03.01.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 4 Ocak 2026 · 2026

Videonun metni

Bu site güvenli bağlantıyı desteklemiyor diyor, geri dön diyor, siteye devam et diyor. Siteye devam ettim.

Açtım açtım.

bir soru yok sorularınız sizin var mı? sorularınız Necat (?) 18'inkini (?) 15 günde seyahate çıkanı diyor efendim 4 dakikası devam eder mi sonraki (?) günleri tam olarak mı kılmalı? Evet. Sonraki günleri tam olarak. Geçen hafta anlattık bunu. Hocam yedi ayda on günlük devre, mülk şeklinde tatil evleri var. (?) Yedi ayda on günlük devre, mülk şeklinde tatil evleri var. (?) Her yıl o dönem o evde kalıp tatil yapıyor insanlar. (?) Hocayı estim iyi ya. (?) E ne demek bu? Ben yapmıştım da. Efe'yle gittikten bahsedince babamla babamla dedi ki devre mülke (?) gidiyorlar onlar. Yılda bir defa hani 15 günlük 10 günlük evler var. 10 günü orada geçiyorlar.

Her sene zamanında 15 günlük. O zaman seferi sayılır mı? Anahtarı sende mi? Anahtarı kendisinde olur. Devamlı anahtarı kendisinde mi? Devamlı. Sadece 10 günlük ya da 15 günlük.

Burası şüpheli.

Ev yalnızca senin olursa kaç gün gidersen git seferiliğin yoktur. Seferiliğin yok. Ama bir başkaları da onda olur da her ne kadar orası sana ait olsa da ondan sonra bir başkası gelip kullanacak. Gerçi anahtar sende olduğu müddetçe orası senin sayılır. Ama bu takvaya uygun değil.

Onun fetvası biraz zor. Evet. Çünkü burası keyfi gidilen bir yer. Her ne kadar anahtarı sende de olsa gaye anahtar sende olacak. Evin senin olacak. Kendi evin gibi gideceksin. Kendi evin gibi gideceksin. Sen şimdi oraya gittiğin zaman bir başkası da orada olmuş olsa çıkmamış olsa, senin evin değil. Bir gündür, bir saatliğine de olsa.

Biliyorum ki şereftan gidiyorlar. (?) Onlar çıkıyorlar. Ya çıkmadığını kabul et.

Olur mu? Olur. O ev senin değil, ortak kullanılan bir ev. Ortak kullanılan ev de senin değildir. Bu neye benzer? Misafirliğe gitmişsin halana alansana (?) bir ev tahsis etmiş. Burada kal demiş. Orada da on beş gün misafirsin. Aynen. Evet.

Ne kadar evin anahtarı sende olsa da orada misafirsin. Komple sana ait olmuş olsa o zaman kalkıyor iş. Çünkü ortak anahtar kullanıyorsunuz. Evet.

Evet.

Bunu en güzel gittiğin zaman vaktin evde kimse yok. Sen ne kadar sana ait olmuş olsa bile anahtarını yine teslim ediyorsun. Orası bir seferi durum oluyor. Evet. Çünkü gittiğin zaman iyi adam içeride daha duruyor çıkmamış. (?) Olur mu? Olur. Yahut hastalanmıştır. Orada bakıma ihtiyaç vardır. Senden müsaade istiyor olur mu? Olur. Evet. En güzeli böyle yerlere gitmemek lazım.

Senin malın olmayan hiçbir yere sen namazı kıldığın zaman ben burada mülkümüm diyemezsin. (?) Mal senin olacak. Orayı sen senelik yedi aydın şey bir haftalığına ya da iki haftalığına kiralıyorsun (?) demektir. Oranın malı sana ait değil.

Aynı daireyi senede kaç kişi kullanıyor. Değil mi? Ve sizden belli bir fiyat alıyor senelik. aldınız, yatırdınız. Bu sizin hakkınız oluyor. Ev kendinin gibi. Aslında o eve bu kadar kişi ortak.

Senede kaç gün? 15. 52, 104 kişi ortak oluyor. 104 kişi içerisinde bir senede 52 hafta var.

Kaç?

24 aylığa 24 aylığa da olsa senin malın değil ki orası. (?) 24 aylığının ortak malı. (?) Evet. Hissedarsın orayı. O kadar.

Başka sorunuz var mı?

Kendini bilen insan Müslüman insan böyle yerlere gitmez.

gel bakalım buraya buraya bir hava durumu geldi biz istemeden hava durumu geldi bunu nereden kapatacağız bunu kapatacak yeri de yok şuradan mı İstanbul daha biraz herhalde tamam gene ben buldum gördün mü hadi yallah Müslüman insan tesettüre riayet eder oralara giden insanlar normal Müslüman insan çok nadir bulursun o da cahil insan gitmiştir oraya öyle işte heves etmiştir bana sen bedava da oturtsan para da versen gitmem milletin kullandığı yere gitmem otellere gitmem mikrop yuvaları pislik yuvaları ne kadar 5 yıldız değil 10 yıldız da olsa düğmeler her taraf (?) tertemiz olsa oranın düğmeleri de pistir kirlidir mecburiyet hasıl olursa başka insan taşın üstünde de yatar ama biz mecburiyet içinde gitmiyoruz zevki sefa için gidiyoruz hadi kaplıca kaplıca gidip de hasta olanlar da çok ama nefis rahat durmaz ne işiniz var kaplıcalarda.

Kaplıcaya gideceksen rahatsızsan güzel bir oda tutarsın. Beş gün, on gün neyse orada kalırsın. Veririm parasını. İyileştin, iyileşti, iyileşmedin. Hadi bana eyvallah. O kadar.

Bugün sorusu olan yok herhalde. Bak sor. Taha Suresi 99. (?) sayfada. Ne suresi? Taha Suresi 99. (?) sayfada. 99. 318. sayfada. 318. sayfa. 313'e geldik de 18'e bakalım.

Evet. Doksan dokuzuncu mu? Evet hocam.

Resulüm işte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki tarafımızdan sana bir zikir verdik diyor. Ne soruyorsun burada?

Zaten bazı olayları Allahu Teâlâ dünyaya gelmeden evvela Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e gösteriyor. Onu gösterdiğini nereden anlıyoruz? Hatırla ki diyor, olayı anlatıyor. Hatırla ki yani dünyaya gelmeden evvela burada gördüğünü. Çünkü o diridir. Hem o alemde hem bu alemde. Çünkü bütün peygamberler onların ruhundan yaratılmıştır. Bütün olaylardan sonra en son peygamber olarak gelmiştir. En son peygamber olarak gelişinin sebebi o peygamberlerin üstünde bir akıl kapasitesine sahip. Bu bir. Bütün ruhların ondan olması dolayısıyla. Medeniyetin, fennin, ilmin ilerlediği bir zamanda aklı keşfi olduğu için çünkü Rabbim yetiştirmiş onu. O daha güzel anlayabilecek bir kavramda olduğundan dolayı en son peygamber olarak gönderiyor, Kur'an'ı ona veriyor.

Bu Kur'an ayetleri diğer evvelinkiler gelmiş olsaydı, medeniyetin durumu, bugünkü durum olmadığı gibi eski durumlar, onlara ağır gelirdi. Onun çekemeyeceği yükü biz sizin sırtınıza vurmayız diyor Allahu Teâlâ. Bu durumda Allahu Teâlâ her insanın yaşadığı zamana göre peygamberler gönderdi. Onlara zulüm çekmesin diye yapacaklarını bildirdi. Evet. Onun için peygamber Efendimiz dünyaya gelmeden de bazı kavimlerin durumlarını ona göstermiştir. Hatırla ki diye geçer bazı yerde. Evet. Başka sorun var mı? Peki hocam peygamberlik verilmeden önce de bak biliyor muyuz bazı şeyleri? Sen benim dediğimi anlamadın.

Anlasaydın bu soruyu sormazdın. Dünyaya gelmeden evvela bak Allahu Teâlâ ona o durumları gösteriyor. Bu ne demektir? Senin kelime-i şehadet getirmen ne demektir? Lahut aleminde Allahu Teâlâ'nın yanında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de var. Ne diyorsun? Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühu. Şehadet ederim ki Allah'tan başka bir ilah yok. Hazreti Muhammed onun kulu ve resulü. Nereden geliyor bu? Lahut aleminde ilk Allahu Teâlâ sizin Rabbiniz benim dediği zaman evet ya dünya geldikten sonra sen onu birlemen bu şekilde kelime-i şehadet getirmen bütün peygamberleri kaplıyor. Peygamberler içerisinde bir tanesini inkar edemezsin.

İnkar etsen kafir olursun. Öyleyse bütün peygamberler da onun ruhundan olup Allah'ın kulları olduğuna göre Resulullah Efendimiz ta evvelde Allah'ın kulu ve resulüdür. Evet. Şimdi ben size dedim ki lahut alemi ezanın ta kendisi.

Ezan okunuyor.

Ezanın manası ne? Allahu Teâlâ ruhlarımızı lahut aleminde yaratıp üç bölüğe ayırdığı zaman sizin Rabbiniz benim dediğinde aynen insan suretinde işte orada üç kısma ayrıldığı insanlar. Fakat ondan başka bir ilah çıkmadığı için ilk ezanı Habeşi Bilal'e okutturan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz lahut alemini (?) dile getirerek ezanı okuyor. Ne diyor? Allahu Ekber, Allahu Ekber Allah'tan büyük başka hiçbir şey yok. Allah büyüktür diyor. Burada ekber kelimesi de özeldir. (?) Kişiye ad edilir. Başkası kullanamaz. Bu kelamı ekber diye kullanamaz. Ha büyük dersin, ulu dersin, ulları ulu dersin ama ekber hepsinin üstünde (?) başka bir büyük olmayan zatıyla kaim olanı ifade eder.

İşte Allahu Ekber, Allahu Ekber dediği zaman Allah'tan başka bir büyük yok. Eşhedü en la ilahe illallah şahit derim ki ondan başka da bir ilah yok. Eşhedü enne Muhammeden Resulullah. Hz. Muhammed onun kulu ve resulü o da orada yanında onun için bu ezanı oraya okşaya (?) koyuyor. Bunlara inandıktan sonra diyor o zaman hayye ale's-salah yani gel namaz kıl diyor ve namazda felah bul. Sonra yine Allah büyüktür, Allah büyüktür Allah'tan başka bir ilah yoktur. Bu lahut aleminin ispatıdır. Ezan. Evet. Ta orada ezelde peygamber.

Evvelde insanlığın ilki.

Siz tek bir ümmettiniz. Sonra ayrılığa düştünüz. Tek bir ümmet peygamber efendimiz. İlk yaratılan.

Sonra ondan ayrıldık. Yani türediler. Onun nefsinden peygamberleri, peygamberlerin onun ruhundan peygamberleri peygamberlerin ruhlarından da kavimlerin ruhlarını yaptı. Evvelde tek bir ümmettiniz sonra ayrılığa düştünüz. Ayrıldık ve insanlarla da ayrıldık. Yani bunlar derin bir mana. Daha lahutu göreceksin. Berzahı bileceksin. Allahu Teâlâ'dan A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesini bileceksin. Ondan sonra Taha suresinin Yusuf 4. (?) ayet-i kerimesini bileceksin niçin dünyaya geldik. Sonra niçin bu beden kisvesine bir ünlü suresinin 14. (?) ayet-i kerimesini bileceksin ki bunları doğru dürüst kavrayasın.

Bir şey seni getirmişler deryanın ortasına gözleri kapalı bırakmışlar.

Nefis sal bir can kurtaran yeleğe koymuşlar. (?) Sana o kadar. Buraya nasıl geldin? Sanırız der ki buraya seni bir gemiyle getirdik. (?) Gemi nedir dersin? Çünkü o alemleri görmeden onu anlayamazsın. Köken yok. Köken olmayınca çeşitli insanlar duygulara kapılırlar.

Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz dünyaya gelmeden birçok şeylere de şahittir. Görmüştür. Bazı şeyleri görmemiştir. Mesela bir olayı anlatıyor. Sen o zaman onların yanında mıydın diyor. Yani o zamanı anlatıyor bu sefer dünyada. Geçmişi anlatıyor Peygamber Efendimiz'e.

Bunu insanlara şahitlik yaptırmak için.

Bazılarını da hatırla diyor dünyada yaptıklarını yana gösterdiklerini. (?)

Başka anlamadığın yer var mı? Sizin sorunuz var mı?

Sen niye sorun yok Özcan?

Hüseyin senin sorun var mı? Gel bakayım buraya. Gel.

Soru bir yazdılar. Peki. Bakalım bakalım. Soru da ne diyor?

Nahl Suresi Hadid Suresi 28. (?) ayet-i kerimede Diyanet mealinde Ömer Nasuh'un iki kat versin (?) diye geçiyor. Diyanet mealinde rahmetinden iki kat versin diye geçiyor. Ömer Nasuhi Bilmen mealinde ise rahmetinden iki nasip versin diye çevirmiş. Ben bu iki rahmeti Müslümanlar için hem dünyada hem ahirette rahmet diye anladım. Ama anlayışım doğru mudur? Sormak istedim. Şimdi evvela şurada başta ayet-i kerimede Diyanet Bani'de rahmetinden iki kat versin. (?) Şimdi rahmetinden iki kat versin ayrı mana Ömer Nasuhi Bilmen'in mealindeyse rahmetinden iki nasip Dersin başka. Evet. Nasipler ayrılıyor burada.

Bir kat, iki kat, bir iki, iki kat nasip. Nasip nedir? İki kat nedir? Birinde nasip istiyor, birinde ne istiyor? İki kat der. Zulüm de olur. Bakalım şimdi ne diyor burada? (?) Hadid suresini bir okuyalım ondan sonra. Kaçıncı sayfa bu? Beş yüz kırk. Beş yüz kırk. Kırkıncı sayfa. Oradan bir bakalım. Bir şeyi kökünden öğrenmek lazım ki onu şey yapalım, anlatalım. Burada neyi kastetmişler?

Evet.

Mücadele. 542'den 542, 540. Hadi kaçıncı ayet diye 20'se gitme. (?) Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve peygamberlerine inanın ki o size rahmetini iki kat versin. Rahmetini iki kat versin. Size ışığında yürüyeceğiniz bir nur lütfetsin.

Sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir diyor.

Şimdi burada bir üstüne okuyalım bakalım ne diyor. Sonra bunların izinden arada peygamberlerimizi gönderdik. (?) Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil'i verdik. Ona uyanların kalplerine şefkat ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince. Onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah'ın rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan çıkmışlardı diyor zaten. Evet. Şimdi burada şu ayet-i kerimeyi evvela bir açalım da ondan sonra altına geçelim. Burada bir insan Allahu Teâlâ'ya ibadete başladığı zaman onu terk ederse Allahu Teâlâ aynı bu hayatın karşılığındaki durumuna düşer.

Ben sana ne yaptım da sen bana ibadet ederken benden vazgeçtin ve senin rızkını senin hayatını, senin efendim zevkini elinden aldım mı diyor. Sana ne yaptım da benden vazgeçtin. Onun için Allahu Teâlâ ya böyle söylettirmemek için ona da fazla ibadet yapıp da nefsin yırgınlığına efendim esir olup da Allah'a yapacağın ibadetten (?) vazgeçmemen için Allahu Teâlâ şu ayet-i kerimeyi söylüyor benim indimde ibadetlerin en güzeli az olup devamlı olanı diyor bir yere başladığın zaman onu terk etmek Allah'a sırtını dönmektir evet burada da ey iman edenler Allah'tan korkun ve peygamberine inanın ki O size rahmetini iki kat versin. Burada rahmet demek daha dünyayı kastediyor.

Ahiret değil. Bak. Ey iman edenler. Allah'tan korkun. Buraya. Bize gönderiyor bunu. Ve peygambere inanın ki. Peygamber var daha. Daha dünyada. İnsanlara. Gelecek insanlara nesillere hitap ediyor. O size rahmetini iki kat versin. Allahu Teâlâ yağdırıyor zaten. Onun rahmeti bol. Rahmetim gazabımı aştı diyor. şimdi Ömer Nasuhi Bilmen ne demiş burada bütün bu Ömer Nasuhi Bilmen mealinde ise rahmetinden iki nasip versin şimdi iki nasip versin dediği zaman bunu Allahu Teâlâ'nın kendi iradesi içerisinde iki nasip vermesi rahmetinden de iki rahmet vermesi yani iki kat vermesi bu Allah'ın o insanın yaptığı amelinin niyetine göre mükafatını arttırması dünya aleminde ama ahirette değil.

Bu kişi nasıl anlamış bunu? Müslümanlar için hem dünyada hem ahirette rahmet diye anladım. Ama anlayışım doğru mudur diyor. Bu dünyadaki ahiret ayrı. Ahirette Allahu Teâlâ rahmetinin yüzde birini dünyaya göndermiş. Yüzde doksan dokuzunu kendisine saklamış. Orada rahmeti ikimiz de olsaydı birçok cehenneme gidecek olanları sevapla (?) günahları denk olursa rahmetiyle cennete gönderecek. Burada iki kat dikkat yok. (?) Allah'ın rahmeti var direk. Onun için bu dünyada sen Allah'a itaat edersen Allah da sana hayrını arttırır.

Bunun manası burada. Ahirette değil. Ahiretinki çok daha fazla. Evet. Bir de orada kalplerimizin kinlerini söküp atacak. Yani orada kardeşler olacaksınız diyor. Yeni bir yükleme yapacak. Beyin bir haddik. Orada dünyada birbirimize kızgınlığımız, intikamımız ortadan (?) kalkacak. Hep kardeşler olacaksınız diyor. Yani ne güzel. Kimsenin kimseye bir kini olmayacak. Oranın nasibini kimse bilemez. Bu dünyada rahmeti seni korur. Bazı musibetler nereden sana engeller Mesela sen sadaka verirsin olsa da kadar sana (?) mani olur ya da o sevapların sana mani olur perde olur sana vereceklerini ortadan kaldırır bu şekilde kısa kısa başka var mı bakalım Buraya direkt gelmiyor da hep şeyle geliyor.

Dolaylı geliyor.

Başka sorunuz var mı sizin? Kimin? Birisi benim var dedi. Kim o?

Bir şey hikmetini anlayamadım ama sormak istiyorum. Söyle. Yaptığımız namazlarımız, bunların sevabını bilinerek (?) bağışlamamız için videomuz olmuyor ama Kur'an okuduğumuzda, röportaj yaptığımızda (?) bağışlayabiliyoruz. Bu bir hediye mi? Nasıl oluyor yani? Nasıl anlamadım. Bir daha söyle. Hocam Kur'an okuduğumuzda zikirlerimizden sonra bağışlamak için dua (?) ediyoruz. Evet dua ediyoruz.

Nasıl olmaz ya. Namaz kılıyorsun. Sonunda dua ediyorsun. Allah senin namazına ihtiyaç yok ki. Sen onun huzurunda ona teslim olduktan sonra senden dua istiyor. Sizin dualarınız olmasa biz sizi ne yapalım diyor. Dua çeksin. Peygamber Efendimiz şimdi duanın en hayırlısı diyor. Dikkat edin. Duanın en hayırlısı içinden gelen bir dua. İçinden ne arzuluyorsun? O senin kabul olacak yahut da Allahu Teâlâ'nın ilginde rağbet görecek bir dua. (?) Ve yedi cümleyi geçmesin diye. Duahanlar var. Boyuna dua ediyor. Ama insanlarımız ona çok güzel dua ettiğini söylüyorlar. Anlamıyorlar, bilmiyorlar. Elime ayakta kalmış. yarım saat, on beş dakika, yirmi dakika benden de yorulmuş, (?) indiri çekeri arıyorsun. (?)

Biz hep işi tersinden okuyoruz. Düzünden okuyan yok. Namazı kıldıktan sonra da Ya Rabbim, Ya Rabbim diyeceksin. Yapmış olduğum ibadetten dolayı, bana vermiş olduğun güç ve kuvvetle, sıhhat ve afiyetle, sana karşı vazifemi ifa etme yolunda bana bunu nasip ettin. Sana hamd ü senalar olsun. Bak ne güzel. Böyle. Güzel güzel. İçinden ne geliyorsa. Bir şey arzuluyorsun. Bir şey olmasını istiyorsun. Ya Rabbi. Benim şurada şöyle bir işim var. Bana nasip eyle. Eğer hayırlıysa. Hayırsızsa benim gönülden bunları uzaklaştır Allah'ım. Yani bana göster bunu. Ya bir istihare namazı kılar yatarsın. Gösterir sana. Ona göre sen de yolunu aydınlatırsın veyahut da yolundan döner.

Duan olmasa olmaz. Namazın sonunda muhakkak dua olacak.

Evet. Namazdan sonra muhakkak tesbihat olacak. İyi dinler. Bazıları dininden haberi olmayan bu refahlar (?) tesbihat bid'attır diyor yazıklar olsun bunun İslam'dan haberi yok eğer bilerek bunu kasıtlı söylüyorsa ayeti inkar ettiği için kafirdir bak bu kadar namazdan sonra tesbihatın sahih olduğu ayeti söyleyeceğim siz namazdan sonra bir miktar Allah'ı zikredin diyor işte bu tesbihattır bir miktar subhanallah elhamdülillah Allahu ekber deriz niye 33, 99 Rabbimizin 99 sıfatlarını böyle tekerrür etmiş oluruz zikirle Allah'ı tesbih etmiş oluruz onun için namazdan sonra da muhakkak zikrimizi yapın tesbihatı çekin iki elin kanda iki ayağı bir pabuçta da olsa (?) tesbihatı çekmekten geri kalmayacaktır.

Onun için benim ne kadar acele işim olursa olsun muhakkak kalkıp gitmek icap da olsa giderken de tesbihatımı çekelim.

Hocam tesbihin elinde mi? Kesmeye lüzum yok ki. O zaman gelişigüzel olmaz mı? Bakın ben Ellerimi size göstereceğim Ben 33 tane Sübhanallah çekeceğim Dinle Sübhanallah Sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah

sübhanallah sübhanallah sübhanallah sübhanallah 33. Evet.

İlle tesbih mi şart? Eller mi şart? Gönülden, gönülden. Evet.

Tesbihatınızı çekin namazdan sonra ne kadar acil işiniz olursa olsun terk etmeyin. Çünkü ayet-i kerimedir.

Evet.

Şimdi yeni bir yıla girdik.

Benim için yeni bir yıl yok.

Ocak ayını senelerin ilk ayı olarak kabul etmişler. 12 aydan sonra, yani 11 aydan sonra tekrar 12. ay doldu mu Ocak ayına yeni yıl demişler. Bunu niye Ocak'a kabul etmişler? Hz. İsa'nın doğumunu bir diye kabul etmişler. Milad, bir. Milad olarak kabul etmişler.

Allahu Teâlâ'nın her ayı eşit. Eşit dediğim zaman günler değil, aylar. Gökyüzünde on iki burç var.

Bu burçlar dünyanın dönüş eksenine göre güneşin etrafındaki almış olduğu yol mevsimleri kasteder. Ben Ocak'ta değil de Nisan'da ilkbaharda koysaydım yılbaşını. Nisan-Mayıs-Haziran.

Ne olurdu? Yılbaşı orada olurdu. Mesela sonbahar dediğimiz zaman Ekim-Kasım-Aralık Ekim'de koysam ne olurdu? Yılın başını başlasaydım yılbaşı Ekim'de olacaktı.

Ve şimdi Ocak'ta oldu diye bunu yeni yıl diye yeni yıla girdik diye bir heyecanlanma herhangi bir efendim art fikir taşımaya ne sebep var aynı diğer ayların girdiği gibi bu ayda girdi insanlar birçok şekilde nefsani duyguların peşine takıldıkları için o akşam kimisi Noel çocuğa para dağıtmış da efendim onu kutluyorsun.

Noel o adam çocuğa para dağıttıysa senede bir akşam Müslüman 365 günde çocuklara, insanlara hayır dağıtıyor. Bunu niye kutlamıyorsun? Bunu niye söylemiyorsun? Senede bir defa senede bir defa yılbaşında para dağıtmış.

Senede bir defa annesini ziyarete gidenlere anneler günü ilan etmiş. Müslümanın her gün anneler günü be.

Sen Müslümanı annesinden ayrı yaşatabilir misin? Ana seni dokuz ay karnında taşımış. İki sene sütünden emzirmiş, altını temizlemiş, seni büyütmüş, bir hayata yetiştirmiş. Bunun emeğini sen nasıl ödeyeceksin?

Yok babalar günüymüş. Babalar günü de senede bir defa. Onun için onların kalpleri huzursuz ve dağınıktır diyor Allahu Teâlâ.

Yeryüzünün fazla insan olarak gösterilen insanları Müslümanlardır.

Ama Müslümanlar zamanımızda İslamiyet'in dışına çıktılar.

Kişi İslamiyet'i tanımıyor. Anadan babadan gördüğü de Müslümanım diye ama Müslümanlığın ne olduğunu da bilmiyor. Öyle bir duruma geldik. Daha da kötüye doğru gidiyoruz.

Allah sonumuzu hayır eylesin. Onun için yılbaşı diye bizde bir şey yok. Normal hayatımıza devam ederiz. Yılbaşını, akşamı kumar oynayanlar, karısını, kızını satanlar,

borçlanıp da borcunu ödemeyip intihara gidenler, evini, barkını kumara verenler. Bu mu insanlık? Bu mu eğlenme? Bu mu yaşama? Çırılçıplak soyunup danslar yapmaklar. Allah kadını şerefli yarattı. Başımızın tacı bizim kadın. Allah'ın dediği gibi siz namahrem yerlerinizi örtün. Hatlarınızı belli etmeyecek şekilde giyinin. Bu şekilde giyinme incinmemenize daha yakındır diyor. Bugün bakıyorsun Elif'i arıyorlar şimdi. Elif yok. Bir haftadır yok. Öbür taraftan falancıyı arıyorlar. O da yok. Kim bunlar? Resimlerini gösteriyorlar. Çırılçıplak kadınlar.

E sen Allah'ın dediği gibi giyinmiş olsan başına bu gelir mi? Ama o kabahat o kızların değil. O anada, o babada. O ana baba benim öyle bir kızım olup da beni dinlemeyip gitseydi öldürenden oğlum Allah senden razı olsun bir pisliği (?) temizledin derdim. Hadi bana eyvallah.

Çünkü zina dinimizde evli ise recimdir. Ve bunlar bir kişilendiği için, üç kişilendiği için, beş kişilendiği için açılmış (?) kimin hoşuna gidiyorsa bugün onunla yatıp kalkıyor. Bir kadın bugün milyarları var. Milyarları, milyonlar değil. Nereden kazandın sen bunu? Hangi erkeği soydun? Hangi çıplak çıplak vaziyette onunla yatıp kalktın da bu serveti elde edildi? Ne yaptın? Bir fabrika mı çalıştırdın? Bir maden işletmesi mi yaptın? Ne yaptın? Bunun hesabını sen Allah'a nasıl vereceksin? Bu geçici dünyada. Onun için yılbaşı akşamları insanların birbirini kandırma, soyma, vurgun akşamları.

İslam'ın yılbaşısı yok.

Evet. Başka sorunuz var mı beyler? Soru geldi. Soruya bakalım.

Hakkı söyleyeni yedi köyden kovarlar. Biz yedi köy değil, yedi düvelden de dışarı çıksak Allah'ın kelamını söylemekten asla vazgeçme.

epey soru var şimdi burada gelmiş peki hocam selamün aleyküm Nisa suresi 26. (?) ayette kötü kadınlar kötü erkeklere kötü erkekler de kötü kadınlara layıktır temiz kadınlar temiz erkeklere temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır deniliyor ama bazı evliliklerde erkekler kötü veya kadınlar kötü erkekler iyi çıkabiliyor ne diyor ama bazı evliliklerde erkekler kötü veya kadınlar kötü erkekler iyi çıkabiliyor bu ayeti nasıl anlamalıyız bak şimdi bu ayeti nasıl anlayacaksın dediğin doğru zina eden erkekle diyor, kötü demiyor. Zina eden erkekle zina eden kadın, zina eden kadın da diyor, zina eden erkekle evlenmek ister. Sen evlenirken zina eden bir kadınla mı evleniyorsun?

Veyahut o kadın zina eden bir erkekle mi evleniyor? Yok. Sonradan zinaya gittikleri zaman da aile hayatı sönüyor, boşanıyorlar. İşte zina eden kadın, zina eden erkekle evlenir dediği zaman o zina eden erkek zina eden kadının zina ettiğini bile bile kabulleniyor. Bile bile. Zina eden kadın da zina eden erkeğin başkalarıyla düşüp kalktığını bile bile kabul ediyor. Çünkü kendisi de, kocası da onun zina ettiğine göz yumuyor. İşte bunlar birbirlerine yakışırlar diyor.

Yoksa normalde evlendin.

La gaybillah Allah. Gaybı Allah bilir. (?) Adamın kötü olacağını ne bileceksin? Namazında abdestinde. Sonunda bakıyorsun ki sapıtmış. Kadın da namazında abdestinde. Sonunda bakıyorsun ki sapıtmış. La gaybillah Allah. Ve bu durumda ne oluyor? (?) Kadın kocasının nikah altında durmak istemiyorsa diyor. Erkeğe diyor ki zorla kadını tutuyor. Nikahın altında tutma. Ya. adam ne yapıyor? Kadın boşanmak isteyince bu sefer onu öldürmeye kalkıyor. Ve Allah'ın ayetini inkar ediyor bu sefer. Ve kadın senden durmak istemiyor. Bırak gitsin. Yahu zina edecek bu sefer de sen onu öldüreceksin.

Allah'ın ayetlerini bilenler yok. Ayetleri bilseler, ayetleri güzel anlarlar.

Burada Metin Hoca'ya ki selamün aleyküm Efendimiz Resulullah Efendimiz'in vazifesi Elestü bi Rabbiküm'de mi başladı? Üç bölüğe Rabbimiz'in sizin Rabbiniz benim hitabını Resulullah Efendimiz'in tebliğ (?) et. Resulullah Efendimiz mi tebliğ etti? Resulullah Efendimiz'in vazifesi Elestü bi Rabbiküm'de mi başladı?

Resulullah Efendimiz'in vazifesi ilk nurunu yarattığı zaman Allahu Teâlâ ona vazifeyi vereceği için vazife orada başladı. Onun nurundan bu alemler yaratıldı. Yedi kat semavat ve aralarındakiler. Sonra ona ruhundan verdi.

Ve o alemlerin ilk yaratılan efendisi. İlk yaratılan. Onun ruhundan da peygamberleri peygamberlerin ruhlarından da kavimleri yarattığına göre, peygamberler onun ruhundan olduğuna göre peygamberlik vazifesi insanlar yaratılmazdan evvela Allahu Teala Resulullah Efendimiz'in ruhunu yarattığı için ve onu 78 bin yıl ibadete tabi tutup bizzat Allahu Teâlâ Resulullah Efendimiz'i yetiştirdiği için onun peygamberi, ilk peygamberi yanında.

Üç bölüğe Rabbimizin sizin Rabbiniz benim Rabbine Resulullah Efendimiz mi tebliğ (?) etti diyor. Bak burada çok kötü bir duruma gidiyor. Ne diyor? Resulullah Efendimizin vazifesi Elestü bi Rabbiküm'de mi başladı? Yani Üç bölüğe Rabbimizin sizin Rabbiniz benim hitabını Resulullah Efendimizin (?) tebliğ etti der diyor. Zaten orada Resulü zaten onun yanında şehadet ediyorsun onun Resulü olduğuna dair. Resul orada vazifeyi almış zaten. Vazife başladı değil, vazifeyi orada vermiş Allahu Teâlâ. Ta ruhlar aleminde, nur aleminde vermiş, nur alemindeki. Çünkü ilk yetiştirdiği ilk yetiştirdiği Peygamber Efendimiz.

Ama kitapta ne diyorlar biliyor musun? Yazıklar olsun. Cebrail öğretmiş peygamber efendimizi.

Nurundan yaratıldığı, peygamber efendimizin nurundan yaratıldığı Cebrail peygamber efendimizi öğretmiş. Ve birçok yerde de Allah kelamını kullanılacağı yerde Cebrail kullanılmış ve bana da diyor ki, burada diyor bu adam Cebrail diyeceğine Allah dedi diyor.

Cebrail'in kim olduğundan haberi olmayan insanların hocalık yaptığı zaman benim içim sızlıyor.

Cebrail'in kim olduğunu bilmiyor.

Ötürü anladın herhalde. Anlamadıysan tekrar sorarsın. (?)

Yolculuk sırasında Nuh Aleyhisselam'ın duasını okumam doğru mudur? Ayet-i kerimeyi nasıl anlamalıyız? Mübarek ellerinizden hürmetle öperim. Nuh dedi ki gemiye binin. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan pek esirgeyendir. Şimdi sen bu duayı okusan gemide olsan neyse. karada yolculuk yapıyorsun. Buna lüzum var mı?

Yolculuk duası vardır ama şu anda aklımda değil. Dua. Ayettir bu.

Onu yolculukta okuyabilirsin.

Birkaç tane ayet vardır okumakta.

Şimdi her zaman aklımda olan aklımdan çıktı. Bir tane daha vardı. Neyse size söylerim sonra ona. Çünkü kendine göre illa ayet okuman şart değil. Ne diyor? Duaların en güzeli içten gelen bir duadır. Hazreti Nuh da kendi içinden gelen duayı yapmış. Sen de dersin ki Allah'ım ben sıla-i rahime gidiyorum. Yahut da işte eşime çocuğuma kavuşmak için gidiyorum.

Beni selametle gideceğim yere ulaştır diye dua edersin içinden geldiği gibi. Ondan sonra yolculuğun bittiği zaman da şükür namazı kılarsın. İki rekat şükür namazı kılarsın. Rabbime şükürler olsun. Beni sağ salim buraya getirdi diye. Evet.

Başka soru soran var mı?

Geldi mi soru? Bakalım.

Şurada Hocam selamün aleyküm bir arkadaşın çocuğu aşırı yaramaz oturduğumuz bir sohbette kadının biri 111 Kevser suresini ve Allah'ın Vedud esmasını (?) 110 kere çocuğun üzülmesini niyetiyle 21 gün oku çocuk düzelir dediği (?) sayılı olduğu için duyduğumda ürktüm. Bu tür tertiplerin yapılması doğru mudur? Yanlıştır. Bu tür tertipler olmaz. Çocuğun kaderini kimse değiştiremez. Çocuğun bazen yaramazlıklarına, evet çocuktur, kanı kaynar, her şeyi kötüye çekmemek lazım. Ve bu şekilde okunan ayetler de cinni şifresini çözer ve çocuğa cinni musallat olur. Yahut kendisine cinni musallat olur. Bugünkü insanların çoğu zaten hep cinliğin vesvesesine kapılmış.

Çünkü artık her şeyi üç defa beş defa okumakla anlıyorlar. Ve bu okumakla beraber de cinniye kapılıyorlar. Kimse kimsenin kaderini değiştiremez. Kader evvelde yazıldı. Kaderini değiştirmek isteyen dünyasını değiştirmedikten sonra kader değişmez.

Dünyada yapmış olduğu işler hepsi kaderinin içerisindedir. Öyleyse kişi kendine malik olabilmesi için nefsine hakim olacak. En büyük düşmanı kendisinde nefsi. Nefsi onu kötülüklere iter. Çocuğuna bile düşman ettirir. Kocasını bile öldürttürür. Yediği nimete bile küfrettirttirir. En büyük düşman nefsidir.

Çocuklarımıza da güzel davranmamız lazım. Onlara bir şey vaat etmemiz lazım. Çocuk neyi seviyorsa bak oğlum yahut kızım şunu şöyle yaparsan bak sana şu sevdiğini alacağım. Önce bir şey vaat et. Ya sevdikleriyle ya çocuğu biraz havalandır, biraz gezdir. Çocuğu kendine ısındırmaya çalış. Hemen çocuk yaramaz diye ver tokatı veyahut da okut ayetleri. Eğer ayetler daha da yürümüş olsaydı, dağları yürütürdün.

Evet.

Selamün aleyküm hocam. Cuma namazı farz dört rekat dediniz. Evet. İki rekat namaz, iki rekat hutbe olduğunu söylediniz. Doğru. Evet. Hutbe devlet işleri olan bitenleri anlatırlar dediniz. Doğru. Hutbe nasıl iki rekat namaz olmuş olur? Bizi anlatır mısınız? Biz de biliyoruz da elimizden başka bir şey gelmiyor ki. Doğru söylüyorsun. Allah amellerimizi niyete bağlasın. Gitmesen de olmaz. Dinlemesen de olmaz. Adam orada vaaz veriyor. Hutbede vaaz veriyor. Halbuki hutbenin manası devlet işlerini anlatmaktır. İşte bunu anlattırmamak için, devleti yıkmak için, senin dinini bozmak için devlet işleriyle de din işleri ayrılmıştır.

Evet. Eskiden padişahlar hocalardan, alimlerden nasihat alırlardı. Onların gösterdiği yolda giderlerdi.

Ayetlere göre giderdi ama. Padişahların da ayetlerden haberi olurdu. Onlar öyle yetişirdi. Babaları onları öyle yetiştirirdi. Takıldıkları yerlerde hocalarına söylerlerdi, fetva alırlardı. E şimdi din işleri vermiş bir salahiyeti artık aklına ne gelirse onu söylüyor. Vaaz veriyor orada. E senin vaazın namazdan evvela İslamiyet'te biraz erken gidilir hocanın vaaz-ı nasihati dinlenir kürsüde. Fakat kanunda yerin Türkiye Cumhuriyeti'nin kanununda din işleriyle devlet işleri ayrıdır. Adamlar devlet işlerinden bahsedemezler.

Şimdi adam demiş ki ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin. Diyardan gitmediğimize göre, gidemeyeceğimize göre bu yerimizde bari dinliyoruz. Allah kabul etsin. (?) Hiç gitmesen daha kötü ya.

Evet.

Misafir anladın herhalde.

Ne yapayım? Başka çaresi yok. Gitmesen olmaz. Üç defa Cuma'yı kaçıran, Cuma'yı kim kaçırırsa cenaze namazı da kılınmaz diyor. Sebepsiz yere ama. Sebepsiz değil. Sebepsiz yere kaçırırsa. Onun için mecbur kalıyoruz. Cuma'ya gidiyoruz. İki rekat da olsa namazımızı kılıyoruz. Hutbede de ameller niyete bağlı. Bazı da namaz kılar gibi dinliyoruz. (?) Evet. Başka burada bir tane şurada bir şey var.

Evet. Başka Yok bir daha bakayım Dersimizi kapıya alın Vakit geldi (?) Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun. Lillahi Teâlâ el-Fatiha.

amin şöyle mi söyleyecekler söyle