04.04.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 5 Nisan 2026 · 2026

Videonun metni

Bu arada sorular herhalde bana öyle geliyor. Çok var değil mi?

Evet şurada şuradan beri var. Hocam ben Türkiye'deyim. Evet burası.

Burası, bir zararı göze alıp ayrılmak derken. (?) Hocam nasıl bir zarar acaba? Ne demek bu?

Allah makamınızı yükseltsin. (?)

Zarar dediğimiz zaman biz neyi kastediyoruz?

Bazen insan musibetten kurtulmak için cebindeki meblağdan tesadüf eder, verir. (?) Mesela diyor ki, rüşvet vermek yoktur mesela. (?) Dinimizde böyle bir şey yok. Fakat musibetten kurtulamıyorsan diyor, yakanı sıyıramıyorsan ver diye karşıya geleceksin. (?) kurtul artık daha. Bitir. Başka çaren yok. Ya öldüreceksin, ya öleceksin, ya bunu vereceksin. Bak bu üçünden birini yapacaksın. (?) Öldü mü öldüremezsin. Kendini de ölemezsin. Ne yapacaksın? Verip karşıya geçeceksin. Şu musibetten kurtulacaksın.

Mesela evini satıyorlar. İcralıydı. İcradan 100 liralık evini 40 liraya satıyorlar. Git diyor para alacak kimsen yoksa tefeciden paranı al. Faizden para al. Evinin değerini 40 liraya yatıp gel. Hemen evini satılığa çıkart. Ben tefeciye 40 lira ödeyeceğim diye tefeciye faiz ödeme. Evini satılığa çıkart. Değerini de ver. Tefecinin de 3-5 kuruş parasını tefeciz, faizden aldın der, üstünü (?) cebine koy. Yoksa hepsi gidiyordu. Bu şekilde Allah senin zararını önlüyor. Ya hatta batağa batmanı önlüyor. Ve burada da zararı göze alıp ayrılmak derken hocam nasıl bir zarar acaba dediğin zaman herhalde senin bu zararın manevi bir zarar değil.

Senin bu manevi zarardan kurtulman için, sevaba girmen için o kişilerin de başın (?) sıkıntıda. Sat evini geç git. Onun için atalarımız ne diyor? Ev alacağına komşu al. Evet.

Vakıa 7-8-9 ayetlerde sağcılar ve solculardan bahsediliyor.

Biz bu ayetleri amelleri sağından ve solundan verilenler olarak anlıyoruz. Yanlış değilsek zahir yaşamdaki sağcılar ve solculara da bu ayetlere göre mi hüküm verilir? Yoksa dünya hayatındaki sağcılar var, solcular sadece bir fikir olarak mı kalır? Ayrıca bu fikirler insanın verdiği ahde göre mi şekillenir? (?) Teşekkür ederim. Ellerinizden öperim. (?) Hayırlı geceler diyor. Vakıa suresinin yedinci ayet-i kerimesinde ve küntüm ezvâcen selâseh, (?) ezvaç, bütün ezvaç, yani insanlar birbirinden gelme tek bir zürriyet. Ve küntüm ezvâcen selâseh, bütün ezvaç üç sınıfa ayrılmıştır diyor. Birbirinden gelme üç sınıfa ayrıldı.

Bu derin bir alem. Ama anlatacağım.

Lahut aleminde Allahu Teâlâ ruhlarımızı yarattı. Ruhlarımızı yarattı. Sizin Rabbiniz benim dediği zaman orada üç bölüğe ayrıldı.

Ne diyor? Ve küntüm ezvâcen selâseh, bütün ezvaç, birbirinden gelme üç sınıf. Birbirinden gelme. Üç sınıf. Neden birbirinden gelme? Her ne kadar orada, ne kadar lahut aleminde, ne kadar insan yaratılmışsa (?) ilk insan yaratılışı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Allahu Teâlâ ilk ruhunu ondan verdi. Ruhundan verdi. Sonra onun ruhundan peygamberlerin ruhlarını yarattı. Peygamberlerin ruhlarından da kavimlerinin ruhlarını yarattı. İlk insan Resulullah Efendimiz. İlk insan Adem değil. Maneviyatta ilk yaratılışta Resulullah Efendimiz. İşte bütün insan birbirinden gelme üç sınıftı. Orada solcular yani Allah'ı tanımayanlar, inkar edenler.

Sağcılar. Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş'emeh. (?) Sağcılar bunlar. Ve ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymeneh. Solcular. Ves-sâbikûnes-sâbikûn, ülâikel mukarrabûn, fî cennâtin naîm, bu üçüncü cümle, (?) sabikin cümlesi, evliyalar, enbiyalar, şehitler, şühedalar cümlesi.

Şimdi, solcular dediği zaman, kitabı sol elinden verilenler de olur ama burada o değil. Burada Allah'ı tanımayan inkar eden insanlar solcu kitabı sol elinden verilen de A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesine göre Allahu Teâlâ ile ahitleştiğinde yine Allah'ı inkar ederek ahitleştiğinden dolayı bunlar Allah'a hem kalplerini mühürlettirmişler hem gözlerine perde hem de kulaklarına tıka tıka ettirmişler. Yani hak kelamını duymak istemezler. Gözlerinde hakkı görmek istemeyen perdeler vardır. Kalbini de Allahu Teâlâ'ya mühürlettirmişlerdir.

Şimdi bunlar hem dünyada solcu hem ahirette solcu hem de dünyada kendilerini solcu olarak şahit tutup, yaptıklarıyla ahirette kitapları sol tarafından verilirler.

Şimdi birleşti mi? Misafir, misafir. Evet. Buralar daha derin yerler. Buraları anlayabilmek için yaşamak lazım, bilmek lazım. Ama bu kadar yeter.

Misafir, misafir bir daha soruyor.

Hocam, anne ve babanın evladına ettiği dualar evlatlarının kaderini değiştirir mi? Mübarek ellerinizden öperim hocam diyor. Kader hiçbir zaman değişmez. Bunu aklına koy, kader değişmez. Öyleyse babanın duası ne işe yarar (?) diye aklına soru gelebilir. Sen ne kadar iyi olursan kaderin, demek ki babana karşı güzel davranacaksın ki baban da sana o davranışından dolayı güzel güzel dua edecek. Demek ki senin kaderinde var, çünkü babana iyi davranıyorsun. Kaderinde kötülük varsa, babana da ihanette bulunuyorsan baban da sana beddua ediyor zaten. Kaderinde var. Sen kaderini yaşarken annene yahut babana nasıl davranıyorsan karşıdan o şekilde bir muamele görüyorsun.

Hocam ben çok iyiyim de annem babam da beni kötülüğe sevk ediyor. Ne yapacağım o zaman?

O zaman Allah'ın emrinin dışında sana bir iş gösteriyorsa yapma. Onlara selametle de ayrıl. Yine de onlara zaman zaman uğrayıp hatırını sorup iyilik yapmaya çalış. Evet. Hazreti İbrahim aleyhisselam da babasından ayrılırken Azer'e sana selam olsun dedi gitti. Sana Allah için dua edeceğim dedi. Bir peygamberin duası yerde kalmaz. Bunun üzerine Allahu Teâlâ: Ya İbrahim, cahillerden olma. O senden değildir diyor. Ya. O inkar edenlerden. İşte o solcular. Ama bir hayırlıya, bir peygambere, bir zalim, bir zalime, bir alim verir Allah.

Hep imtihandayız dünyada.

Onun için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurur. Babanın evladına duası, peygamberin ümmetine yaptığı dua gibidir diyor. Niçin böyle söylüyor? Peygamberin duası geri çevrilir mi? Rahmet gibi ona havadan yağar rahmetler. İşte o evlat, o anne babaya o şekilde güzel muamelede bulunursa, o anne babanın gönlünü irşad ederse işte Peygamber Efendimiz'in duasına mazhar kalır. O anne babanın duası o çocuğun kaderi içerisindedir. Çocuğun derecesi yükselir Allah'ın indinde. Onun için Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde onların yaşlılıkları sizin yanınızda geçtiği zaman onlara öf bile demeyin diyor.

Selamun aleyküm. Kur'an-ı Azimüşşan harfler üzerinedir, doğru. Elif Lam Mim, Taha, Yasin ne manaya gelir bilemeyiz, mukattaa ayetlerdir. (?) Evet. Neml suresi 81. ayet ile Rum suresi 53. ayet karşılaştırıldığında bir harf hariç birebir aynı harfler üzerindedir. Rum 53'te geçen bihadi kelimesi Neml 81'de sonuna ya harfi eklenerek zikredilmiştir. Bu iki ayet anlam bütünlüğü bakımından birbirinden ayıran nedir? Allah razı olsun şimdiden diyor. Bu iki ayeti anlam bakımından ayıran nedir? Şimdi sen süt diyorsun değil mi? Süt. Sonra cü eklediğin zaman sütçü oldu. Süt değişti bu sefer adam sütçü oldu.

Kelimeler bir harf manayı değiştirir. Manayı. Bir harf. Harfler üzerine çünkü. Bakalım şimdi. Rum suresi 53. ayet-i kerime.

Rum suresi. 402 mi? 404 mi? 402. 404. Evet.

53 53 Körleri de sapıklık sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Bu Rum suresinin 53. ayet-i kerimesi. Şimdi sonuna bir harf de ilave edilse bu iki ayet birbirine benzese de 53. ayet-i kerimesi. Neml'de 81'e bakalım, kaçıncı ayet. 389 evet 389 yani açtık, geldi. 81. ayeti.

Bir Kasas bu. (?)

Sırası.

Kasasa geldik. Tam başta yapanız. (?) 377. Evet.

77. Neml suresi 81'de Neml 81 Sen körleri sapıklıktan çevirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da teslim olanları duyurabilirsin. Duyurabilirsin.

53. ayet-i kerimede de körleri de sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek ayetlerimize iman edenlere (?) duyurabilirsin. Şimdi bu iki ayet de aynı fakat bir değişikliği var. 53. ayet-i kerime Müslüman olarak doğru yolda olanlara duyurabilirsin.

Burada hafif bir değişiklik var. Şimdi bir tanesinde körleri de sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola iletemezsin. Bir tanesinde sapıklık yani damgayı kafir olarak yemiş. Allah'ı inkar ederek yemiş damgayı.

Öbüründe de sen körleri sapıklıktan çevirip doğru yola getiremezsen getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin. Bu sefer bir artı var burada. Ancak teslim olanlar müstesna diyor. Yani o hal üzerindeyken dönenler müstesna. Ama burada doğru yola iletemezsin, ancak teslimiyet gösteren ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin. Birinde sapıklık var. Birinde de ölüleri işittiremezsin diyor. Ölüleri. Şimdi ölü kim? Sapık kim? Burada ayrıcalık var. Sapık Allah'ı inkar etmiş insan.

Yani doğru yola gelmeyecek olan insan. Ölüler kim? Mezardaki ölüler değil. Yaşayan ölüler. Burada da ölüleri kast ediyor. Mesela demin süt dedik, sütçü dedik ya. Şimdi aynı ayetlerde değişik kelimeler çıkıyor şimdi burada. Çünkü bir harf mana değiştiriyor.

Kalbi neşvünema bulmamış, (?)

hakkı da duymak istemeyen insanlar, ölüler, yaşayan ölüler bunlar.

Birisi zulümde, sapıklıkta ısrar eden, birisi de yaşayan ölü.

Aynı sapıklıkta ama cehalet içerisinde ne yaptığını bilmeyen, hakka inanmayan insanlar.

Birisi daha bilinçli hareket edip sapıklar. Daha bilinçli. Ölüler de onun bir altında daha böyle hafif olan yani anlamayan insanlar. Hakkı da istemeyen insanlar. İkisi arasında bu kadar fark var.

Evet, şimdi misafir misafir 458 üyemiz tatmin olmazsa bir soru daha sorabilir. Bunun üzerine ne sorarsan. Ama burada ayrım net. Biri bilinçli sapık devam eden, biri de sapık yolda ama kendisinin haklı olduğunu bilen. Yani kalbi nefs ile bağırılmamış, İslamiyet'le alakası olmayan insan. (?)

Evet, misafir. Ayetler aynı ama manada değişik.

Selamun aleyküm efendim. Ve aleyküm selam. Öncelikle geçmiş olsun efendimiz. Bu sohbetinizi dinliyoruz. Allah'a şükürler olsun. Biz de evladınızdan naçizane biri oluyor muyuz? Biri oluyor muyuz? O ev oluyor muyuz? Bu ev oluyor muyuz? Evladınızdan naçizane biri olur muyuz? Manasında. Allah razı olsun. Mübarek ellerinizden öperim diyor. Herkes. Her Müslüman, Allah'a inanan insanlar benim kardeşlerim.

Biz Müslüman olarak Allahu Teâlâ bizi başka bir ilah yaratmadı. Alemlerin sahibi tek bir Allah, tek bir ilah yarattığına göre hepimiz kardeşiz. Kardeşlikten nereden ayrılıyoruz? Allahu Teâlâ ayırdı onları. Solcular, sağcılar diye ayrıldık. O kadar. Gayrimüslim, Müslüm. Müslüm kardeştir. Ama bunun daha doğrusu mümin birbirinin kardeşidir. Çünkü mümin bir daha geri dönüşü yoktur. Ama Müslüman kâfir de olabilir, dönebilir.

Ahirete intikal edecek her Müslüman kardeşimizdir. Evet.

Hocam Selamun aleyküm. Ve aleyküm selam. Birine ümit verip yarı yolda bırakmak, kalp kırmak gerçekten günah mıdır? Bunun vebali nedir? diyor. Bunun vebali de büyüktür. Şimdi sana ayetten cevap vereceğim birine ümit verip yolda bırakmak. Yani sen söz verdin sözünde durmadın. Bu öyle gösteriyor. Birincisi kim Allah kadar sözüne sadakat gösterir?

Hazreti Ebu Bekir Sıddık der ki Resulullah Efendimiz'e, bende ne kadar Allahu Teâlâ'nın ahlakı var. Yani sözüme sadakat bakımından sen de o ahlakın ya 6'sı ya 7'si eksik diyor.

Şimdi söz verdin senin sözüne göre karşındaki insan işini tuttu sonra onu yolda bıraktın. Bu adama iki türlü kötülük ettin. Bir, sana olan güvencini sarstın. İki, onu maddi yönden (?) zarara uğrattın. Yahut manevi yönden zarara uğrattın.

Buna vebali var. Kalp kırmaya gelince siz birbirinize tatlı sözler söyleyin. Birbirinizin gönlünü kazanın. İslam zincirinden ayrılmayı pekiştirin. Birbirinizi sırtlanın. Müslümanın birinci vazifesi bunlar. Birbirlerine iyilik yapacak. Sen bunu kalbini kırarsan Yunus Emre Hazretleri şöyle söyler. Günde dört kitabı okusan eğer bir gönül kırdıysan ne fayda diyor. Dört kitap Kur'an. Günde bir hatim yapsan o kişinin gönlünü kırdıysan ne fayda onun için biz gönül kırmaya gelmedik gönüller yapmaya geldik gönülleri nasıl yapacaksın İslam'ı yaşayarak Allah'ın emirleriyle hareket ederek onun dışına çıkan insanlar zalimlerin kendileridir eğer o yolda gider zalimlikten dönmezlerse işleri çok kötü bayramıya (?)

der ki, selamun aleyküm efendim, benim sorum sayfa 24 Bakara 165. ayette cehennemdekilerin orada Allah'ı bilmemesini mi anlatıyor, diyor. Bakalım bakalım. Bakara suresi 165. ayet-i kerime. Bakara 162 165 Yanlış açılan bir ayet-i kerime bu.

Ne diyor? Yanlışını okuyalım. İnsanlardan bazıları Allah'tan başkasını Allah'a denk tanrılar edinir de (?) onları Allah'ı sever gibi severler. Kim bunlar? Putperestler.

İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise daha şiddetli ve kuvvetlidir. Çünkü iman eden aklını kullanan akıllı insandır. Akıl da insanı hep doğruya götürür. Doğru yol da insanın ayaklarını pekiştirir. Kuvvetlendirir. Yani yere basmasını gururla kibirle değil. Allah yolunda kuvvetlice ayaklarını yere basmasıdır. Yani imanın kuvvetlidir. Kuvvetlisidir. Allah'tan başka bir ilahın olmadığını onun aklı tasdik eder. Evet.

Keşke zalimler azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi diyor. Şimdi burada birçok mana var. İlla bir cehennem değil.

Bak onu anlatacağım ama evvela doğruyu okuyalım. İnsanlardan bazıları Allah'ın başkasını Allah'tan başkasını yarattıklarını Allah'a eş koşarlar. Onları Allah'tan daha çok severler. İman edenlerin Allah'a olan sevgisi ise daha şiddetli ve kuvvetlidir. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu anlayabilselerdi.

Burada iki mana var. Bir, kaderin değişmeyeceği. A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde ahdini nasıl verdiyse öyle. (?) Keşke önceden bilselerdi dedi, burayı kaçtırdı Allahu Teâlâ. (?) Keşke beni bu önceden bilselerdi de kalbini inkarcı olarak mühürlettirmeseydi.

Bu bir daha değişmeyeceğine göre bunlar cehennemde de aynı şekilde beni ilah olarak, yaratıcı olarak tanımayacaklar, yine kendi hayallerindeki Rabb'i bekleyecekler diyor.

Keşke önceden bilselerdi. Ne? Keşke önceden bilselerdi.

Şöyle bir teşbih getirelim. İmanı armut çekirdeğe kabul edelim. İman bu. Küfrü de kabak çekirdeğe diyelim. Keşke armut çekirdeğe olsaydı. Kabak çekirdeği değil de armut çekirdeği olsaydı. Daha önce bilseydi dedi. İmanlı olsaydı.

Ki burada da o fıtratını değiştiremeyeceğine göre cehennemde baki olduğunu da söylüyor burada Allahu Teâlâ. Bir daha değişmeyecek çünkü. Cehennem ehli. Burada başka manalar da var. Mesela başka bir ayette diyor ki onlar dünyada sapıktırlar. Burada daha çok sapıktırlar diyor.

Şimdi evvel de Allah'ı inkar ettin. Yani A'raf suresinin 172. kerimesinde anlaştığın zaman inkar ettin. Ve bu inkarını ben seni zatımın görünmediği gaybi bir aleme gönderdim. (?) Dünya alemine. Gaybi imanını istedim. Beni görmeden. Gaybi imanını istedin. Orada da aklını kullanmadın, sapıktın diyor. Kainatın tek ve mutlak hakimini tanıyamadın. Burada da daha sapıksın diyor. Ya senden ahitleştim tanımadın. Dünyaya gör dedim tanımadın. Burada da daha sapıksın. Hadi git diyor cehenneme.

Yani bir ayeti okuyup geçmek de olmuyor. (?) Derinlemesine gideceksin.

Evet, başka soru var mı? Bakalım. Burada yok, aşağıda yok, şuraya bakalım. Birisi burada bir de efendim diyor: 34 Bakara suresi 224. ayet-i kerime. Ben de 244. sayfa zannediyorum. Ona bakarlar ne hasret ediyor? 244. (?) ayet-i kerime. evet 34 Sözünüzde durmanız takva sahibi olmanız ve insanların arasını düzeltmeniz için Allah'ı yeminleriniz ile hedef tutmayın diyor.

Allah kemaliyle işitici ve bilicidir diyor.

Sen bir insanı beni araya sokup da onu İslam yapamazsın.

İslam'a ancak davet edersin, emr-i bi'l-maruf. Emr-i bi'l-maruf nedir? Hakkı anlatmak. Hakkı anlatırken de Allah'ı araya sokma. Çünkü Allah'ı araya sokarsan vebal daha büyük olur. (?) Niye? Zaten bu kimse Allah'a istiyat etmemiş, bu sefer belki de (?) Allah'a başka türlü muamelede bulunacak yahut küfür edecek Allah muhafaza. Sen hakkı anlat. Onun ahdini değiştiremezsin.

Bu şekilde sen vazifeni yapmış olursun. Mesela bazıları sözünü kuvvetlendirmek için Allah'a yemin olsun ki diyor. Ya Allah'ı niye araya koyuyorsun? Senin şahsiyetin yok mu? Sen Müslüman değil misin? Sen yalan mı söylüyorsun da Allah'ı şahit tutarak doğruluğunu ispat ediyorsun?

Ben hiçbir zaman konuşurken Rabb'imi şahit tutmam. Rabb'imin kelamını şahit tutarım. Ne güzel bak. Kelamı şahit. Ona kelamını anlatırım. Ha anladı. Anladı. Anlamadı. Allah selamet versin. Kimse kimsenin kaderini değiştiremez.

Evet. Ne diyor? Allah kemaliyle işitici ve bilicidir diyor. Yani Allah'ı şahit tutsan Allah her yerde hazır ve nazır. Biz diyor işiticiyiz ve biliciyiz. Kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmeyelim, ayet-i kerimesine göre. Sen Allah'ı şahit tutmakta hem karşı insana kendini ispat ettirmen için kuvvetli olarak Allah'ı arkana alıyorsun. (?) Zaten Allah'ın kelamını söylüyorsun. Sana inanırsa zaten inanacak. İnanmıyorsa zaten inanmayacak. Sen kendi şahsiyetini kuvvetlendireceksin burada.

Yalan söylemeyeceksin. Doğruyu söyleyeceksin. Evet, bir de burada kaçıncı ayet var? Otuz dört Bakara var. Yok efendim, iki yüz yirmi dört burası. Nerede? Şuradan yenileyelim o zaman. Bakalım.

Evet. A'raf suresi 53. ayet-i kerime. (?) 165 mi değil mi? 109.

İşte A'raf suresi oralarda. Kaç ediyor bu? Buraya boyuna şey geliyor. Şunu şuradan alayım. Buraya getireyim. Burayı açayım. Burada kapayayım. A'raf 53. A'raf 100.

A'raf 54-53, evet. Fakat onlar onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar. Bir geriden okuyalım. Tevil insanın kalbini bozar. Tevil ettikçe tasavvufa, tasavvuftan Kaderiye'ye, Kaderiye'den Mutezile'ye, Mutezile'den küfre gider.

Tevil yok. Gerçekten onlar inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik diyor. Fakat onlar onun tevilinden başka bir şey beklemiyorlar. Tevil. Tevil geldiği haberi, haber verdiği şeyler oraya çıktı ortaya çıktığı gün önceden onu unutmuş olanlar derler ki doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiştir. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler? Dünyaya geri döndürülmemiz mümkün mü ki yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım? Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler, putlar da kendilerinden kaybolup gidecek diyor.

Bunun manası şu. Allah'ı inkar edenler kitapları tevil ediyorlar, harfleri tevil ediyorlar. Mesela illa bunlar müşrikler değil. Başka? Müslümanlardan da tevil edenler var. Allah muhafaza. Mesela mukattaa ayetler bunun manasını ancak Allah bilir diyor. (?) Mesela Elif, Lam, Mim, Taha, Yasin hangi manaya gelir? Ancak diyor kalplerinde eğrilik olanlar bunları tevil eder. Mana verir bunlara diyor. Kalplerinde hastalık olanlar. Âl-i İmran suresinin yedinci ayet-i kerimesinde herhalde. Bakalım şöyle. Burayı da okuyalım. Ondan sonra devam edelim.

156 Bakara 247 Bakara Âl-i İmran 7. Ümmü Allah'ın (?) Resul'e kitabı indiren o Allah ki muhkem olarak kitabı hiçbir değişikliğe uğratmadan indirdi. Yani vahiy ile. Araya hiçbir şeyi sokmadan direkt Peygamber'in kalbine indirdi.

Odur, bunun bir kısmı. İndiren odur diyor. Bunun bir kısmı ayetleri Kur'an'ın esasları olarak açık ve kesindir. Yani Kur'an'ın kaidesi bu. Keri hükümler. Açık bize bildirilen fıkıh, hak ayet. (?) İşte bunlar. Keri hükümler. (?) Bir kısım ayetleri de müteşabihtirler. Yani mukattaa ayetler.

Kalplerinde şüpheleri bulunanlar fitne çıkartmak için akıllarınca mana verip müteşabih ayetlerin teviline uyarlar diyor. Tevil ederler. Mesela diyor ki Elif Lam Mim bu üç manaya gelirdi adam. (?) Ne biliyorsun bunun üç manaya geldiğini? Allahu Teâlâ bunlara mukattaa ayetler demiş. Bunları ancak kalplerinde hastalık olanlar bilir. Evet. Tevil. İşte bunlara diyor. Soru orada şimdi.

Hangisi de şu yeşil olan mıydı? Ahdegar'a birine neden dünyaya gönderdi? (?) Yok bu değil.

53. ayet-i kerime. Şimdi burada. Bak ne diyor şimdi? 53'te de.

Tevil geldi.

haber verdiği şeyler ortaya çıktığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişti. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler? Pişmanlık yapıyorlar. Aslında bunlar pişman değiller. Yine yalan söylüyorlar. Bu ahiret alemine gittiği zaman peygamberlerin doğru söylediklerini bunlar tevil ettiler. O tevilde küfre gittiler. Küfrün karşılığında cehennem. Şimdi burada diyor ki acaba geri dönüş var mı diyor. Biz diyor doğruları yapsak diyor. Sen pişman olsan Allah seni cehennemde bırakır mı? Pişman olmayacağına bak ne diyor. Burada Secde suresi 12. ayet-i kerime. Dört yüz, dört yüz.

Secde Secde suresi 12. ayet-i kerimede: O günahkarların Rableri huzurunda başlarını öne eğerek, Rabbimiz gördük, duyduk, şimdi bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık diyecekleri zamanı bir görsen.

Şimdi burada bu şekilde pişman olanı zavallı bazı Müslümanlar Allah zalim mi niye göndermiyor der. İşte fıtrat değişmez. Kader değişmez. Başta Allah'ı inkar etmiş. Dünyada da inkar etmiş. Ahirete gittiği zaman yalan söylüyor. Beni dünyaya gönder sana inanacağım. Gene aynısını yapacak. Çünkü fıtratı öyle. O fıtrata göre burada istediklerini oynadı. Değiştiremez kaderini. Altını altın desen ne kadar gümüş ben gümüşüm dese o altındır. Bakır da ne kadar ben altınım dese o bakırdır. Bunların maddeleri aynı.

Öz maddeleri bakır yapmış. Öbürü birleşimleri altını yapmış. Bunlar bakır artık da. Bunların bir daha altın olacağı yok. Yani değişeceği yok. Konuşmalarıyla Allah'ı kandıracaklarını zannediyorlar.

Onun için A'raf suresinin 53. ayet-i kerimesi de burada şunu bize hatırlatmak istiyor. Ben size bir ömür verdim. Sizi zatımın görünmediği bir aleme gönderdim. Size güzel bir akıl verdim. Sizi bütün nimetlerle donattım. Artık burada da bana isyan ederseniz pişmanlığınız fayda vermez ahiret aleminde diyor. Aklınızı kullanın. Burada hakkı Allah'tan başka bir ilahın daha olmadığını bilin. Eğer şayet burada yine aynen Yedik'e (?) Hakk'a arkanızı dönerseniz, ahiret aleminde bana pişmanlığınızı itiraf ederseniz yalan söylemiş olursunuz. Çünkü siz artık kaderinizi değiştiremezsiniz. Ebedi oradasınız. (?) Evet Hocam, bizim dünyaya sınava geldiğimizi söyleniyor. Eğer ezelde cehennem ehli olup olmadığımız ahite göre belirlendiyse neden dünyaya gönderildik? Ahitten dönme ihtimalimiz var mı dünyada, diye.

Şimdi burada insanların inkar ettiklerini bana anlat hocam diyor. Bana anlat.

Anlatacağım. İnsanlar ne kadar inkar ederse etsin anlatacağım.

Misafir sen gene sordun yukarıdaki üç sınıfa ayrıldık diye. O sordu herhalde. Üç sınıf. Sağcılar, solcular, mukarrabin sınıfı. İşte lahut aleminde yaratıldığımız zaman üç sınıf insanlar Allahu Teâlâ karşıda sizi ben yarattım diyor. Şimdi niçin insanların isyan ettiklerini, inkar ettiklerini bana söylettiriyor diyeceğim dedim. Şimdi onu söylüyorum. Çünkü Allah görünmez diyorlar. Sen görünmeyen bir Allah'la mı ahitleştin? Allah görünmez diyorlar. Sen Allah kendini tarif etmesine rağmen Allah'ı inkar etmiyor musun? Şimdi evvela burayı yapacağız. Buranın şeyini yapacağız. Tasdikini yapacağız. Putlar için ne diyor Allahu Teâlâ?

Onların konuşan dili mi var, tutan eli mi var, gören gözü mü var, yürüyen ayağı mı var, nesi var diyor. Ya, zatını tarif ediyor Allah burada. Peki, biz diyor mukaddes ruh olarak İslam'a girmeniz için senin kalbine diyor mukaddes ruhla Rabbin indirdi bu kitabı diyor sen mukaddes ruhun kim olduğunu, Ruhu'l-Emin'in kim olduğunu bilmezsen, bu kitabı Cebrail getirdi dersen, Allah'ı Cebrail yerine koyarsan sen bu ayeti tabii anlayamazsın. (?) Derine sokuyor bizi, derine, bunu anlayabilmesi için. İşte orada insan suretinde göründüğü için, şimdi sırrını söylüyoruz buranın, orada insan şeklinde göründüğü için Allahu Teâlâ da hiçbir kimse Allah'ın sıfatı olarak sorgu sorar soramayacağından dolayı zatının görünmediği bu alemi yarattı. Şimdi gayba iman dedi. Burada göremezsin Allah'ı, (?) görüp de kuşatamazsın.

Ama o bütün alemi görür ve kuşatır. Onun için Vakah Taha suresinin 134. (?) ayet-i kerimesi şimdi bu söylediğimi tasdik ediyor. Ne diyor? Onları yani kafirleri Kur'an'dan önce sizi bir azap etseydik Kur'an'dan önce ne demek? İnsanları dünyaya göndermeden evvela sizlerle ahitleştik. Senin cehennemlik, sen de cennetlik olduğunu biliyorum. (?) Sizi cehenneme atsaydım şöyle söylerdiniz diyor. Burada at şunu. Ben okuyalım onu. Efendim. Şöyle söylerdiniz diyor. Bize peygamberlerle kitaplar gönderseydin şu aşağıdaki suaylağa düşmeseydik. (?) E şimdi bak. Allahu Teâlâ orada beni gördüğünde bana inanamadın.

Şimdi hadi diyor. Şimdi benim görünmediğim bir alana gönderdim seni. Et ve kemiğe bürüdüm. Müminun suresinin on dördüncü ayet-i kerimesinde biz sizi ruh, nefis ve can olarak yarattık. Açtınız budur diyor. Sizi ikinci bir yaratılışta insan şekline soktuk. (?) Zahir bir aleme gönderdik. Siz kendinizin nasıl bir insan olduğunu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz? Daha ne desin? Daha nasıl söylesin ayetlerle? Bak daha yüz otuzlar. Eğer biz bundan Kur'an'dan önce onları bir azap (?) ile helak etseydik muhakkak ki şöyle diyeceklerdi. Ya Rabbi bize bir elçi gönderseydin de şu aşağılık ve üsvele düşmeden önce ayetlerine (?) uysaydık. Bu ayetlerin manasını bilebilmen için evvela ilmelyakîn duruma geleceksin.

İlmelyakîn durumda Allahu Teâlâ'nın ilmiyle müşerref olacaksın. Sana bu ilmin hikmetini verecek. Hikmet demek, bu ayet neyi ispat ediyor onu. İşte bu ayet lahut alemini ispat ediyor. Dünyaya niçin geldiğini ispat ediyor.

Burada bir imtihandasın. Siz nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz? Ne buyur?

Evet. Vakit geldi mi? 15 dakika var.

Ahitten kimse dönemez, kader değişmez. Onun için biz bu dünyaya kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlamaya geldiğimiz için ne kaderin değişir, ne değiştirebilir, ne de kendini kaderin dışına atabilirsin. Onun için hala rıza ahdini (?) la gaybillah Allah gaybini bilmediğin için (?) nasıl bir ahit verdiğini bilmediğinden dolayı Allah'ın emirlerine sıkı sıkıya sarılıp Rabbimizin dediğinden dışarı çıkmadan ayetleri inkar etmeden bilip bilmediğin yerde ayetleri atmadan ve Allah böyle söyledi deyip Allah söylemediği halde Allah'a iftira edip ayetleri eğri büğrü yaparsan dediği Allahu Teâlâ ahirette azaptaki yerini hazırlarsın diyor.

Onun için Allah cümlemize güzel bir hidayet nasip eylesin. Rabbimiz ayaklarımızı sıratı müstakim üzere doğru yoldan ayırmasın. Evet. Misafir dört (?) sesliye: Vallahi hocam, ayetleri Arapça bilmemenize rağmen öyle bir açtınız gidiyor, kendilerine alim diyenler, Arapça bilenler böyle açamazdı diye düşünüyorum. Arapçayı çok bilmem, bilmem ama araştırdığım 81'deki bihadi kelimesindeki ya harfinin gelecekten bahsettiğini yani sapıklıklarını gelecekte de devam ettireceklerini ifade ettiğini söylüyorlar. Rum 53'te ya harfi olmayan bihâdi kelimesindeyse sapıklıklarında sürekli olmadıklarını sonradan dediğiniz gibi manevi olarak ölü olup sonradan düzelteceklerinden bahsediyorlar.

Kıymetli ellerinizden öperim diyor. Duanızdan muhtacız, saygılar hocam diyor. Evet.

Misafir misafir de maşallah diyor.

Biz ayetlerin hikmetiyle açıyoruz. Hikmet ayetlerin birbiriyle uyumlanması. Hiçbir ayet hiçbir ayete ters düşmeyecek. Ve görülen alenler ayetlerin bir çoğunu Rabbim beni yetiştirerek (?) Arapça bilmem. Hıfzım yoktur. Kur'an'ı okurum ama. Hıfzım yoktur. Arapça da bilmem. Zahiri ilmim de hiç yoktur. Bizzat Rabbim tarafından yetiştirildim ve hocam da Rabbimdir. Onun için ne isterseniz sorun. Biz kulafa anlatmıyoruz. (?) Ayetleri ayetlerle tasdik ederek anlatıyoruz. Evet.

Hatta şöyle söylüyoruz. Eskilerin, büyük alimlerin kitaplarını karıştırın. Ne istiyorsanız en derin sorudan sorun. Sana bunu kimse söylemez, çünkü cevabını veremez. Ne isterseniz sorun, ayetlerden, siyasetten. Anlama siyasetten, anlarım da söylemem, çünkü Kur'an da güzel bir siyasettir. Öyle.

Evet. Misafir 458, iyi evladımız. Ben 88 yaşındayım. Evladım desem de, siz herhalde bu kadar yaşlı değilsiniz. Sizden büyük herhalde evlatlarım var. Alınmayın yani. Bu şekilde ayetleri ayetlerle karşılaştırabilirsin. İstediğin ayeti sorabilirsin. Sor nasıl istiyorsan. Evet. Başka bakayım soru var mı? Yok. Bakalım, başka sorumuz yok. Biz de bu akşam dersimizi burada bitirelim. Akşamı kılmadık değil mi? Akşam namazına müsaade etseniz namazımızı (?) kılalım. Kalın sağlıcakla, Allah'a emanet olun. Lillahi Teâlâ Fatiha.

Evet.

O yazıyı çekeyim. Çekmek yok.

Şuradan.