27.06.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 27 Haziran 2026 · 2026

Videonun metni

Burayı mı soruyor? Yukarıda birkaç tane daha soru var efendim. He? Yukarıda birkaç tane daha soru var efendim.

Bu mu? Bir iki tane daha soru var efendim. Buradan aşağısın efendim. En beyaz soru 35'ten aşağısın. (?) Bunun bir altındaki başka efendim. Efendim bak burada şey var. İşaret var efendim. İşaret var. Bak burada işaret var. Görüyor musun? Burada işareti yok.

Veset Misafir der ki, kurslara zekat verilir mi? (?) Yani talebeye diyor, kurslara toplanıyor, olur mu?

Ameller niyete bağlı.

Kursa yardımlara zekat verilmez. Yani mesela camiye yardım topluyorsun, buna zekat veremezsin.

Talebe Kur'an öğreniyor, bunun ihtiyacı var, onun eline verirsin, bu çocuk onun velisine verirsin. Kurslar, biz talebe okutuyoruz, bize para dediği zaman böyle bir insana para veremezsin. Talebeyi bizzat bileceksin. Talebe reşitse parayı kendisine vereceksin, talebe reşit değilse velisine vereceksin. Kayıda (?) bu. Evet. Hocam, YouTube'ya yayınlarınızı neden devam etmiyorsunuz diyor burada. Niye devam etmiyoruz? Efendim, canlı yayın. Canlı yayın yapımı (?) Evet, YouTube'da. Canlı yayın yapmıyorsun. Oranın programı var mı?

İnşallah YouTube'da da benim yayınlarımı dinliyorsunuz. Zamanımız kâfi değil. Ben de yaşlandım. Ölümden geri döndük. Öldürdüler bizi. Hakikaten öldürdüler. Kalbi durdurdular. Tekrar elektroşok yaptılar. Artık eskisi gibi her tarafa koşacak, anlatacak durumumuz kalmadı. Buraya da zor çıkıyoruz.

Ne diyor? Biz biz yiye selamün aleyküm hocam. Ve aleyküm selam. (?) Hayırlı akşamlar. 70 gram altın olan evinde kira olsa zekat düşer mi? 70 gram altın varsa, zekat evinde kirada olmuş olsa, o kiranın parasını da yiyorsan, belli bir 70 gram altından başka, başka bir paran da yoksa sana zekat düşmez.

Evet. 80 gramda olsa düşmez. 82 gram olduğunda zekat düşer. Başlar zekat düşmeye. Belli bir miktar paran olacak. Allahu Teâlâ insanların ne kadar paraya ihtiyacı olduğunu bilir. Kıyamete kadar gelecekleri bildiği için. 82 gramın üstündekiler hepsi zekata tabidir. (?) O da üstünden bir sene geçecek. Bir sene geçmezse zekat yok.

Hocam, faiz alan, veren mi? (?) Hangisi için haramdır diyor. Alan da veren de haramdır. Alan da haram, veren de haram.

Ama diyeceksin ki hocam, ben mağdurum. Efendim, mecburen aldım diyorsun. Mağdurum. Sen ne kadar mağdur olursan ol Allah faizi alanı ve vereni (?) Haram kıldıysa Allahu Teâlâ'nın Şu ayet-i kerimesi Ede (?) rızku alallah. Herkesin rızkına kefil Allah. (?) Gidip çalışırsın başka yerde.

Sosyete hayat yaşayacağına bir kuru ekmeğe, bir kuru soğana razı olur. Harama bulaşmazsın.

Ama bizim gözümüz dünyaya dalmış. Daha güzelleşeyim. Altımda arabam olsun. Olsun. Biraz da efendim faiz vereyim. E ver bakalım faizi. Öyle nefsini hevalaştırırsan, Allah'ın haramına (?) bulaşırsan hesabını sen verirsin. Faiz yok. Bak, hadiste ne diyor? Bir zaman gelecek, faize bulaşmayan kimse kalmayacak, velisi evliyası da dahil diyor.

Hiçbir faiz yapmadık. Allah'a şükürler olsun şimdi kestik. Ama bankaya para bırakıyoruz. Banka benim paramı çalıştırıyor. Faiz almıyorum ama benim paramdan faiz parası getiriyor. Çünkü bir hazine orası. Ahmet'in, Mehmet'in parası birikmiş. Oradan bankanın aldığı faiz paralarına sen de dahil oluyorsun. Ama parayı diye de saklayamıyorsun. (?) Mecbursun. Mesela daha gidiyoruz Erzurum'a yahut Ankara'ya, Samsun'a, Ordu'ya para dağıtıyoruz. E ben nasıl gideyim de vereyim oraya? Mecburen bankadan ve gönderiyorum ona. Ben faiz almıyorum ama gönderdiğim yerde üç kuruş, beş kuruş kesiyor. Orada onu emeği ediyorum. (?) Ama faiz değil bu. Ama benim paramı çalıştırıp da faiz alıyorsa, vebali ona.

Hocam, Mü'min elli. (?) İyi, hoş, Mü'min elli.

Mustafa Hacı Ali oğlu. Üye. (?)

Meryem oğlumun oğlunu ve annesini de kudretimizle bir alamet (?) kıldık. Onları yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik. Şimdi burada neyi sormak ister bu vatandaş? Meryem oğlunu ve annesini de kudretimizle bir alamet kıldık. Bu alamet nedir?

Hazreti İsa'nın yaratılışı aynen Hazreti Adem'in yaratılışı gibidir diyor. Hazreti Adem'e dünyadan kara balçık çamurunu aldırıp ruhundan üfleyip onun zahiri bedenini meydana getiren Allahu Teâlâ,

Hazreti Meryem'e de ruhundan üfleyerek Hazreti Meryem anamız hamile kalmıştır.

Burada bir ideoloji bir dinde sapıklık meydana getiren zihniyet var.

Allahu Teâlâ zatında tek, çoluk çocuğu olmayan bir Rabbimiz. Onun hiçbir şeye ihtiyacı yok. Ne kadına, ne çoluğa, ne çocuğa.

Hazreti Meryem'e ruhundan üflediği zaman Hazreti İsa'yı Allahu Teâlâ'nın oğlu diye ilan ettiler.

Ve bütün eksik sıfatlardan münezzeh olan Allahu Teâlâ'yı sıfatladılar.

Halbuki Allahu Teâlâ burada kudretini gösteriyor.

İlk yarattığı Hazreti Adem'i çamurdan yaratıp ruhuna üfleyip de Hazreti Adem'e secde ettiren Allahu Teâlâ melekleri ve şeytanı. Şeytan secde etmeyince lanetlendi.

Hazreti Adem'e secde ettirdiği zaman Hazreti Adem ilah değil ki ona secde etsinler.

Burada birçok sırlar var. Derine gidiyor. Çok derine gider. Üstü kapalı bir iki kelimeyle kapatacağım. Secde yalnız Allah'adır. Çünkü küllü ruh Allahu Teâlâ'dır. Küllü ruh Cebrail değildir. Cebrail'i Allah yerine koyuyorlar. Küllü ruh Allahu Teâlâ'dır. ruhundan üfledi Hazreti Adem'e ve Hazreti Adem'e secde ettirtti melekleri. Şeytan da secde etmeyince lanetledi.

Hz. İsa'ya Allah'ın oğlu diyenler de aynı Hz. Adem'e secde ettikleri gibi Hz. İsa'ya secde edip Allah'ın oğlu diye ilah kabul ettiler.

Ne kadar çok yanıldılar. Hala da o zihniyet üzerine gidiyorlar. Halbuki Allah mucizelerinden bir tanesini gösteriyor. Ney? Mucizesi yoktan var etme kudreti.

O, murad etti mi muradın neticesinde yaratır. Yani o dedi mi oldurur.

Bu Allah'ın yaratma kudreti. Bunu idrak edemediler. Onun için Allahu Teâlâ Hz. Meryem'e ruhundan üfleyip Hz. (?) İsa meydana gelince, ne diyor, insanlar bunu ilahlaştıracağı için ayet-i kerimede Hz. İsa'nın yaratılışı Hz. Adem'in yaratılışı gibidir diyor. Sen bunu ilah yerine koyamazsın.

Allah'ın oğlu diyemezsin. Allah'a çoluk çocuk isnat edemezsin.

Buradaki bahane Allah'ın kudretini gösteriyor. (?) Ne diyor? Meryem oğlunu ve annesini de kudretimizle diyor. Zaten öyle. Kudretimizle. Bir alamet kıldık. Alamet yani insanlara aklı başında olanlara yoktan var edişin nasıl olduğunu bir alamet kıldık.

Onları yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik diyor.

Hazreti Meryem bir kenara çekilmişti. Suya olan bir yere. Bir mağara. Orada meydana getirdi Hazreti İsa'yı.

insanlardan uzak durdu.

Yeri neresi tarih bilir.

Evet.

Rabia Misafir anlatıyor burada. (?)

Mü'min Suresinin 50. ayet-i kerimesinde söylemek (?) istediği bir yer varsa altına yazsın. Onda cevaplarız inşallah.

Rabia Misafir, hocam benim eşim bir İslam düşmanı, inanmayan bir insan. (?) Daha önce konuşmuştuk. Aynısını yazdınız. Evet. Bunları bir yaratıcıya inandığı için demiştiniz. Ki evlenmişsin. Bunları bir insan islam düşmanı, inanmayan bir insan. Daha önce konuşmuştuk. Bunları bir yaratıcı yapınan değil ki. (?) Demiştiniz ki evlenmişsin. Artık sana engel değilse evliliğine devam edebilirsin demiştiniz. Ama bu adam çalışmıyor. Psikolojik sıkıntıları var. 7-24 evde ve sürekli sıkıntı çıkarıyor. Cinnet geçiriyor. En son gün annesiyle babasını eve çağırıp elinde bıçakla kapıda bekledi. Benim de üstüme yürüyüp birini durdurdu.

Birini öldürmeden rahatlamayacağım diye konuşup durdu. Ne yapsam batıyor. Ben çalışıyorum. Çocuklara da bakmak istemiyor. Benim artık sabrım kalmadı. Arada bir sinirlenince boşanalım diyor ama sonra hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Dünkü annesine, babasına bıçakla saldırma olayından sonra gözünün iyi döndüğünü görünce annemlere geldim. Boşamak istiyorum. İstiyorum artık, dayanacak gözüm kalmadı. Siz ne dersiniz? (?) Bir de size danışmak istedim diyor.

Her şey alenen ortada. Bir insanın kaderini değiştiremezsin. Sen istediğin kadar ona sabret bir gün ya canından olursun ya da onun bazı insanlara saldırmasına sebebiyet vermiş olursun.

Musibetten ayrılmak sana verilen emaneti korumaktır. Emanet nedir? Senin bedenin sana emanettir.

Bu kadar sen üstüne düşmene rağmen tedavi de ettiriyorsan, bilmiyorum, düzelmiyorsa, insanın kaderini değiştiremezsin.

Senin de ölümün onun elindeyse böyle onu düzelmeye beklersin.

Yapacak bir şey varsa evvela onu düzelttirmektir. Doktora götürmektir. Veyahut ilaçla onu tedavi ettirmektir.

Gitmiyorsa sen de onun bir gün sana da saldıracağını tahmin ediyorsan tedbirini alman da yarar var. Boşanıp boşamamak o senin kendi iradenin içerisinde, kaderin içerisinde. Kararı sen vereceksin, ben değil.

Ben sana karar verirsem, senin iradene karışmış olurum. Sen bu kadar çile içerisinde bu adama yaklaştıysan, o da kendini düzeltmiyorsa, bu durumda sen onun esiri değilsin, yahut o senin esirin değil. Belki bu zamana kadar ona sabretmen bir fayda vermediyse bana bu anlattığın bu yazıları daha evvel de anlattın. Şimdi o zamandan bu zamana bu adam hala annesini babasını çağırıyor. Elinde bıçakla anasını babasını öldürmeye efendim kalkıyorsa Allah bana sorsan ben böyle bir adamın yanında durmam. Bana sorsan. Çünkü bir gün bana da saldırır. Ne yapacağı belli değil.

Bu karar sana kalmış. Sen korkmazsın. Cesursun. Çocukların için mücadele edersin.

Bu durumda onu da daha iyiye doğru yönlendiririm diyorsun. Çünkü yaşayan sensin. İtiraflarını bilirsin. (?) O itiraflarıyla güzel güzel geçinirsin. (?) O senin bileceğin bir iş. Bana vebali yükleme.

Evet.

Kararı kendin ver yavrum.

Ben diğer insanlar gibi olur olmaz. Belki ileride adam iyileşecek. Seni niye kocandan boşattırıyor? Çünkü la gaybî illallah. Gaybı Allah bilir.

Ama ileride belki seni öldürecek. Onu ben bilemem seni öldürüp öldürmeyeceğini. La gaybî illallah yine. Allah bilir.

Gaybden ilerisi için benden fetva bekleme. Evet.

Fatma Çelebi der ki Selamun Aleyküm efendim. Sizden öğrendiğim kadarıyla yanlış anlamadıysam Allahu Teâlâ Peygamber Efendimiz'in nurunu kendi nurundan yaratmıştır.

Sen Peygamber Efendimiz'in, Peygamber Efendimiz'e Allahu Teâlâ nurundan verdiği zaman bu nurun ne olduğunu biliyor musun?

Bilmiyor.

Bilmediğini anlıyorum burada. Sana anlatacağım sonra. Okuyayım bakayım ne diyorsun. Daha sonra kendi ruhundan vererek Peygamber Efendimizin ruhunu, onun ruhundan diğer peygamberlerin ruhlarını, onların ruhundan da kavimlerin ruhlarını yaratmıştır. Buralar doğru. Biz Peygamber Efendimizin kavmi, ümmeti olduğumuz için bizim ruhumuz Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ruhundan mı yaratıldı? Ben bu kısmı anlayamadım efendim. Allah razı olsun.

Fatma Selevi beni güldürdün ya. (?) Bunu anlamayacak ne var? Her şey burada açık açık söylenmiş. Ama şu nuru sana bir kere söyleyeyim. Sen Allahu Teâlâ nurundan Peygamber Efendimiz'e verildiğince bu nurun Allahu Teâlâ'nın suratından yahut da simasından çıkan ışınlar mı zannettin? Onun nuru, Kur'an bir nurdur, değil mi? Kur'an-ı Kerim bir nur. Yani onun ilmi bir nur. Yaratma gücü bir nur. İşte o dediği zaman oldurur. Yani yaratır. Ne yaptı? Nurunu yarattı. Yani onun şeklini yarattı. Şeklini.

Sonra ona ibadete tabi tuttu. Sonra ruhundan verdi. Canlandırdı.

Evet.

Şimdi bak sen kendi söylediğini, bildiğini idrak edememişsin. Şimdi sana burada bildiğini, idrak edemediğini ispat edelim.

Kendi ruhundan yaratmak, ne diyor? Allahu Teâlâ Peygamber Efendimizin nurunu kendi nurundan yaratmıştır. Daha sonra kendi nurundan deyince, ilmiyle yaratmıştır. Nur bu. Yani yoktan var etme. Bir insan yaratacak. Yoktan var etme. Bir ışık, bir nur meydana çıkarttı. Bu bu. Daha sonra hadi buraya alamadın, açtık burayı. (?) Daha sonra kendi ruhundan vererek Peygamber Efendimiz'in ruhunu onun ruhundan da diğer peygamberlerin ruhunu, kendin söylüyorsun şimdi burada. Ne yaptı? Onun ruhundan peygamberlerin ruhlarını,

peygamberlerin ruhlarından da kavimlerinin ruhlarını yarattı. Bu durumda Peygamber Efendimiz de ruhundan, peygamberler peygamberlerin ruhlarından kavimleri olduğuna göre, biz de Peygamber Efendimizin ruhundan olmamız sıfatıyla bu da peygamber ya onun ruhundan olmamız sıfatıyla diğer yaratılan insanlarla Resulullah Efendimiz'in ruhundan yaratılma hiçbir şeyi fark etmez. Hepsi aynıdır. Hepsi kardeştir. Allah'ın yarattığıdır. Çünkü bütün peygamberler Resulullah Efendimiz'in ruhundan yaratılmış. Bütün kavimler onun ruhundan yaratılmış. Kavimlerin ruhları. Biz de onun ruhundan yaratıldığımıza göre bu ruhta ayrılık yok ki.

Şöyle kabul et. Elinde 10 kilo pirinç var.

Pirinçleri yahut da 100 kilo pirinç var.

Hep pirinç. Hepsi pirinç.

Peygamberlere birer tane dağıt.

Kavimlerine de aynı o peygambere dağıttığı kadar ne kadar insan gelecekse o kadar pirinç o peygambere ver. Ve aynı çuvalda bütün peygamberlere onların kavimden gelecekleri peygamberlere de ver. Aynı pirinçten de Resulullah Efendimiz'in aynı torbanın içerisinde, çuvalın içerisinde Resulullah Efendimiz'in ruhundan geleceklere ver. Hiçbir şey fark eder mi? Hepsi aynı ruhtan yaratılma. Burada ayrım yapamazsın. Hepsi Allah'ın kulları. Allah'ın kulları arasında da peygamberlere gelen insanları ayıramazsın. Evet.

Ve te misafir der ki Selamun Aleyküm efendim. Rabbimize yakınlaşmak için neler yapmalıyız? Onu zikretmemiz yeterli mi? Rabbimizi gönlümüzde hissetmemiz mümkün müdür? Rabbimizi gönlümüzde hissetmek mümkündür. Rabbimizin tecelliyetine erişmek de mümkündür. Ama sen ne kadar zikredersen et, Allah'a yaklaşamazsın.

Niye yaklaşamazsın? Mel'ün yeryüzünde Allahu Teâlâ'ya ne diyor? Bir karış toprak yok ki benim alnım secde-i Rahman'a gelmemiş olsun. Melekler mel'üne imrenmişler ve Allahu Teâlâ'dan ona kendisini kendisine hocalık yapmasını istemişler. Ve Allahu Teâlâ da onu meleklerin hocalığına kadar yükseltti. Ama sonunda itiraz edince lanetlendi. Öyleyse ne kadar ibadet edersen et eğer nefsini ıslah edemezsen, senin kendi içinde olan düşmanınla beraber olursan, bu neye benzer? Gözüne perde çekilmiş, kapatmışlar hedefi vur diyorsun. Hedefin ne tarafta olduğunu da bilmiyorsun. Nereye atacaksın hedefi?

Şimdi insanda üç tane dost, üç tane de düşman var. Birincisi senin nefsin.

İkincisi senin bu gördüğün dünya. Üçüncüsü de Rabbimizin devamlı buyurduğu şeytan.

Bunlarla mücadele etmeden ne kadar zikredersen et Allah'ın istemedikleriyle dostluk kurarsan kim onlara benzerse o da onlar gibidir ayet-i kerimesinin karşılığında insan olursun.

Dostların da nedir? Aklın, imanın, bir de şeytanın sana verdiği iğvaya göre, vesveseye göre Allah'ın kalbine koyduğu ilhamdır.

Bu üç dost, üç de düşman. Evvela hangi safhadasın? Onu bil, yerini seç, ondan sonra zikretmeye başlarsan işte o zaman faydasını görürsün. Zikrin faydasını o zaman görürsün.

Çünkü gözünü dünyaya dikmezsin. Bu çöplük dünyaya, çarçabuk geçen bir dünyaya dikmezsin. Ve bu dünyanın tüm zerresinden kübresine kadar hepsinin Allah'ın olduğunu bilirsin. (?) Ancak dünyanıza gerektiği şekilde değer verin ayet-i kerimesine göre sana vermiş olduğu emanet, bedeni emanetini, mesuliyetinin idrakı içerisinde çalışıp Allahu Teâlâ'nın sana verdiği rızkı alıp çoluğunu çocuğunu geçirmekle yetinirsen ve fazlasını da biriktirir, zekat verirsen sen faydasını, zikreden faydasını görürsün. Böyle yükselirsin.

Aycanur evladımız tekrar der ki hocam selamün aleyküm, hocam geçmiş olsun, Allah size (?) sağlık uzun ömürler versin. Cümlemize. (?)

Ömür bittiği zaman ne bir saat ileri ne bir saat geri. O Allah'ın emri. Ondan kimse kaçamaz ve kurtulamaz. Biz ölümden korkmuyoruz.

Ölümden ancak kendini tanımayan insanlar korkar. Dünyayı sever.

Yunus Emre Hazretleri ne güzel söylüyor. Ölümden korkmadığını burada söylüyor.

Atımızı eğerledik diyor. Kalanlara selam olsun. Ne güzel söylüyor.

Aycanur evladımız yine şurada şöyle söylüyor. (?) Hocam selamün aleyküm. Ellerinizden öperim. El efendilerin çok olsun. (?) Hocam benim sorum şuydu. İnsanların atalarından gelen duaları, bedduaları veya onların yaptıkları iyilik ve kötülükleri soy bağıyla kendine sirayet (?) ettiği yönünde bir ekol oluşmuş durumda. Mesela diyorlar ki, senin büyük büyük dedelerin çok büyük ahları aldığı için sen şimdi şu konularda bir baltaya sap olamıyorsun. Mesela iş, evlilik, çocuk. Aklıma şu geliyor. Bunu dediklerinde büyük konuşma başına gelir. Gerçekten de bunu çok tecrübe etmişimdir. Hocam bu konularda ne dersiniz?

Atasal gen aktarımı olduğunu biliyoruz da atasal sinerjiler mevcut. Allah razı olsun diyor. Bunu söyleyen kendi aklına göre uydurduğunu söylüyor. Uydurduğunu. Ben sana onların böyle olmadığını senin bu şekilde söylediğini ayette ispat edin. A'raf Suresinin 172. (?) ayet-i kerimesi. Sen Allahu Teâlâ ile ahitleştin. Muradın neyse Allahu Teâlâ senin muradını sana verdi.

Muradın neyse. Burada soyla, sopla bir ilgisi yok. Çünkü senin Allahu Teâlâ'dan istediğin ne varsa, nasıl yaşam istiyorsan, ne gibi bir duyguların varsa Allahu Teâlâ bunu biliyor, bu duygularına göre seni programlıyor. Bütün ömrü içerisinde neler isteyeceksin, neler yapacaksın işte senin gibi duygular içerisinde olan insanlar birbirleriyle güzel geçinebilmesi için ve birbirleriyle zıtlaşmaması için Allahu Teâlâ onlara bağ değil. (?) Bağ yok. Bir arada yaşattırır. Ne diyor? Senin deden de böyle yapıyordu. Sen de onu istemişsin. Aynı şekilde, aynı duygular. Ama onların içerisine onlardan olmayan bir tane duygu koyar.

Bunlar böyle yaptı ama bak bu böyle yapmadı.

Çünkü eğer onların dediği doğru olsaydı o şüpheli hep kötü olurdu. (?) Allah onlara o dededen gen vermiş yahut onlar öyle geldi gitti. (?) İnsanların birbirleriyle geçinebilmesi için aynı karakterlere sahip olacak insanların bir arada olması yaşam zevkini arttırır. Çünkü kafa yapıları aynı. Mesela bir İtalyan, bir İngilizle bağdaşamaz. Bir İngiliz, bir Almanla bağdaşamaz. İşte Allahu Teâlâ'ya nasıl ahit verdilerse onlar o birliğin içerisinde meydana gelirler.

Kötü bir aileden çok güzel insan çıkar.

Bir kafirden Müslümanı gelir. Hadi şimdi bak onların işleri ayrı, o Müslümanın işi ayrı. Bu nedir? Yani biz hiçbir kimseyi onun dedesi böyledir, bu da böyledir diye yaratmadık diyor. Her insanın kendi arzu ve isteğine göre muradını yazdık. Sen de dedenin içerisinde bu da deden böyleydi, sen onun ahdini çekiyorsun dediği zaman şunu şöyle (?) söyleyeyim. Bu insanlar küfrü birbirlerine sunuyorlar.

Koyun koyun bacağından, keçi de keçi bacağından asılır. Herkesin yapmış olduğu hesap: Fe men ya'mel miskâle zerretin hayran yerah, yazılacak. (?) Miskâle zerretin şerran yerah, yazılacak. Herkesin yaptığı, dedeninki dedene, (?) seninki sana. Ne onunki sana yazılır ne seninki ona yazılır. Bunlar Kur'an ayetlerini bilmedikleri için akıllarına göre konuşan insanlar. Belki sen de onun içerisinde öyle bir kavmin içerisinde, Allahu Teâlâ seni güzel imanlı yaratmış, onlara bir örnek. Ne güzel senin onlarla ne işin var herkes yaptığı fiili icraatlarla kendisini ispat (?) edecek. Bu dünyaya niye geldik? Kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlamak için geldik. Benim atamın soyunu veyahut da babamın, anamın, nenemin soyunu beni ilgilendirmiyor, beni kendi yaptıklarım ilgilendiriyor. Benim dedem eğer zalimse Allah verir zek hesabını, dedem alimse Allah (?) onun mükafatını verecek.

Ben kendi yaptığımla mükafat veya üzülme uğrayacağım. (?) Ne sen beni kurtarırsın ne ben seni kurtarırım. Herkes kendi fiili icraatiyle hesaba çekilecek. Siz nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz? Ayet-i kerimesi, bak bu söylediklerimi ne güzel ispatlıyor. Herkes kendi yaptığıyla hesaba çekilecek. Onun için insanlar bilmeden kendi kafalarına göre konuşuyorlar. Bak şimdi Hz. İbrahim'in duasını sana söyleyeyim: Allah'ım, benim neslimi imam eyle. Dua. Allahu Teâlâ da Hz. İbrahim'e: Ben asileri imam etmem, dedi. Ben Hz. İbrahim'in soyundan gelmeyim. Peygamber Efendimiz, ben iki (?) kurbanlığın oğluyum diyor.

Ben de diyor ki ben iki kurbanlığın torunuyum diyor. O soydan gelmeyelim. (?)

Şimdi zalimler ayrı gitti. Aynı soylar. Herkes kendine verdiği ahde göre o soya da girdi. Ama ahdinde ya sapık olarak gitti veya günahkar olarak gitti. Kişileri tanımadığımız için bilmiyoruz. Ama imam Resulullah Efendimiz'in soyundan gelir. O da Hazreti İbrahim'in soyundan gelir.

Onun için insanların söylediklerine bakma. Ayetlere dikkat et. Aysa evladım, Aysa evladım, ona dikkat et. (?) Ben soru yazıyorum ama kayboluyor diyor. Bak, senin sorunu şurada bulacağız herhalde. Bakalım şimdi. Aycanur. (?)

Demin okudunuz mu efendim? (?) Demin okudunuz mu efendim? (?) Öyle mi? Evet efendim. Gelmiş efendim.

Şimdi Hacıoğlu diyor ki hocam, Hac Suresi 52. ayet 331. sayfa 331. sayfa 37 burası 345 zaten 52. sayfa 52 bak burası 52, 53, 54 hep yanlış açılmış. 52, 53, 54 yanlış açılmış. Bak ne diyor? Şimdi yanlışı okuyalım: Ey Muhammed, Allahümme salli ala seyyidina ve nebiyyina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim. Biz senden önce hiçbir resul ve nebi göndermedik ki o bir temennide bulunduğunda şeytan onun dileğine ille de beşeri arzular katmaya kalkışmasın. 52 mi burası? 52 mi söylemişti? Evet. Ne var ki Allah şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah kendi ayetlerini lafzı ve mana bakımından sağlam olarak yerleştirir.

Allah hakkıyla bilendir. Hüküm ve hikmet sahibidir.

Burada yanlış olan yer bilemediniz. Neresi? Yanlış olan yer Allah burada bir acze düşüyor. Peygamberine vahiy verirken şeytanın verdiği iğvaya karşı o Allahu Teâlâ bunu tam olarak veremiyor. Ne yapıyor? Şeytanın iğvasını iptal ediyor. İptal sonra rahat rahat vahyi veriyor. Bu Allah'a yakışmaz. Ve şeytanın iğvasını da kale almaz. Ne yapar? Kulunun kalbine vahyini kuvvetlice oturtturur, şeytanın verdiği iğva ona çarpar, iptal olur.

Bak Allah'ın yüceliği. Burada Allah'ı insan seviyesine falan düşürüyorlar. Zaten hep ideolojiye göre açılmış bu Kur'an. Ayetler birbirini teyit eder. Bu söylediğim, ayetin başka bir ayetle teyidi. Beni bilen kuluma şeytanın iğvası cahilanedir der. Ne (?) güzel. Şeytanın verdiği iğva Allah'ın ayetine çarpar, onun kulunda da iptal olur gider. Allah şeytanla uğraşmaz ama insanlar hep ideolojiye çevirmişler, Allah'ı insan seviyesine kadar düşürmüşler. Evet.

Bayramiye der ki selamün aleyküm efendim. (?) Mübarek yıllarınızda. Benim sorum sayfa 370, Şuara Suresi (?) 97. Bakalım, Şuara Suresi 97. 374 67 69 70 Şuara 52 Şu ara 97 ya 97 Evet 97 Vallahi biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz diyor. Şimdi

Burada tek bir ayete bakacak olursan, Bayramiye (?) yazıyor ya bunu.

Eğer mevzuyu bilmiyorsan birçok manaya gider bu. İçki içer, sonra ayılır. Der ki vallahi ben sapıklık içindeymişim. Birisine yardım edecek etmiyor. Sonra pişman oluyor. Ya Allah isteyene ver diyor. Vallahi ben sapıklık içerisindeymişim. Şimdi diyor. Burada bu ayeti geriden okuyacaksın ki anlayacaksın bunu. Sana mevzuyu anlatacak burada. Bunun bir mevzunun gelişi var. Sen bir insanın en son kelamını yani topla anlatıp anlatıp da en (?) sonunda ya bu adam sapıkmış dediğin zaman ya bu adam ne yaptı ki sapık.

Bu da ona benziyor şimdi. Bunu geriden alacağız şimdi bu ayeti? Evet. Ne diyor?

Burada putlara, tapınanlara tapınanlara söylüyor.

Allah'tan gayrı onları size yardım ediyorlar mı diyor. Putlar için söylüyor bunu. Veya kendilerine yardımları dokunuyor mu denir.

Sen şimdi buna ilah oldun, kaldın elinle Allah'ın yarattığını kendi elinle şekillendirdin ve ona ilah dedin, taptın. Bir de kendilerini kandırıyorlar. Biz ona tapmıyoruz diyor. E niye tapıyorsun? Onun içindeki ruhuna tapıyoruz. E ruh kimden? Allah'tan. E sen Allah, sen sıfatladın, sen Allah'ı getirdin buraya, put put putlaştırdın, taptın. Küllü ruhun Allah olduğunu da bilmiyorsun. Sen zaten Allah'ı inkar ettin.

Artık onlar putlar ve azgınlar ateşlere fırlatılmışlardır diyor. Ateşlere fırlatılmışlardır. Ve şeytanın bütün orduları da o ateşe atılmışlardır.

Orada birbirleriyle çekişerek şöyle derler. Vallahi biz açık bir sapıklık içindeymişiz. Ateşin içerisinde. Bunu niye söylüyor? Allah'a inandığından söylemiyor. Eğer Allah'a iman etmiş olsaydı Allahu Teâlâ zalim değil, onları oradan çıkartırdı ve o iman nuru o ateşi söndürürdü. Çünkü kafirler için hazırlanmış olan ateşe doğru gitmeyin diyor. Orada biz sapıklarız dediği zaman birbirimize uyduk, o putlara taptık. Bizim Rabbimiz nerede? O hayalindeki Rabbi bekliyor, o Rabbi gelip onu kurtaracak ve Allahu Teâlâ'dan da intikam alacaklar. Çünkü duygu bu. Bu duygu içerisinde ebedi yanıyor, o ebedi o duygudan kurtulamıyor.

Ya bu kadar acı içerisinde insan nasıl duygudan kurtulamaz?

Bunları bir buğday tanesi kabul et. (?) Buğday tanesi. Ne yedi kesendik? Buğday verir. (?) Buğday. Bir nar tanesi ne yedi kesendik? (?) Nar ağacı meydana gelir. Nar verir. Bunlar evvelde A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesinde Allahu Teâlâ ile ahitleşirken isyan etmiş, inkar etmiş, hayalindeki Rabbi beklemiş, ona göre kendisini programlattırmış, kaderini ona göre yazdırmış. Kader değişir mi? Değişmez. Öyleyse bunlar da değişmez. Bir daha değişmez. İşte onun için ebedi cehennemliklerdir. Ve orada biz sapız dediği zaman, yani orada bunlar iflah (?) oldu, ıslah oldu. Ben Müslümanım gayesi, anlamı meydana gelmez burada.

Yani burada şimdi insanlar ya Allah zalim artık bu kadar yanıyor. Bak bunlar burada efendim hakikaten sapıkmışız dedi. Hani bunlar Müslüman oldu. Hani bunların vicdanı yok mu? Yani Allah'ın vicdanı yok mu? Bunları niye kurtarmıyor? Manası çıkıyor burada. Bu kelamda. Onun için Kur'an'ı güzel bilmek lazım, ayetleri güzel bilmek lazım, Allah'ı sıfatlamamak lazım. Çünkü biz sizi alemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk diyor. Şimdi öyle söylüyor. Bizi ancak o günahkarlar saptırdı diyor. Bunlar orada şimdi konuşuyorlar artık. Bize ne şefaat edicilerden var, artık bize ne şefaat edicilerden var ne de yakın bir dost var. Çünkü kendisi değişmiyor. Ve bunu sen söylüyorsun, hocam bunlar değişmez mi?

Ben bunu söylediğimi sana ispat edeyim. Ben söylemediğimi, ben ayetlere göre söylüyorum. At Secde Suresinin 12. (?) ayet-i kerimesi. Bak bakayım nerede? Secde Suresini aç, 12. (?) ayet-i kerime. 400. kubbede mi olacak? (?)

Kaç? 415. Evet. Bak şimdi. Secde Suresi. O günahkarların Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri Rabbimiz, gördük, duyduk. Şimdi bizi dünyaya geri gönder de iyi işler yapalım. Artık kesin olarak inandık diyecekleri zamanı bir görsen diyor. Allahu Teâlâ yalan söylediklerini biliyor. Çünkü değişmez. Biz sizi dünyaya diyor bir kez değil birkaç kez de göndersek yine aynı işi işlersiniz diyor. Çünkü fıtrat o. Değişmez. Evet. Fıtratı öyle yazdırmış. Biz dilesek elbette herkese hidayetini verirdik diyor. Allah üst üste herkese hidayetini verir. Ama o istedi ki ben bir insan yaratayım, kendi arzu ve isteğiyle kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlasın ve kendini, ben ona ben senin Rabbinim diyerek programlamayayım, o kendi kendini programlasın işte bu program senin irade irade iki: külli irade, cüzi irade. Ve senin kendi iradeni bir başkası şöyle söyler, hatta bir başkası demeyelim, alim sıfatıyla geçinen: Allah senin iradeni üstünden kaldırdığı zaman senin iradeni yok saymaz. Ne sayar o zaman? Bak akla, bak akla. Allah benim irademi üstünden kaldıracak, irademi yok saymayacak. Niye saymayacak? Şimdi anlatacağım.

Sana suç işletecek, inkar ettirecek, seni insan suretiyle, seni beğenmeyecek, sıfatlayacak, sana günahkar işler yaptıracak, sana iradeni verecek, seni onunla hesaba çekecek. Böyle bir Allah var mı? Böyle bir kelam var mı? Ya bunu aklı başında olan insan söyler mi? Alim söylüyor bunu, alim, alimim diye geçinen söylüyor bunu. Evet. Bayramiye. (?) Ya bu da böyle. Başka var mı bakalım? Aycanur (?) evladımız diyor ki tamam hocam diyor, Allah razı olsun sizden. Sizde görünüyor ama bende görünmüyor. Sizde görünüyor, bende görünmüyor diyor. Problem yok yani şimdi diyor. Ee problem yoksa evliliğini bozma. Benden sana nasihat.

Beğenebildiğin kadar beğenirsin, kocanı da kendine güzel bende edersen, çocukların (?) var, babasız büyütmezsin. Onlara da güzel örnek olursun. Kalın sağlıcakla, Allah'a emanet olun. Burada bunu bitirelim. Yoruldum. Lillahi Teâlâ el-Fatiha.