28.03.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 28 Mart 2026 · 2026

Videonun metni

Selamün aleyküm. Evvela geçmiş bayramımız mübarek olsun. Allah-u Teala ümmet-i Muhammed'in münaati sağlıkla, sıhhatle, huzurla kavuşmayı (?) nasip eylesin. Dersimize geliyoruz. Bakalım burada soru olanlar var mı?

Burada ne yazıyor? Burada güncellersin.

Aporuna git diyor. (?) Nereden kapatacağız bunu? Buradan. Efendim Selamün aleyküm. Bir söz okudum. Şöyle diyor: Aşık der incitenden, incinme incitenden. Kemal der noksan imiş, incinen incitenden. Bunları (?) bizim burada açmamıza lüzum yok bize. Biz burada beytleri açmak için oturmadık. Biz burada ayetleri açmak için, sorularınızı sormak için açtık. Ama bunu sana açacağım bir daha da bu şekilde kimse bizi denemeye kalkmasın. Bunlar çocuk oyuncağının yazdığı yani çocuk oyuncağının söyledikleri diyelim yazdığı değil. Ne diyor?

Aşık der incitenden. Yani kimi incitiyorsan diyor. İncitenden. İncinme incitenden diyor. Yani bu adamdan incinme diyor. Bu seni incitmez diyor çünkü. Onun nefsi kemale ermiş. O Allah dostu birisi diyor. (?) Kemal'den noksanmış. İncinen, incinen yani (?) o kâmilin sözünü anlamamış. Onun sözü karşısındaki insana sorduğu soru olarak kişi incinmiş. Kemal'den eksik insan diyor. Yani tam onun karşısına derecesine çıkamamış. Bunun söylediklerini anlayamayan insan diyor.

Bu cümle süslü bir laftan ibaret mi? Takva sahipleri kendilerine kötülük edenlere ve buna devam edenlere dahi incinle incinmemeye gayret üzere mi yaşıyorlar diyor. Takva sahipleri yalnız değil, takva sahipleri de kâfi gelmez. Daha üst makamlarda Allah sevgisiyle yaşayan ve bütün bu insanların Allah'ın kulları olup kimsenin de ne olduğunu bilmediği için hiçbir kimseden incinmeyecek. Ne diyor? Size çatanlara, sataşanlara ayette selam de geç diyor bak. Ne güzel. Ona cevap ver demiyor. Onun için böyle beyitlerle burayı oyalamayın. Biz bunları çoktan bıraktık evet burada özel bir soru sormak istiyorum diyor.

Sor bakalım. Sizi dinlerken sanki Kur'an'ın dile geldiğini direkt Kur'an'ı dinlediğimi hissediyorum. Ve Kur'an'ı indanlara doğru anlatabilmek için indanlara doğru yani insanlara doğru anlatabilmek için büyük bir mücadele veriyorsunuz. Ve sizi dinlerken aklıma bir soru daha geliyor. Peygamber Efendimiz'den sonra yedi imamlardan bahsediliyor. Bu yılın onların altısı bilinecek. (?) Son imam ise kayıp imam olacak. Soru ise siz kayıp imam mısınız? Teşekkür ederim. Ellerinizden öperim.

Şimdi hadis var. Senin bu söylediğine bir hadis var. Yedinci kayıp imam bilinmeyecek. Adı kayıp imam. Niçin bilinmeyecek?

Eshab soruyor Peygamber Efendimiz'e. Böyle alim bir insanı nasıl tanımayacaklar? Onun zahiri ilmi olmayacak. Hıfzı olmayacak. Arapçası da olmayacak. Benim dese de inanmayacak. Şimdi senin sorunu cevaplamadan bir ayet söyleyeyim. Ondan sonra sorunu cevaplayayım.

Kendisini olmayan bir makamda gösteren insan azaptaki yerini hazırlasın diyor. Bu duruma göre biz yalan söyleyemeyiz. Senin dediğin kayıp imam da benim. (?) Alemen imamı. Çünkü Kur'an'dan yüzyıllar içerisinde yanlış açılmış (?) ayetleri şu ana kadar alim denen insanlar niçin düzeltmediler? Biz Allah'ın sıfatlanmasını ayetlerle ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Kimse Allah-u Teala'nın adaletini halel getiremez. Ona eksiklik addedemez. Ama Kur'an'da hiçbir zaman insana suç vermemişler. Fiili işleyen insan suçu Allah'a yüklemişler. Evet. Biz bunun mücadelesini veriyoruz.

Bu kadar yeter. Daha ilerisini sorma.

Hocam, Hazreti Mehdi gelecek mi? Gelecek. Gelecek ama daha zamanı var. Bir daha patlamaz halde gelecek. (?) Ne demek bu? Senin Amerika'nın oturduğu yerden falan yeri vuramayacak. Senin füzelerin işe yaramayacak hale gelecek. Silahlar patlamaz hale. Yani Kuzey Kutbu'nun mıknatısiyeti gittikçe silinecek. (?) Güney Kutbu'nun mıknatısiyeti sabit kaldığı için dünya da kendi ekseni etrafında yavaş (?) dönmeye başlayacak. İşte o zaman hedefi tutturamayacaklar. Bu durumda füzeler işe yaramaz hale gelecek. Kur'an'da size at besleyin diyor. (?) İşte buraya tekabül ediyor. Var da az bir zaman var. Fazla bir şey kalmadı. Zaten dünyanın ömrü yüz yirmi yüz kırk sene arası bir şey.

O da hay hayla vay vayla geçer. Yalnız seksen senesi içerisinde dünyanın kıyametin kopmasından seksen sene evvela Hazreti Mehdi gelecek. Kırk yıl İslamiyeti yayacak. Kurtla kuzu yan yana otlayacak. Yani bu nedir? Kafirle Müslüman yan yana kardeş gibi geçinecek. Alışveriş yapacak. Ticaret yapacaklar. Peygamber Efendimiz Hazreti Mehdi ahirete intikal ettiği zaman Hazreti Mehdi'de yanındaki yardımcı da Hazreti İsa'dır. Hazreti İsa da ahirete intikal ettiğinde dünya kırk yılda süratle sonuna gidecek. Evet. Hocam Hazreti Mehdi gelecek mi diyor? Gelecek. Anlattık.

Bir arkadaşımız şiddetli baş ağrısı nedeniyle Diyanet'in ağrı kesici iğne orucu bozmaz fetvasına güvenerek oruçluyken damardan ağrı kesici yaptırmış. 61 gün kefaret gerektiğini biliyormuş. Bu durumda 61 gün mü tutması gerekir, yoksa sadece bir gün kaza mı? Ellerinizden öperim diyor. Bu 61 günü tutacak. Mademki 61 günü de biliyor, 61 günü tutacak. Çünkü orucun gayesi vücuda dışarıdan hiçbir şey girmeyecek. Buna göre iğneyi vurduysa bu 61 günü yedi. Buna fetvayı veren de ondan daha fazla günaha girdi.

İster bilsin ister bilmesin.

Oruca, oruç tutana ne denizde yıkanabilir, ne de dışarıdan herhangi bir hat, bir iğne vurulabilir, ne de vücuda (?) bir merhem sürünebilir.

Çünkü bunlar vücudun çektiği şeyler.

Şimdi, burada Diyanet'e bakarsan, denizde yüzerken de oruç bozulmaz diyor. Denizde yüzerken vücudun senin daha yüzmeden havanın sıcaklığında hararet basmış, sana orucun faydasını göreceğin yerde insanı denize sokar, rahatlatırsan bu nasıl oruç bozulmaz?

Ya bunlar makamın ehli olmayan insanlar, oraya gelmiş kendi aklına göre fetva veren insanlar. Ya bunlar bir ideolojiye kapılmış, o ideolojinin kurbanı olmuş insanlar.

Oruçluyken yıkanılmaz mı hocam? Yıkanılır. Nasıl yıkanılır? E şimdi sen Diyanet'in dediğini yaptın ya, yok. (?) Bak nasıl yıkanılır. Sen oruçluyken yattın, uyudun. Bir anda cima yaptın. İhtilam oldun. (?) Cünüp oldun, uyandın. Cünüp oldun. Cünüp gezilir mi? İşte o zaman yıkanırsın. Gününe gün bile yok.

İşte bu. Eğer buna göre fetva veriyorsa birisi elzem birisi keyfi.

O altmış bir günü tutacak. (?) Ona bu fetvayı verende Allah da hesabını görecek.

Selamün aleyküm, ders saatiyle başlıyoruz. Evet başlıyoruz şimdi. Bitti burası. Daha yukarıda var mı bir şey? Yok. Başka bir şey yok. Evet.

Burayı okuduk mu biz? Okumuşuz. Bak burada yeşil. Evet. Sorularınız varsa sorabilirsiniz. Hocam ben oruçluyken güne gün tutmak mutfaktır ama güne gün tutmayın yok güne gün (?) yok çünkü elinde olmayan bir husus bu elinde olmayan oruçluyken güne gün tutmak yok bak bunu böyle bil ya bozarsın 61 günü yersin veyahut da böyle zaruret halinde yıkanırsın, orucuna devam edersin. Evet. Bunun ikinci bir türü yok.

Şöyle bakalım soru var mı burada?

Var soruları var bak. Şurada var.

Nur suresi, otuz beş ayet. (?)

Dur şimdi. Daha yukarıda var.

Diyor ki, Allah razı olsun hocam. Cevabını aldım. Ellerinizden öperim diyor. Hocam, Muaviye dönemi İslam'a zarar verdi mi? Açar mısınız? Açar mısınız diyor.

Bak evladım işimiz tarih değil. İşimiz bizim tarih değil. Muaviye zamanı değil, Hz. Ali zamanında bile Hariciler çıktı İslam'a zarar verdiler. (?) Bunları tarihte okursun. Tarih var. Açarsın kitabı okursun. Evet.

Nur suresi 35. ayet-i kerimeyi açar mısınız? (?) Bunu açtık herhalde değil mi? Yeni mi gelmiş? Ver bakayım bana. 350. sayfa herhalde. 35. ayet-i kerime.

339 361 Furkan suresi Nur suresi 55. ayet-i kerime. 35. ayet-i kerimesi. Şimdi ben burayı size evvela yanlışını okuyayım. Şey versene şurayı.

Evvela size yanlışını okuyayım. Sonra da doğrusunu okuyalım. Allah göklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir. O fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki ona doğunun ve batının gölgesi düşmez. Sanki zeytinden çıkan yağdan tutuşturulmuş. Onun yağı neredeyse kendisine ateş değmese de dahi ışık veriyor. Bu nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. Okuduğum yere kadar doğru da Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir dediği zaman burada Allah'ın adaletine halel getiriyor. Allah kulları arasında ayrım, hususi ayrım yapmış oluyor.

Allah kullarını hep eşit yarattı. Kulları arasında ayrım Allah'ı bilip bilmeme de onu inkar edip etmeme de inkar etmeyenler de sevgiyle, Allah'a karşı sevgileriyle yükselirler. İnsanda yedi nefis hali var. Nefsin hallerine göre insan tekamül eder. Şimdi gelelim, burayı açtıktan sonra size bu nur üstüne nurdur. Allah sizlerden dileyene nurunu eriştirir. Allah insanlara işte böyle temsil getirir. Allah her şeyi bilir. Şimdi bunu baştan beri açalım size. Allah göklerin ve yerin nurudur diyor. Şimdi bunu bütün kitaplar şöyle açar.

Gökte güneş var. Güneş aydınlattığı zaman her taraf aydınlanır. Bunu böyle açarlar.

İnsanın kendi aklına göre açmış olduğu ayet de kendi anlayışı içerisindedir.

Allah'ın ne demek istediğini anlayamazlar. Niçin anlayamaz? Allah-u Teala biz kime ilim verirsek ona hikmet veririz diyor. Hikmet nedir? O ayetteki manayı anlamak. Öyleyse madem anlıyorsun hocam, söyle bakalım. Buradaki manayı söyleyelim. Bak, Allah göklerin ve yerin nurudur. Gökleri direksiz yedi kat semavatı ayakta tutan, ilmiyle tutan Allah. Bu dünya aleminin birinci katı da dünya güneş ay ve bu kadar yıldızları birbirine çarpmadan ilimle bu alemleri ayakta tutan Allah, kendi ilminin nuru, ışığıdır bu. Kur'an da bir nurdur değil mi? Nedir? Nur, ışıktır. Yani bu nurun içerisinde birçok ilimler var.

Bu ilimlerin bir çoğu saklıdır. Allah'ın zatına mahsustur yaratma ilimleri. İşte göklerin ve yerin nurudur dediği zaman bir tahayyül et diyor. Yedi kat semavat ve dünya, bu yer Allah'ın ilmiyle yaratılmış, hayat bulan bir yaratılıştır. Allah yarattığını muhkem yaratır diyor. Sağlam yaratır diyor. Geliyoruz şimdi.

Onun nurunun temsili içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir diyor. Nurunu.

Bu sefer insana geçiyor. Yetişen bir insan. Maneviyatta yetişen bir insan. Bak şimdi.

Onun nurunun temsili, şimdi temsil ediyor.

İçinde lamba bulunan bir kandil gibidir. Şu çocukların oynamış olduğu camdan bilyeler var. Ufak. O bilyelerin içerisinde çeşitli cıvıl cıvıl şeyler var. Neyler onlar? Renkler var. Sentler mi? (?) Renkler, renkler. Ama renkler, şekilli şekilli onlar, renkler. Ve bunu milyarlarca onun içerisinde, o cıvıl cıvıl o milyarın içerisinde ışıkları olsun. Bu ışıklar nedir biliyor musun? Allah kalbine nurunu verdiği işte ona temsili olarak bu. İlmini verdiği insanın hikmetini kabul et. Sen ayetleri anlayamazsın, ona ayetlerin manalarını anlatır. manaları onlar. Ayetlerin manaları. Kime hikmet verdiyse de ona hayır vermiştir. (?) O da Allah'ın bildirdiğini kullarına anlatır.

Evet. Onun nurunun temsili içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O nur kişinin içerisinde cıvıl cıvıl oynar. Şöyle gözünü kapattığın zaman yetişirken aynen o nuru görürsün. O bilya gibi döner. İşte Allah senin kalbine rahmetini yağdırıyor artık da. Oraya geldin. O lamba kristal bir fanus üstündedir diyor. İşte o cam içerisinde. Fanus içerisinde. O fanus sanki inciye benzer. Tarif ediyor bu sefer o nuru. İnciye benzer. Bu bir yıldız gibidir ki diyor. İşte ona doğunun batının gölgesi düşmez. İşte biz o insanın kalbine vermiş olduğumuz bu ilime ki batını, hakiki ilim bu. Hani batıni ilmi inkar ederler ya, işte batıni ilmin burada hakikat oluşu.

Yani batıni ilmin oluşunun ispatı. Buna diyor ne doğunun güneşi ne de güneşin batışının gölgesi düşer. Ne demek bu? Güneşin doğuşuna zahiri ilim demiş. Zahiri ilim. O da insanı irşat eder, aydınlatır. Güneşin batışı da batıldır. Batıl. Ona diyor ne zahiri ilmin kelamı ne de batılın kelamı tesir eder diyor. O direkt hedefi bilir diyor. Batın ilim. Öz ilim. Hakiki ilim. İşte biz kime ilim verirsek ona hikmet veririz. İşte bu hikmet. Burayı tarif ediyor Allah-u Teala insana. Bunu onu yaşamayan burayı açamaz. Bilemez ki bunu. Nereden bilsin? O da kendi kafasına göre açıyor burayı.

Sanki zeytinden çıkan yağdan tutuşturulmuş, onun yağı neredeyse kendisine (?) ateş değmese dahi ışık verecek. (?) Yani bu öyle bir ilimdir ki diyor Allah-u Teala. O kimse bu ilmi aldığı zaman diyor, içinden kaynar, yanar diye bir ateş gidiyor. Onu illa anlatacak.

Benim bir zamanki halimi evlatların bilirler eskiler. Ağzımı sustursalar vücudum konuşurdu. Haftalarca anlatırdım. Gece gündüz yok bende. Evet.

Bu nur üstüne nurdur diyor. Yani sizi yaratışımız bir ilimle, bir ışık ve ayrıyeten size vermiş olduğum bu ilim ışık, ışığın ta kendisi diyor. Vermiş olduğum ilim seni yaratmama uygun olarak zatımın tanıtılması diyor. Allah sizden dileyeni nuruna eriştirir. İşte kim arzu ederse nefs-i emmaresini geçecek, nefs-i levvamesini geçecek, nefs-i mülhimesini geçecek, nefs-i mutmainnede tecelliyete varlıklı olacak, ondan sonra nefs-i raziyeye gelecek, ilmelyakîn durumuna gelecek, sonra nefs-i marziyeye gelecek, efendim kutbul azam olacak, o da 100 senede bir tane, sonra nefs-i safiyeye gelecek. Kutbul azam hem dinden batınları çıkaran hem de şu ayetin karşılığında olan insan.

Ben bu alemleri yaratırken şeytan ve yarenliği kendimize şahit tutmadık dediği (?) sırrın sırrına vakıf olan insan. (?) Evet.

Misafir, misafir daha istiyor musun? Daha misafir, sen daha istiyor musun? Evet. Daha misafir söylüyor.

Bakalım ne diyor burada. Hocam demin, Mehdi aleyhisselam geleceğim, geleceğim dediniz. Biz onu nasıl tanıyacağız? Geldiği zaman ve onun doğduğunu nereden bileceğiz? Aydınlatabilir misiniz inşallah? Bak şimdi misafir Taha sen yeni geldin. Biz bunu çok anlattık. Çok anlattık.

Bu doğmayacak. Mehdi doğmayacak. Mehdi zaten doğmuş. Diri ve aramızda. (?) Ölümü tatmış, diri ve aramızda. (?) Kim bu? Peygamber Efendimiz. Birçok ayette bunu ispat ettik.

Fetih suresinin birinci ikinci ayet-i kerimesinde bak ne diyor.

Bak ne diyor. Soru yok da. Evlenelim bari. Anlattıklarımızı tekrar anlatalım. (?)

Efendim 510 Fetih suresi. Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar. Ve seni doğru bir yola iletir. Şimdi öyle. Bu ayetin manasını bileceksin. Bu ayetin manasını bilemezsen Mehdi'nin de kim olduğunu bilemezsin. manası nedir bak ne diyor böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar Gelecek günah nedir? İşlediği bütün günahları da bağışlıyor. şimdi dedim ya ayetleri bileceksin ki bunu çözesin biz sizi iki kez diriltir iki kez öldürürüz diyor. Allah-u Teala'nın kelamında eksiklik bulamazsın. birinci dirilişimiz burada birinci ölüşümüz dünyada ikinci diriliş beden üzerine Ahirette ikinci ölüm beden üzerine şehadet getirdikten sonra ikinci defa beden ölecek.

Peki bizi ikinci defa bedenimizi şahit olarak niye kaldırıyor? Ruhumuza şehadet etmesi için. Niçin? Ne işledi diye söyleyecek. Ne işledi, ne yaptı diye şehadet edecek. Hatta ruh diyor ki Allah-u Teala şey bedene, niçin benim aleyhimde şahitlik yapıyorsun? Beden de diyor ki beni konuşturan Allah konuşturuyor diyor. Şehadet bitince siz ilk yaratana döndürülüyorsunuz diyor. Beden orada ikinci kez ölüyor. Allah-u Teala ruha dönüyor diyor ki siz ilk ölüm acısından başka ölüm acısı tatmazsınız. İşte cennet ve cehennemin baki oluşunun birinci simgesi. Ve ruh nefisle can bir olup tenlerin ayrı oluşuyor.

Bu durumda Resulullah Efendimizin bedenini gelecek günahlarını da bağışladığına göre günahsız bir insanın bedenini topraktan kaldırır da onu hesaba çeker mi? Bu Allah'ın şanına yakışmaz. Hem gelecek günahlarını da bağışla hem de kaldırır onu ruhuna karşı şehadet getirtir. (?) Onun için dünyada ikinci defa bedenine girecek, peygamberlik sona erdiği için peygamber kisvesiyle değil Mehdi kisvesiyle gelecek. Evet. Ve dünyada ikinci defa ölümü tadacak, o da ikinci defa ya. İşte iki kez diriliş, iki kez ölüm. İşte Mehdi'nin ta kendisi. Fazla ileri gitme, yeter o kadar onun ilerisi Hz. İsa'nın ona gelişi Müslüman oluşu onunla beraber hayat sürmesi evet çünkü daha ilerisi Hz. İsa peygamber olduğu için Mehdi gelecek çünkü ilerleyecek bir peygamber.

Eğer Hazreti Mehdi Resulullah Efendimiz olmamış olsa bir insanın emrine girer mi? (?) Ama Hazreti İsa Resulullah Efendimiz'in emrine girecek. Onunla beraber. O da İslamiyeti yaymaya çalışacak. Peygamber Efendimiz'le beraber.

Hocam demin, Mehdi aleyhisselam geleceğim dediniz. Nerede bilecek? Dediniz biz onu nasıl tanıyacağız geldiği zaman. Sen onu tanıyamazsın. Daha zaman var. Az daha var ama belki de tanırsın. Allah ömür verirse bilmiyor. O da hakkı konuşacak. Doğruları konuşacak. Sizi hakka davet edecek.

Ayetleri destekleyecek. Ayetleri ayetlerle. O kendisi söyleyecek. ve daha ilerisi belki de orası meçhul. Aklımdan söylüyorum. Belki mucize de gösterecek. O zaman anlayacaksınız. Evet. Selamün aleyküm hocam. Ben Mehdi aleyhisselam Peygamber Efendimiz olduğunu nasıl idrak edebilirim? Siz eski sohbette Mehdi aleyhisselam Peygamber Efendimiz olduğunu söylediniz. Bunu nasıl idrak edebiliriz? Nasıl idrak edeceksin, söylüyorum ya boyuna. konuşmaları hak olacak, Kur'an-ı Kerim'i size anlatacak, batılların Kur'an'a uymadığını söyleyecek ve kendisi kendisini ispat edecek ve Mehdi'yim diyecek ve olayları anlatacak peygamber zamanında Allah peygamber gönderdiği zaman peygamberler de kendi kavimlerine peygamberim dediği zaman kimisi inandı, kimisi inanmadı.

İnananlar hakkı buldu inanmayanlar küfrü seçti. O da size ben Mehdi'yim diyecek. İnanırsan peygamberin netlisine ümmetine nail olursun. (?) İnanmazsan küfrü seçer gidersin. Bu kadar basit. Daha nasıl söyleyeyim?

Şimdi boyuna Mehdi çıkıyor. Mehdi'ler. Çok Mehdi çıktı. Hepsi de kaybolup gitti.

Hala daha varmış herhalde Mehdi diye. Hala daha çok varmış bak. Halbuki bir Mehdi yerine kaç tane Mehdi var. Bunlar akıllarından olmuş. Ya din-i İslam'ı karıştırmak için veyahut da aklından oynamış insanlar. (?)

Bizim böyle insanlarla işimiz olmaz.

Evet. Başka var mı bakayım ayette? Soru var mı?

Ne diyor burada?

Hocam selamun aleyküm. Ellerinizden öperim. Hocam bizim bir komşumuz bahçelerimiz yan yana. İlk sene iyi kötü birçok şey paylaştık. Abla kardeş olduk. Fakat zamanla anladım ki bu kişi bana maddi, manevi zarar veriyor. Kendimi geri çektim. (?) Mesela bir verip on isteyen biri olduğunu gördüm. Fakat eşimin beni sürekli yalnız bırakması beni ona muhtaç etti. Ne diyor? Fakat eşimin beni sürekli yalnız bırakması beni ona muhtaç etti. O da bundan faydalandı. Benim zamanla samimiyet azaltmam onu çok kızdırdı. Sitede hakkımda uydurmasyon bir sürü şeyler söyledi. (?) İki sene hiçbir şey söylemedim. Kendimi savunmadım.

Bu da ne diyor burada ya?

Bu şeyi İslam'a şeyini koyduk buraya. (?) Bu çalıyor boyuna. Rahatsız ediyorsun, sileceğim onu.

Efendim, kendimi savunmadım. Ama bu sene artık çığırından çıktı. Ben bunun kimin yazdığını biliyorum. Bu dışarıki ülkeden geliyor bu yazı. Evet, sen söyle. Ama bu sene artık çığırından çıktı. Evi satıp başka yere taşınmak istiyoruz ama öyle bir bela ki nasıl en kolay şekilde kurtarabiliriz bilmiyorum. İftiracı yalancı saygısız bir kadın. (?) O da biliyorum. Kim olduğunu da biliyorum. Bir de dindar sayıyorlar kendilerini. Bahçemize cam balkon yaptırmak yaptırmamak için belediye ekiplerini bile çağırdı.

Bu tarz insanlarla nasıl baş edilir? Gidip konuşmak daha beter bir hale getirir. Dualarınızı bekleriz. Allah razı olsun diyor. Sen evvela benim yanıma geleceksin. Türkiye'ye birkaç defa geliyorsun. Başka yerlerde, başka kişilerle oturup kalkıyorsun.

Sonra bazı pis hastalıklara katılıyorsun. (?) Arkasından da, yok beni yalnız bıraktı, yok bunlar ne yaptı. Gel senden konuşacağım. burada sana anlatacak hiçbir şeyim yok seni yalnız bırakan karın da karın değil sensin yalnız bırakan misafir der ki: Selamün aleyküm hocam, altı gün Şevval orucu tutarken bu oruçlardan bir gün kasten bozulursa Ramazan orucundaki gibi altmış bir gün ceza var mıdır? Yoktur. Bu nafile orucudur. Nafile orucu.

Kasten diye burada kasten bozulursa, kasten de bozulabilirsin. Güne gün tutarsın. Kasten de bozsan, güne gün tutarsın. Bunun altmış bir günü yok. Altmış bir gün ancak üst üste kasten yaparsan üst üste bir defa, iki defa, üç defa kasten olursa o zaman Allah'ın kelamıyla oynamış olursun yahut da Allah'a vermiş olduğun sözde efendim alay etmiş olursun o zaman Allah da senin cezanı keser. Ama kasten de bozsan bir şey olmaz. Mesela altı gün oruca niyetlendin. Bir misafirin geldi başka bir ülkeden yahut başka bir şehirden. Onu da yemeğe götürdün. Aç insan yemek yedireceksin. Sen şimdi onun yanında yemek yemesen olmaz.

Orucunu burada bozabilirsin. Onunla yemek yiyebilirsin. Tekrar gününe gün tutabilirsin. Ben ona oruçluyum demek de ya kendi nefsine gurur gelir veyahut da onu ben senin için buraya yedirmek için geldim manası olur. Ama sen kendini yemeğe götürürken kendini götürürken onu da götürmüş olursun. Arada samimiyet çıkart. Samimiyet vardır. Buna müsaade var.

Benim sorum vardı: vacip namazının kazası olur mu? Olmaz. Vacip gitti. Vacibin kazası yoktur. Farzın kazası vardır.

Bayramlar da vaciptir. Vacip bayramını kılmayanların üzerine farz kalıyor mu? Yok. İşlemiş olduğu günahı kalıyor. Kurban da vaciptir. Geçtiği zaman kurbanların vacibi kabul oluyor mu? (?) Yok. Adik. Diyelim ki on kurban on beş kurban kesmedin. (?) Sonradan kesmeye başladın. E onların üzerine sana farz oluyor mu? Yok. Onların kesecek durumdaysan günahı var. Kesemeyecek durumdaysan hiç günahı yok. Efendim. Burada da ne diyor?

Vacip namazının kazası olur. Mesela yatsı namazından sonra kılınan vacip namazı. Unuttun. Kılmadın. Öbür gün oldu. Onun kazası yok. Vacip çünkü. Nedir bu vacip? Bir kere vacip namazı, yatsıdan sonraki vacip namazının durumunu öğrenelim. Vacip namazı, namazı bağlamak demektir.

Nasıl bağlıyorsun? Bağlamak ne demek? Namaz bağlanır mı? Şimdi, Allah-u Teala, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e

mahsus olmak üzere gece teheccüd namazlarına kalktığı gecenin belli bir kısmında biraz yarısında yarısından biraz eksik, yarısından biraz fazla namaz kıl diyor. Bunun üzerine Allah-u Teala Peygamber Efendimiz'e vermiş olduğu vazifeyi yaparken Sahabe-i Kiram da bununla beraber (?) namaz kılmaya başlıyor. Peygamber Efendimiz de vacip namazını onlara namazı diyor, vacip namazıyla kapatmış olursun diyor. Buna namaz yok. Bu gece namazı yerine geçer diyor. Şimdi, gece namazı farz değildir.

Sebaba fazladan Allah'ın aşkıyla yanan kişilerin teheccüd namazına kalkıp Allah (?) için gecenin sakinliğinde namaz kılmasıdır.

Allah bize beş vakit namazı farz kılmış. İki rekat sabah namazını, dört rekat öğlenin namazını, dört rekat ikindi namazını, üç rekat akşam namazını, dört rekat yatsı namazını farz kılmış.

Ve gece sırf peygambere has olmak üzere vermiş olduğu gece namazını da hani ümmetim ona gece kalkamaz, Yani kullarım gece kalkamaz. Gece namazı yerine vacip namazını kılmışlar. Vacip etmiş ona. Vacip olarak size de gece namazı olarak bunu kılın demiş Allahu Teala. Vacip ama Kur'an'ı da kestiriyor vacip. (?) Kazası yok. Bu durumda vaciplerin kazası yok. Peki sünnetlerin var mı? Sünnetin de kazası yok. Sünnet ayrıyeten ömründe namaz kılmamış sonradan namaza başlamış olan insanların geçmiş namazlarının yerine geçer sünnet namazları. Onun için bir bedevi gelir peygamber efendimize der ki Allah kaç vakit namaz bildirdi? Beş vakitte.

Hangileri? Kaç rekat? Sabah iki öğle dört, ikindi dört, akşam üç, yatsı dört der. Ben bunları kılsam da başka namaz kılmasam cennete girer miyim der. Sen bunları kılar da sevabın günahından fazla olursa ben sana kefil olurum cennetine girmene diyor. İşte bitti.

Önceleri oruç tutarken ben biz duş alır krem sürerdik. Bu yıllarca devam etti. Sizi duyunca yanlış olduğunu sizden öğrendik. Bu durumda bizim oruçları oruçları biz bozmuşuz. Kaç gün olduğunda bilmiyoruz. Bu durumda ne yapmalıyız? Allah razı olsun. Hürmetle ellerinizden öperim. Allah-u Teala ayeti kerimesinde biz duyurmadığımız nesneden kimseyi hesaba çekmeyiz diyor. Sen de duymamışsın. Bu durumda orucun tuttuğu kabul eder Allah. Duymamışsın ama. Duyduktan sonra yaparsan bunun vebali var.

Öyle güzel. Her şey ayetle.

Başka soru soran var mı? Bakayım. Burada bitti. Çay içebiliriz elhamdülillah. (?)

Biz fetvaları ayetlerle veriyoruz. Allah razı olsun efendim diyor Aycan Nuri'ye der ki hocam ben Türkiye'deyim başkasıyla karıştırdınız bence diyor senin durumunda olan birisi daha var onu zannettim doğru söylüyorsun Aycan Nuri

O zaman senin yapacağın iş ya sabretmek ya zararı göze alıp ayrılmak. Başka yapacak hiçbir işin yok.

Allah kimseye kötü komşu nasip eylemesin.

Atalarımız da şöyle söyler. Ev alma komşu al der. Komşu. Öyle komşular var ki sana canından daha yakın gibi görünür ve seni sırtlanır götürür. Senden çıkarı olduğu için muhakkak sana bu kadar yakın olan insandan şüphelenir evet

Başka var mı acaba? Bir daha bakalım.

Yok.

Şimdi yanlış açılan ayetlerde neler yanlış Allah dilediğini cennete sokacak dilediğini yükseltecek dilediğini seçecek bu Allah'ın adaletine aykırı niçin aykırı evvela Allah insanı niçin yarattı bunu bileceğiz eğer Allah zatından insana ruhundan bir cüz'i verdiyse onu iradesinde serbest bıraktı.

Öyle bir varlık yaratacaktı. Kendi iradesiyle ona hiç karışmadan Rabbini bilecek ve yaratıldığını bilecek Allah'ı büyük nefsini aciz bilecek yaratılmanın yoktan var edilmenin şükrünü bilecek Allahu Teala'yı tesbih edecek, bilinçli, kendi iradesi içerisinde. İşte burada Allah kimseyi seçmez yarattıkları hep eşittir eğer seçme Allah-u Teala'yı sıfatlar, kulları arasında ayrım (?) yapar ve adaletine halel gelir onu beni de sen yarattın, beni de etten ruh, nefis, beden olarak verdin. Ben ne günah ettim ki seni daha yeni tanıdım, beni dışladın. Bu durum Allah keyfi insanlara zulme götürür. Böyle bir Allah Kur'an'da yok.

Allah rahmet sahibidir.

Onun için Allah dilediğini cennete dilediğini cehenneme sokacak. Böyle bir Allah da yok. Dileyen cennete dileyen cehenneme. Allah insanları eşit yarattı. Ve sizin Rabbiniz benim dediği zaman üç bölüğe ayrıldı. Birisi inkar eden. Birisi sensin diyen. İnkar eden solcular. Sensin diyen Rabbim sağcılar. Üçüncü mukarrebin sınıfı. Evliyalar, enbiyalar, şehitler, şöylederler sınıfı. (?) Bu durumda yaratılma aynı. Fikir ve anlayış ayrılış içerisinde ayrılışlar ayrı. İşte kim Allah'a yaratıldığını bilip de Allah'ın yarattığını bilip de Allah'a itaat edenle Allah'ın yarattığını inkar edip de Allah'a sırtını dönenler bir olur mu?

Kur'an'da da söylüyor. Görenle görmeyen bir olur mu diyor.

Bilenle bilmeyen bir olur mu? İnsan bu durumda yaratıldığını bilir de hayalindeki Rabbini bekler.

Ve putlara tapınırsa dünya kurulduğundan beri böyle bir ilah daha çıkmadığına göre hep hayallerinin peşinde giden insanlar aklını kullanıp da ya biz putlara tapınıyoruz. Bu putları da yaratan tek bir ilah diyor ki bütün bunları ben yarattım. Bir başkası yaratmış olsa çıkar der ki hayır bu iftiraya diyor. Ben de bundan beraber yarattım. Bunlar da benimdir der. İşte o zaman Allah-u Teala sana cevap veriyor. Eğer benden başka bir ilah daha olmuş olsaydı o yarattığını alır. Ben de yarattığımı alırdım. Ortalık ifsada boğulurdu diyor. Hiç mi düşünmüyorsun? Aklını kullanmıyorsun.

Allah'tan başka hiçbir ilah yok.

Biz Allah'ın yarattığı kullarıyız. Dünyaya kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlamamız için geldik.

Burada bir sır var.

Her ne kadar insanlar bunu kabul etmese de ben bunu tekrar söyleyeceğim. Çok söylüyorum çünkü.

Vahıd aleminde ruh, nefis ve can yaratıldık. (?) Rabbimiz üç bölüğü ayırmış orada. (?) Nasıl ayırmış? Biz sizin bilmeyip de kalbinizin en üzülüğe köşesinde olan (?) arzu ve isteklerinizi biliriz dediği ayet-i kerimesine göre orada isyan edecekleri, sağcıları, mukarrebin sınıfına ayırmış, onların durumuna göre. Sonra karşıya geçiyor birdenbire, ayıptırıyor: Sizin Rabbiniz benim diyor. İşte (?) orada solcular inkar ediyor. İşte yalancı kafirler dediği ayet buradan yaratıldığını bilmesine rağmen Allah'ı inkar eder niçin inkar etti?

Allah-u Teala ruhundan bir cüz'i verdiğine göre insanı zatına çok yakın yarattı. Ve orada aynen insan suretinde göründü. Ben bunu söylediğim zaman bu adam sapıktır derler de sapıklığı sonra hesaplaşırız sapıklığında. Ve anlatayım da ondan sonra. Sapık mıdır, doğru mudur?

Eğer ben isteseydim buluttan sarkar size meleklerle beraber secde ettirirdim diyor. Buna lüzum görmüyor. Her insanın kendi iradesi içerisinde karşısındakine evet ben sizin Rabbinizim diyorsa, muhakkak kendisinin de yaratıldığını biliyorsa ki biliyor, bütün yaratılanlar biliyor.

Başka bir ilah da çıkmadığına göre demek ki o yarattı. Sen burayı nereden biliyorsun dersin. Ya ben bu alemi yaşamazsam zaten anlatmam. Bu alem bir yaşantının eseri.

Burada bazı eksiklikler var insanlarda. Sen Allah'ı diyor mahluk sıfatına sokuyorsun diyor. Ne söylediğinin farkında değil bunlar.

Mahluk Allah tarafından yaratılanlar matlub muradı nispetinden yaratan Allah yaratan Allah eğer Allah'ı bu adam mahluk sıfatına sokuyor dersen kendi kelamınla kendini vurursun. Allah-u Teala Hazreti Musa'ya Sina'da ateş şeklinde göründü mü? Ateş de bir mahluk değil mi, yaratılan? Sen şimdi buna nasıl, sen Allah'ı mahluk durumuna sokuyorsun diyebilirsin? (?) Peki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Mirac'a çıktığı zaman kimle görüştü niye görüştü görünmeyen bir Allah ise dünyada da aynı şekilde görüşürdü konuşurdu ama dünyada vahiy ile konuşuyor zaman ve mekanın dışında ayetleri gönderiyor Allah-u Teala, iletişim yoluyla. Peki Mirac'a niye çıkıyor? Davet ediyor zatına. Sen kalkıyorsun Cebrail diyorsun, ona Cebrail bir karınca boyu daha gitse. İkinci Cebrail nerede bulunuyor orada? İşte Lahut aleminde aynen insan suretinde göründüğü için sırf burada zaten şimdi görünmeyen bir alemi dünyayı bunun için yarattı demeyesin ki ben seni gördüm benim gibi de sana inanmadım demeyesin diye bu alemleri yarattı şimdi görünmeyen bir alem kayıp bir alem hadi hodri meydan burada da inkarım var Taha suresinin 134. ayet-i kerimesinde ne diyor? Bu alemleri yaratmazdan evvela bu söylediğim ayetin ispatı 134.

ayet-i kerime, Taha suresi. Onları diyor, yani kafirleri ben bir azapla helak (?) etseydim cehenneme alsaydım açtığım sırrın cevabı burada şimdi cehenneme alsaydım şöyle derlerdi zatının görünmediği bir aleme gönderseydin de ben sana orada peygamberlere kitaplar gönderseydin de ben sana ibadet ederdim. İşte zatını görmedi bir alem. Orada zatını gördün aynen kendin gibi inkar etti. Ezan nedir biliyor musun ezan? Doğrudan doğru Allah'ı talemedir. (?)

Allah'ı yüceltir, Allahu ekberle. Kelime-i şehadet getirtiriz, ondan başka bir ilah yok. Hazreti Muhammed onun kulu ve resulüdür. İnandın mı? İnandın. Haydi o zaman namaza diyor. Gel. Allah'ın dediğini yap. Gel felah bul diyor. Yani hayat bul. Allah'tan başka bir büyük yoktur. Alemlerin sahibidir. La ilahe illallah. Ondan başka da bir ilah yoktur.

Daha ne yapsın Allah sana? Daha nasıl insan bedenine sokup ikinci bir yaratılışla zahiri aleme bürüyüp, zahiri alemde senin nasıl bir insan olduğunu ispat etmesi için daha ne yapacaktı sana? burada da inkar ediyorsun onlar diyor burada diyor beni inkar ettiler dünyada da diyor sapıktılar diyor burada da daha sapıklar diyor bu ne demektir ben seni yarattım Rabbim dedim beni inkar ettin, zatımın görünmediği bir aleme gönderdim, orada da inkar ettin, (?) Buraya geldim, yaratan benim dedim, inanmadın. Dünyaya gönderdim, inanmadın. Burada da inanmıyorsun, burada da daha sapıksın diyor. Niye? aklını kullanmıyor evet fazla derine gidip de sizin kafanızı bulandırmayın.

Lillahi Teala Fatiha bu kadar yeter insana evet Anlayana diyor sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

Bir inkar ettiyse, onun fıtratında inkarlık varsa, ona davul zurna da çalsan, kainatı da hediye etsen, o imana gelmez. Çünkü kalbini Allah'a mühürlettirmiş. Hatemallahu ala kulubihim ve ala sem'ihim ve ala ebsarihim gışavetün ve lehüm azabün azim. Onlar A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesinde, senin Rabbin benim dediği zaman inkar eden ve o inkar üzerine kalbini mühürlettiren insanlar hakka karşı gözlerini perdeler hak kelamına karşı kulaklarına tıkaç vurur.

Bunlar ebedi zulmü mazhar kalan insanlar. Evet. Tekrar lillahi teala. El Fatiha.

Bir kelime sonradan bitiyor ya, biraz bekliyorum.