20.01.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 21 Ocak 2026 · 2026

Videonun metni

şurası bir hadis herhalde onu söylüyor oradan başlıyor herhalde Efendim bir hadis rivayetinde, bir üstün var (?) nerede o yok burada değil bunları açtım ben, o aşağıda herhalde Selamün aleyküm. Hayırlı akşamlarımız olsun Efendim bir hadis rivayetinde Peygamberimize bir sahabe, bu dünyada en çok kimi seviyorsun ya Resulallah diye sorulduğunda Peygamberimizin Ayşe'yi diye cevap verildi, rivayet (?) ediliyor. Sahih hadis midir? Allah sizden razı olsun, mübarek ellerinizden öperim.

Evvela sahih hadis midir diye söylediğin kelamın cevabını verelim.

Demek ki bu hurafe hadisler de varmış. (?) Bu hurafe hadislere hadis diyemezsin. (?) Bu hurafeler de var dersin. (?) Hadis diye hurafeler de var. Veya sözde hadis diye insanlar uydurdukları kelamlar da var dersin. Hadis, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ağzından çıkan ilk Kur'an ayetlerinin karşılığıdır. (?) Bunun dışında Kur'an ayetinin karşılığında olmayan hiçbir kelime hadis yerine geçmez.

Şimdi burada Peygamber Efendimiz Allahu Teâlâ'nın ahlakıyla ahlaklanmış ve güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiş bir peygamber.

Eşleri arasında hiçbir zaman ayrım yapmaz.

Size ufak bir misal vereyim.

Nasreddin Hoca birkaç tane hanımı varmış.

Hepsine ben seni çok seviyem diye mavi boncuk vermiş ama kimseye söyleme demiş. Öbürüne de mavi boncuk vermiş kimseye söyleme. Daha öbürüne de böyle.

Şimdi eşleri arasında hocaya demişler ki hocam en çok kimi seviyorsun? Mavi boncuk kimdeyse onu seviyorum demiş. Hepsinde değil mi?

Peygamber Efendimiz ben falancayı fazla (?) seviyorum deyip diğer eşlerinin gönüllerini kırmaz.

Onun için bunları uyduruyorlar.

Niye uyduruyorlar biliyor musun?

İleride bu bunu sevmiyor Allah da müsaade etti bunu alacak. Onu sevdi.

Kendi refiçlerine uydurmak için şimdiden ayak yapıyorlar. (?) Bunu da ilk defa duyuyoruz. Böyle bir şey.

Daha evvelden de söylediğim kelamı tekrarlayayım. Bir zaman gelecek hiç duymadığınız kelimeleri duyacaksınız dedim. Ne demekti bu? Aslı astarı olmayan insanların kendi hayal dünyalarındaki yaşantılarının kelimesini duyacaksınız. Manasındaydı. İşte onlar. Evet.

Alemlere rahmet gelmiş. Rahmet. Bir peygamber. Bu insanların gönüllerini kırmak için gelmedi gönül yapmak için geldi evet haycanlar (?) evladımız der ki hocam selamün aleyküm, ve aleyküm selam ellerinizden öperim el efendilerin çok olsun Allah hayırlı uzun (?) ömürler huzurlu ömürler ihsan eylesin Hocam gurur gibi tüm nefsani duygularının peşine takılmış insanlara karşı kendimizi koruyacağız.

Bu tip insanlar bazen en yakınlarımız oluyor. Hep kendileri haklı, hep sen suçlu. Atsan atılmıyor, sussan hep sessizlik olmuyor. Sabır sabır tüketiyorlar. Hocam dualarınızı bekleriz Allah razı olsun Aydanur evladım, eğer sen bir havlayan köpeğe rastlarsan, havlayan köpek, onunla boğuşursan köpek seni ısırır. Köpeğin sahibine sığınırsan köpek sana zarar veremez.

Evet.

Sabırlı ol. Sabret. İnsanların kelamları bir samyeli gibi eser geçer gider.

Her ne kadar ağaçların yapraklarını dökse de kökü yine toprakta kalır. Onun için sabırlı ol. Onları aldırma. Ne kadar gururlu ve kibirli olursa olsun. Gurur ve kibir, benlik, azamet insanı Allah'tan uzaklaştırır. Sen de onları bir çocuk nazarıyla gör. Yazık der. Yazık kendi içinden. Yazıklar olsun. Elinden geldiği kadar da hakkı anlat. Ama böyle insanlar senden hakkı da dinlemek istemezler. Bu dediğin tiplerse. Ve seni küçük görürler, aşağılarlar. İşte sen onlara mümin sıfatıyla aynalık yapıyorsun. Onlar kendilerini görüyorlar. Seni değil. Mümin insanların aynasıdır.

Ama bunu yanlış söylerler. Mümin, müminin aynasıdır. Mümin zaten mümin. O Allah'ın rahmetiyle gören. Ama diğerleri müminde kendini görür ona çatar.

Onun için sen onları bağışla. Allahu Teâlâ da Peygamber Efendimiz'e karşı gelenlere de eğer sen onları bağışlamasaydın onlar kendiliğinden hakkı bulacak değillerdi diyor. Bağışla. Evet.

Ayşe misafir der ki anladım efendim Allah razı olsun bu dair (?) belki misafir, misafir der ki, bir de hocam, (?) bir arkadaşımın üç tane çocuğu var. Bunlardan bir tanesi erkek çocuk ve Down sendromlu özel bir çocuk ve bununla ilgili bir rehabilitasyon merkezinde tedavi görüyor. Çocuğa çok iyi geliyor. Orada verilen eğitim ve sağlık için babası Digiturk'te asgari ücretin biraz üstünde çalışıyor. (?)

Şurayı, şuradan şöyle alayım. Bir şey söyleyeyim mi? Bakayım ne diyor? Evet. Şuradan. Gelmiyor artık ha. Şuraya gir.

babası Digiturk'te asgari ücretin biraz üstünde çalışıyor. (?) Biraz dolar ve euro biriktirmiş. Bunları bozdurup çocukların masrafını karşılıyor ama yetmiyor. Euro ve doların ve biraz parayı bankaya, faize yatırıp sadece hasta olan çocuğun masraflarını harcama gibi bir durum olabilir. Bununla ilgili fetva istiyor hocam. Bu durumda bir vebal olur mu diyece diye de çok korkuyor diyor. (?) Evet.

Allahu Teâlâ ondan daha kötü insanları, o çocuktan daha kötü insanları koskoca adam olmuş. Yirmi beş otuz yaşına gelmiş. Hala yatakta bezlenen çocukları çocuklarlar. (?) Aklı yoktur. Yarım. Kendinden geçmiş. Yürüyemeyen, yatakta yatanlara.

Öyle insanlara bunları veriyor. Ve o insanlar bu gibi hallere tevessül etmiyor. Elinden geldiği kadar da yardımda bulunuyorlar, seviyorlar. Belki sağlam bir çocuğu olsa o kadar sevmezler. Allah ona öyle bir sevgi veriyor.

Bu durumda elinde de o doları yahut da euroyu harcayacak kadar Allahu Teâlâ'dan bir delili mi var? Ömrü mü var?

Sen o çocuğu faiz parasıyla besleyeceksin. Günahını alacaksın. Orada haram yedireceksin.

Ben böylelerine fetva vermem. Çünkü Allah şu faiz şöyle olursa faizdir, şu şöyle olursa faiz değildir demiyor. Faizciler mezarından cin çarpmış gibi kalkacak diyor. (?) Evet.

Onlar Allah ve Resulüne harp ilan etmiştir diyor. Belki başka hocalar onun hakkında fetva verir. Ben o hocalardan değiliz.

Ha, diyebilir. Bu adam zaruret karşısında domuz eti, leş, kan da yiyebilir. Ayetin kelimesini unuttu. (?) Efendim, onlar helal oluyor da, bu niye helal olmasın dersen, onlar sağ. Açlıktan ölürken Allahu Teâlâ diyor ki, (?) ölmeyecek kadar helal saymamak şartıyla yiyebilirsin. Ama faiz hakkında böyle bir kelam yok.

Onun için benim ayetler hususunda Allah'ın emri kat'i. (?)

Bakalım başka soru var mı?

Başka soru yok. Başka soru olmayınca senin sorun var mı? Kimsenin sorusu var mı burada? Yok. Şuradan bir yaprak açalım. Al sen aç. Neresi çıkarsa oradan kırmızı şeyle beraber efendim yanlış doğruyu size açalım ayetlerde. Ayetlerin neticesinde. Bu arada düşünün taşının evet bir tane kırmızı geldi. Düşünün taşının sorularınız varsa sorularınızı sorun. Yine size söylüyorum beni dinleyenler gitsinler en derin kitapları, tasavvufi veyahut da en büyük Veliyullah'ın kitaplarını araştırsınlar. Orada en zor soruyu bulup bana getirip burada sorsunlar. Evet.

Peygamberleri onlara dediler ki evet biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Öyle deyince peygamber kullarından dilediğine lütfeder dediği zaman bir kere insanları Allahu Teâlâ'ya karşı kinlendirir. Yani sen kimsin de sana verdi der. Ben senden üstünüm der. Gurur ya. Peygamber onların üstüne olmuş olsa bile yani o durumda. Bunların dediği gibi.

Mesela bu söylediğimi bir ayette teyit edelim.

İsrailoğulları sırasında hapis kalınca bize bir kumandan seç de (?) diyor. Başımızda olsun buradan çıkalım.

Allahu Teâlâ komandı olarak gönderiyor. (?) Kumandan olarak. Bu sefer oradakiler diyor ki bizde bu kadar varlıklı insanlar varken ona mı katılıyordu komutanlık? (?) Hazreti Musa da diyor ki o sizden daha güçlü, kuvvetli. Daha keşfe açık. (?) Daha üstü.

Peygamber bu gibi, Allah bu gibi işleri söyler de kullarını kendilerine huzlandırır mı? (?)

Evet biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dilediğine lütfeder. Yani demek ki biz sizden daha aşağıda da olsak bunu Allah seçti. Ne yapalım? Yani Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize getirmemize imkan yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar diyor. Hepsi doğru ama o dediğim yer yanlış. Doğrusu şöyle. Peygamberleri onlara dediler ki evet biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini kullarından dileyene lütfeder. Dileyene. Eğer sen Allah'tan bu gibi bir hal dilemiş olsaydın belki de sana verirdi. Demek ki sen Allah'a arkanı döndün ve sen insanlara Allah'ı tanıtamayacak kadar bir gurur, kibir yahut benliğe kapıldın. Allah da o benliği kendinde yıkmış.

Allah'ın dediklerini insanlara anlatacak şekilde olan insanları insanlar dileyen insanlara en güzeline vazifeyi vermiş diyeceksin. En güzeline. Çünkü Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde hiçbir peygamber kullarımı kendisine davet etmez diyor. (?)

Evet.

Onun için Allah'ın insanlar üzerinde dilemesi yok. Allahu Teâlâ'nın insanlar üzerinde dilemesi olsaydı Bir, Allah'ın adaleti ortadan kalkardı.

İki, insanlar arasında ayrım yapmış olurdu.

Bu durumda Allahu Teâlâ eksik sıfatlardan münezzeh. Kim Allah'a gönülden daha yakın, kim daha Allah'a düşkün, kim daha Allah'ın emirlerini insanlara anlatacak şekilde olan insanlar, aşkı muhabbetle Allah'a aşık olanlar veyahut da o duruma gelen insanları Allahu Teâlâ'nın emrini insanlara en güzel anlatacak şekilde olan insanlar kendi iradesiyle o vazifeye talip olmuş olurlar. Yoksa Allah seçmez.

Allah bunların arasında en muazzam en üstününü insanlara anlatmak için vazifeli kılar. Mesela bir daha peygamber gelmeyeceğine göre insanlar arasında alim ulema yetiştirir ve insanlara hitap ettirir. Evet.

Sen bak bakayım bir tane. Gel, ser bakayım. Soru geldi mi? Bakalım bakalım soruya. Soruları hazırlayabilirsiniz. Sorun istediğinizi.

Evet. Şurası. Üye misafir der ki selamün aleyküm efendim. Ayetleri sayılı okumamız gerektiğini okumamamız gerektiğini şifrelerin çözülüp cinlerin musallat olabileceğini sizden öğrendik. Doğru söylüyorsun. Allah'ın 99 isminden herhangi birini sayılı olarak zikretmeyi yani tesbih çekmekte aynı sıcak sakınca var mı? (?) Allahu Teâlâ'nın 99 ismini istersen bin defa istersen yüz bin defa bazılarında öyle bir tesbih yoktur. Mesela La ilahe illallah istediğin kadar çek. (?) Bismillahirrahmanirrahim istediğin kadar çek. Allahümme salli alâ seyyidina ve nebiyyina Muhammedin ve alâ âlihi ve (?) sahbihi ve sellim. İstediğin kadar çek.

Estağfirullah el-azim. İstediğin kadar çek. Yani bazılarında böyle bir şifre yok. Ama sen şu ayeti şu kadar yaparsan, sana şu kadar sevap var, şu kadar okursan, şu kadar efendime söyleyeyim, senin dünyevi hasletlerin, zenginliğin, para karşılığın, zengin olursun. Bunlar bir şifre çözdürür ve seni cinlere esir eder. (?) Evet.

Ömre misafir der ki bazı hocalar Kadir gecesi dışında diğer (?) kandilleri yok diyorlar. Doğrusudur. Ne demek doğrusudur? Doğru mudur? Doğru değildir.

Niye doğru değildir?

Kandil geceleri Allahu Teâlâ'nın bazı gecelerin güzel bir olayla kutlanmasıdır. Kandil geceleri.

Mesela Peygamber Efendimiz'in doğumu âlemlere nur saçan (?) bir doğum. Bunu niye kutlamıyorsun? Berat kandili. Sen Allah'tan, Allah'ın kulu olarak, Allahu Teâlâ'nın senin günahlarını affedeceği ona dönüp tövbe istiğfar edeceksin ve sana o geceyi efendim rahmet olarak özellikle insanları o gece kucaklayarak affedeceği bir geceyi niye? Allah'a itaat ederek yahut ona zikrederek geceyi geçirmeyip de seni yatmaya düşündürüyor yatmaya sevk ediyor sebebi ne biliyor musun? sebebi İslam düşmanlığı olduğu için İslam düşmanı bu durumda seni de kendisine efendim ben de edecek çünkü İslam düşmanlarında aşağılık (?) kompleksi vardır bu aşağılık kompleksi insanlara gurur, kibir, benlik, azamet gibi hevalar verir ve onlar bu şekilde azdıkça azarlar ama bir İslam bir Müslüman asla aşağılık kompleksine kapılmaz çünkü sahibini bilir kendi acziyetini bilir ve Allah'a teslim olmuştur Bu durumda o insan insandır.

İnsanlık duygularıyla donanmıştır. Bana sorarsan, bana, insanlar yılmayacak şekilde ayda bir kandil olsa keşke. Niye ayda bir kandil olsa? Bak kandil gecelerinde Müslümanlar camileri dolduruyorlar. Unutmuş oldukları Allah'a yüz sürüyorlar. o gün namazlarını kılıyorlar. Allah'ı hatırlıyorlar.

Bunu bile insanlara çok görüyorlar. Kim görüyor bunu? Müslüman değil. (?) Müslüman düşmanı. Olan insanlar.

Evet.

Şimdi önümüzde bir kandil daha var. Ne kandili o? Berat kandili var. Tabi, bak ne güzel o kandili kutlayacağız. Bu kandiller neyi bize hatırlatır?

Benim bir eniştem vardı.

Olmuş olayı söylüyorum. Bu, sosyal sigortalarda müfettişti.

Emekli oldu. Dedim ki enişte şimdi sana hac farzı oldu. Paran da var, hacca git. Dedi ki ben bir arenaya gideyim geleyim. (?) Arenaya. Oraları bir gezeyim geleyim ondan sonra gideceğim. Ona dedim ki oraya gidip gelecek gelene kadar elinde bir delilin var mı dedim. öyle ayrıldı aranığa gitti (?) ölüsü geldi cenazesi geldi ve buyur kimsenin elinde nefes alıp da dışarı verecek kadar delili yoktur evet İhvan misafir der ki selamun aleyküm hocam ellerinizden öperiz diye bir sorum olacaktı müsaadenizle anlamını bilmediğimiz ayetleri dinlerken duygulanıyoruz ve ağlıyoruz bunun hikmeti nedir, bize açar mısınız? Ben senden daha fazla ağlarım bazen okurken duygulanırım halbuki o ayet belki de gülünecek bir ayet yahu sevinecek bir ayet bunun manası nedir biliyor musun o ağlamanın hani bazıları der ki yahu burada ağlanacak ne vardı bu ağlıyor der ama o işin iç yüzünü bilmez sendeki iman Allah'ın kelamıdır ben bu kelama layık mıyım dersin acziyetini bilir belki de gülünecek yerde ağlarsın Allahu Teâlâ'ya karşı sevgi ve muhabbetinin fazlalığından ağlarsın.

Onun kelamı çünkü o konuşuyor.

Birçok duygularla orada donanırsın ve nihayet ben bazen okuyamaz duruma gelirim, kapatırım.

Bu durumda Allah'ın kelamını okurken ağlamak o döktüğün gözyaşları cehennem ateşini söndürür. Cehennem ateşini. Ve cehennemlik olsan bile Allah muhafaza o gözyaşlarının değdiği yeri ateş yakmaz.

Senin imanından o.

Ehvan misafir. (?)

Başka bakalım var mı?

Burayı sorduk.

Başka soru yok herhalde.

Evet. Burada şimdi başka bir yanlış açılan ayeti sen aç. Bir tane yer aç. Bul. Ver bana. Düzeltelim orayı.

Aşağıda.

Yunus suresinin 25. ayet-i kerimesi Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor. Doğru. Ve o dilediğini doğru yola iletir. Şimdi oldu mu bu?

Dam başında saksağan, vur beline kazmayı. Ne anladın? (?) Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor hepsi Allah'ın kulları ondan sonra diyor ki o dilediğini doğru yola iletir diyor hani esenlik yurduna çağırıyor hepimizi doğru orası ama dilediği nerede çıkıyor meydana dilediği yok hep kulları eşit dileyeni dileyen doğru yola girer o da iletmez eğer dilediğini doğru yola iletirse şimdi bu alem ahiretin benzeri ve gölgesi bir tane kral olsa bir devletin bir kralı olsa, tebaası içerisinde insanları toplasa, gelin bakayım buraya, sizin içinizden ben bazılarını seçeceğim. Kendisi gelse seçse, seçse, hepsini seçse diğerlerinde azaba mazhar bıraksa.

Ne derler? Ya böyle adam olur mu derler. Biz de bu vatanın evladıydık. Biz de bu mülkün tebaasıydık. (?) Bizim günahımız neydi? Bizi azaba sevk etti. (?) Demezler mi? Ya.

Neredeydi o? Hangisi o? Efendim.

Kitapta okuyorduk değil mi? Evet. O dilediğini doğru yola iletir diyor. Allahu Teâlâ da aynı o tebaanın kralı gibi bir duruma düşmez mi?

Allah'ı kimse eksik sıfatlarla sıfatlayamaz.

Allahu Teâlâ'nın adaleti hani havada uçan zerreler var ya, gözde görülmeyen zerreler, onlar bile o Allah'ın adaletinde bir ağırlıktır. o kadar Allah'ın adaletinde adaletsizlik bulamazsın.

Evet. Onun için bunun doğrusu Allah kullarını esenlik yurduna çağırır ve dileyen onun doğru yoluna girer. Dileyen. İşte kim bu dileyen? Doğru yol hangisi?

Daha evvel de biraz ve söylediğimiz gibi Allah Allah'a iman edenleri karanlıklardan alır, aydınlığa çıkarır.

Tağut da aydınlıktan alır, karanlığa götürür. Bakara suresinin 257. ayet-i kerimesi. Bakara suresinin 17. ayet-i kerimesi de Allah karanlıklarda olan insanlara bir ateş yakar. Ateş yani insanlar dünyaya geldiği zaman karanlıklar içerisindedir. Onlara peygamberler, kitaplar anne babayla önlerini aydınlatır. Bu aydınlığa arkalarını dönenler kendilerini karanlıklar içerisinde bırakırlar. Yoksa Allah hepsini zatına davet eder. Allah'tan ümidi ancak kafirler keser.

Burada sen Allah dileyeni efendim esenlik yurduna götürür demek Allah'ı kulları arasında sıfatlayıp adaletsizlikle onu adaletsizlikle atlatmak demek Allah'a yakışır mı? (?) Bunu hangi akıl bu şekilde yazıyor?

Bu Kur'an'ın esası dedikleri meallerin çoğu meallerin çoğu siyonizm ve bir ideoloji karşılığında yazılmış bir Kur'an meali bu. Her zaman söylüyorum. Kur'an'ın aslı değil. Kur'an'ın aslı sonuna kadar ayetlerin Allah'ı sıfatlamadan, fiili icraatları işleyen insanın günahını Allah'a yüklememekle meydana gelir. Kur'an'ın esası.

Hep Allah'ı suçlamışlar.

Birçok yerde Cebrail'i Allah yerine koymuşlar.

Halbuki biraz evvel de okuduğumuz gibi Nahl suresinin (?) 102. ayet-i kerimesi. Ne diyor orada? Mukaddes ruh olan senin Rabbin. Bak dinle. Mukaddes ruh olan senin Rabbin. Müslüman olmaları için diyor. Kur'an'ı senin kalbine o indirdi. Hadi buyur. Ben söylemiyorum yahu Allah söylüyor. Bak orada Nahl suresi 222. (?) ayet. Şöyle bir sayfa alalım. Nedir o? Bak bakayım ona.

134. Nahl suresi. (?) İbrahim suresi.

Nahl suresi 277 277 (?) 72 mi dedin sen 277 tamam bak şimdi Nahl suresi bizde bir şey değil ya (?) burada 102 var bak indirdi nezzelehu zatıyla kaim olan Allah Ruhu'l-Kudüs bak Ruhu'l-Kudüs olan senin Rabbin min rabbike senin Rabbin Ruhu'l-Kudüs olan senin Rabbin indirdi bil hakkı hak ile İslam olmaları yani mümin olmaları için senin kalbine mukaddes ruh olan Rabbin indirdi daha nasıl desin ki Cebrail bunu söyleyebilir misin Ruhu'l-Emin Allahu Teâlâ mukaddes ruh Allahu Teâlâ Ruhu'l-Kudüs Allahu Teâlâ sır sahibi sen Cebrail'i nasıl Allah yerine koyuyorsun Cebrail nurdan yaratılma sizi nasıl kandırmışlar biliyor musun Ramazan'ın 27.

gecesinde Allahu Teâlâ Kur'an'ı Sidre-i Münteha'dan Levh-i Mahfuz'dan Sidre-i Münteha'ya indiriyor Kadir gecesinin 27. gece Ramazan'ın 27. gecesinde Allahu Teâlâ kulunun kalbine vahyettiğini Cibril-i Emin'e oradan şu sureyi al ona oku derdi. (?) Sidre-i Münteha'dan Cibril-i Emin'e o sureyi alıp Resulullah Efendimiz'e okurdu hani Allah görünmez deyip Cibril'in geldiği Medine-i Münevvere'de, Ravza-i Mutahhara'da o kapı, penceresi, oradan inişi ve Resulullah Efendimiz'in Cebrail'in okuması çok hoşuma giderdi diyor. Sen bunu nasıl Allah yerine koyuyorsun? Bir imam bu şekilde yetişmiş.

Bir alim, ne alimi? Bu şekilde yetişmiş.

Kendisi de biliyor onun Cebrail'in Allah olmadığını. Ama o makamdan ayrılamıyor. İşte makam ve madde karşılığında Allah'ın kelamını satanlar karşılığına düşüyorlar.

İşte dün de bu hale geldi. (?)

Evet.

Başka soru yok herhalde, bakalım. Varsa söyleyelim.

Yazmışlar, bak büyük burada. Üye misafir der ki, efendim, sizden öğrendiğimiz alemler yaratılmadan önce Peygamber Efendimiz'in nuru binlerce yıl Rabbimizi zikrediyor. (?) Doğru. Bizzat Rabbimiz tarafından yetiştirilen Peygamberimiz hiçbir insanın söyleyemeyeceği nefsimin yed-i kudretini elinde tutan Allah'a yemin olsun diye yemin edebiliyor. (?) Çünkü Rabbimizin verdiği ruh ve nefsi tamamen Rabbinin ellerine teslim ediyor. (?) Bu kadar üstün bir dereceye sahip aklımız dahi almıyor.

Burada her ne kadar Rabbimiz terbiye etse de irade yine peygamberimizin kendi iradesi. Yani Allah onu eğitse de melekler gibi programı programlamıyor. Peygamberimiz kendi hür iradesiyle kendi derecesini bulup kendini programlatıyor. Yani hiçbir insan beni de böyle eğitseydin, ben de böyle yüksek dereceli olurdum diyemez diye anladım. Anladıklarım doğru mudur? Anladıklarına şunu ilave edelim. Doğru da şunu ilave edelim. Mesela diğerleri şu kelimen biraz kelimenin üzerine söyleyeceğim zaten. Beni de böyle eğitseydin, ben de böyle yüksek dereceli olurdum. (?) Bu kelamın biraz karışık. Şöyle şimdi onu anlatacağım sana.

Allahu Teâlâ gizli bir hazine.

Marduk hazinesi değil, ilim hazinesi. (?) Zatıyla kaim.

Zatının bilinmesini murad etti. İşte nurundan Hz. Muhammed'in nurunu yarattı. Onu yetti sekiz bin yıl ibadete tabi tuttu. (?) Sonra ona ruhundan verdi. İlk yaratış bu. İlk. Daha insanlar yok. Alemler yaratılmamış. Onun nurundan alemleri yaratıyor. Onun nurundan iki günde yeri, iki günde gökleri, iki günde de aralarındakini yaratıyor. Bak buna da dikkat edin. Kün ol dedi de olmadı. Her şeyi bir program dahilinde zamana müteallik olarak yarattı.

Bu durumda onun ruhundan peygamberlerin ruhlarını yarattı.

Onun ruhundan da kavimlerinin ruhlarını yarattı. Ondan sonra bunları lahut aleminde birdenbire can verip diriltti. Karşısında sizin Rabbiniz benim dedi.

İlk ayıldı insanlar 30 yaşlarında, 20 yaşında, 30 yaşlarında 35 yaşlarında hepsi eşit. 3 bölük orada üçe ayrıldılar çünkü insan gibi Allahu Teâlâ'yı gördüler nereden biliyorsun hocam ya ben bu alemleri görmesem bu ayetleri açamam o sır denen ayetleri açamam size hakkı ayetlerle anlatamam Rabbini insan gibi görenler inkar ettiler.

Bir kısım sağcılar evet dedi. Başka çünkü çıkan yok.

Bir kısım da mukarrebin sınıfı, evliyalar, enbiyalar, şehitler, şühedalar zümresi. (?) Zaten Vakıa suresinin yedinci, onuncu ayet-i kerimesinde burayı tarif eder. (?)

Bu durumda ilk yaratılmış gözünü açmış karşıdaki sizi ben yarattım yanında peygamber efendimiz evet Rabbimiz budur diye insanlara çırpınıyor Rabbimiz bizi yaratan budur diye şimdi burada ben sizin Rabbiniz değil miyim diyorlar ya sizin Rabbiniz değil miyim dediği zaman buraları gören zaten bunu söyleyemez. Ayet de bunu söylemiyor. Ayette Elestü bi-Rabbiküm sizin Rabbinizin karşısından cevap beklemiyor. Allah zatını tasdik ettirecek bir kelam istemiyor. Ne diyor? Evet. Kendisi söylüyor bu eveti. Allahu Teâlâ söylüyor. O insanlara söz hakkı vermeden kendisi söylüyor. Çünkü başka bir ilah yok ki. Onların inkar edeceğinden, bir kısmının inkar edeceğini de bildiği için diğer insanların da ilk defa gördüğü senin Rabbin benim dediği insana şüpheler ve zanlar içerisinde bulundurucudan dolayı onlara herhangi bir tasdikte bulunmuyor. (?) Ve ondan sonra bunlar A'raf suresinin 172.

ayet-i kerimesinde ben seni Allah olarak tanımam diyor. Bunu da Bakara suresinin 7. ayet-i kerimesinde Allah onların kalplerini mühürledi diyor.

Tabi Allah mühürledi ama bunu doğru dürüst söyle. İdeolojiye kaçma. Mühürlettirdi, mühürlettirdiler de. Allah'a kalplerini mühürlettirdiler. Çünkü irade insanda. Zatından ayırdı insanı. Ruhundan bir cüz'i verdi. Biri külli irade, biri cüz'i irade. Kelime oyunlarıyla birçok taraflara çekiyorlar bunları.

Sen bir damla suyu alıp bir bardağa koysan o sürahinin suyundan, o bir damla su sürahinin suyundan ayrı mıdır? Aynı sudan alınma.

Burada çok derin yerlere gider ama o kadarına girmeyeceğim. Çünkü sapıtırlar. Bu durumda bizi kendi irademizde serbest bırakan Allahu Teâlâ insan ne istediyse verdi. İnsana ne istediyse verdi. Tastamam o da. Ne fazla ne eksik. Bu durumda insanın istediğini insanı Allah'ı inkar ettiğinde niçin diyorsun ki Allah kalbini mühürledi? De ki kalplerini Allah'a mühürlettirdiler. Ha bu doğrusu bu. Doğrusu bu. Sen söyleyemezsin kalbini mühürledi diye. Mühürlettirdi. Gene Allah mühürledi ama kişi kalbini mühürlettirdi. (?) Onu tanımadı. Ondan sonra dediler ki evet onlar evet dediler diyor. Ya onlar evet dediler de Allah bunların kaderlerini bağlayamadı.

Onlar geldi dünyada sözlerinden caydılar. Zaten öyle söylüyorlar. Ya bu Allah'a yakışır mı bu isnat? bunlar ayetlerin manalarını da bilmiyorlar bilseler de sesini çıkartmıyorlar çünkü bir ideoloji göre yazılmış bu kitap bu aslında Kur'an'ın esası değil Kur'an içerisindeki ayetler Kur'an esas bu ayetlere kimse bir şey bulamaz bir gedik de bulamaz bunların noktasının sahibi Allah koruyucusu Allah çünkü Kur'an'ı biz indirdik kıyamete kadar bekçisi biziz diyor. Ama mealleri insan düzmecesi.

Evet.

Başka ne diyeceğiz daha?

Başka sorunuz varsa söyleyin.

burada diyor ki yani hiçbir insan beni de böyle sevdin de ben de böyle yüksek (?) yüksek derecelerde olurdum diyemez diye anladım doğru çünkü diyemez ki hepimiz Resulullah Efendimiz'in bütün kainat nurundan insanlar da dolaylı diyorum (?) ruhundan yaratılma. Dolaylı ne demek? İlk peygamberden diğer peygamberlerin ruhları o peygamberlerin ruhlarından da kavimlerin ruhları yaratılırsa biz kimden meydana geldik evvelde tek bir ümmettiniz diyor işte Resulullah Efendimiz'i kast ediyor sonra ayrılığa düştünüz diyor ayetleri bilseler birbiriyle teyit etseler çelişkiye düşmeseler Evet, İlahiyat okumuşlar. İlahiyat.

Özöklerin zamanında Özök muydu onlar? Üçok muydu? (?) Üçok, Üçoklar. Evet. Bir (?) yer daha bakalım mı? Şöyle Tutayım şöyle bir yere bakayım ne gelecek Valla bu sayfalarda bir şey yok Bir sayfa çevirelim Burada geldi İlimde iki sayfada var (?) Furkan suresinin 20. ayet-i kerimesi Resulüm, senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler, çarşılarda dolaşırlardı. Hani onlar peygamberleri melekler gibi zannediyorlar. Yemez içmez. Öyle hissediyorlar. İşte Allahu Teâlâ o insanlara bu şekilde hitap ediyor. Bu yanlış açılan ayet ama yanlış açıldığı yer hepsi değil. Bir yerde. Bunlar doğru.

Yanlış açılmış mı? Doğru yazılan.

Ey insanlar! Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan vesilesi kıldık diyor. Bakalım sabredecek misiniz Allah Allah'a? (?) Hani Allahu Teâlâ'nın A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde Allahu Teâlâ Ademoğlunun zürriyetinden zuhur edeceklerle ahitleştik. Sizin Rabbiniziz dedik ayet-i kerimesini burada kaldırıyor. onu kaldırıyor bakalım sabredecek misiniz bilmiyor Allah hiç böyle Allah mı olur ya bir kere insanın dili varmaz Allah'a bu suçu isnat etmeye Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir hadi bu sefer de her şeyi hakkıyla görmektedir doğru burada bakalım bakalım diyor. Sabredecek misiniz?

Bilmiyor. Burada da diyor ki Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir. Bu sefer de çeliştiriyor kelamını.

Böyle Allah olur mu? Allah'ın kelamı direktir. Bütün ayetler birbirini teyit eder. Hiçbir eksiklik bulamazsın. Eksiklik insanın kendisinde.

Şimdi aynı geliyoruz oraya kadar. Şimdi sizler sabrınızın açığa çıkması, kendinizi nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamanız için sizin bir kısmınız diğer bir kısmınızla birbirinizi birbirinizle imtihan olursunuz. Birbirinizle bir kısmınız bir kısmınızla imtihan olursunuz. Rabbin her şeyi hakkıyla görmektedir diyor. Evet. Biz burada hep birbirimizde imtihan halindeyiz. Senin bana davranışın, benim sana davranışım bunu Allahu Teâlâ biliyor. Ben ne söyleyeceğim, sen ne söyleyeceksin. Hepsi yazılı. Hepsi.

Konuşmana kadar yazılı. Konuşmana kadar. Nereden biliyorsun hocam? Bildiren Allah bildiriyor. Ve yaşatıyor. Yaşadıklarımı söylüyorum. Ben aklımdan hiçbir şey söylemiyorum. Hep ayetlerin hakkını hakikati söylüyorum. Eğer bunların söylediğimin tersinde birisi bana sen burayı yanlış dedin dese ben abicanımı vereceğim ona. (?) Beni doğruya iletsin.

Evet.

Dersimizi burada sonlandırıyoruz. Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun. Lillahi Teâlâ el-Fatiha.

Amin.