13.01.2026 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Selamün aleyküm. Hayırlı akşamlar.
Çay mı? Çay.
burada misafir misafir der ki hocam biraz diyor aşkı anlatır mısın lütfen diyor şimdi biz (?) dersimizin dışına çıkmak istemiyoruz burada gayemiz insanlara hakkı öğretmek burası bir ilim Kur'an ilmini hakiki manalarını Kur'an'ın esasını anlatan bir yer tarikatın bazı derecelerinde bunları yaşayan insanlar var.
Tarikat ilminde yahut da ahvalinde konuşulacak kelamlar bunlar.
Ben şimdi size bu aşkı anlatırsam insanlar Ahmet Bak bu hali yaşamış. (?) Hani bazı geçmişlerin, büyük insanların yazıları var, kitapları var. Millet okuyor, cefleniyor, geçip gidiyor. (?) Ve ben şimdi sana burada bunu anlatsam, ne kadar anlatırsam anlat, sen belki duygulanırsın. Yaz yağmuru gibi birkaç dakika sonra da unutur gidersin. Ama ayetler insanı etkiler.
Onun için istiyoruz ki ayetlerden sorun.
Bugün insanların çoğu Arap gramerine göre Kur'an-ı Kerim'i uydurmaya kalkmışlar. Allahu Teâlâ'nın söylemediği kelimeleri Allah böyle söyledi diye ona uydurma yapıp üstüne bina kurmuşlar. Ve Kur'an-ı Kerim diğer insanların siyonizmin yahut diğer ideolojilerin kendi keyfi yahut da kendi akıllarına göre uydurdukları kelama göndermişler. (?) Evet. Onun için bana ayetlerden söyleyeceksiniz.
Misafir, evladımızı seviyoruz.
Eğer bunu dinlemek istiyorsa burada değil bunu benim sitede yazılı oradan al oku veyahut da videolarda var oradan dinle evet sen söyle bakayım bir dakika 551. sayfada bir dakika
545 451 Saff suresi kaçıncı ayet? (?) 8. ayet 8. ayet mi? 8 Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır diyor. Şimdi burada bir eksiklik var. Allah nurunu sanki tamamlamamış. Allah nurunu kıyamete kadar tamamlayacak diyor. Halbuki Allah nurunu tamamlamıştır. İnneddine indallahil İslam. İslam diniyle İslam diniyle dinimiz tamamlanmıştır. İndimizde bir kitap var ki Levh-i Mahfuz'da mahfuzdur. Ona sonradan ne bir eksiklik yapılır dediği ayet-i kerimesine göre de din tamamlanmıştır. Ve kıyamete kadar gelecek olan insanlara da Allahu Teâlâ alimler suretiyle, alimler yetiştirerek onlara kıyamete kadar bir daha peygamber gelmeyeceğine göre insanlara anlattıracak.
Hakkı anlattıracak. Ve batılı çıkartacak. Bu ayetin sonu şöyle tamamlanması lazım. Allah nurunu kıyamete kadar devam ettirecek. Tamamlamak demek hala eksiklik var da onu tamamlayacak demek manasına gelir. Ama devam ettirecek dediği zaman din tamamlanmıştır. Allah indinde Kur'an kıyamete kadar Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde şöyle söylüyor. Kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmeyelim. Evet. Hatta insanlara kalbinin en üzülü köşesinde olup da (?) kendisinin bilmediklerini Allahu Teâlâ bilir. Evet. Başka sorun var mı? 560. sayfada. 560. sayfada. 12. 12. ayet-i kerime. Bakalım.
Çok yanlışlıklar var zaten de. 12. ayet. 57, 59, 60. 12. ayet-i kerime. İffetini korumuş olan İmran kızı Meryem'i de Allah örnek gösterdi. Biz ona ruhumuzdan üfledik ve Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik (?) etti. O gönülden itaat edenlerdendi. Neyi soruyorsun?
Şimdi şimdi burada sormak istediğin herhalde babasız nasıl dünyaya geldi?
Sen orayı basit bir kelime kelime oyunu yapıyorsunuz. Bak şimdi Hazreti Meryem Han'ımız böyle bir (?) inzivaya çekildiği zaman Allahu Teâlâ bunu insanlar melek geldi diyor.
Melek kadına gelmez. Onu da baştan söyleyeyim. Bir melek kadına gelmez.
Hatta Cebrail aleyhisselam Resulullah Efendimiz'e geldiği zaman Hazreti Ayşe Validemiz Ayşe demiştim, Hatice Validemiz başını açtığı zaman Cebrail gitti. Başını örttüğü zaman Cebrail geldi. Ya Hatice sen orada ne yapıyorsun dedi.
Anladı durumu. Onun için Melek de kadına gelmez, kadın olduğu yere de girmez.
Allahu Teâlâ Hazreti Meryem'e göründü. Bu adam sapıttı derler. Doğru. Adam sapıtmadı da senin aklın almadı. Ben şimdi açacağım burayı. Ruhumu gönderdim diyor. Hazreti Meryem'e ruhumu gönderdim diyor. Melek gönderdim demiyor. Bak. Küllü ruh Allahu Teâlâ'dır. Bunlar ruhtan habersizdir. Ruhun Allah olduğunu birçok yerde ispat ediyoruz. Birçok ayetler de ispat etmesine rağmen o şekilde öğrenmiş olan insanlar hakkı öğrenmek istemiyorlar. Çünkü kendilerini belli bir makamda görüp o makamda insanları her birini mezarlıklardaki mezarların baş ucundaki taşlar gibi görüyorlar. Evet. Öyle yetiştiriliyorlar zaten.
Şimdi burayı birazcık açacağız inşallah.
Hazreti Meryem'e bizzat ruhunu, ruhumu gönderdim diyor. Şimdi bu ayetin zıttı olan En'am Suresi'nin 103. ayet-i kerimesini aç (?) bakayım ne diyor da En'am Suresi Bak Enfer (?) Hazreti Gülşah En'am (?) Evet, bak geliyoruz şimdi. ne demek bu şimdi onların yazdığı gibi okuyorum bu ayeti gözler onu göremez gözler Allah'ı görmüyorsa görünmeyen bir Allah'la mı ahitleştir ama bunu buradaki duruma göre (?) söylemiyorum ta ezele git ezele lahut aleminde sizin Rabbiniz benim dediği zaman Allahu Teâlâ sizin Rabbiniz benim dediği zaman görülmeden mi? Hayalen birisi mi çıktı da söyledi? Şimdi gözler onu göremez.
Halbuki o gözleri görür. Burası doğru. O her şeyi pek iyi bilir. Her şeyden haberdar olandır. Bu da doğru. Şimdi doğrusunu okuyoruz bunu. Gözler onu ihata ederek, ne demek ihata? Kavrayarak göremez. Yani sen Allah karşına geçse de bu benim Allah'ımdır, beni yaratandır diye anlayamazsın. İhata kavramaktır. Onu kavrayarak bu benim Rabbimdir diyemezsin. Ne yapıyorsun sen ha? İdrak edemez. Halbuki o bütün gözleri görür ve idrak eder. İhata eder, kavrar. Ancak gittikten sonra kavrayabilirsin. Bu vazgeçiver Rabbim miydi falan. (?) Şimdi benim bu gibi konuşmam ilmi olmayan insana beni sapık gösterir. Çünkü ilim yok.
Evet. O ağır gelir. Beni sapık gibi gösterirler. Ki Peygamber Efendimiz şöyle söylüyor. Siz insanların aklı hissesinde konuşun diyor. (?) Doğru söylüyor. Sen hakkı konuşmalara ben burası çok tepeden inme bir yer. (?) Şimdi bunu niçin söyledim? Hazreti Meryem Rabb'e olduğunu bilmiyor onun. (?)
Ruhumu gönderdim deyince ruhundan insana da vermiş. Bu ruh bir cüz'isinden Peygamber Efendimiz'i Peygamber Efendimiz'den peygamberlerin ruhlarını, peygamberlerin ruhlarından, kavimlerinin ruhlarını yaratan Allah. Senin bir damla meninde 70-80 milyon insan hücresi bulunuyor. Senden bir parça, bir cüzi. Allahu Teâlâ ruhundan bir yere gönderdiği zaman acaba nasıl gönderdi? Neyle gönderdi? Nasıl gitti? Ne yaptı? Oranın sırrı Allah'a mahsus. Ama küllü ruh bu. Zatı. Hazreti Meryem'le bana diyor bir insan eli değmeden nasıl olur? Bu ezelde olmuş bitmiştir diyor. Hak kararı veriyor.
Ve Hazreti Meryem'e Hazreti İsa'nın ruhunu üflüyor. Daha evvel yaratılmış bu, yaratmış Allah. Aynen Hazreti Adem'e Adem'in ruhunu, Adem babamızın ruhunu üflediği gibi. Kim üfledi bunu? Allah üfledi. Hazreti Meryem'e kim üfledi? Ona da Allah üfledi.
Sen bunu melek diyemezsin. Çünkü ruh diyor. Kitapta da ruh diyor. Ayette de ruh diyor. Sen ruhu melek söyleyemezsin. Evet.
Ve Hz. İsa'nın yaratılışı aynen Hz. Adem'in yaratılışı gibidir diyor. Ve babasız yaratıldı. Allah'ın mucizesi. Babasız da yaratır mı? Yaratır. Allah küllü şeye kadirdir. Onun için yok, yoktur.
Evet. Başka sorun var mı? 545. sayfa.
545. sayfa. Bakalım. 6 numaralı ayet.
Allah'ın onlardan yani mallarından peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz diyor ne güzel söylüyor bak Allah'ın onlardan yani mallardan peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz diyor. Fakat Allah peygamberlerini dilediği küfre devam eden kimselere karşı musallat eder. Allah her şeye kadirdir. Şimdi bu ayet yanlış açılan bir ayet ama güzel bir yer. Yanlışı var. Ayetin yanlışı var. Doğrusunu okuyalım burada. Bunu ben düzeltmemişim. Yani çok var. Biz göze çarpanları düzelttik burada 500 küsur tane. Çok ayetler. Hep Allah'ı sıfatlamışlar.
Allah'ın emriyle hareket eden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ganimetleri aldığı zaman bazısı bazı ganimetleri beğenmedi. İşte onlara söylüyor bunu. Diyor ki Allah onlardan, mallarından, peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz diyor. O harbe girmeyenler yahut da girip de bana az verdi diyenler. Çünkü Resul Efendimiz Beytülmal'a da mallardan ayırıyor. İhtiyaç oluyor. Orduya ihtiyaç oluyor. O hem başkomutan, hem idareci, devlet reisi, hem peygamber, dini bildiren, alim, Fakat Allah peygamberlerini dilediği küfre devam eden, dilediği küfre devam eden. Dilemediği küfre devam eden. Demek ki yapmıyor da dilediğini küfre devam edene. Tehlikeli bir şey. Kulları arasında burada ayrım yapıyor. Ne diyor? Fakat Allah peygamberini dilediği küfre devam eden kimselere karşı musallat eder.
buralar tamamen yanlış bir kere Allah dilediği kimseye musallat etmez dilediği kimseye musallat etmiş olsa sen bana bunu musallat etmeseydin ben de bu kötü yolu benimsemezdim bu bir Allah kimseyi icbar etmez bu iki herkes kendi iradesiyle kendi seçtiği yolu kendisi seçer ve kendi yaptığıyla hem sevap veyahut da günah kazanır çünkü irade iki külli irade cüz'i irade külli irade Allahu Teâlâ murad etti yarattı bizi ama iradeyi bize verdi sen ne istesen vereceğim dedi ama sana karışmayacağım dedi beni bilip bilmeme de serbestsin yarattıklarıma sevgi duyup da beni unutup unutmamada da serbestsin. Yarattıklarım sana hoşuna gitse de nefsin için onu kırıp da Rabbinin yarattıklarıdır. Sonunda ona teslim edeceksin deyip de ona gerektiği şekilde yaklaşıp yani dünyanıza gerektiği şekilde yaklaşın değil yaklaşmayı bilip de Allah'tan başkasına taviz vermeyen de müstesna kendiniz diyor kendi iradenizle bırakacağım sizi diyor. Onun için karışmıyor bize.
Buralar hep yanlış açılmış. Anladın? Evet.
Yani çok var yanlış açılanlar.
Şimdi misafir misafiri gönülden seviyoruz. Herkesi seviyoruz. Onlar da Allah dostları. Dinliyorlar.
Bizim anlattıklarımız başka bir dünya. Buna ya herkes arzu edip de giremez bu dünyaya. Onun için misafirin sormuş olduğu o gibi kelimeler karşısında bak şimdi ayetlerden açıyoruz. Bu daha güzel değil mi? daha güzel öğreniyoruz bir şeyler burada Allahu Teâlâ'yı kimse sıfatlayamaz kimse Allahu Teâlâ'nın demediğini böyle dedi de diyemez diyenler yok mu? var ne olur o zaman? o zaman şu ayetin karşılığı olur Allah demediği halde Allah böyle dedi derse, azaptaki yerini hazırlasın diyor. Buyur. İnsanların her söylediklerine Allahu Teâlâ söyleyeceklere, kıyamete kadar gelip de söyleyeceklerinin karşılıklarını ayetlerle bize bildirmiş.
Evet. Buyur. 525.
Evet. Bakalım.
526 mi? 526 hocam. Kaçıncı ayet? 26 mu? 26. Yanlış açılan ayet. Orası. Göklerde nice melekler ki onların şefaatleri dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında bir işe yaramaz diyor. Evet.
Sorusunu okuyoruz şimdi. (?) Göklerde nice melekler var ki, onların şefaatleri hiçbir fayda vermez. Burada ne diyor? Onların şefaatleri dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında bir işe yaramaz diyor. Halbuki göklerde nice melekler var ki onların şefaatleri hiçbir fayda vermez. Meğer ki Allahu Teâlâ'dan dileyen ve razı olan kullardan başkası için müsaade ettiği müstesna. Neymiş? Allahu Teâlâ'dan dileyen yani kişinin kendi arzusuyla Allah'tan tevbesinin kabulünü yahut yapmış olduğu sırapların (?) karşılığındaki efendim acziyetini, onun rahmetiyle bu işi yaptığını veyahut da cehalet devresinde yapmış da küfründen feragat edip Allah'a (?) sığındığını kişinin kendi dilemesi karşısında meleklerin ona şefaati müstesna.
Diğer kişi melekler Ahmet'e, Mehmet'e yahut kötülüğe şefaat fayda vermez. Niye? Çünkü meleğin şefaati insana fayda vermez. İnsan kendi fiili icraatıyla hesaba çekilecek.
Melek Allah'tan daha merhametli değildir. Ama Allahu Teâlâ'nın kanunu vardır. Şimdi sen babanı seversin değil mi? Anneni seversin. Bunlar haşa cehennemlik olsa sana da Allahu Teâlâ şefaat makamı vermiş olsa şefaat diyelim ki sen çok iyi biriydin 7 kişiden 70 kişiye kadar Allahu Teâlâ şefaat makamı verecek insana anneni babanı almak için Allah'ım bana şefaat vermiştin bunları kurtarayım benim annem babam dediği zaman Allahu Teala sana ne der biliyor musun? Ya Mustafa cahillerden olma.
Niye bunu söyleyecek? Hazreti Nuh'a söylediği gibi Ya Nuh cahillerden olma diyor. Niye söylüyor? Ayet-i kerimede şöyle söyler Allahu Teâlâ Rahmetimizi kaldırdığımız insanların üzerinden peygamberler dahi onlara şefaatte bulunmayacak. İşte o zaman rahmet kalktığı zaman senin annen babana kin duyarsın. Kin. Çünkü rahmet kalktı. Evet. Onun için buradaki manada bu. Çok derin manalar. Evet.
Söyle.
Aynı insan şeklinde görünüyor. İnsan şeklinde. Yani melek de sana insan şeklinde görünüyor. Hazreti kavmine gittiği zaman (?) Lut'a yakışıklı erkekler vaziyetinde o homacı lanetli kavim haber alıyor (?) onları bana ver diyor Lut'a. Lut bugün bir kale olsa da oraya (?) sığınsam orada bir hata ediyor zelle hata Allah'a sığınsam demiyor fakat melekler diyor ki sen diye merak etme (?) nasıl ki kızlarımı verin sadece ben kızları değil diye onları isteyeyim deyince kavim melekler onlara bakınca oldukları yerde donup kalıyorlar ve Hazreti Lut'a diyor ki karısı hariç tabi geri kalanlardan fakat o da al diyor ailenin buradan çık sabaha karşı biz buraya taş yağdıracağız helak edeceğiz burayı diyor ve karısı geri bakanlardan olunca orada taş kesiliyor Hazreti Nuh'a da oğlu kafir gidince o senden değildi diyor aklına acaba hatının başkasından mı aldı gibi geliyor yani senin düşündüğün (?) gibi de değil diyor sana uyanlar senin cinsinden sana uyanlar senden değildir diyor yani ayrılmışlar bunlar ta ezelden kafirler müslümanlar. A'raf suresinin 172.
ayet-i kerimesinde solcular sağcılar onun için (?) solcudan sağcı gelir sağcıdan solcu da gelir ne sağcı solcuyu yarattı ne solcu sağcıyı yarattı hepsi Allah'ın kullarıdır ancak birbirlerinin üzerinde hakları vardır sahibimiz Allah'tır rızkımızı o verir, o yedirir, o içirir. Evet. Ama birbirimizi dünyada kendimizin nasıl bir insan olduğumuzu ispatlamamız için bize yol gösterici olarak onları önümüze sürmüştür. İşte insanlar dünyaya geldikleri zaman karanlıklar içerisindeydi. Evet. Onlara nurunu indirdi. Yani yollarını aydınlattı. Önlerini aydınlattı. Anne babayla onu hayata alıştırdı. onlar karanlıklardaydı biz onları karanlıklardan aldık aydınlığa çıkarttık diyor nikimden anneleriyle babalarıyla onlara göndermiş olduğu (?) ayetleriyle ayetlerle hükümlü olan insanların çocuklarına gösterdiği yolla şimdi zamanımızla şu zamanla İslam'ın yaşayan insanların zamanını göz önüne getirecek olursak anne babayla önümüzü aydınlatan Allah şimdi o anne baba Allah'ın aydınlık nurundan istifade etmeyip arkasını dönen Allah'ın ayetlerine sırtını çeviren insan onun çocuğuyla beraber şu gençliğin durumunu düşünebiliyor musun? Karanlıklar içerisinde şimdi aydınlık yok.
Karanlığa doğru gidiyor. Hani güzel bir güneş var, arkasından beyaz bir bulut, hafif bir gölge yaptı. Arkasından kara bir bulut geliyor, ne yapıyor? Sanki akşama yakın bir durum mesela geliyor. İşte şimdi öyle akşama yakın, zülme yakın bir durumda gençlik. (?) Çünkü ne ana baba, ana baba, ne gençlik gençlik. Kendi akıllarına göre yol alıyorlar. İşte sana Araf ve Bakara suresinin 17. (?) ayet-i kerimesi. Şöyle söylüyor. Onlar karanlık gecede yakan bir ateş misali. Ne ateşi yakıyorsun sen karanlık gecede? Sen kendini nasıl aydınlatacaksın? Halbuki yanan bir ateş misali. Çünkü Allah Kur'an-ı Kerim'i peygamberlere, alimlere göndermiş.
Senin etrafını aydınlatıyor. Bir de Allah'ı sıfatlıyorlar. Bak ne diyorlar? O onların etrafını aydınlatınca Allah onların diyor (?) nurunu söndürdü. karanlıklar içerisinde bıraktı. Böyle Allah olur mu ya? Halbuki o ışığa, o nura arkalarını dönenler kendilerini karanlıklar içerisinde bıraktılar.
Bu kadar insanlar Allahu Teâlâ'yı suçlayarak Kur'an'ı Kur'an'lıktan çıkartmışlar. Metni değil ama. Arapçası değil. Mealleriyle.
Söyle bakalım başkanım. 484. Sen de olmazsan kimse soru sormayacak. 484'te 20 ayet.
484'te 20. ayet-i kerime. Kim ahiret kazancını istiyorsa onun kazancını arttırırız. Doğru söylüyor. Çünkü ahireti istiyorsan sevap işleyeceksin. Ahiretin kazancı bu. Fakirin elinden tutacaksın. Yolsuza yol göstereceksin. Yetimin başını okşayacaksın. Elinden geldiği kadar küfre mani olacaksın. Senin kazancın artar. Allah'ın ipine sıkı sıkı sarılın diye işte burası.
Onun kazancını arttırırız. Kim de dünya kazancını istiyorsa ona dünyadan bir şeyler veririz. Ne istiyorsa bir şeyler. Allah indinde dünya insanın bedeli karşılığı değildir. İnsan dünyanın üstünde bir şeref sahiptir, değere sahiptir. Ona da dünyadan bir şeyler verir diye kendi istediği kadar. Fakat onun ahirette bir nasip olmaz diyor. Öyle. Sen Allah'ın yarattığını Allah'ın yarattığını ister de onunla hükümlenmeye kalkar, o yaratanını görmez, onu o yaratana arkanı dönersen ahirette elbette ki nasibin olmaz. Şimdi ben sana versem, ha dünyayı istediğini versem, sen dünyayı alıyorsun. Araba istedin, araba alıyorsun.
Beni hesaba katmıyorsun. Yaratan kim? Allah. Alan kim? Kulu. Yaratan Allah'ın malını alıyorsun. Bütün malları zerreden küreye Allah yaratmıştır. İnsanlar imal ediyor. Sen o imal edeni alıyorsun. Bunu Allah yarattı benim hizmetim için buna da insana da akıl verdi, bu akla bu ilmi buldu bu ilimle bana hizmet etti deyip Allah'a şükretmiyorsun ve onu bir de onu yapanı övüyorsun bir de o arabada güzelse gururlanıyorsun sanki onu sen yarattın sen aldın senin malın gibi canını veriyorsun onu vermek istemiyorsun ve bir kez olsun onu yaratanı zikretmiyorsun ver. Ömrünü bu şekilde geçiriyorsun. Senin ahirette nasibini alır mı?
Kendini ispat et de. Yani. Başardık diyor ya mesela bir şeye vakıf olur ya. Evet. Başardım diyor ya ahiretleri başarı alırsa başardık (?) diye vermiyor mu hocam? Şimdi bak, şimdi şöyle. Allah insana akıl verir. Akıl idrak edici. Ve insanı baslarından yaratmış. (?) O yetenekli manasında. İnsanı yetenekli yaratmış. Ve Hazreti Adem'e de kıyamete kadar gelecek olan ilmi öğretmiş. Ve melekleri de Hazreti Adem'e söylediğini siz sayın diyor meleklere. Melekler diyor ki haşa diyor. Sen bize öğrettiğinden başka biz bir şey bilmeyiz diyor. (?) İşte Peygamber Efendimiz de siz çocuklarınızı diyor yeni çıkan mesleklere verin diyor. Şimdi yeni çıkan mesleklerde icatlar yapıyorlar.
Ve o icatları yapanlar da tabii başarı Allah'tan çünkü o ilmi veren o. O malzemeleri sana hazırlayan o. Daha kıyamete kadar senin üstünde ne ilimler çıkacak. Onlar da yaratan, bilen Allah sana o aklından beraber onu bulduracak. Her şey var dünyada. İşte başarı Allah'tan ama başarman senin kendi aklınla onu bulup çıkartman derece yetenekli olursun. Ve Allahu Teâlâ da meleklere söylüyor. Görüyor musun diyor dünyada benim kullarım neler yapıyor diyor. İnsanları yetenekli yaratmış. Hocam bir şey daha var. Bir proje oluşturduğumuz zaman ağzımızdan şöyle bir şey var diyorlar ki şimdi bak yarattık kelimesi kullanılamaz bizim burada onu anlattık sen yoktun herhalde yarattık kelimesi Allah'a mahsustur o tekil bir şahit kelam-ı kerimedir çünkü yaratmak (?) yaratmanın karşılığı yoktur yalnızca Allah'a mahsustur çünkü yoktan o var eder bu durumda ben yarattım diyemezsin bunun kelamı var bende yazılı burada efendim gökler ve yer bütün nefisler ölümü tadacak göklerin ve yerin mirası Allah'a kalacak diyor demek ki göklerin ve yerin mirası Allah'a kalacaksa hepsini Allah yaratmış kimsenin onun üzerinde hakkı yok bu durumda yoksa siz dünyanızda bir zerreye mi sahipsiniz diyor.
Bir zerreye. Yani bir filizi çekirdeğe kadar bir şey yaratmış olsaydınız diyor. Biz de size bir şeyler vermez sen kendi yaratma gücüyle kendi ihtiyacını kendin görürdün diyor. Halbuki bütün bu kainatta her ne varsa Allah'ın hay sıfatıyla onlara verici hayat verici. Rızkını verici, yedirici, içirici. Fakat onun yarattıklarından berî oluşu. (?) yarattıklarına ihtiyaç arz etmemek için. Onun için yaratma kelimesi Allah'a mahsustur. İnsanlar manen şöyle söylüyorlar. Biz hani yaratmak Allah'a da bu da bunu yarattı yani. Yoktan var etmek başka. Allah'ın yarattıklarıyla bir şeyler yapıp da meydana çıkartmak başka.
Bak. Sen yoktan bir şeydir, var etme manasındadır yaratmak. Yaratmak da Allah'a mahsustur. Bir, ekber kelimesi Allah'a mahsustur. Mesela bir insan, büyük insan diyebilirsin, ulu insan diyebilirsin, uludağ diyebilirsin, efendim büyüklerin büyüğü diyebilirsin ama ekber diyemezsin. O da tekindir. O da yalnızca Allah büyüktür. Allah'a mahsus bir kelimedir. Ehed birdir. Ehed. Ama vahit de birdir. One da birdir. (?) Eins de birdir Almanca. Fakat bir kalem dediğin zaman kalemlerin çoğunluğu var. Bir bardak dediğin zaman bardakların çoğunluğu var. Ama ehed dediğin zaman tek Allah'a mahsustur. O birdir.
İşte yaratma da bu gibidir. Anladın mı? Evet.
Alim insanlar. Akıllarını çalıştırmışlar. İnsanlığa hizmet eden insanlar. İnsanlığa hizmet ediyorlar.
Kafir de bunu bulur. Kafirin aklı yoktur ki. Kafir de var. O da bulur. Ama şimdi o bunu yetenekli buldu. Yani güzel bir iş yaptı insanlığa diye. İslam'a girmedikten sonra ayet-i kerime şöyle söyler. Onların dünyada yapmış oldukları tüm hoş işler boşa gitmiştir diyor. Allah selamet versin.
Ayetleri güzel bilirsen hepsini güzel yaşarsın. Ne isterseniz sorun. Ayetlerden anlatayım size. Bakın burada soru var mı?
Burada soru var.
Ehvan misafir der ki Selamün aleyküm hocam. (?) Müsaadenizle bir sorum var. Rabbimiz madem ki çekemeyeceğimizi ki bize yüklemiyor diyoruz. Tabi. Tabi. İnsan bir hastalık bulduğunda kişi gün be gün bu yükün altında eziliyor ve bu yükü çekemeyeceği noktaya kadar geliyor. Bu noktada da yeter artık diye feryat ediyor. Bu noktaya kadar zorlanmasındaki gaye nedir? Burayı bize açar mısınız? Allah razı olsun. Ellerinizden öperiz. (?) İhman misafir. (?) Bak, Allahu Teâlâ'ya ahiret aleminde ne ahit verdiysen Allah senin ahdinin dışına, kaderinin dışına hiçbir şey vermez. Şimdi senin imanın kuvvetli olmuş olsa, kuvvetli, kim gibi? Hazreti Eyyub gibi.
Kırk yıl hastalık içerisinde, kurtlar içerisinde yatıyor. kurtlu yaralar bereler içerisinde yatıyor 40 yıl bir günde demiyor (?) ki Rabbim benim bu halim nedir söylemiyor karısı diyor ki sen bir peygambersin Allahu Teala'ya söyle sen iyileşsin o da diyor ki karısına Hz. Eyüp aleyhisselam hatun Allah benim halimi bilmiyor mu diyor. Bilmiyor mu?
Ben ne kadar hayatta zulüm çektiysen de ne kadar zorluk çektiysen de hiçbir zaman Rabbime bu nedir neyin nesidir demedim, utandım. Ben gülmeyi unuttum. Gülme nasıl oluyor dedim. İnsanlar arasında gülme nasıl dedim. Bir zamanlar ben de gülüyordum ama nasıl gülüyordum dedim. Haa. İnsan bir dereceye geliyor ama hep Allah'tan razı olarak geliyor. Sana bir imtihan o.
İstemez. Evet. Hiçbiri istemez. Ancak vazifeyi tebliğ eder. Ancak peygamberlerin vazifesi şudur. Söylediği tek kelam şudur. Ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim Allah'ın katındadır.
Evet.
Ben de insanlardan hiçbir şey istemiyorum. Ücretim Allah'ın katında. O da ücret olarak yapmıyorum. Yeter ki benden razı olsun diye yapıyorum. evet ben Rabbime söz verdim son nefesime kadar seni anlatacağım dedi evet Allahu Teâlâ da zaten ayet-i kerimesinde şöyle söylüyor içinizde hakkı anlatacak birisi bulunsaydı ya diyor ya kim Kur'an ayetleriyle hakiki Kur'an'ın esasıyla Allahu Teâlâ'yı sıfatlamadan anlatan var mı bu zamanda?
Evet.
Ben kendimi övmek için de Allah muhafaza. Zaten insan kendini övse perişan olur. Ben şunu söylemek istiyorum. Hepimiz Allah'ın kullarıyız. Kimsenin kimseden üstünlüğü yoktur. Üstünlük Allah'ın katındadır. kimse ben Ahmet'ten Mehmet'ten üstündüm diyemez çünkü hepimizi Rabbimiz yarattı Allah abes bir şey yaratmaz ve insanları en güzel surette yarattı sen insana çirkin diyemezsin insanı da aşağılayamazsın herkes kendisi kendi haliyle Allah'a karşı sorumludur ancak sen biliyorsan kötülük yapıyorsa emr-i bi'l-ma'ruf var senin kardeşindir hakkı anlatırsın yapıp yapmaması kendisine aittir evet İlham Misafir Anladın herhalde.
Cevabın güzel oldu. Evet. Söyle.
Kaç ayet?
Sen bana oradan oku sen anlamam. Sen bana hangi sure hangi sayı ayet? Ne?
Casiye. Ben bakayım ben oradan okuyacağım. Ben okumadan anlamam. Kulaklarım ağır işitiyor ya. (?) Onun için anlayamıyorum.
Ben bakarım. Ama bulurum onu.
498. sayfa.
evet Casiye suresi kaç milyar 19 mu (?) evet çünkü onlar Allah'a karşı sana hiçbir fayda veremezler evet doğrusu zalimler birbirlerinin dostlarıdır Allah da takva sahiplerinin dostlarıdır diyor siz onlara uymadıktan sonra onlar sizi kendi aralarınıza almazlar diyor bu durumda zalimler kendi aralarında güzel anlaşırlar çünkü birbirlerinin dostu hırsız hırsızla içkici içkiciyle kumarcı kumarcıyla yahut cani caniyle güzel anlaşırlar müslüman da müslümanla yani namaz kılandan güzel anlaşır. Ama şimdikin her namaz kılandan değil. Allah dostu olanlar güzel anlaşır. Yani kişinin ahvali neyse kişi kendi ahvaliyle kendi dünyasıyla kendi dünyasına yakın olanla güzel anlaşır.
Şimdi burada bir ayeti geriden okursak sonra da seni din konusunda bir şeriat sahibi kıldık sen ona bilmeyenlere (?) isteklerine uyma diyor bu peygambere söylüyor peygambere o bilmeyenlerin isteklerine uyma bugün size çok seneler evvel şöyle bir şey söyledim bir zaman gelecek dinde olmayan kelimeler duyacaksınız dedim ve söylüyorlar hatta peygambere şimdi çamur atmaya kalkıyorlar peygamber sünnet kıldırmakla kendine ibadet ettiriyormuş bak bak bak kelimeye bak dini bozmak için sen o peygamberin bu şekilde söylediğine göre saçının bir teli bile olamazsın Böyle söylüyorsan. Çünkü onun saçının bir teli de cehennem ateşinden muhafazalı.
Sense bunu söylemekle daha şimdiden o Allah'ın narı dediği ateşini kazanmış durumdasın. Tövbe etmezsen eğer. Tövbe etmezsen. Çünkü peygamber alemlere rahmet gelmiştir. O rahmetin neticesi insanlara sünnet kıldırmak suretiyle kaza namazlarının yerini, borçlarını ödettirir.
Şu ayeti de inkar etmiş olur. Bu sünneti peygamber kendine kıldırtıyor demekle şu ayeti inkar eder. Kur'an'dan bir ayet inkar eden de kafirdir. Hiçbir peygamber insanları kendine davet etmez. Ayet bu. Bu ayeti de inkar eder. İnkar ettiği müddetçe de cehennem ateşine sahiplenir.
Eğer tövbe etmezse bak.
Burada var mı?
ben okuyayım bir dakika bu Kur'an insanlar için basiret nurları basiret ne demek keşfini açan önünü gören aklını çalıştıran insanlara bir nur basiret nurları kesin olarak inanan bir toplum için hidayet ve rahmettir diyor. (?) Bir toplum için hidayet ve rahmettir diyor. Kur'an ayetleri Allah sana önünü aydınlatacak bütün şeyleri gösteriyor yolları. Bu bizim önümüzde bir nur yani ışıktır. Ve bizi hayata kavuşturur. Allah'ın ayetleriyle hükümlü olduğun müddetçe Allah'ın himayesi altında bulunursun.
Bana gelirler sorarlar. Hocam bunu nasıl yapacağız? Ben ona bir yol gösteririm. Aklından değil ama. Ben ona gösterdiğim yol Kur'an'ın yolları.
O bana nefsine hoşlanan tarafı söyler. Şunu şöyle yapacağım da şurada çikolata kazanacağım da şunu şöyle yaparsam da şunu (?) şöyle yapacağım da ortağımdan böyle yapacağım da ben gene ona rahmeten ona doğruyu gösteririm Kur'an ayetleri işin altında o gene bana söylediği zaman e sen öyleyse bildiğini yap derim işte benim sana gösterdiğim yol sen zarar dersen zarar da altında ne kadar büyük bir kar olduğunu bilemezsin evet ve şu ana kadar da insanlara gösterdiğim yoldan zarar eden de yok ben hiç görmedim çünkü ben nefsime göre söylemem aklıma göre de söylemem Rabbim ne buyuruyorsa onu söylerim Rabbimizin dediklerini yapana da Allahu Teâlâ kefildir senin arkanda Allah olursa (?) seni denemek için biraz zarar yaptırır.
Arkasından bir kar verdirir. Zararını eğer sana 100 bin lirayı birden zarar yapacaksa yaptırtmaz. Ne yapar sana? 5 bin lira bir zarar yaptırır. Onu ödersin 10 bin lira bir zarar yaptırır. Onu ödersin 20 bin lira bir zarar yaptırır. Onu da ödersin 10 bin lira bir zarar daha yaptırır. 5 bin lira bir zarar daha yaptırır. 100 bin lirayı tamamlattırır sana. Ama parça parça.
Çünkü Allah sığınmışsın Allah'a. Allah da senin yardımcın. Seni yalnız bırakmaz. Ama aklından, nefsani duygularla dünyanın gelirine helala harama dikkat etmeden almaya kalkarsan kendi başına gideni, sürüden ayrılanı kurt kapar.
evet çobandan ayrılırsan kurt kapar Allah'ın da kainatın sahibi ondan ayrılanı kurt kapar evet dersimizi burada bitiriyorum kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun burada herhalde başka bir şey yok değil mi bir daha bakayım da birisi bir şey söylediyse bakalım.
Selamün aleyküm hocam. Onlar bir tuzak kurar. Bir de tuzak kuranların en hayırlısıyız diyor. Allahu Teâlâ buradaki hayırlıdır demesinin hikmeti nedir?
Bunu çok anlattık ama bir kere daha anlatalım. Sordun. Allah tuzağa tuzak kuran tuzağının karşılığında onu kendi kaderi içerisine sokmasıdır. Yoksa Allah kimseye tuzak kurmaz. Çünkü insan kaderin dışına çıkacağı zaman insanda iki akıl vardır. Biri ruhunda akıl. Akl-ı maad dediğimiz akıl. Biri de dünyevi bedenin aklı. Akl-ı maaş dediğimiz akıl. Dünyada akl-ı maaşla dünyadaki geçimini sağlarsın. Akl-ı maad da senin ruhundaki akıldır. Allahu Teâlâ'ya verdiği ahdinin karşılığındaki senin imanının derecesinin karşılığıdır. Burada sen akl-ı maaşın aklına göre kaderinin dışına çıkacağın zaman Allahu Teala da seni kaderinin içerisine sokacak yollar hazırlar sana ve sen ne kadar uğraşırsan uğraş o arzuladığına ulaşamazsın ve kaderin içerisine girer kendi yoluna devam edersin.
seni başıboş bırakmaz Allah işte o da bir tuzak hazırlar ama benim tuzağım daha hayırlıdır yani niye hayırlı ben senin zararına iş tutmam sen benden ne istediysem ben senin istediğine kefilim diyor niye çünkü senin istediğini mühürledim diyor solcu sağcı derecen neyse diyor ben seni o sözünün dışına çıkartmam diyor ve sen kendini nasıl hangi derecede ispatlayacaksan o şekilde konuşursun. Küfür edeceksin. Edeceksin kaderin içerisinde. Ama bir başkasına tuzak kuracaksın. Veyahut da bir şey yapacaksın. Bir kötülük yapacaksın senin kaderin dışında. Onları sana önler. Öldüreceksin. Kaderin içerisinde gider öldürürsün.
Yani her şeyi kaderin içerisine sokmanın karşısındaki tuzaktır. Ve bundan daha güzel, hayırlı iş olur mu? Seni kendi yoluna sokuyor. Mesela diyelim ki sen iyi bir insansın. Ama bir an kızdın bir adam öldüreceksin. Kaderinde yok. Seni kaderine sokuyor. Bu bir hayır değil mi? Evet.
Başka varsa bakalım.
Evet.
Peki. Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun. Lillahi Teâlâ el-Fatiha.
Amin. bayram sen bizi götüreceksin namazdan sonra taksin burada değil mi bizi götüreceksin hatunla beraber geldim tamam tamam senin evin biraz uzak bu benden oraya gidecek daha bu daha ileri gidiyor değil mi sen evet geri dönmeyecek ileri gidiyor Kasımpatçı'ya inecek daha oradan (?) evet