16.05.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 17 Mayıs 2026 · 2026

Videonun metni

Şimdi tamam bak bu geliyor. Görüyor musun?

Elbisem değişik çünkü benim burada. Bak şimdi geldi.

Buradan başlıyoruz herhalde. Hocam, hayırlı akşamlar dilerim. Mevlana'nın bu dünyada neyi çok istersen o senin imtihanın olur sözünün Kur'an'a göre açıklaması nedir? diyor. Kur'an'a göre insan kendi kaderini yaşar.

Kendi arzu ve isteği neyse o yolda yürür.

Şimdi bu kelam da A'raf Suresinin 172. ayet-i kerimesine dayanır. Allahu Teâlâ insanlara gidecekleri zamanları gösterdi.

Oradaki duygularını olduğu gibi onlara kader olarak yazdı. O duygularını ne kadar nefes sayısı içerisinde işleyeceği ona bir ömür oldu. İşte insanlar ayrı ayrı duygulara sahip oldukları için yeryüzünde insanlar ayrı ayrı karakterlerle kendilerinin nasıl insan olduklarını ispatlarlar.

Neyi çok istersen dediği zaman işte oradaki isteklerinin yaşaması ve onu yaşarken de yapmış olduğu fiillerle kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlaması. Siz nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz diyor Allahu Teâlâ. İnsana istemediğin bir şeyi yaptıramazsın. İnsan hayattan zevk alabilmesi için kendi yaşayacağı ve zevk alacağı olayları istedi. O zamanı istedi. Hangi zamanı istemişse o zaman da gelir. Arzu ve isteği kendisinde belirir. Çünkü karakterleri öyle. Böyle karakterleri istemiş. O o karakterlerle hayatını sürdürür. Kendisinde nasıl değilse olduğunu ispatlar. (?) İşte.

Ne diyor? Mevlana'nın bu dünyada neyi çok istersen o senin imtihanın olur. İşte onu yaşıyorsun. Onların imtihanı olursun. (?) O kestirmeden söylemiş bunu. Evet. Cansu Misafir. (?) Varsa böyle batıni kelamların söyle. Daha da derinden söylüyor.

Ömer Faruk der ki selamün aleyküm hocam. Allah'ın bizi sevmediğinin belirtileri var mıdır? Eğer Allah'ın bizi sevmediği belirtileri olmuş olsaydı Allah insanların bazılarını zulüm için yaratmış olurdu.

Allah insanları sevmediği değil Allah ne kadar çok insanları seviyorsa insanların Allah'ı sevmediği var. Bu durumda Allah'ın insanları sevmediğinin ispatı müşrikler, putperestler. Şeytanın peşine takılıp şeytanı ilah edinen ve şeytana tapınanlar. Aynen rastladım bir kimseye, Allah'tan intikam alacağız dedi bana. Konuştum ona. Anlattım kim kusuyor. (?) Baktım ki hiç kötüye gidecek bir rakibimseme. (?) Allah selamet versin.

Sevmediğinin belirtileri var mıdır? Yoktur. Hiçbir belirtisi yoktur. Allah cehenneme gidecek olan birisine dünyadayken eşit davranır mı?

Şu ayeti unutma. Rahmetim kainatta herkese.

Daha ilerisini söyleyeyim mi? Ahirette mümine. Niye mümine de İslam'a değil? (?) Bunu da sen söyle.

Bu daha derin.

Ben söyleyeyim, sen öğren. Biliyorsan da tekrar üretmiş olursun. (?) Mü'min nefsi mutmainliğe çıkmış. Fecr Suresinin yirmi yedinci, otuzuncu ayet-i kerimeleriyle. (?) Ey mutmain olmuş nefis! Rabbin senden, sen de Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına, gir cennetime dediğin sen.

İşte rahmetim de yalnız mü'mine dediği zaman, (?) Bunlar daha dünyadayken müminler Allah'ın rahmetine kavuşmuş insanlar. Evet.

Evet. Eşit davranır mı? diyor. Hepsine eşit davranır. Çünkü Allahu Teâlâ eşit davrandığını ayetlerle ispat edelim. Ayetlerle.

Bir, rahmeti gazabını aştı. Bunu açalım şimdi. Ayetlerle açalım.

Allah'ın rahmet kapısı can boğaza dayana kadar açıktır. Bu da şu ayet-i kerimeyi tasdikler.

Allahu Teâlâ çokça tevbeleri kabul edendir, Tevvab'dır.

İster kafir ol, ister putperest, istersen kainatta hiçbir kimsenin yapmadığı kötülüğü yap. Sonunda cehalette yaptığını, aklının başına geldiğini bilirsen dünyada da affolmayacak hiçbir günah yok. Bu durumda Allahu Teâlâ'nın affetmeyeceği hiçbir günah olmadığına göre Allahu Teâlâ'nın sevmediği bir insan yok. Allah zulüm için insan yaratmadı. Allah zatının bilinmesi için insanı yarattı.

Şimdi Allah cehenneme gidecek olan birisine dünyadayken eşit davranır mı? İşte onu anlatıyoruz. Eşit davranmazsa zaten ne? Onun rızkını verir yahut da onları sıkar. Bugün putperestler zevk-i sefa içerisinde. Kafirler zevk-i sefa içerisinde. Değil mi? Çokları. Onun için buradan şunu anlıyoruz: Allah'ın adaletine kimse halel getiremez. Adalet nedir? Yarattıklarına eşit davranmasıdır. Yarattıklarına eşit davranmayan bir ilah ilah değildir. Eğer insan suç işliyor, cezaya maruz kalıyorsa Allahu Teâlâ'nın din (?) ve zeki adaletinden. İnsan dünyada insana ceza (?) verip yapmış olduğu cezanın karşılığında onu cezaevine gönderiyor.

Kim gönderiyor? Hakim gönderiyor. Kimi gönderiyor? Kişinin yapmış olduğu cezasına karşı. Burada hakimin bir suçu var mı? Yok. Adaletsizlik yaptı mı? Yok. İşte Allah kullarını devamlı tövbeyle kendisine gelmesini ister. Dünyayı onun için yarattı. Yoksa Taha Suresinin 134. ayet-i kerimesinde şöyle söyler. Biz insanları dünyaya göndermeden önce onlarla ahitleştik. Onların açık olarak söylüyorum. Yani açarak. Onların kimin kafir olduğunu kimin Müslüman olduğunu biliyorduk. Biz onları bir azapla helak etseydik şöyle söylerlerdi diyor. Bize peygamberler ve kitaplar gönderseydi şu aşağılık lüsfayla düşmeseydik. (?)

İşte Allah'ın Allah'lık sıfatı kimse ona sorgu sual soramaması için Allahu Teâlâ insanın soracağı soruları kendi fiili icraatlarıyla işleyip sorudan kesilmesi için bu dünyayı yarattı ve bizi bu dünyada kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlamamız için bize bir fırsat. İşte bizi beden kisvesine bürüdü ve buna da Yunus Emre'nin kelamı gibi et ü kemiğe büründük, Adem diye göründük. Evet, bakayım başka ne diyor? Allah daha bizi yaratmadan evvel cennete veya cehenneme gideceğimizi biliyor. Cehenneme gidecek olanlardan bu dünyada yüz çevirir mi? diyor. Onu zaten anlattık deminki gibi. Biz hiç kimseden yüz çevirmez dünyada.

Çünkü onları dünyada da kendilerinin nasıl bir insan olduğunu ispatlaması için sen de bak böyleydin. Ben sana bir fırsat verdim. Zatımı göstermedim. Senin bu söylediğin kelamın içerisinde daha sır var.

Şimdi ben onu söylesem senin bu söylediğinden onu idrak edemeyeceğini anlıyorum da onun için onu söylemek istemiyorum sana. Çünkü onun söylediği bir zamanda sapıtırsınız. (?) Onun için dünyayı yarattı.

Dünyayı yaratmanın bir sırrı var. Onun için bu kadarı size yeter.

Bette Misafir der ki, selamün aleyküm hocam. (?) Âl-i İmran Suresi 77. ayetin açıklamasında. Hiçbir insan galiba da Allah'a verdiği ahdi değiştiremez. (?) Doğru. Kimse değiştiremez tabii.

Burada nedir bu? Şu ayetin karşılığı.

A'raf Suresinin 172. ayet-i kerimesini söylüyorsun burada.

Allahu Teâlâ ahitleşen bir insanın ahdi kendisine kader olarak yazıldı. Şimdi ben sana burada bir soru sorsam sen de aynısını söyleyeceksin. İnsan kaderini değiştirebilir mi? Asla, dersin. Öyleyse hiçbir insan galiba de Allah'a verdiği ahdi değiştiremez. İşte kaderi değiştiremez. O kaderinin ispatı için dünyaya gönderildi. Oradaki hasletler ne arzulamışsa kendisine karakterler olarak yerleştirildi. Zamanın geldiği zaman onlar istekte istiyor, istekte beliriyor. Allahu Teâlâ da bütün bu kainattaki bütün insanların mahlukatın isteklerini, arzularını o an için hepsine yaratıyor. Onun için Allah devamlı yaratma halinde deyince insanlar da zannediyorlar ki yeni yeni mahluklar yaratıyor.

Halbuki yaratmalar bitmiş, insanların ihtiyaçları olanları yahut da arzuladıklarının olaylarını yaratıyor Allah. İnsanlar da bunları işlemekle kendilerinin nasıl insan olduklarını ispatlıyorlar. Artık hiçbir kuvvet ve kudret o kaderi değiştiremez. Doğru. Bu ancak Allah'ın elindedir. Bu da doğru. Ama arkasında bir ayet var. Bu da doğru dediğim zaman. Biz dilemezsek siz dileyemezsiniz. Ayet-i kerimesi. Bunun da manasını bilmezsiniz. Yani bir tek değiştirecek, kaderleri değiştirecek biri varsa o benim diyor. Benden de bir söz baki oldu. Cennette cehennem. Buyur. (?) Değişmez. Bir ayetin kelimeti Allah biz dilemezsek siz dileyemezsiniz. (?) Burada yazılı zaten. Şeklinde ifadelerle açıklamış.

Doğru. Ancak diğer ayetlerin yanlış açılımlarını düzeltirken Allah dilediğini hidayete erdirir yerine Allah dileyeni hidayete erdirir şekilde düzeltiliyordu. Doğru. Bu iki konu farklı mı? Çok da farklı. Biri Allah'ın dilemesi olursa Allah'ın dilemesi insanlar üstünde keyfi bir durum hasıl olur. Keyfi bir durum. Ahitleşme ortadan kalkar. Hesap ortadan kalkar.

Allah diledi, murat ettiği insanı yarattı. İnsan arzu ve isteğini Allah'tan dilediği zaman onu kader olarak yazdırdığı zaman onun artık o kaderi bir daha değişmez. Dünyaya da kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlamak için geldi. İşte burada sapıttınız diyor. Yani kördünüz. Orada da, dünyada da körsünüz diyor. Siz de bunu bayağı âmâ zannedersiniz. (?) Halbuki ahirette gördün. (?) Şimdi biraz kapalı konuşayım. Dünyada da diyor, sana ispat ettim. Neyle? Peygamberlerle. Alimlerle. Orada da gördün. Görmedin. Hakkı görmedin. Burada da daha sapıksın diyor. Hala aynı davadasın.

Allah'ın dilemesi insanı yaratmasıydı. Çünkü gizli bir hazineydi. Hazinenin bilinmesini istedi. Ruhundan bir cüz'i Hazreti Adem'e vermekle bak buralar seni aşar ama sen çünkü bir imtihan için soruyorsun buna. Ben onu biliyorum, seni aşar ama dinle, aklını kullan. Yalnız akıl insanı hakikate götürür ama nefsi heva, ön yargı insanı felakete götürür. Şimdi Allahu Teâlâ görünmez değil. Allahu Teâlâ ile ahitleştiğimiz zaman görünmeyen bir Allah ile biz ahitleşmedik. Dünyaya niye gönderdi? Orada gördün, inkar ettin. Daha derini var da onu söylemiyorum şimdi. Orada gördün, inkar ettin, seni zatımın görünmediği aleme göndereceğim diyor.

Orada sana peygamberler kitaplar göndereceğim. Ve sana zatımı tanıtacağım. Şimdi eğer Allah'ın dilemesi yalnız yaratmanın dışında insana vermiş olduğu iradeyle onun iradesini üstünden kaldırıp kendi iradesini üstünde kullandığı zaman Allah'ın dilemesi işte o zaman başlıyor insan üzerinde. Ve böyle bir olaya Kur'an müsaade etmez. Çünkü insanın iradesini Allah kaldırmaz. Kişi kendi iradesiyle yapmış olduğu hesaplarla hesaba çekilecek, fiili icraatlarla hesaba çekilecek. Femen ya'mel miskale zerretin hayran yerah. Miskal zerre hayrını yazacağım. Femen ya'mel miskâle zerretin şerran yerah. (?) Miskal zerre şerrini de yazacağım.

Şimdi size öğrettikleri Allah senin iradeni üstünden kaldırdığı zaman onu yok sayamazsın diyor. Benim irademi üstünden kaldırdığı zaman yok saymıyor. Allah benim üzerimde kötülük yaptırtacak, adam öldürtürecek, haram yedirttirecek. sonra da beni hesaba çekecek. Böyle ilah var mı? Böyle bir Allah tahayyül edebilir misin? Neymiş? Benim irademi üstünden kaldırdığı zaman yok değil ama ben iradesizim, ne olacak? Seni Allah kumanda edecek. Allah'ın dilemesi olacak bu sefer. Ve Allah dilediyse seni azap ettiriyorsa böyle bir ilah seni azap eden bir ilah düşünebiliyor musun? Sen Allah'ın talihi bu şekilde suçlamıyor musun? (?)

Hep yarım yamalak bir ilimle çıkmışsınız. İlim değil bunlar. Hurafe. Ben hurafe diyorum bunlara. Öyleyse sen Allah'ın insan üzerindeki dilemesini kaldırırsan sonra ona yaptığını yapar da ben senin yapmış olduğun hayrı yazarım dersen böyle bir ilah olur mu? Bu adalete sığar mı? Sen Allah'ın adaletine de halel getirmiyor musun burada?

Daha derin varsa daha derinden sor. Evet.

Nahl Suresi 102. Nahl Suresinin 102. ayet-i kerimesi şöyle. Müslüman olmaları doğru yolu bulmaları için mukaddes ruh olan senin Rabbin kalbine vahyediyor. Öyle mi? Ver bakayım.

102. De ki onu, Kur'an'ı Müslüman olmaları ve doğru yolu bulmaları müjdelemeleri için mukaddes ruhlarına kendi katından hak olarak indirdi. Şimdi bunun yanlışını okuyalım sana. Biz doğrusunu açtık burada. De ki onu mukaddes ruh Cebrail diyor. Bak, buyurun beyler. Cebrail nurdan yaratılmıştır. Ayeti de burada inkar var. Hangi ayeti? Bir dinle. Sana ruhlardan sorarlar. De ki size ruhlar hakkında az bir bilgi verilmiştir.

Burada sen Cebrail'i nurdan yaratıldığına göre Cebrail'i Allah yerine nasıl koydun?

Sen bunu nasıl idrak ettin de bu nuru nurdan yaratılan Cebrail'i Allah yerine koydun?

İman edenlere sebat vermek. Bak Cebrail diyor. İman edenlere sebat vermek. Müslümanları doğru yola iletmek ve onlara müjde vermek için Rabbin katından hak olarak indirdi diyor. Cebrail demiş bunu.

Bu durumda Kur'an yanlışlıklarla dolu. Kur'an değil, ayetler hariç. Ayetleri kimse noktasını değiştiremez, tahribat yapamaz, tahrifata uğratamaz çünkü bekçisi Allah'tır. Ama mealleri, mealleri hurafedir, Siyonizme göre yazılmıştır. Mealler Kur'an'ın esası değildir. Daha neler var, daha az bir şey, daha çok daha derin olaylar. Allah'ı, efendim, insan suretine sokup intikam aldı diyenler. Allah intikam aldırmış. Allah güç kuvvet sahibi değil herhalde, birisine bir düşmanlığı var, Allah intikam alacak bu şekilde kafalarına hurafeler yerleştiren insan Allah'ı tanıyabilir mi? Bu insanların Allah'ı tanıması mümkün değil. Onun için Kur'an yeniden yazılması lazım ama bilen tarafından yazılacak, bilen tarafından Siyonizmi temizleyecek şekilde yazılacak.

Evet. Şimdi başka bakalım var mı?

Efendim selamün aleyküm efendim diyor. Benim sorum, Kur'an'dan önceki kitaplarda ayetler değişti mi? Değişti, ayetler değişti. Kimler değiştirdi? Hahamlar ve papazlar değiştirdi. Yoksa Kur'an'ın asıllarını değiştirdiler o kitaplarda Yoksa Allahu Teâlâ diyelim ki Tevrat'ı gönderdi, Tevrat'ın dışında gönderdiğini başka bir ayetle efendim değiştirdi gibi kelimelerle kat'iyyen bağdaşmaz. Tevrat'ta ne varsa aslı Kur'an'dadır. Zebur'da ne varsa aslı Kur'an'dadır. İncil'de ne varsa aslı Kur'an'dadır. Dört kitap Kur'an'dır. Peki bunu destekleyen ayet var mıdır? Var. Hangi ayet?

Ben evvelde ne dediysem ahirde de odur diyor. Allah'ın kelamında değişiklik bulamazsın.

Onun için insanların bu hurafelerle dini İslam'ı bozmak için Siyonizmin kelamına göre, Siyonizmin anlaşmasına göre, anladığına göre Kur'an'ı yazmışlar ve bize de bu Kur'an diye yutturmuşlar. Biz Allah'ı tanımıyoruz. Allah'ın adaletle hükmedeceğine inanmıyoruz. Allahu Teâlâ'nın insanları dilediği şekilde yönlendirecek kelamını bize yutturmuşlar, insanların ve cinlerin birçoğunu cehennem için yarattı diye yutturmuşlar. Allah'ın rahmet sıfatını ortadan kaldırmışlar, Allah'ın Tevvab sıfatını kapatmışlar. Daha ne istiyorsun? Evet. Evet.

Başka var mı bakalım sorular? Ra'd

Suresi 11. ayet-i kerimesi diyor. Yok şurada birisi var.

Benim sorum: Kur'an'dan önceki kitaplarda ayetler değişti. Bunu okuduk. Ver bakayım hocam. Ra'd Suresi 11. ayet. Ver bakayım bana. Ne diyorlar? İnşallah yanlış açılmamıştır.

Evet, yanlış açılan ayet bu da. Onu da okuyalım size. Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler, burada parantez içerisinde melekler vardır diyor. Bir toplum kendindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi artık onun için geri çevirmesi diye bir şey yoktur. Bak şimdi şu son cümleyi okuyana kadar hepsi doğru. Bir daha okuyalım. Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler, melekler vardır. Burada biz bunu biraz açıyoruz, doğrusunu okuyoruz. Şimdi bunu da doğru olarak kabul ediyoruz, o yanlışı da, ama biz biraz daha doğrusunu koyuyoruz buraya. Fakat ilk kelamla bizim doğru olarak açtığımız kelam arasında daha pasif bir açıklama var. Mesela onun önünde ve arkasında dediği zaman insanları kastediyor diyoruz.

Ama öyle insanları. Biz de diyoruz ki her bir insan için onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçi melekler vardır. Bunlar ne iş yaparlar? Senin kaderin dışında başına herhangi bir musibet geleceği zaman seni korurlar. Sen anlayamazsın onu.

Mesela bir çatının altından gidiyorsun. Bir kiremit tam başının üstünde. Senin orada o an tesadüf bu. Senin kafana vuracak. Eğer senin kafana bu şeyde hayatında bu (?) yoksa, bu musibet yoksa, senin ayağını tökezlettirir. Veya seni bir adım geri bıraktırır. Ya önünden bir adım fazla götürtür. (?) Ya önünde geçtikten sonra kiremit düşer. Ya da hayvandan kiremit düşer. (?) Seni korur. Bu gibi korumalar. Bir araba sana çarpacaksa sana ne yapar? Orada birisiyle oyalattırır. Kafanı bir yere çevirir. Dikkatini çeker. Sana bir şey görünür. Orada araba geçer. Seni o kadar zaten korur. Bunun gibi seni koruyucular vardır.

Bakın burada bir şey yok. Yanlış açılan yerde de hepsi yanlış demek değildir. Orada bazı kelimeler vardır yanlış olarak. Bir toplum kendindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanını değiştirmez. Doğru.

Bir toplum Allah'ın yolunda gidiyor.

Allah onlara verir. Kendileri nasıl bir insan olacağını verir.

Sonra bunlar Allah'ı bırakırlar. Allah yolundan vazgeçerler. Ne olur? Allah'ın dediğinin dışına çıkınca Allah onlara kendilerine gelmesi için musibet verir.

Biz çoktan musibete layık olduk da Rabbimizin rahmetiyle ayaktayız.

Çünkü ahlak mefhumu da kalmadı. Kadınlarımızda çoğunda edep ve adab da kalmadı.

Biz bizdeki olanları değiştirmiyor muyuz? Değiştirdik. Şimdiye kadar yağmurların hiç sel olarak memleketleri taştığını sana zarar verdiğini gördün mü? Bu zamana kadar. Görmedik. Şimdi gördük. Peki felaketlerle beraber binlerce insanımızın öldüğünü gördük mü? Gördük. Akıllanmazsak daha da kötüsü olur.

Bu ayetin karşılığı da bu.

Allah'tan bir toplum kötülük, bak ne diyor burada şimdi. Allah bir topluma kötülük diledi mi? diyor. Buyur. Hurafelerin kabul ettiği kelam bu. (?) Allah hiçbir topluma kötülük dilemez. Allah bir topluma kötülük dileyecekse tevbe kapısını niye açtı? Ölene kadar seni tövbeni niye kabul etti?

Ya kötülük diliyor çünkü. Kötülük dilediğini daha rahmetini alır mı? (?) Ya sevmediği bir insanı yapar kaldırır atar.

Evet.

Allah kimseye kötülük dilemez. Beyler, bu Siyonizmin buraya soktuğu bir kelam. Kelamı çeviriyor burada. Doğrusu da Allah'tan bir toplum kötülük diledi mi? diyor. Allah'tan bir toplum kötülük diler mi? Nefsi ona öyle bir düşmandır ki her yaptığını süslü gösterir. O süslü yaptığı da Allah'a karşı Allah'ın emirlerini kendi üstünde değiştirmesidir. İşte. Sen mi diledin şimdi kötülüğü yoksa Allah mı sana kötülüğü verdi? Allah'ın emri çıktığında artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Allah sana musibet verir, musibet verir, hafif hafif musibetler verir. Olmadı, bu kelam bütün insanlara olduğu için evvel de Lut kavmi, Nuh Tufanı, Salih Kavmi, bunları helak ettiği gibi emri çıktığı an geri çevrilmesi yoktur.

Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur diyor.

Şimdi burada bak.

Hem onları helak ediyor. Hem de Allah'tan başka yardımcıları yoktur diyor. Yani helaktan sonra da onlara yardım edecek manası da gelir bu. Okuyalım bak neye geliyor. Allah'ın emri çıktığında artık onun için gelişme diye bir şey yoktur. (?) Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur.

Halbuki Allah'ı inkar edenlerin artık yardımcıları da yoktur. Evet. Çünkü Allahu Teâlâ ahiret aleminde mahkeme-i kübrada rahmetini hangi kulun üstünden kaldırdıysa o kula şefaat edecek hiçbir kimseyi bulamazsın, peygamberler de dahil. İşte orada kimsesiz ve yalnızdırlar ayet-i kerimesi zuhur eder. Allah da ondan rahmetini kaldırmıştır. Ebedi cehennemdir. Evet.

Evet.

Başka? Rab Kureyso Kudret'e Kur'an (?) suresini 31. ayeti Kerem Haşin'in soruyor. (?) Bakalım.

28 31 Evet. Okunan bir kitapla dağlar yürütülseydi. Kur'an'ı okuyorsan hadi yürüt dağları. Okunan bir kitapla

dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı onunla ölüler konuşturulsaydı o kitap yine Kur'an olacaktı diyor.

Bu kitaptan, bu kitap ama sen okumakla değil. Bu kitap olacaktı dediği zaman neyi kastediyor burada biliyor musun? Kitabın yazarını kastediyor. Kitabın yazarı kim? Allah.

Kitap sana bir şey yapmaz, sen de okusan yürütemezsin. Ancak kitabın sahibiyle bu iş olur. Mesela peygamberler mucize gösteriyor Hazreti Salih kayadan deve çıkartıyor. Bu Salih'in, peygamberin işi değil, bu mucize Allah'ın işi. Ama Salih Allah'ın bir dostu, peygamber, elçi, onun kelamı yerde kalmaz, Allah oradan deveyi çıkartır. Evet. Bir peygamber Hz. İsa ölüleri diriltti. Bu Hz. İsa'nın işi değil. Hz. İsa bunu yapamaz. Bu Allah'ın işi. Ama Allah'ın sevdiği bir peygamberi, peygamberin kelamını yerde bırakmaz, o peygamberin hatırına onu diriltir. Ama peygamberin kendisi bu işi yapamaz. Her işin kökeni Allah'a dayanır.

Evet. Fakat bütün işler Allah'a aittir. Buyur. Ahirinde söylüyor şimdi. (?) Bütün işler Allah'a aittir. İman edenler hala bilmediler mi ki Allah dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi.

Allah, o Allah ki ona yaratmak zor gelmez. O bir şeyi murad etti mi? Yalnızca kün yani ol der, onu yaratır.

Burada da insanlar, bak ne diyor? İman edenler hala bilmediler mi ki? Aklını kullanmıyorlar mı ki? Allah dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi.

Allah'ın yapmayacağı hiçbir şey yok. Meleklere can vermiş, istediği meleği istediği şekilde programlamış, kendisine ibadet ettiriyor. Rahat vazife veriyor, vazife yaptırıyor. Ama insanı çok sevdiği için, ruhundan bir cüz'i insana verdiği için, insanı irade sahibi kıldı. Kendi yaptığıyla insana çok değer verecek. Kendisiyle Allah'ı bilecek. Yoksa Allah'ın programıyla kendisini bilmesi başka. İnsanın kendi iradesiyle Allah'ı bilmesi başka. İşte insan kendi iradesiyle Rabbini bildiği için çok şerefli. Bu bakımdan der. Ben insanı en güzel surette yarattım diyor. Ve yalnızca insana şöyle söylüyor. İzzetle şeref arıyorsan diyor.

Yalnızca insan için bu. İzzetle şeref Allah'ın yanında diyor.

Ve yalnızca insanı dost ediniyor.

Bu büyük bir şeref değil mi?

Allah'ın vaadi gelinceye kadar inkar edenlere yaptıklarından dolayı ya ansızın büyük bir bela gelmeye devam edecek veya o bela evlerinin yakınına inecek. Allah vaadinden asla dönmez. Yani bu şudur. Hem dünyada sen bu Allah'ı inkar etmenin zulmünü yaşarsın hem de ahirette. Peki dünyada niye yaşayacağım? Ya sana akıl vermiş. İrade vermiş. Seni her türlü rızıkla rızıklandırıyor. Yediriyor, içiriyor, veriyor, kazandırıyor, yaşatıyor. E sen burada karşılıksız mı kalacaksın? (?) O da sana hafif yollu ceza veriyor. O da hafif yollu. Onun azabı ahirette.

Başka sorusu var mı bakalım kimsenin? Soralım, anlatalım.

Şu bak sorular var.

Efendim daha demin düzelttiğiniz yanlış mealde Allah hiçbir topluma kötülük dilemez. Kötülük insanların kendi dilemesi diye anlattınız. Doğru. Doğru anlattım. Sen nasıl anladın bakayım.

Bu doğru mana Nisa Suresi 79. ayette ne güzel birbirini tasdik ediyor. Allah sizden çokça razı olsun. Kur'an ayetlerini birbirini tasdik edecek uyumlu şekilde bizlere açıyorsunuz. Allah sizden de razı olsun. Eğer siz de bunu idrak edebiliyorsanız, ki çünkü kişi aklını kullanmıyor. Kişi aklında bu hurafeyi ilim zannediyorsa onu ilim olarak kabul edip hakikati inkar ediyor. Hakikate gelmiyor. Evet. Bak ne güzel. Bakmışsın. Buradaki söylediği, oradaki söylediği ayrı ayrı birbirini tutuyor. Ama ayrılıklar bre falan ayetler birbirine çelişiyor. (?) Ama hocanın anlattığı ayetler birbirini ispat ediyor.

Aslında hocam bunu size anlatırken Allah'ın adaletini koruyor. Allah'ın Allah'tan başka bir ilah daha olmadığını, tevhidi koruyor. Allah'ın insanları ne kadar çok sevdiğini insanlara zulüm murad etmediğini koruyor.

Eğer Allah intikam aldığı insanlardan diyorsa Allah kul seviyesini (?) düşürüp de Allah'ı Allah'lık sıfatından uzaklaştıran insanların bu hurafelerini hakikate çevirmek için kişinin yapmış olduğu kötülük karşısında kişi kendi nefsinden intikam alıyor diyoruz. Allah kimseden intikam almaz. Kişi kendi nefsinden intikam alır. E nasıl alır hocam? Bak nasıl alır. Ben gitsem şimdi, Allah muhafaza, birisini öldürsem suçsuz yere, devlet de beni kanunuyla yakaladı. Getirdi, mahkemeye çekti, hesaba çekti. Ceza mı kesti? Ya idam veyahut da ömür boyu hapis veyahut yirmi sene hapis neyse. E şimdi Allah mı benden intikam aldı yoksa ben mi kendimden, nefsimden intikam aldım?

İşte biz kimsenin hurafesine aklımızı uydurmayacağız. Aklımızı kullanacağız. Hakkı ve doğruyu öğrenmeye çalışacağız.

Benim de burada size yanlış anlattığım bir kelamı bir ayetle desteklersen ben de sana teşekkür ederim. Evet, burayı yanlış anlatmışım derim. Ama ben de kolay kolay böyle bir kelam bulamazım. (?)

Onun için biz aklımızı kullanan insanlarız.

Ayetlere göre aklımızı kullanırız. İnsanların akıllarına göre aklımızı uydurup da onun aklıyla aklımızı kullanmayız.

Evet.

En'am Suresinin 61. ayet-i kerimesi.

74. sayfa. Ya En'am geldi. (?) 64. sayfa. 64. sayfa geldi diyor. 61. 129. 121.

61. Yanlış açılan bir ayet bu. O kulların üzerinde yegâne kudretle tasarrufa sahiptir diyor. Buyurun. Baştan daha yanlış, kulları üzerinde yegane kudret. Yegane ne diyor? Kulları üzerinde yegane kudret ve tasarrufa sahiptir. Benim iradem nerede kaldı? İrademi üstünden aldı? Benim irademi bana serbest bıraktı. Seni dünyaya gönderiyorum, senin her yapmış olduğun fiili icraatlarla seni diyor miskal zerre hayrını da yazacağım. Miskal zerre şerrini de yazacağım. Ama burada bir ayrım yapacağım sende diyor. Benim lafımı tutup da diyor hayrı işlersen ben bunu katlayarak yazacağım diyor. Eğer kötülük yaparsan diyor.

Onu da misliyle seni cezalandıracağım. Rahmetine bak, rahmetine.

İşte Allah da bu. Yaratan da bu. Kuluna merhamet eden de bu.

Evet.

Size koruyucular gönderir. Nihayet, birinize ölüm geldi mi, işte biz size koruyucular gönderir dediği zaman, deminki açtığımız ayette, bilinmeyen birçok varlıklar tarafından korunursunuz. Benim ömrüm içerisinde, hiçbir benim başıma tesadüfen başka bir olay gelmeyecek. Kaderimin dışındaysa işte bunu koruyor. İşte bunu söylüyor. Siz diyor korunursunuz diyor. Burası doğru ama ilk açtığı cümle ayet yanlış.

Nihayet birinize ölüm geldi mi? Elçilerimiz, görevli melekler onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler. Doğru. Şimdi biz doğrusunu okuyalım. Kulların üzerinde galip odur. Kulların üzerinde. Çünkü hiçbir kul onun kudretinin dışında bir varlık gösteremez. Varlık Allah'ta. Sen kaderinin dışına çıkacağın zaman Allahu Teâlâ seni kaderinin içerisine sokuyor. Buna da şu ayet var. Onlar bir tuzak hazırlar. Biz de bir tuzak hazırlarız. Bizim tuzağımız hayırlı bir tuzaktır diyor. Yani tuzak insana bir tuzak değildir. Onu kaderinin içerisine sokmaktır. Onu kaderinin dışına çıkartmaz. İşte yegane kudret sahibi Allah'tır insanlar üzerinde.

Kainat üzerinde tek bir kudret sahibi Allah'tır. Burada tevhid meydana çıkıyor.

Ve üzerinize amellerinizi yazan hafaza melekleri gönderir. Doğru. Sağımızda ve solumuzda melekler vardır.

Sizden birinize ölüm geldiği vakit gönderdiğimiz melekler onun ruhunu alırlar ve onlar görevlerinde noksanlık etmezler.

Hiçbir melek insana acır da

Ya bu adam iyiydi, ben bunu tanıyordum. Ya da geciktireyim diye bir kelam olmaz. Melekler harfi harfine Allah'ın emrine tabi olanlardır. Onun emrinden dışarı çıkamazsın.

Eğer melekler kâfirin canını alırken onların, diyor, sırtlarına ve yüzlerine vura vura canlarını alırlar. Hangisi şu ayetteydi o?

A'raf Suresinde olacak herhalde.

İyiyse diyor. Onlardan böyle tereyağından çeker gibi rahat rahat (?) canını alırlar.

Evet.

Muhammed Suresi. Muhammed Suresi mi? Bakalım şimdi. Muhammed Suresi efendim. 507-508 bak Muhammed Suresi, kaçıncı ayetti? 27 mi? Evet, 26'dan okuyalım bakalım. Bunun sebebi onların Allah'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara bazı hususlarda size itaat edeceğiz demeleridir. Oysa Allah onların gizliliklerini biliyor diyor. Yani inkarcılar. Ya meleklerin onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nasıl olacak? diyor.

Öyleyse buradan şunu anlıyoruz ki dünya sahipsiz değil, bu bir. Dünyayı sahipsiz demeyelim. İki, (?) insanlar dünyaya zevk ve sefa yapmaya gelmedi, bu iki. Üçüncüsü, insanların boyunlarında bir boyunduruk var, sahibinin emrinin yazılmış olan şer'i hükümleri var.

Onun dışına çıkacak olursan kendini hür zanneden insan bir bataklığa girmiş, bataklığın içerisinde açmış olan o güzel zakkum çiçeğine ulaşmak için yürüyen yürüdükçe de devamlı batan ve en nihayet boğulup orada hüsrana uğrayan insanlar durumuna düşerler.

Onun için insan dünyada kendi iradesi içerisinde hürdür. Ama bu hürlük sahibinin boynuna takmış olduğu yulardan ayrı değildir. O yular onun boynundadır.

Yularda tek bir kelam yazar.

La ilahe illallah Muhammedün Resulullah.

Bu yuların içerisinde yapmış olduklarından tevbe edersen hayatta az buçuk kendini Allah'a kul, Habibine ümmet olarak yaşattırırsın.

Bu kelime-i şehadetin dışında yaşarsan işte o zaman o bataklığa batmış insan gibisin.

Efendim.

Onun için akıllı olmak lazım.

İrademizi güzel kullanacağız. Kendimizi yalnızca dünyaya değil, Allahu Teâlâ ne diyor? Dünyanızı da imar edin. Dünyamızı imar ederken şunu düşüneceğiz. Bizi yaratan bizim Rabbimiz alemler içerisinde bizi o kadar güzel yaratmış ki kendi hissiyatımızla kendi irademizle ortaya koymuş olduğumuz bazı projeleri hayata geçirip hem insanlara hem kendine yardım etmesi ve bu hürriyeti hiçbir mahlukatına vermemesi ve kendisinin Allah indindeki derecesinin ne kadar yüksek olduğunu idrak etmesi lazım. Ama insan bundan çok uzak.

Bakın başka var mı?

Yok.

Başka yok. Bu var efendim, bu var. Hocam diyor, Rum Suresi 47. ayetin sonunda müminlere yardım etmek bize düşer denmiştir. Bu ayet-i kerimeye göre Yahudi kavmi için birçok peygamberler, nebiler ve asır sair müminlerin katil (?) olarak söylenmektedir. Bu ayet-i kerimeye göre Yahudi kavmi için birçok peygamberler nebiler ve sair müminlerin katil olarak söylenmektedir. Bu iddialar Yahudileri yüceltmek ve Müslümanların itikadını zayıflatıp kurutmak için söylenmiş uydurmalar olabilir mi?

Yahudilerin peygamberi kimdir? Beni İsrail kavminin peygamberi kimdir? (?) Hazreti Musa. Öyle değil mi? Orada adam öldürdü.

Onu küçültmek için mi öldürdü? Bir peygamber bu. Mümin adam öldürmez. Öldürürse haklı öldürür.

Haksız yere yapmaz. Ama haklı da olsa onu öldürmek istemez. Ancak harp esnasında öldürür.

Mümin insana teslim olana, mümin kötülük etmez.

İrzına geçmez. Ağaç kesmez. Yaşlıya dokunmaz.

Müslüman insan bunu yaparsa mümin daha üstü olan o mümin haksız yere hiçbir iş yapmaz.

Sahabe de harp etti.

Müminlerdi. Adam öldürmedi mi?

Ya. Gayrimüslim nerede ince bir taraf var, orayı sana yutturmaya çalışır.

Allahu Teâlâ müminlere Fecr Suresinin 27 (?) ile 30. ayet-i kerimesinde: Ey mutmain olmuş nefis! Rabbin senden, sen de Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına, gir cennetime dediyse, Allah'ın adaletinden de şüphen yoksa müminin hata edip de yahut da bilerek adam öldürmesi mümkün değildir. Kaza yönüyle olur. Kaza yönüyle. Ona da bak ne diyor. Bir müminin bir mümini öldürmesi asla olamaz. Ayet bu. Ancak kaza yoluyla olur.

O zaman müminin öldürmüş olduğu ailesine bir diyet gerekir. Ayet bir ayet bak bana. Bak oku ona. Ben olduğu gibi okuyorum onu.

Eğer ailesi kafirse ailesine diyet gerekmez. Ölen kafir ailesi Müslümansa ailesine diyet gerekir. Eğer öldüren kişi ödeyecek parası yoksa iki ay arka arkaya oruç tutar diyor.

Evet. Bunları, bu ayetleri fırsat belir bulamadın mı? (?) Nisa, bak şimdi. Nisa Suresi 92. ayet. Onu okuyayım.

94, 90, kaçıncı sayfada? Kaçıncı ayet? 92. ayet mi? Efendim. Burada. Yanlışlıkla olması dışında yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmesi öldürmeye hakkı olamaz diyor. Yok. Öldürmezler zaten. Yanlışlıklar dışında ama. Bu da bir kazayla olur. Yanlışlıkla bir mümin bir mümini öldüren kimsenin mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gerektirir. Meğer ki ölünün ailesi de diyeti bağışlamış ola. Bu takdirde diyet verilmez. Eğer öldürülen mümin olduğu halde size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lazımdır. O kafir aileye diyet gitmez. (?) Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyetle bir mümin köleyi azat etmek gerekir.

Gene. Mesela kafir bir anası babası var. Ona diyeti vermiyor ama bir de diyor mümin köle azat et. Bunları bulamayan kimse Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutması lazımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. Evet.

yok

mu peki? Zaman da geldi zaten, saat 8. Kalın sağlıcakla, Allah'a emanet olun. Lillahi Teâle'l-Fatiha.

Size bir müjde verebilirim buradan dinleyenlere.

Kur'an'da belli bazı yanlış açılan ayetlerin (?) ders kitabını yazdım. Ders kitabı.

İslam'ın müftüleri hocaları, alimleriyle yetiştirecek ders kitabını yazdım. Allah nasip ederse bunu bastırıp Diyanet'e teslim edeceğim.

Artık sorumluluğu ya yüklenir ya da reddeder. O Allah indinde bir vazife olarak ben vazifemi yerine getirmiş olacağım inşallah. Kalın sağlıcakla Allah'a emanet olun.