22.08.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 25 Ağustos 2026 · 2026

Videonun metni

Burada hangi yerden başlıyoruz?

Evet, epey var burada.

Müminin mümine karşı durumu, bir bakayım burada. Tamam, bak burada işaret var, görüyor musun? Evet. Efendim selamün aleyküm efendim, mübarek ellerinden hürmetle öperim. Benim sorum hadis sorusu. Resulullah şöyle buyurdu: Mümin mümine karşı durumu, bir parçası diğer bir parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir diyor. Doğru hadistir. Çünkü mümin Allah'ın emrinin dışına çıkmaz. Elinden geldiği kadar Allah'ın emrini yerine getirmeye çalışır. Düşün şimdi, diğer bir mümin de o müminin düşündüğü gibi düşünürse bunların aralarında bir pekişme vardır. Ne pekişmesi? Allahu Teâlâ'nın ilminin pekişmesi.

Onlar o ilimden dışarı çıkmazlar. Onlar bir vücut gibidirler.

Yani vücudun bir yerine bir araz olsa ne yapar? Hemen bir incinme yapar. Bir diken bassa, bir eli kesilse acı duyar. Mümin de onun haliyle aynen halleşir. O acıyı duymasa bile içi ürperir. Ne diyor? Şu hadis onu destekler.

Mümin bu ayettir yalnız. Mümin nerede olursa olsun diğer bir müminle kardeştirler. Mümin müminin kardeşidir.

Bir mümin diğer bir müminin haliyle halleşemiyorsa onun imanı kemal bulmamıştır. Bak ne güzel.

Ve müminin bir daha geri dönüşü de yani nefs-i mülhimeye, nefs-i levvameye dönüşü yoktur. O mümin Allahu Teâlâ'nın tecelliyatına vakıf olmuş insandır. Bunlar birbirlerini bir vücut gibi bilirler. Kimseyi incitmez. Evet. Bu hadistir.

Hocam Duhan 12. ayetine göre İsrailoğulları (?) kendilerini üstün yaratılmış görüyorlar. Müslümanlar da bu ayete göre çıkmaza giriyorlar diyor.

Şimdi Müslümanlar Kur'an ayetlerini bilmiyorlar. Onun için imam var. İmam bu kelamı kabul (?) etmiyor. İman.

Bu durumda Müslümanlar bir çıkmaz içerisine giriyorlar. Halbuki bilmiş olsalar Kur'an'ın birçok ayetleri yani biz 600 senesine kadar ulaştık. (?) Asıl mühim noktaları dile getirdik. Yani Siyonizmin kelamı olduğunu, ona söyledikleri yanlış olduğunu. Ayetlerle ayetleri konuşturarak açtık.

Bu durumda Müslüman ayetlerin kökenini bilmediği için iman buna iman bunu kabul etmiyor. Doğru. Şimdi Duhan Suresinin 12. ayet-i kerimesini açalım, bak ne diyor burada. Bunu Siyonizm kendi fikrini ileriye sürüyor. Efendim 12. ayet. İşte o zaman insanlar: Rabbimiz, (?) bizden azabı kaldır, doğrusu... Burası değil herhalde. Duhan değil burası. Yanlış bir yer açtık herhalde. Duhan ayeti 12. ayet. Aynen. Rabbimiz, bizden azabı kaldır, doğrusu biz artık müminleriz derler diyor. Yanlış bir yeri söyledi. Orası senin dediğin yer değil. Duhan değil.

Evet. Ben de orayı anlatıyorum zaten. Ama Duhan ayetinde değil o. Duhan'da değil. Şimdi biz onları yani İsrailoğulları'nın o zaman sizi alemler üzerine şerefli kıldık diyor ya. Halbuki alemler nurundan, insanlar (?) ruhundan yaratılan Resulullah Efendimiz, ve ma erselnake illa rahmeten lil alemin. Alemlere rahmet olmasına rağmen ayetler birbirlerine ters düşmüyor mu? Bu durumda Allahu Teâlâ onları o ayette şöyle söyler ama insanlar onu çevirmişlerdir. İnsan olarak yaratılışlarından dolayı alemler üzerine şereflidirler. (?) İnsan olarak yaratılışından dolayı. Niçin insan olarak yaratılışından dolayı şereflidir?

Yalnız onlar değil bütün insanlar şereflidirler. Bu Allahu Teâlâ insana kainatta hiçbirisine vermediği ruhundan bir cüz'i vermiştir. Ruhundan. Bu durumda Resulullah Efendimiz'i kendine mirad (?) edinmiştir. Yani ruhundan vererek. İlk yarattığı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizdir. Sonra onun ruhundan peygamberlerin ruhlarını peygamberlerin ruhlarından da kavimlerin ruhlarını yaratmıştır. Bu durumda yalnızca insan alemler üzerine şereflidir. Ve Hazreti Adem'i beden kılığına sokup dünyaya imtihana, insanları imtihana getirmesi için ona ruhundan üfledikten sonra melekleri dahi ona secde ettirmiştir. Yeryüzünde bir karış toprak yok ki alnım secde-i rahmana gelmesin dediği şeytanı meleklerin hocalığına kadar çıkartmış, onu dahi secde ettirmek için emretmiştir.

Secde etmeyince lanet etmiştir. Bu bir insanın şerefli oluşu. (?) İkincisi, Allahu Teâlâ eğer yalnızca Beni İsrail kavmini dünya üzerinde şerefli yarattıysa, bunun üzerinde bir ayet var mı benim söylediğim ayetlerin dışında, ben sizi şerefli kıldım diye? Peki Allahu Teâlâ şerefli kıldığı bir kavmi lanetler mi? E o zaman Allahu Teâlâ da geleceği bilemedi. Onları şerefli kıldı. Sonra onları isyan etti, lanetledi. Böyle Allah olur mu? Allah kıyamete kadar gelecek tek canlı yok ki ne yapacağını bilmesin. Bu durumda bunlar bu gibi kelimeler bir gaye uğruna Siyonizme göre yazılmış kelimelerdir. Biz bunları düzelttik, düzelttik ve kitabı da bugün yarın inşallah çıkartacağız. Bir hafta on gün içerisinde ya da on beş gün içerisinde çıkacak. Diyanet'e de (?) vereceğiz kitaptan. Biz yanlışsak bizi yola getirirler, doğrusunu anlatırlar. Eğer doğruysak vazife onların yeryüzünde inecek makamda (?) Rabbimizin dininin vazifesini yapmak üzere orada oraya talip olmuşlar, gerekirse düzeltirler.

Gerekirse. Evet. Misafir (?) der ki selamün aleyküm hocam sizlere bir sorum olacaktı. Benim babam yaklaşık yedi yıl yatak hastaydı. Yatalak hastaydı. Annem ona bu süreç boyunca kendi başına hep baktı. Akli durumu pek yerinde değildi. Hastalığından ötürü iki tane de amcam var. Babamın vefatından önce bizlere maddi olarak destek oluyorlardı. Bu kızı hep birlikte okutup destek olacağız diyorlardı. Babamın vefatından sonra anneme aslında hiç söylemediği şeylerden dolayı tavır almaya başladılar. Bana da aynı şekilde annemin beni doldurduğunu ve daha hoş (?) olmayan birkaç şey söylediler. Oysa böyle bir durum olmadı hocam.

Üniversite sınavına girdiğimde ben hep haber verdim. Çıktım yine kendim aradım. Bu tarz şeylere hiç arayıp sormadılar. Önceden dedikleri halde şimdi amcalarım da birisi ağır bir hastalık geçiriyor. (?) Ben birkaç kez aradım. Aramayınca vicdan azabı duyuyorum. Kendimi suçlu gibi hissediyorum. Ama bir yandan anneme ve bana dedikleri şeyler için nasıl tavır alsam bilemiyorum. Hep tek taraflı oluyor. Aramam. Aramasalar bile hastalıktır (?) diyor. Hastalıktır diyor. Aramasam da. Burada bütün işler... Aramasalar bile hastalık durumu olduğu için. Susup aramam mı daha doğru olur, yoksa bu durumu konuşmam mı?

İçim aramamı söylüyor, ne olursa olsun. Ama bir yandan bilemiyorum. Sizlere sormak istedim. Şimdiden teşekkür ederim. Hayırlı akşamlar dilerim hocam diyor. İslam dini akraba ile ilgini kesme diyor. Allah söylüyor bunu, Rabbimiz. akrabayla hiç dünyada (?) diyor. Akraban yoksa mezarlarını ziyaret et diyor. Mezarını ziyaret et, sıla-i rahim yap. İslam dini kin tutma dini değildir. Amcandır, ne kadar kötü olursa olsun. Hatta elinden geliyorsa, durumu müsaitse sen ona yardım et, hastalığına yardım et. Seni bir yerden kovsa yine nefse heva yapıp ondan uzaklaşma. Akrabadır ondan, baba yerindedir, amcandır.

Seni kovsa bile fırsat bulduğun zaman onun yanına gidip onun ihtiyacını sorup onunla hemfikir olmandır yani hemfikir dediğim ona hizmet etmendir. Bu senin nefsine, insanın nefsine ağır gelir. Hatta söylediğinden dolayı ona hayıflanarak sana az bile der, beddua gibi. (?) Biz Müslüman olarak böyle bir şeyi yani asıl imanlı olarak insanlar böyle bir şeyi asla yapmazlar. Yani o yöne yönelmezler. Benden sana tavsiye, seni kovsa bile fırsat buldukça onun yanına gideceksin. Gerekirse hizmet edeceksin. O senin amcandır. Seni kovsa da kovmasa da. Onun için nefsine hakim ol. Annene yahut sana söylediği kelamlar kendisini kapsar.

Herkes kendi vicdanıyla baş başa kalacak. Sen altınsan, eğer çamura düştüysen sen çamur değil, gene altınsın. Onun için sana söylenenleri o çamur gibi kelimeleri kendi nefsine yedirip Allah'ın ayetlerine karşı çıkma. Amcandır, ona gerekirse yardım et. Seni kovsa bile fırsat bulduğun zaman yanına gidip, fırsat bulduğun zaman yine onun ihtiyaçlarını sor ve gönlünü almaya çalış. Sen Allah'ın elinde böyle yaparsan (?) yükselirsin. Gaye bizim bu dünyada nefis mücadelesidir. Nefis, şeytan ve dünyanın hevasına aldırmadan imanın, aklın ve (?) Rabbimizin kalbimize vermiş olduğu o rahmetli ilmiyle hayatımızı yönlendirmek ve Rabbimizin rızasını kazanmaktır.

Benim sorum En'am Suresi 130. ayet. Açar mısınız diyor. Buradan bakayım ben. En'am Suresi 130. ayet. Efendim.

Şurası.

Şurası. En'am.

130. ayet.

Ey cin ve insan topluluğu, içinizden size ayetlerimi anlatan ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler Gelmedi mi?

Gelmedi mi? Geldi. En son Hz. Muhammed Efendimiz Hatemü'n-Nebiyyin olarak bir daha peygamber gelmeyeceğine (?) dair, Allahu Teâlâ son peygamber olarak dinini de ikmal etmiş olarak, bugün sizin dininizi de ikmal ettik diyor. İkmal. Din dediğin İslam'dır diyor. Efendim demek ki bütün peygamberler Allahu Teâlâ'nın emrine gelmiş insanlara Allah'ın emirlerini insanlara anlatmışlardır. Derler ki kendi aleyhimize şahitlik ederiz. Yani kendi aleyhlerine ne demek o? Evet gönderdim diyorlar. (?)

Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler diyor. Doğru. Şimdi kendi aleyhlerine burada sormak istediği nedir? Bizim 130. ayet-i kerimeyi ben anladığım kadarına söyleyeyim. Peki kendi aleyhlerine orada şahitlik ettiler de Allahu Teâlâ bunlara ahiret aleminde merhametini üstünden niye kaldırıyor? Orada da onları affetsin. Çünkü onlar döndüler. Hatalarını bildiler. Allahu Teâlâ bunları niçin cehenneme atsın, yaksın?

Şimdi bu ayette anlatmak istediği şu. Onlar A'raf Suresinin 72. (?) ayet-i kerimesine göre Allahu Teâlâ'nın ahitleştikleri zaman onlar Allah'ı tanımama yönünde inkarcı olarak Allah'ı tanımama yönünde ahitlerini vermişler. Bunlar dünyaya, buraya geldiler. Dünyaya. Kendilerini nasıl bir insan olduklarını ispatladılar. Ayette öyle söylüyor. Siz nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz? Onlar kendilerini de inkarcı olarak olduklarını Allah'ı tanımama yüzünden yahut Allah'ı sıfatlama yüzünden. Mesela kafirlerin söyledikleri gibi Allah'ın hanımı var. Efendim ya çocukları var dedikleri gibi.

Allah üçtür dedikleri gibi. Bu gibi Allah'ı sıfatlamaları Kur'an'dan kaçırttığı bir ayet inkar (?) eden kafirdir. Efendim bu durumda bir peygamberi inkar eden de kafirdir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi de inkar edenler kafirlerdir. Bu durumda bunlar bin defa yüz bin defa da ahiret aleminde kendi aleyhlerine şahitlik etseler bile, orada kurtulmak için yalan söylüyorlar ve bu yalanlarından dolayı biz sizi bir kez değil birkaç kez daha dünyaya göndersek yine aynı işi işlersiniz ayet-i kerimesine göre bunlar Allah'a inanmazlar. Ve buradaki ayetin bu manası Allahu Teâlâ kendi ağızlarıyla Allah'ı inkar ettiklerinin tasdikini söylüyor.

Kendi ağızlarıyla. Evet. Orada böyle söyleyecekler. Kendi ağızlarıyla tasdik edecekler, inkar ettiklerine. Ne? Ne diyor? Dünya hayatı onları aldattı ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik etmiyor. (?) Dünyaya bu A'raf Suresinin 72. (?) ayet-i kerimesi çok mühim bir ayet. Orada Allahu Teâlâ'nın ahitleşip kaderlerini yazdırması. Kaderlerini yazdırdıktan sonra kendi arzu ve istekleriyle dünyaya gelmesi, gitmesi veyahut da bir yaşantısı o kaderinde neyse onu yaşayacak ve kendisini ispat edecek. Çünkü ona göre karakterler yerleştiriyor Allahu Teâlâ. O karakterlere göre kişi kendi arzu ve isteğiyle, kendi dünyasıyla yapacağı işlerle kendisini nasıl bir insan olduğunu ispatlıyor.

Evet.

Soracağım. Başka bir ayet varsa söylersin. Devam etmiş efendim. Devam etmiş.

Evet.

En'am 148'i soruyor. Buradan devam edelim.

142, 145, 148. Putperestler diyecekler (?) ki Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Şimdi evvela buraya kadarını olanı açalım. Sonra gerisini açarız. Ne diyor şimdi? Diyecekler ki Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Doğru söylüyor. Allah dileseydi böyle yapardı. Ama Allah'ın dilemesi böyle değildi. Allahu Teâlâ murat etti. Ben bir varlık yaratacağım. Ona ruhumdan vereceğim. Ve ona bir irade vereceğim. O kendi iradesiyle benim ilah olduğumu, kendisini yarattığımı bilecek ve bana efendim kendisini bu şekilde ispat edecek. Yoksa Allah bu ayet-i kerimeye göre biz dileseydik hepinizi tek bir ümmet yaratırdık diyor. Yani hepimizi Allah'a itaat edecek vaziyette yaratırdı.

Melekleri yarattığı gibi bütün mahlukatı yapacakları vazife üzere yarattığı gibi bizi de istediği gibi yaratırdı. Ama bize öyle bir değer veriyor ki ruhundan bir cüz'i ve o ruhtaki o cüz'iyle irade, o iradeyle, kendi iradesiyle Rabbini bilmesi, tanıması yahut tanımaması. İşte bu ayet, buraya kadar o anlattığım. Neyi pırt pırt dediğinizde ki Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de (?) atalarımız. İşte burayı insanlar kendi iradelerine göre başka türlü anlıyorlar. Ama asıl durum bu. (?) Hiçbir şeyi de haram kılmazdık diyor. Tabii Allah dilerse yapar bunu. (?) Onlardan öncekiler de aynı şekilde peygamberleri yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı?

Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Ve siz sadece yalan söylüyorsunuz diyor. İşte Allah'ı inkar ettikleri için irade kendilerinde ya. O iradeye göre Allahu Teâlâ'yı inkar ettikleri için uydurdukları kelimeler. Allah güç sahibidir. Allah istediğini yapar. Bu ayet-i kerimeye göre de bu ayet-i kerimeyi destekleyecek yani söylediğimizi destekleyecek bir ayet var. Biz isteseydik diyor. Biz isteseydik bulutlardan meleklerle sarkar size itaat (?) ettirirdik yani. Kendimizin ilah olduğunu size ispat ettirirdik. Ama bunu yapmadı. Zor da kullansa veyahut da melekler gibi bizi de programlasa zatına ibadet ettirirdi. Bizi kendi irademizle serbest bıraktı.

Onun için insanlar birbirlerinin robotları değildir. Her insanın ayrı bir dünyası vardır. Bu kadar milyarlarca insan var. Milyarlarca insanların karakterleri veyahut huyları birbirine benzese de tam manasıyla aynı karakterde olan insan yoktur. Her biri ayrı bir düşüncededir. İkizler bile, ikiz kardeşler bile bir yerde bazı düşüncelerde ayrılırlar. Onun için insan robot değildir, insan kendi iradesiyle Rabbini bilip bilmemekte (?) serbesttir.

Evet.

Selim söylemiş bunu. Selim Uyar. (?) Senin değil mi? Selim üye. Selim var mı? Niye yok? Ne dedik? Soracaksınız.

Bakalım burada. Selim Üye bir tane daha söylüyor.

Selamün aleyküm efendim. Mübarek ellerinize hürmetle öpüyorum. Benim sorum En'am Suresi 150. ayet-i kerime. 150. ayet-i kerime En'am Suresi. Açalım. 150. Burada: De ki Allah şunu yasak etti diye şahit edecek şahitlerinizi getirin diyor. Allahu Teâlâ'ya iftirada bulunmuşlar, yani kendi akıllarına göre bazı şeyleri yasaklamışlar. Öyle şey diyor: Allah şunu yasak etti diye şahit edecek şahitlerinizi getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse sen onlarla beraber şahitlik etme diyor. Kime söylüyor? Peygamber Efendimize. Yahut iman edenlere. Yani Peygamber Efendimize söylemesi bütün iman edenlere, Müslümanlara hitabı adeta insanlara hitabı.

Çünkü Peygamber Efendimiz alemlere rahmet gelmiştir. Kur'an yalnız Müslümana gelmemiştir. Ama bazı insanlar daha açık söyleyeyim bazı hafızlı kelamlar daha da açığı hocalar (?) Kur'an Müslümanlara gelmiştir diyor. Reçin insanın içi yanıyor. (?) Kur'an alemlere gelmiştir. Bütün insanlara inmiştir. Kur'an'ı inkar eden kafirdir. Bir ayet inkar etse kafirdir. Şimdi de ki Allah şunu yasak etti diye şehadet edecek şahitlerinizi getirin. Onların söylediği ne söylemişler onlar? De ki kesin delil ancak Allah'ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi. Bak demin söyledim ya. Dilerse yapar bunu.

Ama niye yapmadı? Ruhundan verdiği için. Kendi iradesiyle insan Rabbini bilmesini istedi. Şimdi insan inkarcı olduğu zaman Allah'a iftirada bulunuyor. Bazı şeyleri söylemediği halde Allah öyle söyledi diyor. Mesela putperestler. Bir cananın karnındaki (?) yavrusunu öldüğü zaman hayvan, erkeklere helalmiş, kadınlara harammış. Böyle. Bu şekilde bazı inançları vardı bunların. Bunları eğer varsa diye elinde delilin, benim böyle söylediğime dair bu delili getir diyor Allahu Teâlâ burada. De ki Allah şunu yasak etti diye şahit edecek şahitlerinizi getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse sen onlarla beraber şahitlik etme.

Çünkü onlar yalan söylüyorlar. Yani bizi iman eden insanlara siz ayetlere uyun diyor. Ayetlerle beraber benim emrimi yerine getirin. Yoksa ayetlerin dışında konuşulanları Allah demediği halde Allah böyle dedi diyenler durumuna düşer ve azaptaki yerini hazırlasın ayet-i kerimesine göre (?) onlarla beraber azaba mazhar kalırlar. Onun için Allah'ın ayetlerine uyacağız. Onların lafına değil. Onlar boyuna hurafe söylerler.

Cenab-ı Allah'la beraber şahitlik etme. (?) Ayetlerimizi yalanlayanların, ayetleri yalanlayanların ve ahiret gününe inanmayanların arzularına uyma. Çünkü onlar Allah'a sırt çevirmişler. Dünyayı, şeytanı ve nefsini ilahlaştırmışlar. Bu durumda bunlar Allah'ın yarattığı kul olarak, Allah'ın verdiklerini yer içerler, onu inkar eder, nankörlük yaparlar. Çınanlara uyma diyor. Kime? (?) Müslümana. Çünkü Peygamber Efendimizi Allahu Teâlâ yetiştirmiştir, onu öğretmiştir. Ona söyleme, bütün insanlara söylemedir. Bütün insanlara. Bu insanlar da, İslam olanlara da burada ikaz var.

Ahiretken arzulara uyma. (?) Onlar Rablerine eş tutuyorlar diyor. Yani yalan söylemekle. Ve haramı, helali haram (?) demekle. Allah'a, yani kendilerine yeni bir din icat etmiş oluyorlar. Bu, İslam'da başka bir din olmadığına göre sen onlara uyma diyor. Sen hakkı biliyorsun. İnsanlara hakkı anlatıyor. Sen ya hakkı anlatırsın da, insan ister rüyan ister imaz. (?) Onun kaderini bilemezsin. Kimseyi de zorlayamazsın. Ancak Rabbimiz de bu durumda emr-i bil marufu söylüyor. Sınanı hakka net ama onun öldürdüklerine sakın kulak verme. (?) Onlarla hükümlenme. (?) Evet.

Evet.

Benim sorum En'am 158. En'am 158 Yine burada 158. ayet-i kerime. Bakalım. 156, 158. Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazı alametlerinin gelmesini bekliyorlar. Şimdi buraya kadar olanı açalım. Ayet devam ediyor da peygamberleri inkar ediyorlar, (?) bir melek gönderseydi ya Allah diyorlar, melek gönderseydi ya. Şimdi Allahu Teâlâ'nın gelmesi, yani Beni İsrail kavminin söylediği gibi biz Allah'ı görmeden inanmayız dedikleri gibi yıldırımdan beraber onları efendim bir (?) bayıltıp ya ölü durumuna getirip ondan sonra diriltmesi. Allahu Teâlâ insanı burası biraz derince ama zaman alacak.

Anlatayım. Allahu Teâlâ bizleri, Allahu Teâlâ'nın da ruhumuzu yarattı. Yani ruh, nefis ve can birdir. Kendilerimizi dünyaya gelecek şekilde ikinci bir yaratılışla yarattı bedenlerimizi. Mü'minun Suresinin 14. ayet-i kerimesinde. Ve Allahu Teâlâ niçin bizi ikinci bir yaratılışla bedene soktu? Buradaki sır şudur. Ve sırrı açayım size. Orada Allahu Teâlâ'yı insan şeklinde gördük. Allah görünmez diyor ya. Allah mahluka benzemez diyor ya. Bunların manalarını da bilmiyorlar. Orada aynen insan şeklinde görünüp orada Allahu Teâlâ'yı gururlanarak, insanlar gururlanarak kibirlenerek kendi hayallerindeki Rabb'i bekledi.

İşte Allahu Teâlâ eksik sıfatlardan münezzeh olduğu için gayb bir aleme (?) göndereceğim, zatımın görünmediği bir aleme göndereceğim ve A'raf Suresinin 172. ayet-i kerimesiyle aynı insan suretiyle onlarla ahitleşti ve onlar inkarda devam ettikleri için dünyaya inkarcı olarak geldiler ve o damgayı yiyenler inkar durumunda olduklarından dolayı karakterleri ona göre yaratılmış. Dünyaya bin defa, yüz bin defa gelse yine inkarcı olarak gelecekler. Şimdi bu durumda ne diyor? Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini ve Rabbinin gelmesini istiyorlar. Veyahut da Allah'ı görmesini istiyorlar. Allahu Teâlâ'yı sen lahut aleminde gördün, inkar ettin ve bu sefer görünmeyen bir aleme seni gönderecek ki orada sana zatını bildirecek.

Kimden? Peygamberleriyle, elçileriyle, alimleriyle sana zatını bildirecek. Şimdi gaybe iman et diyor. Orada beni gördün, inanmadın. Burada da gaybe iman diyor. Görünmeyen. Sen hangi Allah'ı bekliyorsun? Sana, Rabbin sana görünmüş zaten. Sana kelime-i şehadet getirtiyor. Ne diyor? Eşhedü en la ilahe illallah. Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka bir ilah yok. Yani şimdi burada Allahu Teâlâ insanlara görünmeden yalan mı söylettiriyor bunu? Bu Allah'ın şanına yakışmaz.

Şehadet ettirecek ki görünmeyen bir Allah. Ben şehadet ederim ki Allah'tan başka bir ilah yok. Neye göre söyledin bunu? Öyle ya. Şimdi şurada hepimiz oturuyoruz. İçeriden birisi, ben sizin Rabbinizim dese, nereden yarayacaksın? (?) Nasıl inanacaksın? Ama karşına çıkıp da söylerse, ondan başka da bir ilah çıkmazsa, dersin ki tamam ben yoktan yaratıldım, o da karşımda söylüyor benden başka bir ilah yok. Eğer ondan başka bir ilah olsaydı onu da helak eder, inanırlar da helak eder. (?) Böyle bir şey olmadığına göre demek ki bizi yarattı. Çünkü biz yoktuk, var olduk. Bu durumda Allahu Teâlâ sen dünyada beklersen daha çok beklersin.

Çünkü orada gördün inkar ettin. Burada da görsen inkar edersin. İnanmazsın. Ancak nasıl inanacaksın? Bulutlardan meleklerle sarkacak seni iman ettirecek. Allah'ın da gayesi bu değil. Gayesi sana verdiği ruhundan kendi iradenle Rabbini bilmekti. Bu gayeyi bilmen lazım.

Yahut Rabbinin bazı alametlerinin gelmesini bekliyorlar. Alametler çoktan geldi. Lut kavmi, Nuh'un kavmi, Semud kavmi, hepsi helak oldu. Daha ne bekliyorsun? Hazreti Musa'nın durumu, çocukken nehre koyup Firavun'un kendi elleriyle, düşmanına kendi elleriyle besletmesi, daha ne mucizeler istiyorsun? Hazreti İsa'ya ölüleri diriltmesi, Peygamber Efendimiz'e mucizeleri vermesi. Ne mucizesi bekliyorsun?

Rabbinin bazı alametleri geldiği gün önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imana bir fayda sağlamaz diyor. Yani kim bunlar? Kelime-i Şehadetin dışında bazı yerlere iman edenler, putlara tapınanlarla iman ediyorlar. İşte Allah'ın emri geldiği zaman kıyamet gününde onların imanları kendilerine fayda vermez. Çünkü Allah'tan başka bir ilah yok ki. Onlar Allah'tan başka başka Allah'ın yarattıklarına iman ettiler. Onu ilahlaştırdılar. Ona tapındılar. Bu durumda Allahu Teâlâ onların imanları kendilerine fayda vermez diyor. Niye? Çünkü kıyamet gününde Mahkeme-i Kübra'da biz rahmetimizi üstünden kaldırdığımız insanlara hiçbir kimse merhamet etmeyecek. İşte onlar orada yalnız ve kimsesiz kalacaklar.

Müslüman yalnız ve kimsesiz değildir. Alemlerin sahibi Allah'la beraberdir. Allah onlara orada yardım da edecek Müslümanlara. Yeter ki iman etsin. (?) Allah'ın dediğini yapsın. Ama rahmetini üstünden kaldırdığı zaman ne kendi peygamberleri ne de şefaat vereceği insanlar onlara şefaat de edemeyecek işte kimsesiz ve yalnız kalacaklar. Burası çok mühim bir nokta. Kimsesiz ve yalnız kalması, demek ki Müslümanlar kimsesiz değil, bak, sahibi Allah, yaratıcı Allah. Evet.

Ne diyor? Burada da önceden inanmamış ya da imanda bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. Peki bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz. (?) Niye? Neyi bekliyoruz? Kıyameti. Sen mi doğru söyledin, ben mi doğru söyledim, yani Allah'ın bildirdiğini mi bildirdim? Kişi ben doğru söyledim diyemez, ancak Allah'ın bildiğini bildirirse. Allah sözünde sadakatli, o sözleri bildiğini tekzip etmez. Bu durumda doğruyu o söyler. Sadakallahül azim diyoruz ya, bu sadakallahül azim, Allah ne doğru söyledi diyor, ne güzel söyledi. Biz de onun doğru söylediklerini tasdikliyoruz. Doğru söyledi Allah kişi Allah'ı inkar ettiği için yalancı.

Yalan söyledi. Evet.

Şüphesiz biz de beklemekteyiz diyor. Neyi? Kıyameti. Mahkeme-i Kübra'yı. Orada hesaplaşacağız. (?) Evet.

Başka bakalım var mı?

Anlattıklarımı anlayamazsanız istediğiniz kadar soru sorabilirsiniz. İsterseniz aynı ayetler üzerine soru sorabilirsiniz. Evet. Anlayana kadar.

Efendim. Benim sorum En'am Suresi 161. ayeti açabilir misiniz? (?) diyor. Oradan devam ediyor. 161. 159, 160, 161. De ki şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine iletti. Allah kimseyi dosdoğru yola iletmez. Burada bir çelişki var. Kafiri de iletseydi o zaman. Niye iletmedi? Allah yarattıkları kulları arasında ayrım yapmaz. Peygamber Efendimize şöyle bir soru soruyorlar. Zalim kime derler? Evlatları arasında ayrım yapan baba da zalimdir diyor. Bu durumda Allah tam ve kamil olduğuna göre kimseyi ne doğru yoldan çıkarır ne de doğru yola iletir. Madem ki Allah zatının bilinmesini murad etti, onu kendi iradesinde serbest bıraktı, öyleyse ona doğru yolu göstermek mecburiyetindeydi.

İşte Kur'an-ı Kerim. Peygamberler bize doğru yolu gösteriyor. Benim kaderime göre Allah'ı inkar ettiysem onlara sırtımı dönerim. Eğer inkar etmeyip de Rabbimi desteklediysem peygamberleri ve (?) Kur'an'a iman eder, Allah'a boyun eğelim. Yoksa Allah kimseyi iletmez. Çünkü insan kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlaması için dünyaya geldi. Evet.

Allah'ı birleyen İbrahim de bir din üzereydi diyor. (?) Hazreti İbrahim çocukluğundan beri putlara tapmamıştır. Babası Azer onu hapsetmiştir. Aç bırakmıştır. Fakat yine de Allah'tan taviz vermemiştir. Bu durumda Hazreti İbrahim'i misal gösteriyor. Putların içerisinde doğmasına rağmen. O ortak koşanlardan değildi diyor. Yani put karıslarıyla beraber değildi diyor. (?) Ortak koşanlardan değil.

Hazreti İbrahim'in ben torunuyum, ben seyyidim. Hazreti Resulullah Efendimiz'in torunu. Ben iki kurbanlığın oğluyum diyor Peygamber Efendimiz. Birisi Hazreti İsmail birisi Hazreti Abdullah. Ben de iki kurbanlığın torunuyum Evet, soyumuz Hazreti İbrahim Aleyhisselam'a değerli (?) Burada bir soru var. Hocam, Tevbe 66'da Allahu Teâlâ boşuna özür dilemeyin dediğinde, bu özür dileyenler, dünyada mı, ahirette mi özür dilemekteler? Allahu Teâlâ tevbeleri kabul ettiğine göre onlara neden özür dilemeyin diyor. Anlayamadım efendim. Allah razı olsun. Çok basit ya.

Şimdi ben açayım orayı. Tevbe. Tevbe Suresinin 66. ayeti. Orada biraz siyaf alalım. (?) Şimdi buraya gelelim. Şöyle, Tevbe.

66. Bir yanlış açılmış bu da. Evvela yanlışı neresi olduğunu söyleyelim. Ondan sonra doğruyu okuyalım. Açalım bunu. Boşuna özür dilemeyin çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz. Sizden tevbe eden bir grubu bağışlasak bile bir gruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz diyor. Şimdi burada Allahu Teâlâ'nın keyfine bırakıyor ayette. Yanlış açılan bir ayet. Yani Allahu Teâlâ suçluların bir kısmını kabul edecek bir kısmını da kabul etmeyecek, yani keyfi olarak. Bak ne diyor şimdi: Boşuna özür dilemeyin, çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz. Sizden tevbe eden bir grubu bağışlasak bile bir grup, inkar edenlerden bir grubu bağışlayacak. Burada keyfe dönüyor. Bir grubu bağışlasak bile bir grubu da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz diyor.

Şimdi bunun doğrusunu okuyalım. Doğrusunu. Boşuna özür dilemeyin. Sen burayı söylüyorsun. Ama doğruyu okuyalım. Burayı açacağız. Çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz. Sizden tevbe eden bir grubu bağışladık. Bak. Sizden tevbe eden bir grubu bağışladık. Çünkü tevbe kapısı ölene kadar açık. Allah bu kapıyı kapatmaz. İnsanlara merhametinden dolayı.

Tövbe etmeyen diğer grubu da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz diyor. Dikildi mi manaya? Evet. (?) Şimdi, boşuna özür dilemeyin diyor. Bu ahiret aleminde söylüyor buna. Mahkeme-i Kübra'da. Hani Secde Suresinin 12. ayet-i kerimesinde şöyle söylüyor. Geldik, gördük, var mı dünyaya bir dönüş, sana itaat edelim diye. Halbuki Allahu Teâlâ da biz sizi bir kez değil birkaç kez daha göndersek aynı işi işlersiniz diyor. Niye söylüyor? Çünkü karakter değişmez. Ahdi öyle. Kaderi öyle. Bunlar yalan söylüyorlar. Orada bir sene işte ibadet ederiz efendim sana tekrar ölmelileriz (?) falan demeleri Allahu Teâlâ'yı sözde kandıracaklarını zannediyorlar.

Şimdi bu neye benziyor? İnkarcıyı bir buğday tanesine benzetelim. Buğday tanesine.

Şeyi de inkar etmeyeliğinde bir elma tanesine benzetelim. (?) Yahut bir mısıra benzetelim. Mısır tanesine. Şimdi birisi buğday, birisi mısır. Buğday diyor ki ben mısır olacağım diyor. Ya buğday mısır olur mu? Ekeceksen buğday çıkacak böyle.

Şimdi Allahu Teâlâ'yı kandırmaya çalışıyor. Çünkü kader öyle. O kaderde onu ne istediyse ona vermiş. Bu durumda onun için diyor, boşuna özür dileme. Sen yalan söylüyorsun, ben biliyorum diyor. Senin karakterin bu. O karakterleri sen istedin, ben sana bunları kendi arzun için verdim. Ben sana bir irade verdim. O irade de sen beni inkar ettin. (?) Ve bu inkarın beni bin defa göndersen sen yine aynı işi işleyeceksin diyor. (?)

Evet.

Evet. Başka sorusu olan var mı? Bakalım şuradan.

Evet burada gelmiş. Aşağıda bir soru var.

Selamün aleyküm hocam. Bazen insanlar yakınlarında tuvalet bulamayınca dışarıda ağaç diplerine tuvaletlerini yapıyorlar. Bir hoca bu gibi dışarıda ağaç dibine veya benzer yerlere tuvaletlerini yapanlara cinnilerin musallat olabileceğini söyledi. Bu doğru mudur? Allah razı olsun. Böyle bir şeyi bu görmüş mü? Yok. Kendi kafasına göre söylemiş. Hani dese ki buralara işeyenler ağacın köklerinde, kendi (?) aklına göre o da. pislik olur falan dese ona insan birazcık inanır. Aslında kişi ağacın arkasına geçiyor, işiyor. Veyahut da kimse görmesin diye tuvaletini yapıyor. Bir yer yok, açıklık mesela her şey.

Ama yine de bir sakınması var kişinin. Ne kadar işerse işesin. Ne kadar pislikler, yani büyük abdestini yapsa bile yapsın. Hepsi toprak oluyor.

Ve ağaç, kökleri muazzam bir kimyager.

O toprakta ne alacağını biliyor. Ağaç onu kendi özüne çeviriyor. Muazzam bir kimyager.

Toprağa da biz vahyettik diyor. İnsan vücudunda neyi yiyip bitireceğini, neyi yiyip bitiremeyeceğini. Biz de topraktan yaratılımıza göre yaratıldık. (?) Hazreti Adem'i topraktan yarattı. Ruhundan verdi ona. Topraktan yaratıldığımız için biz de ölünce toprak olacağız. Üstümüzde ağaçlar bitiyor. Onun üstünde meyve olsa kişiler diyor ki ya bu yenmez. Niye yenmez? Elma tadı aynı. Elma tadı daha da güzel. Ama kişi çekiniyor. Mesela insandan, insan vücudundan, onun gübresinden aldı diye. Aldı ki ağaç kökleri bir kimyager. Ama insan yine de mezarlıkta bütün meyveleri içine sinerek yemediği için. Hoş görüyor insan. (?) Ben de kolay kolay yemem yani.

Ben de hoşlanmam ama ilmen yiyebilirsin. İlimle.

Orada insan içer, tuvaletinde yapar. Hiçbir şey olmaz. Cinni nasıl yakalanır cinniye? (?) Ben size cinniye yakalanmanın durumunu söyleyeyim.

Burası mühim. Dinleyin. İnsan hastalanır. Ateşli hastalığa duçar olur.

Derece 41-42'ye yükselir. Artık havale geçirmeye başlar.

Beyin kendini koruma yönüne geçer. Vücuttan ilgiyi keser. Zaten ölüm ondan sonra başlıyor. Kendini koruma yönüne geçtiği zaman cinni oradan buraya girmeye çalışır. O koruma yönünden. Beyni kaparsa o koruma yönünde oraya girebilir de, ona hükmedebilirse kişi de kurtulduğu zaman cinniye kapılır. Cinninin hükmü içerisine girmiş olur. Bu birincisi. İkincisi.

Burası da çok mühim. Şeyhim diyen insanlar,

şeyhe tabi olanlar, iyi dinleyin.

Ben buradan ilan ediyorum, Türkiye'de şeyh varsa onlar bilinmiyordur. Ortada şeyhim diyen insanlar varsa şeyhlik makamına çıkmamış, kimisi de şeyhim deyip insanları kandırıp mevki ve makam, para karşılığında yalan söyleyen insanlardır. Hakiki şeyhi bulamazsın Türkiye'de.

Eğer hakiki şeyhi nasıl bulacaksın? Onlar şeyh olmuş olsalardı Kur'an'ın ayetlerinin yanlış açıldıklarını bilirlerdi. Ona göre yanlış ayetleri insanların beyinlerine sokmazlardı.

Ben şeyhim diyenlere inanma. Ama şeyhlik makamı yok da insanların bir kısmını Allah için tutmak için orada hocalık yapabilir. Bu şeyh değildir.

Onun için ben insanlarımıza buradan sesleniyorum. Aldanmasınlar. Hakka uysunlar. Kur'an ayetlerini bilenlere tabi olsunlar. İslam'a tabi olsunlar. İslam'a illa bir adama tabi olman şart değil. Ama İslam'ı güzel bileceksin. Kimseye aklını ipotek etmeyeceksin. Onlara kendini teslim etmeyeceksin.

Evet.

İkincisi de böyle şeyhim diyen insanlar sen beş bin tane şunu çekeceksin, üç bin tane şunu yapacaksın, iki bin tane bunu yapacaksın. Bunlar bir şifre bozarlar. Çözerler. Şifreyi çözerler. Cinni şifresini. Ve cinniye yakalanırlar.

Bir de hocasız, manevi olarak gitmeye çalışırlar. Yani Allah'a yaklaşmak için. Cinni de bunu yakalar. Ona güzel alemler gösterir. O alemleri de ben eriyorum zanneder. Erenler sınıfına geçecek diye. Ve cinni alır bunu. Allah selamet versin. Kendine köle ettirir. Hakkı anlattığın zaman bu insanlara dikkat et. Onlar böyle sinirlenir ve insana hücum edecek duruma gelirler. Onlar cinnidirler. Cinni onları eline geçirmiş Kur'an'ın dışında hüküm içerisinde yaşarlar. Onun için belli bir sayıda ayetleri okumayın. Belli bir sayıda. İstediğin kadar oku. Ayet bu. Ama belli bir sayıda şunu şu kadar, bunu bu kadar dediğin zaman birçok insanlar bu şekilde cinniye kapılmışlardır.

Evet.

Başka ayet var mı bakalım, yoksa dersimizi (?) sonlandıralım. 10 dakika var ama. Ne diyor? Var. İki tane var. Diyor ki selamün aleyküm hocam, insanın aynı konuda devamlı imtihan olmasındaki gaye nedir? Biraz da açar mısınız? Allah razı olsun, ellerinizden öperim. (?) İnsan hep aynı konuda imtihanı olmaz. Kişi kendini öyle görür, yahut bir uzun süre ondaki o imtihan onun nefsini oradaki en zor dalını nefsinin dalını kırmak için. Yoksa sürekli seni Allahu Teâlâ sana bir imtihan için musibet verirse sende onu devamlı tutmaz, sürekli yapmaz. Ayet de var: Biz bir zorluğun arkasında bir kolaylık diyor. Bir kolaylığın arkasında bir zorluk vardır ya. Onun için ayetlere dikkat etmek lazım. İlla ben buna efendim duçar oldum, bundan kurtulamıyorum dediğin zaman Hazreti Eyüp Aleyhisselam'ı düşüneceksin.

Onun kadar da kimseye zorluk vermemiştir Allahu Teâlâ. Kırk yıl hasta yatmıştır. Varlığını elinden almıştır.

Sonra ona varlığının iki mislisini evlatlarının da iki mislisini vermiştir.

Onun için biz bu dünyada bir imtihandayız. İmtihanın zorluğu ne kadar ağır olursa, iman o kadar kuvvetlidir. Çünkü Allah çekemeyeceği yükü kimsenin sırtına vurmaz. Evet.

Hocam, umreye giden hac farz olur mu? (?) Allah ömrünüze bereket versin. Ne güzel söyledin, Gökmen. (?) Hem de nasip harcadığı biliyor musun? (?) Şimdi umreye yol bulduysan hacca da yol bulacaksın. Hac yapmadan umre yaparsan ne manaya gelir? Umre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin sünnetidir. Allahu Teâlâ'nın da her ne kadar emri ise, sünnettir. Ama evvela hactır. Çünkü İslam'ın, İslam'ın beş şartı olan haccı (?) sen bırakır, haccı yerine umre yaparsan sana bu farz olur. Onun için farzı yerine getirmen lazım.

Nereden bulursan bul bir yol bulacaksın gideceksin. Farzı yerine getireceksin. Yoksa borçlu gidersin öbür tarafa.

Bak, şimdi Bu üçkağıtçılar diyeceğim ona, para karşılığında din iman tanımayan insanlar insanları kadınları kandırıyor. Kadın hacca yahut umreye, uzun yola kimle gider? Babası, kardeşi, oğlu, amcası, dayısı, dedesi, yani mahrum olmayan, nikah düşmeyen, (?) kendi ailesinden olan erkeklerle gider. Çünkü onun uzun yolda yemeye, içmeye ihtiyacını gidermeye ihtiyacı var. Buna ancak bu akrabalarıyla ihtiyacını giderebilir. Sen bunu alıyorsun, kadını götürüyorsun. Ben buna umre yaptırıyorum diyorsun. Kadınlar da Allah ben umre yapıyorum, falanca beni götürüyor diye. Sana bu refahlar yayılıyor umreye gitmesi için. (?) Üç tane umre yaparsan hac sevabı alırsın.

Ya hac sevabını hiçbir şekilde alamazsın. Milyon defa da gitse, bak milyon defa hac sevabını alamazsın. Çünkü kelime-i şehadet getirirken sana Allah farzı emrediyor. Farz hactır. Sen umreyi milyon defa yapsan sevap alırsın. Sevap. Ama haccı yaparsan anandan yeni doğmuş gibi defterin tertemiz olur. İkisi arasında milyon fark var. Kimi kandırıyorsun sen?

Evet. Söyle.

Gidemez. Eğer kadının kimsesi yoksa tanıdığı birisini gönderecek.

Şimdi sana başımdan geçen bir olayı anlatayım.

Bu Sivitliydi herhalde imam. (?) Bu imam. Bir kadın imama diyor ki yaşadığım olay ama beni nikahla beraber hacca gidelim. Fakat hactan sonra beni boşayacaksın.

İmam kabul ediyor.

Bunlar hacca gidiyorlar. Hactan dönüşte bana uğruyorlar. Kadın zorluyor onu. Hocamıza uğrayalım diye. İmam efendiye. Ben de Zeytinburnu'nda oturuyorum o zaman. Baktım ki geldiler. Beni buldular, geldiler. Kadın dedi ki, ben imamdan şikayetçiyim. Niye? Ben ona böyle böyle söyledim, beni şimdi boşamıyor diyor. Boşaması lazım. Boşamıyor diyor. İmama dedim ki, hayırdır dedim. Sen niye sözünde durmadın? O dedi, ben hoşlandım ondan dedi. E evlenmek istiyorum dedi. Sen evlenmek istiyorsun ama, Allahu Teâlâ'nın ayet-i kerimesi var dedim. Kadınlar nikahının altında durmak istemiyorsa onu zorla tutmayın diyor dedim.

Kadın sana ne güzel İslami durumu yaptırmış. İslami durumu. Ama sen şimdi imam olarak İslam'ın dedim dışına çıkmaya çalışıyorsun. Olmaz dedim bu. Kadın eğer senin nikahının altında durmak istemiyorsa durmak istemiyorum dedim. O zaman dedim onu boşaman lazım. Gittiler. Ne oldu bilmiyorum. Söylediğin cevabını aldın herhalde. Peki, Kalın sağlıcakla, Allah'a emanet olun. Lillahi Teâle'l-Fatiha.