27.01.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 28 Ocak 2026 · 2026

Videonun metni

Benim insanların yazıları onun bunun söylediği onun bunun ismini bana ilgilendirmiyor.

Evet. Işık yanıyor. Güzel.

Burayı yapmışız. Kur'an-ı Kerim'i Müsahtan'a bu neyi söyledik burada (?) Selamün aleyküm diyor şurayı alayım şöyle yazı tamam çıksın bunu kapatayım Esselamün aleyküm. Ve aleyküm selam ve rahmetullahi (?) ve berekatuhu.

Misafir der ki selamün aleyküm efendim. Geçen haftaki sohbetimizde Elest gününde Allah ben sizin Rabbinizim dedi ve 3 bölük ayrıldı. Sonra tek tek ahitleşince insanda bir idare var. İnsanda irade edeceğine idare ediyor. İrade var. Anlattığınıza göre ekranlar ekranlar var. Evet. İnsan demedi mi ben kiminle ahitleşiyorum veya ahitleşme sırasında Allah ben senin Rabbinim, sen beni yarattım diye hitapta bulundu mu? Çünkü tek tek ahitleşmede artık geri dönüşü olmayan duruma geldiği için kişi ahdini kader olarak yazdırıyor. Mübarek ellerinden öperim. Allah razı olsun efendim. Anlamaya çalışıyorum. Özür dilerim.

Misafir evladım. Ben bunu yıllardır anlatıyorum. Her anlatışta başka bir soru çıkar. Burayı görmedikten sonra burayı idrak etmeniz mümkün değil. İlla görülecek. Ama biz size gene anlayacağınız şekilde anlatacağız. Bir kere Allahu Teâlâ'nın insan suretinde göründüğünü insanlar kabul etmiyor. Bu bir. Ne kadar söylesem ben kimden anlaşıyorum diyeceksin. İkincisi Allah görülmez diyorlar. Görülmez diyorlar. Allah görülmezse biz görülmeyen bir Allah'la mı orada ahitleştik? Bu iki.

Allah'ı mahluka benzetemezsin diyor. Ama Allah ruhundan bir cüz'i verdi (?) Adem'e ve melekleri dahi secde ettirdi. Adem'de onun bir cüz'i ruhu var. Mahlukta. Allah'tan başka tüm yaratılanlar mahluktur. Daha senin soruna gelmedim. Anlayabilmen için birazcık açıyorum böyle.

Allahu Teâlâ ise muradı nispetinde yaratan matlubdur. Yani istediğini yaratır.

Bunu bu şekilde bileceksin. Karşında Rabbini göreceksin. İnsan suretinde yanında Peygamber Efendimiz evet Rabbimiz budur diye insanlara tanıtmaya çalışacak. Bunu da ezanın kendisi olduğunu bileceksin.

Ezanın kendisi, La'udü Teala mı? (?) Ne diyor? Bak, ezanda Allahu Ekber, Allahu Ekber Allah büyüktür, Allah büyüktür. Eşhedü en la ilahe illallah, eşhedü en la ilahe illallah, ben şahit edin derim ki (?) Allah'tan başka hiçbir ilah yok. Şimdi, orada inanıyor. Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, eşhedü enne Muhammeden Resulullah, yine şehadet ederim ki Hz. Muhammed onun kulu ve Resulü. E şimdi görmese şehadet eder mi adam? Bak görüntüye bak.

Ondan sonra eğer bunlara inandıysan hayya ale's-salah namazı, hayya ale'l-felah felah bul. (?) Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allah'tan başka bir büyük yok. Ondan başka bir ilah yok. Evet. Ve Elestü bi-Rabbiküm'ün kendisi. Ama insan bunu bilmezse anlamaz. Ne bilsin, ne zannet okuyor diye geçip gidiyor. (?)

Haberi postacıdan alacağım, postacıdan.

Şimdi soruna geliyoruz. Ne kadar insan yaratılmışsa Allahu Teâlâ'nın da üç bölük ayrıldı sizin Rabbiniz benim dediği zaman. O bir bölük solcular. İşte Allah'ı kendileri gibi görüp de inanmayanlar.

Allahu Teâlâ da eksik sıfattan münezzeh, her bir kelimemi dikkatle dinle. Eğer kelimemi atlarsan yine anlayamazsın. Allahu Teâlâ eksik sıfatlardan münezzeh, ne demek bu? Beni kendiniz gibi gördünüz, sizi zatımın görünmediği kayıp bir aleme göndereceğim. Eksik sıfattan münezzeh olan Allah bu alemleri yarattı. Senin soruna da geleceğim daha. Ki biraz etrafta anladım ki daha güzel anlaşılsın. (?) Bir daha bu soruyu bana sorarlarsa kimseye anlatmayacağım. Niye anlatmayacağım? 50 bin defa anlatsam 100 bin defa soru çıkartıyorum. Çünkü görülmemiş bir alem. İnanılmayan bir şey üzerine bir kere inanacağım bir aleme anlatıyorum.

İnsan hurafeyle kafasını doldurmuşsa benim kelamlarımı arkaya atar. kendi aklının öne sürdüğünü ileri sürer gene anlamaz laflarımı. Onun için bir daha bu soruyu sorarlarsa anlatmayacağım. Sitede okuyun. Sitede var mı? Var değil mi? Var. Sitede okuyun. Bana anlatmanıza lüzum yok. Ve Allahu Teâlâ Allah'lık sıfatı var. Senin soruna gelmeden biraz açıyorum. Niçin açıyorum? Niçin dünyaya geldiğimizi açıyorum. Çünkü Allah görülmez derler. Halbuki Allah insan suretinde görünür. Çünkü zat suretleri vardır. Ve insanı eşref-i mahluk yaratmıştır. (?) Alemler üzerine ruhundan verdiği için. Ve insanla görünmeyen Allah ahitleşmedi.

Görünen Allah ahitleşti insanla.

Ve insan da buna itiraz edemeyecek. Ben seni görmedim ki seni Rabbim olarak bileyim diyecek. Her türlü sorudan eksik olan Allahu Teâlâ, Taha suresinin 134. (?) ayet-i kerimesinde çok güzel söylüyor bunu. Ama ayetlerden haberi olmayan, buraları görmeyen insanlar ayetleri birbirleriyle pekiştirmesi mümkün değil.

Bir insan bir yeri görecek, birisi de ona hayal dünyasında ayeti zahiren (?) açtığı zaman o kişi bunun tahayyül ettiğini ben şurada şurada şuraya uyuyor diyecek. Şimdi o okuyan mı, tahayyül eden mi anladı yoksa o gören mi anladı? Evet. Şimdi bu durumda biz sizden ahitleştik diyor. Taha suresinin 134. ayet-i kerimesinde onları Kur'an'dan önce helak etseydik diyor. Yani biz sizi dünyaya göndermeden önce sizinle ahitleştik. Ve sizin cehennemde sizince cennetlik olduğunuzu biliyoruz. (?) İşte Kur'an'dan önce sizi helak etseydik şöyle söylediniz diyor. bana peygamberler ve kitaplar gönderseydin şu aşağıdaki rüşveyle düşmeseydim (?) işte sana işte kayıp bir alem Rabbimizin zatının görünmediği bir alem burada çok daha derin sırlar var mı aklınız yetmez ondan sonra da soru üstüne soru soru üstüne soru ondan sonra da aklınız yetmediği için de saparsınız sapıtırsınız bu kadarı yeter zaten bu kadarı da fazla da bu kadarı fazla da neyse biraz daha geniş açıyoruz burayı şimdi burada ete kemiğe büründün ikinci bir yaratılışla insan suretine girdin ilk yaratılış ruh nefis ve can lahut aleminde ahirete intikal ettiğimiz zaman da ruh ve nefis ve canla cennete gireceğiz hurafelerin dediği gibi tekrar bir bedene girip de cennete (?) girmeyeceğiz o hurafeler de şöyle söyler içeride cennete girildiği zaman melekler size selam derler tertemiz geldiniz Tertemizin manasını da bilmezler.

Cennetin kapısında bir tane göl uydururlar. Gölde yıkatıp da içeri sokarlar. Allah sizi ıslah eylesin. Evet. Tertemizin manası, günahsız olarak buraya girdiniz. Sizin hiç zerre kadar günahınız yok. Çünkü günahınız olsaydı buraya giremezdiniz. Al sana tertemizin manası. İnsan günahkar oluyor. Mekke'ye gidiyor. Hacca gidiyor. Haccı Beytullah'ı yedi defa şaf yani say yaptıktan sonra Sefa'yla (?) Merve'yi de say yapıp Makam-ı İbrahim'de iki rekat namaz kıldığı zaman Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde ne diyor biliyor musun? Siz şimdi ananızdan yeni doğmuş gibi tertemizsiniz diyor. Tertemizin manasını da bilmiyorlar.

İkinci bir bedene girildiği zaman ayet de yok. Hurefarlardan hurefarlasıyorlar. (?) Bu ayetin hurafe olduğunu sana şimdi iki kelimeyle ispatlayacağım. Hurafe. Beden şahitlik yapıp da şahitlik ruhun üzerine bittiği zaman siz ilk yaratana döndürüyorsunuz diyor. Beden ikinci kez orada ölüyor. Allahu Teâlâ ruhlarımıza dönüyor. Diyor ki siz ilk ölüm acısından başka bir daha ölüm acısı tatmazsınız. Ve mübarek adamlar nereden bedene soktun da bunu bir daha cennete soktun? He? Ayetlerden habersiz insanlar. Kur'an yazıyorlar bunlar.

Şimdi burayı da kapattık. O lahut aleminde üç sınıfa ayrılan insan solcular inkar etti. Allahu Teâlâ bunlara düşürme bir payı verdi. (?) Bunları berzaha kaldırdı. Artık ne kadar berzahta kaldıysak orayı bilmiyorum. Buraya göre binlerce yıl, buranın bir günü bin yılı oranın bir günü. Ondan sonra Allahu Teâlâ Zatını tanıttığı için bunları tek tek çağırıyor. Ne diyor? Elestü bi-Rabbiküm. Sizin Rabbinizim. Bak Rabbinizim.

İşte hangi zamanda gideceksin? Onlar kendi arzu ve istekleriyle bir zaman seçiyor. Allahu Teâlâ onu seçtiği zamanda onun tüm gönlündeki karakterlerini biliyor. İşte sana ayet. Sizin gönlünüzde, kalbinizde saklı olup da en hücre köşesinde bilmediklerinizi biz biliriz diyor. İşte onun duygusunu kendisine karakter olarak veriyor ve onun kaderini yazıyor. Ve onu da o kaderini kendisini ne kadar zaman içerisinde dünyada ispatlayacaksa o kadar nefes sayısı da ona ömür oluyor. Şimdi anladın mı? Bir daha bunu bana sorarsanız size anlatmayacağım. Ha hoca bilmiyor de bilmiyor deyin. Bu şeyde sitede var. Okuyun.

Kaç defa oldu ya anlat anlat anlat anlat. Çünkü her anlattığımda gene soru var. Görmemiş bilmiyor. Bu anlattığımda bile soru var. Bilmiyor ki nerede? Nerede kaldı? Neresi bu?

Zor bir alem. Buralara girmemek lazım da işte sizi daha güzel aydınlatalım diye yapıyoruz bunları.

Çünkü soru bitmiyor. Her şey üzerinde bizim oğlan diyor bina kurar, döner, döner tekrar kurar.

Soru yok.

Ben de size soruyor. Yoksa burada sorunuz var mı? Senin var mı sorun? Sizin var mı sorunuz?

Senin sorun var mı? Ben de size buradan bir yer açayım.

Evet. Ayetler üzerinde yanlış olan ayetlerin niçin yanlış olduğunu anlatayım.

Burada Ahzab suresi geldi. (?) Müminler içerisinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. Bir kere, baştan açılış yanlış.

Ayetlerin manasını bilmezsen her kelimesi ayrı bir manayı ifade eder. Bak ne diyor şimdi, baştan verirsen tek tek açayım sana bunları.

Müminler içerisinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. Mümin bir kere kime derler? Nefs-i mutmainneye çıkmış. 27 ile 30. ayet-i kerimesinde Ey mutmain olmuş nefis! Rabbin senden sende Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına gir cennetime dediği insan. Ne demek bu nice erler var sözünde duranlar? Onların hepsi mümin be! Hepsi sözünde durur. He? İnsan olmamız sıfatıyla Rabbimiz bizi unutucular zümresinden yarattığı için bazı şeyleri hepimiz unutabiliriz. Hatta peygamberlerin birçoğu bile zelle işlemiştir. Günah işlemiştir. Zelle günah ama. Ya Rabbi, rafın açılışına bak buraya. (?)

Evet. Baştan diktirir, baştan yanlış ayet. (?)

İşte onlardan kimin sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir, sözü yerine getirmiş. Öyle bak, canını vermiş. Sözünü yerine getirmiş yani. Şehit oldu ve kimi de şehitliği beklemektedir. Şimdi kelimeler muallak, oynuyor böyle. Taşla yerinden oynayabilir, her tarafa çekersin bunu. Nasıl çeksin? İşte onlardan kimi diyor. Halbuki onlar içerisindekilerin bir kısmı şehit, bir kısmı da şehit olmayı bekliyor. Mana bu. Sen bunları muallak öyle böyle melek taşı gibi yerinden oynayan taşlar (?) gibi açarsan milletin kafası şaşırır. Hadi bunlar da geçtik. Bunlar da geçtik.

Onlar hiçbir şekilde sözlerini değiştirmemişlerdir. Ya ahitleşme nedir ahitleşme?

Ahitleşme insan kaderini yazdırmasıdır. Kaderini değiştirebilecek bir baba yiğit mi var? Bana söyle. Sözlerini değiştirmemişler. Demek ki senin anlayışına göre senin düşündüğün Allah kaderleri iyice bağlayamamış ve sözünden dönenler de var. zaten öyle söylüyorsunuz. Dünyada orada verdi de sözünden döndü diye. Benim idrak ettiğim Allah o kaderi yazdıysa kıyamete kadar o kaderin bir milimetresi değil çantaya vurulmayacak şekilde milimetrenin milyonda birine (?) vurulmayacak şekilde dosdoğru olarak kimse sözünden cayamaz.

O kader de değişmez.

Şimdi ayetlerin nasıl açıldığını anlıyor musunuz? Bunlar Kur'an'ın esasını yapmışlar. Bu Kur'an'ın esası değil.

Bu Siyonizmin veyahut da bir ideolojinin hikayesi.

Altında bir ayet daha var. Ahzab Suresinin 24. ayet-i kerimesi. (?) Çünkü Allah sadakat gösterenleri sadakatleri sebebiyle mükafatlandıracak. Doğru. Ayetin hepsi yanlış değil. Kim Allah'ın dediğini yaparsa, Allah derse, Allah'ın emirlerini yerine getirirse, elbette mükafatlandıracak. Cennetle mükafatlandıracak.

Münafıklara dilerse azap edecek. Hayda! Münafıklara dilerse azap edecek. Burada keyfiye dönüyor şimdi. Yani insan üzerinden iradesini kaldırıyor. Sen ne kadar münafıklık yaparsan yap, ben seni seviyorum. Gel bakayım bu tarafa. Peki, bu durumda Allah'ın adaleti nerede kaldı?

Sen bunu nasıl açıyorsun? Allah'ın adaletini nereye sakladın?

Münafıkları dilerse azap edecek, dilerse azap edecek. Yahut da tevbe ederlerse tevbelerini kabul edecek. Halbuki münafıklar ne kadar günahkar olurlarsa olsunlar Allah'ın can boğaza dayanana kadar tövbe kapısı açıktır. Tövbeleri çokça kabul edendir. Desene buraya. Diyemiyor. Dilerse kabul edecek. Keyfi. Keyfi, keyfi. Allah'ın ne olduğunu bilmiyorlar. Dediğim zaman hakikaten bilmiyorlar. yahut da tevbe ederlerse tevbelerini kabul edecektir şüphesiz Allah bağışlayan esirgeyendir bu sefer ne bak ne güzel söylüyor son güzel Allahu Teâlâ bağışlayan esirgeyen yeter ki gel Kur'an alemlere inmiştir Kur'an Allah'ın yarattıkları arasında asla ayrım yapmaz ister kutbara susun. (?) İster meclisi, kim olursa olsun.

Mevlana Hazretleri de buna göre şu kelamı kullanıyor. Tövbeni bin defa, yüz bin defa bozduysan yine gel. (?) Dergahımız ümitsizlik dergahı değildir diyor. Kur'an'da da Allahu Teâlâ ancak diyor, Allah'tan ümidini kafirler keser diyor. Buyur.

Yani ayetleri okuyup geçiyorsanız diyorsunuz ama bu ayetler okunup da geçirecek ayetler değil.

Allah cümlemize bir uyanıklık ihsan eylesin.

Bu Kur'anları yazanları da güzel bir Allah idrakıyla idraklandırsın. Makam, dünyalık heves, göz önünde her ne kadar kendisine lazımsa da Allah'ın emrini daha üstün görüp ona göre Kur'an yazmayı nasip eylesin.

Evet.

Anlatabildim mi böyle?

Döndüğü kadar yavaş yavaş sen kendine göre hazırlanırsın.

Benim hazırlamama lüzum yok. Hazırlansam anlatamam zaten. Buradan bir yer aç bana ver. Aç bana. Bir yer ver bana.

Bak burada bir soru var.

Eski mi onlar?

Daha soru yok yani. Ver bakayım. Hangisini istiyorsun? Hangi taraftan başlayayım? Sen solcu musun? Soldan başla diyor. Soldan başlayayım. Sadece de ver. Solcu da ver. Ayetlerin açılışlarına bak. Bak.

Şuraya bak. Kitapta. Hep yanlış açılma. Daha çok var. Çok. Eğer yapacak olsak. Biz ana dalları aldık. Ana dallarını.

Maide suresinin on dördüncü ayeti. (?) Biz Hristiyanlarız diyenlerden de kesin sözlerini almıştık.

Buyur. Başta hatayı yapıyorlar.

Demek ki dünya üzerinde Allahu Teâlâ insanlardan kısım kısım söz aldı. Almayanlar da var demek ki. Hristiyanlar da en sona ayırmış. Onlardan da söz almış. Bak şimdi ne diyor. Biz Hristiyanlarız diyenlerden de kesin sözlerini almıştık.

Halbuki Hristiyan Müristiyan değil dünyaya gelecek tüm insanların daha dünyaya gelmeden hepsinin sözünü aldı. Hepsinin arzu ve isteğine göre kaderini yazdı. Sonra zamanı geleni dünyaya göndermeye başladı. Bismillah dedi Adem'i gönderdi. Havva anamızla beraber.

Yani o insanlar dünyaya geldi. Peki dünyaya geldi Hristiyan nasıl oldu? Demek ki daha evvel peygamberlerden gelenler insanlarla Allah'ın emirlerini bildirmişler. Biz Hristiyanlarız diyenlerden de kesin sözünü almıştık. (?) Almıştık. Hristiyanlar'dan da kesin sözünü almıştık. Demek ki Hristiyanlar Hristiyan olduktan sonra Allah onlardan söz aldı. Elestü bi-Rabbiküm. A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesinden habersiz. Eğer olsaydı bu yazıyı yazmaz, bu şehrini yazmaz. (?)

Ama onlardan kendilerini kendilerine zikredilen, verilen öğütlerin ve kitabın önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarında düşmanlık ve kin saldık. Allah Allah. Allah insan suretine sokuyor. İnsan duygularıyla donuyor, dolandırıyor, donatıyor. Ondan sonra insan hani birisine bir kinlik yapar da o da ona düşman olur ya, Allah'ı da öyle insanlara düşman yapıp aralarına kin sokuyor. Yazıklar olsun be.

Allah'a yazıklar olsun. (?) Ben size söylüyorum, bunlar Allah'ı tanımıyorlar.

evet yakında Allah onlara yaptıklarına haber verecektir diyor madem ki kin soktun evet madem ki sen bu işi yaptın o insan ne der teşbihte hata olmaz sen Allah'sın araya (?) kin soktun ben derim ki senin gücün her şeye yeter sen kinini sokmasaydın ben dönerdim. Seni bilirdim. Ya söyler bunu ya.

Şimdi ben bunun doğrusunu okuyorum bak.

Biz Hristiyanlarız diyenler de diyenlerle de ahitleştik. Nerede? Daha Elestü birabbiküm'ün hitabında.

Onlara da söyledik.

Ama onlar da kendilerine verilen zikrin yani kitabın önemli bir bölümünü terk ettiler. Bu sebeple kıyamete kadar aralarında düşmanlık ve kin vardır diyor. Kendi aralarında. Allah sokmaz kimseye kin.

Allah eğer şu ayette bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık diyor. Diyor değil mi? Ben demiyorum o diyor.

Belen, bu kitabı Allahu Teâlâ (?) Allah bu kitabı dünyaya niye gönderdi? Alemlere bir nur, bir ışık olarak gönderdi. Peki en son Peygamber Efendimiz'i ya peygamberleri de niye gönderdi?

Peygamberler insanları Allah'a davet için gönderdi. İncil de burada, Tevrat da burada, Zebur da burada olduğuna göre peygamberler insanlara rahmet için geldiğine göre Allahu Teâlâ da insanlara her ne olursan ol dön gel dediğine göre hiç Allah'a bu insanların arasına kin soktuk kelamı yakışır mı? Size soruyorum ben. He? Yakışmaz tabii ya. Bu nasıl Kur'an'ı açmışlar böyle? Ve insanlar da bunu okuyorlar, öyle geçiyorlar. Öyle biliyorlar, öyle tanıyorlar.

Nasıl insanları kandırmışlar Müslümanları? Yüzyıl içerisinde bu. Yüzyıllarca uğraşmışlar bunu değiştirmek için.

Evet.

16. ayet-i kerime gene, Maide suresinde. Rızasını arayan arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür.

Hangi Müslüman Allah'ın rızasını aramıyor? Soruyorum size. İmanı olan herkes Allah'ın rızasını arar. Ama nefsini arar, kötülük diye arar, yapar. Sen bu insanı iradesini kaldırıp üstünden benim rızamı arıyor diye sen bunu tutup da kendi yoluna götürmen burada hata.

Allah kimseyi ne cennete doğru yola götürür ne de ehli (?) yola götürür. Allah insana irade verdi. Kendi iradesiyle zatını bilmesini murad etti. Ve insanlarla A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde ahitleşti. Her insanın kendi muradını kendisine kader olarak yazdı. Kitabı peygamberleri, alimleri insanlara hidayet yollarını göstermek için gönderdi. Hiçbir kimse hiçbir kimseyi zorlayamaz. Hiçbir kimse hiçbir kimsenin fikrini değiştirip de onu hakka yahut küfre götüremez. Ancak emr-i bi'l-ma'ruf'la kişinin kendi fıtratında varsa o kendi fıtratında kendi isteğiyle döner. hak yoluna girer. Yoksa Allah tutup da onu hak yoluna götürmez.

Kelimelere çok dikkat etmek lazım.

Ben derim ki, günahkarım, Allah korusun, onu götürdün, ben de senin kulundum, ben de Müslümandım, beni de götürseydin.

Peki, Müslümanlardan Allah'ı bilmesine rağmen cehenneme girecek yok mu? Var. O da öyle söyler. Onu götürdün. Beni de götürseydin. Doğruyorlar. (?)

Öyle. Hiçbir kimse zerre bile demeyeceğim. Aklımıza gelmeyen gelemeyecek kadar Allahu Teâlâ'nın adalet sıfatı var. Kimse ona çökü sual soramaz. (?) Adaletiyle.

Bu durumda Allah'ı adaletsizlikle suçlayamaz insan. A bu küçücük aklıyla.

Şimdi rızasını arayana Allah onunla kurtuluş yollarına götürür diyor. Ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Dosdoğru bir yola iletir diyor. Şimdi oynat bir mihver taşını oynatıyor burada.

Neresi o oynayan yer?

Yok. Bak ne diyor. İyi dinle.

Ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Dosdoğru bir yola iletir.

Burada mihver taşını oynattığı yer? Şurası.

Ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıyor diyor. İradesiyle. Kendi iradesiyle mi? Kulun kendi iradesiyle mi? Minnetler. Bak burada Allah'ın iradesiyle manası çıkıyor burada. (?) Ama isterse şişi çevirir yanmasın kalpler öbür tarafını getirir. Bak şimdi ne diyor? ve onları iradesiyle baştan okuyalım. Rızasını arayanı Allah onları kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklarda neydir neye çıkarır. Burada onları dediği zaman insanı da kasteder ve onları alır. Kendi iradesiyle onları yani dönecekleri alır yahut da kendi seçtiğini alır doğru yola götürür. karanlıklardan aydınlığa çıkarır dediği zaman bunu tamamen Allah'ın iradesine bağlıyor.

Dosdoğru bir yola iletir diyor. İletmek ne demek? Bana yol gösterdi demek. Yol gösterdi. Bu onları dosdoğru yol gösterdi. Kafire göstermedi.

Yani bunlar hep muallak açılan kelimeler. Buradan sen bir şey anlayamazsın. Şimdi ben doğrusunu okuyorum size. Rızasını arayana Allah onunla Kur'an'la kurtuluş yollarını gösterir. Kurtuluş yollarını gösterir. Ve onlar insanlar yani. Kendi iradeleriyle kendi iradeleriyle karanlıklardan aydınlığa çıkarlar.

Dosdoğru bir yola girerler. E buyur. Ayetin manasına bak, manaya bak.

Allah ıslah eylesin.

Ve Allah'ı tanımazlarsa, Allah'ın kim olduğunu tanımazlarsa,

kimle ahitleştiğini bilmezlerse,

kendi hayal dünyalarına göre ayetleri şümüllendirir ve hayal dünyasıyla beraber ideolojilerle birleşir.

Bu durumda Kur'an'ın esası ortadan kalkar.

Sorunuz var mı çocuklar? Sorunuzu sorun.

geldi mi bakalım bakalım ne soruyor bayramı eder ki selamün aleyküm efendim neyse (?) ömrü okumayalım mübarek ellerinden öperim diyor. (?) Hocam şakiye şaki yolları, muttakiye muttaki yolları (?) kolaylaştırılır. Doğru mudur? Doğrunun ta kendisidir.

Niye doğrunun kendisidir?

İnsanın arzu ve isteğine göre kaderi yazılmıştır. O, o yolda arzu ve istekte. Şaki o yolda arzu ve istekte. muttaki de Allah'a vermiş olduğu sözün yolu üzerinde bu durumda dünyaya geldikleri zaman o karakterlerine göre şaki şakiliğini yapacak kendini ispat edecek muttaki de muttakiliğini o da kendini ispat edecek kendi hoşlandığı yönde hareket edecek şimdi şöyle sana bir misal vereyim. Sen radyo tamircisisin. Ben sana bir parça getiriyorum. Kaynak yapılacak bir parça. Ne kaynaktan anlarsın? Ne o kaynağın nasıl yapılacağını bilirsin. Seni zorlasam illa bu kaynağı yapacağım diye. Bir daha güzel hayatını yönlendirirsin hep bilmediğin işler üzerinde veyahut da sen radyocusun sana hep radyo tamirleri gelse ondan mı zevk alırsın onun için radyo tamircisiysen dersin ki kardeşim ben bu kaynaktan anlamam hadi işine yani sen şakiysen şakilik yapacaksın onun yolunu sana kolay, kendin o yolları kolay görmüşsün.

Muttaki sen de, muttaki yolları kolaylaşacak sana. Çünkü sen ondan hoşlanacaksın.

Şimdi, sana ben bir misal vereyim kendimden. Kendimden misal vereceğim. Basit. Ben Ankara'dan geleli İstanbul'a iki ay oldu.

Arabamı garaja çektim. Bir defa çıkıp da şuradan gezmedim. İki aydır garajda yatıyorum.

Ben de tek bir odada yalnız kalmaktan hoşlanıyorum. İnsan içine girmekten sıkılıyorum. Bana da bu yol kolaylaştırılmış. Seni ben bir odaya tıksam iki ay kalır mısın? Kendini dışarıya zor atarsın. Ama benim o odada yapacağım işler var. Hem hoşuma gidiyor, hem günleri nasıl geçiyor bilmiyorum.

Herkese yollar böyle kolaylaştırılır. Kendi arzu ve isteğiyle ne kaderi istemişse, ne istemişse, o kaderi üzerinde giderse, o yoluna kolaylaştırılır. Bu güzel bir hadistir. Evet.

Herhalde anlaşıldı değil mi? Misal ne? Ne güzel. Başka sorusu falan var mı?

Bakalım var mı?

Getir bakalım.

Komple buradan aşağısı. Suresi Vakıa. Vakıa suresi. En son sayfa.

onu baştan şöyle şey yapalım. Buradan meallerle beraber 534. sayfada herhalde. 539 kamerastıktan sonra (?) Rahman Suresi'nden sonra Vakıa Suresi 535. Evet. Şuradan aşağıya diyor.

Şimdi der ki 77. ayet-i kerimeden aşağısını diyor bana tercüme et diyor evladın bir tanesi tamam tercüme edelim tercüme edelim İnnehu le Kur'anün kerim şüphesiz bu değerli bir Kur'andır şimdi ne diyor şüphesiz bu değerli bir Kur'an'dır innehu le Kur'anün kerim değerli bir Kur'an değeri nereden geliyor burayı bilmek lazım değeri katışıksız alemlerin sahibi külli ilim sahibi Allah-u Teala'nın kelamıyla inen Kur'an kelam Kur'an'dır Allah'ın her kelamı değerlidir Allah'ın her kelamı gönlümüzün içerisinde can içinde candır değişmez bu çünkü Allah insanı zulüm için yaratmadı Allah insanı kendisini zatını bilmesi için yarattı onun için alemler üzerine insanın şerefli kıldığı ruhundan bir cüz'i verdi böyle insan nasıl ki bir insan babasını sever de babasına muti olur hayırlı bir evlatsa her dediğini yaparsa bu kıyas edilmeyecek şekilde alemlerin sahibi olan Allah bizi yoktan var eden hayat veren Allah bize söylediğini her kelimesi bizim gönlümüzün içerisinde Rabbimizin aşkı muhabbetini arttırır. Onun için kerim bir kelamdır.

Çünkü Allah insanı zulüm çekmesi için yaratmadı. Çekemeyeceğimiz yükü de sırtımıza vurmadı. Böyle. Geliyoruz şimdi. Bir kitab-ı meknun korunmuş bir kitaptır diyor. Yani ne demek bu? İncil'i, Tevrat'ı, Zebur'u değiştirdikleri gibi bu kitabı, ana dalını şu Arapça yazılan Kur'an'ı hiçbir kuvvet değiştiremez.

Niçin değiştiremez? Çünkü Kur'an'ı biz indirdik, bekçisi biziz diyor. Onun tek bir harfinde, tek bir noktasında ne tahribat yapılır, ne de tahrifat, yani çıkartılır.

Bunun sahibi Allah. Kainatın mutlak sahibi ise, muradına kün deyip yapıyorsa, oluyorsa, bunu da böyle söylüyorsa, hiçbir baba yiğit bunun tek bir harfini değiştiremez. Evet.

La yemessuhu ille'l-mutahharun. Ona ancak temizlenenler dokunabilir, diyor. kim bu temizlenenler buna gayrimüslim dokunamaz buna müslümanlardan cünüp olanlar da dokunamaz ama müslüman olmuş da abdestsiz dokunabilir çünkü temizdir bir müslüman ne zaman pistir cünüp olduğu zaman cünüplükten temizlenmişse o insan temizdir. Yalnız namaz abdesti yoktur. Kur'an'a okuyacak bir kelam yüzden yoktur. (?) Alıp da okumak. Ama alıp bir yere koyabilir. Dokunabilir. Zaten dokunma diyor. Evet. Bu dokunmayı da kaldırsaydı adamlar Kur'an almaya geliyorlar okumak için. Çoğu bazen abdestini tutamıyor, abdestsiz. Ama alıyor evine gidiyor, abdest alıyor, okuyor.

O zaman adam Kur'an da satın alamayacaktı. Yapmayacaktı.

O alemlerin Rabbinden indirilmiştir diyor. Bak şimdi söylediğimizi burada Allahu Teâlâ kendi söylediklerinde burada tasdikliyor. Alemlerin Rabbinden.

Tüm alemlerin tek bir Rabbi. Ne demek bu alemler? Kedi bir alem, köpek bir alem, karınca bir alem, insan bir alem. Bir rivayette 17 bin alem var. Bazısı da 18 bin alem der. Benim Allah'ın yarattığı alemleri kafamda tutacak yahut da ona anlayacak bir kuvvetim yok. Kimsenin de öyle hepsini birden bir yere kafasında tutacak bir anlayışı yok. Ama alemlerin Rabbi indirdiyse onun indirdiği bir kitap. Kimse inkar edemez. Niçin inkar edemez? Burayı da söyleyelim size. Eğer bu insan dizmesi olsaydı diyor. (?) İçinde birbirini tutmayan birçok sözcükler olurdu diyor.

İşte bu bütün eksik sıfatlarda münezzeh olan Allah'ın indirdiği bir kitaptır.

Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde ben doğru söylerim diyor. Diğer bir ayetinde de ben zaten hep doğru söylerim diyor. Ve yarattığı insanlara zulüm çekmesi için yaratmadığı için onlara hakkı, doğru yolu gösterir. Ve onlara karanlıktan alır, aydınlığa çıkartır. Ama Allah'ın kelamını dinleyene. Evet.

Şimdi siz bu sözünü küçümsüyor musunuz diyor.

Seni yoktan var etmiş, sana bütün rızıkları temin etmiş, seni en şerefli yaratmış, sen yaratanını unuttun, aslını unuttun, zevki sefa içerisinde Allah'ın yarattıklarından hoşlanarak, Allah'ı unutarak yeryüzünde gururlandın. Kibirlendin. Allah'a arkanı döndün.

Siz olsanız ne yaparsınız?

Rabbimizin yerinde olsanız ne yaparsınız? Aşağı. Böyle bir şey olmaz da. Böyle bir tahayyül et bakalım. Belki de dünyaya gönderdiğin zaman yaptıklarından dolayı hemen onu helak edersin.

ee Allah helak etmedi mi Allah'ın helak ettikleri var niye biliyor musun artık istah (?) olmayanları ahitleştiği zaman biliyor Allahu Teâlâ arkadan gelecek insanlar da bunlara bakıp da bunlar bu şekilde efendim bunlara uyup kendilerini günaha sokmasınlar diye onları helak ediyor yeni bir nesil yaratıyor bunun da böyle olduğunu hangi ayet bize ispat ediyor bak ne diyor ayette helak ettiğimiz kavimlerin üzerinden az bir zaman geçmesine rağmen nasıl da atalarına uydular evet Allah'ın verdiği rızka karşı şükrü onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz diyor. Ne güzel söylüyor.

Hiç tefekkür etmez misin sen diyor. Hiç sen düşünmez misin? Yoktan var edildin. Rabbin seni en şerefli yarattı beni sana en güzel surette yarattı sebebi ruhundan bir cüz'i verdi sana zat suretleriyle döndü seni (?) bütün rızıkları sana verdi o rızıkları iyi biçip de arkanı dönmemek dönerek şükretmemekle kendi gurur ve şan ve şöhretini Allah'a ihtiyaç arz etmiyormuşsun gibi bir akılsızlık bir değinsizlikle (?) kendini helaka sürüklediğinin farkında mısın diyor.

Ne diyor? Onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz diyor.

Daha çok şeyler var da ben buraları okuyarak geçeyim size kısa kısa anlatıyoruz böyle. Daha çok açılır yani bu mevzular.

Hele can boğaza dayandığı zaman diyor. Ne demek bu can boğaza dayandığı zaman? Bir rivayet şu oğlum, oyluk oğluma. (?) Bir rivayette şu horoz kemiği.

Burada tövbe kapısı kapanıyor.

Niye kapanıyor? Daha nefes çıkmadı.

Niye kapanıyor? Kafanız çektiğini söyleyeyim. (?) Rabbim beni bunların hepsini yaşattı.

Ölüm anı geldiği zaman can buraya dayandığı zaman benim çocukluğum zamanında o sokaklarda koştuğum zamanla o ölüm anı gelene kadar bir anda bir sigara dumanının gözünün önünden dağılana kadar hayatımı seyrettim.

İşte orada kapanıyor. O alem açıldığı an kapandı. Geri dönüş yoktu.

Şimdi anlıyorsunuz herhalde burayı.

Dedim ya demin haberi postacıdan alacağım.

Evet.

Hele can boğaza dayandığı zaman o vakit siz bakar durursunuz diyorum.

Adam ölüyor. Çaresi yok. Döndüresin.

Vakit saat gelmiş.

Yapacak hiçbir şey yok. Çaresiz. Bakıp duruyorsun.

Bak şimdi ne diyor orada. O anda. O anda biz ona sizden daha yakınız. Ama görmezsiniz diyor.

Beden görecek.

Allahu Teâlâ insanı yarattı ruh, nefis ve can bedene bürünmeden onu dünyaya gönderseydi, ruh, nefis ve can olarak görünemeyecekti. Ette kemiğe büründü, zahiren bu aleme gönderdi. Zahir alemde yaptıklarımızdan emri hak baki olduğu zaman bedeni bırakacağız. Yine ruh, nefis ve can olarak gideceğiz. Tekrar ahiret aleminde dirildiğimiz zaman ruh, nefis ve can berzahtan gelecek. Bedenlerimiz topraktan otlar gibi çıkacak. Siz bir sürücüyle benim huzuruma geldiğiniz zaman diyor. Sürücü, ruh bedene söylüyor bunu. Siz bir sürücüyle benim huzuruma geldiğiniz zaman bizim ağzımızı susturup ayaklarımızı bağlayıp ellerimizi konuşturacak şehadet bittikten sonra ruhun üzerindeki şehadet bittikten sonra ikinci kez beden ölecek biz sizi iki kez diriltir iki kez öldürür diyor işte birinci diriliş burada birinci ölüm burada ikinci diriliş ahiret aleminde ikinci ölüm beden orada işte ondan sonra dönüyor ruha diyor ki Allahu Teâlâ siz ilk ölüm acısından başka ölüm acısı tatmazsınız. İşte hesap başlıyor ondan sonra.

Evet.

Elbette ki Allah daha yakın.

O an da biz ona sizden daha yakınız. Ama siz görmezsiniz. Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz diyor.

Yahudiler ne diyor? bize üç günden fazla ceza dokunmaz. Allahu Teâlâ da diyor ki madem ki öyle, öyle mi işte diyor. Üç gün cezayı gör o zaman cennette zevk-i sefayla yaşa. Evet. Önce de cevap veriyor ona.

Madem ki cezayı görmeyecek misiniz onu yani canı geri çevirsenize şayet iddianızda doğruysanız diyor. hadi canı geri çevir buna yaratılmışların hiçbirisi muktedir değildir çünkü Allah'ın emri vardır bütün nefisler ölümü tadacak dönüşünüz banadır diyor bu bakımdan eğer o çıkacak canı geri çevirecek olan birisi varsa o da yoktan var edecek bir kudrete sahip olan birisi yapar. O da Allah'tır. Fakat Allah'tan da bir söz vaki oldu. Ne dedi? Bütün nefisler ölecek. Göklerin ve yerin mirası Allah'a kalacak.

Herkes bu alemde fani. Bir misafirhanede bir misafirhanede iki hapis içerisinde birinci hapsi beden ikinci hapishane dünya ne zaman ki insan ölümü tadar bedenden de kurtulur dünyadan da işte o zaman eğer Allah'a güzel bir ahit verdiyse özgürlüğünü kazandı cenneti kazandı özgür insan o zaman hürriyetini kazanacak daha hürriyetimiz elimizde değil boynumuzda boyunduruk var ama eğer cehennemi kazandıysa burada da esir orada da esir burada da özgür değil orada da özgür değil evet insan ayetleri okuyup okuyup geçiyor ama manalarını idrak edemiyor nedir, neyin peşidir bak onu canı geri çevirseniz ya şayet aklınızda iddianızda doğruysanız fakat ölen kişi Allah'a yakın olanlardan ise şimdi benim anlattığımı burada söylüyor ona rahatlık güzel rızık ve Naim cenneti vardır (?) diyor işte hürriyetini aldı ölüm yokluk demek değildir.

Ölüm çift hapishaneden kurtulmak. Evet Allah deyip gidersen.

Gayrimüslim gibi değil. O da Allah diyor. Ama La İlahe İllallah demiyor. O Allah'ı biliyor. Ama o oğlu hatunla Allah biliyor. (?) Evet.

Eğer o sağdakilerden ise ey sağdaki sana selam olsun. Ve ashab-ı meymeneti ma ashab-ı meymenet. Sağdakiler ne mutludurlar onlar diyor.

O Allah'ın dediklerini yerine getirmiş. Rabbini Rabbi olarak bilmiş. Ona itaatsizlikler bulunmamış. Edeb ve adabıyla onun zatına yakın bir şekilde hayatını sürdürmüş, elbette ki Allah'ın rahmetine kavuşmuş. Şimdi ben seni çok sevsem, seni çok sevsem sen de bazı yüz kızartıcı işler yapsan seni bana şikayet etseler üzülürüm işte Allahu Teâlâ da insanı o kadar sever ki onların kötü yolda gitmelerine hakikaten üzülür ister ki dönsünler de tövbe etsinler de ben onları bağışlayayım ama insan nefsani duyguların peşinde şan ve şöhretin peşinde Allah'ın yarattığı şu çöplük dünyaya gözünü dikmiş arkasını Allah'a dönmüş parlayan at gibi dünyada dolaşıp duruyor ama yalancı sapıklardan ise işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

Bu iki ayetleri deminki verdiğim sözde o iki saniye iki hapishane, iki (?) özgürlük onların anı alır zaten.

Ve onun sonu cehenneme atılmaktır diyor. Şimdi akıllı insan kim? Dünyayı çok kazanıp zengin olan değil.

Akıllı insan yaratıldığını bilen, yaratanını tanıyan insandır.

Bu akıllı insan. Burada da ne diyor? Ve onun sonu cehenneme atılmaktır. O insan akıllıysa, dünyayı kazandıysa ve gurur, kibir, şan, şöhret, benlik, azametle, dünya hevasıyla döşenmişse, Allah'a da sırtını dönmüşse,

bu insan akıllı mıdır? Buranın bin yılı, ahiretin bir günü gibi, burada ömrü boyunda bir buçuk saatlik bir hayat yaşayıp, ebedi sonsuz bir hayatını zindana çeviren, azaba çeviren insan akıllı mıdır? Efsis değil mi? (?)

Bu akıl neresinde?

Ama Allah o öyle bir Allah ki seni dünyaya gönderdim ama seni bedene bürüdüm ama çalış diyor hem kendini ispatla hem ye iç helalinden diyor bana şükret bunu yaparsan ben seni seni memnun edeceğim. Memnun. Senin aklına gelmedik hayallerle seni yaşatacak. Sana çalışma demiyor, para kazanma demiyor.

Ama zamanımızın insanları parayı bulunca Allah'ı unutuyor.

Sırtını paraya dayıyor.

Ya şu alem hep senin olsa adam benim diyor. Bunun zerresi bile senin değil. Zerresi bile senin değil. Bu alem hep senin olsa bu alemden de bir sorumluluğun meydana gelir. Çünkü alemin sahibi Allah. Ne diyor? Bütün nefisler ölümü tadacak. Göklerin ve yerin mirası Allah'a kalacak. Eğer alem senin olmuş olsa, ayet-i kerimede şöyle söylüyor Allahu Teâlâ Yoksa siz dünyadan bir zerreye mi sahipsiniz? Öyle olsaydı size dünyanızdan bir çekirdeğin, bir prizin çekirdeği kadar hiçbir şey (?) verilmezdi. Ya. Eğer sen dünyada kendi başına yoktan bir zerreye mi yarattın? O zaman diyor, kendi işini kendin görür, ben de sana hiçbir şey vermezdim.

O zaman sen neye sahipsin? Söyle. Hangi mal senin? Hep emanet.

Evet.

Şurayı okumadan mı geçtik Ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti verdik Eğer o sağdakilerden ise Ey sağdaki sana selam olsun Bu ev söylemedik (?) herhalde Değil mi? Ey sağdaki sana selam olsun Kim? Allah seni selamlıyor Ahiret aleminde boş bir kelam da yok sana selam olsun selamün aleyküm de diyebilir selamün aleyküm demek Allah'ın rahmeti senin üzerine olsun demek o rahmete erişmiş artık rahmet yok orada sana selam olsun diyor selam orada cennette birbirimize selam deyip duracağız yani sen burada selimsin diyor eminsin burada

şüphesiz ki bu kesin gerçektir diyor bu olaylar kesin bir gerçek çünkü hiçbir şey yoktan var olmaz var olan da yok olmaz bunu insan üzerinden söyler insan yoktan var olmadı onu yaratan var vardan da yok olmaz ölüm yokluk değildir onun öyle bir hücresi var ki ne çürür ne kaybolur. Ahirette dirilir. Hesabı gördükten sonra o tekrar orada ölür. İşte ondan sonra ruh kalır. İşte ölümsüzdür.

Öyleyse ulu Rabbinin adını tenzih et.

Subhane Rabbiyel Azim.

Allahu Ekber. En büyük Allah. Ondan başka gidecek yerimiz de yok. Ondan başka sahibimiz de yok. Ondan başka sığınacak hiçbir yerimiz de yok. Evet.

Önemli soru var zaten değil mi? Yok efendim.

Evet. Öyle. Saat iki olmuş ya işte sekiz olmuş.

Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun. Lillahi Teâlâ Fatiha.

Amin.