23.05.2026 Tarihindeki Sohbet
İçindekiler
Açıklama
Videonun metni
Evet. Evet.
Bunlar? Oradan başlayalım. Buradan başlıyor değil mi?
Misafir. İki yıl oldu sohbetlerinizi dinliyorum. Kabul ederseniz inşallah sohbetlere katılmak istiyorum. Mübarek ellerinizden öperim diyor.
Bizim kapımız herkese açık. Kim gelirse gelsin. Başımızın üstünde yeri var.
Biz insanlar arasında ayrım yapan insanlardan değiliz. Biz insanların mevki ve makamına bakarak iş tutan insanlar da değiliz. Biz Allah'ın kullarına hizmet etmek, Allah için hizmetkar olmak ve onlara hakkı anlatmak için buradayız. Kapımız herkese açık. İsteyen gelir. Evet. İki zina eden kadın (?) Burada mı başlıyor? Evet. Efendim diye adresinizi bilmiyorum, (?) sohbetlere katılmak için nasıl bulabilirim?
Buraya geldiniz herhalde değil mi?
Adresimiz Ceyhun (?) Varlı, bize nerede Ceyhun efendi? (?) Müdür
Bir evlat buraya gelmek ister. Adres istiyor. Buranın adresini vereceğiz değil mi?
İstanbul Arnavutköy Taşoluk Mahallesi Kemerburgaz Sokak, numara 8. Bir daha söylüyorum. Arnavutköy Taşoluk Mahallesi. Yazarsan yazdım dersin. Arnavutköy Taşoluk Mahallesi Kemerburgaz Sokak, numara sekiz.
Ceyhun varlığı da ararsan o da seni dediğin yerden (?) dediğin yerden alır buraya getirir. Evet.
Bir yerde Nur Suresi 2 ve 3 ayetler birbirinin devamı görülerek şöyle meal verilmiş. Size sormak istedim diyor.
2 ve 3 ayetler değil mi? Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun. Bunlar bekarlar için.
Bekarlar. İki, yani erkek bekar, kız da bekar. Bunlara yüzer sopa var. Ama evvela birbirine verecekler. Evlenmezlerse yüzer sopa. Zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun. Allah'a, ahiret gününe inanırsanız Allah'ın dininde (?) hükümlerini uygularken onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir grup da onların uygulanacak cezaya şahit olsun diyor.
Sopayı koltuğunun altına koyacak böyle sıkıyla böyle vuracak. Tam gücüyle. Yüz sopa. Bunlar bekarlar için. Şimdi geldik. Üçe. Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başka ile evlenmez. Bak, zina eden erkek zina eden veya müşrik olan bir kadından başkasıyla evlenmez. Zina eden kadın da ancak zina eden veya müşrik olan erkekle evlenir. Bu müminlere haram kılınmıştır.
Allah'ın adaleti neydi zina edenlere? Celde. (?) Yani erkek evli, kadın da evli ise bunlar recm olur. Burada zina eden erkek, zina eden kadınla, zina eden kadın, zina eden erkekle evlenmek ister dediğine göre bunlar müşrikler veyahut da kafirler. Din-i İslam'ın dışındaki insanlar. Bunlar müminlere haramdır dediği zaman Müslümana haramdır. Müslüman bunu yapamaz. Müslüman bunu yaptığı zaman cezaya müstahak olur. Müslümanla kafir arasında fark var. Allah'ın kulları hepsi bu dünyada eşittir. Ama onlar Allah'ı inkar etmişlerdir. Peygamberi inkar etmiştir. Kafir olmuştur. Allah'ı inkar etmiştir. Müşrik olmuştur. Yani putperest olmuştur.
Bu durumda bunlar birbirleriyle evlenirler. Allah onlara bunu helal kılmıyor. Ancak Müslümanlar bu işi yaparsa onların durumuna düşer.
Onların durumu nedir?
İki yoldan biri olan o ne kötü bir gidiş yolu ne kötü bir döşek dediği cehennem yoludur. Evet. Burada her ne kadar recme uğramasa da orada dayanabiliyorsan bir kibritin ateşine dayanamayan bir (?) el, bir parmak ucu orada ateşi hafifledikçe (?) odundan onun ateşten yakıtı insanlar ve yakıtlardır diyor. (?) Taştan yakıtlardır. Ona nasıl dayanacak?
Allah bizi öyle bir zulümden korusun.
Zina eden kadın da zina ettiği erkek de.
Bunlar Allah muhafaza. Burada ayette söylüyor zaten üçüncüde. Bak ne diyor? Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkasıyla evlenmez. Zina eden erkek. Bu Müslüman değildir. Bu Müslümana haramdır.
Şimdi, zina eden kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkekler nedir? (?) Bu müminlere haram kılınmıştır diyor. Haramdır. Peki adam aklımıza şöyle bir soru gelebilir.
Bu adamlar Müslüman. Kafir de değil. Ama bu işi yapıyorlar. (?)
Öyle ya. Yapmıyorlar mı? Yapıyor Müslüman. Bugün kadınları bile birbirlerinden, evli kadınları birbirlerinden değiştiriyor. Değiştirenler var. Allah muhafaza.
Bunlar Müslüman olmasına rağmen bunların cezası nedir dersen sen son nefesine bak.
Bunlar acaba son nefeste Müslüman olarak gider mi?
Evet. Şeytan da ibadetle meleklerin hocalığına kadar yükselmiş. Ama sonunda sonunda lanetlenmiş. Onun için son nefes çok mühim.
Niye son nefes çok mühim? Bu da, burası da mühim.
Bir insan şöyle düşün.
Dese ki, devamlı La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah devamlı dese bunu. veyahut da zikretmedi de çubuğum darcığım, çubuğum darcığım çubuğum darcığım diye (?) zikrediyor böyle keleme söylüyor. (?)
Uykusunda bile bunu söyler.
Onun için biz namazı kılar Allah'ı zikredersek o son anda da şeytanın vesvesesine, iğvasına uymaz. (?) Yine kalp ve dil Allah'ın zikriyle meşgul olursa Müslüman olarak gidersin. Onun için insan Allahu Teâlâ insana namazı farz kılmış ki ömür boyu kıldığı zaman ya ben bu ömrüm boyu namaz kıldım şimdi bunu bu bir ömrü burada bir anlık için mi feda edeceğim der. Gene de Müslüman gider yani. Namazı, orucu, zekatı, doğru yolu bırakmadan insan devamlı Allah'ın yolunda devam ederse onda bir alışkanlık olur o İslam olarak gider ama devamlı zinayla efendim Rabbimizin istemediği ve yapmış olduğu kötülüğü canıyla ödemek durumunda olmasına rağmen onu hoş gören insanların son anları çok tehlikeli.
Bu durumda onun cezası böyle İslam olarak giderse son anda o Allah'a mahsus. Orada ne yapar? Belli değil.
Ama İslam tahmin etmiyorum ki gitsin. (?) Gerçi ölüm anına kadar tövbe kapısı açık. Fakat şöyle bir durum daha var. Her ne kadar ölüm anına kadar diyor ben tövbe kapısını sana açık tutsam da, fakat sen yine o tövbe kapısına yaklaşmayıp arkanı döndüğün için melekler senin sırtına diyor, yüzüne vura vura canını alırlar diyor. İşte bu da o ölüm anındaki durumun kapalılığını gösteriyor. Hayatta yapmış olduğu pisliğinin karşılığını gösteriyor. Onun için canımız elimizde. Hani hayatımız devam ederken en büyük hazinemiz bizim ömrümüzdür. Ömrümüz içerisinde bu hazineyi güzel kullanırsak ahirete yatırım yapmış oluruz.
Evet. Bizim bu hazineyi kapısını açar da çarçur edersek elimiz boş gider. Orayı azabına mı atsak alırız? (?) Evet.
Casiye 17. ayet-i kerime. 439. 439.
Casiye 17. Din konusunda onlara açık deliller verdik diyor. Allahu Teâlâ bize şer'i hükümleri bildirdi. Açık deliller. Şer'i hüküm. Yani Kur'an'ın esası.
Bu Âl-i İmran Suresinin 7. ayet-i kerimesini de destekler. Ne diyor orada? Kur'an'da bak okuyalım onu. 7. ayet-i kerimeyi daha güzel şey yapacağız. Anlayacağız.
Bakara Suresi, Âl-i İmran 7. (?) 7. Ümmi olan Resul'e kitabı indiren o Allah ki muhkem olarak kitabı (?) hiçbir değişikliğe uğratmadan indiren O'dur.
Bunun bir kısmı ayetler Kur'an'ın esasları olarak açık ve kesindir. İşte muhkem ayetler. Burada ne diyor? Bir kısım ayetler de müteşabihtirler. Yani haklarında onların manasını veremezsin. Burada da din konusunda olarak açık deliller verdik diyor. O açık deliller burada. Kur'an'ın muhkem ayetleri. Yani şer'i hükümleri.
Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Kim bunlar? Kitab ehli olan insanlar. Şüphesiz Rabbin ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. Şimdi bunu bir ayet geriden okursak bu ne gibi bir ayrılığa düştüğü daha güzel açıklanacak. Andolsun ki biz İsrailoğullarına kitap, hüküm ve peygamberlik verdik diyor. Peygamberlik verdik. Onları güzel rızıklarla besledik. İnsan olarak yaratılışlarından dolayı onları dünyalar üstüne, dünyalarda dünyalara üstün kıldık diyor. İnsan olarak yaratılışlarıyla. Bunlar da İsrailoğulları dünyalar üstüne, insan üstüne olduğu için yanlış açılışında. Yanlış açılışı.
Bak ne diyor. Hüküm ve peygamberlik verdik. Onları güzel rızıklarla besledik ve onları dünyalara üstün kıldık diyor. Dünyalara üstün kıldık diyor. Şimdi burada dünyalara üstün kıldık dediği zaman hangi ayet inkar ediliyor?
Diyayet inkar ediliyor şimdi burada. (?)
Bu ayet inkar ediliyor. Çünkü Peygamber Efendimiz alemlere rahmet gelen nurundan yaratılandır.
Şeytan da alimdi. Meleklerin hocalığına yükseldi.
Bunlar da insan olarak diyor. Sizi alemler üzerine üstün kıldık. İnsan olarak. Ben bunu insan olarak alemler üzerine üstün kıldık deyince Diyanet'ten bana cevap geliyor. Diyor ki yalnız diyor insan diyor İsrailoğlu mu diyor. Burada ben ayrım yapmışım sözde. Ben insan olarak seni alemler üstüne üstün kıldım diyorsa ben hayvan mıyım? Sen hayvan mısın? Sen insan değil misin? İnsanlar alemler üzerine şerefli yaratılmıştır. Kelime oyunu ile sözde bizi burada sen yanlış söylüyorsun, yanlış yapıyorsun, kelamına yetiştiriyor. (?) Ya neler var daha bende burada?
Şurada. Yanlış açılan kelimeler. Bu durumda ayrılığa düştüğü hususlar nedir? Kendilerini üstün görüp Allah'ın ayetlerinden ayetlerine karşı çıkması. Biz Allah'ın yakınlarıyız demeleri işte üstünlük. Kendi bilgilerine göre söyledikleri.
Bunlar İncil'de de Allah'la harp ederler. Allah'la güreşmişler, Allah'ı da yenmişler. (?) Evet, Allah muhafaza.
Böyle bir lanetlidir kavmin. Hesabı diyor ahirette diyor. İşte burada da Rabbin ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.
Burada Casiye Suresi Casiye Suresinin 17. ayet-i kerimesinde Allahu Teâlâ İsrailoğullarının lanetli bir kavim olduğunu Allah'ın ayetlerine karşı çıktığını bildiriyor. Onlar ayrılığa düştü. Ben sana emrimi verdim diyor. Kitabı verdim. Ama sen o kitapta kendi dünyanın içerisinde, kendi iradenin içerisinde hükmünü benim dışımda, benim dışımda verdin diyor. Benim hükmümün dışına çıktın. (?) E bu durumda ben sana sorarım diyor ahiret aleminde. Çünkü dünya, insanın kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlama yeri.
Evet.
Şurada bakalım soru var mı? Var.
Nahl Suresinin 76. ayet-i kerimesi. 274. 274. sayfada.
73-74 Nahl Suresi 76. Allah diyor, şu iki kişiyi de misal verir diyor. Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez, efendisinin üzerine bir yüktür. Onu nereye gönderse bir hayır getiremez. Şimdi bu adamla doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu diyor.
Şimdi bunları daha güzel anlayabilmeniz için bir ayet geriden başlayalım. Burada Allahu Teâlâ bilenle bilmeyen bir olur mu ayet-i kerimesinin karşılığındaki ayetler bunlar.
Söyleyeceğiz inşallah.
Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen başkasının malı olmuş bir köle ile katımızdan (?) kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak harcayan bir bir kimseyi misal verir diyor. Bunlar hiç eşit olur mu? Doğrusu hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bunu bilmezler diyor. Burada Allahu Teâlâ bilenle bilmeyeni Müslümanla Müslüman olmayanı anlatıyor. Hiç ayık olan Rabbini bilen Rabbinle olan ve Allah'ın verdiği nimetlere karşı şükredenle devamlı yiyip içip de efendim Allah'a arkasını dönen bir olur mu diyor burada rızkı verene senin yoktan var edene seni alemler üstüne şerefli kılana sana ruhundan bir cüz'i verip de seni insan şekline sokup her türlü nimeti senin önüne serene inkar edenle onu vereni o rızkı vereni bilen bir olur mu diyor yani görenle görmeyen bir olur mu bilenle bilmeyen bir olur mu burada köleyle bir efendisini şey yapıyor misal veriyor.
Ondan sonra diyor ki Allah şu iki kişiyi de misal verir diyor. Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şey beceremez ve efendisinin üzerine bir yüktür. (?) Onu nereye gönderse bir hayır getirmez. Şimdi bu adamla doğru yolda yürüyerek adaleti emreden kimse eşit olur mu diyor.
Yani Allah yolunda giden ve Allah'a şükreden bir insanla Allah'ın devamlı verdiği rızkı yiyip içip de Allah'a arkasını dönen insan bir olur mu?
Bu mümkün değil. Çünkü birisi yük, birisi de aldığının karşılığında şükrünü eda eden ve sahibi de rızkı verdiği zaman karşılığını gören, şükreden bir pazarlık var burada.
Allah her türlü rızkı veriyor. Kişi her haliyle şükrediyor. Ne oldu? Bir pazarlık. Siz daima şükredin diyor. Hani Allah'ın emrini yerine getiriyorsun. Onu biliyorsun. Beni yoktan var etti. Bana bir hayat verdi. Beni yediriyor, içiriyor. Ben bu dünyada kendimin nasıl bir insan olduğunu ispatlamak için geldim. Hamd ü senalar olsun diyorsun. İnşallah Rabbimin dediğini yapmak suretiyle benden bir şey istemiyorsun ki. Ne istiyor benden? Benim zatımı bil diyor. E ben de onun zatını bildiğime göre Rabbim diyor ki sen benim indimde yapmış olduğumuz alışverişte kazançlısın. O kazancın cennette sana köşkler, saraylar, yatlar, efendime söyleyeyim mülkler.
Bir şükür şükür. Öbürü de gidiyor içiyor arkasını dönüyor ve insanlar içerisinde şerefli yaratılan bu insanlar içerisinde hayvanların dahi bazı yapmadığı işleri yapıyor.
Öyle hayvanlar var ki ölene kadar tek eşle yaşıyor. (?)
Evet. Onun için onlar yeryüzünde gözden dört ayaklar gibidir. (?) Gidince daha sapık bir dediği insanlar. (?)
Gerisini de okuyalım. Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir diyor. La gaybillah Allah. (?) Göklerde ne var, yerde ne var biz ne bilelim? Öyle varlıklar var ki bilmediğimiz varlıklar var. 17 bin alem yaratmış. Hangisini diyeceksin? Göklerde neler var onu da bilemezsin. Kıyametin kopması ise göz açıp kapaması gibi veya daha az bir zamandan ibarettir diyor. Kıyametin kopması, sen bir dünyadayken zevk ü (?) sefa içerisindeyken hep böyle mi yaşayacağını bildin diyor. Birinci kıyamet senin ölümün, ikinci kıyamet de dünyanın asit (?) olması kainatta kıyametin kopması göz açıp kapayıncaya kadardır diyor öyledir burada insanın ömrü 60 sene olmasına rağmen 1,5 saat yaşıyoruz ahiret alemine göre 60 sene ömür 1,5 saat gibi bir olaya tekabül ediyor çünkü buranın bin yılı ahiretin bir günü gibi bu durumda kıyamet koptuğu zaman bu bir gün içerisinde olup bitecek.
O da göz açıp kapayıncaya kadar. Ahiret alemi gibi.
Şüphesiz Allah her şeye kadirdir. Çünkü her şeyi yaratmış, her şeyi hükmü altında tutuyor.
Şimdi siz hiçbir şey bilmezken Allah size analarınızın karnından çıkardığı (?) şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi diye. (?) Bak ne güzel söylüyor. Şükredesiniz diye. Yani Allah'ı tanıyasınız diye. Verdikleri nimetlere karşı Allah'a ibadette bulunasınız diye.
Burada Allahu Teâlâ insanı yaratıp Kur'an'ı önümüze koyup içeri hükümle hükümlenmemizi istiyor. Zatının bilinmesini istiyor. Bu yüzden buradaki bu ayet, ayetler onu bildiriyor. Kim arkasını dönerse diyor, verdiğim nimetlere o da ikinci o kötü yol olan, ne kötü bir döşek dediği o cehenneme nail olurlar.
Nahl yetmiş altı mı? Meryem on yedi efendim. Çıkadık mı? (?)
He hocam. Meryem on yedi. Evet efendim. On yedinci ayet.
Meryem onlarla kendi arasına bir perde çekmişti derken biz ona ruhumuzu gönderdik de o kendisine tastamam insan şeklinde göründü diyor burada
burayı sana açabilmem için senin çok derin bir bilgin olması lazım.
Burayı açarsak şeriatçılar bize sapık derler. Aslında şeriatçılar hariciyecilerin kendileridir.
Hariciyeci. Onlar az bir şey bir Müslüman doğruyu da söylese, kendi akıllarına göre tersse sen kafirsin der. Evet. Onu kafirlikle itham eder. Burada ruhu bileceksin. Ruh nedir?
Sen ruhu Cebrail dersen sapıklığa düşersin.
Ama şeriatçı bize ruh Cebrail'dir der. Halbuki Allahu Teâlâ Cebrail'i nurdan yaratmıştır. (?) Küllü ruh Allahu Teâlâ'dır.
Bu durumda benim bunu açarsam size onu o dereceye gelen insana anlatacaksın. Ancak şu kadar söyleriz. Burada ayetlerde ruhun kendisine gelmesi yani Hazreti Meryem'e gelmesi Cebrail derler. Melek. Geldi derler. Burada melek yok. Bu ayette. Onu evvela söyleyeyim. 17. ayet-i kerime. Evet.
17. ayet. Burada melek falan yok. Burada ne var? Ruh var.
Min dunihim min hicaben min ruhunihim (?) ve ruhana Gözlüğü şerefsiz baktırıyor (?) şimdi 17. ayet-i kerime: Fettehazet min (?) dunihim hicaben fe erselna ileyha ruhana. Ruhumu gönderdim diyor (?) ruhumu Meryem onlarla kendi arasına bir perde çekti derken biz ona ruhumuzu gönderdik de o kendisine tastamam insan şeklinde göründü burada
ben anlatayım gene doğrusunu da ister inansınlar ister inanmasınlar. Şunu Müslümanların hepsi, küllisi bilmesi lazım. Küllü ruh Allahu Teâlâ. İspatı Nahl Suresinin 102. ayet-i kerimesi. Aç bakayım orayı. Birçok ispat var da bir tanesini söyleyeceğim size. Kaçıncı sayfa Nahl Suresi? Bak bakayım (?) 375 375
Dur bakalım bak şimdi 234 256 276 102 102 Bak ne diyor? De ki onun Kur'an'ı Müslüman olmaları, iyi dinleyin. Kur'an'ı Müslüman olmaları ve doğru yolu bularak müjdelenmeleri (?) için mukaddes ruh olan Rabbin ben söylemiyorum Allah söylüyor bunu mukaddes ruh olan Rabbin kendi katından hak olarak indirdi. Mukaddes ruh, Ruhu'l- Emin gibi sıfatlara nail olan Allah'ın bazı sıfatları küllü ruh bunlar Allah'ın zatı ruhunu bir cüz'i, ruhundan bir cüz'i insana verdiyse, o bir cüz'lüsünden de milyarlarca insan yaratılmışsa o ruhun zatına has sıfatları kendisine mahsus. Zatına has. Zat suretleri vardır Allahu Teâlâ'nın.
Dünyaya ne kadar insan gelecekse zatındaki suretlerden vermiştir. Diyelim ki 20 milyar, 30 milyar insan gelecek dünyaya. Allahu Teâlâ sonsuz suret. O 30 milyar zat suretlerini insanlara veriyor. 30 milyar zat suretinden sonra kendi suretleri var. İşte o hiçbirine benzemez dediği zaman insanlardan hiçbir sureti ona benzemez. Ama aynı suretle aşk. (?) Suretler aynı. Ama insanların da o suretleri otuz milyar insan gelse dünyaya birbirine benziyor mu insanlar? Benzemiyor. İşte onun için o hiçbir şeye benzemez dediği zaman hiçbir şeye benzemez değil. Hiçbir varlık ona benzemez. Ama o da zat suretiyle kain.
Ama istediği surete de girer. Çünkü ve lekad halaknel insane fi ahseni takvim, ben insanı en (?) güzel surette yarattım. Lehül esmaül hüsna en güzel suretlerde sıfatlarda benimdir diyor. Şimdi burada sureti hem ayırıyor kendinden insanlara verdiğinin dışındaki suretler kendisinde hem de sıfatlar kendisinde. Yani onun için belli bir suret yok. Hazreti Musa'ya ateş gibi göründüğü gibi. Belli bir suret yok. Onun için Allah görünmez değil.
Buraları ayet edemedikleri için yanlış anlıyorlar. (?) Buraları. Allahu Teâlâ da zatından bir suret gönderiyor. Yine Hz. Meryem'e bu kadar açtıktan sonra zatından bir suret. Çünkü Allah'tan başka hiçbir kimse Hz. Meryem'e o ruhu üfleyemez. Hocam sen ne diyorsun? Bak ben bunu şu ayete göre söylüyorum. Hz. İsa'nın yaratılışı Hz. Meryem'in yaratılışı gibi, Hz. İsa'nın yaratılışı, Hz. Adem'in yaratılışı gibidir diyor. Hz. Adem'e Allah üflediyse çünkü yaratan o. Onun indinde bizim ayıp tarafımız yok. Çünkü her tarafımızı yaratan o. Yaratıcı o. Sahibimiz o. Onun için kafirler bizim Müslümanlardan biraz daha akıl da ilerdi bu durumda.
Ne diyor? Hazreti Meryem'e hanımı diyor. (?) O da orada sapıtıyor. Hazreti Meryem'e hanımı diyor orada sapıtıyor.
Ayetleri güzel bilirseniz kimin nerede sapıttığını çok güzel görürsünüz.
Derin bazı şeyler var. Zorla söylettiriyorlar. Daha gerisine gitmeyeceğim inşallah. Yeter o kadar. Evet.
Bakalım.
Selamün aleyküm hocam (?) diyor. Kur'an-ı Kerim'de Yanlış Açılan Ayetlerin Doğru Olarak Açıklamaları kitabınızı okurken aklıma bir soru takıldı. A'raf Suresi 16. ayet açıklamada işte Rabbiniz ins ve cin taifelerini ahitleşerek bunların arzu ve isteklerini kendilerine kader olarak yazmıştır kısmındaki cinlerin ahitleşmesi kısmını anlamadığım için sizlere sormak istedim.
Anladığım kadarıyla cinler de mi tıpkı insanlar gibi Rabbimiz ile ahitleşiyor? Yani onlar da kader ve kader var. (?) Tıpkı bir insanlar insanlar gibi. Ama akıl ve irade sadece insana özgü değil mi? Yoksa onlar da buna benzer bir şey var mı? Bu konuyu aklım tam almadı. Şimdiden Allah razı olsun diyor.
Cinlerde de kendi yollarını seçecek ulvisi ve süflisi var. Yani Müslümanı ve kafiri var. Eğer bunların da aklı olmamış olsa veyahut da bunlar da Allahu Teâlâ ile ahitleşmemiş olmuş olsa Allah bunların ne yapacağını nereden bilecek? Allah Bilmediği bir şeyi de yaratmayacağına göre, yarattıysa onun ne yapacağını biliyor demek ki. Bu durumda yalnızca onlarda ruh yoktur, ruh yalnızca insandadır. Onlar da yapmış oldukları sevap ve günahlarıyla yargılanacak. Belli bir yaşantıdan sonra artık ne kadar yaşayacak belli değil. Kaybolacaklar.
Yani cinler de cehenneme gidecek. (?) Cennete değil. Onların da artık yeri neresi bilmiyoruz. Ama Kur'an'da bilmedik bir şey yok. Yalnız hesaba çekilecek. Belli bir yaşantıdan sonra onlar da kaybolacaklar. Yok olacaklar. Bu durumda Allahu Teâlâ A'raf'ın 16. ayet-i kerimesinde orayı okuyalım bak şimdi.
Efendim 70 52 A'raf 16. geldi.
İblis dedi ki öyleyse beni azdırmana karşılık 16. ayet-i kerime. Bak şimdi, burası yanlış açılan bir ayet. Allah kimseyi azdırmaz. Allah kimseyi azdırmayacağı için devamlı Allahu Teâlâ'yı suçlayarak açmışlardır ayetleri. Bu durumda şurada A'raf Suresinin 179. ayet-i kerimesinde de yine Allah'ı şöyle suçluyorlar ne diyor bak ve lekad zera'na li cehenneme kesiran minel cinni (?) vel insi. Andolsun biz cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır. Ya böyle Allah yok. Beyler, hanımlar böyle Allah yok. Zulüm için, azap için bir yaratıcı yok. Allah yarattıklarına merhametle muamele eder.
Bu durumda ayetleri tamamen Allah'ı suçlayarak açmışlardır. Burada da Allah şeytanı azdırmış. Allah şeytanı azdırmadı, Adem'e secde etmedi, itaat etmedi Allah'a. Kendisi azdı. Ben azmama karşılık, doğrusunu yazdık burada. İblis dedi ki, öyleyse azmama, isyanıma karşılık ant içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolun üstüne oturacağım diyor. Allahu Teâlâ da, sana uyanları al, ben sana verdim diyor. Ondan sonra başka bir ayetle diyor ki, onlara diyor, ordularınla, çoluğunla, çocuğunla yaygaraya boğ diyor onları diyor. (?) Ondan sonra da sonunda bu sıra tersini söylüyor. Diyor ki, şeytan zaten sizi aldatır diyor.
Ya bu ayetler Kur'an'ın esası değil. Bu Siyonizme göre yazılmış bir kitap.
Bunlar Kur'an'ın esası değildir. Kur'an ayetleri birbirini tekzip etmez. Kur'an ayetleri Allah'ı sıfatlamaz. Kur'an ayetleri Allah'ın adaletine halel getirmez. Kur'an ayetleri Allah'ın yarattığı kullarına tövbe kapısını ölene kadar açık tutar.
Bu Kur'an Siyonizme göre yazılmış bir kitap. Bunun değişmesi lazım.
Ben kabataslak 500 küsur asıl güzel anlaşılacak ayetleri tam İslam'ın ders kitabı olarak yazdım. Ders kitabı, ders. Ve az kaldı çıkartacağım. Gereken yerlere de onları vereceğim. Gereken yerlere. Başka burası mı var? Bunu açtık. Enbiya Suresi 35. ayet. Enbiya Suresi 35. Kaçıncı o? 323.
Bakayım. 5 319 Evet. Kaçıncı ayet? 35. ayet. O yanlış açılan bir ayet. Her canlı ölümü tadar. Şimdi yanlış açılan ayetler dediğimiz zaman hepsi yanlış değil. İçeride bir tanesini çeviriyorlar ve Allah'a sıfatlıyorlar. Şimdi mesela burada her canlı ölümü tadar. Yanlış açılmış ama doğru bu. Yani doğruları var içerisinde. Her canlı ölümü tadacak.
Bir deneme olarak bak şimdi burada ne diyor? Deneme. Bizi deniyor Allahu Teâlâ. Bir deneme olarak diyor. Allah kimseyi denemez. La gaybide Allah. (?) Gayb-i Allah bir de kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını (?) bilmeyelim diyor. Bu duruma göre Allah'ın denemesi olmaz. İşte Burak da burayı yanlış açıyor. (?) Sana doğruyu söylüyor. Arkasından Allahu Teâlâ'yı gaybı bilmez durumuna (?) getiriyor. Ayeti birbirleriyle çeliştiriyor.
Sizi hayırla da şerle de imtihan ederiz. Ve siz ancak bize döndürüleceksiniz. Tabii. Hayırla, şerle. Deneme. Burada deneme diyor ya ben bilmiyorum diye seni imtihan edeceğim diyor. Olur ki Allah kıyamete kadar gelecek tek bir canlı yok ki ne yapacağını bilmeyelim ayet-i kerimesine göre. Hatta ağaçların yaprakları bile diyor. Benim iznim olmadan kıpırdamaz. Yarattığının hükmü altında yaratan Allah'a deneme kelimesi Allah'ı sıfatlar. Onun için bize bazen varlıkla, bazen yoklukla bizi imtihan eder. Niçin? Bizim Allahu Teâlâ'ya verdiğimiz ahdin olayını meydana çıkarttırır ve işte sen busun diye.
Bizi kendimize şahit tutar. İşte bu söylediğim ayet çeşitli kelam şu ayetin karşılığı. (?) Siz nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz diyor. Öyleyse kendimizi nasıl ispatlayacağız? Evvelde verdiğimiz ahdimizin içerisindeki olaylara karşı Allahu Teâlâ bize sebepler halkedecek ve biz o sebepleri işlediğimiz zaman sevap ve günah alacağız. Bu durumda kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlayacağız. Evet.
Evet. M1'ye (?) 35 açtık mı? Tamam. Şimdi
Nereye gitti bu?
Niye kapandı bu? Yayın kapanmış.
Ne oldu buna ya?
Evet.
Niye kapandı ki bu?
Bu şimdiki mi?
Şimdiki mi bu? Tamam.
Evet. Başka şey var mı acaba? Şuraya bir bakalım bakalım. Yok. Sizin sorularınız var mı?
Sor. Kehf Suresi. Kehf Suresi. Kaçıncı sayfa? Üç yüz bir. Üç yüz birinci sayfa. Kehf Suresi.
82 mi? Kehf Suresi 82. ayet-i kerime. Duvara gelince şehirde iki yetim çocuğuydu. Bu Hızır aleyhisselamla Hazreti Musa'nın durumu. (?) Hazreti Musa ledün ilmini öğrenmek istedi. (?) Allahu Teâlâ da Hızır aleyhisselama arkadaşlık tavsiye etti. (?) En son duvara geldi.
Duvar düzeltti. Duvarı düzeltti. Altında altınlar vardı onun.
O istedi ki Allah o duvar dursun, çocuklar yetim, ufak, (?) büyüdüğü zaman o altınları oradan alsınlar, sermaye etsinler. Şimdi duvara gelince, şehirdeki iki yetim çocuğun idi. Altında da onlara ait bir (?) hazine vardı. Babaları ise iyi bir kimseydi. Rabbin istedi ki o iki çocuğu güçlü çağlarına erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ben bunu da kendiliğimden yapmadım. İşte hakikaten hakkında sabredemediğin şeylerin iç yüzü budur diyor. Neyini soruyorsun burada? Söyle.
Havreye yakına gel. Sen anlaşılmıyor ki. (?) Rabbin dedi ki.
Ama hocam konuların üzerinde Rabbimizin (?) senin bir kaderin var o kaderini yaşayabilmen için devrilen duvarın altında altınları alacaksın gidecek altınlar Allahu Teâlâ istedi ki onu düzeltsin onlar onu alsınlar tabii onun kaderini işte biz bir tuzak hazırlıyoruz onlar bir tuzak hazırlar ben de bir tuzak hazırlarım ama ben tuzak hazırlayan en hayırlısıyım diyor. Burada Allahu Teâlâ tuzak hazırlamıyor. Onun kaderinin içerisindeki olayı hazırlıyor ona. Duvara eğriltmiyor. Asıl burada soracak soru o değil. Asıl burada soru ledün ilminin nasıl bir ilim olduğunu. (?)
Asıl soru o.
Şimdi başka türlü ne diyecek? duvarı düzelttiriyor ona emrediyor duvarı düzelt niye çünkü oturduğun (?) kaderi içerisinde o altınları alıp o altınlarla yahut o hazineyle yapacağı işler var sahipler de biliyor bunu öyleyse onu düzelt dediği zaman kim istedi bunu Allah işte düzelttiriyor. Rabbin istedi ki, Hızır aleyhisselam söylüyor bunu ama onun kaderine istinaden, kaderine istinaden söylüyor, evet. yoksa Rabbimizin kendi arzu ve isteğiyle değil onun kaderini yaşaması için ona yardım ediyor işte ona hazırlıyor onu kaderinin dışına çıkmasın o duvar yıkılırsa altınları başkaları alacak o kaderini yaşayamayacak onun için oradaki kelime o değil, asıl ledünni (?) ilminin nasıl bir şey olduğunu biz
kime ilim verirsek ona hikmet veririz diyor hikmet aşağı yukarı ledünni ilminin bir kısmı bu hikmet ayetlerin ne manaya geldiğini bildirmesi. Sana ledünni ilmi de birisi bir şey yaptı da ama niçin onu yaptığını Rabbi ona bildirir. Onun için o, o işi yapar.
Mesela gemiyi deldi. Çocuğu öldürdü. Hepsini biliyor. Çünkü Rabbimiz ona bildiriyor. Çocuğu öldür. Çünkü onun babası iyiydi. Bunlar diyor, hayırlık yapacak ona diyor. (?) Bunda ömrü o kadar diyor. Ömrü o kadar vermiş ona. Babasını kurtarmak, çocuğu da felaha erdirmek için. Daha çocuk ya o da. Ona ledün ilmini öğretmek için yapıyor zaten bunu. (?) Yoksa onun ömrü varken onu keyfi öldürtmüyor. Ömrü gelir. Belki de güzel her sırada elini dokunur dokunmaz canı çıktı. (?)
Öyle şekilde geçiyor tabii.
Başka sorusu olan yok herhalde. Dersimizi burada sonlandırıyoruz. Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun. Lillahi Teâle'l-Fatiha. Amin.