18.04.2026 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
diyecekler ki bu yaşlı adam ne anlatacak kimse bir tane var burada misafir der ki daha var şunu alalım şöyle
Selamün aleyküm efendim, hayırlı akşamlar, cümlemize hayırlı akşamlar. Müsaadenizle bir sorum olacak. Allah celle Celaluhu kainatta gözlenebilen 2 trilyon galaksi yaratmış fazlası da olabilir
Bu tahmin bizim galaksimizin dışında başka uzak galaksilerde yaşam var mıdır? Yoksa Allah Celle Celaluhu sadece bizim galaksimizdeki bu dünyada mı canlıları yarattı? Teşekkür eder, hasretle ellerinizden öperim.
Sayfaları geliyor. Güzel.
Misafir evladımız. Söyleyelim. Evet.
Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde şöyle söyler. Siz dünyanızdan çıksanız kainatın en ücra köşesine gitseniz biz yine sizi orada buluruz diyor. Bu durumda bu galaksilerin içerisinde kainatın en ücra köşesinde hayatın olduğunu söyler bize. Bu da en ücra köşesi Mars'ta herhalde. Neydi orası? Merih mi? Merih mi? Evet. En ücra köşesi orası. Merih'te hayat olduğunu görüyorlar. Ve Allahu Teâlâ bize siz dünyanızdan çıksanız, kainatın en ücra köşesine gitseniz biz yine sizi orada buluruz dediği zaman bizim atmosfer dışında seyahat edeceğimizi bize bildiriyor. (?) Yani bize anlatıyor. Ayrıyeten gök aydınlatıcılarını size ziynet olarak kıldık diyor.
Ve o senin dediğin o galaksilerde kim bilir dünyamızda paha biçilmez ne varlıklar, kıymetli taşlar var. Yahut kıymetli yarattığı malzemeler var.
Yalnızca şunu söyleyeyim. Hayat dünyada hani merihliler falan diyorlar ya, hepsi yalan. Merih falan, cinli, minli, merihli falan yok. Yalnızca bu yedi kat semavat içerisinde insan olarak yaratıldığı ve zatına muhatap tuttuğu yalnızca insandır. İnsandan başka bir de cinliler var. Onlar da kıyamette hep beraber kıyamet koptuktan sonra hesaba çekilecekler. Bizlere dair. Bu durumda Kur'an'da Allahu Teâlâ alemlere rahmet gönderdiğine göre Kur'an-ı Kerim'i bize bildirmiş olduğu durum bu kadar. İnsanı ikinci bir yaratılışla yaratıp dünyaya gönderen Allah Kur'an-ı Kerim'i gündemimizde bir kitap var ki (?) diyor levh-i mahfuzda mahfuzdur ona sonunda nebiyle ve nebi eksiklik yapılır dediği (?) Kur'an-ı Kerim'i alemlere rahmet gönderdiğine göre alemlere rahmetle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'i gönderdiğine göre en şerefli insan insandan başka yaratılanlar melekler cinler Allahu Teâlâ'nın muhatabı değiller.
Ancak bizler de Allah'ın muhatabı ancak onun emirlerini yerine getirmekle olur. Ve şereflilik de buradan geliyor zaten. Kur'an'ı bize göndermesi. Yani insanlara göndermesi. Bize dediğim Müslümanlar değil yalnız. Dünyada ne kadar insan varsa ve alemlerde de ne kadar varlık varsa cinniler de dahil, melekler de dahil ki hatta melek Allah'ın emrini dışarıya çıkamaz. Kur'an'da bize geldiğine göre bizden başka bu kainatta bizim gibi varlıklar yok. Kim varlık var diyorsa bu ayetlere göre yanlış söyler. Ama ben demiyorum illa ben böyle biliyorum. Buluyorlarsa ispat etsinler. Zaten kıyamete de az kaldı.
Evet.
Burası.
Bu Zümer okunmuş. Biz burayı anlattık değil mi? Selamün aleyküm efendim. Hayırlı akşamlar. Burasını okuduk.
Hocam, Şura'da on üçüncü ayet-i kerimesi. Ver bakayım bana. Şura on üçüncü ayet-i kerime. Bu yanlış açılan bir ayet. Şimdi yanlışını da anlatırız. Doğrusunu da inşallah Allah'ın lütfu keremiyle yanlışını okuyalım bakalım. Beni dinleyenler varsa kendisi de yanlışın nerede olduğunu kendi kendine sorsun. Yahut arasın. Sonunda ben söyleyeceğim yanlışın orada olduğunu. Dini ayakta tutun. Doğru. Ve onda ayrılığa düşmeyin. Doğru. Diye Nuh'a tavsiye ettiğimi, ettiğini sana vahyettiğimizi İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu din Allah'a ortaklar koşanlara ağır geldi.
Allah dilediğini kendisine peygamber seçer ve kendisine yöneldiğini de doğru yola iletir. Evet.
Şimdi biz bunu yanlış diye yapmışız ki her dileme yanlış (?) değil.
Bu doğru. Alttaki de doğruya çevrilecek.
Fakat kendilerine çağırdığın din Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine peygamber seçer. Allah'a yönelende hidayete erer.
Burada peygamber seçer ve kendisine yönelenin de doğru yola iletir. Allah'a yönelen de hidayete erer. Peygamber değil, peygamberler Allah'a gönderirler, şey yaparlar, insanları yönlendirirler. Peygambere uyanlar, onlar da hidayete ererler. Buradaki kelime anlamı değişik. Bu da doğru yazılmış. Biz de doğru yazmışız. Şimdi ne diyor? Dini ayakta tutun. Ona ayrılığa düşmeyin diye Nuh'a tavsiye ettiğini sana vahyettiğimizi İbrahim'e Musa ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı.
Bu buraya kadar saydığımız şu ayet-i kerimenin karşılığı. Nedir o ayet?
Biz evvelde ne dediysek ahirde de olur.
İşte bu bu ayeti destekliyor. Ne diyor?
Nuh'a tavsiye ettiğini sana vahyettiğimizi İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı diyor. Öyleyse her peygamber İslam fıtratı üzerine geldiyse hepsi İslam fıtratında İslamiyet'i anlatmıştır.
Bu durumda her gelen peygamber Allahu Teâlâ'nın emriyle hangi kavme hangi anlayış içerisinde kaldırabileceği ayetlerin manalarını söylemekle İslam dinini söylüyor. Biz çekemeyeceğiniz yükü sizin sırtınıza vurmayız ayet-i kerimesine göre. Ayetlerin birinci mana, üçüncü mana, yedinci mana, yetmişinci mana var. Bu durumda ilk zamanlara birinci, üçüncü manası, sonrakilere beşinci, altıncı manası, sonra sekizinci, onuncu manası ama aynı ayetler. Onların anlayacağı şekilde Allahu Teâlâ ayetleri göndermiş. Hepsi İslam fıtratı üzerinedir. Burada. Şimdi bunlara din kıldı. Allah sizi de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığı bu din Allah'a ortak koşanlara ağır geldi diyor.
Çünkü bazıları Allah'ı inkar etti.
Allah inkar edilir mi? Lahut aleminde Allahu Teâlâ ruhlarımızı ilk yaratıp da oradaki (?) insanlar Allah'ı inkar ettiğinden dolayı üç bölüğe ayrıldılar. Hepsi değil ama. Bir bölük inkar etti. Şimdi burada inkar edişinin sebebi ben batıni olarak açacağım. Zahiri insanlar bunu anlamazlar. İnkar ederler ama işin aslı bu. Ben batıni olarak açacağım. Allahu Teâlâ insan suretinde aynen insanlara yarattığı ruh, nefis ve can olarak yarattığı insanların karşısında sizin Rabbiniz benim dediği zaman bakıyor ki o insan bir bölüm inanmıyor. Peygamber Efendimiz de Allahu Teâlâ'nın yanında evet Rabbimiz budur dediği zaman iki kısım da inanıyor.
Bir kısım Evliyalar, Enbiyalar, Şehitler, Müşahedeler cümlesi. (?) Bir kısım da sağcılar. İnanmayanlar kimler? Solcular. Nerede yazıyor? Kitapta var mı? Var. Nerede? Vakıa Suresinin 7. ayet-i kerimesi. Bütün ezber birbirinden gelme 3 sınıf. (?) Fe ashabül meymeneti ma ashabül meymeneh. (?) Sağcılar, size müjdeler olsun. (?) Ve ashabül meş'emeti ma ashabül meş'emeh. (?) Solcular, size yazıklar olsun. (?) İşte orada Allahu Teâlâ'nın A'raf Suresinin sonra 172. ayet-i kerimesinde de biz insanlarla ahitleştik. Onların arzu ve isteklerini, muratlarını kendilerine kader olarak yazdık. İşte o kaderde insanlar orada Allah'ı tanımadıkları için kalplerini Allahu Teâlâ'ya tanımadıklarından dolayı mühürlettirmişlerdir.
Bakara Suresinin yedinci ayet-i kerimesinde. Ne diyor, bak burada.
Şimdi buraları bilmedikleri için ayetleri yanlış açıyorlar. Biz de düzeltiyoruz onları. Ne diyor şimdi? Yanlışlarını söyleyelim. (?) Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir diyor. Şimdi burada Allahu Teâlâ'yı keyfi bir mühürleme kulları arasında mühürleme yapıyor. Öyle anlaşılıyor. Ne diyor? Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir. Ve onlar için dünyada ahirette büyük bir azap vardır. Şimdi burada kulları arasında bir ayırım var. Çünkü A'raf Suresinin 172. ayet-i kerimesinde ahitleşmeyi bilmiyor. Bu zamana kadar o ayet üstü küllenmiş.
Bunun farkında değiller. Ayetin manasını bilmiyorlar. Allahu Teâlâ lahut aleminde insanların siz Rabbiniz benim dediği zaman zaten orada üç bölüğe ayrılıyor. Sonra A'raf Suresinin 172. ayet-i kerimesinde bunlarla tek tek ahitleştiği zaman herkes kendi muradını, kaderini Allahu Teâlâ'ya kader olarak yazdırıyor. İşte o kader senaryosu orada yazıldı. İnsanlar da dünyaya bunun ispatı için geldi. Niye ispatı için geldi? Allahu Teâlâ şöyle söylüyor. Allah'ın bütün sıfatlarda münezzehliliği var. Kimse ona sorgu sual soramayacak. Allah'ın Allah'lık sıfatı. İşte ben seni gördüm burada kendim gibi sana inanamadım.
Beni zatının görünmediği bir aleme gönderseydin ben sana inanırdım demeyesin diye bu alemleri yarattı. Allahu Teâlâ'nın görünmediği bir aleme bizi gönderdi. Şimdi biz oradaki yazdırdığımız kaderin senaryosunu burada artist olarak oynuyoruz. Taha Suresinin 134. ayet-i kerimesi de bu söylediklerimi ispat ediyor. Ne diyor? Onları bir azap ile helak etseydik. Hani onları Kur'an'dan önce biz bir azap ile helak etseydik. Ki biz sizi dünyaya göndermeden önce sen cennetliksin, sen de cehennemliksin. Biz sizden ahitleştiğimiz zaman siz bizi inkar ettiniz. Hadi bakalım sen cehenneme, sen de cennete deseydin.
Şöyle söylerdiniz diyor. Taha Suresinin 134. ayet-i kerimesi. (?) Bize peygamberler ve kitaplar gönderseydin şu aşağıdaki rüsveyle düşmeseydik. (?) İşte sırf Allahu Teâlâ'yı sen orada insan suretinde gördüğün için bugün bu alemde Allahu Teâlâ'yı görmediğin kayıp bir alemde zatına inanmasını söylüyor. Ama sen damganı orada yedin, kalbini orada mühürlettirdin. Ben keyfi bir mühürleme yapmadım. Senin arzu ve isteğini mühürledim diyor. Bu dünyada da bunun dışına çıkamazsın. İşte onun için kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki Allah insanların ne yapacağını bilmesin. Kimse kaderin dışına da çıkamayacak.
İşte bu durumda insanlar dünyaya kendilerine nasıl bir insan olduklarını ispatlamaları için geldi ve kendileri kalplerini mühürlettirdiler.
Mühürleyeni Allah gene, ama Allah keyfi yapmadı bu mührü. Onlarla ahitleşti. Kişi kendisine inanmadı, sen benim Rabbim değilsin dedi. Burada da geliyorlar. Ağaçlara tapmıyorlar mı? Aylara, güneşlere tapmıyorlar mı? Şeytana tapınan yok mu? Var, ben de şahidim bir tanesinde. Şimdi bu durumda Allah evvel de zaten biliyor bunları izahatına ahiret alemine döndüğümüz zaman mahkeme-i kübrada hesaba çekildiğimiz zaman herkes yapmış olduğu fiili icraatlarla hesaba çekilecek bilenle bilmeyen bir yere girer mi? Muhakkak ayrılacak. Yol da ikidir, biri cennet yolu biri cehennem yolu. Allah'a sırtını dönen, isyan eden cehenneme, diğeri de cennete. Evet.
Onun için yalnızca Allah'a muhatap olan insandır. Başka bir galaksilerde hayat olmasına rağmen, hayat olmasına rağmen insan yahut da bir canlı yoktur. Ancak insanlar çıkıp gezip oraya kadar belki de gidecekler. Hani belki diyorum kuvvetli bir bende his var. Gitme hissi. Ama garanti söylemiyorum. Şu ayet-i kerimeye göre söylüyorum. Siz dünyanızdan çıksanız, kainatın en ücra köşesine gitseniz, biz yine sizi orada buluruz. Ayet-i kerimesine dayanarak belki gidecekler ve orada da ölümün olduğunu görecekler. İnsanlar ölümden kaçmak için belki dünyadan çıkacaklar. Evet. Zaten İslamiyet parçalanmış vaziyette.
İslamiyet'e sahip çıkan yok. Geleceği çocuklarımız yaşatacaktı. Çocuklarımıza sahip olamadık.
Kim yaptı bu işi? Çocukların babaları yaptı. Kendileri namaz kılmadı. Çocuklara örnek olmadı. Nefsani duyguların peşine düştü. Anası, babası, babası zinada, anası çırılçıplak soyundu. E çocuk bir çırılçıplak soyunanın elinde büyümesi başka bir de ailede terbiye içerisinde büyümesi başka. Dünya üzerinde İslam'ın ailesi parmakla gösterilen bir aileydi. Ve ben Almanya'dayken gezmeye gittim. Siz ailede bu çocuklara nasıl sahip oluyorsunuz diye kendileri öğrenmeye geliyorlardı. Ne yapıyorsunuz siz? Bunlar nasıl sizi böyle sayıyorlar? Sizin dediklerinizi yapıyorlar diye.
Peki. Bu kabahat kimin? Evvela çocuğun karakterinde. Sonra anne babanın onlara İslamiyet'i anlatma işinde. (?)
Bu durumda git dışarıda geziyorlar. Sen Müslüman mısın? Evet der. Namaz kılıyor musun? Yok. Müslümanlığın şartı nedir bilmez ki. Ne olduğunu bilmez.
Aramıza nifak sokanlar gittikçe artıyor. İnsanda bir haya var. İnsan şerefli yaratılmıştır. İnsanın edep damarı var. Ona hani şah damarı patlamış derler ya. Tabiren böyle. Caizsel. Yani onda artık utanma falan yok. (?) Bazen Eyüp Sultan'a gidiyoruz. İnan kilotla geliyorlar oraya. Kilot kilot. Kilotla geliyorlar. İnsanda bir haya olur ya. Allah seni şerefli yaratmış. Sonra sen geliyorsun bir yere. Nereye gidiyorsun sen? Sen Allah'ın bir dostu olan yere gidiyorsun. İşte bunlar oraya o dostu diye gitmiyor. Bunları özel ya parayla kandırıyorlar. (?) Veyahut başka zihniyetlere hizmet eden insanlar. Sırf ahlakı bozmak için oraya onlar gönderiliyor.
Ben Mekke-i Mükerreme'de tavaf ettim çıkarken. Tülden bir elbise giymiş bir kadın. Mekke'de, Mekke'de. Tülden bütün edep yerleri görülüyor. İçeri girmeye, tavafa girmeye çalışıyor. Bekçi dışarı attı onu. Yani oranın vazifelisi dışarı attı gönderdi.
Her tarafta İslamiyet'i bozmak için gayrimüslim paradan kaçmıyor. İnsanlar da para deyince bir kere canını veriyor ona. Vatanını da satıyor. Para karşılığında. Çoluğunu çocuğunu da satıyor. Adana taraflarında çocukları Amerikalılar aldılar götürdüler bir zaman. Hepiniz bilirsiniz bunu.
Epstein'de çocukları fuhuş makinesi yaptılar. Yani bizimkilere para ver, canını al. Vatanını elinden alacağına bana dokunma, ne yaparsan yap, isterse vatanını al. Sonra onlar iyi insanlar, kafirler sana bir şey yapmazlar. Doğru, sen onların efendim kölesi olursan sırtına da alır, hamalı olursan evet ki sana hayatta kalmanı isteyecek, çünkü sen ona hizmet edeceksin, parasız köle. Yani biz dinimize sahip çıkmadığımız müddetçe ne kadar kanun getirirsen getir, hepsi bir yere kadar işler. Kanunla bu işleri, zaten kanunda yok ya. Yarım yamalak kanunlar var, yıldırıcı bir kanun yok. Yıldırıcı kanun ne zaman çıkıyor? 9 kişiyi canını verdirdi, 13-15 kişiyi de yaraladı, evet kanunları arttıracağız. Şimdi çocuklara böyle mi sahip onlar? Daha yıldırıcı bir kanun, daha yıldırıcı, gerekirse idam. İdam yapmıyorsun, elektrikli sandalye bugün dünyada var, niye bizde yok?
bizim dinimiz de bunu emreder. Bak dinimiz emreder. Aç Maide Suresi otuz üçüncü ayet-i kerime. (?) Aç oradan. Maide Suresi otuz üçüncü ayet-i kerime. (?) Bak size okuyacağım burada şimdi. Maide.
Maide. Otuz üçüncü ayet-i kerime. (?) Bak.
13-29 (?) Allah ve Resulüne karşı savaşanların ve yeryüzünde hak düzeni bozmaya çalışanların cezası ceza bu. Allah'ın kanunu. İnsanları koruyacak Allah. Eğer medeniyet arıyorsa medeniyet bu işte. İnsan hak ve hukukunu arıyorsa insanın hak ve hukuku da bu. Ne diyor? Yeryüzünde hak düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya acımadan öldürülmeleri ya asılmaları. Bak ne güzel kanun bu ya. Medeni kanun dediğin adam sana böyle çantadan çıkmış kanunları uygulattırıyor, kendisinde ama bu kanun var. Kendisinde elektrikli sandalye var, kimisinde idam var. Niye bizde yok? Sebep ne? Burası yolgeçen hanı mı? Bir devlet burası, şerefli bir devlet hem de.
yahut el ve ayakların çaprazlama kesilmeleri yahut da bulundukları yerlerden sürülmeleridir. Onlar için ahirette de büyük bir azap vardır. Devletse devletin otoriterli bir kanunu olacak işte. Sana bu kanunu niye koydurmuyorlar?
Seni içten yıkmak için. İslam'ın birlik ve beraberliğini bozması için. İslam kardeştir. Eğer İslam'ı yaşarsan Allahu Teâlâ İslamiyet'te şöyle söyler. Dünyanın bir ucunda bir mümin, öbür ucunda bir mümin kardeştir der. Biz kardeşiz. Bizi birbirimize vurduranların aslını bilip onlara karşı cephe almamız lazım. Düşman sana nereye ok atıyorsa oraya sahip olmamız lazım. Çünkü düşman senin lehine olan yeri pohpohlamaz. Seni tasdik etmez. Orayı yıkmak için çalışır. Evet.
Nereden çıktık, nereye gittik?
Mustafa Acıoloğlu. Hocam, Şura 13. açar mısın? Bura mı? Onu mu açtık? İyi. Şura 13. Açıldı. Bize de dini verdi Din ama Dinde birimizde kal (?) dedi Rum Suresinin 30. ayet-i kerimesini istiyor. O da buralarda bir yerde, 404'te değil mi? Bakalım şimdi. Burası 404. Tamam. 30. ayet-i kerime. Bu da yanlış açılan bir ayet. Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah'ın insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Hanif ne demek? Çocukluğundan beri tek bir Allah'a (?) inanan, uydurmalara kulak asmayan ve gönlünü Allah'a bağlayan insan hanif. Buna hanif derler. Hz. İbrahim gibi. O Haniftir der. Çocukluğundan beri putlara tapınmamış.
Allah'ın yaratışında değişme yoktur.
İşte doğru, dosdoğru din budur fakat insanların çoğu bilmezler diyor.
Şimdi Allah'ın yarattığına Hanif olarak dine doğrulttu. Allahu Teâlâ insanları zatının bilmesi için yarattı. İşte hanif dediği bu. Bütün insanları zatının bilmesi için ruhundan bir cüz'i ayırdı. İnsanlarda ruh, nefis ve can birdir. Kendilerimizi Allahu Teâlâ sonra yaratmıştır. (?) Niçin sonra yarattı? İşte demin söylediğim gibi. Taha Suresinin 134. ayet-i kerimesinde ben seni görmüştüm ben sana (?) inanamadım, beni dünyaya gönderseydin sana ibadet ederdim diye bizi (?) ruhani bir durumdan maddesel bir duruma çevirdi. Mü'minun Suresinin 14. ayet-i kerimesinde bizi etle kemiğe bürüdü. Zahir alemde Ahmet Mehmet diye göründü. Burada zahir alemde yapmış olduğumuz işlerle kendimizin nasıl bir insan olduğumuzu fıtratımıza göre ispatlıyoruz. Evet.
şimdi dine hanife dön dediği zaman zaten Allah zatına ibadet edecek, yani kulluk yapacak, zatını tanıyacak, kendi iradesiyle beni yaratan Rabbimdir diyecek. Allahu Teâlâ'nın kelamına mazhar kalacak bir şekilde Rabbimiz yarattı. İşte seni yaratış şekli diyor. Hanif olarak. Hiçbir kimseye aldırmadan, Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığını bilerek yüzünü hanif olarak Allah'a dön. Evet.
Kaçıncı? Otuzuncu şeydi değil mi? Evet. Bak ne diyor Resulüm? Allah'ın yarattığına hanif olarak işte demin dediğim gibi. Hanif olarak. Kendini dine doğrult. Yani Allah'ın dediği tarafa, seni yaratış şekline, o insanların İslam dini üzerine iradelerinde serbest olarak yaratmıştır. Her insanın kendi iradesi var. Bu iradeyi Allahu Teâlâ ruhundan bir cüz'i verdiği için külli irade Allahu Teâlâ cüz'i iradede insan, cüz'i iradede kendisinden, kendi varlığıyla yaratışından dolayı büyük bir yaratılış bu. Allahu Teâlâ'yı kendisinin yarattığını bilecek. Ve aklını kullanacak. İradesini meydana çıkartacak.
Arzu isteklerini meydana çıkartacak. Şimdi insanları İslam dini üzerine iradelerinde serbest olarak yaratmıştır. Allah'ın yarattığını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. Yani sen onu Allah'ı tanıma, beni tanı diye. Kimse benim yarattıklarıma diyor müdahale edemez. Ancak ona müdahaleyi ben ederim. Ben de onları kendi iradesinde serbest bıraktım diyor. İşte insanların bu iradeyle serbest kalışı orada üç bölüğe ayrılması. Kimisi tanımadı. Kimisi tanıdı. Kimisi de evliyalar, enbiyalar zümresine dahil oldu. Burada Allahu Teâlâ bu kelamda şunu da söylüyor serbest olarak yaratmıştır. Allah'ın yarattığını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez diyor.
Nasıl? Ona da şöyle bir ayet var. Eğer Allah'tan başka bir ilah olmuş olsaydı o kendi yarattığını öbürü de kendi yarattığını alır ortalığı ifsada boğarlardı diyor. İfsada. Öyleyse benim yarattığımı gayem üzere yarattığımı kimse diyor değiştirmez. Çünkü benden başka bir ilah yok. Yarattıklarım ancak kendi iradeleriyle kendilerinin nasıl bir insan olduklarını bana verecekleri sözlerle ben onların sözlerini, iradelerini, ahitlerini bağlayacağım diyor. Nerede? A'raf Suresinin 172. (?) ayet-i kerimesinde. Kaderleri bağlandı.
Dosdoğru din budur fakat insanların çoğu bilmezler. İşte din diyor benimle yaratmış olduğum insanları benden başka bir ilahın yaratmadığını ve gönderdiğim tüm peygamberler zatımdan gönderildiğini ve o peygamberleri inkar edenler bana sırtını dönmüş olarak beni evvelde inkar ettiklerinin ispatı için diyor gönderdiğim dine sırtını çevirirler diyor. Evet. Onun için insanlar bölük bölük ayrılmıştır. Şimdi söyle ne söyleyeceksin? Konuşurken bir daha elini kaldırma. Evet. Bittikten sonra söyle. İşte Halif'le oluyor o zaman. (?) Evet. Onu son nefeste bileceksin. Hanif misin diye. Eğer gidersen son nefese kadar öyle Hanif olursun.
Çünkü çocukluğundan beri hiçbir şeridine dönmedin. (?) Allah'tan başkasına inanmadın. Ama ya ileride dönersen hanif mi olursun? La gaybillah la. Gaybı biliyor musun? (?) Ben de bilmiyorum, sen de bilmiyorsun. Onun için biz Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde insan çaba üstüne çaba diyor bana gelmek için. Gayret üstünde gayret diyor. Çapaladık ya çapalar diyor. (?) Gayret üstüne gayret. Biz şimdi dünyada gayret üstüne gayret. Denizde bir deryada bir salın üstünde kürek çekiyoruz. Hedefe gideceğiz.
Eğer hedefi bulabilirsek ne mutlu bize.
Hedef nedir? Kelime-i şehadetle ahirete gitmektir. (?) Evet. Başka var mı burada?
Benim
sorum Sayfa 52, Al-i İmran 28, ayet 28. ayet: Müminlerin kafirleri dost edinmesi mümkün değildir. Burada Müslümana mı hitap etmiş oluyor? Müslümana, Müslümana mı hitap etmiş oluyor?
Bunu geçen hafta cevapladık. Aşağıda.
Benim sorum Nisa. Nisa Suresi 52. ayette Allah'ın lanetlediği kimselerdir dediği ayet. Ayet Allah'ın lanetlemesi olur mu? Yoksa onların nefsinin lanetli midir? Onları niye lanetledi? Aynı dediği gibi. Lanetleyen Allah. Fiili işleyen kul. Kul Allahu Teâlâ'nın sözünden dış, yani emrinin dışına çıkar ve onlar kelamı değiştirirse, kıtla derse, (?) Allahu Teâlâ da onu lanetler. Kelamının dışına çıkar. Ne diyor? Sen bizi gör gözet diyor. Allahu Teâlâ ona şunu söyler. Kapıdan içeri gir. Onlar da kelimeyi değiştirerek söylüyorlar. Sen bize rızkımızı ver. Sen bizi gör gözet. Ne diyor? Nisa Suresinin 52.
ayet-i kerimesi. Kaç? Bir dakika. 134 120 66 altı.
Yetmiş beş seksen üç seksen beş seksen altı.
Elli ikinci ayet-i kerime. Bunlar Allah'ın lanetlediği kimsedir. Allah'ın rahmetinden uzaklaşan lanetli kimseye gerçek bir yardımcı bulamazsın diyor. Bunlar Allah'ın lanetlediği kimseler. İşte bunlar Kur'an'da çok yanlış açılan kelimeler var. Bunlar kendilerine Allah'a lanetlettirdiği insanlar demesi lazım. Evet, lanetleyen Allah ama fiili işleyen insan, bu sefer burada Allah istediğini, keyfi lanetlemiş duruma düşüyor burada. Kelime yanlışlığı var burada. Yoksa doğru Allah lanet diyor. Allah'tan başka bir ilah yok. Ama sen bu suçu Allah keyfi olarak kulları arasında ayrım yaparak öbürünü lanetledi öbürünü İslam'ın dışına çıkarttı.
Kalbini mühürledi diyemezsin. Mühürlettirdi. Lanetlettirdi. Diyeceksin bunu. Suçu insana yükleyeceksin. Bak bütün Kur'an'da hiçbir suç bulamazsın insanda. Hep Allah'a yüklemişler. Sıfatlamışlar. Evet.
Başka var mı sorumuz?
Sizin sorunuz var mı?
Söyle.
Nisa Suresi 59. Nisa Suresi 59. Bakalım.
Evet. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin diyor. Bizi yaratmış tabi. Herhalde sana emredecek. Sen şimdi çalışmak için bir fabrikaya girsen o fabrikanın sahibi seni o fabrikada sana bir iş verse bir kanun burada şu şu şunları bunun dışına çıkmayacaksın dese sen onun dışına çıkarsan ne yapar? Seni fabrikadan uzaklaştırır. Git der buradan. Şimdi Allahu Teâlâ bu kainatın sahibi. Dünya bir fabrika. Üstündeki insanlar birer işçi. Sahibi Hazreti Allah. Buna göre çalışacaksın dünyada.
Bunun dışına çıkamazsın. Fabrikadan çıktığın zaman iş bulamayacağım diye aç kalacağım diye nasıl bu fabrikanın adamlarına canı gönülden çalışıyorsan kainatın sahibi olan, senin sahibin olan, yaratanın olan Allah'a daha fazla gönülle itaatte bulunacaksın. Evet. Ey iman edenler Allah'a itaat edin diyor. Ne güzel. Peygambere ve sizden olan ülülemre lidercilere de itaat edin. (?) Ülülemr. Kim bu? (?) Baştaki şimdi başbakanlar milletvekilleri veyahut da reisicumhur. Bunlar, itaat edin bunlara diyor. Onlar çünkü bu memleketi idare edenler. Eğer sen bu memlekette fesat çıkartırsan, isyan çıkartırsan, insanları birbirinden uzaklaştırmaya kalkarsan, sen bu devlete ihanette bulunmuş olursun. Başta baştakilere.
Evet. Onun için Allahu Teâlâ siz bir yerde ibadet edemiyorsanız orayı terk edin kardeşlerinizin yanına gidin diyor. Eğer burada yaşama senin işine gelmiyorsa terk et git.
Eğer burada yaşamak istiyorsan bu devletin kanunlarına uymak mecburiyetindesin. Evet.
Eğer bu bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah ve Resulüne götürün diyor. İşte bir konuşmada herhangi bir anlaşmazlıkta anlaşamazsan bir mevzu üzerine onu Allah'a ve Resulüne sorun diyor. Allah'ı nerede bulacağım? Ah bu ayetlerde. Resulünü nerede bulacağım? Hadislerinde. Ben hadisi bilmiyorum. (?) Aleminde. Aleminde bulacağım. (?)
Bu hem hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir diyor. Ne güzel. Evet. Onun için insanlar ehlini bulmuyor, nefsine uyanın yanına gidiyor. Şimdi nefsine uyan insan niye bir bataklığa doğru sürükleniyor? Bataklığın ortasında bir zakkum ağacının çiçeği açmış, bir de ne güzel ki ve etrafında da allı süslü gayet altın bilezikler var, yahut altın madalyalar var. Sen onlara imrenip bataklık olmasına rağmen gittikçe batıyorsun, gittikçe batıyorsun, geri dönüşün de yok. Geri dönmek istesen kurtulursun. Olduğun yerde durursun, bir adam geçerse: Ya arkadaş, ben buraya kadar geldim de bana bir kement at, beni buradan çıkart dersin, kurtulursun. Bu tövbe kapısıdır.
Ama sen tövbe etmez oraya doğru gidersen işte orada boğulursun. Evet.
Başka var mı bakayım? Bir tane daha bakayım var mı?
Kehf Suresinin 49. ayet-i kerimesi (?) 248. Efendim, aşağı yukarı şuralarda olacak o. Fazlacık. 47
48, 49. Evet. Kehf Suresi 49. Kitap ortaya konmuştur diyor. Kitap nedir? Allah'ın kanunu. Bu kitap ortaya konmuştur.
Suçluların onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün diyor. Suçluların. Kimden korkuyor? Bakalım. Vay halimize derler. Bu nasıl kitapmış? Küçük büyük her şey bırakmaksızın yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş. Bu nedir?
Herkesin bir defteri var. Bir kitabı var. Bu kitap ortaya kondu. Sen bu kitaba uyduysan senin ahiret aleminde yazdırmış olduğun o defteri Allahu Teâlâ açtığı zaman o kimse diyecek ki: Bu nasıl bir kitapmış?
ufak büyük ne yaptıysam hepsi burada yazılı. Allahu Teâlâ'ya söyleyecek tek bir kelamı kalmıyor. Bu mahkeme-i kübrada Allahu Teâlâ'nın huzurunda kişinin dünyada yapmış olduğu defterlerinin açılması. Devam edelim. böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez diyor.
Şimdi Allah insanlara hep hidayet kapılarını açmıştır.
Zulüm görecek yerlerden seni intinada bulundurmuştur. (?) Sana bildirmiştir. İçki içme, kumar oynama, zina yapma, haram yeme, yalan söyleme, dedikodu yapma, gıybet yapma, Bunları sana söylüyor. Senin şerefli olmanı istiyor. Ve bu şekilde seni dosdoğru bir yolda sabit bir yolda ayakların kaymadan yürümeni istiyor. Bu durumda sen bunun dışına çıktıysan, orada haram yediysen, dedikodu yaptıysan, onu bunun günahına girdiysen, zina ettiysen, hepsi defterde de yazılı mı? İşte oraya gittiğin zaman da, bak ne diyor şimdi: O zaman kitap ortaya konmuştur. O yaptıkları suçlular, yani bunları işleyenler, onda yazılı olanları korkmuş olduklarını görürsün. Korkmuş olduklarını görürsün yaptıklarından, çünkü hakimin karşısında. Bu nasıl kitapmış, hiçbir şey bırakmam bırakmak, yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş.
Bu şurası şu ayetin karşılığı. Şuraya bir de okuyayım: Bu nasıl kitapmış, küçük büyük, küçük hiçbir şey, büyük hiçbir şey bırakmamış, yaptıklarımızın hepsini sayıp dökmüş diyor. Bu şu ayetin karşılığı: Fe men ya'mel miskale zerretin hayran yerah, ve men ya'mel miskale zerretin şerran yerah. (?) Hepsi yazılı burada, ondan kurtulamazsın. Öyleyse sen bu alemde bir misafir ve misafirhanede sahibinin verdiği rızkını yer içer, ona ihanette bulunursan elbette ki küçük büyük hepsi yarın öbür gün senin karşına çıkacak. Sen kendini, kendimizi sorumsuz mu zannediyorsun? Boynumuzda öyle bir halka var ki, o halkanın ağırlığını bilseniz, Peygamber Efendimizin söylediği hadis-i şerifi yaşarsınız.
Siz az güler çok ağlarsınız derdi. Evet.
Kehf kırk dokuzu söylüyor. Burada. Kehf 49. Bunu mu söylediniz? Evet. Ne güzel. Başka var mı acaba? Bakalım.
Yok.
Sizin sorunuz var mı? Sor. Zümer Suresi 68. Zümer Suresi 68, 465. 465. sayfada. Evet. Zümer Suresi 465. Kaçıncı ayet? 68 68. Sur'a üflenince kıyamet koptu. Toprak altında ne kadar yattık belli değil. Şimdi Sur'a üfleniyor. Kim üflüyor bunu?
İsrafil. İsrafil Sur'u üflüyor. Yani bu nedir? Dirilme, topraktan kalkma, ahiret alemi. Sur'a üflenince Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa (?) hepsi ölecektir diyor. Bu birinci Sur. Dünyada. Daha ahirete gitmedi. Orada da İsrafil Sur'u üfleyecek.
Şimdi ne varsa hepsi ölecek. Sonra ona bir daha üflenince bir de ne görsün? Onlar ayağa kalkmış bakıyorlar işte. Birinci üfleme dünyada kıyametin kopması. Ama yalnızca dünyada değil. Her taraf alt üst olacak. Zaten öyle söylüyor. Allah diledikleri müstesna. Burada Rabbimiz dilediği müstesna. O yarattı. O bu alemde ne kalacak, ne gidecek o biliyor. Olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir diyor. (?)
Sonra ona bir daha üflenince, işte toprak altında ne kadar yattık, ne kadar zaman geçti, bunu bilmiyoruz. Bir de bakarlar ki ne görsün, onlar ayağa kalkmışlar bakıyorlar. İşte o zaman birbirimize soracağız, diyeceğiz ki toprak altında acaba ne kadar yattık. Kimisi üç gün, kimisi bir gündür, bir günden biraz az diyecek. Toprak altında ne kadar yattığının sayısını tutan vazifeli melaike-i kirama soruyor. (?)
Binlerce yıldır.
Onun için Allahu Teâlâ olacakları geçmişleri zamanımızı hepsini anlatıyor bize.
Geçmişlerden geçmişleri anlatıyor. Firavun'u anlatıyor. Hazreti Yusuf'u anlatıyor. Efendim insanların ölüp tekrar dirildiklerini anlatıyor. Bir kavmin nasıl lanetlendiğini anlatıyor. Cumartesinin şeyinde yasağında, balık tutma yasağında Allah'ın emrini dinlememeyip maymun olduklarını anlatıyor. Zamanımızda bize ikaz ediyor. Allah'tan başka bir ilah yok. Onun dediğinden de dışarı çıkmayın. Hayat bulun diyor. Gelecekte de bunları anlatıyor. Gösteriyor. Geçmişler şey almadık. Örnek almadık. Diyelim ki arkamıza attık. Şimdi o geçmişlerin aynısını burada yaşıyoruz. Nasıl yaşıyoruz? Allahu Teâlâ bazı kavimleri helak etti.
Yerine yeni kavimler getirdi. Arkasında ne dedi biliyor musun?
Atalarının üstünden az bir zaman helakın üstünden az bir zaman geçmesine rağmen nasıl da atalarına benzediler.
Gerçi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz alemlere rahmet geldi helaki kaldırdı ama musibetler devam ediyor.
1447 sene geçti. 1447 sene içerisinde, ahiret alemine göre, bir buçuk gün içerisinde, dünyanın seyri ahiret alemine göre nasıl da eskilerin durumuna düşüyoruz. Gittikçe onlara benzemeye çalışıyoruz.
Kim bu alemde, Bu yaşantıda kendine, ailesine, çocuklarına sahip çıkabilirse ne mutlu o insanlara. İşte Allah dostu onlardır. Çünkü Allah insanların dostudur. O insanlar Allah yolunda gittiği müddetçe Allah onları karanlıklardan alır, aydınlığa götürür. Tağut da insanları aydınlıktan alır, karanlığa götürür. Bakara Suresinin 257. ayet-i kerimesi böyle. (?) Dersimizi burada noktalayalım. Namazımızı kılacağız. Akşam namazını kılmadık. Kalın sağlıcakla, Allah'a emanet olun. Sorularınızı güzel hazırlayın. Haftaya ömrüm olursa, Rabbim de bize sıhhat afiyet verirse, yine beraber burada bir saat de olsa bir dakika da olsa Allah kelamını duymak kadar insanın kazancı ve almış olduğu hazineyi dünyanın sana vereceği Mevla'nın çok daha üstündedir. (?) Çünkü dünyadan bir zerre dahi götüremeyeceğiz.
Dünyadan bizden beraber gelecek olan yapmış olduğumuz fiili icraatlar, sevap ve günahlarımız. Evet. Onun için Allah kelamını bir dakikada dinlesen, senin hazinen. Seninle beraber o gelecek. Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun. Lillahi Teala'l-Fatiha.
Ne güzel. Kur'an'dan ayetler söylüyorlar. Biz de açıyoruz. Ayetler. Ne güzel, ayetleri bilmek, okuyup geçmek değildir, ondaki manaları idrak etmektir. Evet.
Hocam benim için şey hususiyetimiz var. Meleklerden ölecek, erkeklerden ölecek, insanlardır. (?)