27.12.2025 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 28 Aralık 2025 · 2025

Videonun metni

Hadi.

Burada pek soru yok. Bir rüya var. Biz rüyalara cevap vermiyoruz. Niye rüyaya cevap vermiyoruz? Burada biz rüya anlatmaya kalksak her zaman söylüyorum. Rüyayı tercüme ettiğimiz zaman 7'den 70'e buraya yığılır. Burası rüya pazarlama yeri olur. Bizim burası rüya pazarlama, rüya anlatma yeri değil. Burada bana ayetlerden soracaksınız. Ayetlerin doğru ve yanlış açılımlarını size anlatacağım. En büyük ilim bu. Bir hazinedir. Kur'an aslında açılan mealleri Siyonizmin üzerine yazılmış bir kitap. Kur'an'ın hakikisi, Kur'an'ın esasına uygun olmayan yazılar yazılmış. Bu yazılan Kur'an'ın esası değildir. Sebebi, bütün Kur'an'ı baştan sona kadar okuyun.

Kur'an'da hiçbir kimseye zerre kadar bir suç işleme suçu verilmemiş. Hep suçlar Allah'a isnat edilmiş.

Ahliyetten Cebrail'i Allah yerine koymuşlar ve Cebrail'i Allah (?) diye nitelemişler. Bu durumda Kur'an'ı esasından, Kur'an ayrılmış, bugünkü insanlar müreffaların peşleriyle takılmış, (?) Kur'an'ın esasını hafife aldırmışlar, Siyonizmin hesabına göre ve bugünkü çıplaklık ve gençliğin hortlaması meydana çıkmış. Biz de istiyoruz ki insanlar Allah'ın kelamıyla üstlensin, kendi (?) yaratanına saygı ve sevgiyle ona dönsün, edep ve adabıyla insanlar üzerine, alemler üzerine şerefli yaratılan insanlar, insanlık duygusuyla yaşasın. Bunu istiyoruz. Şeref ve şen ve şerefiyle, şöhretiyle yaşasın. İnsanlık şerefiyle yaşasın.

Bu durumda insanlar insanlıktan çıkmışlar. Görünüşte, surette insan, ama sirette Allahu Teâlâ'nın onlar yeryüzünde gezen (?) dört ayaklar gibi dediği duruma düşmüşler. Çokları böyle.

İnsanı şerefli yaratan Allahu Teâlâ insanın kendisine emanet edilip de başının tacı olan kadınları çırılçıplak sokmuş. (?) Bu durumda Allah sevgisi, peygamber sevgisi ve dinin icabetleri ortadan kalkmış. Bugün dolandırıcıların çoğu, bakıyorsun bir firmayı dolandırmış, erkekler bir şirket kurmuş, falancıyı dolandırmış. E kadınlar da bunları dolandırıyorlar. Çırılçıplak soyunup asıl dolandırıcıların menbaı kadınlar olmuş. Soyunuyorlar, onların evlilik hayatları yok. Evleneyim de bir çocuğum olsun, bir yuvam olsun, bir kocam olsun. Efendim din-i İslam'a hizmet edeyim. Efendim vatanıma ve milletime hayırlı evlatlar yetiştireyim.

Olay kalkmış. Bunları düşünen yok. Çok nadir insanlar. Ne oluyor? Kadın çırılçıplak soyunuyor. Bir tanesiyle evleniyor. Sonra eğer kafasına uyarsa, uyuyor, uymuyorsa tamam zaten dur. Ondan sonra ellerinde bir telefon akşama kadar internette sosyal medya denen o nasıl bir sosyalist de sosyal medya onlarla beraber hadi adam (?) çoluğunu, kadın çoluğunu, çocuğunu bırakıyor. Adam da ona bazı şeyler vaat ediyor. Adamı soymak için kaçıp gidiyor. Bakıyor ki olmadı. Adamı bu sefer kendi lehine kanunları var ya adamı evden uzaklaştırıyor. Yahut evine sahip çıkıyor. Yahut arabasına sahip çıkıyor. E bu da bir dolandırma değil mi?

Ha.

Bugün gayrimüslimde bu olay yok.

Bunların önüne geçilmesi lazımken kişisel burada rüya tabiriyle vaktimizi harcarsak yazık ederiz. Ben rüya tabir etmiyorum. Tabir etmemek için de rüyadan anlamam ve bilmem. Bana rüya anlatmayın. Bizim zamanımız çok kıymetli.

Herkes evvela yaşadığı hayatı evvela insanlığını o insanın icabetli komşusuyla diyaloğunun güzel oluşu bir Müslümanın dilinden belinden elinden diğer bir Müslüman emin olmadıkça onun imanı kemal bulmadığını İslamiyet'i yaşayıp bu dünyanın geçici bir misafirhanede Allahu Teâlâ'nın verdiği rızıkları yiyip Allah'a şükredip İslam üzeri ahirete gitmemiz lazımken kimse bunları düşünmüyor. Yiyor içiyor şükürden öbür tarafa haberi yok. Şükür nedir diye.

Hatta daha ileri gidelim. Allah nedir diyorlar. Bunu da söylüyorlar. Allah yok diyorlar. Allah yok da sen nereden oldun?

Kendine bir dön. Hiçbir yere bakma. Gözlerin bir fotoğraf makinesi anında alıp veriyor.

Kulakların bir telsiz cihazı. İstediğini duyuyor.

Ciğerlerin bir laboratuvar. Bugünkü ilme göre bir belde kadar bir fabrika kurarsan o ciğerin yaptığı vazifeyi yapıyor.

Senin her tarafın bir ilimle yaratılmış bu kendi kendine mi olmuş? İşte bunu bu şekilde söyleyen insanlar aydınlık kisvesi altında geçinip aydınlığın ne olduğunu bilmeyen ilimden bihaber çırılçıplak söylenenlerin yıldız olduğunu yıldız olduğu (?) günlerde hakkın eserinden habersiz yaşayan insanlar acaba aydınlıktan haberleri var mı? Bunlar karanlıklar içerisinde yüzen insanlar.

Aydınlık insanın kendinin ne olduğunu bilmesi. Nereden gelip nereye gideceğini bilmesi. Ve sahibine hizmet etmesi. Sahibi sana çalış da bana ver demiyor. Beni yalnızca günde beş defa hatırla namazını kıl diyor. Bizim sahibimiz Allah. Dünyaya biz kendimizi nasıl bir insan olduğunu ispatlamak için geldik. Bu durumda biz bunları bırakıyoruz, şahsi işlerimize dönüyoruz. Şahsi iş yok. Mesela ayetler şahsi değil mi? Benim bilmediğimi anlatıyorsun. Senin bilmediğini anlattığım gibi, senin bilmediğini belki milyonlarca insanlar da bilmiyor. Onları da onlara da anlatıyorum.

Sen o bilmediğin soruyu sormakla insanlara da hizmet etmiş oluyorsun. Onun için hizmet istiyorsan Allah'a yaklaşmak istiyorsan Kur'an oku. Anlayamadığın yerleri sor. Biz de açalım sana anlatalım. Siyonizme göre açılanlar değil. Kur'an'ın esasına göre hakkı anlatalım size.

Evet.

Sen soracak mısın? Kaç tane? Senin mi? Bakayım. İki tane soru nereden geliyor? Burada iki tane soru yok. Sezeniş'te bununla git dediniz, gitti. (?) Depriyalar bunlar. (?)

Üye misafir. Şurada bir soru soruyor. Selamün aleyküm hocam. Rabbimiz ruhlarımızla ahitleştirip tüm alemleri programlıyor. Doğru. Doğru söylüyor. Bu alemler içerisinde cinlerde her türlü irade var. Kimde de onlarda her türlü irade var? Her türlü irade. Her türlü irade. Her türlü irade yazıyor. Nerede yazıyor diyor? Her türlü irade yazıyor. yaklaş yaklaş hür irade Cinlerde de bende hür irade hür irade var onların iradeleri için onlara da ahitleşiyor mu iradeleri için onlarla da ahitleşiyor mu? Ya bu senin bu sorunu sorduğun soru bugün herkes de aşağı yukarı biliyor. Herkes kime sorarsan sor. Neyi biliyor?

Cinlilerin ulvisi ve süflisi var değil mi? (?) Yani kafir olanın da var, Müslümanın da var. Demek ki bunlar da ahitleşmiş. Bunların da ne olduğunu biliyor Allahu Teâlâ. Hatta Peygamber Efendimiz Mekke-i Mükerreme'de o bir yer var cinninin geldiği yer. Eshabenin ismini unuttum. (?) Sen buradan ileri geçme diyor. Cinlere Kur'an okumaya başlıyor. Biz bir Kur'an okuyan birisini gördük diyor. Bizim büyüğümüz diyor. Melun. Öyle söylüyor. Biz yalan söylediğini bilmiyorduk diyor. Bizi aldatmış diyor. Allah var diyor. Müslüman olanları var cinnilerin. Kafir olanları da var.

Onun için onların iradeleri içinde onlarla da ahitleşiyor mu diyor. Ahitleşmezse onun iradesinin cinlinin Müslüman olduğunu yahut da ulvisinin, süflisinin de kafir olduğunu nereden bileceğiz?

Şimdi Müslümanlar Allahu Teâlâ'yla ahitleşti. İrade de var.

içimizde Allah'ı bilen var bilmeyen var. Ne oldu? Bilenler Müslüman, bilmeyenler kafir. Allah söylüyor kafir diyor. Onlar ama üç sınıfa ayrıldın diyor. Üç sınıf. Sen iki sınıf söyledin. Ya birinci sınıfın içerisinde evliyalar, enbiyalar, şehitler, şuacalar zümresi. (?) O da Allah'ı bilmiş. O da birinci sınıf içerisinde o kendi içerisinde ikiye ayrılmış. Kelime-i şehadet getiren Müslümandır. Cinliler de böyle. Onların da Müslümanları var, kafirleri var. Bu durumda onlar kafirleri insanı yakaladığı zaman ölüme kadar sürükler. Evet.

Başka? Şuraya bir bakalım sorusu olan var mı başka?

A'raf suresi (?) 11. ayet-i kerimede önce yarattık sonra şekil verdik buyuruluyor. Rabbimizin bu kelamı önce ruhların sonra bedenler yaratılmasını mı işaret ediyor? ben sana şimdi burada bir soru soracağım sen olmazsan sen olmazsan bir şey yaratabilir misin?

olmayan bir insan bir şey yaratabilir mi? şimdi beni yok kabul et yokken yok olmayan bir insana bir sıfat verip de o bunu yarattı dese ortada bir şey bulabilir misin? şimdi önce yarattık diyor sonra şekil verdik bu yaratma bedeni yaratma bedeni yaratma Mü'minun suresinin 14. ayet-i kerimesinde biz sizi ikinci bir şekilde yarattık diyor evvela birinci şekil Allahu Teâlâ ruhundan bir cüz'i ayırmakla yarattı. Sonra ona bir şekil verdi. Veya ikinci bir yaratılışta bir şekil verdi. Aslında aslının kopyasını yarattı. Bir yazı yazarsın bir yere yahut bir resim yaparsın bir yere onu bilgisayar üzerinde kopyalayıp bir başka kağıdın üzerine kopyaladığın zaman aynısını kopyalasınlar ya.

İnsan da Allah zatından bir cüz'i ruhundan bir cüz'iyle bizi yarattı. (?) Sonra ikinci bir şekille sizi yarattım diyor. Bak Mü'minun suresinin 14. ayet-i kerimesi kaçıncı sayfada? Şimdi bak bakayım şöyle Mü'minun'u. Efendim şuralarda olacak ama Nâ suresi (?) Taha suresi, Enbiya, Mü'minun'un 14. ayet-i kerimeye bir bakalım şimdi bak. Hanımefendi Bak sonra ne diyor? Sonra nutfeyi alaka aşılayan alaka aşılanmış yumurta yaptık. Peşinden alakayı bir parçacık et haline soktuk. Bu bir parça eti kemiklere iskelete çevirdik. Şekil vermiyor mu şimdi buna? Şekil veriyor. Bu kemikleri de etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratılışla insan haline getirdik diyor.

Ne yaptı? Evvela yarattı, sonra şekillendirdi. Evet.

evet aynen dediğin gibi bak ne diyor önce ruhların sonra bedenlerin yaratılmasına işaret ediyor diyor doğru söylüyor zaten orada da o anlatıyor güzel bilmişim (?) başka sorusu olan var mı bakalım ayetlerden istediğinizi sorun Evet Anladım hocam diyorlar, razı olsun. Senin sorun var mı? Sor. Kaç? Dört yüz otuz iki. Üç yüz altmış beş. Dört yüz yirmi beş. Yirmi yedi, yirmi dokuz, otuz bir, otuz iki, evet. Kırk bir. Sebe, Sebe suresi 41. ayet-i kerime. Bak ne güzel. Sizden niye Kur'an-ı Kerim'den, ayetlerden bana sorun diyorum? Hiç olmazsa evlerinizde üstü kapalı tozlanmış olan Kur'an'ın tozları silinir de onun için Bir de okuduğunuz zaman

Hem vicdanen rahatlarsınız, hem gönlünüze huzur gelir, hem Allah'a güvenirsiniz. Allah'a güvenenin de Allah'ın arkasında olduğunu bilir. Ona göre de manen de kuvvetlenir insan. Kim Kur'an'ı okuyor böyle? Herkes bir panik içerisinde. Allahu Teâlâ zaten inkar edenlere ne diyor? Onların kalpleri huzursuz ve dağınıktır diyor. Ayet-i kerimede. Onların kalpleri huzursuz ve dağınık, çünkü Kur'an'ın arkasını dönmüş, küsmüşler. Müslüman, hangi Müslüman bugün Kur'an'ı açıp da okuyor illa Kur'an'ı okumak Kur'an'ın Arapçasını okumak değil. Mübarekler, hiç olmazsa mealini okuyun, hurafe de olsa okuyun, gelin sorun, ondan sonra okuyun.

okurken şunu şiar edinirseniz, (?) kendinize şiar edinirseniz yanlış olan yerleri kendiniz çok güzel çıkartırsınız kimse Allahu Teâlâ'yı sıfatlayamaz kimse ona suç isnat edemez hayrı işleyecek olan insanın hayrı yazılır miskal zerre şerri değiştirecek insanın şerri yazılır ve Allah hiçbir kimseye zulmetmemeksizin (?) ahiret aleminde insanlar yaptıklarıyla hesaba çekilir bu durumda insanın işlemiş olduğu suçu Allah'a isnat edip de Allah şunun kalbini mühürledi Allah mühürleyici ama nasıl mühürledi kişi Allah'a isyan ettiği için mühürlettirdi kalbini Allah insanı saptırdı Allah insanı saptırmaz Allah'ın şanına yakışmaz onlar sapıttılar Allah hakkı gösterir doğruyu gösterir hakkı söyler ama onlar o hakka ve doğruya arkalarını döner sapıtırlar onları sapıklıkları içerisinde bırakır niye?

çünkü biz buraya kendimizi nasıl bir insan olduğumuzu ispatlamak için geldik Allah'a yaklaşmak isteyene de karışmaz Allah'tan sapanlara da karışmaz çünkü herkes kendisini bu alemde ispatlayacak yoksa bugün herkesin dua ettiği gibi ben o şekilde dua etmekten haya ediyorum (?) Allah'ım şunları kahret, Allah'ım beni şuraya ilet, bana (?) cennetin kapılarını aç ben efendime söyleyeyim rahmetin içerisinde bu. Demiyor ki Allah'ım senin rahmetine erişmek için bana güç ver. Allah'ım senin yolunda bana güç ver. Allah'ım senin rızanı kazanmak için bana güç ver. Kendinden et. Kendinden. Allah'tan bir şey beklemeyeceksin.

Allah yağdıracak. Sen alacaksın.

Yoksa Allah sen sapıtmışken sana rahmet demez.

Bugün duaların çoğu da yanlış. hep Allah'ım beni şuraya ilet Allah'ım bana şöyle yap Allah'ım böyle yap. Niye yapmıyor? Allah zalim mi? Bu dünyaya (?) kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlamak için geldik. onun için ayetleri Siyonizme çevirmişler, insanlar da öyle biliyor, öyle konuşuyor Allah'tan istemek başka Allah'ım ben şöyle bir duçar kaldım. Bana rahmet eyle. Bak rahmet eyle. Benim bu borcumu ödemeye bana nasip eyle. Ve bak ne güzel. Güç istiyorsun ondan. Allah da sana verir. Karşına insanlar çıkartır.

Yoksa benim borcumu efendim öde. Ya da şöyle yap. Böyle yap. Oh ne güzel. Niye gönderdi biz o zaman dünyaya? Orada bizim işimizi bitirir de ahiret aleminde. Hocam söylediğine bir ayet var mı? Aç Taha suresinin 134. ayet-i kerimesini. Aç Kasas suresinin 47. ayet-i kerimesini.

Anlayabilirsen tabi.

Evet.

Bakalım başka soru var mı?

Hac suresi 54. ayeti açıklar mısınız? (?) Diğerlerinden öperim diye. (?) Hayırlı akşamlar. Taha misafir. (?) Hac suresinin 54. ayet-i kerimesi. (?)

kaç süreci (?) kaçıncı ayet dedi 54. ayet 78'e gelmişiz bak hep yanlış açılan ayetler bak şimdi baştan aşağı ayetler yanlış şurayı da şöyle açayım kaç tane ayet var burada bak al yanlış ayetler sayfaya bak al şimdi sen bunu onların dediği gibi yaparsan İslam'ı yaşamış mı olursun işte ameller niyete bağlı bizi o kurtarıyor ama bunu bu şekilde yazan vebalden kurtulamıyor Allah demediği halde Allah böyle söyledi derse azaptaki yerini hazırlasın diyor Allah azabı.

Bir de kendilerine ilim verilenler, onun Kur'an'ın hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar. Bu ayet kalpleri huzur ve tatmine kavuşan şüphesiz ki Allah'ın iman edenleri kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir diyor.

Şimdi burada söylüyor söylüyor sonunda Allah insanları dosdoğru yola yöneltir diyor. İşte demin dedim ya o zaman Allah insanları dostudur. Dosdoğru yola yöneltirse niye kafirleri cehenneme atacak? Onlar da insan. Onları da Allah yarattı.

Burada bir ayırım var. Seni yaratanı sen tanımazsan Allah insanları dosdoğru yola iletmez.

Yöneltir diyor yöneltmez. burada en sonu Allah'a iman edenler kesinlikle dosdoğru bir yola yönelmiş olurlar. Bakara 257: Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan alır aydınlığa çıkarır bak ne güzel şeytan da diyor tağut da inkar edenlerin dostudur aydınlıktan alır karanlığa götürür diyor. Şimdi burada bir tek kelime Allah'a isnat ediliyor. Hep suç Allah'ın. Sen beni götürmedin ki yarattın ama beni götürmedin. Beni sen karanlıklar içerisinde bıraktın. Kendin söylüyorsun. Öyle diyor. Allah öyle söylüyor. Seni karanlıklar içerisinde yarattım diyor. Sen kendin söylüyorsun. Niye beni yönlendirmedin?

Allah seni karanlıklar içerisinde yarattı ama önüne peygamberler, yok alimler, yok kitaplar gönderdi.

Seni önünü aydınlattı. Ve senin bu soruna karşı da şöyle söylüyor Allahu Teâlâ: Biz duyurmadığımız nesneden kimseyi hesaba çekmeyiz diyor. Duyurmadığımız nesneden. Öyleyse senin yolunu aydınlatmak, peygamberler, kitaplar, alimler göndermekle sen buna sırtını dönersen, o aydınlığı karanlığa çeviren sen misin? Yoksa Allah mı? Senin önünü aydınlatmasına rağmen sen Allah'ın dediğini yapma. Sen beni yarattın. Benim yemeğimi de vereceksin. Her türlü zevkimi de temin ettireceksin. Beni ahirette de cennete sokacaksın. E böyle bir şey var mı? Ne?

İmtihan dünyası, imtihan. Burası dünya, imtihan dünyası. Allahu Teâlâ bizi yarattığı zaman hangimizin müşriğim, (?) hangimizin inkar edip de kafir olduğunu çok güzel biliyor. İşte sana Taha suresine git dediğim zaman orada şöyle söylüyor. Onları biz Kur'an'dan önce yani insanı dünyaya göndermeden önce sizi bir azapla helak etseydik diyor. Yani biz sizi biliyoruz. Sen cennetlik sen de cehennemliksin. Çünkü A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde ahitleştik. (?) Ve iz ehaze rabbüke min benî Âdeme min zuhûrihim ve eşhedehüm alâ enfüsihim, elestü bi rabbiküm, kâlû belâ (?) Âdem'in zürriyetinden zuhur edeceklerle ahitleştik, siz Rabbiniz dedik diyor. (?) Orada kim? Evet Rabbim dediysen Müslüman kim orada aklına göre bir (?) ilahvet diyorsa inkar etti.

O da müşrik yahut da kafir. İnkar etti. Orada ayrıldık zaten.

Bu durumda ayet-i kerimede beni efendim kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltiyor. Kesinlikle. Hep Allah'a sürtüyorlar. Burada herkes kendi iradesiyle kazanacak. Allahu Teâlâ insanı alemler üzerine şerefli yarattı. O şerefliliği yaratılışın sebebi ne biliyor musun? Zatından bir cüz'i bir ruh verdi. Bu ruh insandan başka hiçbir varlıkta yoktur. Bu durumda insanı niçin dost edindi? Niçin bu kadar insana şeref verdi? İzzet ve şeref arıyorsanız Allah'ın yanındadır. İzzet ve şeref diye insana hitap etti. Sebebini biliyor musunuz çocuklar? Kim söyleyecek? Niye bu kadar insana şeref verdi? Ya bir kere düşün.

Bütün bu alemleri yaratacak bütün bu bireksiz bu dünyayı, (?) ayı, yıldızları kendi hepsini etrafında çevirecek, istediğini yaratacak, yoktan var edecek bir varlık, gider de lalet deyin, en güzel bir varlık da yaratmış olsa, onunla (?) dost olur mu? Yaratmış.

Bugün insan, kimle dost oluyor? İnsanla. Gidip bir eşekle dost olan var mı? Manço'nun (?) söylediği eşek benim dostumdur diyor ya Allahu Teâlâ da bunlara ne diyor? Yalnız onu kastetmiyorum. O bir şarkı olarak söylüyor bunu. O belki de başkalarını kasteterek söylüyor. Mesela köpeğe dost edilenler var. Onlarla yatıp kalkanlar var. Çocuk edinmeyip de çocuk yerine koyanlar var. Bu Allah'a yakışır mı? Bu kadar şerefli yoktan var eden Allah. Zatına yakın bir insan yaratacak ve onunla konuşacak, onu dost edinecek. İşte insanın büyük şerefliği de buradan çıkıyor meydana.

Sen böyle bir dostu, böyle bir şerefli yaratılan bir insanın, böyle dostu olan, yaratıcı büyük bir kuvvete sahip olan Allah yanında büyük bir ürdiyet (?) sahibi olarak, makam sahibi olarak Allah'a ihanette bulunabilir misin? Allah'a arkanı dönebilir misin?

Evet. Ondan sonra da seni böyle yaratmışsa zatının bilinmesi için yaratmış. Bugün en basiti bir babanın evladı dese ki evladı babasına sen benim babam değilsin.

İspatlı genleri de ispatlı olmuş olsa, genleri ispatlı olmuş olsa, o babanın evladı olmuş olsa, o çocuk sen benim babam değilsin dediği zaman o babanın halini düşün. Yani merhametinden değil. Buna karşı olan duygusunu Allah da bize ruhundan bir cüz'ü vermiş. Sen benim Rabbim değilsin dediği zaman Allahu Teâlâ da onun ayarına düşmüyor. Sen beni böyle inkar edersen ben de sana burayı vereceğim diyor. Ateşi. Ama sen beni bilirsen benim sana ihtiyacım yok diyor. Sana ben cennette bir zevki sefa sağlayacağım. (?) Ne istersen vereceğim diyor. Peki niye yarattın? ve seninle ünsiyet kurmak için yarattım zatını zatında görmek için yarattım seni insan bu kadar değerli bu kadar değerli olan insan bu kadar Rabbinin değer verdiği bu insan Allah'a arkasını dönerse ne hale gelir işte demin anlattığım duruma düşer

Başka sorusu olan var mı? Söyle bakayım. Söyle bakayım. 400 424 38, evet. 32. sayfa şöyle. (?) 432. 41 mi?

Melekler de: Sen yücesin, bizim dostumuz onlar değil sensin, belki onlar cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanmıştı diyecekler diyor. Melekler. Bunları melekler söylüyordur. Bakalım o gün Allah onların hepsini toplayacak. Sonra meleklere size tapanlar bunlar mıydı diyecek. Bak. Tabii. Meleklere tapınanlar da var. Şimdi melekler ne diyor buna? İnsanlar Allah'a bırakıyor, meleklere tapınıyor. Kimisi Allah meleklerden erkekler kızlardan evlat edindi diyor. Allahu Teâlâ da onlara söylüyor. Kızlar sizin de diyor. Erkekler sizin de kızlar benim mi diyor. Bu ne kadar adaletsiz bir taksim diyor.

Evet.

Melekler de ne diyor? O meleklere tapınanlara sen yücesin diyor. Allah'ı yüceltiyor. Bizim dostumuz onlar değil sensin. Dostumuz. Çünkü Allahu Teâlâ bunları programlamıştır. Aynen. Yapay zeka var ya yahut robot robotun yapay zeka trafik yaptırıyorlar. Polisliği yaptırıyorlar şimdi içinde onlara. Her türlü işi yaptırıyorlar. Allahu Teâlâ da yaratma sanatı olduğu için o bizimkiler yaratma can veremiyorlar. Demirden yapıyorlar. Yahut tahtada neyse. Ama Allahu Teâlâ ette kemikten yaratmadan yapıyor. Canını veriyor. Ama robot. Peki ette kemikten insan türetinde de olmuş olsa nasıl oluyor da ette kemik ya (?) nasıl oluyor da bizim gibi bir durum olmuyor?

Senin beynin bir harddisk. (?) Ona da o beyne, o harddiske ne emrediyorsa onu koymuş. Onun kendi iradesi yok. Senin iraden var. Onda ruh yok. Ruhsuz. Emre amade. Nasıl bir hayvanı eğitiyorsun da sana tabi oluyor? Aynen onun gibi. Fakat karşılıklı konuşma. Meleklerle beraber. Onun için melekler cinsiyetsizdir.

Ama gayrimüslimler bazılarına cinsiyet itham ederler.

Evet.

Biz onlara diyor, onlar bizim dostumuz değildir diyor. Biz sana inandık. Bizim dostumuz onlar değil sensin. Belki onlar cinlere tapıyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı diyecekler. Doğru söylüyor. Ben şimdi burada bir cinci hoca olsaydım.

Süper. Cinci hoca.

cinlerden size atıp tutsaydım başımı kaşıyamazdım burada. Ama hakka gelince ebedi hayatın sonsuz yaşamını zevki için, tadı için, Allah'ın rahmeti için, onun hoşuna gitmesi için hiçbirimiz bu dünyada kolay kolay Allah'ın emrine tabi olmuyoruz.

İnsan sapıtmış zevki sefa içerisinde.

Nefsani duyguların kölesi olmuş.

Dünyaya tapınır olmuş.

Bütün nefisler ölümü tadacak. Göklerin ve yerin mirası Allah'a kalacak.

Zerreden küreye hiçbir şey bizim değil. Bak. Bizim olan şeyimiz yok mu? Var. Nedir bu? Bak şimdi göstereceğim. Çay değil mi bu? Çay.

Bu benim rızkımdı beyler. Bu benimdi. Neden de benim değil. Emanet. Ama yaşadığı müddetçe bana verilmiş bir emanet. Bunu da benden alacak. Başka benim. Bana veren nedir? Verdiği nedir? Allahu Teâlâ'nın benim olan şey nedir? Giyip eskittiğin bunlar eskittiğin yiyip içtiğin senin. Çünkü bu hayat içerisinde, bu beden içerisinde kendini nasıl bir insan olduğunu ispatlayacaksın. Bunları sana rızık olarak verdim diyor. Ye. Başka? Başka hiçbir şey senin değil. Hepsini bırakıp gideceksin. Bu yediklerin, içtiklerin, yiyip eskittiklerinde senin kendinin nasıl bir insan olduğunu ispatlaman içindir.

Öyleyse hakikat dururken gölgeyle uğraşmak neye? Ağacın kendi dururken ağacın gölgesiyle uğraşmak neye?

İşte aklımızı kullanmıyoruz. Allahu Teâlâ da ayet-i kerimede siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

Gölgeyle uğraşanı hiçtir. Hiç ile uğraşan da bir hiçtir diyor.

Evet.

Öyleyse burası ahiretin bir gölgesi ve benzeriyse bu gölgeyi sırtına vuramazsın. Emr-i Hak'la beraber gölge de kaybolur. Yaptığının, amelinin omuzlarında taşıdığın ağırlığınla oraya gidersin.

Ya sevap yükü veyahut da günah yükü. Allah muhafaza. Evet.

evet 36 Yasin suresi 58 ayet-i kerimeyi açar mısın? Sen mi yazdın bunları? Mübarek yönden öperim. Onlara (?) merhametli Rabbinin söylediği selamlar 36 Yasin dört yüz kırkıncı sayfa dört yüz otuz iki Yasin otuz altı

otuz altıncı ayet-i kerime 36 Evet. O zat-ı ilahi noksanlardan münezzehtir ki, bütün noksanlıklardan münezzehtir ki yerin bitirdiklerinden ve insanların kendi nefislerinden ve bilmedikleri şeylerden nice çiftler onların hepsini yaratmıştır diyor.

Allahu Teâlâ bu alemde ne yarattı biz bilmeyiz. Bilemeyiz. Niye bilemeyiz? Bir rivayet 17 bin alem yarattı. Bir rivayette 18 bin alem yarattı. Hangisini bileceğim?

Ve insanlara ne lazımsa onları da yarattı vücudunun beslenmesi için ve insanlar zaman gelir de sorar da bizi yarattı ama ölümsüzlüğü de yaratır mıydı dediği zaman ölümsüzlüğü de yarattı. Ölümsüzlüğün bir kısmı Amerika'da, bir kısmı Garp'ta, bir kısmı Şark'ta, arada bul. hani fabrikalar bir şey satmak için bir hediye yapıyor bir buzdolabı diyor ki şu sakızın içerisinde numaralar var birden beşe kadar numarayı tamamlarsan şu buzdolabını alacaksın o numarayı bana getir herkesinde ondan alıyor biri çıkıyor iki çıkıyor dört çıkıyor beş çıkıyor üç yok üçü koyduğu yer Mesela öbür tarafa da biri koyuyor, ikiyi, üçüyü koyuyor, bu tarafta bulamıyor.

Yani nereden eksikse onu gösteriyor oraya. Mesela bu tarafa biri, ikiyi, üçü koymuyor, dördü, beşi koyuyor. O tarafa da biri, ikiyi, üçü koyuyor, dördü koymuyor. Hadi bul bakalım şimdi. Nereden ne alacaksın? O sakızın içerisinde. Türkiye'yi mi gezdik sen o rakamı bulmak için? Ölümsüzlük de böyle. Lokman Hekim buluyor ölümsüzlüğü. Çünkü o geziyor bütün dünyayı. Ondan sonra Allah ölümsüzlüğü ortadan kaldırdığı için köprüden geçirirken Cibril-i Emin'e emir veriyor. (?) Eline vurunca yazdıkları suya gidiyor.

Allah her şeyi insana yarayacak bütün varlıkları yaratmış. Ve insan da çok şerefli yaratıldığı için diline de altmış küsur tane tat alma organı koymuş. Balıklar da tat alır. Ayrı ayrı balıkların cinsinden, sebzelerin ayrı ayrı cinsinden, meyvelerin ayrı ayrı cinsinden, etlerin ayrı ayrı cinsinden. Ye diyor. Tat al, ye. Ama beni bil diyor.

36. ayet-i kerimede. Ne diyor şimdi? O zat-ı ilahi, zatıyla kaim olan o. Noksanlardan münezzeh ki yerin bitirdiklerinden her türlü sebze, meyve bunun içerisinde bildiklerimiz soğanı, sarımsağı, marulu, kıvırcığı, efendime söyleyeyim, top lahanaları, (?) kerevizleri, havuçları ne istiyorsan var yani. Aklına gelmedikleri de birçok sebzeler. (?) Kendi nefislerinde ve bilmedikleri şeylerden nice çiftler onların hepsini yaratmıştır diyor. Nice çiftler. Çiftlerden gaye o sebzenin üremesi için dişi ve erkek tohumları tohumları yaratıyor. O tohumun içerisinde o sebzenin yahut o meyvenin kendi çekirdeği yazılı.

Bir elma çekirdeğinin içerisinde o çekirdeği diktiğin zaman elma oluyor, armut olmuyor. Aynı yere armut çekirdeğini dikiyorsun, orada elma olmuyor, armut oluyor. Yerin bitirdiklerinden. Bugün ağaçların kimyagerliği topraktan kendisine yiyebileceği meyveleri alması ve onu cinsine çevirmesi.

Allahu Teâlâ burada zatının büyük bir ilim kudreti olduğunu ve size yarattıklarının devamı kendi kendine sen açsan da o yaratacak onu, yaratıyor. ve yarattıkları arkadan gelenler de ondan istifade edecek, yiyecek. Bugün ormanlarda papağanlar, böyle böyle büyük büyük şeyler var, meyveler var. Meyveleri alıyor, ağzına atıyor, kursağında onun dışını yiyor, çekirdeğini çıkartıyor. Yavrusuna da götürüyor, o da yutuyor onu, o da onun dışını yiyor, çekirdeğini atıyor. O şekildekiler tekrar bünye bir ağaç oluyor. Kendi kendine. Evet. Bir devirde yayın yaptırıp gidiyor. (?) Ve bu şekilde dünyayı da yarattığı mahluklarla da temizliyor.

Ayrıyeten.

Çiftler dediği dişili erkekli hayvanlar hepsi kendi neslini üretiyor. 58. ayet-i kerimeye bakalım ne diyor.

Onlara merhametli Rabbinin söylediği selamdır diyor. Kime? Burada da insanları kastediyor herhalde. Bakalım ne diyor burada. Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir. Ve insanlar tabi.

Cennette Allahu Teâlâ selamün aleyküm yok. Selamdır derler diyor. Selamün aleyküm Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun demektir. Cennete girince yalnız bir selam derler. Çünkü Allah'ın rahmeti onların üzerine olmuş. Orada boş söz yok diyor. Boş söz yok. Aleyküm selam Allah'ın rahmeti üzerine olsun yok. Orada var. Yani burada selimsin var. (?) Cennette selimsin. Evet.

Orada ne diyor? 58. ayet-i kerimede. Orada merhametli Rabbinin söylediği selamdır diyor. Yani size selam olsun.

Şimdi selamün aleyküm deseydi Allah'ın rahmetini vermişler de gelmişler. Zaten o fazla olacaktı. O Allahu Teâlâ oranın sahibi ne diyor? Burada selimsiniz diyor. Ne insanlar? Burada eminsiniz. Selimsiniz.

55'ten beri okusak bak ne güzel söylüyor zaten. O gün cennetlikler gerçekten nimetler içinde sefa sürerler diyor. Deminden beri ne güzel Allah'a yar olanlar, dost olanlar cennette ömür boyu, ömür boyu değil, sonsuz bir ömür, sefa sürecekler.

Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar. Tahtlar. Güzel buradaki gibi taht değil. Envai çeşit tahtlar. Yani padişahların tahtları vardı ya. Cicili bicili böyle güzel. Yani hep elmaslarla dolanmış böyle. O şekilde. Büyük tahtlar. Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bunu bütün arzuları yerine getirilir. O insan kendinde ne istiyorsa Allahu Teâlâ ona hoşnut edecek orada. İstediklerini verecek. Ve onlar hoşnut olacaklar. Ve daha hiçbir şeye bakamayacaklar. Karakter dolu olacak. Yani o kadar olacak. (?) Anlamları o kadar olacak. Yedi cennet, yedi tabaka, yedi nefsi hali, yedi nefsin haline göre Allah'a yakınlıklarıyla cennetlerde onlara taksim edilecek.

anlayışlar içerisinde.

Evet. Merhametli Rabbim de onlara yalnızca selam diyecek.

Evet. Başka bakalım burada. Hocam, çok küçük yaşlardan itibaren çocukları, gençleri internet üzerinden kumara yönlendiren çok fazla şeyler türedi. Etrafımızda da çokça şahit oluyoruz. Bunlara nasıl nasihat etmeliyiz? Bize yol gösterebilir misiniz?

Bunlara ne kadar yol gösterirsen göster. Ne kadar vaat edersen et. Kolundan tut. Onları güzel bir mevkiye getirsen. Orada da güzel bir aylık bağlasan gene onu yaparlar. Bundan vazgeçiremezsin. Ancak bir şartla. Hakkı anlatabilirsin. Hepimizin sahibinin Allah olduğunu bilirsin. Bu dünyaya imtihan için geldiğimizi bildirebilirsin. Ki o yaştan sonra da bunlar pek anlamazlar. Ancak güzel ahit verenler müstesna. Onlar müstesna. Ama gene de biz vazifemizi yapacağız böyle. Onlara duyuracağız. Çünkü insanın fıtratını değiştiremezsin. Bizden vazife Allahu Teâlâ duyurmadığımız nesilden kimseyi hesaba çekmeyiz diyor.

Elimizden geldiği kadar onlara hakkı anlatacağız ki Allah'tan korksun ve nihayet sorunun sonunda oraya gideceğini bilsin. (?) O yaptıklarının kumar olduğunu yahut da günah olduğunu bilsin. Ondan vazgeçsin. Yoksa bu insanı para da versen, makam da versen ondan vazgeçtiremezsin. Kim gibi?

Sıfırda hakemlerin yaptıkları gibi kumar oynadılar. (?)

Parayı güçsüz takım üzerine oynadılar. Güçsüz takımı galip getirdiler. Paraları aldılar.

Envai çeşit kumar şekli çıktı. Envai çeşit. Allah bizleri bu gibi kötü duygulardan korusun.

Hocam, hiç evlenmemek veya evlenip hiç çocuk yapmamak bunlar günah mıdır?

Çoluk çocuk yapmak anne babaylığın istişare halindedir. (?)

İstişare yapılacak. Fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurur. Siz evlenin, çoğalın. Ben ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim der.

Allahu Teâlâ bizi çift yarattı.

Ne demek bu? Bir erkek, bir kadın. Ürememiz için bu kadar insan Berzah'ta bekliyor. Onların dünyaya gelişini gelişine bizler sebep olacağız. Evleneceğiz, çoluk çocuk sahibi olacağız. Ama gücümüz yettiği kadarına evleneceğiz. Tekrar çocuk yapmak için erkek ve kadın birbirleriyle danışarak eğer çocuk yapmak istiyorsa durumları da müsaitse yaparlar. Eğer çocuklar sizi farklı zarfiyete götürecekse hatta (?) çocuklarınız diyor sizi yokluğa götürecek şekilde sizden istiyorsa vermeyin diyor. İşte Allahu Teâlâ bize zorluk yüklemiyor. Ama muhakkak evlenip çoluk çocuk sahibi olmamızı istiyor. Ama gücümüz nispetinde istiyor.

Gücümüzün dışında bize bir yük yüklemiyor. Biz sizin gücünüzün dışında diye hiçbirinize bir yük yüklemeyiz diyor.

Onun için Peygamber Efendimiz de siz evlenin, çoğalın. Ben ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim dediği zaman evlenmemiz şart. Bekarlar geliyor diyorlar ki Peygamber Efendimiz'e Evliler diyor tamam bize şehvet verince ne yapalım diyor.

Evlilere diyor ki siz evinize gidin. Şehvet verince. Evinize gidin. Bekârlara da diyor ki siz de oruç tutun.

Oruç şehveti kırar.

Öyleyse insan günaha girmeyecek şekilde birkaç tane evlilik gücü içerisinde yapabilir diyor ayette.

Bugün bir evlilikte sebat edenler ben yüzlerde demeyeceğim. (?) Milyonlarda belki bir tane yahut iki tane vardır.

Ayetlerin dışına çıktık. Evli erkek, evli bir kadınla zina ederse recimdir.

Bugün evli kadınlar dostlarıyla yaşıyorlar.

Yüzde çok fazla yukarıya çıktı. kadınlarla baş olunmuyor bugün birçok evler zina fuhuş evleri bunun şeyini yapmışlar ne diyorlar ona göstergesini bir harita üzerinde şehirlerin en kalabalık olan yerleri Ödemiş, Manisa, İzmir, İstanbul efendim. Allah selamet versin. Kimin eli kimin cebinde kimin külahı kimin başında belli değil. Bu neden meydana geliyor? Allah'ı Allah'a artık sırtımızı dönmekle Allah'tan korkacağımıza nefsini ilahlaştırmakla Allah korkusunu bastırmış zevki sefasının peşine düşmüş Allah bizleri ıslah eylesin. Evet, üye misafir o çocuklara hakkı anlatacaksın Allah'ı anlatacaksın onlardan vazgeçtireceksin onlar da size diyor size ufak tefek içki ve kumarda ufak tefek faydaları varsa da günahı çok büyüktür diyor.

Çok büyük. Bugün şaraplar üzümden oluyor. Bize faydası yok mu? Var. Ama sen bunu şarap yaparsan ne olur? Beynini uyuşturur. Yapacağın konuşmanı dilin tutulur. Konuşamazsın. Konuşamadığın için de Allahu Teâlâ sen diyor ne diyeceğini bilene kadar namaza da yaklaşma diyor. Bak o içkiliyi karşısına bile almak istemiyor. Çünkü her namaz Allah'ın huzurundadır. Bizim miracımızdır. Kumarsa bazısı kazanıyor. Kazandığın zaman da sen bunu kazanmadın. Büyük bir günah kazandın. Çünkü kişinin, çoluk çocuğunun nafakasını üstüne geçirdin. Kardeşinin hakkını gasp ettin. Sen onu kâr mı zannettin?

Evet.

Evet, beyler. Vaktimiz doldu. Vaktimizi kapayalım.

başka da sorumuz yok zaten bir şey buradan söyler herhalde evet beyler diyor 600 bin bizden öte geçireceğim facebook bakalım var mıdır bakalım (?) evet varmış bir tane hocam 15 günden fazla seyahate çıkan bir kişi tüm dört rekat namazlarını tam mı kılmalı? Ya da on beş günü kısaltıp sonraki günleri tam olarak mı kılmalı?

Ben sana kaideyi söyleyeyim. Sen ona göre kaideye uy. Şimdi burada şöyle bir sonu şöyle bir olumsuz bir kelime gidiyor. Hocam on beş günden fazla seyahate çıkan bir kişi tüm dört rekat namazlarını tam mı kılmalı? Buraya kadar doğru. 15 günden sonra tam kılacak. 15 güne kadar oturduğu yerde misafirdir. O iki rekat kılacak. 15 günü kısıtlayıp sonraki günleri tam olarak mı kılmalı? Nasıl şimdi 15. gün nasıl kısıtlayacaksın? Sen misafirsin. Sana Allahu Teâlâ 15 gün sana oturduğun yerde tamını kısıtlayamazsın. On beş günü nerede olursan ol, sana iki rekatını üstünden kaldırıyor. Tamını kısıtlayamazsın, şey yapamazsın, tamını kılamazsın. (?)

Sen bir yere gittin. Bir şehirde dokuz gün kaldın. Yahut on dört gün kaldın. 14 gün orada misafirsin. 90 kilometreyi geçince ama bak dikkat et. 90 kilometreyi geçince orada misafirsin. Üzerinde iki rekat. Dört rekat kılarsan onu Allahu Teâlâ, sen benden daha mı merhametlisin? Ben senin eziyet çekmemen için sana kolaylık olarak iki rekatı verdim de sen beni bağışlamıyor musun? Kabul etmiyorsun diyor. Onu muhakkak iki rekat kılacaksınız. On dördüncü gün gittin başka bir şehire, misafir gene. Orada da on beş gün misafirsin. Orada da on dört gün kaldın başka bir şehire gittin. Doksan günlük hep doksan kilometreyi aşıyorsun bak şehirlerde.

Yine orada, orada da on beş gün misafirsin.

Ne zaman ki evine geldin, misafirlik kalkar. O da evine hemen gelmekle değil 90 kilometreye yaklaştığın zaman misafirliğin kalkar. Yürümekle saatte 5 kilometre, 18 saat sana müsaadesi var. Yürüyeceksin. 18 saat 5 kilometreyle yürüdüğün zaman onun dışında misafir olursun. İşte o da 19 kilometreye 90 kilometreye tekabül eder. Evet. Buradan kalktığın babanın memleketine gidiyorsun. İstanbul'dasın, Ankara'ya gidiyorsun.

Ankara'da babanın evi var. Yahut kendi evin var. Anahtarı sende.

90 kilometre İstanbul'dan uzakta misafirsin. Ankara'ya 90 kilometre kala gene misafirsin. Ankara'ya 90 kilometre içerisine girdin mi senin üzerinden misafirlik kalkar. Çünkü orada evin var. Anahtarı da sende. Kapıyı açıp gireceksin içeriye. 90 kilometre kala senden misafirlik kalkar. Benim Samsun'da evim var, anahtarı bende. Ordu'da da evim var. Ordu ile Samsun arası 150 kilometre. Nereye gidersen git, 90 kilometreyi geçmediğim için ben iki şehir arasında hep dört rekat kılıyorum. (?) Samsun'dan 90 kilometre ayrılsam Ordu'ya 60 kilometre kalıyor. Misafir değilim. Orada evim var. Ordu'dan 150 kilometre ayrılsam Samsun'a 60 kilometre kalıyor.

Orada evim var. Hep 4 kilometre. (?) Hep 4 kilometre. Misafirlik yok. (?)

Herhalde anlaşıldı. Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun. Lillahi Teâle'l-Fatiha.

Amin.

Biz onun ruhundan olmayız. Orada zeterlik yok. (?) Öpüleceksin namazını. (?)

Allah'ım. Allah'ım.