03.10.2026 Tarihindeki Sohbet

A. Metin Saruhan · 3 Ekim 2026 · 2026

Videonun metni

Elhamdülillah.

Epey soru var burada. Epey soru var.

Şöyle bir yukarı gidelim bakalım. Burada da bir şeyler var.

Burada var. Burada var. Orada var.

Buradan başlıyor herhalde.

Yok. Burayı da söylemişiz.

Şuradan başlıyor. Baktığında ben (?) işaretliyim.

Evet, buradan başlıyor herhalde. Tamam. Olduk. (?)

Selamün aleyküm efendim diyor.

Mübarek ellerinizden hürmetle öperim. (?) Benim sorum Maide 115 dünya. Şuradan alayım. Dünyada mı ahirette mi diyor? Bunu açabilir misiniz? Herhalde burayı da geçen derste açtık gibi geliyor bana. Yok hocam, burada kaldı, doğru. Doğru mu? Tamam. Maide suresi. Evet. Söyle (?) Maide 115 Allah da şöyle buyurdu diyor. Bu bir ayet evvelden okuyacak olursak, Hz. İsa'ya havariler diyor ki Allah'tan bize bir maide yani yemek getirebilir misin? Hz. İsa da havarilerine diyor ki yoksa inanmadınız mı? diyor. İnandık da kalbimiz mutmain olsun diye istedik diyor. Bunun üzerine Hz. İsa aleyhisselam dua ediyor Allahu Teâlâ'ya.

Allahu Teâlâ da ona, Allah da şöyle buyurdu: Ben onu size şüphesiz indireceğim, yani yemeği, ama bundan sonra içinizden kim inkar ederse kainatta hiçbir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim diyor. Kainatta hiçbir kimseye etmediği azabı. Düşün, Firavun da dahil içerisine, Nemrut da dahil içerisine. Bu dünyanın azabı geçici.

Ne kadar azap edersen azaptan kurtulacak. Ama kelama dikkat et. Ne diyor kelamda?

İçinizden kim inkar ederse kainatta hiçbir kimseye etmediğim. Kainat dediği zaman yedi kat gök ve cennet ve cehennem içerisinde. Kainat çünkü bu. Bütün bu alem. Kainat dediğimiz zaman yalnız insanı mı anlıyoruz? Yahut bu dünyayı mı anlıyoruz? Bütün kainat diyoruz. Bütün alemler yani. Manası o. Öyleyse hiçbir kimseye yapmadığım azabı yapacağım dediği zaman, burada yaptığı azap biter. Ama ahirette yaptığı azap bitmez. Çünkü ruhlar üzerine ölüm yoktur. Ölüm olmadığına göre cehennemde ebedi ateş veya daha birçok azaplar var. Mesela demir kamçılarla dövülme. Efendim ateşin yanında tünellere arabalar giriyor ya tünellere onu iki tünel büyüklüğünde kabul et.

İçerisi toz pembe alev. Adamı oraya bırakıp altı beş altı saniye içerisinde çıkartıp aynı simsiyah kömür gibi yere yığılmış vaziyette getiriyorlar. Hocam görmüş gibi anlatıyorsun. Vallahi de gördüm, billahi de gördüm. Yani yeminle söylüyorum. Orayı da gezdim. Gördüm. Aradan yine 5-6 saniye say. 5-6 saniye sonra deri çatlıyor. Aynı toprak gibi, toprağın çatladığı gibi. Altından bembeyaz deri görünüyor. O beyaz deri görünmeye başladığı zaman kişi ayılmaya başlıyor, inlemeye başlıyor. Bir müddet sonra, yine 5-6 saniye sonra, o deri üstündeki deri değişiyor. Altından bembeyaz deri çıkıyor. Zevani mele. Aynen pehlivanların giydiği kıspet. (?) Başının arkasında da bir topuz saç.

Bunu titri ensesinden yine oraya bırakıyor. (?) E bu kainatta kimseye yapılmayan bir azap değil mi? İşte. Evet. Allah bizi öyle bir azaptan korusun. Amin.

burası dünyada da azabı görür bir kısmına ama hakiki azap (?) kainatta hiçbir kimseye yapmaz mı diyor yani yani (?) burada ikinci bir mana şu buraya çok dikkat edin. Allah'tan bir şey istedin bir şey bir mucize, Allahu Teâlâ eğer o mucizeyi size gösterir de siz o mucizeyi inkar ederseniz bir lahut aleminde Rabbimiz sizin karşınızda sizin Rabbiniz benim dediği zaman inkar ettiniz. Zatının görünmediği bir alemde bu sefer Allah'tan bir dilekte bulunduğun zaman sana bir mucize gösterirse mesela bir kayadan bir sarı deve çıkarttı. (?)

Ne yaptı? Onlar inek çıkarttı. Onu kesince ne yaptı? (?) Deveyi, ayaklarını kestiler. O Salih'in kavmini helak etti Allahu Teâlâ. helak sizde diye eğer benim (?) gönderdiğim taamı da inkar ederseniz arkanıza arkanıza döner giderseniz aynı duruma düşersiniz yani orada beni inanmadınız, burada da alaya aldınız, alaya (?) almanıza rağmen ben size hakikat olarak taamı göndermeme rağmen yine burada alaya aldınız, size kainatta yapmadığım en büyük azabı yaparım diyor. Ne bu en büyük azap? Allahu Teâlâ insana ruhundan bir cüz'i vermiştir. Öyleyse Allah ölümsüz olduğuna göre Rabbimizden bir cüz'iyle yaratılan insan da ebedidir.

Allah ile ebedidir. Ama bunu idrak edemeyen insan benim bu kelamıma vahdet-i vücutçu derler. Vahdet-i vücudun ne olduğunu bilmez bu zavallılar.

Allah matluptur. Yani muradı nispetinde yaratandır. (?) Yaratılanların hepsi mahluktur. Zatından bir cüz'ü verip de insana insanı ruhundan dolayı cennet ve cehennemi ebedi kıldıysa bu Allah'la kaim olan insan Rabbinle beraber yaşantıyı hak eden insan Rabbinden bir cüzü olmasına rağmen vahdet-i vücut mu oluyor? Vahde zaten bir. (?) O vücuttan ayrılanlar yani bir kraldan yahut da şöyle söyleyelim bir bal arısı bal arısının türemesinden arıları hepsi ana var mı? (?) Yok. Ana arı mı? Yok. Ne yapıyor? Ürüyor mesela onda. (?) Sonra ondan sonra bir ana arı daha çıkar kovan değiştirir. Fakat insanlar arasında bir daha böyle bir kral olacak birisi yok.

Niye? Çünkü Allah'ın ilmine sahip olacak hiçbir yaratılmış yaratılmamıştır. Onun için o vahde birdir. Vahde bir. O ilahtır. Yaratandır. Bizler yaratılanlarız. Allah'a iman eden yaratılmış insanlarız. Evet. Onun için onun azabına tahammül edilmez. Onlar hoca nice bin yıl yandıktan sonra diyor. (?) Ateş kütükleri olarak kalacak.

İşte Allah'ın kelamı hem zahir hem batındır. Zahirde de azap var, batında da ebedi bir azap var.

Evet, Bayramiye.

Bayramiye bir soru daha var. Selamün aleyküm efendim. Mübarek ellerinizden hürmetle efendim. Benim sorum Maide suresi 117'den beni, beni, beni, beni vefat ettirdin diyor. (?) Bunu açabilir misiniz? Açabilir misiniz? Allah razı olsun. Maide suresi 115, 116, 117. Evet.

Ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim. Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah, Allah'a kulluk edin dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcüydüm. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin diyor. Şimdi Hz. İsa daha sağdır. Daha mahkeme-i kübra kurulmamıştır.

Şimdi bir ayet geriden okursak bak ne diyor. Allah, ey Meryem oğlu İsa, bunu mahkeme-i kübrada söylüyor, bu dünyada değil. Daha Hazreti İsa'sa daha hesaba çekilmedi. Ey Meryem oğlu İsa, insanlara beni ve anamı Allah'tan başka iki tanrı bilin diye sen mi dedin? diyor. Ne güzel, sen mi dedin?

Buyurduğu zaman o, haşa, seni tenzih ederim diyor. Allah da biliyor demediğini de onu ikaz ettiriyor, devam ettiriyor sözüne. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz diyor. Bu, şu ayet-i kerimenin karşılığı. Hangisi o? Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hiçbir peygamber insanı kendine davet etmez diyor. Bu ayetin karşılığıdır bu da. Sen benim içimdekini bilirsin. Bu da şu ayetin karşılığı. Sizin kalbinizin en ücra köşesinde olup da sizin bilmediklerinizi ben bilirim diyor. Çünkü kıyamete kadar gelecek olanların her bir canlının nerede ne yapacağını bilir. Ağaçların yaprakları bile ondan izinsiz kıpırdamaz.

Evet. Halbuki ben senin zatından olanı bilmem diyor. Hazreti İsa ne diyor? Ben senin zatında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin diyor. Bu da şu ayetin karşılığı.

La gaybıyla Allah gaybı Allah verir diyor. (?) Evet. Şimdi ben onlara ancak bana emrettiğini söyledim. Yani ben peygamberlik vazifemi yaptım. Sen de buna şahitsin. Nasıl şahit? Ben senin söylediklerini söyledim diyor.

Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin dedim diyor.

İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrol kontrolcüydüm diyor. Yani buradaki kontrolcü onları zorla kontrol edip de Hakk'a davet eden değil. Daima Hakk'a anlatandım diyor. (?) Batıla karşı Hakk'ı müdafaa edendim diyor. Evet. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici sen oldun. Yani beni göklere kaldırdın. Sonra indirdin. Sonra beni vefat ettirdin. Şimdi mahkeme-i kübra kuruldu. Hesaba çekiliyoruz. Ben vefat ettikten sonra onlar üzerine gözetleyici sendin diyor. Demek ki de hasa hala gözetliyor. (?) Ama aralarında yok. gözetleyici. Buna Allah da şahit. Daha vefat etmedi. Ne zaman vefat edecek?

Hazreti Mehdi gelince. O da Müslümanlığı kabul edecek. Zirkatı Müslüman. (?) Dini kabul edecek. İslam dinini. Yani Peygamber Efendimizin peygamber olduğunu tasdik edecek. Ama zavallı insanlar, aklını kullanamayanlar. Kim bunlar? Gayrimüslimler. Ne diyor? Hz. İsa gelecek, Hristiyanlığa gelecek. Hristiyanlığı değil, Peygamber Efendimiz'in ruhundan olmadır. (?) İnned dine indallahil İslam ayet-i kerimesine göre İslam alacak. (?) Zaten İslam dini üzerine. Resulullah Efendimiz'e yardımcı olacak. Onun ümmeti olacak. Peygamberi değil, bak dikkat et. Onun ümmeti olacak. Niçin peygamberi değil? Çünkü o bir peygamberdi.

Dili hala peygamber. Fakat peygamberlik vazifesi Hazreti Muhammed (?) sallallahu aleyhi ve sellem'e geçtiği için burada bir nokta var.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz son bir peygamberdir. Hatemen Nebi'dir. Ondan sonra bir daha peygamber gelmeyeceğine göre peygamber (?) ünvanıyla gelemez. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e ümmet olarak gelecek.

Ve İslam dinini beraber yayacaklar. Kırk sene. Onlar da vefat edecek. İşte ben vefat ettikten sonra onlar üzerine gözetleyici sendin diye. Çünkü bunun da manası Allahu Teâlâ hüvel evvelü vel ahiru ve zahiru vel batın. O evvel ve ahir, zahir ve batin alemlerin sahibidir. Hep ayetler toplanmış bir araya.

Sen her şeyi hakkıyla görensin diyor. (?) Çünkü o her yerde hazır ve nazırdır. Allah her yarattığını kendi görünümün dışında (?) yaratmamıştır. Kendi hükmü dışında yaratmamıştır. Kendi hükmü dışında yaratmış olmuş olsaydı bu yedi alem yedi alem içerisinde yarattıklarından bir tanesi azap çekseydi Allahu Teâlâ tam ve kamil durumuna düşmezdi. Eksik olurdu. O yarattıklarına karşı diyor müşfik. Her yerde hazır ve nazır ve şu ayette onu bütün yarattıklarının hazır ve nazır olarak yanında bulunduğunu ispatlar. Er-rızku alallah. (?) Ya. Ayetleri bilmezsen bunları pekiştiremezsin. Öyle.

Ayzanur evladımız der ki hocam, Selamün aleyküm. (?) Mübarek ellerinizden öperim. (?) Bugün arkadaşım bana bir dua gönderdi. Kırk kilit duası adında. Ben bunlara gülüyorum biliyor musun?

Benim şu kelamımı çok güzel dinleyin. Ve kulağınızda küpe olsun. Uydurmacılar, yalancılar, vicdansızlar ben hocayım deyip hocalıktan haberi olmayanlar bir iki ağzı Arapça kelam edip de onların manasını bilmeyen vicdan sömürücüler bu gibi olaylara olayları ortaya atmak suretiyle kendilerini insanlara bak hoca efendi böyle söyledi eğer bir de tesadüfen onun dediği o kişinin kaderi içerisindeyse ooo bak şu duayı yaptım da bu böyle oldu der. Şimdi mevzumuza geliyoruz. Böyle insanların kelamlarına inanmayın. Bakın şimdi size ben şurada bir surede bir ayet okuyacağım. Buna iyi dinleyin.

Buna söyleyeceğim kelama karşılık bu.

Şimdi şurada yaz

bakalım.

Demin ne dedim? Dedim ki tesadüfen onun söylediği bu dua yahut bu ayet kişinin kaderi içerisindeyse o da zuhur ettiyse, ben söyledim de bak hoca söyledi, bu ne büyük bir alim, ne kadar güzel der, onu da etrafa yayar, hurafeyi yaymış olur, hurafeyi yaymış olur. Şimdi size ayet okuyacağım, iyi dinleyin.

Şeytan Allahu Teâlâ'ya senin yolunun üzerine oturacağım, sana gelen kullarını kendime çevireceğim diyor. Allahu Teâlâ da diyor ki kim sana uyarsa al onları sana verdim. Şimdi ayete bak ayete. Andolsun İblis onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı diyor. Tahmin tahmin bu vicdan sömürücüler bu ayetleri söylemek suretiyle, bu duaları söylemek süretiyle vicdan sömürücülüğü yapıyor. La gaybıyla Allah o gayba parmak basıyor. (?)

Bunlar düzenbaz. Bunlar yalancı insanlar.

Daha ne söyleyeyim bunlar hakkında? Allah ayetlerini söylüyor. Andolsun İblis onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkarttı. Madem ki bu ayetlerle insan kaderin dışındaysa, istediği oluyorsa, o zaman Allah bizi imtihan için niye buraya gönderdi? Niye bize gaybı bildirdi? (?) Gayb alemi. (?) Orayı kapattı. O alemi bilmiyorsun. Burada şimdi verdiğin ahdin, kaderin senaryosunu oynuyorsun. Bu düzenbazlara inanmayın. Kulağınızda küpe olsun. Sana okumaya da diyemez ama bu düzenbazın neler anlattığını (?) okuyayım. Bir bakayım ne demiş. Ancak Allahu Teâlâ'ya duayı şöyle yaparsın: Ya Rabbi, sen çekemeyeceği yükü insanların sırtına vurmazsın, derecesi yüksek olanlara en büyük musibeti verirsin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin ayakları Taif'te kanadı, taşladılar, Beytullah'ta üstüne hayvan işkembesi attılar en büyük sıkıntıları Peygamber Efendimiz çekti.

Yine de Rabbim benim durumum böyle. Bunları helak et demedi. Yahut da bana böyle bir alem yaşatma demedi.

Ne dedi? O hep hayrı istedi. İnsanlara hep hayrı istedi. Evet. Kırk kilit duası adında. Kırk kilit. Bir de duanın da ismi var. Ben de sizin derslerinizden, derslerinden biliyorum ki, ayetler duaların daha üstündedir. Ayetlerin daha üstündedir. Ayetler duaların daha üstündedir. Ayzanur, ben böyle bir şey söylemedim. (?) Ayetin üstünde hiçbir şey yoktur. Ayetin üstünde Allah'ın, ancak üstünde bir Allah olur. Allah'ın üstünde bir Allah olmadığına göre insanın duası ayetin üstünde olamaz. Niye olamaz? Baksana, burada açtım daha evvel. Yani biz kendimizi biliriz. Söylediklerimizi biliriz. Kırk kirli yıl da geçse biz hakkı söyleriz. (?)

Bizde hurafe yok. Bizde kendi aklımızla konuşmak yok. Bizde Allah'ın ayetiyle konuşmak var. Evet. Önce önemsemedim ama baktığım kırk tane ayetin birleşmiş birleşimi bu bahsettiği dua. Bunu okuyunca kendi hayatında olağanüstü değişiklikler olmuş.

Yalnız ben dualardan bakan biri olan yalnız ben (?) dualardan bakan biri olan tüm sülale birbirine girmiş durumda. (?) Bu durum ona göre çözülmeymiş, çözülmeymiş. (?) İyi, iyi bir şeymiş. Ben okuma cesareti edemedim. Açıkçası belki istemediğim düğümler çözülecek, bilemiyorum ki. Böyle şeyler var mı? Hocam yoksa insanoğlu inanmak istediği şey mi çekiyor kendine? Size anlatabilir miyim bu 40 ayeti? (?) Bir baksanız alakası var mı acaba kilitlerin açılmasıyla? Allah razı olsun. Böyle bir şey yok yavrum. Eğer bununla Allah kilitleri açtırmış olsaydı, bak kafanı çalıştır, aklını çalıştır burada. Allah her insanı, Elestü bi-Rabbiküm hitabında, A'raf suresinin 172. (?) ayet-i kerimesinde kişinin arzu ve isteğini kaderine yazdıysa, bunu da dünyaya gönderdiği insanın senaryosunu insan kendisi oynayıp da kendisinin nasıl bir insan olduğunu ispatlaması için, buraya o kaderi için geldiyse, şu ayet-i kerimeye göre de siz nasıl bir insan olduğunuzu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz?

Ayet-i kerimesine göre de biz oradan habersiz, kendi fıtratımızı yazdırmış olduğumuz senaryoyu, kendi fıtratımızda kaderimizde yazılan karakterlerle beraber arzu ve isteğimizle Allahu Teâlâ bizim isteğimize göre olaylar yaratıp, biz de bu olaylar karşısında yapacağımız işlerle biz sevap veya günah alırız. Senin dediğin gibi, yahut o vicdan sömürücünün, o hainin söylediği gibi ama ben bir Müslümanın böyle söyleyeceğine inanmıyorum. Bu bir Yahudi düzmesi. Yahudi düzmesi der ki, bak şu duayı şu kadar oku, on kişiye okut, bak iki saat sonra ne olacak diyor. Halbuki iki saat sonra olacak yok. Çünkü kader değişmez.

İşte bu, seni niye bu şekilde söylüyor? İki saat sonra olmayınca, bak sen bunu da söyledin, duan da olmadı, Allah da sana duanı vermedi, yahut da Allah yok, seni dışladı. Bunun gayeleri bu: Allah'ı küçümsemek, Allah'ı insanlardan dışlamak, Allah'ı insan seviyesine düşürmek. Bu o Yahudinin düzmesi bunlar. Kırk kilit diye. Sen ayetleri Kur'an'ın ayetleri olarak karşılığını olarak, meal olarak verildiğini mi zannediyorsun? Aydın'ın kızı. (?) Bunlar hep Yahudi'nin, çoğu Yahudi'nin düzmesi kelamlar. Kur'an ayetleri hariç onlara karışamıyor. Mealleri, %99'u düzmece. Bu düzmecelerle insanlar zaten imanları tarafından korunuyorlar.

Ya.

Şöyle söylüyor bir daha: Hocam bu 40 kilit duası adında ben size sizden derslerinden biliyorum ki ayetler duaların daha üstündedir, yine aynısını yazmış. Ayetler ayetler ne diyor? Bugün arkadaşlar bana bir dua gösterdi, ben de sizin (?) derslerinden biliyorum ki ayetler duaların daha üstündedir. Doğru söylüyor, burada ben yanlış okudum demek ki onu. Ben de dualar ayetlerin üstünde zannettim. Ama şu evvelkine bakayım, bakayım ne diyor.

Derslerinden biliyorum ki ayetler duaların daha üstündedir. Doğru söylüyor. Ben yanlış anlamışım. O dualar ayetlerin üstünde zannettim. Doğru söylüyorsun ama diğerleri doğru. (?) Bunlardan bir tanesi doğru çıkarsa bak ne dedim burada Aydınlar (?) evladım sana ayet de okuyorum. Andolsun İblis onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkarttı. Yani iblis bunu bilerek söylemedi. Senin kullarının önüne oturup da kendime çevireceğim diye bunu bilinçli söylemedi. Bunu bir tahmin ederek söyledi. Öyleyse o gaybı bilemez. Biz de gaybı bilemeyiz. Ancak gaybdan Allah veli kullarına bazı olacakları bildirir. O da velinin kerametidir.

Bu kadar.

Ne diyor şimdi burada? Andolsun İblis onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkarttı. Bu tahmin çok mühim burada. Tahmini bilinçli yap söylemedi bunu diyor. (?) Müminlerin dışında hepsi ona uydular diyor. Müminler kim? Nefs-i mutmainneye çıkmış. Fecr Suresinin 27-30. ayet-i kerimeleri. (?) Ey mutmain olmuş nefis! Rabbin senden, sen de Rabbinden razı olarak gir kullarımın arasına, gir cennetime dediği insanlar.

Ayrılır evladımız burada. (?)

Bismillahirrahmanirrahim. İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ. İki defa. Fetih Suresi bir ayet. İki. Selamün aleyküm tıbtüm fedhuluha halidin, (?) fedhuluha, fedhuluha halidin. Zümer yetmiş üç. Lekad caeküm resulüm min (?) enfüsiküm. Bunu koyuyor, buraları koyuyor. Bunları sil, kimseye (?) gösterme bunların gireceğin günahları da sen düşün anladın? Bir daha böyle şeyleri dışla ve kâle alma. Sen imanlı birisisin. Fakat dinimizden pek bir her ne kadar imanın seni efendim dinimizi yaşamayı sevk ediyorsa da böyle imanlı insanlar hurafelere çok inanıyorlar. Çünkü saf insanlar, temiz insanlar. Hocaları da hoca biliyorlar.

Bir hoca, kendini bilen hoca böyle söylemez. Yahudinin dediği gibi size anlattım. O oyuna düşmeyin. Sen şu ayeti şu kadar söylersen, ya şunları böyle yaparsan, muhakkak sen şu işi yapacaksın. Ya bu kader değiştirir mi? Sen istediğin kadar oku. Senin kaderini değiştirir mi? Değiştirmez. O zaman, madem ki bunlar senin bütün istediğini yerine getiriyor, öyle ya, o zaman Allahu Teâlâ niye kafirleri, o şeyleri, mühürlemiş kalplerini. Çünkü öyle istemiş. Allah'ı inkar etmiş. Allah'ı inkar eden bir daha dünyaya dönse de o sonunda yine de inkar eder. Dönmez. Çünkü kalp öyle mühürlenmiş. Hatemallâhu alâ kulûbihim ve alâ sem'ihim ve alâ ebsârihim gışâveh, ve lehüm azâbün azîm.

Bunu da yanlış açıyorlar. İşte ayetler ne diyor? Allah mühürledi diyor. Ya mühürleyen Allah. Ama nasıl mühürledi? Bak dikkat et. Mühürleyen gene Allah. Onlar Allah'ı inkar edince Allahu Teâlâ da ben sizin Rabbiniz olmama rağmen beni inkar mı ediyorsunuz? Başka bir ilah mı bekliyorsunuz? Evet diyorlar. Başka bir ilah. Seni tanımıyoruz. Niye söylüyor böyle? İşte dedik ki size burası bir sır. Ben size açıyorum burayı. Allahu Teâlâ insan şeklinde göründüğü için onlar gurur ve kibirlerinden diyor. Ayet şimdi bu da. Gurur ve kibirlerinden beni inkar ettiler diyor. Hayallerindeki Rabb'i beklediler. Biz diyor onlara diyor meleklerle gökten sarkar secde ettirdik. (?) Ama biz kendi iradesinde onları serbest bıraktık diyor.

Serbest. İşte o şekilde inanmadıkları için Allahu Teâlâ'ya Allahu Teâlâ bu alemi yarattı. Bizi ikinci bir yaratılışla beden kısvesine soktu. İşte burada vermiş olduğumuz kaderi karakterler olarak bize işledi. Yakmış olduğumuz arzu ve isteklerimizle işlemiş olduğumuz icraatlar bizim sevap ve (?) günahımız oldu. Siz nasıl bir insan olduğunu ispatlamadan öleceğinizi mi zannettiniz? Ayet-i kerimesine göre kendimizin nasıl bir insan olduğunu ispatlıyoruz. Bu neyi ispatlıyor? Allah bütün eksik sıfatlardan münezzeh. Diyemeyeceksin ki beni zatının görünmediği bir aleme gönderseydin ben sana orada bak nasıl ibadet ederdim.

Al, oku Taha suresinin 134. ayet-i kerimesi. Evet.

Burayı sil. Bu yazıları sil Ayzanur evladım. Yoksa günaha girersin. Buradan nasıl siliniyor onu ben bilmiyorum ama buradan silebilir misiniz bunu? Yöneticiler siliyor hocam. Yöneticiler siliyor onu. Evet. Silemiyoruz.

Süleyman Misafir der ki Süleyman selamün aleyküm hocam Neml suresi 82 açar mısın diye ellerinizden öperim. Neml suresi açalım Süleyman efendi, evet. Süleyman, Neml 82. O

söz başlarına geldiği kıyamet yaklaştığı zaman onlara yerden bir dabbe mahluk çıkarırız diyor.

Bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler diyor. Bu kıyamet alametinde kıyamette çıkacak bir hadde bir dabbe bir canlı. (?) Kimin Müslüman kimin kafir olduğunu alnından bilecek diyorlar. Öyle söylüyorlar. Alnından tanıyacak. Ve siz iman etmemişsiniz o alnında. İman nuru yazılmayan insanlara siz iman etmediniz diyecek. Daha bir ayet. Sen körleri sapıklıklardan çevirip doğru yola getiremezsin diyor. Körler kim? Yaşayan ölüler. Yaşayan ölü kim? Ayetleri duyar, kulağı tıkalıdır, anlamaz. Gözüyle görür, gözünde perde vardır, görmek istemez, inkara geçer. Kalbi mühürlüdür, Rabbine karşı asidir.

Bunlar yaşayan ölülerdir. Doğru yola getiremezsin ancak ayetlerimize inanıp da teslim olanlara duyurabilirsin diyor sesi. Yaşayan ölünün yanında davul zurna da çalsan duymaz. Kim duyar? Ancak onunla ilgili olanlar duyar. Evet. Burada çok söz var söylenecek. Çok da ayet var. Onlar dünyada kördüler. Ahirette daha da sapıktırlar diyecek. Daha da kördüler. Onlar diyecek biz dünyada görür idik. Burada niye körüz? Böyle ayetleri insanlar da zannediyor ki orada kör olarak haşrolacak. İnsan kör olarak haşrolmayacak. Gene bakar kör olacak. Bak diyecek Allahu Teâlâ. Lahut aleminde sizi yarattım. Rabbiniz benim dedim. İnanmadın. (?) A'raf suresinin 172. ayet-i kerimesinde senin Rabbin benim dedim. (?) Anlaştık. İnanmadın. Seni görünmediğim, zatımın görünmediği bir aleme gönderdim. (?) Orada inanmadın. Buraya geldin. (?) Hala inanmıyorsun. Çünkü kalbinin esrarını biliyorum diyor.

Kör değilsin de nesin diyor sana. Ya nesin daha nasıl kör olacak?

Evet. Ha. O söz başlarına geldiği kıyamet yaklaştığı zaman diyor. O söz yani kıyamet ne zaman kopacak diyenler. İşte o söz diyor. Başlarına geldiği zaman. Yani kıyamet kopmaya başladığı zaman. Onlara yerden bir dabbe mahluk çıkarırız da bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler diyor. Daha burada bu kadar yani Allahu Teâlâ varlığını insanlara göstermeye çalışıyor. Fakat kör, anadan doğma bir kör. Güneşin ne olduğunu ne bilsin? Bilmez. Evet. Şimdi aklıma bir bilmece gibi bir darbımesel geliyor.

Bayburtlu'nun bir tanesi hiç deniz görmemiş. Arabaya biniyor. Trabzon'a geldiği zaman yukarıdan dağların tepesinden denizdeki dalgaları görüyor.

Diyor ki burada diyor ne kadar koyun var diyor. O köpükler o köpükler köpükleri koyun zannediyor. Yanındaki adam da diyor ki anlıyor bunun deniz görmediğini. Onlar diyor denizde diyor dalganın köpükleri diyor. Deniz dediğin nedir diyor. Umman da diyor. Atlas okyanusu yani büyük okyanuslar var denizler diyor. (?) Su su birikintileri diyor. Vay diyor ya emmimin kazanıyla ya kırk ya kırk buçuk gelir diyor bu su.

Bunlar da böyle.

Kıyamet ne zaman kopacak. İnanmıyor. Başına geldiği zaman inanacak. Onlara yerden bir dabbe mahluk çıkarırız da bu onlara insanların ayetlerimize kesin bir iman getirmemiş olduklarını söyler. Bu dabbe nasıl bir şey onu da bilmiyoruz ama o zaman şöyle söylerler. İnsanların alınlarında o iman nuru parlayacak. Onlar Müslüman olduğunu anlayacak. Müslüman olmadıklarına da siz inanmış değilsiniz diyecek bu dabbe. Evet. O gün her ümmet içinde ayetlerimizi yalan yalan sayanlardan bir cemaat toplarız da onlar toplu olarak hesap yerine sevk edilirler. Bu da ahirette. Bu da ahirette. Evet. Nihayet hesap yanına geldikleri zaman Allah buyurur.

Siz benim ayetlerimin ne olduğunu kavramadan yalan saydınız. Öyle mi? Değilse yaptığınız neydi diyor. Hiç cevap yok.

Evet. Süleyman.

O dabbe de dünyanın sonunda kıyamet koparken, kopmadan bir an evvel bedene çıkacak. (?) Yani artık daha kıyamet kopuyor. Artık iman edin de söylettiriyor yani. Onlar hala inkar edecekler.

Selamün aleyküm hocam.

Bu Süleyman.

Mustafa Hacıoğlu hocam Mü'min ellinci ayet diyor. Mü'min suresi. Bakalım Mü'min suresi. Efendim. Sure. Mü'min.

Mü'min. Mü'min suresi. Bir de Mü'minun var. Sen burada Mü'min yazdığına göre Mü'min'in ellinci ayet-i kerimesine bakacaksın.

Bekçiler size peygamberleriniz açık açık deliller getirmediler mi derler diyor. Bu kıyamet kopacak. Toprak altında ne kadar yattıysak sonra İsrafil Sur'u üfleyecek ondan sonra da biz hesaba çekileceğiz. Hesaba çekildikten sonra cennet ve cehenneme gittikten sonra cehennem ehline söylüyor şimdi bunu? Cehennem ehline. Bekçiler dedi, cehennemin bekçileri. Bekçisi. Size peygamberiniz açık açık deliller getirmediler mi? derler. Onlar da getirdiler cevabını verirler. Cehennemde. Bekçiler ise o halde kendiniz yalvarın derler. Halbuki kafirlerin yalvarması boşunadır diyor. Niye boşunadır? Çünkü Allah'ı bir de Allah olarak tanıyıcı değillerdir.

Orada azabı arttıkça insanların Allah'a kinleri artacak. Kinleri de arttığı müddetçe de orada kalacaklar. Eğer orada yanıp da kinleri atlayıp da evet bu hakikaten benim Allah'ım beni yaratandır dese Allah'ı sen gazabı (?) rahmetini aşmış mı bulacaksın? (?) Onun rahmeti gazabını aşmıştır. (?) Cehennemi ortadan kaldırır. Cehennemi. Ama onlar ebedi Allah'a kin diyecekler. (?) O tapındıkları hayalindeki Allah gelecek. Bu Allah'tan intikam alacaklar. İşte onun için Allah da diyor ki bunlar artık yalvaracak değiller. Yani bilecek değiller. Beni bilecek değiller. Halbuki onların yalvarması boşunadır. Çünkü onlar artık bana iman edici değiller diyor.

Mesela suyu değiştirebilir misin?

Suyun karışımı var. İki hidrojen, bir oksijen. Bu oksijen ayrılmadıktan sonra suyun su özelliği ortadan kalkmaz. Bunlar da o özelliklerle ebedi kafir özelliğini yemiş, damgayı yemiş olanların özellikleri bir daha ayrılmayacağına göre kendi iradeleriyle ayrılmayacağına göre ebedi orada kalırlar. Ve bunu da Rabbimiz bildiği için onlar orada ebedidirler diyor.

Süleyman Misafir der ki hayırlı sohbetler, hürmetler mübarek ellerinizden öperim Allah razı olsun efendim diyor. Ayzanur der ki hocam benim bir başka sorum da var. Sor bakalım Ayzanur. Bazı dersler yapıyoruz, büyük zatların isimlerini zikrediyoruz, sonra yüz Bismillahirrahmanirrahim, yüz Estağfurullah gibi. Bu dersleri yaparken dil ile kalp ve akıl arasında her zaman bağ olmuyor. Bu dersleri yaparken dil ile kalp arasında her zaman bağ olmuyor. Akıl başka yerde, dil söylüyor ama kalp hissetmiyorsa bu okumaların faydasını göremez miyiz? Bir diğer sorun da şu. Siz canlı yayında dersi bitirip Fatiha okuduktan sonra elinize yüzünüze üfleyip yüzünüze sürüyorsunuz.

Bunun hikmeti nedir acaba? Allah razı olsun. Şimdi burada üç tane soru var. Üç soruyu da cevaplayalım. Bazı dersler yapıyoruz. Büyük zatların isimlerini zikrediyoruz. Evet. Büyük zatların ismini evvela zikretmiyorsun. Evvela destur ya Allah diyorsun. Hem de üç defa. Sonra destur ya Resulallah onlardan müsaade alıyorsun. Sonra seni bu yola sokup da nefsini ıslah etmek için Rabbine yaklaştırmak için şeyhine, şeyhini zikrediyorsun. Ondan da bir müsaade alıyorsun. Destur ya Şeyhim Abdülkadir Geylani Hazretleri yahut destur ya Şeyhim Seyyid Ahmed er-Rufai Hazretleri. Bak onları da anıyorsun. Onların sana öğretmiş olduğu dersleri yapıyorsun.

Seni belli bir yola sokuyor. Senin hocan bunlar. Hocana iltifat etmeyecek misin? Hocandan müsaade almayacak mısın?

Sonra diyor ki işte şu kadar bismillah, şu kadar estağfurullah lazım yapıyorum. Kalple diyor, dil arasında bazı bağlar kesiliyor diyor. Kesilir. Sen tam manasıyla kendini ona verip kendini kaybedemezsin ki. Dünyadaki yaptıklarının aklına gelir. Yüzde ellisinden fazlası Allah'ı zikrederek yapıyorsan senin zikrinin karşılığını bulursun. Ne bulacaksın? Allahu Teâlâ sana bakarsın ki Peygamber Efendimizi gösterir. Ne güzel. Sen şevkin artar. Sonra Peygamber Efendimizden sonra seni alemleri gezdirmeye başlar. Daha güzel. Şevkin artar. Sonra melekut alemini görürsün. Sonra oradan yukarılara çıkarsın. Senin gönlünle Allah'ı zikretmenle ve Allah'a safiyetle gönlünü bağlamak da olur bunlar.

Ama derece derece. İlk başta birdenbire sen bunu yaşayamazsın. Yavaş yavaş. Sen bir kova suyu birden içemezsin. Ama yavaş yavaş içersin. Evet. Zaman içerisinde içersin. Burası da böyle. Bir diğer sorum şu. Siz canlı yayında dersi bitirip Fatiha okuduktan sonra ellerinize üfleyip yüzünüze sürüyorsunuz. Bunun hikmeti nedir acaba? Allah razı olsun. Bak şimdi sana göstereceğim. Elimizi böyle yapmak neye delalettir? Ha? Biliyorsunuz herhalde. Sen sineği bilir misin? Bildiğin kara sinek. Arka ayağıyla iki kanadını şöyle sıvazlar. Sonra iki elini birbirine, iki ayağını birbirine sürer. Sineğin birinde zehir, öbür kanadında panzehir var.

İşte sineğin üzerindeki mikroplar. O hayvan oradan zehirle alır, panzehirle o mikropları ortadan kaldırır. Sen de iki elini böyle sürtmekle ellerindeki mikropları kırarsın. Sonra yüzüne sürersin. Yüzündeki bu bıyıkların, bu sakalların neyi ifade eder? Burnundaki kılların, kulağındaki tüylerin neyi ifade eder? Gözündeki kirpiklerin en gördüğün yerde kaşların neyi ifade eder? Onlar mikropları ya çeker ya iter. İşte elinin yüzüne vurduğun zaman bunlar o mikropları orada öldürür ve seni tertemiz yapar. Yani mikroplardan arındırır.

Niye erkeklerde bıyıklar, sakallar çıkıyor? Çünkü dışarıda çalışıyor. Kadın evde. Kadın da dışarıda çalışıyor. Kadın da her ne kadar çalışsa bile kadının özelliği ayrıdır.

Çünkü kadın, erkeği, erkek de kadını tamamlayacağı için birbirlerine karşı bir sevgi ve muhabbet olacak. Kadının duyguları erkeği sakallı yahut bıyıklı görecek.

Sakalsız da olur. Fakat erkek kadını sakallı değil. (?) Onu bıyıksız ve sakalsız görecek, sevecek.

Çünkü erkeğin duyguları başka, kadının erkeğe olan duyguları başka. Bu duygular birbirini tamamlar. Onun için kadının et yapısı ayrıdır, aynı et. Erkeğin et yapısı ayrıdır. Bir hayvanı kabul et. Sırt eti ayrıdır. Baldır eti ayrıdır. Göğüs eti ayrıdır. O da et, o da et. Böbreğin de ettir, ayrıdır. Ciğerin de et, o da ayrıdır. Hepsi ayrı yaratılmış.

Herhalde anlayabildin.

Güzel ama. İnsanı öğrenecek.

Bakalım başka bir şey var mı? İhvan Misafir der ki Selamün aleyküm hocam. Ellerinizden öperim. Sekizinci kutbu şu anda dünyada mı? Kendisine tabi olan var mı? Allah razı olsun. Valla ben bilmediğim hiçbir şeyi aklıma göre söylemem. Ben bilirsem söylerim. Söylediklerim de ya gördüklerim ya Rabbimin bana bildirdikleridir. Zaten gördüklerim de Rabbim bildirir. Onları söylerim. Bilemem ne zaman gelir.

Ömer Sefa der ki İstanbul'da akşam ezanı ile ders saatimiz denk geldiği için, dersimiz 10 dakika sonra başlayacak. Hayırlı akşamlar diyor. Doğrudur. Selim 705 üye der ki, Selamün aleyküm efendim. Mübarek ellerinden hürmetle efendim. Benim sorum, sayfa 334. Hac Suresi 26. ayet. Bakalım. Hac Suresi 26. ayet. Geç buradan. Geç. Hac Suresi. 26. ayet Yanlış açılan bir ayet bu.

Yanlışını okuyalım. Bakalım yanlış nerede? Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve ona şöyle demiştik. Bana hiçbir şeyi eş tutma. Tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut. Evet. Burada ne diyor şimdi, dikkat et. Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve ona şöyle demiştik. Ne diyor? Bana hiçbir şeyi eş tutma. Halbuki burası o şekilde değil. Bak doğrusu, hatırla o zamanı ki İbrahim'e Beyt-i Şerif'in yerinde bir makam hazırladık diyor. Onun için tavaf ettiğiniz zaman, tavaf yedi şavt bir tavaf. Makam-ı İbrahim'de de (?) iki rekat namaz kılarız. Ayet-i kerimeye göre ne diyor?

Beyt-i Şerif'in yerinde bir makam hazırladık. İşte o. Ve ona şöyle demiştik: Bana hiçbir şeyi eş tutma. Tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi temiz tut diyor.

Evet.

Şimdi bu son kelimeye göre son kelimeye göre evimi temiz tut kelimesi, ben Hazreti İbrahim'in torunuyum. Ondan, sülalesinden gelmeyim. (?) Babadan babaya. bana kadar intikal eder bu. Ama burada bir sır var, onu size söylemek mecburiyetinde değilim. (?)

Çünkü insanlar çok yanlış anlarlar. Kaldıramazlar benim söylediklerimi. Evet.

Selamün aleyküm efendim. Mübarek ellerinize hürmetle öperim. Benim sorum, sayfa 77, Nisa Suresi 7. ayet. Hesap eder misin? (?) Nisa Suresi 7. ayet.

Nisa. Şu.

Ana babanın ve yakınlarının bıraktıklarından erkeklere birer pay vardır diyor.

Burada mirasın paylaşılmasını söylüyor. İster annenden kalsın, ister babandan miras kalsın, erkeklere birer pay vardır diyor. Niye böyle söylüyor? Çünkü erkekler kadınlara nazaran eksik alırlar, yarım alırlar. Erkek bir, erkek iki, kadın bir alır. Bu bakımdan erkekler paylarından bir alır diyor, bak bir pay vardır. Ana babanın ve yakınlarının bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır diyor. Ana babanın bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Ama bu pay nasıldır? Bunu açmak lazım. Ona da pay var. Yani onları dışlamazlar diyor. Onlar da paylarını alırlar. Gerek azından gerek çoğundan belli bir hisse ayrılmıştır, gördün mü?

Gerek azından, gerek çoğundan. Çoğu erkeklere, azı kadınlara. Niye? Allah adaletsizlik mi yapıyor burada? Kadınlara niye bir de erkeklere iki? Çünkü erkek baba ocağını tutturacak. Kadın kocaya gittiği zaman, kocası onu boşadığı zaman baba evine gelecek. Orada hissesi var. Oraya gelecek. Peki gelmese ne olacak? Hisse hibe mi olacak? Evet. Hibe olmuyor. O kadın kocasından alıyor. Mehrini alıyor. Çocuğu oluyor. Çocuğu ona bakmak mecburiyetinde kalıyor. Bak ne güzel. Ama erkeğe kim bakacak? Onun için Allah adalet sahibi. Erkek iki, kadın bir. Ama medeni kanun eşit tutmuş. Eğer bu kanunu kabul etmiyorsan bu kanunu yaşayan ülkelere gidebilirsin.

Mecburen yaşadığın bir devlet üzerinde medeni kanun denen bu kanuna uymak mecburiyetindesin. Gitme durumunda yoksa bunu tatbik etmekten mükellefsin. (?) Amma ne yaptın hocam? Amma ne demek? Açsana bize.

Benim hatunun babasından kalma yeri vardı. Bunlar sekiz kardeş. Sekiz kardeşin dördü erkek, dördü de kadın. Şimdi biz bunu on ikiye böldük. Araziyi. On ikide bir sekiz buçuk derinde yer var. (?) On ikide bir sekiz yüz metrekare mi? 750 metrekare mi? Bunlara düşüyor. Buna düşüyor. Ben o kadarını ayırdım. Hatuna dedim, kabul ediyor mu? Tabii dedi. Biz Rabbimize güvenen insanlarız. 750 metrekaresini aldım. Şimdi ahiretten ne yaptım? (?) Orayı bölünce bir uç kısım geliyor böyle. Şöyle geliyor, daralıyor burada böyle. Dediler ki bu çocuklara burada bu ziyan oluyor. Bunu da siz alın dediler. Alalım. Onlar zarar etmesin.

Ne yapacağız? Bir dönüme tamamlayalım mı? Tamamlayın dediler. Metrekaresi ne kadar? Bu kadar. Ne tuttu? Bu kadar parasını verdik. Gene de onlara bıraktık.

Onlara bıraktık. Sonunda ne oldu? Orayı aldık. Parasıyla sattılar. Satınca aldılar çocuklar. Oranın da parasını vermesine rağmen bir daha para ödediler. Oraları aldılar. Evet.

Demek ki 7. ayet ne diyor?

Evet. Bu miras hakkında olan durum ana babanın bıraktığı miraslardan çocuklarının alacakları paylar. Medeni kanun eşit tutar, Allah'ın kanunu, erkeklere iki, kadına bir der. Evet.

Selim 705 üye diyor ki,

Ankabut suresi 62. ayet diyor, Ankabut.

Kaçıncı ayet? 62. ayet. Bu da yanlış açılan bir ayet. (?) Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol verir. Eğer Allah dilediğine rızkı kullarından bol bol verecekse Allah insanı niçin irade sahibi kıldı? Niçin iradesiyle zatının bilinmesini istedi? O zaman Allah kulları arasında keyfi bir dağıtım yapmaya başladı. Hep yanlış yanlış açmışlar. Sen demez misin ki o adam varlık içerisinde yaşıyor, belki onun yapmadığı ibadetlerin bin, yüz binini ben yapardım, niye bana vermedin, demez mi? Ya, her şey evvelde olmuş bitmiş. Evvel dediğim, Araf Suresinin 172. ayet-i kerimesinde olmuş bitmiş. Sen bu alemleri görmüşsün, sana göstermiş. Bu alemlerde duyduğun duygular sana karakter olmuş. O karakterlere göre senin niyetin başlamış arzu etmeye. Arzu ettiysen Allah yaratmış. Sen kendini ispat etmişsin. Ne güzel, ne adalet. Ama biliyor musun, bunları bilmeyenler zavallı insanlar kafalarına göre ayetler açmışlar.

Allah'ı sıfatlamışlar.

Dilediğine kısar diyor. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir diyor. Doğrusunu okuyoruz. Bak Allah rızkı kullarından dileyene bol verir. (?) Dileyene de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Herkes kendi karakterine göre, duygusuna göre iş tutar. Allah da onun o duygusunu kendisine oradaki duygularıyla beraber burada o duyguyu, o yaşantıyı yaşayacağı için ve o duyguyla bu alemi istediği için ve o duyguyla bu alemi istediğinde burada güzel bir huzurla kendi arzu ve isteğini en güzel şekilde meydana getirebileceğini bildiği için Allahu Teâlâ onu kendi iradesinde serbest bırakmış. Hür bir irade.

Eğer Allah o insanın hür iradesini üzerinden kaldırır da kendi iradesini insan üzerinde işlerse bunlar o zaman insandan ne istiyor Allahu Teâlâ? (?) Zaten öyle söylüyorlar. O alimler var ya hani o çok okumuş da doktora yapmış alimler var ya, ne diyor biliyor musun? İşte yanıldığı taraf burada.

İnsan Allah'tır. İnsanın iradesini üstünden kaldırdığı zaman (?) eee bunu yok saymaz diyor. O irade o insanın üzerinden kalktığı zaman ne oluyor? Allah ona kumanda ettiriyor. İsterse öldürüyor, adam öldürttürüyor. İsterse küfre sokturuyor. Sonra iradeyi ona veriyor. Sen niye böyle yaptın diyor. Ya! Böyle Allah olur mu?

İrade insanın üzerinden kalkar da bu yok sayılır mı?

Ya, benim buram parçalanıyor buram. Ayet açıyorlar, rayet bunlar, rayet. (?)

Kim Allah böyle söyledi dediği zaman, Allah'ın söylemediğini, böyle söyledi derse diyor, azaptaki yerine hazırlasın. Ya.

Evet.

Burada üç tane daha var. Bunları bıraksak mı? Yorulduk. Namaz da okundu, ezan da oldu. (?)

Bayramiye bu senin Enfal Suresinin on ikinci ayette (?) Ondan sonra Enfal 16. ayet ve yine Bayramiye. (?) Efendim, mübarek gözden öperim. Benim sorum Hacc-ı Ekber'in fazileti (?) nedir? Hacc-ı Ekber'in fazileti nedir? Açar mısınız? Allah razı olsun efendim diyor. Bizim, ben de yaşlandım. Fazla artık soru da yap. (?) Bu üç soruyu gelecek hafta, Allah nasip ederse. Tamam anlaştık mı? Hadi selamün aleyküm. Allah'a emanet olun. Ben kalpten de elektriğe şok oldum. (?) Artık nefes gelmez başladı. En fazla konuşamıyorum. (?) Kalın sağlıcakla. Allah'a emanet olun.