10.01.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 10 Ocak 2026 · 2026

Videonun metni

Evet.

Selamün Aleyküm hocam diyor. Her bir yıl Ulul (?) azm peygamber arasında yaklaşık olarak bin yıl sürenin olduğundan bahsediyorlar. Tarihte öyle bir oynama yapılmış ki Hz. İsa ile Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem arasında 571 yıl var. İmam Rabbani Kaddesallahu Hazretleri İsa'nın Eflatun zamanında yaşadığından ve milat olarak kabul edilen sıfır yılından önceki 300 yıldan fazla noksan bir zaman diliminin kaybolduğunu bahsediyor. Hazreti İsa ne zaman yaşadı hocam? Allah razı olsun.

Ben bilmediğim bir şeyi söylemem.

Beni de ne zaman geldi, ne zaman gitti ilgilendirmez.

Biz kendimizi kurtardık da başkasının doğumunun peşine mi düştük? Hangi peygamberin tam zamanında doğduğunu bilebiliyor musun? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Müstesna hiçbirinin zamanının tam olarak kimse bilemez.

Ancak yakın belli bir zamanlar tayin ederler. Yakinen, bizim vazifemiz bunların peygamberlerin doğumları değil, peygamberin doğumunun peşine düşecek zamanımız da yok. Ortalık ateş gibi yanıyor. Allah'ın emrini dinleme zamanı, peygamberlerin Allah'ın emirlerini getirme zamanı, bunları bileceğiz. ayetler yanlış açılmış dini çarçur etmişler bunları bileceğiz hakkı bileceğiz doğruyu bileceğiz kendimizi kurtarmaya çalışacağız hurafaların tarihin peşine gidip de peygamberlerin yaşadıklarını söyle şunu yaptı bunu yaptı diye ben de ona imreniyorum diye imrenme var ama şu zamanda doğmuş bu zamanda doğmuş Zaten zamanı (?) belli değil.

Yalnız şu kadar tarih söylüyor ki tarih.

Hazreti İsa ile Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in arasında 400 yıl geçti diyor. 400 yıl. Kimisi de 500 yıl. Ama hangisi doğru söylüyor? O da Allahu a'lem. Şimdi niye? 400 yıl 500 yıl diyorlar. Hz. İsa'nın doğumunu milat demişler. Sıfır. Peygamber Efendimiz 453 yılında efendim peygamberliği geliyor dünyaya efendim teşrif ediyor. Kimisi işte 400 diyor. Kimisi 500 diyor. Bunun ortalaması 450. Şimdi zaman 1447 milata göre. Evet. Peygamber efendimizin zamanı kesin.

Mevlüt Kandili yapıyoruz.

Rebiülevvel'in 12. gecesinde bu da milade göre miladi takvime göre her sene aynı güne de gelmez. Arabi takvime göre dünyanın da dönüşü miladi takvime göre 10 gün eksik kameri takvime göre on gün eksik. Ve bu durumda Peygamber Efendimiz bütün senenin her ayının on ikinci gecesinde dünyaya geçmiş oluyor. Bize ne bunlardan? Ama Rebiülevvel ayının on ikinci gecesinde tamam kutluyoruz ona. Kameri aya göre. Kandildir diyoruz, kutluyoruz. Dünyayı aydınlatan, alemlere rahmet gelen insanlığın ilk yaratılışı. ve en son geliştiği peygamber olarak gelen alemleri şenlendiren, nurlandıran bir (?) peygamber. Onun için onun dışında bütün peygamberler haktır ama beni doğumları ilgilendirmez.

Lütfen bu gibi işlerle uğraşmayın. Bunlar sizi sapıklığa, inkarlığa, yalancılığa götürür. Evet.

misafir der ki hocam hutbe nasıl iki rekat namaz olur devlet işleri anlatırsa anlatırsa eğer diyor onu geçen derste söyledik herhalde ameller niyete bağlı devlet işleriyle din işleri ayrılmış bu durumda sen dört rekat yerine iki rekat namaz kılıyorsun, vaaz iki rekat namaz yerine (?) geçmediği için ben namazın eksik oldu mu dersen sen onu devletin ilerleyicilerine sor bana değil. (?) Bana sorarsan bu cuma namazının tarzlarından değil. Niye devlet işleriyle din işlerini ayırdılar? Sebep ne? Çünkü devlet işleri, devlet milleti camide insanlarla uyandırırdı.

Ve camide Müslümanlar evde çocuklarına hanımlarına orada devletin gidişatını anlatırlardı. Hepsi devleti için canını, başını, kanını feda ederdi. Onun için arayı açmak için bu şekilde ne yaptılar? Devlet işleriyle din işlerini ayırdılar. Devlet televizyonlarla şu anda anlatabildiği kadar anlatıyor fakat onun yanında gayrimüslimler, karanlık emeller Türkiye'de cirit atıyor televizyonlara, dışarıdan milyonlara katılıyor. (?) O paralara dayanan insanlar onların davulunu çalarak Türkiye'de ihanette bulunuyorlar. Bugün bunu kimse inkar edemez. Her şey ortada. Yalan makineleri, iftiralar almış gidiyor.

Eğer devlet Diyaneti kendisi kullansaydı ve insanlara devletin gidişatını ve yaptıklarını anlatsaydı bugün bu hale düşmezdik.

Bugün Hacısı Hocası televizyonda dizilerin peşindeler.

Türkiye'de diziler, ünlüler tarafından yapılan bu diziler, Ülme adı altında ne kadar şiddet (?) varsa, ne kadar dinin dışında hareketler varsa, ne kadar çocukların gözü önünde sevgililerine, kocalarına karşılık varsa, hepsi de bu dizilerin içerisinde ahlak bozucu. Buna bir dur diyen de yok.

Valla böyle bir hürriyet, böyle bir serbestlik hiçbir devlette yok.

Onun için müftüsü, müftüsü bir (?) tarafa bırak, sen vazifeni yap. O ne derse desin. Ameller niyete bağlı. Sen de namazda vaizi dinlersin. O da zaten devlet işini söyleyecekti. Sana devletin gidişatını, devlete efendim teslimiyetimizi, ona bağlılığımızı söyleyecekti. Gidişatımızdan haberdar edecekti. Ve bugünkü devletin gidişatını, acaba bu devlet başımıza gelmeseydi, ben devletçi değilim bak, partici de değilim. Ben milliyetçiyim. Ben vatanperver bir insanım. Bu vatan bu hale gelmezdi. Yani bu hale gelmezdi dediğim, kendini koruyacak bir duruma gelmezdi. Dünyada sayılı devletler arasına giremezdi.

Ve biz bir sömürge devletinden başka bir şey değildik.

Onun için yiyip içip Allah'a dua edip, yatıp kalkıp bu devlete paraysa para, cansa can vermemiz lazım.

Görüyorsun gazeteyi, daha evvel Afgan'ı, ondan sonra Irak'ı, her tarafı parçaladılar, sonra Suriye'yi, şimdi de etrafı sarmaya çalışıyorlar. Senin devletin güçlü olmasa, akşam başını yastığa koyduğun zaman, ben sabaha nasıl kalkacağım diye korkudan belki sabaha kadar uyuyamazsın.

Ama şimdi başını yastığa koyuyorsun rahat rahat. Hiç harbi de düşünmüyorsun. Diğer insanların soğukta titreyip de yer bulamadıkları insanlar da aklınıza gelmiyor. Çünkü hepimiz bir zevki sefa içerisinde yaşıyoruz. Sana bu zevki sefayı yaşatanı hiç düşünmüyor musun?

Onun için böyle hutbelerle, şunlarla, bunlarla vaktinizi geçirmeyin. Cuma ise cuma. Cumanı git kıl. Onun vebali o kanunları yapana.

Evet.

Bugün yazmışlar bile. Bugün ders yapılmayacak diye kimse de bir şey yazmamış buraya.

Burada bir soru var. Efendim dört rekat farz namazlarının başlangıçta iki rekat olduğunu şu yazıya istinaden söylüyorlar. Hazar ve sefer namazı Miraç'ta ikişer rekat olarak farz kılınmıştır.

Resulullah aleyhissalatü vesselam Medine'ye gelip itminan bulunca hazar namazlarına ikişer rekat daha ilave edildi. Sadece sabah namazı kıraatinin uzunluğu sebebiyle iki rekat olarak bırakıldı. (?) Akşam namazı da eski hali üzere üç rekat olarak bırakıldı. Çünkü bu gündüzün vitridir. Doğrusunu öğrenmek isteriz efendim ellerinizden öperim. Doğrusu, doğrusunu kim söyler? Ayet söyler, ayet. Ayette ne der? Yolculuk esnasında dört rekat kıldığınız namazın iki rekatını size bağıştır (?) diyor. Bu da yeter size.

Beni Ahmet'in, Mehmet'in yaptıkları ilgilendirmiyor. Ha, hacda efendim, bazı kısıtlamalar meydana geliyor. Öğle ile ikindi bir kılınıyor. (?) Efendim Arafat'tan Müzdelife'ye, Müzdelife'den Mina'ya doğru geçiyorsun. Yol gidiyorsun. Buralarda bazı sıkıntılar içerisinde senin namazlarını kısıtlayabilir. İkisini beraber kıldırabilir. Ama ayet ona da o şekilde fetva veriyor.

Farzlar da öğle dört, sabah iki, ikindi dört, akşam üç, yatsı dört (?) bir de vitri vacip.

Rabbimiz ayet-i kerimesinde seferde dört rekatlık namazlarınızın iki rekat kılarak devam edebilirsiniz diyor.

Şimdi doğruyu Allahu Teâlâ söylediğine göre ki insan bir ayet okuyor. Sonunda ne diyor? Sadakallahul azim. Bu ne demektir? Allah doğru söyledi demektir. Zaten Allahu Teâlâ da ayet-i kerimesinde ben doğru söylerim. Bir ayetinde de zaten ben hep doğru söylerim diyor. Eh, namazı da farz dört rekat diyorsa, iki rekatını da yolculukta doksan kilometreyi geçtikten sonra sana hibe ediyorsa, Allah çekemeyeceğimizi ki sırtımıza vurmayız (?) diye insanların lehine onları çok sevdiği için onlara bağışta bulunuyorsa, Ahmet'in, Mehmet'in söylediği beni ilgilendirmez. Zaten hep hurafaların peşine takıldığımız için perişan olduk.

Ahmet böyle söyledi, Mehmet böyle söyledi, Hasan böyle söyledi. Nefsimize hoş geldi. Biz de bunların peşine takıldık ve aklımızı başkalarının hurafalarına ipotek ettik. Kendimizi dinden de ettik. Evet.

Şimdi ufukya der ki efendim ikinci sorum satranç oynamanın haram olduğunu (?) söylüyorlar. Ellerinizden öperim diyor.

Satranç bir harp oyunudur.

İyiyi iyiye kullansan iyidir. İyiyi kötüye kullansan kötüdür.

Bunu iyiye kullanırsan ki orada şah var, vezir var değil mi? Satrançta. Pek satranç oyunu bilmem ama benim o gibi oyunlarla işim olmaz. Ama o duyduğum kadarıyla, gördüğüm kadarıyla da bir harp oyunudur.

Kişi karşıda düşmanını nasıl yenecek? Onun programını, kendisini geliştiriyor.

Ama her geçen oyun, insan ömrü de füzeli bir (?) zamandır. Zamanı değerlendirmek lazım. Neyle? İlimle. Evet.

Başka bir sorusu olan yok. Sizin sorunuz var mı?

Kim soru soracak? Ne isterseniz sorun.

Sormasanız ben Kur'an-ı Kerim'den bir yer açacağım. Neresi gelirse oradan size bahsedeceğim. Kur'an yanlış açılan ayetlerle dolu.

Evet, Kur'an'ın esası değiştirilmiş mealler, Kur'an mealleri. Yalnız şu kelamımı yanlış anlamayın. Kur'an'ın esası değiştirilmiş dediğim zaman ayetleri bunun içerisine sokmayın. (?) Ayetin bekçisi Allahu Teâlâ, onun noktasına kadar kimse değiştiremez. Çünkü bekçisi Rabbimizdir. Meallerini Allahu Teâlâ'yı sıfatlayarak açmışlardır. Şimdi buradan bir yer açıyorum bak bir sayfada. Kasas suresinin 41. ayet-i kerimesi geldi. Kırmızı yazılı. Burası yanlış açılan bir ayet. Bakalım ne diyor burada. Onları yani insanları ateşe çağıran öncüleri kıldık diyor. Allah Allah.

alemlere rahmet gelen Peygamber Efendimiz'in daha da rahmetlisi Allahu Teâlâ rahmetim gazabımı aştı diyen Allahu Teâlâ onları insanları diyor ateşe çağıran öncüler kıldık yani A'raf suresinin (?) 179. ayet-i kerimesinde de böyle şöyle söylüyor ben size orayı şimdi okuyayım bir dinle. Ve lekad zera'nâ li cehenneme (?) kesîran minel cinni vel insi, bak efendim A'raf A'raf suresi ant olsun biz cinler ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yaratmışızdır diyor böyle zalim Allah olur mu? Hani ben Tevvab'ım diyor siz yeter ki diyor tevbe edin dönün can boğaza gelene kadar tevbe kapısı açıktır burada özel olarak Allah cehennem için insan yaratmış böyle Allah olur mu ya halbuki cehennem insanların ve cinlerin birçoğu için yaratıldı.

dünyada hapishaneler bütün insanlar için mi yapıldı suç işleyenler için yapıldı ve Allah'ın zatını tanımayan inkar eden Allah'a şirk koşan ve peygamberlerini Allah'ın oğulları diyenler Allah'ın hanımı var diyenler Allah'a suç isnat edenler iftira edenler bunlar İslam'dan bir olur mu yani Allah'ın zatını tekleyen onun hanımı ve çocuğu yoktur deyip de İhlas suresini okuyan insanlar bir olur mu?

Bunları hep karıştırmışlar.

Şimdi ateşe çağıran öncüler kıldık diye. (?) Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir diyor. Kıyamet günü.

Doğrusunu okuyoruz sizde. Onları yani insanları ateşe çağıran öncüler dendi. (?) Kim bu? İki ayaklı tağutlar ve cinler. Nefsi. İnsanda üç düşman var. Birincisi nefsi. En başta en büyük düşmanı nefsi. İkincisi şeytan. Üçüncüsü de dünya. Dünya insana çekici gelir. Nefis dünyayı arzular. Şeytan da onlara eyva verir. (?) Ve bunlar Allah'ın yarattıklarını ilah diye sarılır. Fakat Allah'a arkasını dönerler.

Onlar insanları ateşe çağıran öncülerdendi. Burada ne diyor? Onlar insanları ateşe çağıran öncüleri kıldık diyor onları. Ateşe çağıran öncüleri kıldık. Yani o şekilde yaratmış onları.

Kıyamet günü onlar yardım görmeyeceklerdir. Doğru. Çünkü Allahu Teâlâ'yı inkar eden Allah üçtür diyen çoluk çocuk isnat edenler peygamberi inkar eden, Kur'an'a inanmayan insanlar İslam olarak gitmedikten sonra ebedi cehennemliktir. Cehennemliktir.

Biz onları, kafirleri bu an için kafir diyoruz. Kafirler içerisinde hepsini kastetmiyoruz. Niye kastetmiyoruz? Çünkü içlerinden İslam'a dönenler var. Biz İslam'a dönenleri de kafirlerle beraber hepsini cehenneme atarsak günah işlemiş oluruz. Allah'ın adaletine halel getirmiş oluruz. hangi ayete göre siz hiçbir kavimle istihza etmeyin yani alay etmeyin ola ki o kavim sizden daha hayırlı bir kavimdir diyor yani bu adam bugün yahut şu anda karşımda kafirse ve Allah'ı suçluyorsa yarın bu Müslüman olup derecesi senden daha üstün olmayacağını nereden biliyorsun onun için bu kafirliğe devam edenler ve o hal üzere gidenler (?) cehennemliklerdir.

Şimdi ne diyor şimdi Allahu Teâlâ bu dünyada arkalarına lanet taktık Allah kimsenin arkasına lanet takmaz bak dikkat edin Allah kimsenin arkasına lanet takmaz ancak kişi Allah'a isyanından dolayı Allah'a lanetlendirir kendisini ona lanet taktırır kendisi taktırır Allah'a sen benim Rabbim deyip de Allah kimseyi itmez. Çünkü rahmetim gazabımı aştı diyor. Öyleyse irade iki, külli irade cüz'i irade. Cüz'i iradeyi zatına serbest bırakmış ne istese sana vereceğim demiş. O cüz'i irade Allah'ı inkar ediyorsa zorla ben senin Rabbim dememiş ona. Eğer cüz'i irade sen benim Rabbimsin demişse ona da zorlayarak kendisini tanıtmamış.

tanıttırmamış herkes kendi iradesiyle tanıyıp tanımamasında serbest bırakılmış bu durumda insanların yapmış olduğu fiili icraatların miskal zerresi hayır miskal zerresi de şer olarak yazılacak kimse Allahu Teâlâ'yı sıfatlayıp adaletine halel getiremez evet ne diyor? Bu dünyada arkalarına lanet taktık. Halbuki bu dünyada arkalarına lanet taktırdılar. Bak. Bu dünyada arkalarına lanet taktırdılar. Onlar kıyamet gününde kötülenmişler arasındadır. Şöyle bir soru sorabilirsin şimdi. Hani peygamberlerin şefaat hakkı vardı? Hani insanların da şefaat hakkı vardı? Nerede o kaldı bu şefaat? Ya sorarsın ya. Aklına gelir.

Sizin aklınıza gelmez ama ben size aklınıza gelmeyen soruları sorayım. Allahu Teâlâ ahiret alemine gayrimüslim gidenlerden rahmetini kaldıracak. Ayet ayet. Kendi kafamdan söylemiyor. Rahmetini kaldıracak. Rahmetini kaldırdığı insanlardan hiçbir peygamber hiçbir şefaatçi onlara şefaatte bulunamayacak. İşte onlar orada yalnız ve kimsesizdir diyor ayette.

Ayetleri öğrenelim. Bizi yaratana kul olalım.

Emirlerinden dışarı çıkmayalım. Bu geçici dünya hayatına aldanıp da madde karşılığında akıllarımızı gayrimüslimin karanlık emellerine ipotek etmeyelim. Vatan sevgisi imandandır dediği hadis-i şerifine göre gönlümüze vatan sevgisini indirelim.

Biz milletçe bir zincir halinde halkalanamazsak o halkayı tamamlayamazsak Bizi parça parça yaparlar, lokma lokma yutarlar.

Evet.

Başka soru var mı bakalım?

Evet. Selamün aleyküm diyor efendim. Mezarlarda sadece cesetler var diye biliyoruz. O halde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin mezarlıkta selamün aleyküm kabir ehli demesini nasıl anlamalıyız? Allah razı olsun efendim diyor. Ellerinizden öperim. Mezarlarda cesetler var. Esselamü aleyküm ya ehl-i kubur diyorsun. Yani ölmüş. tekrar selamı kendine alıyorsun ve aleyküm selam ehl-i dünya diyorsun kendine insanlarda bir hücre var ki Allahu Teâlâ biz toprağa vahyettik insan vücudundan ne yiyip bitireceğini ne yiyip bitiremeyeceğini işte o hücre orada o çürüse de o hücre ne yanar, ne kaybolur, ne çürür.

Ne yok olur. Ahiret aleminde Allahu Teâlâ yer başka bir yer. Gökte başka bir yer olduğu zaman gökte başka bir gök olduğu zaman, dünyada dümdüz ortaya getirildiği zaman istafira yan çizmek yok diyor. (?) Biz sizi bir suyla sulayacağız. O su altıncı kat sır denizi denen yer. İnsanın o hücresini o su sır denizi denen işte o suyun içerisinde nasıl bir element varsa o hücreyi çözecek. Biz parmak uçlarımıza kadar aynı vücut meydana çıkacak. Yerden otlar gibi çıkacağız. Ve ruhlarımızla beraber karşılaşıp siz bir sürücüyle huzuruma geldiğiniz zaman ayet-i kerimesine göre Rabbimizin huzuruna hesap vermeye gideceğiz.

İşte onun için o kabristanda, kabristan demeyelim, mezarlıkta. Çünkü kabirler ruhun beklediği yerlerdir. Cesetleri beklediği yerlere de mezarlıklar denir. O mezarlarda oraya girdiğimiz zaman orada onun hücresi bulunduğu için, o ölülerin hücresi bulunduğu için onlara ya ehl-i kubur. Ehl-i kubur demesi yani İslam olarak ahirete gitmiş olan insanlar. efendim, biz de ya ehl-i dünya diyoruz. Aleyküm selam, selamı geri alıyoruz. Bu durumda şu ayet-i kerimeyi yerine getirmiş oluyoruz. Siz dünyada hiçbir kimseniz yoksa da diyor, kimseniz mezarları ziyaret edin diyor. Onun için bizde mezar ziyareti vardır.

mezarları ziyaret etmenin sebebi insanın keşfini de açar. Mesela bir insan kalktı buradan annesini babasını ziyaret ediyor. Bir başka memlekete. Buna Sıla-i Rahim denir. Sıla-i Rahim insanın keşfini açar. İşte dünyada da hiçbir kimsen yoksa diyor git mezarları ziyaret et. Yani oradan hiç olmazsa tefekkür et. Bunlar da bir zamanda dünyadaydı. Benim de sonum böyle olacak. Ben de buradan dünyadan gideceğim. Öyleyse ben kendimi satın almadım. Vücudumu kendim yapmadım. Benim bir yaratan var. O yaratan beni başıboş olarak dünyaya göndermedi. Muhakkak ki benim ona karşı vazifelerim var. Ben de bir gün buraya girdiğim zaman bu toprağın altına yarın o beni yaratanın karşısına nasıl giderim diye bir tefekkür edeceksin diyor.

Bir aklını kullanıp düşüneceksin. İşte seni o mezarlar Rabbine yaklaştırmaya bir sebep olur. Onun için biz oraya gideriz. Orada kafirlerin yahut da Yahudilerin onlar diyor o kadar ileri gittiler (?) ki diyor soy sopluyor saymada mezarlarının başlarında mezarlara da gidip saymaya (?) başladılar diyor. Biz mezarlara soyumuzu toplumumuzla övülmek için gitmeyiz. Biz Allah'ı hatırlamak, daha çok ibadet etmek ve atalarımızın mezara gidip de yok olduğu gibi değil, Allah'ın huzuruna bir gün hesap vermeye gideceğini düşünerek ona göre dünyada vazifelerimizi bilip Allah'ın huzuruna gidecek şekilde hem konuşmamızı, hem halimizi, hem hareketlerimizi, hem içtimai hayatımızı yapmış olduğumuz işleri ona göre ayarlamamız lazım.

Evet. Selamün aleyküm efendim, cemaat ile kılınan farz (?) namazının son oturuşuna yetişen nasıl davranmalı? Ellerinden öperim diyor.

Namazda dört rekat olsun, iki rekat olsun fark etmez. Son rekatının oturuşuna gidiyorsan hangi rekatta olduğunu bilmiyorsun.

Diyelim ki dördüncü rekatta sen oturdun oraya, hoca selam verdi. Ha diyorsun ki ben hocanın namazının hiçbirine yetişemedim. Dört rekatı efendi gibi kılacaksın. Dört rekatı. Hangi rekatın rukuna yetişirsen, bak ruku rükûya, rükûdan dirilene kadar, yani kalkana kadar Semiallahu limen hamideh diyene kadar yetiştin de rükûda kaldıysan sübhane rabbiyel azim dediysen sana o rekatı kabul ettiriyor. Bir rekat kılmış oluyorsun. Ondan sonra hocaya tabi oluyorsun. Hoca kaç rekat kıldı? Üç rekat. Sen bir rekat daha kılıyorsun.

Hangisini kılıyorsun? Demek ki sen zammı rekata yetişemedin. Çünkü üç rekat kıldın. Üç rekatın iki rekatı faz. (?) Zamsız sure. Yalnız Fatiha-i şerif ilk iki rekatı da zamm-ı sure. Fatiha ile beraber. Demek ki sen ilk zamm-ı suresine yetişmişsin. Zamm-ı sureden bir rekat daha kılacaksın. Evet. Son rekatına yetişirsen dört rekat farz namaz ise aynı farz namazını kılacaksın. (?) Dörtte kese dörtte kat. İki de kese iki de kat. (?) Evet.

Hocam, gözleri görmeyen ama kulakları duyan bir insanın nazarı değer mi?

Nazar insanın gözüyle de sevgisiyle de olur. sevgisi.

Ayı diyor, yavrusunu çok sevdiği için öldürür. Severek öldürür. Sevgi.

Gözlerden çıkan şualar da insanı devirir. Fakat gönlündeki senin o kişiye karşı olan gönlündeki sevginin kalbinin hoplaması da o kişiye nazar olarak değer. onun için kişiye fazla sevgiyle gönül vermeyeceksin sevgi ayrıdır bir de fazladan sevgi sevgi verme mesela bazı anneler bazı babalar çocuklarına çok sevgi gösterir çocuklardan kurtulmaz nazardan kurtulmaz evet ama gözleri görmeyen bir imamsa onun arkasında namaz kılınmaz namaz kıldıracak yoksa hiç kimse diyelim ki zamlı söylenebilmeyen ama namaz kılıyor. (?) Böyle bir şeyler tarafından gözleri görmeyen bir imam olursa onu kıbleye yönlendirirler.

Arkasında namaz kılarlar. Arkasında namaz kılırsa kimse olmazsa. Bu kadar var.

Evet. Bakalım başka var mı?

Soru atıyorlar ama sonradan geliyor sorular.

Hocam Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin diri olduğunu söyleyen bir ayet var mı?

Evet. Ben seni diri kıldım diye ayette. Aç onu. Hangi sure, hangi şey? Seni diri ve Resulullah Efendimiz Hazreti Mehdi olarak da gelecek hangi ayet

Evet. Seni diri kıldın diyeyim.

Telefon yok burada.

Evet.

bak şimdi şöyle söyleyeyim peygamber efendimiz hakkında Allahu Teâlâ: Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn. Ne demek bu? alemlere rahmet olarak gönderdi. Öyleyse alemlere rahmet olarak gelen peygamber de diridir. Kıyamete kadar da diridir. Ve o bir kere ölümü tatmıştır. İkinci kez kendi bedenine tekrar girecek. Hazreti Mehdi kılığında gelecek. Çünkü peygamber olarak gelemez. Peygamberlik sona ermiş. Yine kendisi peygamber olarak. Yani Mehdi kılığında gelecek. Hazreti İsa da ona ümmet olacak. Ümmet beraber tekrar İslamiyet'e yayacaklar. Bunun ayetin bu şekilde oluşu Fetih suresinin birinci ayet-i kerimesinde ne diyor?

512. sayfa. Bakalım. 424 Fetih Suresi var. Dikkat edeyim. Biz doğrusu sana apaçık bir fethi ihsan ettik. (?) Böylece Allah senin geçmiş gelecek günahlarını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru yola iletir. Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder.

Bütün burada böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar. Gelecek günahlar bağışlandığına göre Allahu Teâlâ biz sizi iki kez diriltir, iki kez öldürür dediği ayet-i kerimesine göre tekrar bunu diriltip de sen ne işledin diye sorar mı? mümkün değil bu durumda bir kere ölümü tatmış siz iki kez biz sizi iki kez diriltir iki kez öldürür ayet-i kerimesine göre de bir kere dirilmiş bir kere ölmüş ikinci kez dirilme yok. İşte bu ayet-i kerimeye göre ikinci kez Mehdi kılığında gelecek ikinci kez yine dünyada ölümü tatacak o da iki kez dirilmiş iki kez ölecek bu bakımdan gelecek günahları da affolduğu için ahiret aleminde sorgu sual sorulmayacak.

Anlaşıldı mı burası? Evet. Alemlere de rahmet gelmiştir ve diridir.

başka bir ayet yok herhalde ayet değil de soru yok herhalde size şöyle bir açayım bakayım neresi geliyor evet en başta bir ayet var Meryem Suresi: Ey Yahya! Kitabı, Tevrat'a var gücünle sarıl dedik ve henüz sabi iken ona ilim ve hikmet verdik diyor. Şimdi 13. ayet-i kerimesi tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve temizlik de verdik. O çok sakınan bir kimseydi.

Halbuki Allahu Teâlâ peygamberi de olsa hiçbir peygambere ne bu şekilde bir muamelede bulunmamıştır. Âl-i İmran suresinin 81. ayet-i kerimesinde bak ne diyor Allahu Teâlâ 81 hani Allah peygamberlerden ben size kitap ve hikmet verdikten sonra nezdindekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka yardımda bulunacaksınız bunu ikrar ettiniz mi diyor demek ki peygamberler de kendi iradelerinde bırakıyor ve Allahu Teâlâ'ya karşı sevgi muhabbetleri de her peygamberin ayrı onun için peygamberler de kendi aralarında birbirlerinden derece bakımından yüksektirler diyor Allahu Teâlâ. Bu ahdimi yüklendiniz mi (?) dediğimde kabul ettik cevabını verdiler şimdi burada ne diyor tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve temizlik de verdik diyor.

O zaman kulları arasında burada Allahu Teâlâ bazı yarattıklarına tarafından güzel hediyelerde bulunuyor. Güzel ahlaklarda bulunuyor. Onu o şekilde yetiştiriyor. Öyle değil. İrade ilk olduğuna göre herkes kendi iradesiyle Allah'a yakınlığıyla (?) yükseliyor. Bak doğrusu nasıl? O çok takva sahibi ve günahlardan sakınan idi. Kalbi yumuşak ve merhamet sahibiydi. Hani hep insanlar kendi yaptıklarıyla hesaba çekilmeyecek mi? E şimdi burada Allahu Teâlâ Hazreti Yahya'ya bu şekilde muamelede bulunmuş olsaydı ben de derdim ki Allah'ım önde sen yarattın. (?) Bana da o sevgiyi verseydin ben de onun gibi bir insan olurdum.

Ya kafir de derdi beni de hiç olmazsa Müslüman yaratsaydın ben de Müslüman olurdum derdi. Onun için kimse Allah'a sorgu sual soramayacak. Herkes yaptığının hesabını çekecek. Fiili icraat kişinin kendisinde.

Burada.

Burada bir soru var. Ellerinizden öperim diye hocam. Tesettürlü bayanlar gerek kuaförde saç kestirmek veya boyatmak olsun. Gerekse doktor işleri olsun, doğum, ameliyat gibi erkek doktor veya erkek kuaförler tercih edebiliyorlar. Nedense bu sektörlerde erkekler daha başarılı oluyor. Bunda bir beis var mıdır? Allah razı olsun.

Sana şuradan başlayalım. Dinimizde kadının sesi erkeğe bile haramdır. Bu bir. Benim bir erkek bayan kuaför talebem vardı.

Dedi ki hocam ben mesleğimi bırakacağım. Niçin oğlum? Ben biliyorum niçin söylediğini de. Dedi ki her ne kadar kendini tutsan da kalbin bozuluyor diyor. Doğru söylüyorsun dedi. Ve bıraktı.

Bu durumda insanda şehvet var, nefis var kadın saçını bir başka erkeğin ellerine teslim ederse boyundan büyük günaha girer manikür, münikür kuaför kadın evinde saçlarını ancak kocasına, babasına ve oğullarına, kocasının oğullarına, dayısına, amcasına gösterir. Sana bu durumda Eyüp aleyhisselamın misalini vereyim. Kırk yıl yatakta yatıyor. Asla. Yara bere içerisinde. (?) Hatunu der ki sen peygambersin. Dua et de. Allah senin hastalığını iyi etsin. Diyor ki Rabbim benim halimi bilmez mi? Öyle yokluk çekiyor ki en nihayet aç kalıyorlar. Çok varlıklıydı. Fırına gidiyor. Bize diyor borç ekmek verir misin?

Fırıncı diyor ki saçından bir tel görürsem ekmeğe veririm sana diyor. Mecburen saçından bir tel gösteriyor. Ekmeği alıp eve geliyor. Hazreti Eyüp Aleyhisselam hatununa der ki ekmeği nereden aldın? Fırından. Nasıl aldın? Böyle böyle aldım. Buradan kalkarsam sana yüz sopa vuracağım diyor. Yüz sopa. Allahu Teâlâ ayaklarının altında su meydana getiriyor, yıkanıyor, temizleniyor. Ya Eyüp yedi başağı diyor birbirine bağla bir defada vur diyor. Yedi başak, her başakta yüz tane, yedi yüz, bir (?) defada vur evet kimisi de şöyle söyler yüz başağı bir araya getir bir defada vur yüz başak yüz değnek işte kadın da mecburiyet içerisinde Allah onu da koruyor böyle dinimizin vecibesini biz manikürle, münikürle saç modelleriyle kendimizi perişan ettik.

O ünlüler yok mu ünlüler? Soyunup da çırılçıplak kendilerini teşhir edenler yok mu? İşte bunlara övünenler. Onlar da onlar gibidir. Ayet-i kerimesinin karşılığındaki insan durumuna gelirler. Ayette bak Sarı. (?) Öyleyse öyle işlerden sakın. Gitme.

Eskiden benim anam evde yıkanır.

15-20 günde bir hamama giderlerdi. Hamamlar vardı. Kadınlara özel hamamlar var. Kadınlar toplanırlar, hep beraber giderlerdi mahalleden. Yıkanır, gelirlerdi. Evde yıkandıkları zaman saçlarını örerlerdi, örgü yaparlardı. Saçlarını. Kendileri yaparlardı. Çekirler saçlarını, kendileri örgü yaparlardı. (?) Ne güzel.

Yusuf misafir diyor ki, hocam, Allahu Teâlâ birçok ayette biz diyor, Ben demeyerek yeryüzünde tüm yaratılanlara rahmetiyle yaşam hakkı veriyor. Ahirette ise rahim sıfatıyla rahmetim sadece müminlere diyor. Ahirette artık biz hitabı sadece mümine mi oluyor? Kafirler bu hitabın dışında kaldıkları için cehennem ateşi onlara erişiyor. Şimdi senin bu sorunda çok soru var. Söylediklerinde bir Allahu Teâlâ birçok ayette biz diyor. Evet. Biz demesi hepsi Allahu Teâlâ'nın yarattıkları demesi. Ben deseydi yarattıklarını zatından ayırmış ve ayrılan, zatından ayrılanlar da hayat bulamayacak hale gelirdi. Onun için biz azimüşşan der.

Ayet-i kerimede.

Onun için ben demez. o biz demeyle zaten hayat veriyor. Şimdi geliyoruz ikinci soruna. Ahirette ise (?) rahim sıfatıyla rahmetim sadece mü'mine diyor evet rahmeti sadece mü'mine rahmet nedir mü'min kimdir mü'min nefs-i emmare, nefs-i levvame, nefs-i mülhime, nefs-i mutmainneden çıkmış. Fecr suresinin 27, 28, (?) 29, 30. ayet-i kerimelerinde ne der? Ey mutmain olmuş nefis, Rabbin senden senden Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına, gir cennetime dedi insan. İşte bunlar Allah'ın direkt rahmetine nail olacaklar. Diğerleri, diğerlerine de hesap var. Allah terazi tutacak orada. Yani terazi şu bizim terazi değil.

Hakkın terazisi. Adaletin terazisini tutacak. Herkese layık olduğu yeri verecek. Müminler sen Müslümanı bir mi tuttun? (?) Müslüman da namaz kılar. Nefs-i emmaresinde namaz yok, oruç yok, zekat yok. Bu da Müslüman. Nefs-i levvamede namaz var, oruç var, zekat var, günah da var. Nefs-i mülhimede günahtan sakınır, takvaya yönelmiş kerametler ehli olur. (?) Nefs-i mutmainnede tecelliyete vakıf olur. (?) İşte onun bir daha gerisi yoktur. O mümin kadınlara söyle, başlarını örtsünler diyor. Bak, dikkat et ayete. Mümin kadınlara söyle, başlarını örtsünler. Yakalarını ve başörtülerini ziynetlerinin üstüne kapatsınlar. (?) Elbiselerini topuklarına kadar uzatsınlar, giysinler.

Müslüman'a söylemiyor bunu.

Ey iman edenler diye söylemiyor. Mutmain olanlara söylüyor bunu. Mümin olanlara söylüyor. Eğer mümine değil de ey iman edenler deseydi ve burada da bu insanlar saçlarını açıp çırılçıplak gezseydi bunların çoğu kafir olurdu. ayetin dışına çıkmış olur ve ayeti inkar etmiş olurdu. Allahu Teâlâ Müslüman olup da başını açacağını biliyor. Onları da günahkar olarak kabul ediyor. Yapacağı sıfatlar içerisinde, İslamiyet'ten de çıkmayacağı için, başını da açtığı için, o yaptığı işlerden sıfat, başını açtığından günah alacak.

Evet. Sana ne diyorsun? Ahirette artık biz hitabı sadece mümine mi oluyor? Kafirler bu hitabın dışında kaldıkları için cehennem ateşi onlara erişiyor. Yok. Müslümanlar da hesaba çekiliyor. Ancak ahirette Allahu Teâlâ kafirlerden rahmetini kaldırıyor. Rahmetini kaldırınca hiçbir peygamber, hiçbir şefaat ehli onlara şefaatte bulunmuyor ve onlardan uzaklaşıyorlar. İşte bunlar cehennem ehli insanlar. Evet.

Başka soru varsa bakalım. Soru varsa beş dakikamız daha var. Onlarla da gene sorulaşırız inşallah.

Evet. Misafir 458 gücüye der ki, selamün aleyküm hocam peygamberimiz sallallahu (?) aleyhi ve sellem aramızda olduğuna dair ayet Hucurat suresi yedinci ayette geçmektedir diyebilir miyiz? Yalnızca o zaman değil, çağlara hükmetmez mi ayette biliniz ki Allah elçisi aranızdadır diyor. İşte bak bu, diri kıldı. (?) Bu ayet tamam. Bak ne güzel bulmuş misafir. Aranızdadır diyor. Peygamber efendimiz de şöyle söylüyor. dünyanın neresinde olursanız olun, hadistir bu dünyanın neresinde olursanız olun, bir selavat getirdiğiniz zaman oradaki vazifeli melekler bana anında bunu ulaştırırlar diyor burada da bir selavat getirelim, biz de selavat-ı şerife Resulullah Efendimiz'i hatırlamış olalım. Allahümme salli ve sellim alâ nebiyyinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve (?) sahbihi ve sellem, beni diye eşrafımla anın diyor hesabında. (?) Medine'de Selevat-ı Şerif'e getirirseniz diyor direkt benim huzurumda Selevat-ı Şerif'i getirmiş olursunuz diyor.

Bu da hadis. Ben hadisi ayet olarak söylemedim. Ama diriliğini burada ispat ediyor zaten. (?) Dediği gibi misafir 458 yerde ayette (?) aranızdadır diyor.

Şimdi size güzel söyledi, ayetler ayetleri bana hatırlatıyor.

Siz bilmediklerinizi, ayet söylüyorum şimdi, siz bilmediklerinizi Allah ve Resulüne sorun diyor. Allah'ı nerede bulacağım? Ayetlerinde. Diri mi Allah? Diri. Allah ve Resulüne sorun diyor Resulü nerede bulacağım? Hadislerinde o da diri mi? Diri. İşte ayetler. Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun. Lillahi Teâlâ'l-Fatiha. Amin Ya Rabbi Evet. Evet.