07.02.2026 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Bu ayın sırtındaki bir şeretten bahsedeceğiz şimdi. (?)
Soru çok yazdı. Çok soru var.
Buradan da başlıyor.
Bakara suresi 198. ayet-i kerimesi misafir evladımız der ki hidayet et diye geçiyor aklıma buna göre gayrimüslimler niye bize hidayet etmedi der mi diye düşündüm yanlış mı anlıyorum diyor Rabbinizden bir rızık talep etmeniz sizin üzerinizde bir günah değildir diyor doğru Allah'ım rızkımı bollaştır Allah'ım ümmet-i Muhammed'in rızkını da kimseyi derde bırakmadan onların kaderleri içerisinde rızıklarını bol bol ihsan eyle böyle dua etmede bir şey yok hem ümmetine yani kardeşlerine Müslüman kardeşlerine hem kendine Arafat'tan geri döndüğünüz zaman Allahu Teâlâ'yı Meş'ar-i Haram namındaki yerde zikrediniz diyor.
O size nasıl hidayet ettiyse siz de onu öleceğini (?) şüphe yok ki siz bundan evvel hayrette kalmış (?) kimselerden idiniz diyor. Şimdi o size nasıl hidayet ettiyse kime hitap ediyor burada?
Hacılara. Oraya gelmiş. Meş'ar-i Haram'da Allahu Teâlâ'ya duada bulunuyor. O size nasıl hidayet etti? Sen onun emrine tabi oldun. Gittin hacca. Hacca gittiğin zaman Rabbimizin dediklerini yerine getiriyorsun senin günahlarını bağışlıyor hidayete ediliyor burada gayrimüslim beni niye hidayete edilmedi diyemez hacca gitmeyen de benim günahlarımı niye affetmedi diyemez Allah'ın emrine gitmişsin oraya çağırmış gel diyor burada ben seni temizleyeceğim diyor. Sen de temizlenmek için gitmişsin.
Bu temizlenme bedeni temizlenme değil. Günahlarından temizlenme.
Ama bu temizlenmeyi insanlar bedeni zannediyorlar. Cennetin kapısında bir göl icat ediyorlar. Ondan sonra orada yıkayıp melekler içeri girdiği zaman cennete tertemiz geldin diyor. Tertemizin manasını da anlamıyorlar.
Evet. Misafir evladım. Bak bir de bakalım. Arafat'tan geri döndüğünüz zaman diyor. Arafat'tan. Oradan geri döndüğün zaman.
Allahu Teâlâ Meş'ar-i Haram namındaki yerde zikredin diyor. Orada zikredin onu. O size nasıl hidayet ettiyse. Seni çağırdı. Seni çağırdı gittin oraya. (?) Sana bir hidayet etti. Yani Rahmi'nin günahlarını siliyor seni. (?) Seni tertemiz anandan doğmuş gibi geçmiş gibi günahlarını affediyor. Hocam bu nasıl olur? Ben haram da yedim. Birini şimdi de dolandırdım. Bu nasıl olacak bu iş şimdi? Hani haramı affetmiyordun. Alemlerin sahibi bu. Senin o kişi üzerinde ne kadar haramın günahı varsa o kişiye o kadar sevap veriyor ve seni tertemiz yapıyor. Tertemiz. Bak ne diyor? Tertemiz olduğunuz kelamının manası nedir?
Anandan yeni doğmuş gibisin diyor.
Bu adama da ne mutlu. Senin gibi bir insanı dolandırmış da seni dolandırmış da kaderinde de böyle beleşek olmak varmış. (?)
Sen de trafya tanıyorsun. (?) Evet. Evet.
Ama siz de bu şekilde olup beni de dolandırsınlar ben de cevaplarım demeyin. (?)
Reseme misafir kitap gönderilen dört peygamber dışında bazı peygamberlere (?) sahifeler verildiği söyleniyor. Örneğin Hazreti Adem, Hazreti Şit, Hazreti İdris veya Hazreti İbrahim sahifeler verildiği söyleniyor. Anladığım kadarıyla kitap kadar değil birkaç sayfadan bahsediliyor. Bu doğru mu efendim?
Allahu Teâlâ her devre insanların anlayacağı şekilde bazılarına kitap bazılarına da yani böyle sahifeler vermiştir. Onlar onları anlatmışlardır. Çünkü insanların akıl kapasiteleri daha gelişmemiş. Efendim kemale bulmamış yani akıl duruma göre medeniyet ilerlememiş. Daha dört tekeri daha bulamamış insanlar. Bu şekilde Allahu Teâlâ onlara yapacağı vazifeleri kolaylaştırmak için bazılarına kitap bile göndermeden emirlerini göndermiş. Bazılarına da sayfalar göndermiş. Sayfalar sonradan toplanmış bir kitap olmuş. O sayfalar kitapların içerisinde. Kitaplar da o sayfalarla beraber. Neye göre söylüyoruz bunu?
Ben evvelde ne dediysem ahirette de odur diyor. Ebedde de odur. Öyleyse evvelde söylediğini kişilerin kaldıracağı şekilde söylüyor sonra akıl devrelere girdikçe girdikçe daha insanlar medeniyete yahut da içtimai hayatta biraz daha ayak uydurabilmesi için kendilerini geliştirdikleri için içtimai hayatlarının yükseldiği zaman da onların da anlayacağı şekilde kitaplar gönderiyor. yahut da aynı ayetlerin biraz daha ağırını, yükseğini söylüyor. En son dört kitap Kur'an-ı Kerim'de hepsini Kur'an-ı Kerim'de topluyor ve bütün insanlara akıllar tam devreye girdiği için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'de alemlere rahmet gönderip Kur'an'ı da alemlere bir ışık ve nur olarak gönderiyor.
Evet. Doğrudur.
ne diyor burası değil ben yaptık burası değil mi burası Selamün aleyküm efendim diye bazı insanlar çocuklara Muhammed ismini koymaya koymayın. Ağır olur diyorlar. Doğru mudur efendim? Bir de direkt Kur'an'da geçen Yasin ve Taha gibi mukattaa ayetlerin de çocuklara isim olarak koyulmasında sakınca var mıdır? Bunu yapmak ağır mı oluyor? Şimdi bunlar hep insanın aklına göre söyledikleri kelamlar. Onu yapma ağır gelir. Bunu yapma ağır gelir. Neye göre söylüyor buna ağır gelir. İnsanın kaderinde kafirlik varsa kafir olacak. Eğer Allah'a inat ettiyse. (?) Eğer Allahu Teâlâ'ya İslam sözü verdiyse İslam olacak.
Kaderinde efendim nefs-i emmareyi yaşamak varsa nefs-i emmareyi yaşayacak. Kaderinde nefs-i levvameyi yaşayacak varsa onun nefs-i levvameyi yaşayacak. Allahu Teâlâ'ya ne ahit verdiyse o dünyada bozulmaz. O kaderini yaşayacak. Anası ne bilsin ki buna ağır gelir, bu buna ağır gelir. Onun lafları bunlar. Ayetleri bilmedikleri için konuştukları kelamlar. Evet. Onların manasını bilseler hani manaya göre o manaya gelir de bu bakımdan da bu yani şirk olur gibi konuşsalar neyse.
Mesela Ahmet ismi çok değil mi? Herkeste Ahmet ismi var. Halbuki Resulullah Efendimiz ismi Ahmet. İlk Ahmet geçiyor. Sonra Muhammed. sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ismi ve yalnız iki ismi yok ki birçok isimleri var ne güzel onu anmak, onunla nolmak o ismi (?) taşımak mesela benim isim Metin Allah'ın ismi de Metin, el-Metin ağır mı gelir hikaye hep bunlar batıl kelimeler Selamün aleyküm efendim. Kur'an okumayı bitirdikten sonra sadaka sadakallahül azim (?) diyoruz. Meal okurken de bitirdiğimiz zaman sadakallahül azim denebilir mi?
Meal de Kur'an'ın kendisi değil mi? Mesela dedik bitirdik sadakallahül azim. Ne demek bu sadakallahül azim? Rabbim ne güzel ne doğru söyledi diyor. Türkçe'de mealdir de diyorsun ki efendim biz bir Kur'an'ı dağlara indirseydik karşılığı efendim o bunu kabullenmezdi. Ona ağır gelirdi. Sadakallahülazim. (?) Bu da Türkçe meali onun karşılığı.
Ha Arapça söylemişsin ha Türkçe söylemişsin.
Ama bir ayette manayı tamamlaman lazım. Yanımsız olarsan olmaz. (?)
Misafir der ki Enfal 29. ayette. Eğer Allah'tan korkarsanız o size iyiyle kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir. Diyor. Aklıma o zaman kafirlere iyiyle kötüyü ayırt edecek bir akıl verilmemiş mi diye bir düşünce geliyor. Bu doğru mudur diyor.
Şimdi Enfal suresinin kaçıncı ayeti? 29. Bakalım şimdi Enfal'i. Burada 80. sayfada 337'ye geldim.
131 197 Enfal 29 29. ayet Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız o size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir. Suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük gücü sahibidir. (?) Şimdi sen buradan ne anlıyorsun? kafirlere akıl vermemiş mi diyorsun değil mi ne diyor burada o size iyiyle kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir diyor aklıma o zaman kafirlere iyi kötü ayırt edecek bir akıl vermemiş mi diyor halbuki burada ayırım yapmıyor ki kafirleri bütün insanlarla hitap ediyor burada kim aklını kullanıyor burada kim isen ediyor aklını kullanan (?) Lahut aleminde ben sizin Rabbinizim dediği zaman orada evet diyenler Rabbimsin deyip A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesinde ahitleştiği zaman insan evet sen benim Rabbimsin deyip oradaki arzu ve isteğini kendisine kader olarak yazdıran insan.
Öbürü de hala daha inat edip sen benim Rabbim değilsin benim başka bir düşüncem var veyahut da başka bir ilaha tahil (?) ediyorum deyip Allah'a isyan ederek orada kaderini yazdıran var. Şimdi bu insan aklını kullanmış mı? Aklı kullanmak ne demek? Allahu Teâlâ Allahu Teâlâ'nın da ruhlarımızı yaratıyor. İlk hep birden can verince ruhlarımız ayılır ayılmaz. Allahu Teâlâ ben sizin Rabbinizim diyor. Orada üç bölüğe ayrılıyor. Yani inkarcılar, sağcılar, solcular bir de mukarrebun sınıfı. Buraları bilirsen bu ayeti çok güzel anlarsın. Zamanında inkar eden insanlar, dünya geldiği zaman da aklını kullanmayan insanlar.
Müslümanlar da dünya geldiği zaman aklını kullanan insanlar. Şimdi bir Müslüman bir Müslümana cahil diyemezsin. Çünkü o Müslüman kelime-i şehadet getirmiş, Rabbini tanımış. Ama kafirler hala cehalet içerisindeler.
Bu kadar ilimleri var. Sen bunlara nasıl cahil diyorsan Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de evvela İkra diye oku. Arkasından bismi rabbikellezi Allah'ın adıyla oku diyor. Sen Allah'ın yarattığı ilimle haşir meşir olmuşsun ama Allah'ı tanımamışsın. Bu cehaletin kendisi değil mi? Dünya'ya gelmişsin, yiyip içiyorsun. Allahu Teâlâ'nın verdiği rızıklarla efendim zevki sefa yapıyorsun. Ama ahiret aleminde ebedi cehennem hayatına maruz kalacağını efendim tahayyül edemezsen bu cehalet değil midir?
Onun için aklını kullananlar, Müslümanlar, Allahu Teâlâ'yı bilenler, Zaten Allahu Teâlâ da ne diyor? Aklınızı kullanırsanız, burada kafirlere de hitap ediyor. Sen de kullan aklını diyor. Ama o orada inat etmiş, ahdini öyle vermiş. Burada da o şekilde yaşayacak, o şekilde gidecek. Çünkü mührü yemiş. Eğer kafir olarak mühürlettiyse kendisini.
Buralar biraz daha derine gider. Sana bu kadar yeter.
Efendim geçtiğimiz derste bir ayette Allah'ın canı çıkışa kelamını (?) affediyorlardı. Ayette de Ebu Leheb'in iki eli kurusun deniliyor. (?) Bu da bana bununla aynı durumda mıdır diyor. Allahu Teâlâ kimseye beddua etmez.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizle Rabbimiz yetiştirdiği için peygamber de kimseye beddua etmez ama Allah hakikati konuşur o hakikat nedir Ebu Leheb peygamber efendimize tokat attığı için onun da eli kuruyacağından dolayı bir hastalık geçirecek eli kuruyacak ve o tokatın karşılığı Ebu Leheb'in eli kurusun diyor. Yani o hastalıktan dolayı o eli kuruyacak onun. Karısı da odun hamalı. Bak Allahu Teâlâ kendiliğinden söylemiyor bunu. Neye göre söylüyor? Onların Allah'a isyanından dolayı ahiret aleminde çekeceği cezanın dünyadaki ispatını söylüyor. Kelamını söylüyor. Haber veriyor ona daha dünyadayken.
onların dönmeyeceğini biliyor cezasını da biliyor neye göre şimdi söylüyoruz bunu nereden biliyor Taha suresinin 134. ayet-i kerimesi ne güzel açık her şey onda A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesi her şey açık orada onları diyor yani kafirleri dünyaya göndermeden evvela bir bir azapla helak etseydik şöyle söylerdiniz diyor bize peygamberlerle kitapı görülseydin şu aşağıdaki hüsveyle (?) düşmeseydik halbuki Allahu Teâlâ biliyor biz sizi cehennemiz sen de cehennemiz sen (?) de cennetliksin verdiğin ahde göre buralara hep ahde girer buraları karıştırırsan altından kalkamazsın şeytanın sana verdiği iğvanın peşine düşer kendini perişan edersin buralara gelebilmen için güzel bir ilme sahibi sahip olman lazım Kur'an-ı Enbiya Suresi 48. ayette andolsun. (?) Biz Musa ve Harun'a Furkan'ı verdik.
Deniliyor. Bunun üzerine Hz. Musa'ya Tevrat verildiğinden dolayı Furkan'ı Tevrat olarak tahayyül ediyorum. Bunun üzerine Hz. Musa'ya Tevrat verildiğinden dolayı Furkan'ı Tevrat olarak tahayyül ediyorum.
Evet. Lakin Âl-i İmran Suresi 4. ayette daha önce de insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat ve İncil'i ve Furkan'ı indirmiştir diye geçiyor. Bu sefer ise daha önce dediğinden dolayı Kur'an'dan önceki kitapların kastedildiğini ve Tevrat ve İncil ayette direk geçtiği için Furkan Zebur olarak düşünüyorum.
Misafir biraz azıcık düşünsen bunu bulursun. Bak ne dedik daha evvel. Allahu Teâlâ ben evvelde ne dediysem ebedde odur diyor. Tevrat'ta, Zebur'da, İncil'de hepsi Kur'an'dan ayetlerdir. Ve ondan sonra alemlere Kur'an'ı dört kitap olarak gönderiyor. İlk Adem'den başlamış konuşmaya Furkan demiş. En son gönderdiği kitaba Furkan demiş. Aynı ayetlerin daha geniş geniş açılışları insanların durumlarına göre. Allah Kur'an'ın dışında konuşmamış. İndimizde bir kitap var ki levh-i mahfuzda mahfuzdur ondan sonra da ne bir ilave ne bir eksiklik yapılır diyor. Buna göre Allahu Teâlâ'nın tüm konuşması hepsi Kur'an'ın içerisinde.
Bir de son olarak başka bir ayette, Furkan Suresi birinci ayette, o zatın ki Furkan'ı kulu üzerine indirdi ki bütün alemlere bir sakındırıcı olsun deniliyor. Sizin tefsirinizden okuduğuma göre bu ayetteki Furkan kelamı ise Kur'an-ı Kerim'i kast ediyor. Şimdi de onu söylüyordum zaten. Başka bir şey söylemedim.
Farklı farklı ayetlerde başka kitapları kastediyor. Furkan nedir efendim? Allah razı olsun.
Ben hepsini söylerim şimdi buradan. Bu seraplarını konuşmalarını daha okumadan buradan hepsini cevaplamış oldum. (?) Furkan zikir de dersin, Kur'an da dersin. Her kitaba. Allahu Teâlâ'nın gönderdiği kitaplarına. Hepsi de en son Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz de hepsini topladı, Kur'an'da gönderdi. Kur'an da Kur'an, Zebur da Kur'an, Tevrat da Kur'an. Çünkü indimizde bir kitap var ki levh-i mahfuzda mahfuzdur. Ona sonradan ne bir ilave, ne bir eksiklik yapılır diyor. Demek ki hepsi Kur'an'dan anlatılmış. Evet. Zamana göre, kitaplara göre isim söylemiş Allahu Teâlâ.
Âl-i İmran Suresi 12. ayette Şekerede Resulün inkar edenlere de ki, yakında mağlup (?) olacaksınız ve cehenneme sürüleceksiniz deniliyor. Burada mağlup olacakları bahsedilen kafir ordularından sonradan Müslüman olup dönecekler yok mu? Direkt cehenneme sürüleceksiniz diye geçiyor. Yanlış mı düşünüyorum efendim? Şimdi, bir Müslüman ordusuyla bir kafir ordusu karşı karşıya gelse, bunlar birbirleriyle çatışsa, kafir ölüsüne leş denir.
Müslümanın ölüsüne şehit denir. İkisi bir mi şimdi? Değişti. (?) Evet.
bunların evvelde vermiş oldukları Allahu Teâlâ'ya ahitlerinden dolayı İslam'a hücum etmesi İslam'ı yok etmesi bunların gayeleri Allah'a kin duyduklarından dolayı onun dinini de ortadan kaldırmak için yarışmaları ama onlar ne kadar yarışırsa yarışsın onlar ağızlarını sürmeleriyle Allah'ın nurunu (?) söndüreceklerini mi zannettiler? Allah nurunu kıyamete kadar devam ettirecek. Kimisi de tamamlayacak diyor. (?) Din tamamlanmıştır. İnne'd-dîne indallahi'l-İslâm. Ancak devam edecek. Hurafeler var, hurafeler çıkacak. Allahu Teâlâ hurafeleri çıkartmak için alimleri yetiştirir. Ve o Kur'an'a giren hurafeleri çıkarttırır.
Ve bu duymadığım kelimesi yok. (?) Biz duyurmadığımız nesilden kimseyi hesaba çekmeyiz diyor.
Bir dua arz edecektim. Beyza adında bir kız kardeşimiz var. Tesettüre girmişti ama yaşı genç olup okul çevresinde etkileyerek tesettürü çıkardı. Annesi ve babası çok üzülüyor. Sizden dua buyurmanızı rica ettiler. Ellerinizden öperim diyor. Şimdi dua edeceğiz tabi. Yalnız ona değil. Allahu Teâlâ bu alemde yaşadığımız zamanda insanların soyunup çıplak duruma gelip çıplaklara imrenildiği için erkeklerin (?) de kabahatleri çıplaklarla evlendikleri için başlarını da zaten sıkıntı alıyorlar ya 3 ay sonra 5 ay sonra ayrılığa gidip iftar perhanında çektiriyorlar. (?) Bu durumda milletin de anadan babadan görse bile kendi ahdinin karşılığında ne ahit derdi bilemezsin. (?) Ancak nasıl bileceksin ahdinin güzel olup olmadığını yaşadığı hayatta, yapmış olduğu istişarelerde. Ama insan yanılmış olabilir.
Yahut da onlara imrenmiş olabilir. Kaderinde iyilik var da kötülük kötü bir ortamda onlara uymuş olabilir. Bu da insanın cehalet derecesini gösterir. (?) Dua ederiz. Allah'ım sen zatına ibadet kullarını koru. Zatını bilen insanlara yardım et.
Bu zamanda açılıp saçılanlara merhametinle onlara güzel bir hakkı tanıtmayı nasip eyle. Dua edersin yerine göre. Onun kaderinde varsa döner. Yoksa şöyle bir şey söylerler. Ya falanca dua et de tuttu be. Onun kaderinde varmış da tuttu. E hocam o zaman hiç dua etmeyelim. Sizin diye dualarınız olmasa biz sizi ne yapalım diyor. E şimdi dualar terse düştü. Demin dedin ki böyle böyle kaderi varsa o zaman o kaderini yaşayacak. Efendim biz de hiç dua etmeyelim kaderi yaşamış olsun. Şimdi kaderini yaşayacak da biraz da sen de bir sevabı alacaksın. Nasıl sevabı alacaksın? Bakıyorsun ki insanlar sapıtmış gidiyor.
Allah'ım sen bunlara hidayet ver. Sen bunları ıslah eyle. Bak ne güzel dua ediyorsun. Olmayacaksa niye boşuna konuşuyorsun? Haa. Boşuna konuşmuyorsun. Kabul olmayacak dua yok. Eğer onun kaderinin dışındaysa o kabul olmaz. Ama sen sevap alırsın. Neye? Ahiret aleminde sen bakacaksın ki birçok sevaplar var. Sen Rabbimize diyeceksin ki Rabbim ben bunları işlemedim. Bu nedir? Sen zamanında dua ettin. Benim yarattığım kullarıma. Ama onun kaderinde bu yoktu. Onun için biz ona senin yapmış olduğun duanın karşılığını göstermedik, vermedik. Bugün sen ona sabrınla yapmış olduğun duanın sabretmenle bu sevapları sen kazandın diyecek. Sen benim için yarattığım kullarıma rahmetinle muamele ettin diye onlara sevap verecek.
Onun için dua ediyoruz. Dua ne kadar fazla edersek sevabımız da o kadar olur. Niyet bu kadar fazla sevap olur. Çünkü duamız hep kullarını Allah'ın kullarını Allah'a yönlendirmek için duamız. E bunu da yapan bir insana Allahu Teâlâ elbette ki sevap verecek. Onun derecesini yükseltecek. Evet.
Andolsun ki size sen öldürmek için bana elini uzatsan bile ben sana öldürmek (?) için el uzatacak değilim diyor. Bunu Habil'le Kabil arası herhalde bunlar. Evet. Orada söylüyor. Ben alemlerin Rabb'i olan Allah'tan korkarım. Habil ile Kabil'in olayını anlatıyor. Benim anlamadığım iki husus var. Bir, Hazreti Habil'in bedenini de canını da kendisine Allah'ın emaneti, canını alan Allah için koruyabilirdi. Bu davranışın hikmetini anlatır mısınız? Bizim dinimizde büyüklere itaat vardır. Bu itaat bizim dinimizin esasıdır.
Kıyamet alametlerinden bir tanesi zaman gelecek çocuklar anne babaya isyan edecek diyor. Hazreti İbrahim'in Hazreti İsmail'i götürdüğü zaman canını hiç korumak için müdahalede bulunmuyor. Ayrıyeten babasına diyor ki baba ellerimi arkadan bağla.
Oğlum bana asi mi olacaksın diyor. (?) Yok babacığım diyor. Canım yanarken belki diyor çırpınırım. Elim senin bir yerine değer de incinirsin. Onun için diyor benim ellerimi arkadan bağla. Sen şimdi bu çocukları yani bu ayetteki bu Allah'ın emrini bu zamanın çocuklarla mı kıyaslıyorsun? Bu da bu zamanın çocukları bitmiş artık. Çok nadir.
İkincisi efendim siz tefsirde anlatırken Hz. Habil'in bu davranışını Hz. İsmail'in teslim olmasını anımsamışsınız. Büyüklere itaat hususunda. Hz. İsmail Allah'ın emri doğrultusunda hareket ediyor. Hz. Habil'in ise kötülükle imtihan oluyor. Hz. Habil'in ise imtihan oluyor. Bu durumda da itaat edilir mi diyor. Şimdi burada yanlış bir kelamım var. Hazreti İsmail'in teslim olmasını anımsamışsınız. Büyüklere itaat hususunda Hazreti İsmail Allah'ın emrine doğrultusunda hareket ediyor. Evet, Allah'ın emrinin doğrultusunda. Allahu Teâlâ da ne diyor?
Büyüklerinize itaat edin.
Onların yaşlılıkları sizin yanınızda geçtiği zaman onlara öf bile demeyin diyor. Şimdi burada Hazreti Habil'in ise kötülükle imtihan oluyor. Bu durumda da itaat edilir mi? Herhalde şurayı anlayamadım. Hazreti Kabil, Allahu Teâlâ onu sen bunu öldür de bununla imtihan mı ol diyor. O Allah'ın emrini tanımamasından dolayı nefsini ilahlaştırdığı için Allah'ı tanımadığından dolayı Allah'ın emrinin dışında hareket ediyor. Eğer o Allah'ın emrine itaat etmiş olsaydı bir canı kurtaran bütün canları kurtarmış gibidir dediği ayet-i kerimesine göre kardeşine elini kaldırmazdı. Ona verilen emanete ihanetlik etmezdi.
O zamanında ihaneti yemiş. Nerede? Elestü bi-Rabbiküm hitabında. Yani A'raf suresinin ve iz ehaze rabbüke min benî Âdeme min zuhûrihim ve eşhedehüm alâ enfüsihim (?) Elestü bi-Rabbiküm ayet-i kerimesinde. Orada damgayı yemiş. (?) itaatsizliğinde yanlış kelamda bulunduysa özür dilerim yok yanlış kelamda niye bulunacaksın bilmediğini söylüyorsun tabi ki söyleyeceksin yanlış yanlış kelam olsa niye buraya yazacaksın evet çok huzur çordum Allah (?) sizden razı olsun ve hareketlerinizden öperim diyor Selamün aleyküm efendim (?) peygamberler ilham da gelir mi peygamberlere ilham da gelir mi yoksa peygamberlerde sadece vahiy mi gelir peki peygambere o vahyin manasını bildirmesi Allahu Teâlâ nasıl o peygamber onun manalarını kolaylaştırıp da insanlara anlatacak şu ayet umumadır şimdi söylüyorum ona biz kime ilim verirsek ona hikmet veririz diyor vahiy bir ilimdir ve ona çok hikmet verilir diyor.
Hikmet ayetlerin sonunun nereye varacağını bilmek. Ve kime hikmet verilmişse çok hayır verilmiştir diyor. İşte insanlara hep hayrı anlatmak. Ayetlerle, ilimlerle, peygamberler de aynı işi yapmıyor mu? Evet.
Burada, hocam, Kalbime vesvese gelince estağfurullah el-azim zikrini çekip Allah'a sığınsam da vesveseden kurtulamıyorum. Ve kalbime böyle kötü düşüncelerden de Rabbime karşı çok mahcup oluyorum. Vesveseden kalbimizi en güzel nasıl muhafaza edebiliriz? Mübarek ellerinizden öperim diyor. Estağfurullah el-azim diyorsun ya. Buna devam et. Ne diyeceksin? Estağfurullah el-azim estağfurullah el-azim estağfurullah el-azim dördüncü defada estağfurullah el-azim, el-kerim, el-rahim, ellezi la ilahe illa hüvel hayyül kayyum (?) ve etubü ileyh. Buna devam et böyle. Birkaç zaman sonra birkaç zaman sonra bakmışsın ki onu unutmuşsun, gitmişsin.
Bunu yalnız bir defa söylemek de olmaz. Buna devam edeceksin.
Selamün aleyküm efendim. Ali İmran 77 ayette Allahu Teâlâ'nın insanlara ahde olan hakkı bulmaları için gösterdiği doğru yolu ve yeminlerini bir bedel karşılığı değiştirenlere gelince işte bunların ahirette bir payı yoktur diye geçiyor. Sizden öğrendiğimize göre kimse Allah'a olan yeminlerini yani ahitlerini değiştirmez. Bu ayetin meal dipnot kitaplarında hatalı meal olarak işaretlenmemiş. Lakin bu ayetin tefsirinde bu açılışın hatalı olduğunu yazmışsınız. Şimdi bak burada şöyle bir şey var.
Allahu Teâlâ insanlara ahde olan hakkı bulmaları için gösterdiği doğru yolu ve yeminlerini bir bedel karşılığı değiştirenlere gelince bu ahdini kastetmiyor. Dünyada Müslüman da olsa yemin eder, yemini hafife alır. Hafife aldığı zaman Allahu Teâlâ'yı eğlenceye almış olur.
Burada kasıt bu. İşte bunların ahirette bir payı yoktur diyor. Yani bunlar sapıtmışlar. Ama bir Müslüman yemin etse, yeminini yerine getirir. Ne diyor? Allah'ım benim şu işim olursa bir kurban keseceğim. Kesiyor ya. Adak adadı ya. Kurbanı kesiyor. Vallahi de billahi de ben şunu şöyle yapacağım. Allah'ın adıyla yemin ediyorsun. Ondan sonra ya ben şaka yaptım sana ya falan. Hani Allah'ın adıyla yemin edip şakaya aldığın zaman elbette ki Sen Allah'a sırtını dönmüşsün, onun kelamını hafife almışsın, ondan korkmuyorsun, çekinmiyorsun. Dünyada kendi zevki sefanı yahut da kendi gurur ve kibrini tatmin etmek için istediğin gibi konuşuyorsun dünyada.
Allah seni istediğin gibi konuşman için mi yarattı? İnsanı en şerefli yarattı. İzzet ve şeref arıyorsan Allah'ın yanındadır diyor. insanın şerefliliği verdiği sözü yerine getirmesi, yeminlerine sadakat göstermesi, (?) insanlara iyilik yapması evet Âl-i İmran 77. ayette bakalım şimdi buraya Âl-i İmran 92 86 şurada bir sefer geri geleceğiz.
Ey ehl-i kitap neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile (?) 77 mi diyor orada? 74 74 77 yanlış değil ki burada. Allah yanlış anlamasın. Allahu Teâlâ'nın insanlara ahde olan hakkı bilmeleri için gösterdiği doğru yolu ve yeminleri bir bedel karşılığı değiştirenlere gelince işte bunların ahirette bir şeyi yoktur. Ve anlat demir gibi. Burada yanlış adım almış ki burası. (?) Doğru.
Selamün aleyküm efendim. Maide suresi 5. ayetin sonunda kim İslami hükümlere inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. O ahirette de ziyana uğrayanlardır diye geçiyor. Bir süre inkarcı olan ve ama sonunda dönüyorlar İslam'a. Bu dönemlerinde mi ameli boşa gidiyor? Şimdi ne diyor burada?
Maide suresi 5. ayeti okuyalım bakalım. Maide suresi Nisa'dan sonra geliyor Maide Nisa Nisa suresi Maide Evet Kaçıncı ayet diyor burada Beşinci ayet Hak ediyor (?) Bugün size temiz ve iyi şeyler helal kılınmıştır Burada Bazı kavimlere Bazı yiyeceklere Allah haram kıldı. Hazreti İsa zamanında da birçok şeyler haramdı. Ben size helal olanı getirdim diyor. Allahu Teâlâ Kur'an'la beraber birçok şeyleri size diyor helal kıldık diyor. Helal kılınmıştır. Ancak üç tane şeyi haram kılmış. Domuz eti, leş ve kan. Bunlar pislik dediği. Ancak ölmeyecek kadar yersin.
Kendilerine kitap verilenlerin Yahudi Hristiyan vesaire gibi yiyeceği size helaldir diyor. Hani onlar efendim cünüptür, pistir, bunların yemekleri yenmez, kestikleri yenmez diye şey yaparsa, bunlar hep haramdır bunlar, hep helala çevrildi. Ve şimdi şöyle bir şey söyleyebilirsin. Ben söyleyeyim senin yerine. Senin aklına gelmez belki. E bu adam diyelim ki bir putuna Allah adına kesiyor. Kesti. Seni de davet etti. Halbuki Allah adına kesilenler, Allah adının dışında putlara kesilenler yenmez. Allah adının dışında kesilenler. Putuna karşına kesti. Seni çağırdı. Sen de yiyorsun. Onun nasıl kestiğini bilmiyorsun.
Kurbanın solduğunu da bilmiyorsun. (?) Sen yemek yerken besmele çekiyor musun?
Besmeleyi çektiyse sana o helal oldu, temizlendi. İşte onun için biz besmeleyi çekeriz. Otururken sofraya Bismillah diye de ağzımıza atarız. Allah'ın adıyla dediğimiz zaman Allah'ın adıyla durur. Ameller niyete bağlı. Evet. Temizlenmiş olur. Bu durumda sizin yiyeceğiniz de onlara helaldir. Mümin kadınlardan hür olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden hür kadınlara da mehirlerini vermeniz şartıyla namuslu olmak zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helaldir kim İslami hükümlere inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir o ahirette de ziyana uğrayanlardandır bak ayetleri çok güzel anlamak lazım burada ne diyor kim İslami hükümlere inanmayı kabul etmezse yani kelime-i şehadet getirmeden ahirete intikale gitmişse intikal etmişse o manada değil mi? Ne diyor?
Kim İslami hükümlere inanmayı kabul etmezse onun ameli boşa gitmiştir. Onların yapmış olduğu tüm hoş iş boşa gitmiştir diyor. Bir ayette de. Şimdi bunu sen sonradan İslam olur diye yaparsan Allahu Teâlâ diyor ki bak İslam olmadan gittiyse diyor. Orada söylüyor. Sen illa da bunu İslam sana da olur dediği zaman öldükten sonra dünyaya gelip de bir daha İslam olacağı yok. Ölen bir insanın bir daha dünyaya gelmesi de yok.
Kim İslami hükümlere inanmayı kabul etmezse kabul etmiyor. Ve o şekilde ahirete gidiyor. Onun ameli boşa gitmiştir. Evet. Ayetleri güzel anlamak lazım.
Allah'a ve Resulüne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız deniliyor kavuşturulasınız kelamıyla iletmek gibi geliyor efendim (?) rahmete kavuşturulasınız deniliyor şimdi burada kavuşursunuz kelamı da olur. Kavuşturulasınız kelamı da olur. Çünkü peygamberler ve sana itaat yahut da İslam'ı sana söyleyenler karşısında sen onların söylediği kelamla İslam'a girersen zaten İslam'da fıtratı İslam fıtratı. Burada kavuşturulmuş olursun yani onun kelamıyla. Ama gene aslında senin kendi fıtratında var bu İslam olma şimdi itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız sen dönersen burada bir manada Allahu Teâlâ'nın rahmetine kavuştursun ben de seni diyor o rahmetin içerisinde rahmete kavuşturulduğun için yani kavuştuğun için benim dediğimi yaptığın için seni cennetime dahil ederim ama bunun en doğru kelamı kesin kelamı kavuşursunuz olması lazım ön (?) kesimi bu. (?) Bu kavuşturulursunuz çeşitli çeşitli manalarla da geliyor.
Ama tek bir kelamla işi bağlarsın. Kavuşursunuz deniliyor. Bu Kur'an'da daha birçok bu şekilde yanlışlıklar var. Çok. Hangisini inceleyeceksin ki bunu yüzyıllar üzerinde incelenmiş bu. Yüzyıllar içerisinde yazılmış. Ve bunun temeli Siyonizme göre yazılmış. Yani bu Kur'an'ın esası değil zaten, onu söylüyoruz.
Efendim, 60 gram bileziğim var. (?) Eşimin de 40 gram altını var. İkimiz de kendi çalışıp kazandığımız parayla altın yaptık. Bizler herkesin altını kendinedir diyorlar. Zekat vereceğiz ama karı koca bir mi sayılır. (?) Ya da herkes kendi zekatından mı sorumludur? Mübarek ellerinizden öperim. Şimdi bak kadının kazandığından kendine bir pay erkeğin kazandığından da kendine bir pay vardır diyor Allahu Teâlâ. Şimdi bu durumda senin paradan ayrı kadının parası ayrı birikiyorsa ikinize de zekat düşmüyor. Ama bir kapta birleştiriyorsanız yani bu ikinizin de 60 gram, 40 gram daha 100 gram geçiyor. 100 gram altınımız var dersen, birleştirmişsen o zaman 82 gramdan üstünü zekat olarak vereceksin.
100 grama, 82 grama kadar muaf, ondan sonra 100 gram altının karşılığını vereceksin. Ama kadın, bu bana ait. Sen de bu kırk gram altın bana ait dediğin zaman zekatın yok.
Fussilet on bir ayet sayfa dört yüz yetmiş altı.
Bakalım şimdi.
Sayfa dört yüz yetmiş altı.
Fussilet. 78 76 11 ayet Sıra 11 Burada Ne diyor? Duman halinde olan göğe yöneldi ona Sonra Duman halinde olana Duman Duman halinde olan göğe yöneldi Ona ve (?) yerküreye isteyerek veya istemeyerek gelin dedi. İkisi de isteyerek geldik dediler. Ne diyor burada? Bunun karşılığı nedir? Ne anlamak istiyor? Gelin dedik. İkisi de isteyerek geldik dediler. Ayetinde isteyerek veya istemeyerek gelin kısmını açıklayabilir misiniz? E çok basit ya. Bunu Allahu Teâlâ'nın yaratma sanatı var. Bize diyor, yaratmak zor gelmez. Şimdi Allahu Teâlâ ilmiyle yarattı. İsteyerek ya istemeyerek. Benim yarattığıma diyor kimse mani olamaz.
Yani yarattığım da diyor, benim yarattığım sahihtir, o gelir. Bunun diyor, hani yaz bozu olmaz, istemeyerek dediği zaman. Bunun yaz bozu olmaz. Ben bir şeye diyor, kün ol dedim zaman yaparım onu, yaratırım. Kesin yani bu. Kesin. Onun için isteyerek veya istemeyerek. Sen ister iste, ister istemez. Ben murat ettim diye burayı yaratacağım. Yaratırım diyor. Yani o kadar kesin. İlminin büyüklüğü, Allahu Teâlâ'nın kudreti, azameti ve maddelere hükmünü geçirmesi. Evet. O ister istesin, ister istemesin. Benim ilmimle bunu yaparım diyor. Yaratırım diyor. İşte. O manası o. Şimdi size bir kelam edeceğim.
Geçen de Eyüp Sultan Hazretlerine gittik, namaz kıldık. Bir de baktım ki imamiyetin üstünde bir tane suret var. (?) Suret. Bakın size burada göstereyim sureti.
Evet. burada suret var görüyorsunuz bunu bu tam mihrabın üstünde
Bu, Üçüncü Selim tarafından yaptırılmış. Üçüncü Selim tarafından.
Bunu birçok zamanlar dile getirmişler.
Bir zaman sonra,
Diyanet bunun üzerine bir levha koymuş. (?)
Size levhayı da burada göstereceğim inşallah.
Onu da yapalım.
Şurada şeyini açalım.
Allah Allah Evet Diyanet bir müddet sonra bunun üstüne burada levha koymuş, kapatmış. Burayı.
Burayı da gördünüz.
Sonra burada şahsın bir tanesi Murat Bardakçı diye birisi tarihçi yazar.
Buna karşı çıkmış.
Burayı onu kaldırmışlar. Yine resim meydana çıkmış. Diyanet artık dayanamamış. Millet sosyal medyada devreye girince onu da kaldırmış.
Şimdi şurada bir yazı var.
Diyorlar ki o papaza benziyor.
Papaza benzediği için bunu resmini Yani kapatalım. İşin mahiyetini söylemiyorlar ama.
Bunu kelime oyunlarıyla kapatmaya çalışıyorlar.
İslamiyet'te surete karşı namaz caiz değildir.
Ona karşı imamın arkasındaki namaz kılanlar da namazı sakıttır.
Ama bilmeyenler ameller niyete bağlı.
Şimdi bunu dinimizde suret bazı suretler odada da olsa o odada o suretlerin üzerini kapatmadan namaz da kılamazsın. Mesela resimler. Suret çünkü. Dinimizde suret memnu diyor. Memnu, yasak. Ancak icap ettiği yerlerde, acil durumlarda kullanabiliyorsun. Mecburiyet karşısında.
Hüviyetinde. Pasaportunda. Paraların üstünde diyor. Ya parayı da kabul etmiyorum ya. Hadi para da kabul et. Cebinde taşıyorsun çünkü kapalı. Bu durumda hangi camide bana bir suret gösterebileceksin?
Suretlerin de illa insan sureti olması da mühim değil. Mesela Hindular Apis öküzüne tapınıyorlardı. Böyle bir öküz resmi olduğu yerde namaz kılamazsın. Güneşin doğuşuna hallar vardı duvarları açarlardı. (?) Böyle resimler yani putperestlerin tapındıkları nesnelerin resimleri oralarda açıldığı zaman oralarda namaz kılamazsın. Ancak üstünü örtüyerek kılabilirsin. Yahut onu indirirsin ters çevirsin sana gene takarsın. (?) Ne istiyorsan yap. Sen Eyüp Sultan Hazretlerinin camisinde Türkiye'nin göz bebeği bütün insanların ziyaretgahına masar kalan bir yerde (?) sen gel bunu buraya koy. Bunu Üçüncü Selim yapmış.
Ben onun yapıp da oraya koyacağını da tahmin etmiyorum. Şimdi benim içimi yakan ne biliyor musun?
Din düşmanları ve Kur'an'a bile ideolojiyle girip ayetleri Allah'ı suçlayarak açan insanların kelamına uyup da demin gösterdiğim resme itiraz edip Diyanet'i de diline dolayıp onu oradan indirtmesi benim içimi yakıyor.
Biz Müslümanız. Birkaç kişinin dine düşmanlığı ideolojisi içerisinde bunları kale alıp da Türkiye'nin çoğu Müslüman olmasına rağmen 82 milyonun en azından 84 milyonun en azından gene 75-80 milyonu Müslümandır. Dinimizde Müslüman olmasına rağmen suretle caiz olmadığına göre bu adamların Diyanet'i de hafife alıp konuşmalarına bak burada ne diyor.
Düşün, mihrabın alınlığında taç giymiş bir papaz suratının gizlendiği padişah (?) olmasına olmasının yanı sıra Aynı zamanda Müslümanların halifesi unvanını da taşıyan 3. Selim görmüyor. Bunu caminin ibadete açılmasının ardından geçen 2 asır boyunca gelmiş geçmiş Osmanlı uleması da fark etmiyor ama bir iki daha bir iki daha ortaya böyle bir saçmalığı atıp iş mihrabın tahrip edileceği yolunda tehditlere kadar uzanınca Diyanet İşleri Başkanlığı cahillere söylentilerin palavradan ibaret olduğunu anlatıp işin aslını öğretmeye çalışacağı yerde tam 223 senelik eserin üzerini örtmeye tercih ediyor diyor.
Eyüp Sultan Camii'ndeki bu rezalet paranoyanın bazı kesimlerde zirveye ulaştığını ve artık maalesef yerlerde sürünür hale gelmiş hatta yere batmış olan kültürün yerini de koyu bir taassup ile sınırsız bir cehaletin ve basiretsizliğin almış olduğunu mükemmel (?) şekilde göstermektedir diyor. Buraya bunu müdafaa ediyor. Bu durumda bu papaz resmi imiş de oraya konmazmış. Papaz resmi. Lafı olduğu gibi çeliştiriyorlar. Tersine çeviriyorlar.
Benim oradaki resim papazı ilgilendirmez. Ulemayı da ilgilendirmez benim için. Peygamberin resmi de olsa ilgilendirmez. Beni ilgilendiren tek şey Allah'ın ayeti. Resim yasaksa Bakara suresinin 144. ayet-i kerimesinde de yüzünü Mescid-i Haram'a çevirtiyorsa benim yüzümün karşısında insan suretinin olması beni ilgilendirir. Ben o resme karşı namaza durmam Oraya gelenlerin de namazları Bilmeden kıldıkları için Onlara bir şey yok Bilerek de o imamın arkasında Namaz kılınırsa Orada namaz kılınmaz Beni Allah'ın ayeti ilgilendirir. İşte bunu bu şekilde Cehalet içerisinde Kültür davasında geçirdirip resmi sana oraya hak olarak koydurtturuyor.
Ben çocuktum. 10-11 yaşlarında. Kadınlara moda çıktı. Kadınlar uzun giyerlerdi diz kapaklarına kadar. Bu sene moda diz altı, iki parmak. Sonra diz üstü, yani diz seviyesi. Seneye diz üstü bir parmak yüksekti. Bak nasıl açıyor bak. Ve bugün o şekilde gele gele zaman içerisinde kadınları çırılçıplak soydular. Bugün oraya o sureti koyarsın. Yarın kilisede Hazreti İsa'ya tapındığın gibi onun da resmini getir oraya koyarsın. Bu bir alıştırmadır.
Evet. Aynı tartışmaları Ayasofya için mi yapıyorlar? Ayasofya'nın kubbesi de şimdi Hazreti Meryem'in Meryem İsa Aleyhisselam'ın şimdi bu bir eserse esere bir diyeceğimiz yok eserin (?) yeri var neresi müze Hz. 3. Selim'in hatırası da git ona oraya koy sen onun eserini sen benim mihrabın üstüne koyup benim Rabbimin (?) emri olan Mescid-i Haram'a yönel dediğin yerde karşıma sen o sureti nasıl getirirsin? Oraya gitme, namaz kılma. Yazık değil mi bu insanlara? Hadi ben biliyorum bunu da gitmem daha.
Ama Türkiye'nin her tarafından gelip Resulullah Efendimiz'in gücü (?) de eshab-ı kiramı evinde misafir kalır kaldığı, yattığı ve Resulullah Efendimiz sen üstte yatacaksın deyip de ben senin üstünde yatamam deyip merdivende sabahlaması bir eshabın yapmış olduğu camini, yanındaki cami bu şekilde bozulabilir mi ya? Demek ki bizim İslamiyet'ten haberimiz yok. Veyahut da korkuyoruz bazılarından İslamiyet'i yaşamayı.
Biz hür bir insanız ya.
Biz laiklikle idare edilen bir devletteyiz. Herkes kendi dinini yaşamak mecburiyetinde. Kimse kimseyi aşağılayamaz. Leküm diniküm ve liye din.
Bu durumda bana zorla dinimi kendisine çevirttirecek şekilde ahlaksızlığı öneren camide namazımızı ifsada uğratmak için çalışan ve bu şekilde din düşmanlarına karşı bizim susmamız Allah'a karşı vereceğimiz herhangi bir cevabımız yoktur.
Onun cevabı Rabbimize aittir. Ama istiyoruz ki eğer Müslümansak bazı yetiştirilmiş Siyonizmin İslam hocası altında Siyonizmin hocalar var. İstiyoruz ki bunları ayıklayalım aramızda. Bunları belli konuşmalarından tanıyalım. Ve bu şekilde dinimizi yaşamaya çalışalım. Zaten kimse de namaza gitmiyor ya. Gençlerden tamamen sıyırılmış ibadet.
Allah sonumuzu hayır eylesin. Herkes, hepimiz sorumluyuz. Müslüman olarak. Hepimiz.
Bu benim vazifem değil, hepimizin vazifesi.
Madem ki Müslümanız, Müslümanı İslamca yaşamamız lazım.
Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun. Lillahi Teâlâ, Fatiha.
Amin.