25.12.2025 Tarihindeki Sohbet - Regaip Kandili ...
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Yayınımız gelmiş görünüyor.
Cümleten selamün aleyküm. Hayırlı akşamlar. Kandil münasebetiyle bu akşam inşallah biraz hasbihal edeceğiz. Fazla uzun tutmadan kısa bir sohbet edelim. İnşallah hep birlikte istifade ederiz.
Kapıyı kapatsana. Bir de arkadaşlara söyle ders başladı. İçeriye değil, evet. Bir iki dakika bekleyelim, gelenler olacak. Hakkınızı helal edin, hep beraber inşallah sohbet ederiz.
tamam kapıyı kapalı tutsak yeter evet
Evet. Regaib Kandilimiz mübarek olsun. Rabbim Recep'e bizi kavuşturdu Şaban ayına ve mübarek Ramazan ayına da kavuşturmayı nasib-i müyesser edesin Ramazan-ı Şerif orucunu eda edip rızasını kazanıp Ramazan (?) bayramını eda ederken günahlarından temizlenmiş olmayı bizlere nasib-i müyesser edesin bayram bunun bayramıdır yoksa yeniden yemek yemeye başladığımızın sevincinin bayramı değil Allahu Teâlâ Hazretlerinin kullarını onun rızası için açlığa, susuzluğa ve türlü şekilde oruca razı olup canı gönülden Allah için bu sıkıntılara göğüs gerip 30 günün sonunda Rabbisinin rızasını elde etmesinin bayramıdır. İnşallah Rabbim bizlerden ve cümlemizden razı olsun.
kolay değildir imtihanlar ağır arada serzenişler olabilir. İnsanız, hata yapacağız, kusur işleyeceğiz özür dileyeceğiz pişman olacağız tekrar rücu edeceğiz Rabbimize ve yeniden yeni bir sayfa Zât-ı Ahadiyyetinden Celle Celaluhu niyaz edeceğiz, yalvarıp (?) isteyeceğiz. Rabbimiz de bizi affedecek. İşte insanız, aklen eksiğiz. Hakkımızda takdir edilenin, hayırlı olarak takdir edilenin ne olduğunu bilemediğimiz için nefsimize ağır gelen imtihanlar üst üste geldiğinde nefis ıslah olmayınca ister istemez insan belirli bir noktadan sonra şikayette, serzenişte bulunabiliyor. Bütün nefisler aynı olduğuna göre her insanda bu vardır.
Ama iradesini kullananlar, imanı kuvvetli olanlar Allah'tan gelen her türlü şeye razı olurlar. Her türlü musibeti gönül rızalığıyla karşılarlar. Rabbim beni yalnız bırakmaz ve dönüşümüz Allah'ımızadır derler. Sahibimiz Allah'ımızdır ve dönüşümüz Allah'ımızadır derler. Bu demeleriyle beraber ölümün yakın olduğunu, geçici olarak burada olduğunu, Allah'ın her şeyi görüp gözettiğini ve haberdar olduğunu, o müsaade etmeden hiçbir şeyin hiçbir şeye tesir etmeyeceğini ve Allah'ın Allah diyenleri sahipsiz bırakmadığını bilmiştir. İşin özü bu. Bunu böyle bilen, sahibimizin Allah olduğunu idrak edip Allah'tan gelene canı gönülden razı olan, ölümü hiç unutmayıp dünyanın geçici olduğunu anlayan kişi dünya içindekilerine değer vermez.
Buraya dikkat edelim. Bu kişi dünya içindekilerine değer vermez. Bu kişi eğer aile babasıysa ailesinin ihtiyaçlarını elindeki imkanların gereği kadarıyla en güzel şekilde görür. Çünkü maddeye değer vermez. Ailesine karşı elinde imkanı varken cimrilik edenin vay haline. Hakikaten o aklını kullanmayan dünya malına tevessül etmiş, dünya malı elinden gitmesin diye ailesine sıkıntı çektiren insanın sonu kötü. Bunun gibi Allah'ın verdiğine, Allah'ın emrettiği gibi Allah yolunda harcayacağız. Yardım edeceğiz, geçimliğimizi sağlayacağız, Allah yolunda hizmetlerde bulunacağız. Tabi ki tedbirimizi alacağız, dünya yüzeyinde ne kadar kalacağımız muallak olduğuna göre.
Yarın kimse el açmamak için elimizdekileri saçıp savurmayacağız. Eğer saçıp savurursak Allah yolunda imtihana düşer de o saçıp savurduklarımıza ihtiyaç arz edecek bir duruma gelip de keşke vermeseydim demememiz lazım. Dediğimiz anda verdiğimiz gittiği gibi sevabından da mahrum oluruz. Allah katında da ayıplanmış oluruz. Evet öyleyse bizler Ebu Bekir-i Sıddık radıyallahu anh değiliz mübarek efendimiz. Neyi varsa vermiş. Öyle mi? Hatta üstünde bir kat elbisesi kalmış. Birisi kapısına tıklamış. Ya Ebu Bekir ben üstüme giyecek bir şeyim yok. Dediler ki sen cömertsin senden bir kat elbise istiyorum diyor.
Ya öyle mi diyor. Gönderenin Allah olduğunu biliyor Ebu Bekir-i Sıddık Efendimiz. İçeri gidiyor üstünü hasırla dolanıyor. Elbisesini çıkartıp getirip adama veriyor. Giyecek elbisesi kalmadığı için Mescid-i Nebevi Aleyhisselam'a teşrif edemeyince onun yerine, onun varlığını, yokluğunu hissettirmemek için Melaike-i Kiram geliyor onun kılığında. Tabi ki Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam duruma vakıf.
Ebu Bekir Efendimiz'i gelip ziyaret ediyor. Elbise getiriyor. Evet. İşte biz Ebu Bekir-i Sıddık Radıyallahu Anh Efendimiz Hazretleri olamayız. Ama onun imanı bir kefede, bütün iman edenlerin imanı bir kefede. Hal böyleyken bize düşen nedir? Bizlerin, ailelerimizin gücünün, ihtiyacının gereken harcamalarının dışındakini kimseye muhtaç olmamak için Allah yolunda insanlara dağıtmamız.
Evet.
Regaib kandilinin manasına gelince regaib Rabbimiz Celle Celaluhu'nun kendi ruhundan birer cüz'i vererek yaratılmışların en şereflisi olarak yarattığı biz insanlarla muhatap olması bu en büyük dereceyi yaratılmışların içerisindeki en büyük şerefi bahşetmesi bununla beraber bizlere yakınlık duyması bizlere rağbet etmesi bizi zatına çağırması maalesef bizler dünya içerisinde dünyayla iştigal ederken Rabbimizi unutuveriyoruz hele ki beş vakit namaz da olmasa acaba Rabbimizi gönlümüzden anabilen kaç kişi kalacak İşte namaz çok büyük bir rahmettir. Rabbimizin huzuruna günde beş kere çıkmaktır. Rabbimizi yad edip ona karşı minnettarlığımızı, sevgimizi, sadakatimizi arz etmektir. Bununla beraber acizliğimizi ve ihtiyacımızı Zât-ı Ahadiyyetine (?) arz ederek yalnız ondan yardım geleceğini iyi bilip yalnız ondan istenildiği için her şeyimizi ondan istemektir en çok ne istemek gerekir tabi ki affımızı o bizi görüp gözetirken her türlü ihtiyacımızı zamanımızda kaderimizde yazmış iken ondan affımızdan başka bir şey istemeye de aklen pek ihtiyaç yoktur ama derde düşeriz hasta oluruz, yakınımız derde düşer, hasta olur düşer olur. Bu durumda da Rabbimize yalvaracağız, tabi ki. İşte Rabbimiz bu gece kullarına rağbet ediyor zatına çağırıyor bu gece kullar Allah'a karşı ettiği bütün kusurları yad edecek, gönlünden bütün eksikliklerini, hatasını isyanını, günahını hatırlayacak Allah'ın huzurunda uzun secdeye kapanacak yalvararak affını dileyecek Rabbimizi de bizler affedici olarak bulacağız inşallah öyle buyuruyor bizleri aklen eksik yaratan kusurdan ari yaratmayan muhakkak ki hata edeceğimizi bilen Rabbimiz hata etmemizle beraber kusurumuzu haddimizi ne olduğumuzu bilir de ona sığınırsak gidilecek hiçbir kapı olmadığını anlayıp onun kapısında yalvarır da affımızı istersek muhakkak o da bizi affedecektir Allah'ın rahmeti gazabını geçmiştir evet her zaman deriz kandil gecelerinde büyüğümüz efendimizden de öğrendiğimiz üzere Allah'a kulluk edip Rabbimizi çokça yad edip tesbih namazı kılıp uzun secdelerde bulunup Kur'an-ı Kerim tilavet edip geceyi geçirmek güzel ama ertesi gün tekrar eski halimize dönmemek lazım.
Ertesi gün eski halimize dönersek bu da güzel de ibadetten geri kalmayalım da. Yani devamlı olan iyidir ve güzeldir ve makbuldür. Az da olsa devamlı olanı. Evet. Muhakkak ki bizler her gece ibadete kalkabilecek durumda olmayabiliriz. İçimizden kalkanlar var. Allah razı olsun. Bizler de gayret edeceğiz ama bizler ertesi gün aynı günahlara düşmemek için gayret edeceğiz. Aynı hatalara, aynı sabırsızlıkla beraber Allah'tan gelene şikayet etmemeye gayret edeceğiz. Bu gece çok ibadet edip, çok affımızı dileyip, defterimizi temizledikten sonra ertesi gün bir önceki gün gibi davranırsak bunun bir manası kalmıyor. Efendimizin her zaman verdiği teşbih nedir bu konuda hepimiz biliyoruz ama çok yerinde.
Şiddetli yaz sıcağı altında sağanaklar çok şiddetli olur. Ama çabuk geçer. O geçtiği zaman da o şiddetli yağmurdan sonra toprak yeniden çatlar. Zaten ateşlidir. Suyunu çekti mi yeniden kupkuru çatlamış bir toprak kalır. Böyle olmayalım. Az az yağsın. Güzel yağsın. Devamlı olsun inşallah. Toprak hiç çatlamasın. Gerektiğince sulasın. Hep sulasın. İşte bu ne demek? Her zaman için gönlümüzü Allah'a verip namazımıza dikkat edeceğiz. Beş vakit namazı kurtuluş vesilesi göreceğiz. Rabbimiz bize namaz kılmayı, huzuruna çıkmayı nasip ettiği için bunu büyük bahtiyarlık bileceğiz. Yük değil bu yahu, bu yük değil.
Bu Allah'ın huzuruna çıkmak denilen çok büyük bir hazine, çok büyük bir şeref. Rabbim müsaade etmiş, huzurunda ona ibadet etmek için emir buyurmuş. Biz ne yapacağız? Bir namazı eda edip, kendimizi Rabbimize verip, namazda dünyayı düşünmekten imtina edip, hep Allah'la beraber olmaya gayret ederek o namazı hakkımızda temizliğe çevireceğiz. Günahlarımızdan arınmaya, huzurda rahmete kavuşmaya vesile olacak inşallah. Buna gayret edeceğiz. Sonra Allah'tan gelene razı olmaya gayret edeceğiz.
Başımıza işler geliyor. Elini kesiyorsun o oluyor bu oluyor vesaire bilmem ne bilmem ne bilmem ne bir noktaya gelince işte iradesine hakim olamayan insan ya ne oluyor niçin hep benim başıma geliyor demememiz lazım muhakkak ki bir sebebi var muhakkak ki Rabbim çok daha büyük bir belayı bu ufak tefek şeylerle rahmetiyle bizden savuşturuyor Allah'ım razıyım diye gönülden diyebilmek lazım ufak bir örnek vereceğim şahsımdan olduğu için özür dilerim ama anlaşılabilsin diye cuma günü cuma namazına kılmaya giderken yanımdaki kalfa aradı, dedi ki yeni model bir cipe şanzıman yaptık, motoru gitti dedi. Bunu ne, motor gitti dedi usta motordan takır takır sesler geliyor eyvah gönlümden eyvah demedim Rabbim biliyor ya dedim ki Allah'ım yardım et sahibi laf anlamaz bir insan, mümkün değil, arada da tanıdık var, anlatamazsın. İşin maliyeti ne dedim, 500 bin lira tamam Allah'ım dedim sana sığındım takdirin neyse razıyım ama dedim yardım et hakikaten gücüm yok öyle bir şeyi karşılayamam ama yapacak da bir şey yok adama bunu anlatamasak üstümüze kalıyor çünkü emanet bizde bizdeyken oluyor bu olay nitekim huzurda namazımızı kıldık bir gittim atölyeye baktım ki motorda 4 litre yağ eksik yağını tamamladık sesler kesildi adamı da (?) aradım izah ettim ya dedi evet motoru sorunluydu şükürler olsun bak ya bu ne benim başıma gelir deseydim yani sadece Allah katında ve yanında değerim kaybolurdu hiçbir şey değişmeyecekti velev ki motor gerçekten elimizde gidip velev ki bütün yük bizim üstümüze kalsa bile ne olur ki Allah haşa beni görmüyor mu halime vakıf değil mi muhakkak ki sıkıntıyı da veren darlığı da veren ve muhakkak ki yardım eden de ancak ve ancak Allah'tır.
Allah müsaade etmezse hiçbir musibet bana isabet etmez. Hiçbirimize yani. Allah yardım ettikten sonra da kimse bize zarar veremez. Hal böyleyken Allah'tan gelene güzellikle razı olup üst üste de gelse razıyım ya Rabbe'l-âlemin demek için gayret etmeliyiz. Bu gece kazandığımızı inşallah Rabbim lütfeder zatından ki bu geceleri bizim rahmetimiz bize rahmet olsun diye yaratmış zatına dönmeyi bize nasip eder bu gece günahlarımızı affı mağfiret için yalvarışımızla bize bağışlar inşallah bu gece cümlemizin defterini temizler ama yarın tekrar o defteri hemen karalamayalım hemen o deftere çizik attırmayacağız inşallah buna gayret edelim ki yaz yağmuru olmasın bahar yağmurları gibi hem güzel toprak kokuluğu hem çiçek açan hem meyve veren hem güzel görünen çok güzel bir bahçe gibi olsun gönlümüz.
Neşv ü nema bulsun yani gönlümüz yeşersin çiçek açsın. Bu gecenin rahmetiyle Allah'ın bize olan sevgisi ve merhametiyle bunu fırsat bilip bu geceden sonra yarınımızdan itibaren 3 aylar boyunca Ramazan-ı Şerif'in sonuna Rabbim kavuşturmayı nasip eylesin temizlenmiş olarak çıkalım muhakkak yine hata yapacağım muhakkak yolu yok neden yolu yok çünkü ilerlemenin sonu yok eğer ilerlediğinde bir önceki haline şimdiki haline göre eksik ve kusurlu kalacaksın sürekli tövbe istiğfarda sürekli yanlış anladığın şeylerin doğrusunu anladıkça yol kat ettikçe kusurlarını gördükçe sürekli Rabbimizden affı mağfiretimizi dileyeceğiz bazen öyle oluyor ki insan her gün defalarca tövbe istiğfar ediyoruz zaten her gün yüz tane zikrimiz var ama bir de hatamızı anlayınca içimizin bir yanması var değil mi zikir ayrı bir de yaşantı var o yaşantıyla o kadar çok tövbe istiğfar edecek hal önüme geliyor ki hepimizin de gelmeli utanmaya başlıyor insan ama insansın işte yani nefis ıslah olana kadar bu böyle. İşte kusurunu bilen, kendini bilen, eksikliğini bilen Rabbini böylece biliyor.
Kendinin farkına bile varamazsan Rabbine asla vasıl olamazsın. Zaten nefsini de ıslah etmeden, kusurlarını bilip, acziyetini bilip, zavallılığının farkına varamazsan, fakir olduğunu, hiçbir şeyin sahip olduğunu farkına varamazsan nefsini de ıslah edemezsin. Tabi ki bir mürşid-i kâmilin yanında olmaktan başka hiçbir yol yoktur. İlla ve illa sadece çok müstesna bizzat Rabbimin yetiştirdikleri baş tacı müstesnadır. Onun dışında yol gösteren sana mihmandarlık edip rehberlik edip de o yollarda elinden tutup da götürecek bir büyüğün yoksa Rabbine vasıl olamazsın ancak şeytana oyuncak olursun. Her zaman anlatırız bunu yani.
Bizim için edeb önceliklidir. Allah'ın sevgisini isteyen, ahiretini kurtarmak isteyen, cennetini isteyen her ne istiyorsan senin isteğine kalmış. Affını isteyen var, cennetini isteyen var, bir de sadece Allah'ını isteyen var. Her neyi istiyorsan edeb önceliktir. Edeb olmazsa kişi hiçbir şeye vasıl olamaz. Rabbim cümlemize haddini bilmeyi, kusurunu bilmeyi, samimi bir kalple Allah'tan tövbe istiğfar edip bu gece temizlenmeyi nasip ve müyesser eylesin. Edeb hakkında kısa bir yazı okuyacağım. Efendimiz Hazretleri Karanlık Yolları Nurlu Işık kitabından. (?) Bir 10-15 dakikada böyle inşallah istifade edelim.
Bu geceyi bu şekilde uzatmadan kapatalım. Zira kandildir. Ailece insanlar birbirleriyle görüşürler. Bu da çok önemli. Büyüklerinizi unutmayınız. Evet. Bismillahirrahmanirrahim. Ey oğul, Allahu Teâlâ kainatı yaratırken şu 3 şey üzerinde yarattı 3 şey üzerine yarattı 1- edep ve adab öncelik bu 2- nizam ve intizam. 3- İlmiyle yaratma. Üstteki sıralamaya dikkat edecek olursak 3. sıralamada bulunan Allahu Teâlâ'nın ilmiyle bu kainatı yaratması olmasaydı edep ve adab olur muydu? Elbette olmazdı. Hal böyleyken niçin ilmiyle yaratılma sona alınmış da edep ve adab başa koyulmuş? Ey insanlar bir düşünün Allahu Teâlâ bizleri yaratmayı murat ettiği zaman onun yaratma sanatı yoktan var etme kudreti zatı ile zaten mevcuttu.
Öyleyse bir bak Allahu Teâlâ'nın yarattıklarına bir ahlak, nizam ve intizamı olmasaydı yaratılanlar bir işe yarar mıydı? Hayvanlar sürüsü içinde bir de her sürünün bir lideri var. Bütün hayvanlar liderin peşinden gider. Hiç kimse liderin önüne geçmez. Lider yaşlanır da güçten düşerse o sürünün selameti için yani gelecek nesiller bozulmasın semiz kalsınlar diye daha güçlü, kuvvetli, daha genç o liderliği yapacak hayvan onu ekarte eder, başa geçer. Bu sefer onun peşinden giderler. Onun önüne kimse geçmez. Evet. Bu yaratılanlar kainat üzerindeki varlıklarının edep ve adabı olmasaydı, kainatın üzerindeki varlıklar birbirine düşer, fitne çıkar, yaratılmanın anlamı kalmazdı.
Evet. Şimdi devlet başkanlarına bakıyoruz değil mi? Ya da ordu kumandanlarına. Tek bir insan, etrafında 3-5 tane ya da çevresi var, yakın çevresi, yöneticileri, komutanları, müdürleri. Tek bir insana 100 milyon, 80 milyon neyse itibar edip tabi oluyorlar. Öyle ya, tek bir insana niçin bu kadar insan ona tabi oluyor da onu yok saymıyor? Çünkü başta bir idareci olmaya hepimizin ihtiyacı var. Bizim adımıza büyük meseleleri düşünüp, dert edinip, bizi çekip çevirecek bir nizam ve intizamı koruyacak bir lidere ihtiyaç var. Eğer o lider olmazsa hiçbirimiz yaşam hakkı bulamayız. Hepimiz darmadağın olur gideriz.
Bir düşmanı da yenmek istiyorsan önce liderlerini ortadan kaldıracaksın. Geriye kalan sürüdür, hiçbir işe yaramaz, dağılır gider. Birlikteliği, bağlılığı ve bütünlüğü lider oluşturur. O yüzden Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam, başınızdaki kuru üzüm çöpü de olsa ona itaat edin buyuruyor. Bu çok önemli, nizam ve edep.
Evet, bu bakımdandır ki Kur'an-ı Kerim'de birçok kavimler haddi aştıklarından dolayı ahlaklarını bozdular. Allahu Teâlâ'nın emrini dinlemez hale geldiler. Allahu Teâlâ da onları helak etti. Taş üstünde taş bırakmadı. Veya suda boğarak arkadan getirdiği yeni bir nesille yeryüzünde hakkı ve adaleti oturttu. Helak olan kavimlerden bazıları olan Âd kavmi, Semud kavmi, Lut kavmi ve Nuh tufanı. Firavun'un kıssası gibi olaylar bizi kendimize getirmek içindir. Şimdi biz de diyoruz, Âd kavminin yaptığı rezillikler bizim toplumumuzun içinde fazlasıyla var. Lut Aleyhisselam'ın kavminin yaptığı rezillikler bizde fazlasıyla var.
Ya Rabbi sen muhafaza eyle diyoruz. Allah çok büyük merhamet sahibi, Habibi Peygamber Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın yüzü suyu hürmetine helakı kaldırmış. Yoksa şu topluluk içinde sevdikleri olmasa bu topluluk da helak olur gitmeye çok daha fazla layık. İnsanların güya önderlerin sivil toplum kuruluşu önderlerinin Toplum içerisinde önde görünenlerin bile ne kadar büyük ahlaksızlıklar içerisinde olduğu hep ifşa edilip duruluyor. Genç kızlarımız genç kadınlarımız yarı çıplak halde sokaklarda dolaşıp duruyor. Anne babaya itaat eden itibar eden saygı gösteren yok denecek kadar azalmış. Büyüğüne hürmet eden yok denecek kadar azalmış. Her türlü rezil ve pislik ilişki 13 yaşlarına kadar inmiş.
Okullarda ne öğretmene hürmet var ne büyüğüne saygı var. Hiçbir edep ve adap tam manasıyla demeyeceğim de %90 mı diyeceğiz artık bilemiyorum ortadan kalkmış. Bu toplumun içerisinde bu kötülüklerin içerisinde dinimize, namusumuza, şerefimize ve imanımıza sahip çıkacağız. Ailemize sahip çıkacağız. Evlatlarımızı başıboş bırakmayacağız. İnsanlara da elimizden geldiği kadar anlatacağız ve onlara uymayacağız ki Rabbim yarın öbür gün bunların başlarına verecekleri büyük azaptan bizleri de muhafaza eylesin. Yoksa bu gidişatın sonu hiç hayırlı değil. Eğer bizler bunların içerisine bunlara uyarsak biz de helak oluruz. Eğer biz bunları ikaz etmezsek bize de isabet eder. İkaz etmeye de mecburuz. Her ne kadar laftan anlamasalar da elimizden geldiği kadar incitmeden onlara anlatacağız.
Önce yakınlarımızdan, evet. Allahu Teâlâ'nın kurduğu nizamdan çıkmadan, edeb ve adabına, ahlak mefhumuna dikkat ederek, Allahu Teâlâ'nın hükümlerine boyun eğerek, Rabbimizin üzerimizdeki rahmetine rıza göstermemiz lazımdır. Tekrar ediyorum. Allahu Teâlâ'nın hükümlerine boyun eğerek, Rabbimizin üzerimizdeki rahmetine rıza göstermemiz lazımdır. Bu bakımdan Allahu Teâlâ kainatı yaratırken üzerindeki varlıklarının zatını bilici olarak yaratmasıyla haddini aşmayacak şekilde kanunlarını da onlara bildirmiştir. Evet, haklarınızı helal edin. Kandil akşamıdır. İnşallah siz de ailenizle beraber kandilleşin.
Büyüklerinizi ziyaret edin. Büyüklerinize hürmetle ve sadakatte ve bağlılıkta kusur etmeyin. Anne babanızın gönlünü alın. Üf bile demeyin. Yaşça büyük olan abilerinizi, amcalarınızı, dayılarınızı yad edip arayın. Gidemeseniz de. Şehir trafiği yoğundur. Ama unutmayın ve onların da gönüllerini almaya gayret edin. Dünya kısa. Bu kandillerin birer vesile olduğunu, gönüllerini aldıklarımızın da dualarını da almayı ümit edin. Ne kadar güzel. Sen gönül al, hatır sor, o da sana yürekten dua etsin. Hem senin yüzüne hem ardından. Bu gece dualarına seni de dahil etsin. Sen de onları dahil et. Hep beraber el birliğiyle birbirimizin gıyabında hayır dua edelim.
Birbirimizden razı olalım. Rabbimiz de inşallah bizden razı olur. Hakkınızı helal edin. Kalın sağlıcakla. Hayırlı kandiller. Lillahi Teâlâ el-Fâtiha.
Müsaadenizle hocam, estağfurullah.
Sağ olun.
Hemen bu.