25.04.2026 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Allah'ın izniyle bizi seyredin.
Konuşan sessiz konuşsun. Kim konuşuyorsa sessiz konuşsun.
Rahat öbür tarafa gidin konuşun.
Burada epey bir soru var.
saf onda mı başlıyor ver bakayım Selamün aleyküm Mustafa Hacı Aleoğlu burada mı yok Saf suresi 86. ayet-i kerimesini diyor. (?) Saf suresi evet Saf Saf diyor (?) Saf 86. ayet-i kerimesi, evet Saf 10. (?) Öbürü de Saf 86 doğru, biz Saf (?) 10'dan başlayacağız ne diyor Ey iman edenler size acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi diyor. Evet. Allahu Teâlâ.
Size acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Bunu nesini istiyor? Bir kere Allahu Teâlâ bize söyleyecek de. Biz de onu sana açacağız değil mi? Öyle. Acı bir azap. Rabbimiz bakalım hangisini söylüyor acı bir hocam. Allah'a ve Resulüne inanır. İnanır. Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz, eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Evet. Şimdi bilmece gibi Allahu Teâlâ'nın sorduğu soruyu evvela ne soruyor sana? Bunu öğreneceksin. Sana o sorunun içerisinde senin yapacaklarını sana Allah bildiriyor yahut bildirmiyor. Yahut da o yapacakların ticaretin en hayırlısı olduğunu söylüyor sana.
Nedir bu ticaretin en hayırlısı? Allah'a ve Resulüne inanır. Ticaretin en güzeli Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammed'e ve (?) Resulüne. Sen Müslüman oldun. Ne oldun? Bazı din diye uydurdukları İslam'ın dininde İnne'd-dîne indallâhi'l-İslâm ayet-i kerimesinin dışında olanların üstüne çıktı. İşte güzel bir ticaret ettin şimdi. Güzel bir ticaret. Sonra ve Resulüne inanır Kelime-i şehadet getirdiğin zaman Resulüne inanabiliyorsun. Sonra mallarınız ve canlarınızla Allah yolunda cihad ederseniz mallarınız ve canlarınız yollarında. Bu cihat ille de harbe gitmek demek değildir. Mesela bir Kur'an kursuna yardım yapmak, bir garibe elinden tutup onu kaldırmak, Allah'ın sana verdiği nimetleri İslam kardeşinin dara düşmüş yerde onun elinden tutmak, Bunlar Allah yolunda cihattır.
Bunların sebebi ahiret alemine yatırımdır.
Dünyadaki ticaretinle ancak sana emanet vermiş olduğu şu bedeni yedirir, içirir. Arkasında artan parayı da ölüm hak, miras, helal der. Arkadakini helal olarak bırakırsın. Ahirette de hiçbir şey götürmemiş olursun. Şimdi dünyada yapmış olduğun ticarette, Allah yolunda yaptığın ticaret bir mi?
E o zaman hocam, biz dünya ticaretini bırakalım. Ya dünya ticaretini bırakırsan ahiret ticaretini yapamazsın ki. Bunun manası ne? Ey benim kulum, sana rızkını verdim. Sana bir emanet verdim. O emaneti beslemen için de sana bir ticaret yolu açtım. o ticaret yolunda da hem sana verdiğim emaneti yedirdin içirdin bu bedenler bize emanet hem onları yedirdin içirdin hem de artan parayla benim söylediklerimi yerine getirdin işte ticaret bu hem dünyevi hem uhrevi yapmış olduğun hayır ve haseneler ahiret tarlasını ekip biçmendir evet Hacı Oluoğlu öyle vah vah olan bir şey Allahu Teâlâ'nın soracağı bir kelamı o sormadan sen cevaplayamazsın sen Allah'tan daha mı çok biliyorsun da bunda ne diyor burayı aç arkasındaki ayeti okusana bana de ki hocam buradaki ticaret nedir bunun arkasında Allahu Teâlâ ne söylüyor?
Ayetleri birbirinden ayırırsan altından kalkamazsın. Gerçi her bir ayet başlı başına bir insana yol gösterendir. Ama bunun gibi sana söyleyeyim mi ticareti diyor, hayırlı bir ticareti, orada o zaman bekleyeceksin. Bilsen de bekleyeceksin. Evet. Sad suresi 86. ayet-i kerime. (?) Bayramiye söylüyor. Saf'ta Saf'ta 87. 60. ayet-i kerimeler de var. (?)
Bayramiye. Yok, Sad'da var. Sad suresi. 457. sayfada Sad suresi.
evet Sad (?) suresi 86. ayet-i kerime 86 evet burada Resulüm de ki buna karşı ben sizden bir ücret istemiyorum ve ben olduğumdan başka türlü görünenlerden de değilim diyor ne demek bu benim vazifem Allahu Teâlâ'nın bana vahyettiği ayetleri size anlatmak ben Allah'ın bir elçisiyim bunu size anlatırken de sizden bir ücret talep etmiyorum diyor benim ücretim Allah'a mahsustur diyor evet ücret Allah'a mahsus Allah duyurmadığı nesneden kimseyi hesaba çekmez bu durumda Rabbimiz bizi dünya alemine gönderdiğinde biz karanlıklar içerisindeyiz. Öyle ya ne yapacağız?
Geldik buraya ama burada vazifemiz ne? İşte Allah bize önümüzü aydınlatacak peygamberler ve kitaplar gönderiyor. Demek ki beni bir yaratan var. Bana bir yaratan diyor ki, bu da benim elçim. Sizin bizim önümüzü aydınlatmak için bize rahmetiyle Allah'ın merhametiyle yolumuzu aydınlatmak için bize yol gösteriyor. İşte o yol gösterici her bir delil peygamberin dışında senden ücret ister. Ama Allah'ın peygamberleri elçileri senden ücret istemez. Onun ücreti Allah'a mahsustur.
Evet. Başka ne diyor? Bak orada devam ediyor bu. Onlarla kalmıyor.
Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden değilim diyor. Bu ayet-i kerime şunu söyler. Hadistir. Hadiste burayı işaretler. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. Yalnız yerde nasılsan insan içerisinde de öyle. İnsan içerisinde nasılsan yalnız yerde de öyle ol. (?) İki yüzlü olma.
İslam iki yüzlülüğe karşıdır. Dosdoğru olacaksın.
Evet.
Nisa'nın 60. ayetini soruyor herhalde. Bayramı yer. Erken 7. sayfada. (?) Bakalım. 69 85, 87 60.
86. mi?
60. ayet. 60. ayet. Evet, burada.
Ne diyor? Bak burada. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere ne demek bu? Peygamberleri kastediyor Allahu Teâlâ. Sana indirilene, sana indirdiğim kitaba, senden önce indirdiklerime de onlara indirdiğim kitaplara da e kitap yoksa kitap yoksa nebilere onlara vermiş oldukları emirleri kullarına anlatmakla o da indirme demek. Çünkü Allah evvelde ne dediyse ebedde odur. Allah'ın kelamında değişiklik bulamazsın. Ancak ilk zamanlardaki insanlara anlatacağı kelamıyla şu anlara anlatacağı kelamın daha açık bir vazifesini daha açık bir şekilde insanlara anlatır. Hepsi aynı ayetlerin içerisindedir. Onun için bunu bilemeyenler Kur'an'da nesh var derler.
Kim bunu söylüyorsa o ya bunu kasıtlı söylüyor ya bir ideoloji içerisinde söylüyor. Ya İslam'a inanmıyor ve hatta başkasından duymuş öyle söylüyor.
Kur'an'da nesh yoktur.
Allahu Teâlâ müşriklerle siz evlenmeyin diyor. bak müşriklerle. Kim bu müşrikler? Allah peygamber kitap tanımayanlar. Putlara tapınanlar. Ehli kitaptan sonra sonraki ayette ehli kitaptan evlenirsin diyor. Ehli kitap kim? Allah'ı bilir ama ortak koşar. Kitabını da bilir. İşte bunlarla evlenebilirsin diyor. Şimdi müşrikle kafiri idrak edemeyen insan bak diyor bu ayet bunlar nesh edildi. Bundan evlenme, evlen diyor. (?) Bundan evlenme diyor ama bundan evlen diyor. Ya müşrik ayrı, kafir ayrı. Müşrik diyor ona çocuklarınızı verip de ateşe atmayın. Ayet var. Onlar sizi ateşe çağırır diyor.
E şimdi Allahu Teâlâ'nın evlenme dediğini o müşrike, Allah tanımaz, kitap tanımaz, putlara tapınır. Peki Allah'ı tanıyan, eş koşan ve kitaba inanan bir mi bunlar? Sen bunu idrak edemezsin. Kur'an'da nesh var de Allah'ı sıfatlar. (?) Allah ebedde ne dediyse evvelde ne dediyse ebedde de odur. Kelamını hiç asayi. (?) Ya. İşte. 60. ayette sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıkları inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi diyor. İnandık diyorlar ama bakalım ne yapıyorlar şimdi. Tağuta inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde. Tağut kim? Tağut şeytan. Başka iki ayaklı insan. İki ayaklı o da tağuttur, o da şeytandır.
Şeytan gibi insan. Onlara inanmamanı emrolduğu halde tağutun önünde mahkemeleşmek istiyorlar.
Bugün insan hakları diye gidiyorlar gayrimüslimin önünde mahkemeleşmeye mahkemeye ve benim vatanımda bana haksız yere şahitler yalancı şahitlerle beraber beni hapse atsalar elinde de yüz bin tane delilim olsa ben gidip kafirlere kafirin mahkemesinde mahkemeleşmek istemem. Ya işte bak şöyle diyor zaten. Ne diyor?
Tağutun önünde mahkemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor diyor. O da ne güzel haklıyı bile haksız çıkartıyor ve isyanını arttırıyor. Ya, ne güzel yapıyor.
Dinimizi bilen yok.
Allah razı olsun çocuklardan soruyorlar, anlatıyoruz. Siz soracaksınız, biz anlatacağız. Dinimizi bilmiyoruz. Ayetleri bilmiyoruz. Rabbimizin bize göstermiş olduğu o nurlu, ışıklı yoldan haberimiz yok. Herkes kendine göre bir yol tutturmuş. Kendine göre en güzel İslam'ı yaşıyor. E yetsek seni 2 milyar 3 milyar insan var dünyada o zaman 2 milyar 3 milyar (?) İslam dini var. İslam dini tektir. Allah'ın kelamına uymak mecburiyetindeyiz. Evet.
Başka var mı bakayım?
Ahzab suresi 56. ayette belirtilen tam bir teslimiyet ile (?) salat ü selam getirmek nasıl olmalı ellerinizden öperim diyor Ahzab (?) suresi 56. ayet 425'te Ahzab suresinin 56. ayet-i kerimesi
425. sayfa Bu yanlış açılan bir ayet. Evvela yanlışını okuyayım size. Yanlış nerede?
Her zaman dediğimiz gibi bu kitap İslam düşüncesi altında yazılmış bir kitap değil.
Burada Bu kitapta Siyonizme Ait kelamlar var Yani İdeolojilere ait bir kelam var Kelamlar var Kur'an'ın Arapça yazılışı müstesna O haktır Kimse onun Bir noktasını değiştiremez Çünkü bekçisi Allah'tır Evet Allah ve melekleri peygambere çokça selavat getirirler ey iman edenler siz de ona selavat getirin öten bir teslimiyetle olan (?) bak şimdi burada ne diyor Allah bunları ıslah eylesin öyle söyleyelim Allah ve melekleri peygambere çok selavat getirirler diyor. Allahu Teâlâ'ya da peygambere selavat getirttirecek.
Allah'ın yarattığı bir kuluna onu yetiştirip zatını zatında görmek için yarattığı bir kuluna selat getirecek Allah. Ya Allahu Teâlâ'nın hiçbir kimseye selavat getirmeye ihtiyacı yok. Bu Allah. O zatında tek.
Halbuki Allah'ın melekleri peygambere çokça selavat getirirler diyor. Doğru. Yoksa Allah peygambere selat getirmez. Selavat getirmez. Salavat nedir? Allahümme salli ala seyyidina ve (?) nebiyyina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim Allah'ın selamı rahmeti üzerine olsun ey şanlı peygamber diyor peki Allah da Hazreti Muhammed'e selavat getirirse bunun manasını siz düşünün nedir bu Allah Allahlıktan çıktı Hz. Muhammed'in diğer bir ilaha inanışı ve ona selat getirişi Allah muhafaza hem peygambere ihanet hem Allah'a ihanet ya hep ince noktalarda oynamışlar evet tam bir teslimiyet nedir insanlar dilleriyle söyler gönülden hafife alır insan diliyle söyler kalbiyle inkar eder münafıklar gibi.
İçi ve dışı bir olarak gönülden aşk-ı muhabbetle Resul'e kim selavat getirirse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in hadis-i şeriflerinde dünyanın neresinde olursanız olun bana bir selavat getirdiğinizde vazifeli melaike-i kiram anında bana o selatı getirir. Ama Medine'de direkt benim karşımda selavat getirmiş olur diye. Ne güzel.
Tam bir teslimiyet gönülden Allah'a, teslimiyetle peygamberine selat ve selam getirmek. Evet.
başka burada söyleyen var mı Selim söyleyecek misin var mı burada Esmaü'l- Hüsna kelimesi Allah'ın isimlerinden biri midir bu kelimenin Allah'ın isimlerinden olduğuna hatta İsm-i Azam duasının içinde olduğunu söyleyenler var. Bu ne kadar doğrudur? Ellerinizden öperim diyor.
Esmaü'l-Hüsna Allahu Teâlâ'nın 99 ismi azam isimleridir. Hepsi Allahu Teâlâ'nın mukaddes isimlerinden. Her bir ismin bir manası vardır.
İsmi azam duası bunun içerisinde değildir. Ama İsm-i Azam'ın bir kelamı buradadır. İsm-i Azam'ın bir kelamı. Çünkü İsm-i Azam bir kelamla kıyaslanmaz. Bak İsm-i Azam duası diyor. Burada dua yok. Burada Allahu Teâlâ'nın isimleri var.
Mütekebbir'i, Halık'ı 99 ismi bu Esma-ı Hüsna ama İsm-i Azam duasından bir tane de var. Hepsi Kur'an'ın içerisinde tümü, İsm-i Azam'ın tümü Kur'an'ın içerisindedir.
Sen bilir misin hocam? Ben bilirim İsm-i Azam'ı.
Ama kelle gitse söylenmez.
Zaten İsm-i Azam söylenmeyecek insanlara verilir. Peki dalgınlıkla söylesen ne olur? Dalgınlıktan söyleyemezsin de bilmeden söyleyebilirsin. Mesela ben kendimden size söyleyeyim. Bana Rabbim İsm-i Azam'ın duasını bildirdi. Ben de onun İsm-i Azam duası olduğunu bilmiyordum.
Geldim. Bunlar bilirler. Ankara'da Allah rahmet eylesin. Hasan Hoca ile Cahit Hoca'ya söyledim. İsm-i Azam bilmiyor mu ama ne olduğunu.
Gece Peygamber Efendimiz geldi. Sen ne yaptın dedi. Ne yaptım dedim. Sen dedi niye söyledin bana. o dedi buydu İsm-i Azam sen gel dedi ben seni affettireyim Allah'a dedi beraber gittik bir cam fanus gibi bir şey oldu onun içerisine girdi o içeride dua etti ben amin (?) dedim ondan sonra sabahleyin o iki kişiye dedim ki ben size dün bir şey söylemiştim ne söyledim dedi bilmiyorsunuz unuttuk gittiler evet ben bilirim İsm-i Azam'ı peki sen niye kendine kullanmaz mısın bize selahiyet şu şekilde var çok sıkıştığın zaman dara düştüğün zaman bir imdat isteyeceğin zaman söyleyebilirsin. Başka zaman yok.
Rabbime de söyledim. Ya ben bunu kendime kullanırsam dedim. Biz bilmiyoruz mu dedi senin kendine kullanmayacağını. Evet.
sayfa 89 Nisa suresinde 78-79'daki açılımı anlayamadım diyor Nisa suresi 78-79 bakalım 89. sayfada 74
kaçı adam amış 78-79 nerede olursanız olun (?) ölüm size ulaşır istersen dünyadan çıksanız diyor kainatın en ücra köşesine gitseniz biz yine sizi orada buluruz diyor kainatı yedi kat direksiz semada boşlukta tutan Allah her yarattığını her an kontrol eden Allah senin nerede olduğunu bilmez mi her an sizlerle hazır ve nazır karşımızda bu durumda nereden olursan ol ayette emr-i Hak vaki olacağı zaman ne bir saat ileri ne bir saat geri diyor bu o ayeti destekliyor şimdi evet nereden olursan ol nerede olursanız olun ölüm size ulaşır sert ve sağlam kalelerde olsanız bile yerin yedi kat dibinde olsak bile kendilerine bir iyilik dokunsa bu Allah'tan derler. Başlarına bir şer gelince de bu senden derler.
Hepsi Allah'tandır. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar diyor.
Şimdi insanlar dua eder. Dua karşılığında Allahu Teâlâ kaderi içerisinde ise buna verir. Allah'tandır der. Eğer bir kötülüğe uğrarsa kişiye düşmanlığından sen bunu da bana yaptın diyor. Demiyor ki o da Allah'tan. Çünkü hayır ve şer Allah'tandır. Kişinin bedduası senin kaderin içindeyse tutar. Kaderin dışındaysa tutmaz.
Ve siz bir hayra dua eder gibi şerre dua edersiniz diyor. Bu durumda Allahu Teâlâ kullarına rahmeten onların hayat boyunca ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini kaderleri içerisinde bilir. Kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki. Ne yapacağını bilmeyelim diyor. Bu durumda hayrı Allah'tan bildin. Şerri niye Ahmet'in Mehmet'in üstüne attın? Onu da atma.
İnsanın sana bedduası senin kaderinde varsa onu zaten tutacak. Birisi sebep olacak sana gelecek. Demek ki senin kaderinde vardı o da Allah'tan değil.
ona bir haksızlık yaptıysan o haksızlıkta hem o musibete maruz kalırsın hem de günaha girer ahirette de hesabını verirsin. Ama o musibet içerisinde sen kişinin bedduası da olmuş olsa Allah'tandır desen paçayı sıyıracaksın. Hem sevap alacaksın hem de onun hakkını Allah sana sevabına dokunmadan (?) verecek. Evet. Her şey Allah'tan.
Hayır ve şer Allah'tan demiyor mu? Evet.
Evet.
Sana gelen iyilik Allah'tandır diyor.
Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik. Şahit olarak da Allah yeter diyor. Peygamber Efendimiz'in üstüne boklu işkembe atmadılar mı? Taif'te ayaklarını kanatmadılar mı? Nasıl şey değil mi? Ebu Leheb tokat atmadı mı? Amcası. Ama hepsine rıza gösterdi.
Ki öyle bir nefis. Hepsi Allah'a teslim olmuş ve hiçbirine de bir şey söylemedi. Cibril-i Emin: Allahu Teâlâ'nın selamı var. İstersen bu Taif'i helak edecek diyor. (?) Allah'ım diyor. Bu insanlar bilmedi. Bunları affet diyor.
Resulullah Efendimiz'in dua satırına İran'ın Ateşperest (?) tahtını Taifliler indirdi. (?)
Evet. 78-79'da böyle Dur bakayım şimdi şurada birisi bir şey daha soruyor. Hocam hiçbir velisi olmayan bir hanım arkadaşımız, kardeşimiz ömründe (?) bir kez de olsa farz olan haccı tek başına yapabilir mi? Yapamaz. İslam akaidine göre illa kendisinin oraya gitmesi şart değil. Madem ki hiçbir kimsesi de olmasa yerine birisini gönderecek. Hem o haccı alacak, yapacak hem de o kişi de istifade edecek. Sevap daha da fazla olacak. Hacca gitmek için kadın babası dayısı amcası oğulları kocasının oğulları olacak. Başkasıyla gidemez.
Bir hoca efendi kendi çiğitli herhalde. Çiğitliydi. (?)
Kadın hacca gitmek istiyor. Hoca efendiye söylüyor. Diyor ki hacca gidip gelene kadar beni nikahında tutar mısın? Tutarım diyor.
Hikaye değil he. Yaşadığımı anlatıyor.
Hacca gidip geliyorlar. Bende bir gün misafir kalıyorlar. Kadın hoca efendiyi bana şikayet ediyor. Diyor ki bizim anlaşmamız bununla böyleydi diyor.
Hacca gidene kadar beni nikahının altında tutacaktı. Şimdi geldik diyor beni bırakmıyor diyor. Seni bırakmam diye diyor. Bu doğru mudur diyor.
Adama dedim ki sen hocasın ayette Allahu Teâlâ kadınlarınız sizin nikahınız altında durmak istemiyorsa onu zorla tutmayın diyor dedi. Şimdi ister Allah'ın kelamına inan istersen arkanıdan nefsine uy, hatunu elinde tut. (?)
Evet. Gittiler ne oldu bilmiyor.
durum böyle biz madde için şan şöhret için insanlar hoşlansın diye Allah'ın kelamından taviz vermeyiz eğer biz Müslümansak Allah'ın kelamına dikkat edeceğiz. Onunla yaşayacağız.
Bana inanmayabilir hoca efendi böyle söyledi diye.
Gider daha güzel, daha ilimli birisine sorar. Ama zamanımızda sana gidebilirsin diye fetva verecek çok adam var.
Başta Diyanet'e yazıl seni gönderir.
Özel şeylere Mekke Medine'ye götüren servislere git özellere. Çoktan kaparlar seni. Hemen yazarlar. Ama dinimiz yasaklamış buna. Niçin yasaklamış? Bir kadın kocasının elinden oğullarının, dayısının, babasının amcasının ellerinden yiyecek. Alacak. Başkasından alamaz.
Haramdır.
Dikkat et şimdi. Ey peygamber hanımları.
Siz bir şey istediğiniz zaman diyor. Perde arkasından isteyin. Sesinizi fazla yükseltmeyin ki size karşı düzgünlüklere olan olur diyor. (?)
Perde arkasından. Sen kiminle gideceksin? Yalnız başına. Evet. Hem hayır edeceksin hem şer. Şerri kapatmış Allah. Söyle.
Gider tabi kardeşi. Kardeşiyle gider.
Evet. Nikah düşmeyecek.
Onlarla gider.
Dört tane soru geldi. Bakalım nerede bunlar.
Efendim.
Selamün aleyküm efendim. Resulullah Efendimiz'in ümmeti olmayı biz mi istedik? Her kavmin ruhları kendi peygamberlerinin ruhundan yaratıldı. Daha yaratılmamışken de biz isteyemeyiz diye düşündüm. Mübarek ellerinizden öperim diyor. Dolaylı bütün insanlar Adem babamızdan bu yana Adem babamız da dahil hepsi peygamber efendimizin ruhundan yaratılmıştır. Çünkü ilk yaratılan insan odur. Onun ruhundan peygamberlerin ruhları yaratıldıysa peygamberlerin ruhları da kavimlerin ruhları. Aslında hepsi Resulullah efendimizin ruhundandır. Bu durumda zahat aleminde yaratılan ruhlar (?) A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde Allahu Teâlâ'yla tek tek ahitleşeceği zaman zamanları kendisi hangi zamanda gideceksin diyor Rabbimiz insanlara zamanları gösteriyor.
Aynen bir ekranda bir ekran. Biz kaç ayıra ekran böyle. (?) Hoşlandığın bir zamanı kendin seçiyorsun. Sana peygamber efendimizin zamanını da gösterdiler. Gitmedin. Bu zamandaki insanlar hepsi orayı gördü. Hiçbiri gitmedi. Bizden evvelkiler bizden evvelki zamanı istedi. Nereden biliyorsun hocam? Ben ahdimi bilirim.
Ben peygamber efendimiz zamanını da gördüm. Ama orada kan, harp, açlık, Bu alemde, burada da açıklık, çıplaklık, şehvet.
Ben bu zamanda geleyim dedim Allahu Teâlâ'ya. Rabbim de beni koruyor. Sen gel dedi şu insanların dünyada çift çift uçurduğu zamanlar var. O zamandan gel bir ahbam gibi gel git dedi. (?) Ben de Allahu Teâlâ'ya benim derecem yüksek olsun ben bu zamanda geleyim dedim. Ama dedi bu zamanda gelirsen kayarsın. Kayacak olursun. Rahmetinle beni koru. Kaymadan da canımı al dedim. İşte A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesi bu. Kader orada yazıldı. Yoksa Allah'a söz verdi de gelip burada kimse sözünden dönemez. Onu bir daha kimse o kaderi bozamaz. Hep ayetleri yanlış açmışlar. Çünkü burayı bilmiyorlar. Görmemişler.
Hayalen yazıyorlar. (?) eğer burayı açarsan diyor sen kaderici olursun biraz daha ileri gidersen diyor hani tasavvufçu sonra kaderici sonra Mutezile kafir Mutezile kafir değil de kafirliğe çıkarsın diyor Mutezile hiçbir dine inanmaz Allah'a da inanmaz kutlara da inanmaz yani (?) ne kafirdir ne müslümandır ikisinin ortasıdır Mutezile eee ne diyor burası ya değil mi bu zamanda gelmeyi sen istedin bu zamanda yaşayan insanlar istedin herkes hoşlanacağı zamanı seçti şimdi seni alsam bundan 800 (?) sene evvelki insanların içerisine götürtüp koysam onlarla anlaşamazsın. Diyalog kuramazsın. İşte Allahu Teâlâ herkesi kendi arzu ve isteği içerisinde hangi zamanda ne güzel hem yaşayacak hem istekle yaşayacak hem de kendini ispat edecek durumları o insanlara bıraktı.
Onun için Allah kimseyi zorlamadı. Herkes kendi arzu ve isteğiyle geleceği zamanı kendi seçti. Ve o zamanda da o insanlarla beraber güzel diyalog kurup kendi yapmış olduğu fiili icatlarla dünyada sevap ve günah alarak kendisinin nasıl bir insan olduğunu (?) ispatlayıp gidecek. Yoksa Allah seni buraya istemediğin bir zamana göndermiş olsa orada Allahu Teâlâ suçlanır. Adaletsizlik yapmış olur. Seni istemediğin bir zaman zorlanacağın bir zamanda senin kendisi illa sen bu zamanda gideceksin diyor. Öyle yok. Herkesi kendi iradesinde serbest bırakmış. Evet.
Selamün aleyküm efendim diyor. Benim sorum ders olarak çektiğimiz tesbihatların ve selavat-ı şeriflerin kerahat vakti var mı? Her zaman çekebilir miyiz? Allah razı olsun. Hürmetle mübarek ellerinden öpüyorum. Onun kerahat vakti yoktur.
O zaman eğer kerahat vakti varsa yani çektim olduğumuz derslerin kerahat (?) vakti olmuş olsa siz bir işe başlarken besmele çekin diye Bismillahirrahmanirrahim. O da bir derstir. Bismillahirrahmanirrahim, Bismillahirrahmanirrahim de bir derstir. Rahman ve Rahim olanı zikrediyorsun. Efendim bu durumda yalnızca ibadet gayesiyle namaz kerahat vaktinde sorumluluk taşıyor. O sorumluluk güneşe tapanlar var. Ama dinimizde bir vakit girmeden bir vakit çıkmaz. Ameller niyete bağlı. Ayet-i kerimesine göre kurtarıyorsun maçı. Ne güzel. Allah'a ibadet.
Selamün aleyküm efendim A'raf 30. ayeti açabilir misiniz Olcay Efendi tamam Açalım. İnsandaki cüz'i iradeyi nasıl anlamalıyız? Allah razı olsun. Sen insandaki cüz'i iradeyi senin verdiğin kararlarla anlayacaksın. Derdik hangisi A'raf suresi 30'da (?) 168-170 A'raf 30 163 32 De ki Allah'ın kulları için yarattığı süsü ve temiz rızıkları kim haram kıldı?
Otuz mu?
Şurada. Bu yanlış açılan ayeti. Burası da güzeldi ya.
Ya ayetler mi? Hepsi güzel. Yalnız şu kadarını söyleyeyim. Madem bu kadar okudum orayı. Orayı size anlatayım. Allahu Teâlâ bize temiz yiyecekler verdi değil mi? Mesela soframızda bazen domates salatası yapıyoruz değil mi? Domates, salatalık efendim soğan falan öyle güzel çoban salata. Adam geliyor içkiden içiyor onu. Sana o temiz rızkı kim haram kıldı? Kim haram yaptı? Ya onda sorumluluğu var. Evet şimdi bırakalım. Bu 30. ayet-i kerimeyi açalım. en yanısına (?) bakayım o bir grubu doğru yola iletti şimdi burada en başta Allah kulları arasında adaletsizlik yaptı bir grubu doğru yola iletti peki bu insanları kim yarattı yaratan bir grubu doğruya iletti de bir grubu niye kendi başına bıraktı hep Allah'a sıfatlamışlar kulun fiilini Allah'a isnat ettirmişler suçu işleyen kul hapse giden hakim cezayı veren hakimi hapse atıyorlar o bir grubu doğru yola iletti bir gruba da sapıklık müstahak oldu yani cehennemlik çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler böyleyken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar bir grubu doğru yola iletseyden ilettiysen öbürü de sapıklıkta hak ettiyse ona da doğru yola iletseydin.
Onu da iletseydin. Senin kulların bunlar.
Halbuki burada iletmek yok. Sırf Allah'ı sıfatlamak için iletme kelimesini kullanıyorlar. Allah insana yol gösterir. İrade insanda. İster Allah'ın dediği yola girer isterse zıttıki yola gider. İki yoldan biri. Biri cennet yolu, biri cehennem yolu. Allah sana yol gösterir. Senin önünü aydınlatır. Bütün kullarını hakka davet eder. Tevbe kapısı insan ölene kadar açıktır. Sen burayı bırak. Sen sapıklığa ilet onları. Birinde doğru yola ilet. Eğer onu götürdüysen bunu da götür. İletmek ayrı onu elinden tutup götürmektir. Yahut ona yol göstermektir. Bir kısmına. Ve yol gösteriyorsan buna niye göstermiyorsun?
Allah'ı sıfatlayamazsın.
O iletmek değildir.
Bak doğrusunda ne diyoruz biz? O bir grup doğru yolu buldu. Allah'ın göstermiş olduğu yol da o bir grup doğru yolu buldu. Öbürü de arkasını dönüp gitti. E şimdi burada Allah'ın suçu var mı? bu ta A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesinde birisi Allah'a isyan etti birisi de Allah'a evet sen benim Rabbimsin dedi dünyaya geldiği zaman Allahu Teâlâ'ya Rabbimsin diyenler kelime-i şehadet getirirler çünkü fıtrat öyle Allah'ı inkar edenler de istediğin kadar yüz bin defa kelime-i şehadet getirirsen 300 bin defa tersini söyler. Çünkü fıtrat öyle. Fıtrattan kimse çıkamaz. Kaderini değiştiremez. Başta isyan etmiş. İşte Secde suresinin 12.
ayet-i kerimesi. Geldik gördük. Var mı dünyaya bir dönüş diyor. Biz sizi bir kez değil birkaç kez daha göndersek yine aynı işi işlersiniz. Sebep fıtratında var. Sen elma çekirdeğisen elma ağacı olacaksın, elma vereceksin. Armut çekirdeği isen, armut ağacı olacaksın, armut vereceksin. Zakkum ağacıysan, zakkum alıp çiçeğini vereceksin. Kaderin o. Ondan dışarı çıkamazsın. Kaderin de ne olduğunu bilmiyorsun. Öyleyse Hakk'ın kelamına yönel. Evet.
Allah kimseyi sapıklığa götürmez. Allah kimseye zorluk murad etmez zulüm murad etmez Allah insanları hakka doğruya rahmete çağırır evet siz Allah'ı zalimleştirdiniz Allah'ı kulların arasında ayrımcılık yaptırdınız bu böyle Kur'an yazılmaz Kur'an'ın ruhuna aykırıdır bunlar bir televizyon kanalında tartışılan konulardan mahkemede boşanan çiftlerin imam nikahı düşmüş sayılmaz hala hala imam nikahı eşi sayılır. Diyorlar. Doğrusu nedir Efendimiz? Mübarek ellerinizden hürmetle öperim. Şimdi ne diyor? Burada ben pek anlayamadım. Selamün aleyküm efendim. Biz televizyon kanalında tartışan konulardan mahkemede boşanan çiftlerin imam nikahı düşmüş sayılmaz.
Mahkemede boşanmışsa Allahu Teâlâ siz yedi el emini şahit tutun (?) diyor. Bugün geçerli olarak devletin kanunları yedi el emin şahit. (?) Bunlar boşandı. Hala imam nikahı eşi sayılır diyorlar.
Bu dini bir nikahtır. Bunlarda da nikahtır ama helalı hani bunlar resmi nikah olana kadar dini nikahla birbirlerine görüştükleri zaman zina sayılmasın diye dini nikahımızı da yapıyoruz. Şimdi dini nikahta eğer erkek karısını boşamıyorsa kadın da ayrılmak istiyorsa kadın ayet-i kerimeye göre siz hanımlarınızı zorla nikahlarınızın altında tutmayın diyor.
Şimdi bu durumda Allahu Teâlâ resmi kanalda boşanmış olan bir kadının nikahı da boşanmış olur. Kadın istemiyorsa. Eğer erkek kadını boşamaya kalktıysa kadın da kocasını istiyorsa yedi el evini şahit tutun dediğine göre (?) burada devletin kanunları geçerli olduğu için yine boştur.
Hoca nikahı o adamlar erkek karısına üç defa bırak bu şeyi dini nikahı dini nikahı dedim resmi nikahı da üç defa benden boşsun, boşsun boşsun dediği zaman o kadın boştur.
Erkekte bu selahiyet var.
Onun için burada da resmi bir durum var.
Hoca nikahı altında kimle, hangi insanları toplayacaksın da onları evlendireceksin. Hoca nikahı da kadınla erkek birbirleriyle evlenene kadar yahut da helali olarak geçiyorlar. Resmi nikah olmasa da bunlar karı kocadır. Ama şimdi devletin kanunları var. Devletin kanununa göre seni garanti altına alıyor. Garanti altına aldığına göre burada geçerlilik devletin kanunudur.
Resmi nikahta hoca nikahta evlenene kadar aralarında zina olmasın. Karı kocadır bunlar. Ama hakiki geçerlilik devletin nikahıdır. O ilan ediyor. Boşandı diye resmi kanunları var. E hoca da. Hoca nikahında. Hangisi gelip de buna evet bu boşadı diyip de eline bir delil verecek. Ayet sarih. Ne diyor? Siz yedi el emini şahit tutun. (?) Ya şahit. Demek ki devletin kanunları geçerli. Evet. Ve ayetlere göre öyledir. (?)
Dersimize son veriyoruz. Var mı daha başka soru? Üç tane daha var. Vakit geldi. Uçaktan yolculuk, yolcuları da yapacağız, göndereceğiz. Bakalım.
buradan mı başlıyoruz bir televizyon kanalında tartışılan konularda mahkemede boşanan çiftin burası değil sayfa otuz dokuzu Nisa doksan yedi ayeti açabilir misin sayfa otuz dokuz doksan üç bu bazen ters görüyoruz
89 91, 93 97 Kendilerine yazık edenlere melekler canlarını alırken ne işlediğiniz derler.
Kendilerine yazık edenler kimler? Gayrimüslim gidenler. Günahkar olarak gidenler. bu ayet hangi ayeti destekliyor? Vakıa suresi iza beleğatil hulkum can boğaza değindiği zaman hadi onu geri (?) çevirsenize diyor onların canlarını melekler alırken yüzlerine ve sırtlarına vura vura alırlar diyor şimdi burada yazık edenler melekler canlarını alırken ne işlediniz derler bunlar biz yeryüzünde çaresizdik diye cevap verirler. Melekler de Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya derler işte onların barınağı cehennemdir. Orası ne kötü gidiş yeridir diyor. Allahu Teâlâ ayet-i kerimesinde insanlara diyor ki eğer siz bir yerde ibadetinizi yapamıyorsanız Allah'ın yeri geniştir.
Siz hicret edin diyor. Gittiğiniz yerde daha güzel karşılaşırsınız, karşılanırsınız. Daha güzel geçiminiz sağlanır diyor. Allah bilmiyor mu kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmiyor. Maalesef kelimesine göre sana bu selahiyeti veriyor. (?) Sen yeryüzünde çaresizsin diyorsun.
Bunlar cehennem ehli olan insanların durumları. Onlara ellerine yüzlerine sırtlarına vura vura canlarını alırlar. Başka ne diyor burada? 97. ayet. Bırak söyle.
Yedi kat semavat direksiz şekilde duruyor. Bunun şekli yedi katı kapsayacak şekilde yumurtaya benzetildiği söyleniyor. Bu doğru mudur? Benim öyle yumurtaya benzeyen, şuna buna benzeyen durumlarla ilgilenecek halim yok. Yedi kat semavat birbiri üzerine direksiz semavat yapılmış. Ben yumurtanın nasıl olduğunu bilmem. Ama dünya belki yumurtaya benzer. Oval diyeyim ben. O da yumurta gibi değil. (?) Daha da toplu halde. Birazcık eğik sonra kendi ekseninin etrafında döner. (?) Bu eğikliği de mevsimleri meydana getirir.
Güneşin etrafında dönerken.
kerahat vakti sırasında secde ayeti okursak direkt kerahat vaktindeyken secde yapmamız doğru mudur? Sen secde yapacağın zaman secde ayetini okuduğunda hemen yapmak faydalıdır. Ama kerahat vaktiyse yapma. Secde yapma. Şart değil hemen okuduğun zaman secde etme.
Vakit geçtikten sonra yap. Yahut akşam gelince yap. Güneş azıcık devrildiği zaman öğle insani yap. (?) Sabah doğduysa kırk beş dakika sonra secdeni yap. Ama yap. Boşluk alma. Evet. Kerahat vakti yapma. Çünkü o bir ibadettir. O secdeye kapanacaksın. Secdeye kapanırken Allahu Ekber diyeceksin. Elini kulağına da götürmeyeceksin. Direkt secdeye gideceksin. Üç defa Sübhâne Rabbiye'l-a'lâ dedikten sonra Semi'nâ ve eta'nâ gufrâneke Rabbenâ ve ileyke'l-masîr de kalkarsın. Direkt kalkarsın. Aç selamün aleyküm Allah'a emanet olun. Bizim misafirlerimiz de var. Uçağa yetiştireceğiz. Kalın sağlıcakla. Lillahi Teala'l-Fatiha.
Amin.