunu Allah söyledi de diyor.
Allahu Teâlâ da ayette bu gibi insanlara ne diyor biliyor musun? Allah demediği halde Allah böyle dedi derse diyor, iftira ederse azaptaki yerini hazırlasın diyor. Cevabı veriyor ona. Evet. Şimdi burada demek ki onlar evet şahit olduk demediler. Onlar inkar ettiler.
Onların inkarları birçok ayetle ispatlı birincisinde onlar keşke beni burada bilselerdi diyor yani tekrar onlar dünyada da kör ahirette de kördür diyor dünyada mecazi manada söylediği bir kelam dünyada kördür biz size peygamberler gönderdik alimler gönderdik kitaplar gönderdik karanlıklardan aydınlığa çıkartmak için size öncüler gönderdik. Siz bunları da mı görmediniz?
Hadi dünyada gördüm. Burada da körsün. Orada da bilmiyor. Orada da inkar ediyor. Tekrar. Ama şöyle bir soru sorarsın bana. Hocam bunlar cehennemde azap çekince Malik'e (?) ediyorlar ki Rabbine söyle de üstümüzden biraz ateşi hafifleşsin, azabı hafifleşsin. Rabbimize diyemiyor, bak Rabbine söyle de.
Eğer bunların karakterlerinde Allah'ı bilici olmuş olsaydı, birışık olmuş olsaydı, (?) Allah zalim değil ki onları ebedi cehennemde tutsun.
Onlar zamanında inkar ettiler ve o inkarları kendilerine fıtrat olarak yazıldı. Onların dönmeleri mümkün değil. Misal, bir nar ağacının çekirdeğini nereye dikersen dik, nar verecek. Bir limon ağacının çekirdeğini nereye dikersen dik, limon verecek. Aşılama olmadığı müddetçe. Aşılama da orada insan üzerine olmayacağına göre, her insanın ayrıca Allahu Teâlâ'dan ayrılıp cüzdüsünü yaratıp kendi iradesini (?) kullandığına göre, onların fıtratları değişmez. Yandıkça Allahu Teâlâ'ya karşı azabları artacak. ve o azap arttıkça da orada ebedi kalacaklar.
Evet. Şimdi dedik ki Taha suresinin 134. ayet-i kerimesinde ne diyordu Taha?
315. sayfada mıydı? 330. Evet.
311. sayfada evet 134. ayet-i kerimede efendim eğer biz bundan, Kur'an'dan önce onları bir azap ile helak etseydik yani (?) biz sizi biliyoruz inkar ettiniz daha da düzeleceğiniz yok sen cennete sen de cehenneme deseydik diyor muhakkak ki şöyle diyeceklerdi diyor ya Rabbi bize bir elçi gönderseydin de şu aşağılık ve rüsvayla düşmeden önce ayetlerine uysaydık bunu niçin söylüyor Allahu Teâlâ böyle ben sizi lahut aleminde yani ruhların yaratıldığı yerde yarattım siz karşınızda beni gördünüz ben de size Rabbinizim dedim yanımda alemlere rahmet Habib-i Kibriya Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz evet Rabbimiz budur diye destekçi olmasına rağmen sen bizi inkar ettin şimdi dünya gönderme sebebine geliyor niye gönderdi Allahu Teâlâ eğer orada insanlara korkunç bir şekilde görünmüş olsaydı hepsi secdeye giderdi aynen insan ben şimdi burada birinize sizi ben yarattım desem bana inanır mısın?
Birdenbire var olsan, beni de karşında görsen. Kiminiz inanır, kiminiz inanmazsınız. İşte Allahu Teâlâ beni görünmediğin bir aleme gönderseydin, zatının görünmediği bir aleme gönderseydin, işte zatının görünmediği bu alem gayb alemi.
sana inanırdım demeyesin diye bu alemleri yarattı.
Şimdi odur meydan. İşte orada kördün, tanımadın. Burada da körsün diyor.
Ahirette de körsün diyor. Çünkü değişeceğin yok. Evet.
Anlaşıldı herhalde değil mi? Niye geldik buraya, dünyaya? Varsa sorunuz burada, sorun. Niye geldiğimize dair. Anlayamadığınız yer var mı?
Beni dinleyenlerden de anlayamadıkları yer varsa sorsunlar.
Efendim.
Biz hangi ayetten bahsettik? Kaçıncı ayette o? Yok yok. Bir kaçtık. Tevbe suresini arayamıyorum ama kaçıncı ayet falan Tevbe suresini değil mi? Ondan sonra araya bir şey koyalım. Çünkü araya laflar girince burada kaybediyoruz onu. Tevbe suresi 180 181 185 fazla gittik.
Tevbe suresi buldun Yahudiler Allah'ın oğlu dediler buradan başladı herhalde Hristiyanlar da Mesih İsa Allah'ın oğlu dediler oh ne güzel bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir sözlerini daha önce kafir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar Allah onları kahretsin dedi işte birinci yer burası Allah kimseye beddua etmez Allah'ın gücü mü yetmedi Allah onları kahretsin hepsine dünya aleminde kapıyı açtır hadi orada beni gördün dedi inanamadın hadi burada bari bil dedi ama sen beni burada da bilemeyeceksin dedi niye öyle dedi bak şimdi niye öyle dedi şurada efendim o günahkarların Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri Rabbimiz gördük duyduk şimdi bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım artık kesin olarak inandık diyecekleri zamanı bir görsen diyor burada da yalan söylüyorlar Allah'ı kandıracaklarını zannediyorlar hocam insan hata ediyor döner de onun fıtratında varsa o yapar insan yalan söylemiyor mu söylüyor peki insan bir başkasını dolandırmıyor mu dolandırıyor aslında hem dolandırıyor hem yalan söylüyor hem karşısına geçmiş bak ben böyle insanları dolandırdım diyor övünüyor senin karşında Allah var senin karakterini yazmış sana sen kimi kandırıyorsun senin fıtratını değiştirecek yok ki.
Bak ne diyor şimdi, biz dilesek elbet de herkese hidayetini verirdik diyor. (?) Biz dilesek herkese hidayetini verirdik. Yani sizin hepinizi cennetlik yapardık diyor.
Fakat cehennem hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım diye benden kesin söz çıktı diyor ne demek bu ben öyle bir varlık yaratacağım ki kendi arzu isteğiyle kendi iradesiyle beni bilecek bilmeyenleri de inat edip bana karşı gelenleri de ben onları cezalandıracağım işte cennet ve cehennem buradan çıkıyor evet dedik ki bakalım bir daha açalım bakalım neresi çıkıyor. Sorularınız çıkana kadar yanlış açılan ayetleri size anlatacağım. Yine bir yer daha çeviriyorum. Siz de çevirin söyleyin şu ayeti aç diye. Şimdi iki sayfada da var. Evvela sayfanın sağındakine bakalım. Yanlışını okuyorum.
Ana ve babasını tahtının üzerine çıkartıp oturttu. Hz. Yusuf'tan bahsediyor.
Ve hepsi onun için ona kavuştukları için secdeye kapandılar. Gördüğü rüya.
Yusuf dedi ki ey babacığım işte bu dua bu daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana çok şey lütfetti. Çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benim ve kardeşlerimi, aramı bozduktan sonra şüphesiz ki Rabbim dilediğine lütfedicidir. Kuşkusuz o çok iyi bilendir, hikmet sahibidir diyor. Bu yanlış açılan bir ayet. Şimdi ayet yanlış açıldı dediğim zaman hepsi yanlış değil çocuklar. Kısım kısım geliyor. Orada bir yer asıl menba Allah'ı sıfatlamak için orayı çeviriyorlar.
Burada Rabbin dilediğine lütfedicidir diyor. Dileyene lütfedici. İrade insanda. Yanlış diye tek parası. Diğerleri doğru. (?) Burada da ne diyoruz zaten?
Rabbin dileyene lütfedicidir. Kuşkusuz o çok iyi bilendir. Hikmet sahibidir. Şimdi hikmet de nedir? Bir işin için nasıl yapıyor? Bu yapılan işin hikmetidir.
Mesela Hızır aleyhisselamın gemiyi deldirdiği gibi. Hikmet Hızır Aleyhisselam'ın için deldiğini biliyor. (?) Ledün ilmi. Hikmet ona bağlanıyor zaten. (?) Bunun gibi Rabbim her işin sonunu bilerek yapar. Kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmeyelim. Bakalım bize soru var mı burada? Bakalım bakalım. herhalde var bir misafir der ki selamün aleyküm hocam Allahu Teâlâ kullarının dünyayı imar edip icatlar yapmalarından hoşlanıyor tabi ayrıca meleklere de gösterir görüyor musun kullarımı neler yapıyor diyor. Yetenekli yaratmış. İnsanı yetenekli yaratmış. İnsan ismini vermiş.
Meleklere bunları gösteriyor diye idrak etmiştim. Söyledim zaten. Ama anladığım kadarıyla böyle bir durum cennette yok diye anladım. Bunun hikmeti nedir diyor. Şimdi ben senin sonundan bir şey anlamadım. Burayı biraz daha açman lazım. Ama anladığım kadarıyla diyor böyle bir durum cennette yok diye anladım. Bunun hikmeti nedir diyor.
Bana şunu mu söylemek istiyorsun? Yani biz cennette yetenekliğimizi kullanıp imar ettiğimiz zaman bizi gene meleklere mi gösterecek? Bunu mu demek istedin? Orada melekler yok diyorsun. Herhalde onu yanlış anlamadıysam. Çünkü burası sırlı bir yer.
Orada cennette Allahu Teâlâ herkesin makamına göre binalarını, saraylarını, malikhanelerini, köşklerini, Evlerini, villalarını kişilerin nefsi kademe durumlarına göre yedi cennet, yedi nefsi durumu onlara göre orayı ayarlamış vermiş. Daha buradan bile belli.
Sen dünyada ne yapacağın belli. Senin cennette yerlerin de belli. Orada yetenekliliğe lüzum yok. Ayrıca insanlar cennete ala da dünyada bazılarına (?) kızgın olurlar, bazılarına küskün olurlar. Allahu Teâlâ biz sizin kalbinizdeki kötülükleri silip atacağız diyor, kardeşler olacaksınız diyor. Size yeni bir yükleme yapacağız diyor. Nasıl bilgisayarın harddiskine istediğini yüklüyorsun ya istediğini de oradan siliyorsun ya beyinde bir harddisk. Onun ancak kumandası Allah'ın bilgisi içerisinde.
Evet.
Üye misafir evet bunu söylemek istediysen anlattım başka bir şey söylemek istiyorsan o kısmı biraz daha aç ona göre anlatayım Erdem misafir der ki selamün aleyküm hocam son nefese geldiğimiz anlayacak mıyız peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem biliyor muydu diyor.
Son nefese gelmeden birkaç gün evvel adam da bilirsin.
Peygamber Efendimiz bilmeseydi veda hutbesini söylemezdi.
Benim hacca götürdüğüm bir kişi vardı.
Bu öleceği zaman hatununa diyor ki ben bugün işe gitmeyeceğim. Beni alıp götürecekler diyor.
İşe gitmiyor. Öğleyin götürecekler beni diyor. Öğleyin oluyor. Hatun diyor ki hani seni bugün götüreceklerdi diyor.
Valla bekliyorum diyor. Bir tuvalete gideyim diye bir abdest tazeliyim diyor. Tuvalete gidiyor abdest tazeliyor. Geliyor yatıyor gidiş o gidiş.
Evet. Tatmin oldun mu? Herhalde olmuştur.
Nereden misafirine soruyor hocam? (?) İnternette bir hoca banka faizi haram değildir. Çünkü banka fakir değildir. İhtiyaç sahibi de değildir. Sizin paranızı alıp çatlı çalıştırıyor ve size oradan pay veriyor. (?) Bu haram değildir. Haram olan faiz fakirden ve ihtiyaç sahibinden alınan faizdir dedi. Sizin görüşünüz nedir diyorsun bana.
Faizin adı olur mu? Yani faiz kelim o kelime oyunuyla değişir mi? Değişmez. Faiz faizdir. Sana bir ayet söyleyeyim.
Siz kime ne veriyorsanız onun üzerinden alın diyor.
Ben bankaya lira yatırıyorum, lira alıyorum. Bana faizsiz veriyorum. İstediğim zaman çekerim. Çünkü ben zekat parası dağıtıyorum. Zekate faiz karıştırmam.
Ayrıyetten Allahu Teâlâ insanlara yardım etmek için ne verdin? Bankaya veriyorsun ya parayı.
Parana faiz veriyor. O faiz değil mi? Paranın faizi değil mi? Faizi. Ancak bankanın vereceği faiz faizlikten şöyle çıkar.
Devlet der ki günü birlik. Ne kadar kaldı? Ne kadar senin paran devalüasyona karşı düştü? bu değer ne kadar kaybetti. Günü birlik, saatlik, dakikalık hesaplıyor faizi çünkü o. Aynı şekilde hesaplayabilir de benim paramın düşüklüğü karşısında, yani devalüasyonun karşısında, benim ona verdiğim paramın şeyini koruyorsa, sonunu koruyup da istediğim zaman onu hesaplayıp devalüasyona göre, aylık hani bir düşüş var. ona göre hesaplayıp veriyorsa, devlet bu, senin paranı hesaplıyor, seni koruyor, veriyor. Ama banka öyle yapmıyor ki.
Banka sana bir faiz veriyor. Diyor ki, senin paranı ben kullanıyorum.
Şimdi, bu kişi kelime oyunu yapıyor burada. Yani o hoca. Banka fakir değil ki diyor. senin parana ihtiyacı yok benim parama ihtiyacı yok ama banka ne kadar çok para yatırırsa devletten o kadar fazla istifade ediyor devleti de arkasına alıyor onun için sen oradan paranı çekmeye kalktığın zaman sana saatler geçiriyor dakikalar geçiriyor onun için orada saatler ve dakikalar kar ona bankacılığı bilmezsin o hoca da bankacılığı bilmez Allahu Teâlâ senin verdiğin paraya faiz verdiyse bu adam adı faiz çünkü Allah ve Resulüne harp ilan etmiş olursun onun için para ne ben milyonlar da bırakıyorum bankaya milyonlar da yardım ediyorum oraya bir kuruş faiz parası karıştırmıyorum.
Paramı para olarak veriyorum, para olarak alıyorum.
Bazıları bankanın vermiş olduğu parasına karşı faizi kullanmıyor bir fakire veriyor. Ha tamam başım üstüne. Faiz kullanmadı. Fakire verdi. Güzel. Onu alır fakire verir. Ama sen buna faiz değildir diyemezsin. Faizdir. Paranı doğurdu mu para? Doğurdu. Parada can mı var da doğurdu? Ne yaptı adam? Senin paranı bile çalıştırmadı. Bu kadar zaman kaldı. Bu kadar zaman içerisinde sana bu kadar para, faiz al. Öyle yapacağına ayeti karşına al. Ne verirsen onu al diyor.
Hatta ayet-i kerimede de şimdiye kadar diyor. Aldıklarınız hariç tövbe et. Aldığını geri ver diyor. Ana paranı al diyor. Bak aldığını o faizden aldığını geri ver. Ana paranı al. Allah tevvabdır diyor. Çok tevbeleri kabul eder diyor.
Onu şimdi illa faizciye, tefeciye yemiyorlar. (?) Banka da aynı. O da sana bankacı kadar, tefeci kadar vermiyor ama onun da birazı azını veriyor. O da faiz. Faiz de faiz faizin ramı cima olmaz. (?) Mezarlarından cin çarpmış gibi kalkacaklar diyor.
Ben hayatta bankanın payısını almadım. Yalnız Ziraat Bankası'nda benim param var. Yani emekliyim. Oradan alıyordum. Bana beş bin lira para yatırmışlar. Senin beş bin lira benim ihtiyacım mı var? Hani promosyonum burada diye. Beş bin lira para yatırmış. Millet otuz bin, kırk bin verirken. 5 bin liraya para inandı artık gitti. (?)
Onun parasına ne ihtiyacım var? Evet.
Bakalım başka var mı burada soru?
Evet.
Evet. Epey sorularımız var. (?) Hocam Yusuf suresi 4 ve 100. ayetlerdeki Hazreti Yusuf'un secde rüyasını tam idrak edemedim. Kulun kula secdesi olur mu? Hikmeti nedir? Rüya misafir doğru söylüyorsun. Orada yanlış açılmış orası.
12 şey gördüm diyor.
Bana secde ediyorlardı diyor. On bir kardeşi kabul ediyor. (?) Onlar, on bir kardeşi. Halbuki kardeşler değil, secde eden kardeşler değil. Şimdi Yusuf suresine bakalım bak. Orayı açalım. Güzel söylüyor. Orası çok tehlikeli bir yer.
Şimdi daha gerideymiş ya. 240'lük 4. ayet-i kerimesi. Bir zaman Yusuf babasına Yakup'a demişti ki babacığım ben rüyamda 11 yıldız güneşi ve ayı gördüm onları bana secde ederlerken gördüm diyor doğru bütün kainat Rabbime secde eder. Kainat. Kadir gecesi İsm-i Azam gökyüzüne yazıldığı zaman ki o kadir gecesini beklerler zaten. Bütün secde nebatat secde eder. şöyle bir an size bir sarhoşluk gibi bir şey gelir. Yahut bir dalgınlık gibi bir şey gelir. Yahut bir geçici, bir körlük gibi bir hal olur. O arada o secde olur, geçer.
Anlayamazsınız. Burada da Allahu Teâlâ'nın zatından bir cüz'ü olan insana peygamber. (?) Efendim yıldızların secde edişini gösteriyor. Söylüyor. Bu doğru. Şimdi gelelim yüzüncü ayet-i kerimeye. Yüz.
Ana babasını tahtının üzerine çıkartıp oturttu ve hepsi onun (?) için, ona kavuştukları için secdeye kapandılar diyor.
Şimdi burada ayrım yapması lazım. Gerçi secdeye kapandılar dediği zaman buna Hazreti Yusuf'a kapandı diye değil. Yusuf dedi ki ey babacığım işte bu daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur diyor.
Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana çok şeyi lütfetti. Biz de şöyle yazıyoruz. Ana ve babasının tahtının üzerine çıkartıp oturttu ve hepsini (?) onun için ona kavuştukları için secdeye kapandılar. Doğrusu da bu. Ona kavuştukları için Allah'a secdeye kapanıyorlar. İnsana değil. Burada doğrusunu biz yazdık. Orası yanlış açılan, burası doğru açılan. Ne diyor? Çıkartıp oturttu ve hepsini, hepsi onun için, ona kavuştukları için secdeye kapandılar. Evet. O rüyanın karşılığında.
Bu daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur diyor. Burası daha güzel bir şekilde yazılabilir. Bu da anlaşılır bir durumda da orada sanki insana secde ediliyormuş gibi oluyor. Ama biz burada ayrım yaptık. Ona kavuştukları için Hz. Yusuf'a kavuştukları için secdeye kapandılar. Burada doğrusunu biz böyle yazdık. Evet. Burası biraz karışık.
Evet. Misafir üye. Üye misafir. Orayı bizim kitabımızda, yazdığımızda ayırdık.
Üye misafir tekrar soruyor. Der ki insanlar dünyayı imar ediyor ve Rabbimiz bundan hoşlanıyor. Ama cennette insanlar bir şey imar etmiyor. Burayı anlattık. Selamün aleyküm efendim. İnsan ve cin cennet cehennemi görecek ise İnsan ve cin cennet cehennemi görecek ise insanda ruh var, cinde ruh yok. Ruh olmayan cinli cennet ve cehenneme nasıl girecek? Ellerinizden öperim. Ne güzel seri var. Tabii.
Bir daha okuyalım da. Müminun suresinin 14. ayet-i kerimesini aç bakalım. Müminun suresi.
İnsan ve cin cennette cehenneme girecek ise insanda ruh ve var. Cinde ruh yok. Ruh olmayan cinli cennete ve cehenneme nasıl girecek ellerinizden öperim diyor.
Şimdi Allahu Teâlâ cini min mâricin min nâr yalın bir ateşten yarattık diyor. (?) Frekanslarda halinde. Ve bunlar istediği yerde istediği şekle girebiliyorlar ve görünebiliyorlar.
Bana desen ki sen gördün mü hocam? Ben birkaç defa gördüm. Hem de insan suretinde gördüm.
Hatta bizim karşımızda bir ahır var. (?)
Bir gün baktım orada oturuyorlar. Sırada oturuyorlar. Bu banklar var ya. Buranın da kahyası, orada da inekler var, oraya dadanmışlar bunlar, gelirlermiş oraya. Ben dedim ki bu akşam misafirlerim vardı dedim ona kahyaya. Kahya titremeye başladı.
Kahya titremeye başladı.
Ondan sonra dedi benim misafirim yok diyor, nasıl yok dedim, 4-5 kişi burada oturuyor dedim ya akşam. Hemen kahya üstsüz gün sahibine söylüyor, sahibi bir ayet var, o (?) ayeti koyuyor oraya. Gelmiyorlarmış o zaman, epey bir müddet gelmiyorlarmış. Uzaklaşıyorlarmış. Yani Allahu Teâlâ her şeyi ilimle yarattı. İlimle. Biz de bedeni bırakacağız. Bedeni. Biz sizi ikinci bir kez yarattık diye, ikinci bir kez. İkinci bir yaratırız da yarattık diyor. İnsan şekline soktuk. Yani beden şeklini verdik size. Zahir alemde görünmenizi sağladık diyor. Kaçıncı sayfada Müminun suresi? Bakalım şimdi.
Kaç? 341. Tamam bakalım.
388.
Evet geldik.
Bak ne diyor şimdi burada? Yanlış açılmış, biz o yanlışı düzelttik, düzeltişini okuyoruz şimdi. Sonra nutfeyi alaka, aşılanmış yumurta yaptık. Peşinden alakayı bir parçacık et haline soktuk. Bu bir parçacık eti kemiklere iskelete çevirdik. Bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratılışla insan haline getirdik. Neyi getirmiş? Ruhu. En güzel bir şekilde yapıp yaratan, ondan başka bir yaratan daha olmayan Allah pek yücedir. Peki yanlışında ne demiş? Bakın dinleyin. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah. Allah'tan başka başka ilahlar var demek ki. Yapıp yaratanların en güzeliymiş bu.
Şimdi burada ben size biraz anlatacağım şeyler var. Demek ki ikinci bir şekilde insan suretine geldik. Zahiri bir aleme büründük. Zahiri bir alemde kendimizin nasıl bir insan olduğumuzu ifade ediyoruz. Aslında ruhun görünümü var. Küllürü Allahu Teâlâ ruhundan bir cüz'i vermiş bize. (?)
Lahut aleminde ne kadar insan gelecekse dünyaya hepsini yaratmış. Evvela orada Allahu Teâlâ sizin Rabbinizim diyor. Yani insan iskelete, bedene ikinci bir yaratılışla giriyor. Ölümle. Bütün nefisler ölümü tadacak. Dönüşünüz banadır diyor Allah'a sallallahu aleyhi ve sellem. (?) Yani bedeni bırakacağız. Neyle diyor? Kıyamette de siz bir sürücüyle benim huzuruma geldiğiniz zaman. Sürücü kim? Ruh. Bedene hitap ediyor burada. Siz bir sürücüyle benim huzuruma geldiğiniz zaman biz sizin ağzınızı tutacağız, ayaklarınızı bağlayacağız, ellerinizi konuşturacağız diyor. Kime diyor bunu? Bedene söylüyor. Beden ruhun aleyhinde yahut lehinde şahitlik yaptığı zaman Ruh diyor ki benim aleyhimde niçin şahitlik yapıyorsun?
Beni konuşturan Allah konuşturuyor diyor. Ve ikinci kez orada şehadet bittikten sonra ölüyor ve ruha ruhumuza şöyle sesleniyor. Siz ilk ölüm acısından başka acı tatmazsınız diyor. Yani bir daha bedene girmek yok. Ruh nefis ve can olarak birdir. yaratılışımız odur.
Cennette de, cehennemde de buna göre her şey ayarlanmış. Cinler de istediği şekilde, frekanslar dahilinde yaratıldığına göre cinlerin cennete girmesi yoktur. Cinliler cennete girmezler. Onların da ayrı bir yerleri var. İyiler, o çünkü onlar bir zaman sonra kaybolacaklar. Cinler için ebedi yaşam yoktur. Hatta ayet-i kerimede Allahu Teâlâ şöyle söyler Cennet-i Ay'da. (?) Orada diyor hiçbir gözün görmediği cinlerin diyor ulaşmadı yani cinlerin değmediği diyor. Evet. Cinlerin değmediği güzel şeyler, gılmanlar var diyor. Yani cinler oraya girmez. Cennete. Burası ruhların yani insanların olduğu yer cennetler.
Onların da ayrı bir yerleri var. Onlar orada belli bir zaman daha yaşayıp kaybolacaklar. Çünkü baki olanlar Allah'tan baki olan ancak Allah'ın, Rabbimizin verdiği insanlara ruhundan bir cüz'üyle onunla baki kalacaklar. Ölüm yok. Ölümsüz insanlar, ölümsüz cennette de cehennemde de.
Cehennemde de onlar hatta mel'una soruyor. Mel'una diyorlar ki biz sana uyduk. Var mı diyor bizim üstümüzden biraz azabı hafifletmek. Mel'un diyor ki benim sizin üstünüzde bir hikmetim yoktu diyor. (?) Bir şeyim yoktu. Üstünlüğüm yoktu. Ben size vaat ettim. Siz de peşime takıldınız diyor. Ben de yanıldım. Yalancı çıktım diyor. Diyorsa karşı yalan çıktım diyor. (?) Allah'tan korkar diyorlar. Evet öyle diyor. Ben Allah'tan korkarım diyor.
Öyle olmasına rağmen.
Evet. Başka bakalım var mı? Vakit de geliyor herhalde değil mi? 48 daha var.
Ayşe misafirimiz var. Bahsettiğimize bahsettiğinize göre kimi Allah'ı görünce ona inanıyor kimi inanmıyor. Peki ya insanların insanların inanma şekli veya seviyesinde fark oluyor mu? Ya da nasıl oluyor? Örneğin kimi inandığını söylüyor ama ibadetlerini yapmıyor. Kimi orucu tutuyor ama namazını kılmıyor. Kimi de tüm ibadetlerini yerine getiriyor. Bu tam olarak nasıl oluyor? Çok basit. Ayşe evladım. İnsanın yedi nefsi hali var. Kelime-i şehadet getirmiştir. Nefs-i emmare. Nefs-i levvame. Nefs-i mülhime. Nefs-i mutmainne. Nefs-i raziye. Nefs-i marziye. Nefs-i safiye. Ne demek bu? Nefs-i emmare. Kelime-i şehadet getirmiştir.
Ne namaz kılar. Ne oruç tutar. Ne yardım eder. Ne hac var. Ne zekat. Bu nefs-i emmare. Onun sonu nasıl gider Allah bilir. Nefs-i levvame namazını kılar, orucunu tutar. Bunun da iki yüzü var. Bırakırsa nefs-i emmareye döner. Takvaya yönelirse nefs-i mülhimeye çıkar. Nefs-i mülhime kerametler kapısı. Onu büyük bir veli evliya zannederler. Evet, o da oradaki halinden gururlanmazsa, kibirlenmezse, büyüklenmezse, takvaya yönelir, devam ederse nefs-i mutmainneye çıkar. (?) Nefs-i mutmain ne? (?) Allahu Teâlâ'nın tecelliyatına vakıf olan makam.
Fecr suresinin 27-28-29-30. (?) ayet-i kerimelerinde o müminler için şöyle söyler Allahu Teâlâ ey mutmain olmuş nefis Rabbin senden sende Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına gir cennetime dediği insanlar ondan sonra nefs-i raziye ilmel yakin bizzat Allahu Teâlâ'nın yetiştirdiği insanlar ilimle ondan sonra nefs-i marziye bu da kutbul azam her yüz sene de bir gelir ondan sonra nefs-i safiye kutbul aktab sırrın sırrına vakıf olan, dinden batılları çıkaran kişi. Evet.
Mertebe mertebe cennetleri de söyledik. İnsanların mertebelerini de söyledik. Her insanın bir mertebesi var. Ona göre Allahu Teâlâ yedi cennet var. Onların günahkarlar, mesela namaz kılmamış, oruç tutmamış ama kelime-i şehadetten de vazgeçmemiş, haram yemiş. Bunlar da cehennemde azabını çektikten sonra yine cennete girecekler. Bunların ayrı bir yeri var. Devamlı namaz kılıp da açık boşları olanlar, sırapları olanlar ikinci cennet, üçüncü (?) cennet, dördüncü cennet. Salihlerin cennetleri altlarından diyor, zeminden ırmaklar akan alt cennetleri var diyor. Bunlara orada mesela diyelim ki bir kişiye Allah'ta Allah'ta bir saray verecek, bir köşk verecek, bir malikane verecek, bir villa verecek.
Onun altındakine daha düşüğünü onun altında daha düşüğünü onun altında daha düşüğü. Herkes nasıl ki burada kademe kademe insanların durumları orada da kademe kademe. Öyleyse insan en güzel burada yaşamayı arzulayıp de parayı çok kazanıp çok güzel yaşamak istiyorsa ahiret alemine de Allahu Teâlâ'nın emirlerine sıkı sıkıya sarılıp en güzel şekilde sonsuz bir hayatta en güzel şekilde yaşamak istiyorsan haramdan sakınacaksın. Kişileri kandırmaktan, yalandan, dedikodudan, gıybetten kaçınacaksın. Allahu Teâlâ'nın dediği gibi baştan tırnağa kadar hatların belli olmayacak şekilde giyineceksin. Sizin diye incinmemenize diyor daha yakındır bu diyor. (?) Bak açık gezenleri ne yapıyorlar?
Ya balkondan atıyorlar yaısrarlı gönderiyorlar. (?) Öldürüyorlar. Bizim dinimiz, mülkültürümüz kaldırmıyor ki bunu. (?) Ve bizim bildiğimiz kadın başımızın tacıdır. Erkeklerin başının tacıdır. Ama kadınlar kendilerini açılmayla beraber nasıl ki insan bir gazeteyi okur da elini avucunun altında çıkar da kaldırır atar ya yerde çöp alarak gider. Bu zaman açık olan kadınlar aynı bu şekilde. bir süpürüntü benim gözümde böyle. Sen neyi kastediyorsun çırılçıplak öyle? Hangi şeytanın peşine takılıyorsun? Zaten Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde de öyle demiyor mu? Sakın diyor şeytan diyor cennette diyor Havva ananızdan diyor Adem babanızı soyup da (?) çırılçıplak yaptığı gibi sakın sizi de soymasın diyor.
Hayır ben söylemiyorum Rabbim söylüyor. Bunlar hangi yüze gidecekler Allah'ın huzuruna?
Ayşe misafir yavrum tatmin oldun mu? Olmazsan tekrar söyle. Ne istiyorsan.
Misafir misafir der ki selamün aleyküm hocam. İnsanın acziyet içinde isteğini cümleye dökmeden gönlünde tutarak arz etmesi Allah'a karşı bir saygıda kusur olur mu?
Sizin diye bilmediğinizde ha diyor kalbinizin en yücel gücüsünü biz biliriz diyor. (?) Niye Allah'a karşı saygıda huzursuzluk olsun? Mesela Hz. Eyüp aleyhisselam da kendi isteğini kalbinde tuttu. Kırk yıl hasta yattı. Hatunu dedi ki ya sen peygambersin. (?) Allah'tan iste dedi. Sana yaralarını düzelsin. Allah benim halimi bilmiyor mu dedi.
Evet.
Ama kalbinden geçileni sende ne kadar ben istemiyorum desen, sen o kalbinden geçenleri aklından hiçbir şey söylemesen bile düşünüyorsun. Yahut da kendi kendine bir hesap yapıyorsun. İşte o da bir Allahu Teâlâ'ya acziyeti bildirmek içinden. Ama kimseye bir şey söylemiyorsun. Kendi içinden. Evet.
Bir de geçen sohbette Bakara 171'de nasıl anlıyorsun? Onu yaz demiştiniz.
Bakalım. Burada yazıyı devam etmiş mi?
Hakka çağıran kimseyi inkar edenin hali çobanın haykırdığı hayvanların hali gibidir bunu çok anlattım bunu çok anlattım onun için burada zaman geçirmeyelim o yukarıda konuştuklarımda şeyde var kitapta da var o her ne kadar insanın çobanı yani çobana söylemesi anlamı meydana çıkıyorsa da aslında çobanın haykırması hayvanlar duyuyor fakat ne dediğini anlamıyor. İşte Müslüman Allah'ta (?) ayetlerle alimlerle kitaplarla insanlara haykırıyor Ama onların gözünde perde, kulaklarında tıkaç ve kalplerde mühürlü olanlar aynen o hayvanlar durumu gibidir, anlamazlar. Allah'ın kelamını idrak edemezler.
Hocam devletin bazı durumlarda vatandaşa para iadesi yaptığı durumlarda yasal faiz uygulaması sonucunda bu devletten alacağımız para haram olur mu? Takva açısından bilgilendirilir misiniz? Valla devlet her şeyi düşünür verir. Devlet devletse adı üstünde. Senden de fazla almışsa onlar sana beş kuruşu fazladan vermezler.
Evet. o da insanları koruyor senin hakkın sabunu veriyor fazla vermişsin fazla verdiğin için hesabı yapıyor (?) fazla alınmış diye ne güzel ondan hiçbir haram yok devletin verdiğini alırsın haram devletin verdiğinde nasıl olur devlete gerektiği şekilde çalışmazsın boşuna izin alır vaktini zevki sefayla geçirirsin yaptığın vazife mesela diyelim ki kişi günde 20 tane evrak imzalayacaksa 10 tane imzalıyor. Sık sık yerini terk ediyor. Yok tuvalete gidiyor, yok nereye gidiyor. E bu aldığı para ne oluyor devletin? Devlet de veriyor ama kişiye haram oluyor. Kişi onu bilgisi altında devletin dediği şekilde orada hizmetini yapacak.
Hocam, selamun aleyküm. Bu dünyada bilip, hissedip de söylemediğimiz, hesap sormadığımız, dedikodumuzu yaptıkları halde bilmiyormuş gibi yaptığımız insanlar var. Ne güzel. Bu sabır işidir. Sabredenlerin işi. Sen sabredeceksin. Bir sabredeceksin, iki sabredeceksin, üç sabredeceksin, Ondan sonra haklıysan bir daha söylediği zaman gel benim kardeşim diyeceksin. Falan zaman şöyle yaptın, bak ben bunu sana söylemedim. Falan zaman bunu söyledin, ben sana bir şey söylemedim. Ayıp değil mi diyeceksin, sen bunları konuşuyorsun. Onun yaptıklarını teker teker suratına vurursun. Ben öyle yaparım. Bir sabrederim, iki sabrederim, üç sabrederim.
Hatta bazen de işittiririm, tam söylemem de, ortaya konuşurum. Hani kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla.
Bazen herkesi toplayıp sen bunu bunu demiştin, ben de böyle dedim, bunu bundan dolayı yaptım demek isteyip de sonra da Allah'a havale ettim. çok şey var. Konuşmak mı Allah'a havale etmek mi? Hangi durumlarda Allah'a havale edilir? Konuşmayınca da stres oluyor. İnsan hakkında böyle düşündüler deyip hayıflanıyoruz. Nefis mücadelesi düşe kalka devam ediyor. Hocam çok zor bazen düşüyorum. Sonra kalkıyorum ama süreçler darmadağın ediyor. Allah razı olsun. Sen eğer bir yere odaklandıysan senin iraden o odağa odaklandıysa düşmemen lazım.
Evet. Ben sana başımdan geçenleri anlatsam dersin ki dünyada bu kadar zahmeti çekenler var mı diye dersin.
Yani insan belli bir mertebeye gelene kadar eğer Allah aşkı sende varsa sana yapılanları Allah görüyor. Sen kalbinden eğer Allah'ı anıyorsan kalbinden ve kimseye de bir şey söylemiyorsan derecen de yüksekse onu yok bil o kişi çarpılır ya onun ömrü son bulur veyahut da büyük musibetlere uğrar eğer insanlara da acırsan Allah'ım dersin ben hakkımı helal ettim bu da büyük bir makam onun o şekilde bir azaba uğramamasını gene gönlün razı olmaz ama büyük dereceler bunlar Abdülkadir Geylani hazretlerine hocası çocuk daha çeşmeye desti veriyor suyu doldur da gel diyor suyu dolduruyor bir atlı geliyor elinden destiyi alıyor suyu döküyor. İçtikten sonra destiyi kırıyor.
Buna da bir tekme vurup gönderiyor. Hocasına diyor ki hocası desti nerede? Hocam diyor böyle böyle oldu diyor. Peki sen bir şey söyledin mi adama diyor. Yok diyor. Git diye adama bir şey söyle. Geliyor bakıyor ki adam yatmış uyuyor ağacın gölgesinde. Geliyor tekrar. Söyledin mi oğlum? Söylemedim diyor. Niye söylemedi? Ağacın gölgesinde diyor yatmış uyuyordu diyor. Kıyamadım diyor kaldırmaya.
Sonra tekrar oğlum git diyor ona bir şey söyle de gel. Bir bakıyor ki oraya geldiği zaman at çifteyi vuruyor adamın alnına. Beyni falan kafa parça parça yatıyor. (?) Adam ölmüş. Geliyor hocasına. Diyor ki hocam hocası soruyor oğlum söyledin mi? Söyleyemedim diyor. Niye oğlum diyor. Çifte diyor vurmuş diyor. Adamın kafası parça parça beyinler diyor yerde. Oğlum diyor senin bir sözün diye bir hayat kurtaracaktı diyor. Evet. Bunlar derece yüksekliği büyüklüğü.
Sabırlı ol. Kolay kolay bulunmaz bu alem.
Evet. herhalde vakit de geldi bakalım varsa benim de vardı hocam söylemedin demesin
başka yok ajanların içinde söyledik kalın sağlıcakla (?) Allah'a emanet olun Lillahi Teâlâ Fatiha