11.04.2026 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Yok, kimse yok.
Bir şey yok.
Hüseyin'i çağır da Hüseyin sorun varsa söyle bana burada kimse yok çünkü soracaksınız ben anlatacağım sen de sorarsın hazırlan evet sor
Evet. Evet.
Bu çalıştı.
Evet.
epeydir esmerdik ya buna oyalanıyor var (?) mı soru sor bakalım Yanıma gel de söyle yanıma. İsra Suresi'nin dokuzuncu ayeti. (?) Kaç? İsra'nın dokuz. (?) Kaçıncı sayfaya bak. (?)
282. 282 ile başlıyor. 282 Evet. Üstüne kaçıncı ayet? 29 28, 29 Şöyle şöyle dursun.
Soru tahtamızda sorumuz yok. Bugün soru yok.
Buradan soracaklar, biz de anlatacağız.
Derler ki İsra suresinin 22. (?)
28. ayet-i kerime. 29 mu? 29. ayet-i kerimesi.
Ne diyor burada?
Eli sıkı olma. Büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, kaybettiklerinin hasretini çeker, durursun diyor. Buna nesini soruyorsun? Zaten açık bir ayet.
Sadaka verirken bile bu ayeti, kelimeyi göz önüne getireceksin. Eli sıkı olma, diyor. Pek de elini açma. Şimdi senin cebinde yahut evinin masrafı ancak ay başını götürecek cebinde de 100 lira para var.
O gün eve bazı şeyler alacaksın 60-70 lira tutuyor.
Geri ne kalıyor? 30 lira. 30 liranın da hepsini verme diyor az bir miktarını ver sadaka olarak çünkü ola ki yolda sana lazım olur bu para veyahut da sen aylık ne kadar eve harcıyorsun 20 bin lira 25 bin lira para harcıyorsun sen sadakanın 5 bin lirasını dağıtırsan mağdur olursun ne dağıtacaksın yirmi bin liradan ne kadar para artıyordu sana bin lira artıyordu evin mutfak masrafından bin lira artıyordu bunun da yüz lirasının sadaka olarak ver ölçü bu yani ben yüz lira arttı yüz lirayı da verin değil o da bir köşede duracak senin ihtiyacın için doksan lirası da evet sadakanın şeyi yok. Ölçüsü yok.
Onun ölçüsü gönüldür. İşte gönülden olduğu için Allahu Teâlâ da sana diyor ki gönülden diyor. Çok fazla sevap kazanacağım diye bunu fazla ferah (?) verip muadil olduğu zaman gönül acısı çekme diyor. (?)
Söyle. Evet.
Şimdi şöyle bir durum var.
O sadaka değil. Hazreti Ebu Bekir'in yapmış olduğu bir olay sadaka değil, yardım. Yardım ama kim bu yardımı söylüyor? Peygamber söylüyor. Ne diyor? Bugün Allah için yardıma diyor. Hazır yolu. Allah için yardım edin. (?) Ebu Bekir Sıddık da malından, mülkünden, üstünden, başından hepsini veriyor. Bir yarım battaniye buluyor. Yarım battaniyeye sarılıyor.
Şimdi o gün camiye gidemiyor. Ebu Bekir Sıddık camide yok. Fakat Cibril-i Emin Ebu Bekir Sıddık kıyafetinde çıplak yarım battaniyeye sarılmış erkek mahrem yeri göbeğiyle diz kapağı arası.
Peygamber Efendimiz onu görüyor Cibril-i Emin'i, Cibril kardeşim bu ne hal diyor. (?) Diyor ki sen yardım talep ettin Ebu Bekir Sıddık da nesi var nesi yok hepsini verdi, (?) başka bir şey bulamadı evinde bir yarım battaniye vardı ona sarıldı bugün gök ehli de bu vaziyette bütün melekler bu vaziyette bayram havası yaşıyor diyor geliyor bakıyor ki Ebu Bekir Sıddık evinde aynı durumda Ya Ebu Bekir diyor, Allahu Teâlâ Cebrail-i Emin ile sana (?) selamı var ben Ebu Bekir'den razıyım o da benden razı mı dedi diyor bunun üzerine Ebu Bekir Sıddık ben razı diyor ben razı (?) düşüp bayılıyor şimdi sen Ebu Bekir Sıddık'ın imanından kendi imanını bir mi tutarsın niye ben insan değil miyim sen evinin eşyasını hepsini, üstünü, başını vereceksin sonra da pişmanlık çekmeyeceksin.
O ona mahsustu. Bak ne diyor zaten burada sonra diyor. Pişmanlık çekmeyin diyor. Ayette. Kendine ayır. Onlar mala mülke bakmazlardı. Onlar şan, şöhret, gurur, kibir, benlik, azamet, dünya hevası bilmezlerdi. Onlar karınlarını doyurur. O günkü yiyeceğini yer, sabaha Allah kerim derdi. İmam-ı Gazali Hazretleri de bunun üzerine şöyle söyler.
Akşama yemeği olan zengindir der. Akşamdan sabaha olan yemeğe zengindir der. (?) Hatta akşamda yemeği olan zengindir der.
Bunu şimdi bu alem içerisinde kaç kişiyle parmakla gösterirsin. Yok değildir. Vardır. Allah'ın kulları bitmez.
Ama o iman lazım.
Sadakayla yardım edin. Birbirinden ayır. Evet. Burada sadakadan bahsediyoruz. Bu emir var değil mi? Hazreti Ebu Bekir'in yaptığında da emir var. Peygamberimizin karşılığında farklı bir durum var. Sen yaklaşsana hem de buradan. Hem de biraz hızlı konuş. Sesli konuş. Orada hocam bir emir var değil mi hocam? Peygamberimizin emri var. Yanılgı yönetimi var. Doğru sözü farklı bir durum var. (?) Orada doğru söylüyorsun. Alemlerin sahibinden göndermiş olduğu elçisinin emri var. Alemleri onun nurundan yarattığı ve alemlere rahmet gönderdiği elçinin emri var. Şimdi sana ben hadi bakalım yardım var Allah için verin dediğim zaman benden şüphelenirsin.
Üçü ona biri, üçü dışarı biri ona. (?)
Çünkü Allahu Teâlâ dünya insanlara süslü görünür diyor. Süslü görünür. Nefis de ona doğru yol alır. Ama Peygamber Efendimiz bundan müstağni, onun hakkında şüphelenemezsin. Şüphe şeytanın sana verdiği bir ibadet. (?) Çünkü o alemlere rahmet gelmiştir. O neyin ne olacağını bilir. Siz benim bildiğimi bilebilseydiniz az güler çok ağlardınız diyor. Evet. Onun için bir peygamberle peygamberin emriyle burada sadakayı bir tutup kendini ona göre ayarlaman hayatta zaten eseri (?) gönlünden geliyor ama takatine göre ver. (?) Durumuna göre ver. Şimdi, ben bu ayeti çok yaşadım. Nasıl yaşadım? Cebimde elli kuruş var.
Elli kuruş. O zaman ekmek altmış kuruş. Gençliğimde yaşadığımı anlatıyorum. Bir ekmek almaz. Bekarım o zaman. gencim. Bir ekmek almadı. Altmış kuruş.
Ben yirmi kuruşunu fakire verirdim. Otuz kuruşundan yarım ekmek alırdım. O zaman yarım ekmek de veriyorlardı. Kesiyorlar, veriyorlardı. Siz elli sekiz, altmış senelerini bilmezsiniz.
Evet.
İşte peki sonrasını niye düşünmüyorsun sonrası benim maaşım var onu alacağım yani ertesi gün maaşım var onu alacağım veyahut ertesi gün maaşım yok arkadaştan biraz yardım istemiştim ondan yarın gidip parasını alacağım para alacağım beslemek için borç alacağım yani parana güvenerek durumuna güvenerek yardım edersin.
Başka soru soran var mı?
Soru geldi.
Bakalım, bakalım.
Şuradan tazeleyelim.
Selamün aleyküm efendim, mübarek ellerinizden hürmetle öperim benim sorum Âl-i İmran 19. ayet sayfa 51 evet bakalım 51. sayfada 50-51 19. ayette ne diyor? Bakalım. Şunu şuradan açalım.
Şüphe yok ki Allah indinde din İslam'dan ibarettir. Evet. İnne'd-dîne inda'llâhi'l-İslâm. Hocam Hristiyanlık dini var İbraniler var birçok dinler var bunlar İslam mı bunların peygamberleri zamanındaki kavimlerin dinleri de İslam'dır her peygamber İslam fıtratı üzerine gelir Allahu Teâlâ ben evvelde ne dediysem ahirde de odur. Ayet-i kerimesine göre İslam dininin ayetlerini ilk zamanlara göre daha onların anlayacağı şekilde anlatmıştır.
Akıllar ilerledikçe onların vazifelerini daha arttırmıştır. Onlara göre gene ayetlerden yani Kur'an ayetlerinin daha alt tabakalarından anlatmıştır. Yani Adem babamızdan, daha doğrusu bu Adem babamızdan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin zamanına gelene kadar üç kitap, dördüncüsü Kur'an'dır. Hepsi Kur'an'ın içerisinden anlattığı kelimelerdir. Onun için bütün o Hristiyanlıklar, İbraniler, bilmem kimler hepsinin kitapları Kur'an'ın içerisindedir. peygamberleri zamanında hepsi İslam fıtratı üzerinedir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem geldiğinde herkes kendi kitabına döndüyse bunlar İslam'ın dışında kafirlerdir.
Anlaşıldı mı? Evet. Çünkü inne'd-dîne inda'llâhi'l-İslâm yani peygamberleri zamanında İslam olanlar ve hala o peygamberlere peygamber efendimiz gelene kadar kendi kitaplarıyla peygamberlerinin getirdiği dinleri tatbik edenler ki İslam fıtratı üzerine Kur'an ayetleridir Müslümanlardır peygamber efendimiz geldikten sonra Kur'an'a inanmayan benim kendi dinim var kendi peygamberim var diyen kafirdir bizim dinimizde de bir ayeti kasıtlı inkar eden kafirdir yine dinimizde bir peygamberi inkar eden de kafirdir evet sayfa 51 burada müslümanların kıskanmalarını açabilir misiniz diyor bakalım 19. (?) ayet-i kerime diyor şüphe yok ki Allah indinde din İslam'dan ibarettir burayı açtık o kendilerine kitap verilenler kendilerine ilim geldikten sonra aralarında kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler.
Kıskançlık yüzünden. Nedir bu?
Bir peygamber geliyor. Diğer bir peygambere ona benim dinim daha güzel. Öbürü diyor ki benim dinim daha güzel. (?) Halbuki o peygamber zamanında gelen Müslüman ona inanan öbür peygamber Allahu Teâlâ gönderdiği zaman aynı kavimde yok ben buna inanmam ben bu peygambere inanırım dediği zaman o karşıdaki adamı kıskanıyor. O kıskançlığından ona inanmıyor. Yani bu bir nevi gurur ve kibir benlik ve azamete girer. Benim dinim seninkinden daha güzel ben sana inanmıyorum diye. Halbuki peygamberse peygambere inanmak var. O peygamber artık diğer dinin bir üstünlüğü söylüyor sana. Senin dinini inkar etmiyor.
Çünkü Allah'ın emri hepsi. Şimdi burada devam ediyoruz. Ne diyor? Kitap verilenler kendilerine ilim geldikten sonra aralarında kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. İşte senin dinin benim dinim diye. Kıskançlık yüzünden. Benim dinim daha yüksek o değil benim dinim daha güzel diyor. Allah'ın ayetlerini inkar edenler bilmelidir ki Allah'ın hesabı çok çabuktur diyor. Şimdi burada Allah'ın dinini inkar edenler. Öyleyse Allah bir peygamber gönderdiyse ayrıyeten bir peygamber gönderdiyse o peygambere itaat vardır. Çünkü Allah'ın gönderdiği elçiye itaatsizlik Allah'a arkalarını dönmektir. Bu durumda kim diyor? Buna şey yaparsa Allah'ın ayetlerini inkar edenler bilmelidir ki.
Yani o peygambere inanmıyorsa peygamberin getirmiş olduğu ayetleri inkar ediyor demektir. Ne diyor? Allah'ın hesabı çok çabuktur diyor. Nasıl çabuk? Bu hesap nasıl çabuk olacak? Buranın bin yılı ahiretin bir günü gibi. ahiretin bir günü gibi peygamber efendimiz 436 senesinde herhalde vefat etti değil mi kaçta 632 orada vefat etti 1900 kaç sene geçti 1500 sene mi 1447 doğru söylüyorsun 1447 sene geçti bir buçuk gün bile olmamış bir buçuk gün bile olmamış Allah'ın hesabı çabuktur ahiret aleminde ve orada ne diyor? Serîu'l-hisab, hesaplarınızı seri olarak göreceğiz. (?) evet başka ayet soru var mı bakalım başta bakalım şurası var değil mi burası mı hocam Nahl 84 diye burası Nahl 84, Nahl şurası kaçta 275 hocam 275 265 275 256 268 278 Nahl Suresi kaç? 14 84 Nahl (?) Suresi 84. ayet-i kerime. Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün Her ümmetten bir şahit kim?
Peygamberler. Her ümmetten bir şahit.
Artık ne kafir olanlara özür dilemelerine izin verilir, ne de onların özür dilemeleri istenir.
Bu, kıyamet kopacak. Herkes ahiret aleminde dirilecek. Mahşer yeri kurulacak. Her ümmetten bir şahit peygamberler çıkacak. Peygamberler kendi ümmetlerine Müslümanlar da çıkacak. Ayet-i kerimesinde Muhammed ümmetini diğer ümmetlere şahit Peygamber Efendimiz'i de diğer peygamberlere şahit tutacak. Her ümmetten bir şahit. Evet. Her ümmetten bir şahit göndereceğimiz gün artık ne kafir olanlara özür dilemelerine izin verilir ne de onların özürleri, dilemeleri istenir. Çünkü Allahu Teâlâ A'raf Suresi'nin 172. ayet-i kerimesinde insanlarla ahitleşti. Kimse Allahu Teâlâ'yı görmedim diyemez. (?) Ruhen ama. Ruhen.
Ahitleşti. Bu ahdinin neticesinde Allahu Teâlâ'yı bildi yahut bilmedi. Bilmeyenler kalplerini mühürlettirdiler. Hatem onların gözlerine onlar gözlerine bir perde kulaklarına da bir tıkaç koydurdular. Kim koydu? Allah. Kim fiilen istedi? Kul. Koydurdular. Kalplerini de mühürlettirdiler işte bunlar bize geldiği zaman dünyada da beni inkar edip bu hal üzere bize geldiği zaman ne onlardan özür dilenir ne de bir fidye alınır evet ne özür dilemeleri istenir diyor
ne kafir olanlara özür dilemelerine izin verilir artık niye özür dilemelerine izin verilir verilmez diyor burada yani özür dilemelerine izin verilir evet kafir olanlara özür dilemelerine izin verilir ne de onların özür dilemeleri istenir ikisi de aynı manaya geliyor özür dilemek nedir veriyorsan özür dilesen seni affederim olur ona bir kapı açmış oluyorsun halbuki bu kapıyı kapatmıştır kapı dünyada yaşarken hepsine açıktır özür dileme kapısı hepsine açıktır ne dedik daha evvelde dünya aleminde ister putperest ol ister şeytana tap ister de ağaca başka bir şeye tapın bundan tövbe edip dönersen Allah'ın tövbe kapısı açık can boğaza dayanana kadar bir rivayet şu oylum kemiğine kadar bir (?) rivayette şu horoz kemiğine kadar tövbe kapısı açık (?) niye tövbe kapısı açık çünkü oraya kadar can çekildiği zaman sana çocukluğundan yani akıl baliğinden o zamana kadar olan saniyeler içerisinde gösterilir aynen bir sigara dumanının gözünün önünde dağıldığı gibi. Buna (?) da Vâkıa Suresi'nde can boğaza değindiği zaman hadi onu geri çevirsenize akrabalar diye başının ucunda toplanır canının çıkmasını beklerler siz mi ona kudretimizle yakınsınız yoksa biz mi diyor demek ki bu can boğaza dayanana kadar tövbe kapısını açıyor Allahu Teâlâ ama bir insanın fıtratı misal olarak elma çekirdeği ise dünyaya da gelse elma ağacı ahirete de gitse elma ağacı armut çekirdeğiyse dünyaya da gelse armut çekirdeği ahirete de gitse armut çekirdeği yani fıtrat mühürlenmiş değişmez değişen yok mu? o fıtrat değişmiyor kader değişmiyor kişi cehalet devresi yaşayarak Allah'a isyan edebilir müslümandır sonunda aklı başına gelir, tövbekar olur, İslam dinine girer. Yani dinini yaşar daha doğrusu.
Bu kaderle ilgilidir. Kimse de bir an sonra ne yaşayacağını bilmez. Bu da kaderle ilgilidir. Kader, yaşadığın müddetçe kaderdir. Mesela ben size bunları anlatacağımı bilmezdim. Anlattığım zaman ben bunları anlatacakmışım. Kaderimin içerisinde varmış diyorum. Onun için kader hakkında konuşulmaz. Kader geleceğe aittir. Ancak geleceğe la gaybıyla Allah, Allah bilir. (?) Biz yaşadığımız müddetçe kendimizi tanımaya çalışırız. Demek ki biz kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlamamız için dünyaya geldiysek yaptığımız fiili icraatlarla sevap ve günahlarla kendimizin nasıl bir insan olduğunu tanırız.
İşte Allahu Teâlâ da bunu söylüyor zaten. Kafirler kafir olarak geldiği zaman artık onları ben bir defa değil diye birkaç defa daha göndersem yine siz aynı işi işlersiniz. Bunu geçen derste de Secde Suresi'nin 12. ayet-i kerimesinde de anlattık. Ne diyor? Onlar geldik, gördük bir daha diyor bizi dünyaya göndermen var mı? Sana ne güzel ibadet ederim diyor. İşte Allahu Teâlâ da niye göndermiyor? Sebep ne? Allahu Teâlâ zalim mi? O diliyle yalan söylüyor. Çünkü onun fıtratında zamanında Allah'ı inkar var ve o inkarın sebebiyle kendisini Müslüman göstermek istiyor. Yani ben sana orada tövbe edeceğim.
Biz sizi bir kez değil diyor. Birkaç kez daha göndersek yine aynı işi işlersiniz. Ne demek bu? O videoya çekilmiş bir bant. Bu bandı dünyanın yüz bin yerinde göstersen hep aynısını (?) görürsün. Kader de bunun gibidir. Bin defa yüz bin defa geri gelse yine kaderini oynayacak. Fıtrat değişmeyecek. Çünkü bir inkarı var onun. O inkar mühürlemiş. İşte insanlar diyor dünyada sapık değil burada daha çok sapık diyor. Ne demek bu? Onlar beni burada inkar ettiler. Damgayı yediler. Dünyada kayıp bir âleme gittiler. (?) O damgayı yediği hal üzere yaşadılar.
Gaip olmama rağmen beni tanımadılar. (?)
Buraya geldiler. Dirildiler. Hesap gününde burada daha sapıktırlar. Ya ben size Rabbinizim dedim, inanmadın. Dünyaya gönderdim inanmadın. Burada da inanmıyorsun. Daha sapık kim var? Gir içeriye diyor.
Bunlar cehennemde Malik'e diyecek ya. Ben söylemiyorum. Ayet söylüyor bunu.
Malik Rabbine söyle de bizim üstümüzden biraz azabı hafiflesin. Rabbimize diyemiyor.
o hal üzere kaldığı müddetçe ebedi cehennemden çıkamıyor. Allah zalim değil. Kişinin orada nefsi kemal bulsa onu oradan alır. Ama öyle bir fıtrat yemiş ki onun bir daha Allah'a dönecek hali yok. Orada azabı gördükçe Allah'a karşı kini artıyor. Kendi hayalindeki Rabbi bekliyor. O gelecek, Allah'tan intikam alacaklar ve cehennemden çıkacaklar. bu hal üzere ebedi cehennemdeler müslüman da cehenneme girecek ama müslüman ateşte yanmayacak Âl-i İmran Suresi'nin 131. ayet-i kerimesinde kafirler için hazırlanmış olan ateşe doğru gitmeyin diyor bu ne demektir onda bir iman nuru var kelime-i şehadet çok günahkardı, girdi cehenneme ama İslam fıtratı üzerine gitti. (?) Cehennemde onda Allah'ın nuru var.
Kelime-i şehadetin nuru var. Mecazi manada ateş der ki şu kulunun iman nuru benim ateşimi söndürüyor. (?) Bunu benden uzaklaştır. İşte bu ayet-i kerimeye göre. Bakara Suresi'nin 24. ayet-i kerimesi de aynı şeyini söyler. Bu durumda onun günahıyla cehenneme girdiği zaman bu da mecazi manada kafir diyecek ki ona sen Müslüman da niye geldin buraya? Müslüman da diyecek ki benim senden aşağı yaptığım, senin yaptığından aşağı bir amel yoktu ki. Ben der ki senden de daha kötüsünü yaptın diyor. Rabbim beni haklı olarak buraya attı diyor. Bak. O itiraf ediyor. Her şeyden haberi olan Allahu Teâlâ senin imanın kemal buldu. Alıyor onu oradan.
Yine cennete götürüyor. Gaye İslam olarak gitmek. İslam olarak gidebilmek için de alışkanlık yapman lazım. Namazını beş vakit kılman lazım. Orucunu tutman lazım. Dilini yalandan alıkoyacaksın. Gıybet etmeyeceksin. Kimseye buğzlanmayacaksın. Kötü söz söylemeyeceksin. Bu şekilde takvaya yöneleceksin. Gönlünü Allah'a açacaksın ki o dar zamanında Allah sana yardım etsin. Kelime-i şehadetten ahirete gidesin. Evet.
ayeti atladık mı yoksa daha mı fazla şey attık 84. ayet-i kerimemiz izin verilen onlardan herhangi bir özür de dilemez diyor çünkü gelmiş gitmiş onların fıtratında bir değişiklik yok mesela Âl-i İmran... Bakara Suresi'nin 7. (?) ayet-i kerimesinde der ki bak Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir diyor bir daha okuyorum iyi dinleyin burayı Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir onların gözlerinde de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için dünya ve ahirette büyük bir azap vardır diyor bu yanlış açılan bir ayet millet hocam demin söyledin ya o ayetin karşılığı o ayetin karşılığı ama bu ayetin meal olarak karşılığı değil burada sen ne anlıyorsun bak ne diyor Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir Allah kimsenin kalbini ve kulağını kendi arzu ve isteğiyle keyfiyle mühürlemez.
İnsanın isyanıyla Allah'a mühürlettirir. İşte işin aslı bu. Hani ahit var ya tanımıyor. Yoksa Allah bunu mühürledi dediği zaman keyfi seçime gider bu. Allah dilediğini seçer mühürler dilediğini de görmez bırakır. Ama mühürlettirdi dediği zaman kişinin kendi arzu ve isteği meydana çıkıyor burada. Nereden? İrade iki dedik. Bir cüz-i irade, bir külli irade. Cüz-i irade ne isterse verecek. Kendi kaderini yazdıracak.
Ayetleri yazmışlar. Siyonizme göre hep Allah'ı suçlamışlar. (?) Fiili kul işlesin, suçu Allah'a yükle. Ondan sonra da ben ayetleri biliyorum de.
Al. 17. ayet-i kerime. Bak ne diyor burada? Onların münafıkların durumu. Karanlık gecede yakan bir ateş misalidir.
Ateş etrafını aydınlattığında Allah hemen onların aydınlığını giderir ve onları karanlıklar içerisinde bırakır. Ya böyle Allah mı olur?
İnsanlar karanlıklar içerisindeydi dünyaya geldiği zaman. Allah onlara peygamberler de kitaplar gönderdiği ışıkla aydınlattı. Onlar karanlık gecede ateş yakamaz. Burada mecazi bir mana var. Ateş Kur'an'ın Allahu Teâlâ dünyaya indirmesi ve onların önlerine aydınlatması bu durumda. Bu aydınlığa arkasını dönenler kendilerini karanlıklar içerisinde bırakırlar. Ayet açıyorlar ayet.
Ondan sonra da ben alimim diyor. Ne alimi be? Bana bir tane alim göster burada. E hocam sen mi alimsin? Ben alim değilim. Ama ayetlerin karşılığını söylüyorum. Sen de alimsen bu yanlış da bana.
Evet. Saçma saçma açmışlar. Evet. Siyonizmin kökenine göre.
Evet. Bakalım burada var. Bayramiye bir soru soruyor. (?) Der ki selamun aleyküm hocam. Evet.
Daha mı var?
Bunun üstü mü?
Şura yirminci ayet var. Şuranın yirminci ayeti. Kaçın? 485. sayfa.
469, 481, 485. 20. ayet. (?) kim ahiret kazancını istiyorsa onun kazancını arttırırız bu ne demek biliyor musun eğer sen Allah'ın ayetleriyle hükümlenirsen beni de Rabbin olarak bilir de ahirette benden korkup bana burada itaat edersen emrime itaat edersen ben senin yapmış olduğun sevaba bire üç, beş, yedi, on, yetmiş, yüz, yedi yüz veririm diyor. Arttırırım demek bu. Yaptığın sevaba karşı arttırırım. Evet. Kim ahiret kazancını istiyorsa işte. Onun kazancını arttırırız. Kim de dünya kazancını istiyorsa ona dünyada bir şeyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz. Niye olmaz? bak kim dünyayı istiyorsa yani Allah'a sırtını dönmüş Allah'ı inkar etmiş olan insana ona da diyor rızkını veririz. Niçin?
İnsanın kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlaması için gönderdi. Burada dinlisi dinsizi kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlaması için Allahu Teala'nın ona onu beslemesi lazım. İşte o beslemeye şu ayet var. rızkı talallah. Herkesin rızkını verir. (?) O rızk içerisinde kişi kendini ispat eder. Ben dünyayı sevdim. Sana istemem. Ya da Allah'ı inkar ediyor. Peygamberi inkar ediyor ya kafirler. Ahirette nasibi yoktur diyor. Ve biz bazen de şöyle söylüyorlar. Onların günahlarını diyor kat kat arttırırız diyor. Allah zalim değil. Kimsenin günahını kat kat arttırmaz. Kat kat sevapları arttırır.
Ancak yapmış olduğu günahların karşılığında adam öldürmüştür, bir günahı vardır. Bir insan dolandırmıştır, bir günahı vardır. Efendime söyleyeyim, yalan söylemiştir, bir günahı vardır. Bunları günahlarına göre yazar, onları birbirine ekler. Günahları karşılığını toplar. Yoksa günahlarını katlamaz. Bu toplamaya katlar katlar diye gidiyor. E bunların hepsi Allah muhafaza ya. Allah muhafaza. Nasıl açmışlar bunları? Evet.
Ondan sonra da biz Kur'an yazdık diyorlar.
Bakın ne diyor. Evet.
Şimdi bayramı niye mi geldik? (?)
Nerede var? Üstünde mi?
Burada bir bayram üzeri var. (?) Ona sonra herhalde gelmedi daha.
Dur hocam diyor burada.
Âl-i İmran'ın 19. 19. ayeti. Öyle mi? Ya Seyfeyi Yeni'nin yeri. (?)
Evet. Burası var. Şurası var. Zümer 53. ayet. Zümer'in 52'nin kaçıncı sayfası o? Bak bakayım. Zümer ayeti. 458'e pardon. Bir dakika.
458. Zaten parmağım da onun üzerinde.
57, 58 evet. Zümer kaçıncı ayet diyor? 53. ayet-i kerime.
53. de ki ey kendini kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım ne güzel söylüyor şimdi bak burada ne var şöyle düşünebilirsin de ki ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım haddi aşmak ne demek Allah'ın emrinin dışında yaşamak demek peki Allah onlara da kullarım diyor kulların dediği insanı insana azap eder mi? Allah'tan başka bir ilah yok ki onu yaratsın. Mecbur Allah'ın kulları. Buraları ayetler daha derine gidiyor burada.
Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin diyor. Şimdi bunlara sen her ne kadar kötülükte de olsan, Allah'a isyanda da bulunsan ve Allah'a sırt çevirsen, (?) Allah'ın rahmetinden ümit kesme diyor dön kapı açık herkese rahmet kapısı açık insanın yaptığı kötülüğe ben bakmam diyor Allahu Teâlâ döndüğün zaman beni bildiğin zaman ben seni affedeceğim o benim büyüklüğümün şanından diyor seni zatıma yakın yarattığımdan nefsimden bir cüz'ü ruhumdan bir cüz'ü verdiğim için sana zulmetmek için seni yaratmadım. Ben seni zatımı bilmen için yarattım. Sen de cehalet devresi yaşadın. Her ne kadar cehalet devresinde aklın başına geldiyse yahut da sen beni bir yaratan var deyip bildiysen dön gel diyor ben seni affedeceğim.
Merhamete bak. Biz olsak kininden gidişini dersin ya değil mi? (?) Kovarsın. Allah'ın kovması yok.
Onun rahmetine bizim aklımız ermez. Niye ermez? Çünkü rahmetinin yüzde birini dünyaya göndermiş. Çoğunu kendisine saklamış. Eğer yüzde biri böyleyse yüzde doksan dokuzunu sen düşün.
ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım hani Allah intikam aldı diyor ya Allah kimseden intikam almaz Allah'ı sen insan seviyesine düşürüp de sen intikam mı aldıracaksın insandan bak burada da kendisi ne güzel söylüyor ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım yani kendi nefislerinden intikam alacak olan kullarım diyor azaba mazhar olacak kullarım Allah'ın rahmetinden ümidi kesmeyin diyor bu ayet-i kerimeye göre Allah'ın rahmetinden ancak kafirler ümidini keser diyor evet çünkü Allah bütün günahları bağışlar işte bak ne olursan ol ister putperest ister Mecusi hangi dinden hangi Allah'ın Allah'a düşman olan şeytandan yahut da ona düşman olan insandan ve Allah'a düşman olan insan mı var ben şahidim birisine araştırdım biz Allah'tan intikam alacağız dedi şeytana tapıyormuş Mardin'le sen nasıl Allah'tan (?) intikam alacaksın dedim sinirleniyor böyle biz alacağız diyor intikam alacağız diyor. Ya oğlum bütün kainatı bu.
Allah yarattı. Şeytanı da Allah yarattı. Allah yarattığına sen güç yetiştirebilir misin? Biz diyor sen görürsün o zaman diyor.
Ya baktım ki iş değişiyor. Tamam oğlum sen git dedim.
Allah'tan intikam alacak. Ya bu konuşmamızda Rabbim şahit ha. Rastladım öyle konuştuk bundan. Allah'a düşman. çünkü Allah bütün günahları bağışlar şüphesiz ki o çok bağışlayan çok esirgeyendir diyor işte boyuna anlattığımız Allah'ın rahmet kapısının açık olduğunu Tevvâb olup tövbe kapılarının açık olduğunu her ne olursan ol Mevlana Hazretlerinin dediği gibi biz onu ayetlerle söylüyoruz her ne olursan ol ister putperest ister Mecusi istersen tövbeni yüz bin defa diye bozdursan yine gel ümitsizlik dergahı değildir diyor ayetleri gönülden biliyordu ondan söylüyor bunu bu ümitsizlik dergâhı değil yeter ki sen tövbe et başka ne var burada burada burada Âl-i İmran 28. ayet-i kerimeyi istiyor evet 51-52 evet 28. ayet-i kerimeyi Âl-i İmran Suresi (?) ben bakayım burası böyle burada dediği doğru yazmış mı ona bir bakayım efendim 27 evet müminler çünkü müslümanı da mümin diye yazıyor mümin ayrıdır, müslüman ayrıdır müslüman kelime-i şehadet getirmiş namazını da kılar, orucunu da tutar mümin, nefsi mutmainliğe çıkmış tecelliyete vakıf olmuş ey mutmain olmuş nefis Rabbin senden sen Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına, gir cennetime dediği insandır, (?) nefsin dördüncü halidir.
Nefs-i mutmain nedir? Ama hoca, ey müminler diyor. İçerisinde belki bir tane mümin yok. O da şeyinden, güzelliğinden söylüyor herhalde. Ey iman edenler dese hepsi içerisine girecek bu sefer. Evet. Hiç yalan söylememiş olacak.
Müminler müminleri bırakıp kafirleri de dost edinmesin. Şimdi zaten mümin mümin bir daha geri dönüşü yok diyor Allahu Teâlâ.
Kelamı Allah'ın eksik olmayacağı için mümine hitap ediyor. Mümine hitap ediyor. Birbirini bırakıp kafirleri dost edinmesin. Bunların dost edinmeleri yok da onların kellesini kessen Allah'tan vazgeçmezler müminler.
Kim bunu yaparsa artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Yani mümini örnek göstererek Müslümanlara burada hitap. Hani bir söz var bizde atasözü. Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla. Evet.
Ancak kafirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Dönüş yalnız Allah'adır. kafirlerden gelebilecek bir tehlike dediği zaman adam geldi silahı boynuna dayadı alnına vuracak seni ya ben de sendenim diyebilirsin burada canını kurtarmak için ben de Hristiyanım diyebilirsin ama diyor dilden söyle gönülden söyleme diyor Allahu Teâlâ gönlün Rabbini terk etmesin bana bu kadar müsaade var evet Kafirler de o zemininin değildir diyor. (?) Burada Müslümana hitap etmiş oluyor. Müslümana mı hitap etmiş oluyor diyor. Evet. Demin de söyledim. Seninki yazının tamamını okumadım ama yazının tamamını söyledim.
Kızım sana söylüyorum. Gelinim sen anla. Evet. Başka var mı bakayım? Yok.
Evet. Saat kaç oldu? 10 dakika var efendim. 10 dakika mı var? Evet. Evet. 10 dakika var. Sorunuz varsa sorun.
Senin var mı? Söyle bakayım. Bakara 284 mi daha yakın lan? Bakara 284. Bakalım. Bakalım. Bakara 284. Evet. Âl-i İmran'a yakın bu. (?)
261.
282.
284. Yanlış açılan bir ayet. Bunun yanlışlığına ne ilgili hocam? Şöyle bir durum olmuş. Bunun içinden çıkamamışlar. Sözde Esra Peygamber Efendimiz'e gelmiş bir trabazı orucunu (?) Hz. Ali almış. Her şeyi takat getiriyoruz ama bizim içimizden yaşaklarla Allah'ın takatını sınayacaksa biz bunun altından kalkamayız. (?) Demişler. bizim içimizden Kur'an-ı Kerim'de nesh yoktur bir ben evvelde ne dediysem ahirde odur diyor değişmez. İki, indimde bir kitap var ki Levh-i Mahfuz'da mahfuzdur ona sonra da ne bir ilave ne bir eksiklik yapılır diyor bu iki şimdi neshi kim söylüyor diyor ki müşriklerle evlenmeyin onlar sizi ateşe çağırır ehli kitaptan evlenebilirsin ayet-i kerimesi gelince bu ayet bununla nesh edildi diyor. Halbuki müşrik ayrıdır. Allahu Teâlâ onunla evlenmeyin Müslüman olana kadar diyor. Ehl-i kitaptan evlenebilirsin diyor. Burada bunu nesh ediyor. Bu nesh değil, kelime karşılığı var. Burada müşrik diyor. Bak birinde müşriklerle evlenmeyin. Müşrik putperest. Putperestle evlenmeyin kafirle evlenebilirsin ehl-i kitaptır kafir Allah'ı biliyor şirk koşuyor Allah'ı biliyor müşrik Allah'ı da tanımıyor putlara tapınıyor onun için arada fark var bunları ayırt edemeyen o zavallı o koca kafalar var ya Kur'an'da bile bunlar nesh etti diyor anladın mı işte biz bunları ayıklıyoruz Kur'an'dan bunları ayıklıyoruz Şimdi bu koca kafaya şu ayeti hatırlatacaksın.
kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki Allah ne yapacağını bilmesin bak kaç tane ayet söyledim hep birbirini destekleyen destekleyen ayet söyledim kişinin kelamı kendini bağlar benim kelamım benim kendi kelamım değil Kur'an'ın ayetlerini bağlar Kur'an'ın ayetleri de Allah'ın kelamıdır onda eksiklik bulamazsın anladın evet hadi bakalım Allah'a emanet olun Lillâhi Teâlâ el-Fâtiha